Ana Sayfa Blog Sayfa 21

İftar Menüsü için Resimli Kolay Tarifleriyle Yemek Önerilerim

0

Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan! Arapça’da “şehir”, bizdeki “ay” manasına geliyormuş. Peki 3 ayların sonuncusu olan Ramazan’a neden “11 ayın sultanı” denildiğini biliyor muydunuz? Çünkü Ramazan ayı, Kur’an’ın indirilmeye başladığı ay olması, temel ibadetlerden olan orucun bu ayda tutuluyor olması ve yine Kur’an’da “bin aydan daha hayırlı” olduğu bildirilen “Kadir gecesi”nin de yine Ramazan ayı içinde kutlanması sebebiyle, tüm aylar arasında özel bir öneme sahip.

Bolluğunu ve bereketini de beraberinde getirmesi ve  hayırlı iftarlarda, Ramazan’ın coşkusunu tüm sevdiklerinizle bir arada yaşamanız dileğiyle, size iftar sofraları için, üzerine tıkladığınız zaman göreceğiniz üzere, adım adım resimli tarifleriyle, yapılışını en basit şekilde anlattığım bazı yemek önerilerinde bulunmak isterim.

iftar-menuleri-kirmizi-mercimek-corbasi-tarifi

Çorbalar

Farklı besin gruplarını bir arada içerdiği, vitamin ve mineral açısından zengin ve besleyici olduğu için çorbalar, iftar sofralarının olmazsa olmazlarındandır. Ramazan ayında ılık ılık içimiyle, hem midenizi yemeğe hazırlamaya, hem de içinde bol su ihtiva ettiği için, kaybolan vücut suyunu yerine koymaya ve kan şekerini dengelemeye yardımcı olması da onu her daim sevmemizin bir başka sebebi.

Sebzeli Kırmızı Mercimek Çorbası

Domates Çorbası

Terbiyeli Çorba

adim-adim-resimli-mercimek-salata-tarifi-iftar-menuleri

Salata-Meze ve Hamur işleri
 
Oruç süresince susuzluğu daha az hissetmek için iftarda ve sahurda domates salatalık gibi bol çiğ sebze tüketimi öneriliyor.

Yeşil Mercimek Salatası
Cacık
Cevizli Yoğurtlu Semizotu
Kolay Su Böreği
Kısır
Mücver

adim-adim-resimli-karniyarik-tarifi-iftar-menuleri

Ana Yemekler


Kabak
Karnıyarık
Kıymalı Bezelye
Biber Dolması
Köfte
Kıymalı Patates
Fırında Tavuk
Taze Fasulye
Yeşil Mercimek
Hazır Mantı
Nohut
Menemen

adim-adim-resimli-bulgur-pilav-tarifi-iftar-menuleri


Pilavlar
Sade Pilav
Şehriyeli Pilav
Bulgur Pilavı

adim-adim-resimli-enginar-tarifi-iftar-menuleri
 
Zeytinyağlılar
Zeytinyağlı Barbunya
Zeytinyağlı Enginar
Zeytinyağlı Patlıcan
 
adim-adim-resimli-firin-sutlac-tarifi-iftar-menuleri

Kek ve Tatlılar
Fırın Sütlaç
Çikolatalı Kek
Künefe
Trileçe
Cheesecake

Size Ramazan ayı için pek çok alternatif sunarak, seçip beğenin ve aralarından istediklerinizi hazırlayarak, kendi iftar menülerilerinizi, zevkinize göre kendiniz yaratın istedim. Umarım üşenmeden hazırladığım bu adım adım resimli ve kolay anlatımlı tariflerim, birbirinden leziz yemekleri kolayca yapmanıza yardımcı olur. 🙂

Ve iftardan sonra da bol köpüklü bir Türk Kahvesi keyfi yapmayı arzu ederseniz de, işte onun da tarifi burada 🙂

Bol Köpüklü Türk Kahvesi

turk kahvesi tarifi

Oruç ve dualarınızı Allah şimdiden kabul etsin.
Herkese Hayırlı Ramazanlar!

BeStyle Magazine’le “BeStylish Get Away” için Alaçatı’daydık

2

Stil ve yaşam konusunda yayın yapan en iyi aylık dergilerden biri olan BeStyle Magazine’in bu sene 3.sü düzenlenen “BeStylish Party”sine katılmak üzere 27-29 Mayıs tarihleri arasında  Alaçatı Alkoçlar Exclusive’deydim. Sosyal medya etkileşimi en yüksek isimlerden biri olarak özel davetlisi olduğum bu etkinlikte; moda, iş ve cemiyet hayatından önemli simalar kadar, sevilen dizi oyuncularının da aralarında olduğu bir ekiple birlikte çok eğlenceli ve dolu dolu bir 3 gün geçirdik. Neler mi yaptık? İşte detaylar…bestyle-magazine-usengec-sef-dilek-yeginsu-bestylish

Derginin sahiplerinden olan arkadaşım Eser Küçükerol’la ve Güzellik Editörü Esra Özübek’le birlikte bu “hafta sonu kaçamağı” konsepti taşıyan davetin programını konuşurken, etkinlik için, geçtiğimiz sene yeni açıldığında ilk konaklayanlardan birisi olarak, severek kaleme aldığım Alaçatı Alkoçlar Exclusive’in seçilmesi hoş bir tesadüf oldu. Önceki BeStylish partylerinden referansla, bu senekinin de oldukça iddialı olacağına emindim bu yüzden. “Kanal 35’de canlı yayın konuğu olduğum programdan sonra, İzmir’den Alaçatı’ya doğru yola çıktık. Otele vardığımızda, yatağın üstü dahil, odamızın her bir köşesi etkinlik sponsoru olan değerli markaların hediyeleriyle donatılmış haldeydi.

bestyle-magazine-usengec-sef-dilek-yeginsu-bestylish

Hepimizin havuz başında bir araya geleceği “Hoş geldin” buluşmasından sonra plaj keyfine bir an önce başlamak üzere, Alkoçların deniz kenarındaki, yemyeşil çimenlerinin üzerinde, rahat şezlonglarımızda yerimizi aldık.

bestyle-magazine-usengec-sef-dilek-yeginsu-bestylish

bestyle-usengec-sef-dilek-yeginsu-bestylish-esra-ozubek

Esracım her ne kadar motive etmeye çalışsa da, Alaçatı’nın o buz gibi denizine girmek, başta öyle hemen kolay olmadı. Ama sonrasında, “Mayıs bittiğine göre, deniz sezonunu açma zamanı da gelmiştir” diye bir cesaret girip de alıştıktan sonra da, bu sefer çıkmak istemedik o pırıl pırıl suyun içinden.

bestyle-magazine-usengec-sef-alacati-alkoclar-deniz

bestyle-magazine-usengec-sef-dilek-yeginsu-bestylish

Daha sonrasında ise, Alkoçlar Exclusive’in, devasa büyüklükteki masmavi havuzlarının arasında konumlanan sevimli Ege restoranında, eski 45’lik klasiklerin seslendirildiği birbirinden güzel nostaljik şarkılardan oluşan bir canlı performans eşliğinde, hep beraber yenilen bir yemekte, taze mezelere, lezzetli balıkların eşlik ettiği ilk akşam, yine eğlenceyle devam etti.

bestyle-magazine-usengec-sef-dilek-yeginsu-bestylishErtesi sabah yine tüm BeStylish davetlileri olarak, birlikte yaptığımız açık büfe brunchın ardından, sıra geldi son model Audi araçlarla test sürüşü yapmaya… Otelin önüne çıktığımızda sıra sıra dizilmiş araçlar arasında ilk olarak eşimle kendimize Q7 Quattro model siyah bir 4×4 seçtik. Snapchat hesabım “Usengecsefiniz” üzerinden canlı yayınlarla takipçilerimle de paylaştığım bu deneyim sürecinin çok eğlenceli geçtiğini, bizi yakından tanıyan ve yayınlarımızı devamlı izleyenleriniz tahmin edecektir.

bestyle-usengec-sef-dilek-yeginsu-bestylish-audi-q7-quattro

Yol tutuşundan, sessizce kapanan vakumlu kapılarına, elegan duruşundan, detaylı ön paneline kadar, iç ve dış tasarımını oldukça beğendiğimiz ve “Keşşşşke benim olsa!” dediğimiz bu araçtan sonra, bir sonraki test sürüşü için kendimize, kırmızı bir Audi A-3 Cabrio seçtik.

Cabrio denerken, üstü kapalı gezmek olmazdı değil mi ama? Tabi ki, öğle sıcağı demedik ve üstünü de açtık. Alaçatı’nın sörfçüler tarafından bu derece rağbet görmesini sağlayan o püfür püfür esen, meşhur rüzgarına rağmen, yine bol esprili ama bir o kadar da araç hakkında yetkilisinden yeni öğrendiğimiz teknik bilgileri de paylaştığımız harika bir snapchat yayını daha yaptık. Yaptığımız yayınlar o kadar çok sevilmiş ve keyifle izlenmiş ki, bir baktık, tanıdık tanımadık herkes bizim Audi deneyimimizden bahseder, mesaj ve email yoluyla, merak ettiği soruları sorar, sevgilerini yollar hale gelmiş.:)

bestyle-usengec-sef-dilek-yeginsu-audi-deklancheur

Cumartesi akşamı yaklaşırken, herkes BeStylish Party için hazırlıklara koyuldu. Boho-glam olarak belirlenen dress code’a uygun olarak hazırladığım kıyafetimin, Alaçatı rüzgarında beni zorlayacağını düşünerek, hemen B planını devreye aldım ve kırmızılara büründüm. Instagram ve Snapchatten o gece yaptığım paylaşımlarda takipçilerimden “Sana kırmızı çok yakışıyor” mesajlarını almak hoşuma gitmedi desem yalan olur. Çünkü bu elbise çoook uzun süredir, biraz incelmemi ve kendisini giymeyi hak etmemi bekliyordu, nihayet muradına biraz ulaştı.:)
bestyle-usengec-sef-dilek-yeginsu-bestylish
BeStyle’ın sahiplerinden Beliz Baran’la adeta ikiz kadar olan benzerliğimiz, bütün hafta sonu, bizi birbirimizle karıştıranlar sayesinde çok eğlenceli hatıralar yaşamamıza sebep oldu. Başta şaşırırken, bir müddet sonra bu duruma alıştık 🙂
bestyle-usengec-sef-dilek-yeginsu-bestylish-beliz-baran

Alkoçlar Hoteller zincirinin sahipleri Ender Alkoçlar ve dünyanın en tatlı ve güleryüzlü insanlarından olan zarif eşi, Sevgili Gülşah Alkoçlar’ın da, ev sahibi olarak katıldığı davet öncesi, kameralara bol bol poz vererek, bu güzel geceyi ölümsüzleştirmeyi de ihmal etmedik.
bestyle-usengec-sef-dilek-yeginsu-gulsah-alkoclar-alacati
Dj Aksak’ın performansıyla start veren gece, Tuvana Büyükçınar’ın özel olarak “Bestylish Get Away” için düzenlediği bir kapsül defileyle devam etti.

bestyle-magazine-tuvana-buyukcinar-bestylish
Defile sonrası gerçekleşen ve artık geleneksel hale gelen “BeStylish Party”ye ünlü akını oldu. İşte onlardan biri olan, Sevgili Birce Akalay’la birlikte snapler atıyoruz.

bestyle-usengec-sef-dilek-yeginsu-bestylish-birce-akalay
Birce Akalay- Dilek Yeğinsü-üşengeç şef-haberleri

BeStyle Magazine’i bu keyifli hafta sonu kaçamağını en harika şekilde tüm detaylarıyla organize ettiği ve tüm konuklarıyla tek tek ilgilendiği için tebrik ederken, kendileriyle daha pek çok sürpriz projeye birlikte imzalar atmamıza da hazır olun diyorum.
bestyle-magazine-usengec-sef-bestylish-alacati
————————————————————————–

Değerli Okuyucularımdan Minik bir Rica:

Yorum yazmak ya da soru sormak isterseniz, öncelikle şuraya tıklayarak, bloguma üye olmayı unutmayın ki, yazılarınız “Adsız” çıkmasın ve ben de sizi tanıyabileyim, olur mu? 🙂

Eğer gün içinde nerelerde bulunduğumu ve neler yaptığımı merak ediyorsanız da beni Snapchat‘te “Usengecsefiniz” hesabından takibe alabilirsiniz. “Snapchat kullanmayı henüz öğrenemedim ki ama ben” derseniz, onu da adım adım anlattım. İşte tam da burada🙂

Kanal 35’de “Ağız Tadıyla”nın Canlı Yayın Konuğuydum

0
Üşengeç Şef Dilek Yeğinsü Kanal35 Televizyonu Canlı Yayın Konuğu

Siz, benim canım takipçilerimin de bildiği üzere, geçtiğimiz hafta Cuma günü (27 Mayıs 2016), Kanal 35’de Sevgili Peyvend Merttürk’ün “Ağız Tadıyla” isimli programına davetliydim. Bunu sosyal medya hesaplarımdan duyurunca, canlı yayınımız boyunca nazik ilgileriniz ve yayına bağlanan telefonlarınızla çocuklar gibi mutlu oldum. Bir de üzerine, tüm İzmirli takipçilerimi temsilen, uzun zamandır benimle yüzyüze tanışmak için sabırsızlanan dünya tatlısı insan, Sevgili Deniz Hanımcım’la da yayın sonrası buluşunca, artık değmeyin benim keyfime! 🙂 Ay bir nefeste nasıl da özet geçtim ama, haydi gelelim şimdi bu güzel günden detaylara 🙂

kanal-35-usengec-sef-dilek-yeginsu-peyvend-tv-program

Canım eşimle Perşembe’den arabamıza atlayıp, İzmir’e doğru çıktık yola. Benimle yolculuk çok keyiflidir, yoldaki tabelalardan kendime oyun çıkarırım. Mesela “Karaköprü’den mi geçiyoruz? “Karaköprü narlı dere, selam verdim ben o yare. Keşke vermez ola idim, O da gitti yad ellere vayy!”  ya da diyelim ki “Konak” mı yazıyor? Konak’da mı büyüdün oy oy Emine, güneş değmemiş sana” diye neşeli şarkılarla potpuriler yaptığım; aracı kullananın sıkılmasına mahal vermeyen, cıvıl cıvıl bir yolculukla kendisine eşlik ediyorum. Ah! Bir de bu işkenceyi eşime sorun hahaha. Yok yok ama, bunun yanında öyle bir co-pilotluk da yaparım ki, yol öncesinde sağlıklı atıştırmalıklardan güzel bir çanta hazırlar hemen yanıma alırım. Cevizler, elmalar, bademler, salatalıklar, kayısılar, erikler, kirazlar derken, bir bakmışız ki gideceğimiz yere varmışız bile. Bu eğlenceli anlara sizler de canlı canlı ortak olmak için, beni Snapchat’te de “Usengecsefiniz” hesabından takibe alırsınız, birlikte de çok güleriz söyleyeyim 🙂

İşte bu yolculuğumuzda da, hem bu ara öğünlerle güzel güzel atıştırarak, benzin istasyonlarında mola verdiğimizde dondurma ve frappuccinolarla içimizi ferahlatarak, hayırlısıyla izmir’e geldiiiik. Bizden hemen önce yağmurlarla yolları su altında bırakan İzmir’in havası, biz adım attığımız andan itibaren bir güzelleş bir güzelleş! Oh mis! Annemler arıyor “İzmir sular altındaymış, merak ettik” diye ben bakıyorum güneş pırıl pırıl parlıyor, dedim ki şaka mı? 🙂

Neyse efendim, o gece İzmirli canım arkadaşım Aslı’dan tavsiyeler alarak, dışarda güzel bir yemek yedik ve erkenden otelimize dönüp, ertesi gün için yol yorgunluğumuzu attık. Sabah da güneşli güzel bir güne uyanıp, canlı yayına hazırlandım ve Kanal 35 Binasına doğru yola çıktık.

Kanal 35 Televizyonunda Canlı Yayın Esnasında Neler Yaşandı?

Kanal 35’e geldiğimizde canım Peyvendcim her zamanki gibi güleryüzüyle bizi karşıladı ve yayın öncesi birer kahve içerek sohbetimize başladık. Ağız tadıyla programının stüdyosu maşallah o kadar geniş, yeni ve ferah ki, “insanın evde de böyle keyifli bir mutfağı olsa, yemek yapmaya hiç üşenmez” dedim. 🙂 Ne de olsa yok, rahat rahat bunu bahane edebilirim hihihi
kanal-35-usengec-sef-dilek-yeginsu-peyvend-tv-program

Canlı yayın başladığında, zerre kadar heyecan duymadım. Karşıyaka Halk Eğitim’in Mutfak Hocası Nükhet Kayserilioğlu’yla birlikte, patlıcanlı leziz bir gül böreği yapımı esnasında, o kadar doğal, şeker ve pozitif insanlar arasında, evimin mutfağında gibi sohbet muhabbet ediyorduk ki, buna hiç gerek kalmadı.

kanal-35-usengec-sef-dilek-yeginsu-peyvend-tv-program

Canlı yayına birer birer beni tanıyan, seven insanlar bağlandıkça ve onlardan o çok değerli methiyeleri duydukça, işte o zaman çok sevindim ve heyecanlandım. 🙂

Böreğimizden sonra, bir de çilekli ve muzlu Magnolia tatlısı yapıldı ki, “Benim!” diyen mekanda bu kadar lezzetli ve şık sunumlusunu yememiş olabiliriz 🙂kanal-35-usengec-sef-dilek-yeginsu-peyvend-tv-program
Bu tatlı kapanıştan sonra biz hemen ayrılamadık ve hep beraber kanalda güzel bir yemek yedik. O esnada yazımın başında bahsettiğim hanım, tüma tatlılığı ve sevecenliğiyle, bir güneş gibi doğdu stüdyo koridoruna.kanal-35-usengec-sef-dilek-yeginsu-peyvend-tv-program

Canlı Yayın Sonrası İzmirli Takipçi ve Okuyucularım Stüdyoya Ziyaretime Geldi

Baktım benim Deniz hanımcım, kendisi gibi güzeller güzeli kızı İzim’le birlikte karşımda. Yüz yıldır tanışıyor gibi, nasıl kaynaştığımızı kelimeler anlatamaz en iyisi siz fotoğrafımızdan hissedin. Böylesine hayatın tüm zorluklarına rağmen, ailece kenetlenip, her şeye göğüs geren, moralini bozmayan, haline şükredeni, hayatı seven, insanları seven, bunu belli etmekten imtina etmeyen insanlara bayılıyorum. İyi ki varsınız.

kanal-35-usengec-sef-dilek-yeginsu-peyvend-tv-program

Bu kadar anlattım ama aranızda tabi ki canlı yayınımızı kaçıranların da olduğunu ve bundan çoook pişman olduklarını biliyorum.:)) İşte onlar için Kanal 35’de konuk olduğum Peyvend Merttürk’le “Ağız Tadıyla” programının kaydı hemen burada.

Sevgiyle kalın! 🙂

By Trileçe

4

Trileçeyle bizimkisi, “İlk tadımda aşk” oldu. Bulunduğumuz restoranda garsona “tatlı olarak neyiniz var?” dediğimizde ve cevap olarak “Harika bir “Kraliçe(!) tatlımız var, tavsiye ederim” dediğinde, “o da neymiş?” dediğimi hatırlıyorum. Meğersem “Trileçe” (Latince “Tres-leches”den geliyor ve “3 süt” demek) demeye çalışıyormuş. “Neyse haydi bir deneyelim o zaman” diye ortaya söylediğimizde herkesin amacı birer çatal alıp ağzını tatlandırmak olan bu sütlü tatlı, öylesine enfes bir lezzete sahipti ki, derhal bir tane daha söylemiştik.
by-trilece-tatlisi-cilek-karamel-bay-tralice

Sonrasında Trileçe tatlısı herkes tarafından çok sevildi ve iyice ünlü oldu. Köşe yazarları ve gurmeler yazdıkça restoranlar da, “Acaba biz bunu layığıyla yapabilir miyiz? diye pek de bakmadan, derhal menülerine eklediler ve etraf birbiriyle lezzet ve kalite anlamında alakası olmayan Trileçe tatlılarıyla doldu.İlk kaleme aldığım günden beri Google aramalarında 1 numarayı kimseciklere kaptırmayan Üşengeç Şef’in Trileçe tarifini anlatırken, bu kadar sevileceğini de tahmin ediyordum aslında. Ben o ilk çatalı aldığım gün nasıl beğenmişsem artık, Trileçe yiyeceksem, “By Trileçe mi peki?” diye mekana illa ki soruyorum. Çünkü marka sadece bu konuya odaklanıp, kendini geliştirren ve yatırımlar yapan, bütün ISO kalite belgelerini de almış, güvendiğim bir marka. Yok eğer o mekanın kendi yaptığı ya da başka yerden aldıkları bir Trileçeyse şöyle bir konuşma geçiyor aramızda:

“Aaaa! O ne ki? Siz bir de bizim traliçemizi (!) deneyin!”

Yahu önce ürününüzün adını bir doğru söyleseniz 🙂 Neyse bir iki özel lezzetler sunan mekan hariç, şimdiye kadar kaç kere şans verdiysem, bir kere bile aynı lezzet ve kaliteyi tutturana rastlamadım. Ellerinde de kaldığı için genelde eski ürünü taze diye getirene bile rastladım. Yahu sütlü tatlı bu, öyle şey olur mu? Bozulmaya yüz tutan ürünü, bir de “bizimkini deneyin” deyip, müşteriye sunmak hele, tam bir fiyasko:) By Trileçe layığıyla yapmış, oradan alın tepsi tepsi işte, mis gibi taze taze 🙂

Kayınvalidemin ev sahipliği yaptığı günlerdeki misafir teyzeler, keklerin böreklerin üzerine kapanışda yedikleri bu leziz tatlının her çeşidine bayıldıkça, biz de bizimkine her sıra geldiğinde yıllardır tepsi tepsi eve sipariş verir hale geldik. İstediğimiz gün ve saatte metal tepsi içinde kapıyoutumıza teslim ediyorlar, soğuk soğuk ferah ferah, taptaze şekilde zahmetsizce geliyor.

usengec-sef-by-trilece-tatlisi-cilek-karamel

Markayı bu kadar sevince, geçenlerde bir gün, Bayrampaşa’daki By Trileçe’nin üretimhanesini ziyaret ettim aniden! Yıllara varan bu bağ sayesinde, böyle böyle tanışıp arkadaş olduğumuz, By Trileçe’nin sahiplerinden Mehmet Bey’le mağaza kısmında oturup sohbet ederken, “ben bir de üretimhaneyi gezmek istiyorum” dedim. Hemen hijyen koşullarına uygun şekilde giyindim kuşandım ve girdim, üretimi de yerinde gördüm.

İçerideki pandispanyanın mis gibi kokusu aklımı başımdan aldı. Ay ben bir sevin! Hangi buzdolabını açsalar içinden çeşit çeşit trileçeler görünüyor. Snapchat’te Usengecsefiniz hesabıyla yaptığım anlık yayınlarımı biliyorsunuz artık. Hemen burada da üretim aşamalarını inceleyip, canlı yayınlar yapmayı ihmal etmedim tabi ki. Bu eğlenceli yayınlarla hazırladığım youtube videosuna şuradan ulaşabilirsiniz.

Normalde Karamellisini bir tepsi yiyecek kadar çok sevdiğim bu ferah ve hafif sütlü tatlının, ilk kez denediğim çileklisine de bayıldığım anlar, paparazzi kameralarına böyle yansımış işte. 🙂

Bu arada öğrendim ki, meğer By Trileçe’de tam 9 çeşit trileçe varmış ve ben sadece  ilk aşkım olan karamellisine vurulup kalmışım sadece. Fıstık, frambuaz, hindistan cevizi, damla sakızı, portakal, limon, çikolatalısı derken, o gün de çileklisiyle tanışmak varmış 🙂 By Trileçe o günkü sürpriz ziyaretime kendi blogunda şöyle tatlı bir yazıyla yer vermiş:)Peki siz hiç trileçe denediniz mi? Cevabınız evetse, en çok hangi çeşidini sevdiniz? 🙂
————————————————————————–
Değerli Okuyucularımdan Minik bir Rica:

Yorum yazmak ya da soru sormak isterseniz, öncelikle şuraya tıklayarak, bloguma üye olmayı unutmayın ki, yazılarınız “Adsız” çıkmasın ve ben de sizi tanıyabileyim, olur mu? 🙂

Eğer gün içinde nerelerde bulunduğumu ve neler yaptığımı merak ediyorsanız da beni Snapchat‘te “Usengecsefiniz” hesabından takibe alabilirsiniz. “Snapchat kullanmayı henüz öğrenemedim ki ama ben” derseniz, onu da adım adım anlattım. İşte tam da burada🙂

2016 Güneş Gözlüğü Trendleri ve Favori Gözlüğüm

2

Sıkı takipçilerimin de iyi bildiği gibi, dünya üzerinde kıyafet alışverişi yapmayı sevmeyen ender hanımlardan biriyim sanırım. Tabi bunda standartlardan biraz daha uzun boylu olmamın ve kırk yılda bir bir şey almak için heveslendiğimde, üzerimde sakil durmasının verdiği demotivasyonun payı büyük. Belime denk gelmesi gereken kemer yeri, 10 santim yukarıda kalınca hamile gibi görünmekten, ayak bileğinde bitmesi gereken pantolon, neredeyse diz altında son bulunca, palyaçoya dönmekten ya da mini diye denediğim bir etek, “maksi mini” durunca, en iyisi almaktan vazgeçmekten, inanın hayat çekilmez olabiliyor:) O dapdar kabin içinde onlarca kıyafeti giy çıkar, giy çıkar, bu kadar kan ter içinde kalmaya, ayda yılda bir de olsa, eğer bir şey üzerime, ilk seferde tam olursa, aman ne mutlu bana:)

dilek-yeginsu-usengec-sef-model-turkuaz-optik

“Aman canım bir 10 santim daha uzun olsam, daha ne isterim? Tek derdin o olsun!” demeyin, bir de bunun ayakkabı bulamama sıkıntısı var ki, işte o tam tadından yenmez! Boy uzun olunca, ayak da 38 numara kalmıyor bilesiniz:) Herkes vitrinden gözüne kestirdiği ayakkabıyı, içeri girip “İşte bunu denemek istiyorum” diye gösterip, tek seferde ayağında görüp, rahatlığını anlata anlata bitiremezken ve paket yaptırıp çıkarken, ben kenarda ezik ezik telefonumla oynuyorum desem? Çünkü benim numaram o dükkanlarda satılmıyor, hem de sadece 1 numaracık için. Yani 40 var, ama 41 yok. Ender de olsa varsa da ya çok topuklu (nedense!?) ya da çok abuk bir model oluyor. Neyse ben de günlük hayatımda biraz da bu sebeplerle sahip olduğum “spor bir şıklık” sergiler halimle ve önemli davetler olduğunda da beğendiğim moda tasarımcılarının bana özel hazırladığı kıyafetlerle buna çözüm bulmaya artık alıştım sanırım. Ayakkabı konusunda da çözümü yurt dışında buldumç Benim gibi uzun boylu insanların yaşadığı ülkelere seyahate gittiğimde, nasıl da bavul dolusu ayakkabıyla döndüğümü hatırlarsınız sanırım:)

Amaaaa iş güneş gözlüğü alışverişine gelince, işte orada bir durun lütfen! Gıcır gıcır son model gözlüklerin markalarına göre inci gibi dizili olduğu ferah ferah bir dükkanda, aynanın karşısında rahat koltuğunuza kurulup, en beğendiklerinizi bir saniyelik zahmetle hop diye takıp, yakışıp yakışmadığını görmek bu kadar kolay ve zahmetsizken, tabi ki de güneş gözlüğü alışverişinden bu kadar keyif alırım.

İlk fotoğrafta gördüğünüz lacivert renkli kadife görünümlü güneş gözlüğüm sizlerden her zaman büyük ilgi ve beğeni almıştır mesela. Devamlı benden en favori güneş gözlüklerim videosu isteyenlere buradan selam olsun! 🙂 İlk görüşte aşık olduğum bu ve geçen sene Italia Independent marka gözlüğüm sayesinde tanıştım Turkuaz Optik’le. Italia Independent haricinde, Tom Ford, Moncler, Balenciaga, Hally and Son, Dsquared2, Adidas Originals Eyewear, Blackfin, GF Ferré, Modo ve Gunnar gibi daha pek çok dünya markası var bünyelerinde. Hazır artık bahar iyice kendini hissettirmeye başlamışken dedim ki, en yeni modelleri yerinde incelemek bana da iyi gelecektir.

venedik-sarayi-dilek-yeginsu-usengec-sef-model-turkuaz-optik

Italia Independent’ın geçen sene Venedik Sarayı’nda gerçekleşen görkemli bir lansmanına katılmıştım şu yazımdan hatırlarsanız. Onun gözlüklerinin gerçekten hayranlık uyandıran bir İtalyan duruşu var. Sürekli kendini yenileyen yaratıcı bir ruha sahip olduğu aşikar.

2016 için de, ultra ince metal modeller, tasarlamışlar. Hafiflik bir gözlükte benim en önem verdiğim konuların başındır, çünkü ilk başta şıklıktan önce bende rahatlık gelir. Hem kuş gibi hafif, hem de dayanıklı yapıları ile Italia Independent benim bu beklentimi fazlasıyla karşıladı. Üst köprü detayı ve şaşırtıcı renk efektleri ise onu daha da davetkar hale getiriyor. Öyle gözlükler var ki, güneş ısısından rengi değişiyor. Görmeniz lazım! Bayılırsınız:)

O gün Turkuaz Optik’de denediğim tüm gözlük modelleri ve trendlerdeki son havadisleri öğrendiğim canlı yayınlarımdan oluşan snaplerimi, sizler için, çok eğlenceli, mini bir youtube videosu haline getirdim. Eğer aşağıda açılmazsa işte şuradan da izleyebilirsiniz.

Dsquared2 Eyewear marka gözlüklerden de denediklerim oldu o gün. İlkbahar/Yaz 2016 modellerinde, markanın temsil ettiği o cüretkar çekicilik ve sınır tanımayan cesur yaklaşım ortaya konulmuş. Modern materyaller, renk ve doku özelliklerinin eşlik ettiği vintage görünümler derken, koleksiyonda özellikle, en iddialı dört modelin baskın olduğunu hemen hissetmeniz mümkün 🙂

Hepsini anlatmayacağım, sürprizi bozulmasın ama bunlardan biri olan “Cat-eye” (Kedi gözü) stili, baştan çıkarıcı modelde, Swarovski kristalleriyle yakalanan o feminen cazibe, asetat üst gövde ile bütünleşen metal detaylarla daha da güçlendirilmiş.

Take my breathe away” şarkısıyla büyümüş “Top Gun” dönemi gençliğinin “pilot gözlüğü” dediği, Aviator tarz gözlükler, çift köprü detayı ve metal çerçevesi ile bu tarza rafine bir yorum getirerek, kesinlikle, sofistike bir görünüm sağlanmış. Yuvarlak retro hatlı unisex model de yine metal çift köprü ve modern nötral renk paleti ile hoşuma gitti.

dilek-yeginsu-usengec-sef-model-turkuaz-optik

Tom Ford da aynı şekilde, 2016 Koleksiyonu’nda dört yeni modelle öne çıkmış. Vintage görünümlere özgürlükçü bir ruh katarak günümüze uyarlanan SS16 gözlük koleksiyonu, yüksek beklentileri karşılar şekilde, köprü detayı ile ikonik aviator tasarıma kendine has bir yorum getirmiş.

dilek-yeginsu-usengec-sef-model-turkuaz-optik

Anlayacağınız sezonun ‘mutlaka edinilmesi gerekenler’ listesinde çok güzel gözlük modelleri var. Sizlerin de oylamalarıyla, benim tercihim bu çok beğendiğim Tom Ford gözlük oldu. Şu anda nude renkli bu yepyeni gözlüklerimle bildiğiniz aşk yaşıyoruz:) Umarım alışveriş deneyimimi ve izlenimlerimi anlattığım bu yazım sizlere de faydalı olur ve gönlünüze göre, keyifli bir alışveriş yaparsınız. Sevgilerimle…
————————————————————————–

Değerli Okuyucularımdan Minik bir Rica:

Eğer yorum yazmak ya da soru sormak isterseniz, öncelikle şuraya tıklayarak, bloguma üye olmayı unutmayın ki, yazılarınız “Adsız” çıkmasın ve ben de sizi tanıyabileyim, olur mu? 🙂

Eğer gün içinde nerelerde bulunduğumu ve neler yaptığımı merak ediyorsanız da beni Snapchat‘te “Usengecsefiniz” hesabından takibe alabilirsiniz. “Snapchat kullanmayı henüz öğrenemedim ki ama ben” derseniz, onu da adım adım anlattım. İşte tam da burada🙂

Radisson Blu Ataköy’de Huzurlu Güzel Bir Gün

0

Yaz’ın insana neşe veren olumlu etkilerinin iyice hissedilmeye başlandığı güzel bir Mayıs gününde atladım deniz otobüsüne… Sevdiğim arkadaşlarımla kendimize Radisson Blu Ataköy’de gönlümüzce bir program yapmıştık ne de olsa… Geç kalmak olmazdı. Deniz otobüsünden indiğimde, ilgi çeken mavi rengi ve etkileyici mimarisiyle, biraz ilerideki oteli hemen fark etmem bir oldu. Ataköy Marina ve İDO Feribot İskelesi’ne yürüme mesafesinde olan otele, taksiyle olan kısacık yolculuğum 5 dakikada bitmiş ve Radisson Blu Ataköy tabelasının önünde selfie çeker halde, sevgili takipçilerime Snapchat’te “Usengecsefiniz” hesabımdan yayınlar yapmaya başlamıştım bile.
radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-deneyim

İstanbul Atatürk Havalimanı’na sadece 10 dakika mesafede yer alan Radisson Blu Ataköy, henüz çok yeni bir otel. Aynı zamanda Tarihi Yarımada’ya da çok yakın olması, İstanbul gibi trafiğiyle bezdiren bir şehirde, takdir edersiniz ki önemli bir detay. Hemen deniz kıyısında olması ve balkonlu odaları sayesinde, misafirlerine doyumsuz bir deniz manzarası sunması da, otelin bence en büyük avantajlarından…

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul

Etrafında Galleria, Mall of Istanbul, Aqua Floria, Fly Inn gibi büyük alışveriş merkezleri bulunuyor. Anlayacağınız tam da kişinin o andaki ihtiyacına göre, isteyene böylesine bir alışveriş ve yaşam cennetinin merkezinde, gönlünce zaman geçirebileceği bir ortam vaad ediyor, isteyene tam anlamıyla bir kafa dinleme ve yenilenme olanağı sunuyor.

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbulradisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul
Aynen bizim gibi, siz de arada sırada “canım bugün koşturmak istemiyor. Sakin ve huzurlu bir gün geçireyim” diyenlerdenseniz, işte size fırsat… Beraber “Radisson Blu Ataköy’de neler yapılır, neler edilir” deneyimleyip görelim haydi! 🙂

İlk olarak, günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı atlamak olmaz. Larder Restaurant’taki açık büfe kahvaltı seçenekleri arasında seçim yapmak çok zor olsa da, “serbest günüm” diye, çok da standartlarımın dışına çıkmamaya özen gösteriyorum. Ne de olsa diyetisyenime karşı bazı sorumluluklarım var. 🙂
radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul

Hafif bir kahvaltı yanında, güzel bir sahanda yumurta ve layığıyla yapılmış bir dilimcik su böreğinin tadını da çıkarabileyim yani değil mi? Bu arada kendi yaptıkları ekmeklerden oluşan reyondan, sadece tadına bakmak için dilimlediğim yumuşacık çıtır çıtır Fransız bagetini, unutmam uzun süre mümkün olmayacak sanırım. Üzerine beyaz peynir ve çilek reçeli, kaymak ve nutella ile yaptığım kombinasyonlarla beni benden aldığını ve o anda diyet-miyet hak getire, “İşte buna değer!” diye düşündüğümü itiraf etmeliyim.

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul

Kahvaltı sonrasında hava zaman zaman biraz güneşli, biraz puslu olsa da, Larder Restoran & Teras kadar, otel bünyesindeki Lobby Bar ve Pastane’nin de keyfini çıkartmasak hatrı kalırdı. Bunun için de Türk kahvelerimizi bahane ettik.
radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul

Palmiyeler arasında, havuzun etrafında konumlanan bu yemyeşil bahçede, kemiklerimizi ısıtırken, bir yandan da şehrin ortasında bir “resort” deneyimi yaşıyor gibi hissettik kendimizi.

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-havuz

Programımız aslında hafta içi olmasına rağmen, konforlu hasır oturma gruplarında keyifli sohbetler edip, kahvelerimizi yudumlarken, öylesine huzur bulmuştuk ki, o günün Cumartesi olduğuna yemin edebilirdik hepimiz.

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-usengec-sef

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-odaÜzerimize çöken tatlı rehaveti attığımızda, bu kadar gelmişken, oteli de birazcık gezmeyi ve odalar hakkında da bilgi almayı istedik. Mimarisinin getirdiği avantaj sayesinde otelde, tamamı balkonlu, panoramik görünüme sahip ve Marmara Denizi manzaralı 133 oda bulunuyor.

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-manzara

Bunlardan 100’ü Standart Oda, 12’si Business Class Oda, 13’ü Junior Süit, 7’si Tek Yatak Odalı Süit ve 1’i Kral Dairesi olmak üzere hepsi de, sade, şık ve modern bir anlayışla, ev konforunda dekore edilmiş.

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-oda
Otelin tüm odalarında misafirlerin hizmetine sunulmuş Nespresso makinelerini görmek benim için ayrı bir mutluluk kaynağı…radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-nespresso

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-oda-dekorasyon

istanbul-usengec-sef-deniz-manzara

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-oda-dekorasyon

Bunun haricinde ütü yapmayı sevmediğim için, benim pek işim olmasa da dolabın içinde ütü ve ütü masası bile bulunuyor ki, bunu her otel odasında bulamazsınız ve aslında pek çok insan için çok da önemli bir detaydır. Bavulunun içine istediğiniz kadar düzgün yerleştirin, belki buruşmasa bile kıyafetlerin kat yerlerine, giymeden önce ufak da olsa, illa ki bir müdahale yapılması gerekir çünkü.

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-oda-dekorasyonradisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-oda-dekorasyon

İster odanızda Marmara Denizi’nin eşsiz manzarasına karşı kahvenizi yudumlayın, ister tüm misafirlere sunulan ücretsiz hızlı internet sayesinde e-posta ve merak ettiğiniz haberleri zahmetsizce takip etmenin kolaylığını yaşarken, güzel anlarınızı hemen o saniyede sevdiklerinizle paylaşın.
radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-oda-dekorasyon

Eğer iş amaçlı buradaysanız son teknoloji ile donatılmış, güneş alan, ferah toplantı salonlarında görüşmelerinizi yaptıktan sonra, bu kadar gelmişken, otelin Spa’sında kendinizi ödüllendirmeyi de ihmal etmeyin. Kadın ve erkekler için ayrı ıslak alanların yer aldığı 1000 metrekarelik Spa’nın Türk hamamında bir kese ya da belki biraz sauna-buhar odası ardından açık-kapalı havuz keyfinden sonra, rahatlatıcı güzel bir masajı fazlasıyla hak ettiniz bence.
radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul

Taze ve yerli ürünlerle oluşturulan Türk mutfağına, hafif Orta Doğu dokunuşlarının hissedildiği başarılı yorumuyla öne çıkan Larder Restoran & Teras’da, masmavi Marmara Denizi’ne karşı, masanıza şöyle bir kurulun ve otelin genç ve dinamik Executive Chef’inin maharetli ellerinden çıkmış özel lezzetleri deneyimlemeye hazırlanın. İsteyenler açık mutfağın verdiği avantajla bu leziz yemeklerin yapılışını da izleyebilir.

Tadı damakta kalan lezzetler kadar, sanat eseri misali özenilmiş, göz alıcı sunumlarıyla da dikkat çeken menüde, farklı damak zevklerine hitap eden pek çok alternatif bulunuyor.
radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-restaurant

Tadına baktıklarım arasında benim favorilerim; kavanozdaki şık ve sevimli sunumuyla gelen, taze sebzelerden oluşan mevsim salatası, yumuşacık liğme liğme pişirilmiş kuzu incik, hamburger ekmeği mantığında kocaman mantarlarla illüzyon yaratılan burgerler kadar, birbirinden iddialı ve şık tabaklarla bezenen tatlılar oldu.
radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-restaurant

radisson-blu-ottomare-atakoy-otel-istanbul-restaurant

Arzu ederseniz günlük olarak hazırlanan tatlılarınızı, arkadaşlarınızla gün içindeki buluşmalarınız veya iş görüşmeleriniz için de ideal olan, havuz kenarındaki Lobby Bar & Pastane’de de alabilirsiniz. Çay, kahve, kokteyl, tatlı ve atıştırmalıklarla burası otel içindeki en favori noktalarınızdan biri olmaya aday.
Eğer siz de şehrin merkezinde ama şehrin gürültüsünden arındırılmış bir ambiyansta, güzel yemeklerle şımartılacağınız, palmiyelerle çevrili havuz başındaki bahçede, sevdiklerinizle, sakin ve huzurlu bir gün geçirmek isterseniz, Radisson Blu Ataköy’ü değerlendirmelisiniz.

Radisson Blu Ottomare İletişim Bilgileri

Adres: Kazlıçeşme Mah. Abay Cad. No: 223, 34020 Istanbul, Türkiye
T: +90 212 939 45 00 F: +90 212 939 45 15
[email protected]
radissonblu.com/hotel-istanbul-atakoy
?code=cd2d0c334a804e5bb6409ca1bedf0482

Fıstıkzade ile 2 Günlük Gaziantep Turunda Neler Yaptık?

7

Doktor olan babalarının mesleği gereği, henüz İlyas 5 yaşındayken taşınmışlardı Gaziantep’e… Minik kardeşi Nilüfer orada doğup büyümüştü ve kendilerini “En Antepli’den daha Antepli” diye tanımlayacak kadar bütünleşmişlerdi bu büyülü şehrin zengin kültürüyle… Yıllar yılları kovaladı, eğitim hayatları ve kurumsal dünyada kazandıkları bilgi ve tecrübelerini değerlendirerek, Antep denilince akla ilk gelen lezzetlerden olan baklavayı, aynı kalite ve tazelikte daha çok kişiye ulaştırmak üzere yola koyuldular. Fıstıkzade gibi bu işin bilimine inanan ve en doğal ve en iyisine ulaşmak için devamlı ar-ge’ye yatırım yapan bir markaya master franchise oldular ve Antep dışındaki ilk mağazalarını İstanbul Ataşehir’de geçtiğimiz kış açtılar.

Karşılaştığınız ilk anda, yüzyıllardır tanışıyormuş gibi kaynaştığınız insanlar vardır ya? Artık büyüdükleri yerin havasından mıdır, suyundan mı bilinmez ama, eşim de ben de İlyas ve Nilüfer’i öyle çok sevdik ki, ilk günden beri “Bir gün beraber Gaziantep’e gidelim, sizinle inanılmaz keyifli olur” deyip duruyorduk birbirimize. Çok söyleyince olurmuş ya, işte o gün geldi çattı! Geçtiğimiz hafta, belki tam da hayal ettiğimiz gibi sadece 4’ümüz değil ama Fıstıkzade’nin düzenlediği gastronomik bir tur organizasyonuyla, 35 kişilik bir ekip, yaklaşık 1- 1,5 saatlik bir uçuştan sonra, işte Gaziantep Havaalanı’na inmiştik bile! 🙂

gaziantep-fistikzade-usengec-sef-deklancheur

Gaziantep Şehrinin Önemi ve Gaziantep Mutfağı

İlk çağlara dayanan geçmişiyle pek çok medeniyeti topraklarında ağarlayan ve tarihi İpek Yolu güzergahında bulunan bu güzel şehir; lokasyonunun avantajını ve ev sahipliği yaptığı kültürlerin çeşitliliğini, yöresel mutfağına da en muazzam şekilde yansıtmasıyla meşhur.  Birbirinden leziz yemekleri kadar, kurutulmuş gıdalar ve baharat çeşitliliğiyle de Anadolu’nun, mutfak kültürü en güçlü şehirlerinden birisi olduğunu, sadece biz söylemiyoruz, biliyorsunuz, 2016 yılının başında, gastronomi dalında, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) “Yaratıcı Şehirler Ağına”, bugüne kadar girebilen sadece 9 şehirden biri seçildi Gaziantep.

Dillere destan mutfak zenginliği kadar, gıdaları evin özel bölümlerinde saklanma kültürünün de, Kurtuluş Savaşı döneminde şehri saran Fransızlar’a karşı, onbir ay süreyle, dışarıdan hiç bir yardım almadan verdikleri amansız mücadelede etkin bir rol oynadığı söylenir.

Gazianteplilere olan Sempatimin Kaynağı

Dünyada eşi benzeri olmayan, tarihe mal olmuş bir savunma örneği göstererek “Gazi” ünvanı ile taçlandırılan bu şehrin insanlarına karşı, çocukluğumdan gelen özel bir sempatim ve Antep mutfağına da ayrı bir hayranlığım vardır. “Neden?” derseniz, çocukluğumda tatillerim, sakinlerinin çoğunluğu yazları İstanbul’da yaşayan Antep’in önde gelen aileleriyle dolu, yazlık bir sitede geçti. Akşamüstü balkonlarda mis kokulu mangallar tüter ve yanlarından “Afiyet olsun” deyip geçen her komşuya, “Buyur, beraber olsun!” denilip, hemen bir dürüm sarılıp ikram edilirdi. Öyle bir ısrar ederler ki, istersen nazlan 🙂 Bu sayede denizden çıkıp, eve gelene kadar, zaten neredeyse tıka basa doymuş olurdunuz:)

Zaman içinde yörenin zengin mutfağından ve geleneklerinden de oldukça etkilenmişim doğal olarak. Mesela az yağlı tavada çıtır çıtır kızarmış, şerbeti tam kıvamında bir fıstıklı katmeri, yanında bir bardak ılık sütle sabah kahvaltısı olarak tüketmek, bana hiç de o kadar çılgınca gelmiyor şu anda:) Durum böyle olunca da tabi ki, Gaziantep’e ilk kez gelmiş olmama rağmen, çocukluğumdan beri aşina olduğum, o damak tadıma yön veren lezzetlere kavuşacağım için ayrıca çok mutluydum.

Konaklamamızı Gaziantep Divan Hotel’de gerçekleştirdik. Dekorasyonun sadeliği, şıklığı ve konforu kadar, servis kalitesiyle de çok memnun kaldığımızı baştan unutmadan söyleyeyim.

Gaziantep’de İlk Günümüz

Sabah erkenden Fıstıkzade’nin bizim için organize ettiği servis otobüsünde yerlerimizi alarak, Gurme Rehberimiz Mehmet Severoğlu’nun Gaziantep hakkındaki içten anlatımlarını dinleye dinleye, bu 2 günlük kültürel ve gastronomik turumuza start verdik.İlk durağımız vitrindeki muhteşem görünümlü tatlıları kadar, yöresel kahvaltılarıyla da bilinen ve geçtiğimiz haftalarda Hürriyet’in hafta sonu ekinde de en iyi kahvaltı mekanları arasında ilk 7’ye giren Orkide Pastane’siydi.

gaziantep-fistikzade-kahvalti-orkide-pastanesi

Üzerine bal, şeker ve fıstık dökülerek yenilen “Batma Kaymak”, bazlama ekmeği arasında taze nane ve rendelenmiş Antep peyniriyle yapılan “Antep Dürüm”, peynirli pideyi andıran “Semsek”, kemik suyunda pişirilen “Nohut Dürüm” derken, tabi ki ilk “Fıstıklı Katmer”imizi de burada tadarak “Bismillah” dedik:)

gaziantep-fistikzade-antep-durum-kahvalti

gaziantep-fistikzade-batma-kaymak-kahvalti-fistik

Gaziantep’deki Fıstıkzade Üretim Tesisi Ziyaretimiz

Bir sonraki durağımız Fıstıkçılar Sitesi’ndeki, Fıstıkzade baklavalarının üretim tesisleriydi. 2000 metrekare kapalı alanda 4 kat üzerine inşa edilen fabrikanın girişinde, ameliyata girecek bir doktor titizliğiyle, tamamen steril hale gelip de, tepsi tepsi havuç dilimli baklavaların hazırlandığı bölüme girdiğimizde, bir yanda gençler o “zar gibi” incecik baklava yufkalarını açıyor, ötekiler tartıyor, birileri tepsiye diziyor, diğeri üzerine kaymağını, fıstığını yayıyor ve derken, tepsiler fırına veriliyordu.gaziantep-fistikzade-usengec-sef-baklava

Yanyana onlarca tepsi baklava, o sıcak ortamda tek tek tam kıvamında pişiriliyor ve üzerine çozur çozur şerbeti döküldükten sonra, dinlenmeye geçiriliyorlardı.

gaziantep-fistikzade-usengec-sef-ilyas-ozyildirim

O esnada IHA Muhabiri de bizimleydi ve benimle röportaj yaparken, daha önce böyle bir üretimhane görüp görmediğimi de sordular. Gaziantep’in tanıtımına büyük faydası olduğuna inandığım ve o dönem çok sevdiğim bir dizi olan “Yabancı Damat”da izleye izleye, o kadar aşina olduğumu sanıyordum ki, ama orada olmak bambaşka bir duyguymuş ve bu iş gerçekten çok meşakkatliymiş onu anladım. Yapılışını görmek ekiptekileri acıktırınca, fırından yeni çıkmış daha dumanı üzerinde baklavalar da tepsiden birer birer yendi.

gaziantep-fistikzade-gaziantep-kalesi

Gaziantep Mutfak Sanatları Eğitim Merkezi

Gaziantep Kalesi’nin karşısında otobüsten inip, etraftaki dükkanları dolaştık ve İlyas’ın tavsiyesi üzerine buz gibi “kara dut” şerbeti içip hararetimizi bastırdık, çünkü dışarıda hava sıcaklığı 30 dereceye yakındı.Gaziantep Mutfak Sanatları Eğitim Merkezi’ne geldiğimizde, önce alt katında bulunan mutfak kısmında bir workshop yapılarak Ali Nazik kebabının nasıl yapıldığına dair tüyolar paylaşıldı. Sonra da giriş katındaki restoran bölümünde tüm yemekler sırasıyla tadıldı. Burada yediğim Yuvalama, en çok aklımda kalan lezzetlerden biri oldu.

gaziantep-fistikzade-usengec-sef

Gaziantep’in Bence En Güzel yemeklerinden: Yuvalama

Gaziantep geleneklerine göre özellikle bayramlarda, yanında şehriyeli pirinç pilavıyla ailece yenilen ana yemeklerden olan “Yuvalama”nın, minik minik, tek tek yuvarlanmış et, kuzu incik ve nohutun üzerine, yoğurtlu sos, tereyağ  ve bol naneyle hazırlanan o enfes ekşilikteki tadıyla adeta kendinden geçiyor insan.

Gaziantep Bakırcılar Çarşısı

Bakırcılar Çarşısı’nı ve Hamam Müzesi’ni de dolaşıp, Gaziantep hamam kültürü hakkında bilgiler aldıktan sonra, Zeytinhan’a geçerek, zeytinyağı, kahve, baharat gibi ihtiyaçlarımızı yerinden karşılamış olduk. Gümüş ve bakır işlemeciliği, kilimcilik, yemeni yapımı, sedefkarlık, aba dokumacılığı, kutnu ve alaca dokumacılığı, ahşap oyma ve ağaç işleri, “Antep İşi” diye bilinen el işlemesi gibi yeni nesillere aktarılması gereken değerli işler çıkaran zanaatkarları ve eserlerini görmek üzere Gümrükhan’a geçtik, terasındaki kafede Antep manzarasına karşı yorgunluk kahvelerimizi içtik.

gaziantep-gumrukhan-fistikzade-turk-kahvesi

Tavsiye üzerine, meslek sırrı olarak saklanan özel yöntemiyle, çift renk ve çift tadıyla meşhur dibek kahvesini, fincanda pişiren Kahveci Seddar Bey’e uğrayıp, bu leziz kahvelerden de yudumladık. Herkesin “gittiniz mi? gittiniz mi?” diye sormalarına daha fazla maruz kalmamak için, İmam Çağdaş’a da hızlıca bir uğrayıp, lahmacunun tadına baktık.

gaziantep-imam-cagdas-lahmacun-kebap

Gaziantep Bayazhan

Tarihi dokusunu korunmuş, çok geniş bir avlusu bulunan Bayazhan‘ın ferah terasında, sakin ve güzel bir gecede, fasıl eşliğinde “Antep’in Hamamları” çalınırken, etraftaki herkes çok mutluydu. Masamızdaki Antepliler bir anda omuz omuza verip, özellikle düğünlerde yapılan bir Antep Klasiği olduğunu o anda öğrendiğimiz “Yah” çekmeye başladı. Ardından onu “Abo ve Ma-şal-lah”lar ve en sonunda da kızların zılgıtları takip etti. 🙂

fıstıkzade-gaziantep-bayazhan-kebap-meyhaneO anlar da dahil, ilk günümüzde ziyaret ettiğimiz yerleri, size de bizimle berabermişsiniz gibi yaşatmak için Snapchat’ten devamlı canlı yayınlar yaptım, ama Snapchat kullanmayanları da düşünerek, sonrasında üşenmeyip montajladıktan sonra youtube kanalıma da yükledim. Eğer aşağıda açılmazsa o videoya buradan da ulaşabilirsiniz. Bu arada youtube kanalıma da abone olmayı unutmayın lütfen:)

Mezeler yanında, kuru patlıcan dolması, bol maydanozlu ve taze sarımsaklı sebzeli kebaplar ve üzerine Fıstıkzade’nin havuç baklavası derken, ben hep kontrollü duruşumla her şeyin sadece tadına bakmakla yetindim. Çünkü Antep’de devamlı yemek yeniliyor a dostlar! Ben bu yılın başlarında, o 6 kiloyu, 6 haftada, Antep’e gelip 2 günde almak için vermedim! :))

Ardından aramızdan biri (ki o biricik eşim olur) Fıstıklı Künefesiyle de meşhur Cumba Künefe’ye gitmeyi aklımıza soktu. Baktık yola çıkmışız bile… Gecenin o vaktinde sadece ortaya tadımlık yapmakken amacımız, mekanın sahibinin ballandıra ballandıra tanıttığı spesiyal tatlıları karşısında kayıtsız kalınamadı tabi ki. Özellikle Hasır tatlısı bunlar arasında bizim birincimiz oldu. Peki ya, iki kat fıstık ezmesi arasında kaymakla hazırlanan “Ezme” isimli bu 10 bin kalorilik tatlı, hiç o saatte yenilecek şeymiydi Allah aşkına? 🙂

fıstıkzade-gaziantep-cumba-kunefe-fıstıklı-ezme
Ertesi sabah Antep’in yöresel kahvaltısını deneyimlemek üzere Kebapçı Necdet Usta’ya gidildi. Sabahın o saatinde mangallardan dumanlar tütüyor ve ciğer dürümler sarılıyordu, gözlerime inanamadım:) Beyran çorbası, ciğer kavurma, üzerine de katmer derken, ben kendimi dün geceden sonra hiç aç hissetmediğim için yemeden durmayı bildim Allahtan. Beyran çorbasının tadına bir kaşık baktım ve sonra o sarımsak tadı bütün gün içimde buram buram esti zaten:)
gaziantep-beyran-ali-nazik-yuvalama-ciger-durumSaklı Konak’daki Bakır Eserleri Müzesi’ni de ziyaret edip, avlusunda beslenen birbirinden oyuncu yavru kedicikleri de gördükten sonra, Zeugma Mozaik Müzesi’ne doğru yola koyulduk.fistikzade-sakli-konak-bakir-muzesi-gaziantep

gaziantep fistikzade bakir muzesi
Gaziantep Zeugma Müzesi

Buraya kadar gelmişken, dünyanın en büyük mozaik müzesi olan ve “köprü”, “geçit” anlamlarına gelen “Zeugma” Müzesi‘nde sergilenen iki bin yıllık mozaikleri muhakkak görmelisiniz. Gaziantep’in Nizip ilçesindeki Zeugma Antik Kenti‘nden çıkarılan ve Zeugma mozaiklerinin simgesi haline gelen dünyaca ünlü “Çingene Kız Mozaiği” de, yine burada, 2. kattaki özel ve karanlık bir bölümde sergileniyor.

zeugma-mozaik-muzesi-gaziantep-fistikzade

Bir sonraki durakta, Küşlemeci Hüseyin Usta‘nın Gaziantep’e kazandırdığı saray görünümlü yeni açılacak mekanına uğradık. Bizim gelişimize yetişemese de yeni açılacak bu restoran çok güzel bir yer olacak belli ki. Bu güzel ahşap oyma kapının önünde poz vermeden geçmeyin! 🙂

kusleme-model-gaziantep-usengec-sef-fistikzade

Mevcuttaki yerinde fındık lahmacun ve nar ekşili Kaşık Salatası ile başlayan serüven, kebaplar ve küşleme ile devam ederken, yine fıstıklı katmerle kapanış yapılmasına artık oldukça alışmıştı herkes. 🙂

gaziantep-kebap-fistikzade-kusleme-mangal

Şehitkamil’deki Fıstıkzade mağazasına gittiğimizde, herkes markanın logosundaki kırmızı feslerle bir hatıra pozu çektirmeyi ihmal etmedi. İlyas ve Nilüfer iyi birer ev sahibi olarak, firmanın sahiplerinden Vedat Bey’le beraber hemen o birbirinden leziz tatlılarla dolu tezgahın başına geçerek, tüm misafirlerini tek tek dolamalarla, şöbiyetlerle, baklavalarla ağarladı. Bu 2 günlük çılgın gezi esnasında yeterince fıstık tüketilmediğini düşünmüş olacaklar ki, dükkandan ayrılırken de herkese birer tepsi baklava hediye etmeyi ihmal etmediler:)Ben de o bir tepsi baklavayı, İstanbul’a geri döner dönmez, instagrama ilk girdiğim günlerden beri, ailece nazik ve seviyeli ilgilerini Üşengeç Şef’den esirgemeyen ve yüzyüze de tanışmayı iple çeken takipçilerimden olan Birol Bey’lere hediye ettim ve böylece hepimize tatlı bir anı oldu:)

fistikzade-gaziantep-balkava-dolama-antep
2 günlük Antep turumuzun son durağı için Türkiye’nin en büyük biyolojik göleti olan Dülük Tabiat Parkı’ndaki Göl Cafe&Restaurant’a gidildi.

gaziantep-fistikzade-duluk-yapay-golet-mangal-piknik
Özellikle hafta sonları onbinlerce insanın gelerek, piknik, gezi ve doğa yürüyüşleri yaptığı yeşillikler içindeki bu yapay göl, belli ki yöre halkı tarafından çok seviliyor.
gaziantep-fistikzade-duluk-yapay-golet-mangal-piknik
gaziantep-fistikzade-duluk-yapay-golet-mangal-piknikBen doğanın tadına varırken, acıkanlar mangal sefası yaptılar. Bir ara yağmur çiseler gibi olup da, hava da iyice serinlemeye başlayınca, bizim de artık ufaktan havaalanına doğru yola çıkmamızın zamanı gelmişti bile…
gaziantep-fistikzade-duluk--usengec-sef

Fıstıkzade sayesinde, bu derece keyifli, kaliteli ve programlı bir organizasyonla deneyimleme fırsatı bulduğumuz bu ilk Gaziantep gezimiz, herkesin “yediği önünde, yemediği de önünde” diye tarif edebileceğim bir bereketle, şanına yakışır şekilde, bol fıstıklı olarak, işte böylece sona erdi.Eve vardığımda sabah ilk işim tartılmak oldu. Herkesin 2’şer 3’er kilo aldığını duyduğum böyle bir geziden, kendimi kontrol etmem ve her şeyden tıka basa yemek yerine, sadece tadım yapmam sayesinde, kilo almadan döndüğümü görmek benim için en harika ödül oldu.

gaziantep-fistikzade-baklava-tatli

Fıstıkzade’nin İstanbul Ataşehir’dekine ilaveten, Adana, İzmit, Ankara, Bursa ve Hakkari’de de mağazaları var. Hatta şimdi sırada Sakarya ve Beylikdüzü’nde açılacak mağazalarla dağıtım ağlarını gittikçe genişletiyorlar. Bence ilk fırsatta denenmeye kesinlikle değer. Ama unutmadan uyarayım; Fıstıkzade’nin tatlılarından sonra insan, artık diğerlerini kolay kolay beğenemez hale geliyor. Benden söylemesi… 🙂

McDonald’s’ın Türk Usulü Hamburgeri MaxBurger’i Denedim

2

Konu “burger” gibi bir fast food klasiği olunca, özellikle BigMac ve ince dilimli patatesi sayesinde, aklıma ilk gelen markalardan biri olan McDonald’s’la tanışma hikayemiz taaa çocukluğuma; 1980’lerin ortasında Türkiye’de ilk açıldığı döneme denk gelir. Bir anda en popüler buluşma noktası haline gelen bu ilk dükkanının önünden, Taksim Meydanı’na kadar uzanan kuyrukta, büyük bir heyecan içinde sıramı bekledikten sonra kavuştuğum ilk Cheeseburger’imin hayali, hala gözümün önündedir.

mc-donalds-turk-usulu-hamburger-max-burger-patates

Hatta o dönem evdeki imkanlarla kızartmaya çalıştığımız için, çokça yağını çekmiş haline alıştığımız patates kızartmalarıyla, uzaktan yakından alakası olmayan, o hiç yağ çekmemiş, sapsarı incecik patatesin ve buz gibi çilekli Milkshake’in tadı da hala damağımdadır desem yalan olmaz. İlk alışveriş merkezleri teker teker hizmete girdiğinde açılan yeni McDonald’s restoranları da, her zaman bir buluşma noktası olma misyonunu korumayı başardı. Hele Nişantaşı’ndaki dükkan, göz alıcı mor kadife dekorasyonu ile bence dünyadaki en şık McDonalds’lardan biriydi herhalde. Orada doğumgünü kutlamak her çocuğun olduğu kadar, annelerin de hayaliydi doğal olarak:)

Biliyorsunuz son dönemde gördüğüm tedaviler yüzünden aldığımı kiloları vermek için, bu yılın başında iyi bir diyet yaparak 6 haftada 6 kilo vermiştim. Bence formda olmanın en güzel tarafı, sonrasında, kontrollü bir şekilde yaptığınız müddetçe, gönül rahatlığıyla canınızın istediği her şeyden yiyebiliyor olmanız. Sabahtan akşama kadar maruz kaldığım yöresel yemek ziyafetine rağmen, en son katıldığımız Gaziantep gezisinden de, hiç kilo almadan dönmeyi başarmam, bence bunun en güzel kanıtı… Formda olmak kadar, hayattan keyif almanın da önemine inanan birisi olarak, abartıya kaçılmadığı müddetçe, insanın canı 40 yılda bir, sevdiği bir şey çektiğinde, ona o an kavuşabilmesi, bence büyük bir motivasyon ve mutluluk kaynağı. Evimize sıcak sıcak gelen bir BigMac menüyle, çocuk gibi neşelenmemi başka neye bağlayabilirim ki zaten? 🙂

mc-donalds-turk-usulu-hamburger-max-burger-patates

Eh! Bu durumda, geçmişi uzun yıllar öncesine dayanan bu denli gönül bağına sahip olduğum bu marka, tamamen Türk pazarına yönelik olarak, “Think global, act local” (Global düşün, yerel davran) prensibinin en güzel örneklerinden birini gösterip de, “yeni, Türk usulü hamburger” olarak lanse edilen MaxBurger Menüyü, Türkiye çapındaki tüm McDonald’s restoranlarında aynı anda satışa çıkarınca, benim de hemen gidip tatmam, şart oldu.

mc-donalds-turk-usulu-hamburger-max-burger-patates

İlk izlenimlerimden biraz bahsetmem gerekirse, özetle; MaxBurger bence kesinlikle “Olmuş!” 🙂 Top top görünümüyle, ilk bakışta biraz bizim çiçek ekmeği andıran, üzeri susam ve çörekotlu yumuşacık bir ekmeği var. Çift kat Çedar peyniri ve çift kat etle; daha ilk ısırıkta tadına varılan, o çok sevdiğim baharatlı domates ve soğanlı yoğurt soslarının enfes birleşimiyle, bu keyifli deneyimi, doyurucu bir lezzet şölenine dönüştürmeyi başaran MaxBurger, benden tam not aldı. Yanında standart olarak gelen kalın kesimli steak patates, lezzet olarak aynı ince dilimli patates tadında. Ama siz de, benim gibi, “İnce dilimli çıtır çıtır patatesimi hiç bir şeye değişmem”, diyenlerdenseniz, sipariş esnasında bu tercihinizi belirtmeniz yeterli.

mc-donalds-turk-usulu-hamburger-max-burger-patates

Yeni ürünle tanışırken, bu vesileyle McDonald’s’da sunulan ürünlerin %98’inin, Türkiye’de üretim yapan tedarikçilerden temin edildiğini öğrendiğime, ayrıca memnun oldum. İlk gününden itibaren et tedarikçisinin Pınar Et olduğunu biliyordum. Hamburger etlerinin hepsi yüzde 100 dana etiymiş ve içinde hiçbir katkı maddesi veya ekstra yağ ilavesi yokmuş. Süt ve peynir ürünlerini Danone’den, patateslerini de yüzde 100 yerli hammadde ve yerli üretim patateslerle, Bolpat, Doğa Tohumculuk ve Konya Şeker’den sağlıyorlarmış.

Başta ben olmak üzere genelde herkesin aklına “en güzel patates kızartması” denildiğinde ilk olarak McDonald’s’ınki gelir ya hani? O zaman bu lezzetli yazıyı tam da bizim gibilere, yani “Üşengeç Şef”lere yakışır bir tüyo ile bitirelim mi? Eğer siz de benim gibi patatesli yumurta sevenlerdenseniz, McDonald’s’tan büyük boy patates kızartması sipariş edin ve tavada üzerine 2 yumurta kırıp, evi kızartma kokusu altında bırakmadan, dakikalar içinde mis gibi patatesli yumurtanızın keyfini çıkarın. Şimdiden afiyet olsun 🙂
?code=2c754240fc7a4a57ba1f2427fe9d4564

Anneler Günü’nde Anneniz Hilton İstanbul Bomonti’nin Misafiri Olsun

1

Dün sabah arkadaşlarımızla Hilton İstanbul Bomonti’de buluşmuş, keyifli bir kahvaltı ediyorduk ki, o esnada otelin, “Anneler Günü” için çok güzel bir sürprizi olduğunu öğrendim. Hazır kısa bir süre kalmışken, aranızdan “ne yapsam ne yapsam?” diye düşünenlerinize fikir vermesi açısından, bunu duyurmak istedim. Çünkü Anneler Günü’nü Hilton İstanbul Bomonti’de ailenizle kutladığınızda, sevgili anneciğinizin Brunch’ı, otelin hediyesi oluyormuş. Spa paketinde de aynı uygulamayı yapmışlar. Süper bir haber değil mi ama? Ben fikre bayıldım 🙂

Hilton bomonti anneler gunu brunch 3

Bu güzel günde, otelden yaptığım canlı yayınlardan oluşan snaplerin videosuna eğer aşağıda açılmazsa şuradan da ulaşabilirsiniz.

Haydi biraz durup düşünelim! En son ne zaman annenizi, her zaman gittiğiniz cafe ve restoranlar haricinde, daha şık bir mekana götürüp ağarladınız? Biraz onlardan bize “zahmet olmasın” diye böyle bir talep gelmediği için, biraz da kendi koşturmacamız içinde, aklımıza bile getirmediğimiz için genelde anne-babamızı, arada sırada da olsa güzel yerlere çıkarmayı ihmal edebiliyoruz.

Hilton bomonti anneler gunu usengec sef

Hele benim anne-babamı görseniz… Aklılları fikirleri bizi evlerine davet etmek ve tıka basa doyurmak… Hatta yetmiyormuş gibi, ayrılırken de yanımıza bir ton yemek vermek üzerine kurulu bir dünyaları var. Aslında “Anneler günü”, “Babalar günü” gibi kavramlar, biraz da bizim onlara kendilerini özel hissettirmemizi, güzel jestler yapmamızı hatırlatmak için varlar sanki.

Emin olun ki, çocuklarıyla beraberken ve onlardan değer gördüklerini hissettikleri bir ortamda, neşe içerisinde kaliteli zaman geçirmek, onlar için en paha biçilemez hediye…

Ben illa özel günleri beklemiyorum. Snapchat’ten “Usengecsefiniz” hesabımın takipçilerinin de iyi bildiği gibi daha geçtiğimiz günlerde, girdim benimkilerin koluna ve istikametimiz Hilton İstanbul Bomonti’nin içindeki Eforea Spa oldu. Jakuzi keyfi ve masajdan oluşan süper bir gün geçirdik beraber ve ikisi de bayıldılar bu tatlı sürprizime. Şimdi düşünüyorum da iyi ki yapmışım, çünkü geçtiğimiz hafta yolda yürürken, bozuk kaldırım taşları yüzünden annemin ayağı kırılarak alçıya alındı. O güzel günü erteleseydik, şimdi daha da üzülürdüm herhalde.

hilton istanbul nomonti spa 1

Konumuza dönecek olursak, Hilton İstanbul Bomonti’de 8 Mayıs Anneler Günü’ne özel bir de konaklama paketi yapmışlar. Bu programa iki kişilik standart odada konaklama, Spa masajı ve iki kişilik brunch da dahilmiş.Konaklama olmadan da Anneler Günü paketinden faydalanmak isterseniz ise, yazımın başında da bahsettiğim ayrıcalıktan faydalanabilirsiniz.

Hilton bomonti anneler gunu brunch

Hilton bomonti anneler gunu brunch 5

Yani 8 Mayıs Anneler Günü’nde 12:00 ve 15:00 saatleri arasında yapılacak olan 160 TL değerindeki zengin brunch’a ailenizle katıldığınızda, annenizin brunch’ını otel hediye ediyor. Mesela oldu da sadece ikiniz mi geldiniz? O zaman sadece kendinizinki için ödeme yapıyorsunuz.

hilton bomonti bahce

Hilton bomonti anneler gunu brunch 7Hilton bomonti anneler gunu brunch 4

Aynı hediye sistemi Hilton İstanbul Bomonti’nin içindeki Eforea Spa için de geçerli. Avrupa’nın en büyüğü olan bu eşsiz Spa’da annenizle beraber keyifli bir gün geçirebilirsiniz. Hem de kişi başı ücret olan 250 TL’yi sadece kendiniz için ödediğinizde bile, anneniz yine otel tarafından misafir ediliyor.

Hilton bomonti anneler gunu spa

Hilton bomonti anneler gunu brunch 6

Hatta ikisini de birleştirerek, bu özel güne önce harika bir brunch ile başlamak ve daha sonrasında da Spa’da unutulmaz bir güne imza atmak eminim ki onun için çok büyük bir sürpriz olurdu. Hala “ne yapsam?” diye düşünmek yerine bence hemen aksiyon alın ve kontenjanları tamamen dolmadan önce, muhakkak rezervasyon yaptırmayı unutmayın.

Hilton İstanbul Bomonti
Rezervasyon ve Bilgi için: (0212) 375 30 00

Cilt Bakımı ve Saç Bakımında Neler Kullanıyorum?

3

Cildine pek özen gösteren üst kat komşumla konuşurken, göz altlarını nemlendirmek için ne kullanmamı tavsiye ettiğini soruyordum ki, geçen hafta geçirdiğim soğuk algınlığı ve bu aralar sık sık uçakla seyahat etmemin de üzerine tuz biber olmasıyla sanırım, yüzüme iyi bir bakım yapmamın zamanı geldiğini söyledi. Ay ben şok! 🙂 O zaman da iş başa düştü tabi. İlk olarak evdeki bütün ürünleri banyodaki tezgahın üstüne dizdim ve başladım adım kullanmaya…
avene-cilt-bakim-termal-su-fransa

Sırasıyla peeling, maske, tonik, nemlendirici derken… Snapchatten canlı yayınlar yaparak takipçilerimle de bu keyifli anları paylaştım:) O anda fark ettim ki, kullandığım cilt bakım ürünlerinin çoğu Avéne’miş.

Sanırım bunun altında, Avéne ürünlerinde, Fransa’nın Güneyi’ndeki Avéne kasabasından çıkarılan ve 1811’den beri hiç değişmeyen bileşimlere sahip olan, içinde hiç bir bakteri barındırmamasıyla meşhur termal suların kullanılması yatıyor. Duyduğuma göre her yıl ortalama 2.500 kişinin tedavi edildiği Dermatoloji Merkezleri’nde de kullanılan bu özel su, yatıştırıcı, tahriş giderici ve anti-oksidan bir etkiye sahipmiş. Özellikle sprey şeklindeki şişesi sayesinde, serin serin püskürtünce insana ferahlık hissi de veriyor. Ama geceleri yatmadan evvel kullanırsam, bu serinliğiyle uykumu kaçırıyor söyleyeyim 🙂 Nemlendirici ve anti aging ürünleri de dahil, hepsinin içinde bu şifalı termal sudan kullanılıyormuş.

klorane-mango-şampuan-sac-bakim
Saç bakım ve temizliğinde de genelde Klorane markasını tercih ediyorum. Son favorilerimden olan Mango özlü serisi, özellikle ben ve benim gibi boya ve röfle gibi işlemler sonucu oluşan kuru saçlar için ideal.

Neyi, nasıl ve nerede kullandığımı anlattığım snapchat videoları çekerken, bir de takipçilerimden saç konusunda tercih ettiğim ürün ve markalarla ilgili gelen sorular oldu. İşte sonuçta ortaya böyle interaktif bir video çıktı.

Başka bir videoda da, kısa saçlarımı şekillendirme için kullandığım ürünler konusunda merak edilen soruları cevaplandırayım diyorum.

Peki, cilt ve saç bakımında ve temizliğinde siz en çok hangi ürünleri kullanmaktan memnunsunuz? Haydi üşenmeyin ve bana yazın. Tavsiyelerinizi merak ediyorum. 🙂

————————————————————————–
Değerli Okuyucularımdan Minik bir Rica:

Eğer yorum yazmak ya da soru sormak isterseniz, öncelikle şuraya tıklayarak, bloguma üye olmayı unutmayın ki, yazılarınız “Adsız” çıkmasın ve ben de sizi tanıyabileyim, olur mu? 🙂

Eğer gün içinde nerelerde bulunduğumu ve neler yaptığımı merak ediyorsanız da beni Snapchat‘te “Usengecsefiniz” hesabından takibe alabilirsiniz. “Snapchat kullanmayı henüz öğrenemedim ki ama ben” derseniz, onu da adım adım anlattım. İşte tam da burada🙂

“Hayat Güzel, Sen Eğleniyorsan!” LG G5, LG’nin İlk Modüler Akıllı Telefonu

0

“Olmazsa olmazın nedir?” deseler, cevabım kesinlikle “Akıllı telefonum” olurdu. Bu yüzden de hayatımda ilk defa android işletim sistemli bir telefon kullanacak ve tabularımı yıkacak olmanın verdiği heyecanla, yeni LG G5 telefonun jelatinini açmayı bile, adeta bir şölenle yaptım desem yalan olmaz.:)

Son senelerin çılgın popüler mecrası Instagram ve özellikle son dönemin yükselen değerlerinden birisi haline gelen Snapchat derken, o anda her ne yapıyor, nereye gidiyor, ne yiyor-içiyor veya ne görüyorsak, artık hepsini akıllı telefonumuzla çekip yayınlar olduk iyice. Zaten biraz ara versem, takipçilerim hemen merak ediyor, “Neredesiniz? Özledik!” mesajları yağıyor bir anda sağolsunlar 🙂

lg g5 cep telefonu

Bir sosyal medya fonemeni ve yazıları ayda yaklaşık 1.000.000 kez okunan bir Blogger olarak, takipçilerimin bu ilgi ve sevgisi karşısında, en güzel ve en özenle seçilmiş görselleri ve videoları paylaşmak, benim için önemli bir sorumluluk ve adeta bir yaşam biçimi. O yüzden de bu gibi durumlarda akıllı telefonum her şeyim oluyor. Fotoğraf ve videolarımı en kaliteli ve etkileyici şekilde çekmek, attığım snap’lerde beni izleyenlere o anı, hemen yanımda, sanki benimle birliktelermiş gibi en güzel şekilde yaşatmak, en değer verdiğim şeylerin başında geliyor. İşte tam da bu noktada LG Electronics’in akıllı telefon ekosistemine getirdiği yepyeni bir konsept diyebileceğim, ilk modüler akıllı telefonu LG G5’le illa ki tanışmam gerekiyormuş zaten.

lg g5 usengec sef 1
LG G5 (selfie) Ön kamerası ile güneşli ve kapalı alanda (metroda) çekim”Neden?” derseniz, LG G5, benim dikkatimi, ilk olarak akıllı telefonlar arasında ilk defa duyduğum ve süper bir özellik olduğuna inandığım 2’li arka kamerası ile çekti. Evet yanlış okumadınız, LG G5’in tam 2 adet arka kamerası var! Bir de üzerine artık genç-yaşlı ayırdetmeksiniz hepimizin hayatına girmiş olan “selfie” kavramını da düşünürsek, ön kamerasındaki yüksek çözünürlük özelliği sayesinde LG’nin “yeni amiral gemisi” kabul edilen G5’in beni etkilememesi imkansız olurdu zaten. Selfie kamerasıyla, türünün nadir örneklerinden biri olarak, 8 megapiksellik çekim yapabildiği için, buğulanmış bir aynada kendinize bakar gibi çekim yapmak zorunda kalmıyorsunuz ve takipçileriniz de yayınlarınızı çok daha net, keskin ve gerçek renklerle, kaliteli bir şekilde izleyebiliyor .

LG G5 akıllı telefon kutusunu açtığım andaki ilk izlenimlerimi izleyebileceğiniz videoma eğer aşağıda açılmazda şuradan da ulaşabilirsiniz.

lg g5 telefon 11LG G5 Normal Arka kamera ile çekim

lg g5 telefon 10
Aynı noktadan, LG G5 Geniş Açılı Arka kamera ile çekim

Bildiğiniz gibi özellikle Paris seyahatimizden beri, bu tarz gezi ve etkinliklerde, beğeneceğinizi ve ilgileneceğinizi umduğum her anı Snapchat aracılığı ile paylaşıyor ve bol bol video çekiyorum. Daha sonra bu videoları birleştirip Youtube kanalıma yüklüyorum. Ancak selfie kamerasının görüntü kalitesinin yetersizliği ve telefonun hafıza kapasitesinin düşük olması bu tarz çalışmaları oldukça zorlaştırabiliyor. İşte tam da bu sebeple, artık bir aksiyon kamerası arayışına girmişken, LG G5 hızır gibi imdadıma yetişti desem? Çünkü 16 megapiksel ve 8 megapiksellik arka kemaralardan biri, 135 derecelik çekim açısına sahip geniş açılı bir kamera olunca, benim için “aksiyon kamerası” eksiğini de bir nevi gidermiş oldu.
lg g5 telefon 3

LG G5 Paketini açtığımda kutudan çıkanlar şöyle:

· Akıllı Telefon LG G5

· Hızlı şarj adaptörü

· Veri aktarım/Şarj kablosu

· Kulaklık
lg g5 telefon kedi

LG G5 Tasarımında Dikkatimi Çeken Özellikler:

LG G5 modüler yapısıyla inovasyon anlamında büyük beğeni kazanan, yekpare metal gövdeli, 159 gramlık ağırlığıyla, 5.3 inç büyüklüğündeki ekranıyla, 2560×1440 çözünürlüğe sahip, avuç içine rahatça oturan yuvarlak köşeli bir telefon. Renk seçenekleri olarak gördüğünüz gümüş renkli olanın yanında, ayrıca pembe, titan ve altın renkleri de mevcut. Uygulamalar ana ekrana geliyorlar ve tuşlar sadece ekranın içinde bulunuyor.

Ön Yüz:

Hiç tuş bulunmamasıyla dikkat çeken ön yüzündeki 8 megapiksellik kamerası sayesinde, kullanıcısına çok başarılı selfie fotoğraf ve videoları çekme olanağı sağlıyor.

Yan Paneller:

Normalde bir önceli modeline göre arka tarafta bulunan ses tuşu, bu modelinde sol tarafa geçmiş. Yine sol tarafında aşağıda bulunan minik tuşa bastığınızda modüler yapısının en önemli özelliği olan pil kısmını dışarı çıkarabiliyorsunuz. Bu sayede arzu ederseniz yanınızda taşıdığınız yedek pili kolayca takabiliyor ve şarj için priz aramaktan kurtuluyorsunuz. Hatta bu yetmiyor, arzu ederseniz, kapasitesi artırılmış yedek pille birleştirilmiş profesyonel fotoğraf makinesi özelliği sağlayan LG Cam Plus denen modülü de bu bölüme takabiliyorsunuz. Çünkü LG G5, büyük bir teknolojik atılımla, “LG Oyun Alanı ” konsepti sayesinde, pilin yanında telefonu sanki bir fotoğraf makinasına çeviren ve deklanşörü ve “zoom in-zoom out” tuşları da olan bir oyun arkadaşı ortaya çıkarmış.

lg g5 cep telefonu pil

lg g5 telefon 9

Sağ yanında yer alan bölüm açıldığında Nano Sim kart giriş yuvasına ve 200 GB’a kadar ek hafıza imkanı veren Mikro SD kart yuvasına ulaşılıyor. Kulaklarıma inanamıyorum! Kaç dedim ben? Dahili 32 GB’lık hafızaya ilaveten, ekstradan 200 GB’lık SD kart takma imkanı mı? Telefon hafızası sık sık dolu uyarısı verdiği için, bilgisayara her Allah’ın günü fotoğraf ve video aktarmaktan imanı gevremiş biri olarak söylemeliyim ki: İşte bu haber bi’ harika dostum! 🙂

Arka Yüz:

Arka yüzüne geçersek, burada aynı zamanda Power (Açma/Kapama) görevi de gören, “Parmak izi okuma” tuşu yer alıyor. Hemen bu tuşun üzerinde ise o meşhur çift kamerayı görüyoruz. 16 ve 8 megapiksellik bu 2 arka kameraya ilaveten, Led flash ve hızlı lazer otofocus özellikleri de söz konusu. 16 megapiksellik kamera, f1.8 diyafram ile düşük ışıkta çok iyi performans vermesiyle meşhur.
lg g5 cep telefonu kamera

lg g5 telefon 7LG G5 Normal Arka kamera ile çekimlg g5 telefon 8
Aynı noktadan, LG G5 Geniş Açılı Arka kamera ile çekim

Şarj ve pil ömrü:

Pil ömrü olarak benim gibi faal kullanan birisi için 1 gün dayanması normal sanırım. Ama hızlı şarj kablosu sayesinde, kısacık bir süre için bile olsa, dışarıda uygun bir priz bulduğunuz anda, bu kablo sayesinde 30 dakikada %70’e kadar şarj edebilen hızlı şarj özelliği olması iyi olmuş.

İlk defa Akıllı Telefonda Uygulanan “Always On” Özelliği Pil Ömründe Büyük Kazanç Sağlıyor

LG G5 akıllı bir telefonda ilk kez yapılan bir teknolojiyle, ana ekrana her zaman erişilebilir olma özelliğine sahip. Gün içinde devamlı saatin kaç olduğuna veya “yeni mail geldi mi” diye baktığımızı düşünürsek, LG G5 telefon, o anda uyku modunda bile olsa, merakımızı gidermek üzere, bu bilgiler kesintisiz olarak ekranda duruyor. Bu sayede bir toplantı esnasında bile, saatin kim bilir kaç olduğunu veya mail gelip gelmediğine dair bildirimleri merak ettiğinizde, telefonun ana ekranını hiç uyandırmaya gerek kalmadan, ekrana şöyle bir göz ucuyla bakmanız yeterli:)

“Peki bu durum pil ömrünü kısaltmaz mı?” diye merak edenleriniz olacaktır aynen benim de sorduğum gibi. Güç tüketimini en aza indirgemek için, ekranın siyah ışığının yalnızca gerekli olan minik bir bölgeyi aydınlatması sağlanmış. Böylece sürekli erişilebilir ekran bile olsa, çalışırken pilin çok çok az bir miktarını kullanıyormuş. Günde 100 kere, her merak ettiğimizde tüm ekranı aydınlatmaktansa, bu şekilde kullanmak, büyük pil tasarrufu sağlıyormuş doğal olarak.

lg g5 telefon 6

LG G5 Normal Arka kamera ile çekimlg g5 telefon 5
Aynı noktadan, LG G5 Geniş Açılı Arka kamera ile çekim

Mobil Yaşamın Gerçek Eğlencesini Yeniden Keşfetmek İsteyenlere LG G5’in Oyun Arkadaşları

Dediğim gibi ben sadece LG G5 telefonun kendisiyle haşır neşir oldum şimdilik ama, TV reklamlarında da sık sık izlediğim kadarıyla “Hayat Güzel, Sen Eğleniyorsan!” sloganıyla, “LG G5’in Oyun Arkadaşları” olarak lanse edilen ve kendisine eşlik eden bir cihaz koleksiyonuyla, bu akıllı telefon, istenildiğinde dijital kamera ya da Hi-Fi oynatıcı gibi birçok cihaza dönüştürülerek, daha da eğlenceli hale getirilebiliyormuş. Neler var diye biraz araştırdığımda öğrendiklerim şunlar:

LG 360 VR: LG G5’e özel bir kablo aracılığıyla bağlanabilen sanal gerçeklik gözlüğü olan LG 360 VR, iki metre uzaktan bakılan bir 130 inç TV ekranını simüle edebiliyormuş.

LG 360 CAM: 360 derecelik bir kompakt kamera işlevi gören LG 360 CAM’la yapılan çekimler, arzu edilirse Google Street View ve YouTube360’a da kolaylıkla yüklenebiliyormuş.

LG Tone Platinum: Bu Bluetooth kulaklık, LG’nin Tone Plus serisinin en son üyesi olarak olağanüstü netlik ve keskinlikte bir ses kalitesi sunduğu söyleniyor.

H3 by B&O Play: B&O Play ile LG Hi-Fi Plus ile uyumlu çalışabilen ve yüksek ses kalitesi sunan bir kulaklık seti

LG Friends Manager: LG G5 ve LG Oyun arkadaşlarının birbirleriyle en basit ve zahmetsiz şekilde bağlantı kurabilmelerini sağlayıp, cihaz eşleştirme aşamasındaki zahmeti ortadan kaldırıyormuş.
————————————————————————–
Değerli Okuyucularımdan Minik bir Rica:

Eğer yorum yazmak ya da soru sormak isterseniz, öncelikle şuraya tıklayarak, bloguma üye olmayı unutmayın ki, yazılarınız “Adsız” çıkmasın ve ben de sizi tanıyabileyim, olur mu? 🙂

Eğer gün içinde nerelerde bulunduğumu ve neler yaptığımı merak ediyorsanız da beni Snapchat‘te “Usengecsefiniz” hesabından takibe alabilirsiniz. “Snapchat kullanmayı henüz öğrenemedim ki ama ben” derseniz, onu da adım adım anlattım. İşte tam da burada🙂

?code=68eadb48f2c643fb91931e4b490d4b2c

Kapadokya’ya Gidip Uçhisar Kadıneli Restaurant’da Yemeli

0

Geçtiğimiz hafta atladık uçağa… Yaklaşık bir saatlik bir uçuştan sonra, ver elini Nevşehir! 🙂 Cappadox Festivali iyice yaklaşırken, şu pek methini duyduğum Kapadokya Uçhisar’daki Kadıneli Restaurant’ı kendi gözlerimle görmek ve bu kasabada yaşayan birbirinden hamarat ve bir o kadar da çalışkan kadınların, elcağızlarıyla ortaya çıkardığı lezzetleri herkesten önce tatmak istedim. Bosch sponsorluğunda donatılan gıcır gıcır mutfaklarında, mutlu mesut öyle güzel yemekler yapmışlar ki, ekonomiye ve yöre turizmine değer katan bu hemcinslerimle, inanılmaz gurur duydum. Bu vesileyle, bu nuryüzlü insanları bizzat yerinde tanıyabilme ve dünya tatlısı çocuklarıyla da kaynaşabilme imkanı bulduğum için o gün dünyanın en mutlu insanı bendim.

Hayatında daha önce hiç çalışmamış Uçhisar kadınları, sıradan bir hayat sürmek yerine, “Kadın elinde hayat vardır” diyerek, harika bir işe imza atmışlar. Nasıl mı? Harabe haldeki eski bir ilkokul binasının restore edilmesiyle, geçtiğimiz Şubat ayında hayata geçirilen Kadıneli Restaurant’da, Uçhisar Kalkınma ve Dayanışma Derneği bünyesinde, en güzel yaptıkları yöresel yemekleri üretip satışa sunarak…

kapadokya-uchisar-kadineli-restaurant-usengec-sef-bosch

Diyorlar ki: “İlk başladığımızda yemek yapmak için gereken tencere tavalarımızı bile kendi evlerimizden getiriyorduk.” Ama bu durum onları yıldırmamış. “Allah çalışanı sever” diye boşuna dememişler. Onların bu emeklerine süper bir destek de, “Yaşam için teknoloji” üreten Bosch Ev Aletleri’nden gelmiş. Bütün mutfağı yepyeni ve gıcır gıcır Bosch ürünleriyle donatmışlar. Fırınından, buzdolabına, davlumbazından, küçük ev aletlerine, bir mutfakta aklınıza ne gelirse artık, hepsi var! Hem de öyle genelde alışkın olduğumuz tarzda yapılan sponsorluk çalışmaları gibi, geçici bir süre için değil, devamlı olarak, tepe tepe, en verimli şekilde kullanmaları için donatmışlar Kadıneli Restaurant’ı.
kapadokya-uchisar-kadineli-restaurant-bosch

Bu motivasyonla, o gün bugündür 50’ye yakın Uçhisarlı kadın, geleneksel ve yöresel lezzetlerini Kadıneli Restaurant’ta doğallıktan ve kaliteden ödün vermeden hazırladıkları ürünlerle sunmaya başlamış. Yemekler öylesine ilgi görmüş ki, her gün kilolarca mantılar açmışlar, sarmalar sarmışlar, erişteler kesmişler ve hepsi de müşteriler tarafından afiyetle silinip süpürülür olmuş.
kapadokya-uchisar-kadineli-restaurant-yaprak-sarma-eriste-bosch

Uçakta yediğimiz buz gibi hindili mini sandöviç, dişimin kovuğuna bile yetmemiş ve zerre haz vermemişken, mis gibi kokan Kadıneli Restaurant’ın mutfağında birbirinden davetkar yemeklerin ortasında nasıl heyecanlandığımı bi’ görmeniz lazım… Allahtan bütün gün Snapchat’te “Usengecsefiniz” hesabımdan canlı yayınlar yaptım da, tüm takipçilerim sanki hemen yanımdaymışcasına, her anı benimle birlikte yaşama fırsatı yakaladı. Hatta Snapchat yayınlarımı kaçıranlarınız olabileceğini de hesaba katarak, daha sonra bu görüntülerden bir de mini video hazırlayıp, Youtube kanalıma da yükledim. Yemelere doyamadığımız, o ekşili, muhteşem tadıyla hazırlanan Yaprak Sarma’nın, nasıl böyle lezzetli olduğunun tüyolarını da hanımlardan öğrendiğim  bu eğlenceli videoyu, eğer aşağıda açılmazda, işte buradan  da izleyebilirsiniz.

Anne elinden çıkmış lezzetlere hayran biri olarak, pudra tonlarında dekore edilmiş, geniş, ferah, tertemiz bir restoranda hazırlanan masamıza daha bakarken içim açıldı.

kapadokya-uchisar-kadineli-restaurant-boschKıymalı, patatesli ve peynirli mantılar, çeşit çeşit ekmek ve börekler… Yaprak ve lahana sarması, maydanozlu ve peynirli yumuşacık su börekleri, domatesli, ıspanaklı ve baharatlı erişteler, kuru dolmalar, ev baklavası… Allahım sana geliyorum! 🙂

kapadokya-uchisar-kadineli-restaurant-su-boregi-bosch

Hepsi doğal ve yerel malzemelerle, tek tek elde  ve büyük bir özen ve sevgiyle hazırlanmış, nasıl lezzetli olmasın! 🙂

Restoranın alt katında da, yine kendi elleriyle hazırlayıp kestikleri erişteler, kurdukları turşular, yaptıkları ev yapımı doğal salçalar, reçeller, elma kakı, kuru biber ve kuru patlıcan, mantı, yaprak sarması, baklava, börek gibi çeşitli doğal ürünlerin satışı da gerçekleştiriliyor.

kapadokya-uchisar-kadineli-restaurant-bosch

Yörenin kendine ait, tadına bakar bakmaz, hemen bağımlılık yaratan bir de kabak çekirdeği var ki, bunu kabuklarıyla birlikte rondodan çekip, kendi ineklerinden sağdıkları sütlerle yaptıkları yoğurtla birlikte bu eriştelerin üzerinde servis ediyorlar. Nereden akıllarına gelmişse, tadına doyulmaz bir lezzet ortaya çıkıyor.

“Elma kakı” nedir, bilir misiniz? Elma ağacının dibine dökülen elmalar tek tek seçilip, kesilip kurutularak değerlendiriliyor. Üzerine kaynar su ekleyip, demleyerek, eşsiz bir elma çayı yapabileceğiniz bu ürün, şeker hastalığı, kolesterol, şişmanlık ve kalp damar rahatsızlığı için tavsiye edildiği gibi, aynı zamanda tembelliğe eğilimli bağırsakları çalıştırmasıyla da meşhurmuş.

Biz o gün, Kapadokya’dan sadece yemek yeyip dönmedik tabi ki… Hanımların efsane yarattıkları yöresel yemekler dışında, yine kendi pazarlarından temin edilebilen yöresel ürünlerle hazırlanabilecek yeni yemek tariflerini de öğrenme fırsatı buldukları D.ream Akademi şeflerinden Fehmi Samancı ile yapılan workshop inanılmaz keyifliydi.

kapadokya-uchisar-kadineli-restaurant-bosch

O gün workshopda yapılan sebze ağırlıklı yemeklerden Vejetaryen köfteden, çilekli ve keçi peynirli ıspanak salatasına kadar, bazılarının tariflerini sizin için fotoğrafladım.

kapadokya-uchisar-kadineli-restaurant-mercimekli-kofte-bosch
Nesilden nesile lokal lezzet reçetelerinin aktarılmasını da hedefleyen “2 kuşak 1 mutfak” mottosuyla yola çıkılan bu faydalı etkinlikte, bu kez hanımlar yanlarında hayatlarında ilk defa mutfağa giren 9-11 yaş arasındaki çocuklarıyla birlikte yeni bir şeyler öğrenmenin heyecanını yaşadılar.

usengec sef kadineli restaurant

Gözlerinin içi gülen, birbirinden güzel, bu minik Şeflerin, etrafımda sevgi çemberi oluşturarak, “Üşengeç Şef, sen bizim her şeyimizsin! diye tezahüratlar yapmasını yukarıdaki videomdan illa ki görmelisiniz. Böyle iyi yetiştirilmiş, akıllı ve efendi çocukları çok severim. Bu kızlara da bayıldım. Önlerinde böylesine ayakları yere sağlam basan, hamarat ve çalışkan anneleri varken, eminim ki onlar da okuyup, ileride çok iyi yerlere gelecekler.

Bundan 60 milyon yıl önce Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkan doğa harikaları olan peri bacalarını görmek ister de Kapadokya’ya giderseniz ya da bu sene 19-22 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek olan Cappadox Festivali için orada olursanız, muhakkak Kadıneli Restaurant’a uğrayın ve bu güzelim el emeği göz nuru yemekleri yerken, özellikle o serçe parmak inceliğinde tek tek sarılmış mis gibi ekşili yaprak sarmalarla benim yerime de kendinize ziyafet çekmeyi unutmayın olur mu? 🙂