Ana Sayfa Blog Sayfa 18

Özlem Süer Gelinlik Koleksiyonu Çekiminden

1

Düğün söz konusu olunca, Özlem Süer gelinlik modellerinin yeri, gelin adayları için hep bi’ başka özeldir. Onun o romantik tasarımları için, bekar kızlarımızda bir an önce evlenme isteği yaratırken, evlilerde de nikah tazeleme aşkını depreştiriyor desem, yalan olmaz herhalde. Geçtiğimiz hafta, Nişantaşı’ndaki Özlem Süer House’da düzenlenen “Wed’ Stories” (Düğün Hikayeleri) etkinliğinde, bu tarz duyguların, yoğun şekilde yaşandığı keyifli bir gün geçirdim.

Blanche de Pera İstanbul

Yeni gelinlik koleksiyonu Özlem Süer White 2017, “Blanche de Pera İstanbul”un en ihtişamlı gelinliklerinin sergilendiği bu özel günde, Özlem Süer House’un, o her zaman romantizmle bezenen dekorasyon ve çiçek detaylarına, bir de bahçesinde çekim için kullanılmayı bekleyen 1947 model Mercury marka klasik bir gelin arabası eşlik ediyordu

.ozlem-suer-gelinlik-modelleri-usengec-sef-dilek-yeginsu

ozlem-suer-gelinlik-modelleri-usengec-sef-dilek-yeginsu
Pera’nın ruhunu ve ihtişamını yansıtan, geçmiş ve gelecek arasındaki bağlardan yola çıkarak hazırlanan koleksiyonda üç ana tema öne çıkıyor: Royal romantic, Hollywood Tribe, Victorian purity.

Evimizde Enerji Tasarrufu için Neler Yapabiliriz?

3

Eskiden televizyonlarda, program aralarında yayınlanan, tam bir skeç tadında, inanılmaz şeker “1 Dakika” programları olurdu, hatırlar mısınız? Zeki Alasya ve Metin Akpınar’ın, çocukların aşı olmasının önemine dikkat çekmek için oynadığı skeçte, “Çucuhlaağ aşı olmaaaz, zeytuunge zeytuune!” repliği ya da Ayşegül Atik’in saftirik bir asistanı canlandırdığı ve patronu fiş almasını istedikçe, elektrik fişleriyle döndüğü ve en sonunda da “Aaa! Ben yapınca alışverişi, zaten alıyorum satış fişi!” diye adamı deli ettiği tanıtımda, kazağının yakasından çıkan fişi bulunca, “Ay bu da burada kalmış!” demesi bile; o dönem dillere pelesenk olmuştu. Bu şekilde eğlenceli bir yolla toplum bilinçlendirmesi yapıldığı için, verilen mesajlar, genci-yaşlısı, hepimizin sempatisini kazanır ve onların hatırına, tavsiye ettikleri konulara gerçekten de bir anda önem göstermeye başlardık. Peki elektrik faturasına, doğal gaz faturasına bunca zamlar gelirken, merak ediyor musunuz evde enerji tasarrufu nasıl yapılır acaba?


aysegul-atik-1-dakika-televizyon-fis

Şimdi üzerinden belki 30 seneden fazla zaman geçmiş olsa da, bu sahneler, o dönemleri yaşayanların hala aklının ve kalbinin bir yerinde, ilk günkü naifliğiyle hatırlanan güzel bir nostalji oldu. Artık topluma değer katan bu tarz projeler yerine, televizyon kanallarımız, seviyeyi daha da aşağı çekmek için birbiriyle yarışan programlarla dolmuş taşmış durumda maalesef. “O zaman iş başa düşer” diyerek, ben de bi’ nevi kendi “1 Dakika” programımı kendim yapayım ve sizlere faydalı olacağını düşündüğüm konularda, bir takım tüyolar vereyim istiyorum.

Faturaları Azaltmak için Evde Enerji Tasarrufu Tavsiyeleri

Mesela bunlardan ilki, sabah uyandığımızda havanın hala karanlık olmasının, hepimizin psikolojisini nasıl etkilediğinden yola çıkarak, değerini iyice hissettiğimiz için; gündelik hayatta alacağımız ufak tefek tedbirlerle, nasıl “enerji tasarrufu” yapabileceğimiz konusunda olsun diyorum, ne dersiniz? Bakalım aralarında kaçını siz zaten biliyorsunuz ve kaçını zaten siz de yapıyorsunuz, hep birlikte görelim mi?:) Aydınlatma konusunda enerji tasarrufu sağlamak için neler yapabiliriz? Haydi düşünelim beraber!


enerjisa-enerji-tasarrufu-ampul-aydinlatma
Aydınlatma Kullanımı ile Enerji Tasarrufu İlişkisi

Öncelikle günün aydınlık saatlerinde, gün ışığından en yüksek oranda faydalanmak önemli. Bunun için ise eşyalarınızın yerini güneş ışığını engellemeyecek ve ondan en iyi şekilde faydalanacak şekilde yerleştirebilirsiniz. Ayrıca duvarlarınızın açık renk olması ve ışık kaynağını oda köşelerinde kullanarak, duvarlardan yansımasıyla, çok daha fazla aydınlık ortamlar elde etmek mümkün.

Apartman koridorları gibi devamlı aydınlık olması gerekmeyen bölümlerde, harekete duyarlı aydınlatma kullanımı ülkemizde de bayağı yaygınlaştı Allahtan, ama bunu yine de, henüz hayata geçirmemişler için, buraya onu da bi’ not olarak düşelim. 🙂

Akkor ampüller yerine, enerji tasarruflu ampüller kullanabilir ve temizlik yaparken, sadece avizelerimizi değil, aklımıza geldikçe ampüllerin üzerindeki tozu da alarak, o ışık kaynağından daha çok faydalanabiliriz.

Peki ya mutfakta alabileceğimiz tasarruf önlemleri neler olabilir? Haydi düşünmeye devam…

Mutfakta Enerji Tasarrufu Nasıl Yapılır?

Düdüklü tencere kullanmaktan eskiden ne kadar çekindiğimi, ama iyi bir düdüklüye sahip olup, en doğru şekilde nasıl kullanıldığını öğrendikten sonra, dakikalar içinde, besin değerlerini koruyan leziz yemekler yapmanın rahatlığıyla tanışınca, artık her fırsatta kullandığımı daha önce de anlatmıştım hatırlarsanız. Düdüklü tencere, yüksek basınç ve sıcaklıkta çalıştığı için, yemeklerin çok daha çabuk pişmesi sebebiyle enerji tasarrufu konusunda mutfaktaki en büyük yardımcılardan…

Düdüklü yoksa enerji tasarrufu yapmak için hangi tencereleri kullanmalı?

Diyelim ki düdüklü tencereniz yok, o zaman da mümkünse, tabanı düz ve kalın tencereler kullanabilirsiniz. Pişirme esnasında mümkün olduğu kadar az su kullanmak, yemek kaynamaya başladıktan sonra, ocağın altını kısığa almak da önemli. Bir de tabi, “Yemeğim ne alemde?” diye, tencerenin kapağını sık sık açarak baktığımızda oluşacak ısı kaybından kurtulmak için, cam kapaklı tencere kullanabilirsiniz mesela 🙂
EE kitchen
Elektrikli ocak kullanıyorsanız, kullandığınız kabın, ocakta kullandığınız bölüme göre küçük olması da boşa enerji israfından başka bir şey değil, o yüzden yumurta haşladığımız cezveyi, gidip ocağın en büyük bölümünde kullanmıyoruz, değil mi? 🙂

Diyelim ki su ısıtacaksınız. Çay için veya yemek için her neyse… Bunun için muhakkak mutfağınızda bir kettle’ınız olsun derim. Çay suyunu kettle’da bir güzel ısıtıp, oradan çaydanlığa ekleyebilirsiniz. Demleme esnasında çaydanlığı, ocağınızın en küçük kısmına almayı ve altını kısık konuma getirmeyi unutmayın. Yoksa fokur fokur kaynaya kaynaya, boşuna buhar olur suyunuz. 🙂

Kettle demişken unutmadan… Ne kadar lazımsa, içine o kadar su doldurun. Bir bardak kaynar su gerekli diye, kettle’ın içine gidip de 1,5 litre su doldurmayın mesela. Yoksa boş yere her seferinde içindeki 1,5 litre suyu kaynatmak için enerji harcayacak, siz de başında “haydi ama kaynasın artık!” diye boşuna uzun uzun bekleyip duracaksınız. Zaman kaybı da cabası yani 🙂

Fırın konusuna gelince… Bir şey pişirirken, her kapağını açıp baktığımızda, açık tuttuğumuz süreye de bağlı olarak, içerideki sıcaklığı bayağı bir azaltmış oluyoruz. Fırın da, ayarladığımız dereceye dönmek için çok daha fazla enerji harcıyor. Özellikle kek türü şeyler pişiriyorsanız, her merak ettiğinizde ve kapağını yanlış zamanda açtığınızda, o camdan mis gibi kabarmış görünen kekin, bir anda fıs diye söndüğüne de şahit olabilirsiniz. Bu yüzden gerçekten gerekmediği müddetçe, fırının kapağını açmak cıs! 🙂

Enerji Tasarrufu için Buzdolabı hangi enerji sınıfı olmalı?

7/24 çalışan bir cihaz olduğu için, Buzdolabı konusu önemli… İhtiyacınıza en uygun boyutta bir yüksek enerji sınıfı (A+ ve daha üstü) buzdolabı kullanmalı ve kapağını da gidip gelip, gerekli-gereksiz açmamalı ki, ısı kaybı olmasın. Hemen ağıza atmalık, abur cubur bir şeyler arayan ve raflara öylece uzun uzun umutla bakanlar var biliyorum, yapmayın etmeyin diyorum. 🙂

Ayrıca buzdolabını doldururken, soğuk havanın içeride rahatça dolaşabilmesi için yiyecekler arasında uygun bir mesafe bırakmalı. Yani her şeyi tek rafa sıkıştırmamalı! 🙂 Buzdolabına bir yer seçerken de güneş, ocak veya kalorifer peteklerinden uzakta olmasına özen gösterilmeli.

Aman yemeklerinizi henüz sıcakken buzdolabına koyma gafletine girmeyin! Ilıkken bile değil, yemekler soğuduktan sonra buzdolabına konulmalı. Hem dolabınızı, hem diğer yemekleri bozarsınız yoksa. Bir de merak edenler için, soğutma bölüm sıcaklığı 4 ile 5 °C, dondurucu bölüm sıcaklığı -20 ile -18 °C arası olmalı…

Sizden tasarruf kadar, hijyen açısından da ricam, sıvıları ağzını sıkıca kapatarak ve yiyecekleri de ister saklama kapları, ister buzdolabı poşetleri veya streç filmle, ama lütfen güzelce sararak saklamanız. Bu sayede hem bakteri oluşumunu önler, hem de ağzı açık gıdaların salacakları buhar nedeniyle buzdolabının fazla çalışmasına engel olmuş olursunuz.

Bulaşık Makinesi büyük kolaylık. Ama henüz dolmadan öyle 3-5 bardak kirlendi diye çalıştırmak yerine, içine güzelce yerleştirerek, tam kapasite kullanmak önemli. Yıkayacağınız şeyler çok aşırı kirli değilse, daha ekonomik devirli düşük sıcaklık programlarını da seçebilirsiniz. En verimli yıkama sıcaklığının 50 derece olduğu söyleniyor, bilginize…

Ev Eşyalarını kullanırken nasıl enerji tasarrufu yapabilirim?

Sizinle büyük ihtimalle henüz fark etmediğiniz bir bilgi paylaşacağım. Hazır mısınız duymaya? Elektronik aletler, çalışmasalar bile, prize takılı öylece kenarda dururken bile enerji harcıyormuş. Şok şok şok! “İyi de, ben her seferinde prize takıp çıkartmakla uğraşmak istemiyorum” diyorsanız, siz de benim gibi, kendi üzerinde açma-kapama düğmesi olan uzatma kablolarından kullanabilirsiniz. Tek tuşla kapattım mı, haydi şimdi de enerji harcasın bakalım! 🙂

Televizyon da aynı şekilde… Genelde kumandadan değil, düğmesinden kapatılması tavsiye ediliyor.

Ütü ve saç kurutma makinesi, en çok elektrik tüketen ev aletleri olarak, minik cüsselerine rağmen, sıralamanın başında yer alıyorlar. Ütü yaparken son parçaları, ütünün fişini çekerek kendi ısısıyla ütüleyebiliriz mesela… Bir de buhar ayarlı ve buhar kapasitesi yüksek verimli olan bir ütü modeli seçebilir, termostat ayarı olmasına da dikkat edebiliriz.

Saç kurutma makinesini çalıştırmadan önce, saçımızdaki suyun fazlasını bir havlu ile alırsak, hem daha düşük sıcaklık seviyesinde, hem daha kısa sürede istediğimiz şekli vererek, tasarruf yapmanın yanında, saçımıza da daha az zarar vermiş oluruz.

Elektrik süpürgesinin torbasının dolu olması, hem makinenizin zorlanmasına, hem de yaptığınız temizlikten istediğiniz verimi alamamanıza sebep olduğu kadar, aynı zamanda gereksiz enerji kaybına sağlayacağı için periyodik olarak kontrol edilmesini öneririm.

Diz üstü notebook, yani bir “laptop” kullanarak, masaüstü bilgisayarın harcadığı enerjinin tam üçte biriyle aynı işi gördüğümüzü biliyor muydunuz? Bilgisayarlarını kullanmadığı zamanlarda bile, hep hazırda bulunsun diye açık bırakan çok insan tanıyorum. Aslında en güzeli, ekran kilitlenme süresini de kısa tutarak, lazım olmadığında hemen uyku moduna almak ve ya kapatmak.

Cep Telefonları hayatımızın vazgeçilmez bir parçası artık. Akıllı telefonlarda o an için kullanmadığımız aplikasyonları kapatmayı artık bir çoğumuz öğrendik. Bi’ heves yüklediğimiz ve sonra hiç kullanmadığımız o kadar aplikasyon var ki, arka planda devamlı çalışarak ve sürekli yeniden başlayarak pili bitiriyor, aynı zamanda RAM’i, yani cihazınızın belleğini e azaltıyorlar. Bu da işlemcinin çok çalışıp ısınmasına ve pili daha hızlı tüketmesine yol açıyor. Sonuç: Şarjın daha gün ortasında bitmesiyle, sizi de en olmadık yerlerde zor durumda bırakan bir telefon ve bol bol enerji kaybı… O yüzden siz siz olun, işinize yaramayan aplikasyonları silin gitsin:)

Cep telefonunda alabileceğiniz diğer önlemler, ışığını kısık ayarda kullanmak, yani ekran parlaklığını azaltmak ve gerekli olmadıkça bluetooth’u, wifi’yi ve senkronizasyonu kapalı tutmak olabilir. Titreşim modu da şarjın çabuk bitmesine zemin hazırlıyor, kullanıyorsanız illa ki bunu fark etmişsinizdir zaten.

Ayrıca telefonunuzdan dolup taşan ve yenilerini çekmeye bile yer bırakmayan fotoğraflarınızı, artık bir SD karta veya bilgisayara taşımalısınız. Dinlemediğiniz MP3’leri veya artık izlemeyeceğiniz video dosyalarını da, boş yere telefonunuzda tutmayın. Çünkü depolama alanı ne kadar boşsa, bir telefon o kadar hızlı çalışır ve sonuç olarak o kadar az pil harcar.

Çamaşır Makinesi olarak ihtiyacınıza uygun ve mümkünse enerji verimliliği en az A+ sınıfı olanları tercih etmeli ve her zaman tam kapasite çalıştırmalı. Olur da henüz az çamaşır varken yıkamak zorundaysanız da, su ve elektrik tasarruflu bir program seçilebilir.

İklimlendirme yapılırken enerji tasarrufu nasıl sağlanır?

Benim gibi çok üşüyen birisi için bunu söylemek çok kolay olmasa da, kışın bile termostatları olabildiğince düşük sıcaklığa ayarlamalı. Çatı ve dış duvarlara yalıtım yaptırmak kadar, çift camlı pencere ve sızdırmaz ısı yalıtımlı çerçeve kullanmak da sıcaklığın korunmasında büyük fark yaratıyor. Isıtma sisteminin ve bacaların bakımını yılda bir kere illa ki yaptırmalıyız.

Perdeleri güneşli kış günlerinde açık tutmak ve geceleri ise içerideki ısıyı kaybetmemek için kapatmak fayda sağlayacaktır.

Yaz için yüksek verimli klima cihazları kullanmak ve ihtiyaca uygun kapasitede bir cihaz seçmek önemli. Minicik bir oda için bile “Olmuşken en büyüğü olsun” diye en yüksek kapasiteli cihazı almanın mantığı yok 🙂 Klima sisteminin bakımının, iç ünitede filtre değişimi veya temizliğinin düzenli yapılması, tasarruf kadar sağlığımız açısından da önemli.

İşte bunlar, benim bir nefeste aklıma gelen ve evimizde veya iş yerimizde de kolayca alabileceğimiz, belki ufak gibi görünen ama geri dönüşleri oldukça önemli enerji tasarrufu taktikler… Ben sadece en genel başlıklara değindim ama aslında bu uçsuz bucaksız bir konu tabi ki… Gördüğünüz gibi, enerjinin boşa tüketilmesini azaltmak ve aynı işi daha az enerjiyle de yapmak, kesinlikle mümkün… Haydi üşenmeyin ve bahsettiğim konulara biraz daha dikkat ederek, hem ödediğiniz faturalardaki azalmayı kendi gözlerinizle görün, hem de çevre, dünya ve nihayetinde gelecek nesiller için, bir fark yarattığınızı bilerek, kendinizi daha iyi hissetmeye bugünden başlayın.

Unutmadan sizden de tavsiyelerinizi duymak isterim. Kendi bilgi ve tecrübelerinizle keşfettiğiniz başka tasarruf yöntemleri varsa, yorum olarak bırakarak, benimle de paylaşmayı unutmayın olur mu?:)
?code=def977111c7f483682f931a54b171d0d

Hilton İstanbul Bomonti Yılbaşı Paketi

3

Yılbaşı için sevdiğinize ömür boyu unutamayacağı çok şık ve romantik bir sürpriz yapmak istiyor, ama bunun ne olduğuna bir türlü karar veremiyorsanız, haydi sizinle bir hayal kuralım… Eğer hayaliniz böyle bir şeyse, belki siz de Hilton İstanbul Bomonti‘nin yılbaşı konaklama paketini değerlendirebilirsiniz.

Bu tatlı sürprizimizin ana hatları şöyle olsun mu mesela?hilton-istanbul-bomonti-yilbasi-paketi

Hoop! Ama hemen tatlıya dalıp gitmeyin, Yılbaşı programına konsantre olalım lütfen! :))

Nerede kalmıştııık? Eveeet! :)Aşkınızla birlikte İstanbul’un en büyük 5 yıldızlı oteli, Hilton İstanbul Bomonti’de (tam 829 odalı) yılbaşı için konaklayacağınızı ve eski yılın tüm yorgunluğunu, derdini tasasını ardınızda bırakmak için, otel bünyesinde hizmet veren Eforea Spa’da Türk hamamı, kese ve rahatlatıcı bir masaj ile ruhen ve bedenen güzelce bi’ arındığınızı düşünün. Kendinizi hafiflemiş, yepyeni ve gıcır gıcır hissediyorsunuz.

hilton-istanbul-bomonti-oda-yilbasi-paketi

hilton-istanbul-bomonti-suit-oda-yilbasi-paketi
hilton-istanbul-bomonti-yilbasi-paketi-eforea-spa-masajÜstünüzde beyaz yumuşacık bornozunuz, Hilton’daki odanızdaki nefes kesen manzaraya karşı keyif yaparken, akşam için de ufak ufak hazırlanmaya başlayabilirsiniz artık.
hilton-istanbul-bomonti-manzara-yilbasi-paketi

hilton-istanbul-bomonti-manzara-yilbasi-paketi
hilton-istanbul-bomonti-manzara-yilbasi-paketi
Otelin ödüllü restoranı The Globe’un, dünya mutfağından lezzetler sunan şık ambiyansında, ardı ardına birbirinden leziz yemekler yedikten sonra, 34. katında, yani neredeyse bulutlarla aynı hizadaki, adı üstünde “Cloud 34 Bar”daki partiye geçiyorsunuz.

hilton-istanbul-bomonti-restaurant-yilbasi-paketi
hilton-istanbul-bomonti-restaurant-yilbasi-paketi

360 derecelik, tam panoramik bir İstanbul manzarasına karşı, DJ müziği eşliğindeki bu özel partide doyasıya eğlenirken, hep beraber 10’dan geri sayarak, mutluluk içinde 2017’ye girdiğinizi ve tüm bu keyifli gecenin ardından, hiç bir ulaşım sorunu ve trafik sıkıntısı yaşamadan, saniyeler içinde konforlu odanıza geçip hemen dinlenebildiğinizi bi’ düşünsenize… Uyandığınızda sizi bekleyen Hilton’un zengin açık büfe brunch’ı da cabası!
hilton-istanbul-bomonti-restaurant-yilbasi-paketi
Ah! Bu ne de güzel bir 1 Ocak sabahı olurdu, değil mi? Hem “Yeni yıla nasıl girerseniz, tüm yıl da öyle geçer derler” söyleyeyim 🙂
hilton-istanbul-bomonti-oda-yilbasi-paketi
hilton-istanbul-bomonti-brunch-restaurant-yilbasi-paketi
“Hayal etmesi bile güzel” biliyorum ama nasıl olacağının minik bir videosunu işte burada

Olur da bu rüya gibi deneyimin, sadece hayallerinizde kalmasına izin vermeyip, bir an önce hayata geçirmek isterseniz, işte size iletişim bilgileri…

Hilton İstanbul Bomonti

Adres: Silahşör Cd. No:42, 34381 Şişli/İstanbul

Tel: (0212) 375 30 00

Zanzibar Zorlu Center – Kürşat Başar’lı Geceler

1

Cafe Zanzibar; aslında ilk doğuş yeri Nişantaşı’nda Milli Reassürans Pasajı olmasına rağmen, benim aklımda her zaman Caddebostan sahilinde, özellikle Pazar sabahları denize nazır şehrin gürültüsünden uzak bir kahvaltı yapabileceğiniz, Anadolu Yakası’nın popüler mekanlarından biri olarak yer etmiştir. Şimdi ise uzun bir aradan sonra, Göktürk şubesi ardından, Zorlu Center içerisindeki yeni yeriyle, Avrupa Yakası’nda, aynen kendine yakışır şekilde, çok şaşalı bir geri dönüş yapmış Zanzibar Zorlu ve hem yemekleri, hem de Kürşat Başar ve Orkestrasının canlı performans akşamlarıyla, kısa sürede inanılmaz rağbet gören bir mekan haline gelmiş.

Bir Bağdat Caddesi sakini olarak diyebilirim ki, semtin en büyük özelliklerinden biri, İstanbul’un en güzel yürüyüş parkurlarından biri olan Caddebostan sahil yoluna çok yakın olması… Biz de eşimle fırsat buldukça bu sahil yolunda, Fenerbahçe’ye kadar uzanan yürüyüşler yaparız. Kalabalıktan ve trafikten uzak olan bu keyif dolu parkurda, Caddebostan semtindeki, artık sayıları bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azalan tarihi köşklerden birinde bulunan Cafe Zanzibar, hem tarihi dokusu hem de ön tarafında yer alan, o daima bakımlı ve rengarenk çiçek bahçeleri ile bu yürüyüşlerimizde, bizim için en keyifli mola noktalarından biri olduğu kadar, az önce bahsettiğim gibi Pazar brunch’ları için de Kadıköy’ün en iddialı ve sayılı noktalarından biridir. Böyle olunca ister istemez merak ediyoruz, peki, Zanzibar Zorlu konseptiyle, Zorlu’daki yeni yeri nasıl olmuştur acaba?


zanzibar-zorlu-center

Zorlu Center Zincirlikuyu’da ilk açıldığından beri, Zorlu PSM’deki gösteri ve konserleri kadar, restoranları ve merkezi konumu ile de eşimle benim, Avrupa Yakası’ndaki en ideal buluşma noktamız oldu. Ancak yeme-içme konusunda, Zorlu’daki mekanlar arasında, aradığımızı tam olarak bulamadığımızı düşünürken, basında Cafe Zanzibar’ın Zorlu’da da açıldığı ve Kürşat Başar ve Orkestrası’nın da sahne aldığı haberi gözüme çarptı. “Popüler Mekanlar” konusunda zevkine ve önerilerine en çok güvenilen kişilerden biri olan Üşengeç Şef, bu mekanı ziyaret etmeden durur muydu sizce? Eh bu durumda, soluğu ilk fırsatta Zanzibar Zorlu’da aldık.
kursat-basar-zanzibar-zorlu
Hem Kürşat Başar’ın programı hakkında bilgi almak, hem de rezervasyon yaptırmak için aradığımda görüştüğüm mekanın deneyimli ve canayakın PR’cısı Aslı Hanım’la, sohbet sohbeti açınca farkettik ki, bir de ahbap çıkmayalım mı? 🙂

Mekan açılalı 6 ay olmuş ve gördüğümüz kadarıyla da şimdiden çok popüler. Rezervasyon için önceden aramanızda fayda var. Zorlu Center’ın 2.katında bulunan mekan, oldukça geniş iki bölümden, hatta dış balkon kısmını da sayarsak 3 bölümden oluşuyor. Önce yemek yenilen bölümde oturup, hem Aslı Hanım’la sohbet etme, hem de birbirinden lezzetli yemekleri deneyimleme fırsatımız oluyor.
usengec-sef-asli-yorukoglu-deklancheur-zanzibar-zorlu
Zanzibar’ın dünya mutfağından geniş bir menüsü var. Menüde tatlı alternatiflerinin zenginliği gözüme çarpıyor, ama durun, oraya birazdan geleceğiz 🙂 Sırayla gitmekte fayda var 🙂

zanzibar-zorlu-somon-tartar
Başlangıç olarak Somon tartar ve Keçi Peynirli Brulee alıyoruz. Somon tartar şık sunumu ile adeta bir sanat eseri. Lezzeti de gayet başarılı. (Porsiyonu 39 TL)

keci-peynirli-brulee-zanzibar-zorlu
Keçi Peynirli Brulee için kesinlikle ayrı bir paragraf açılmalı… 🙂 Kabak salatası üzerinde kavrulmuş ay çekirdeği ve kabak çekirdekleriyle servis edilen keçi peynirini, aynı “creme brulee” tatlısı mantığında yani üzeri esmer şekerle yüksek ısıda ateş ile kristalize edilmiş şekliyle sunumu, şefin yemeğe sihirli dokunuşu olmuş bence. Yemelere doyamadığım bir lezzet olarak, damağımda unutulmayan tatlar arasında yerini alması kaçınılmaz oldu. (Porsiyonu 39 TL)

Sırada Aslı Hanım’ın tüyosu ile mekanın en çok tercih edilen lezzetlerinden biri olan Bresaola’lı Scrocchiarella var. Zanzibar’ın kendi spesiyalitesi olan bu adı zor söylenen ama yemesi keyifli yemek, anne elinden çıkmış gibi klasik lezzetiyle ve çıtır kıtır integral hamuruyla şaraba da çok hoş bir uyum sağlıyor. (Porsiyonu 50 TL)
zanzibar-zorlu-tornado-kursat-basar-orkestrasi

Ana yemek olarak da Turnedo Zanzibar ve Karidesli Linguine seçiyoruz. Turnedo Zanzibar’da orta pişmiş etin üzerindeki arpacık soğanlı ve mantarlı kırmızı şarap sosu gerçekten efsane… Öyle ki, hakkını tam manasıyla vermek için, tabağı ekmekle sıyırsanız yeridir 🙂 (Porsiyonu 77 TL) Benim gibi karides sevdalıları için de Linguine iyi bir tercih olabilir. (Porsiyonu 48 TL)
zanzibar-zorlu-karides-linguine

Ve gelelim heyecanla beklediğim tatlıya… İlk başta da dayanamayıp bahsettiğim gibi, çok sayıda alternatif arasından seçtiğimiz “Kestaneli Mereng” hem sunumuyla hem de lezzeti ile bize muhteşem bir final yaptırıyor. Buraya gelinmeli ve bu enfes tatlı yenilmeli! 🙂 (Porsiyonu 25 TL)
zanzibar-zorlu-kestaneli-mereng

zanzibar-zorlu-kursat-basar
Zanzibar Zorlu Üşengeç Şef Dilek Yeğinsü

Yemeğimizi sonlandırmaya doğru, Kürşat Başar ve Orkestrası mekanın bar bölümünde canlı performanslarına başlıyor. Bu bölümde de ambiyans çok şık bir şekilde dekore edilmiş. İş ve cemiyet hayatından pek çok ünlü ismin de yer aldığı seyircilerin, yaş ortalaması biraz yüksek ve ortam çok kaliteli…
zanzibar-zorlu-kursat-basar-seran-bilge
Şarkılarda kadife sesli Solist Seran Bilgi’ye saksafonuyla eşlik eden, gerçek bir centilmenlik timsali olan Kürşat Başar, arada mini stand-uplarıyla da renklenen, gerçekten çok ama çok eğlenceli bir program hazırlamış. Yerli ve yabancı klasik ve popüler parçaları çok keyifli bir ambiyansta seslendiriyorlar. Zamanın nasıl aktığını anlamıyorsunuz. Çok eğlendiğimiz gecenin sonunda beraber bir hatıra fotoğrafı çektirmeyi de tabi ki ihmal etmiyoruz.

Farklı performansların da yer aldığı Cafe Zanzibar Zorlu Center’a ilk fırsatta giderek, bu inanılmaz keyifli mekanı, siz de en sevdiklerinizle deneyimleyebilirsiniz. Öncesinde bu ambiyansı bir de görmek isterseniz işte size videosu


Bu lezzetleri ilk defa deneyen kişiler olmanın verdiği heyecanla, yıllardır Emre Bey ile beraber çalışan ve adeta yarı Güney Amerikalı sayılabilecek Head Şef Kenan Baylan ile menüye eklenen yemekler hakkında sohbet edip, kendisinden çeşitli tüyolar alıyoruz.

park-samdan-and-the-bar-patatas-bravas-mexican
Park Şamdan’ın yenilenen menüsünden ilk tercihimiz, özellikle de şefimizin Güney Amerika referansını duyduktan sonra, “Patatas Bravas” oluyor. İspanya da dahil bir çok yerde deneme şansı bulduğumuz bu yemekle, Kenan Şefimizin yorumu ve sunumuyla adeta yeniden tanışıyor gibiyiz.

park-samdan-and-the-bar-usengec-sef-kenan-baylan

Park Şamdan’ın yeni menüsünün en büyük özelliği, adından da anlaşılacağı üzere, tüm seçeneklerin paylaşımlık porsiyonlar şeklinde olması…
Bir sonraki tercihimiz yine şefimizin özgün yorumu olan enfes bir Sucuk Burrito… Baharatlı sucuğun, Güney Amerika chili biberi ile eşsiz uyumunu yansıtan bu sunum, bizce yeni menüdeki imza yemeği olmayı hak ediyor. 🙂

park-samdan-and-the-bar-sucuk-burrito

Park Şamdan’ın yeni menüsünde tüm bildiğiniz yemeklere ufak dokunuşlar ile değişik yorumlamalar buluyorsunuz. İşte bunlardan yine benim tek kelimeyle bayıldığım bir tanesi daha : “Somon Tartare Sushi”… Hani hiç bitmesin istersiniz ya, işte tam da öyle tadına doyulmaz bir lezzet…

park-samdan-and-the-bar-somon-tartare-sushi

Karides sevdamı bilmeyeniniz yok. Eh! Hal böyle olunca “Kick’n Karides”i de merak ediyorum. Acı-tatlı sos ile çevrilmiş karideslerin, siyah pirinç, edamame ve kuşkonmaz salatası üzerinde servis edildiği bu sunum da insanın boğazından geçerken hissettirdiği o dengeli acısıyla, lezzet yolculuğumuzdaki yerini alıyor.

park-samdan-and-the-bar-kick-n-karides

Eşim son olarak, gençlik yıllarından beri Şamdan’da adeta olmazsa olmazı saydığı Kokoreç’i de “Ustalara Saygı Kuşağı”nda, yemeden kalkmayacağını söylüyor. Kokoreç her zamanki gibi, çok ama çok lezzetli. Üzerindeki 4 adet kızarmış patatesin hikayesinin taa 35 yıl öncesine, Ahmet Çapa zamanına dayandığını bildiğimiz için, yine o yılların naifliğini, güzelliğini yad edip, köklerine bu kadar bağlı olmalarının, hiç eskimeyen, zamansız ve klasik bir marka ortaya çıkarmalarındaki etkisini bir kez daha fark ediyoruz.
park-samdan-and-the-bar-kokorec-les-ottomans

Tatlı olarak da yine klasiklerden “Kestane Krater” ile kapanışı yapıyoruz. Retro sunumuyla eski lezzetlere özlem duyanları mest edecek bu tatlı, 2 kat merengue arasında kestane püresi ile hazırlanmış.

park-samdan-and-the-bar-kestane-krater-tatli

“Park Şamdan & The Bar”, bizce yeni eklenmiş lezzetleri, romantik Boğaz manzarası, kaliteli ambiyansı ve güzel müzikleriyle, dile kolay tam 35 senedir olduğu gibi, bu sene de, İstanbul’un en trend mekanlarından biri olmaya devam edecek.Park Şamdan & The Bar İletişim Bilgileri
Adres: Hotel Les Ottomans, Muallim Naci Cad. No:68 34345 Kuruceşme – Istanbul
Tel: 0542 772 3333

Frankie İstanbul – Canlı Müzik ve Lezzet Dolu Bir Gece

0

“Frankie sadece bir restaurant değil, bir deneyimdir”… 2016
yılında World Class tarafından Türkiye’nin en iyi barmeni seçilmiş olan sevgili
dostumuz Engin Yıldız tarafından bu iddialı sözlerle davet edildiğimiz
Frankie’de, hakikaten de tam anlamıyla eşsiz bir deneyim yaşadık. Açıldığı günden
beri popülerliğini hiç yitirmemiş olan Frankie İstanbul’da, sohbet, lezzet,
müzik ve eğlenceye doyduğumuz bu gecede neler yaşadığımızı size birazcık
aktarmaya çalışalım…

frankie-istanbul-nisantasi-odullu-barmen

Nişantaşı Sofa Otel’in roof’unda 2012 yılından beri hizmet
veren Frankie İstabul’un ortakları arasında, Sezen Aksu da bulunuyor. Otel
içinde yer alan bu tarz restaurant-bar konseptindeki mekanları, hem yemek, hem de
müzik kalitesi açısından her zaman sevmişimdir.

frankie-istanbul-nisantasi-kokteyl

frankie-istanbul-nisantasi-usengec-sef

Frankie’de haftanın her günü farklı bir sanatçı sahne alıyor
ve genelde de 22:30–23:00 gibi programları başlıyor. Bunu göz önüne alarak 20:00–20:30
gibi gidilmesini tavsiye ediyorum. Biz Engin’in birbirinden iddialı ve ödüllü
kokteyllerini denemek için biraz daha erken gitmeyi tercih ettik. Engin ve
arkadaşlarının namı, başarılı kokteylleriyle, “artık böylesi de olmaz ki ama, ayıp oluyor” tepkileri ala ala, #ayipedenlerkulübü hashtag’i ile sosyal medyada almış
yürümüş. Bize denettiği kokteyllerin her birinin ayrı bir hikayesi, emeği ve
özel sunumu var. Bizim en favori kokteyllerimiz ise “Be Urban” ve “Agent Provocateur”
oluyor.
frankie-istanbul-nisantasi-barmen-engin-yldiz-kokteyl

Sohbet sırasında gözümüze çarpan, mekanın üst katındaki, hem Türkiye’nin, hem de
dünyanın en özel şarapları ile donatılmış zengin kavını da Somelier Caner Bey
eşliğinde gezme fırsatı buluyoruz.

frankie-istanbul-nisantasi-sarap-kavi

O esnada Instagram Stories’den canlı yayınlar yaptığım için, bu sırada Frankie İstanbul’un Şefi Serdar Madakbaş mekanda
olduğumu sosyal medyadan görüyor ve yanımıza gelip sıkı bir Üşengeç Şef
takipçisi olduğunu söyleyerek bizi hemen, birbirinden lezzetli sunumlarını
yapmak üzere masamıza yönlendiriyor.
frankie-istanbul-nisantasi-sofa-hotel

İlk olarak “Chardonnay Yaprak Çorba” servis ediliyor. Manda
yoğurdu ile yapılan bu  Amuse-Bouche ’un içinde, serçe parmağı kadar ince, minik bir de asma yaprağı sarması var ve tadı gerçekten öylesine enfes ki, insan hiç bitmesin
istiyor 🙂
frankie-istanbul-nisantasi-cikolatali-sufle-kokteyl
Zengin menüden başlangıç olarak “Enginar dolması” ve “Bonfile
ceviche” seçiyoruz. Enginar dolması sunumu adeta bir sanat eseri…

Sotelenmiş
pazı ile doldurulmuş, kuru domates ve yeşil zeytinli Ezine peyniri, paprikalı
tel kadayıf, ısırgan klorofil sos ile şefimizin İmza yemeklerinden bir tanesi. Her
yerde alışık olduğumuz deniz mahsüllü örneklerine karşın bonfile ceviche ‘de
burada mutlaka tercih etmeniz gereken lezzetlerden.

frankie-istanbul-nisantasi-enginar-dolmasi

Tempura karidesli salata, adeta bir kızarmış karides ve kinoa
aşığı olan bendeniz için menüye özel olarak ilave edilmiş gibi 🙂
frankie-istanbul-nisantasi-deklancheur-usengec-sef

Bu kadar güzel
başlangıçlardan sonra ana yemek için tercihlerimiz de “Mantarlı Risotto” ve “Dana
Kaburga” oluyor. Yaban mantarları ve siyah trüf ile yapılan risotto için,
İstanbul’da yediğim en başarılı 3 risottodan biri diyebilirim. Kırmızı etle
aram biraz açık olsa da, bu gecenin lezzette doruk noktası olan “Dana Kaburga”
karşısında adeta saygı duruşunda bulunuyorum. Frankie İstanbul, mutfağıyla da benden
tam not alıyor.
frankie-istanbul-nisantasi-usengec-sef-serdar-madakbas

Tam da tatlılarımıza geçtiğimiz sırada sahneden, “Yukarıda Allah var korkmaz mısın?” dizelerinin namesiyle, o ince keman
sesi gelmeye başlıyor ve “Elveda” şarkısı ile Metin Arolat, bizi bir anda gençliğimize
sürüklüyor. Herkes bir anda masalardan sahnenin önündeki standlara geçiyor ve doyumsuz eğlence tüm hızıyla başlıyor.
frankie-istanbul-nisantasi-metin-arolat-canli-muzik

En sempatik ve enerjisi yüksek sanatçılarımızdan Metin Arolat, hem o çok sevdiğimiz eski şarkıları, hem de
şu anda en popüler olan parçalardan oluşturduğu harika bir programla bize müthiş
keyifli bir gece yaşatıyor.

frankie-istanbul-nisantasi-tatli-menu

frankie-istanbul-nisantasi-cikolatali-sufle

Frankie İstanbul, güleryüzlü ekibi, hiç bir yerde
bulamayacağınız kokteylleri, birbirinden lezzetli yemekleri, müthiş eğlencesi ve
kaliteli ortamı ile gerçekten de İstanbul’un en popüler mekanları arasında yer
almayı fazlasıyla hakediyor.Frankie İstanbul İletişim Bilgileri:
Adres: Teşvikiye Caddesi 41-41/A K.8 Nişantaşı İstanbul
Tel: 0212 230 66 66

Pegasus Magazine’de Artık Üşengeç Şef Var

3

Sosyal Medya hesaplarımı takip edenlerinizin de bildiği gibi artık seyahatlerimden en leziz deneyimleri sizlerle, sadece web sitemden değil, aynı zamanda Pegasus Havayolları’nın uçak içlerinde, koltuk ceplerinde sunulan ve yolculuğunuz boyunca size yol arkadaşlığı yapan Pegasus Magazine’de de paylaşıyorum. 🙂

pegasus yazari dilek yeginsu usengec sef

İşte bu ay Pegasus’la seyahat edenlerinize yarenlik edecek yazım “Üşengeç Şef ile Amsterdam’da Gastronomi Turu”…

pegasus yazari dilek yeginsu usengec sef 2

En yakın arkadaşlarımızın da orada yaşıyor olması vesilesiyle, ekstra sempati duyduğumuz ve bunca yıldır gide-gele artık 2. memleketimiz haline gelen, İstanbul kadar asla olmasa da renkli ve eğlenceli bir şehir olduğuna inandığım Amsterdam’daki, bizzat deneyimleyip beğendiğim mekanları sizler için kaleme aldım.
pegasus yazari dilek yeginsu usengec sef 3
Umarım keyifle okur, bir sonraki Amsterdam ziyaretinizde naçizane önerilerimden faydalanabilirsiniz. Daha da güzeli, dergiyi uçakta bırakmak zorunda değilsiniz, isterseniz alabilirsiniz de:)
pegasus yazari dilek yeginsu usengec sef 4

Bu arada müjdeyi vereyim. Bizim buralarda havalar iyice soğumaya başlamışken ve kara kış ufak ufak kendini belli ederken, Pegasus’la bir sonraki seyahatim, daha sıcak bir destinasyona, “Dubai”ye olacak. İlk defa gideceğim bu şehirden bakalım sizin için nasıl bir yazı ile döneceğim. Tavsiyeleriniz varsa seve seve alırım:)

Swissotel Bodrum – Bodrum’da Romantik Günbatımı

0

Bodrum’u çok sever ve her fırsatta sık sık gideriz bilirsiniz, Turgutreis bölgesine ise seneler sonra bu Yaz, artık gelenekselleşen “Üşengeç Şef Best Luxury Hotels Turu’nun Bodrum’daki 2.ayağında, belki de yarımadanın en yeni ve en güzel otellerinden birini keşfetmek için Swissotel Bodrum‘u (Swissotel Resort Bodrum Beach) birlikte deneyimleyelim istedik. Dünyada o kadar olmasa da, Swissotel’in ülkemizdeki marka algısı o kadar kuvvetli ki, insanın beklentisi de gerçekten çok büyük oluyor. Özellikle İstanbul’un en iyi otellerinin yönetiminde bulunan arkadaşlarımızın çoğunun “Swissotel” kökenli olması ve Swissotel’den bahsederken de “çok iyi bir okul gibi” oluşunu vurgulamaları, bizim de bu markaya ekstra bir sempati ve güven duymamızın önemli sebeplerinden biridir diyebilirim. En son 2016 World Luxury Hotel ödülü de almasıyla, bu eşsiz gün batımına sahip romantik otelle ilgili, biraz da içinizi ısıtacak bir deneyim yazısı hazırlamak geldi içimden…

swissotel-bodrum-usengec-sef-deklancheur-gun-batimi
Swissotel Bodrum’un nefes kesici gün batımında sevdiğinizle bir fotoğraf çektirerek, bu anı ölümsüzleştirmeyi unutmayın! 🙂

Eveeet! Nerede kalmıştık? Tüm bu beklentilerimiz ile Turgutreis’e doğru yola çıkıyorduk en son. Turgutreis, Bodrum’un yaş ortalaması nispeten daha yüksek ve Yaz-Kış burada yaşayanların sanırım, en çok olduğu bölgesi. Genel yarımadanın tatil havasından farklı olarak daha bir şehir havasında. Marina beldeye çok ciddi bir artı değer ve hareket katmış.

swissotel-resort-bodrum-beach-deniz
Swissotel Bodrum – Manzaraya lobiden genel bakış

Bilenleriniz bilir, Bodrum’un en büyük özelliği, tesislerin tepelere kurulu olması ve yapıların yukarıdan aşağıya doğru kat kat uzanmasıdır. O merdivenler ve rampalar, alışık olmayan insanı bayağı bir yorar. Ancak Turgutreis, bölgenin bu genel özelliğinden farklı olarak daha düz ve dolayısıyla avantajlı bir yapıya sahip. Swissotel Resort Bodrum Beach’e vardığımızda görüyoruz ki, bu tesis de, böyle düz bir zemine kurulmuş. Yani yüksek bir yapı yerine, enine yayılmış, az katlı geniş bir otel var karşımızda keşfedilmeyi bekleyen… İşte bu benim gibi merdiven inip-çıkamayan birisi için çok ideal. Yuppii 🙂

Daha ilk bakışta, bembeyaz otelin modern tasarımı hemen dikkatimizi çekiyor ve bayılıyoruz. Lobiye girince de, bölgenin en ikonik çiçeği olan ve benim de kendisine tek kelimeyle hayran olduğum Begonvillerden ilham alınarak tasarlanan ve üçgen formlu yüzlerce fuşya rengi camın tavanı süslediği eşsiz eser, bizi resmen hipnotize ediyor. Öylece bakakalıyoruz bir müddet. Tesisin bu kendine özgü çağdaş mimarisinin bize nasıl hitap edeceğinin ipuçlarını, henüz lobiden bile alabiliyoruz.


swissotel-resort-bodrum-usengec-sef-begonvil

Resepsiyonda işlemlerimiz hızlıca tamamlanınca, doğru odamıza çıkıyoruz. Otel 3 kat ve roof’tan oluşuyor. Odamız, daha adım atar atmaz, beyaz ve modern tasarımıyla ve minimalist tarzıyla bizi kendine hayran bırakıyor.

Oda-kahvaltı konseptte hizmet veren ve 66 odadan oluşan otelde, mermer banyo ve açık lavabo, aynalı kapılar ve özel tasarım lamba ve mobilyalar gibi detaylar, minimalist dekorasyonu destekleyen öğelerden sadece bir kaçı…


swissotel-resort-bodrum-beach-oda-deniz-manzara
Işıklandırma tuşları ikonlarla ifade edilmiş bir arayüzden kontrol ediliyor. Bu durum bizim çok hoşumuza gitse de, teknoloji ile arası olmayanlar ve özellikle de yaşlılar için biraz sıkıntılı olabilir diye de düşünmeden edemiyoruz:)

swissotel-resort-bodrum-beach-oda-banyo

Balkonunuzdan Ege adalarının manzarasına karşı, odadaki Nespresso makinesinde hazırladığınız mis gibi kahvenizi yudumlamak mı daha keyifli, yoksa havuz kenarında güneşlenmek mi bilemedim.

swissotel-resort-bodrum-beach-oda-deniz-usengec-sef
Swissotel Bodrum – Havuz ve deniz manzaralı odamızın balkonunda kahve içerken…
swissotel-resort-bodrum-beach-oda-nespresso-cheesecake
Swissotel Bodrum
swissotel-resort-bodrum-beach-oda-deniz-manzara
Swissotel Bodrum’da Üşengeç Şef ile havuz zamanı

“Şehir ve iş hayatının yorgunluğunu, iyi bir masajla atmadan, tatil benim için henüz başlamış sayılmaz” diyenlerdenseniz, sizi hemen Swissotel içerisinde, bu ilginç ahşap lobisiyle, daha adım attığınız andan itibaren kendinizi iyi hissetmeye başlayacağınız Purovel Spa’ya alalım.
swissotel-resort-bodrum-beach-purovel-spa-masaj

Daha da çok şımartılmaya ihtiyacınız varsa, kesinlikle bu otelde Tiramisu yemenizi öneririm. Benim gibi çok sevilen bir Tiramisu tarifine sahip kişiye bile (TRT1’de yaptığım programı hatırlayın), “böylesine tadı damakta kalır bir lezzet az bulunur” dedirttiyse ve tarafımdan tatil boyunca, hiç kalori hesabı yapılmadan tam 3 bardak yenildiyse, bu tatlıya illa ki hak ettiği ilgiyi alakayı göstermelisiniz derim naçizane:)

swissotel-resort-bodrum-beach-tiramisu-havuz

Tesis rezidanslara hizmet vermesi itibariyle, tecrübeli personel açısından, aileler için de ideal olduğu gibi, Bodrum’un bilinen noktalarındaki yoğunluktan ve kalabalıktan sıkılmış bizim gibi çiftler için de uygun, oldukça romantik bir otel. Özellikle gün batımları bi’ muhteşem.

swissotel-resort-bodrum-beach-oda-deniz-manzara
Swissotel Bodrum – Üşengeç Şef denize girmeye üşenirken… 🙂

Plajda iskele ve kum olmak üzere, tercihinize göre alternatifler bulunuyor. Şansımıza havanın o dönem biraz rüzgarlı olması ve açık denizden ötürü, dalgakıran olmadığı için, bizim tatilimiz süresince deniz, bazen biraz dalgalıydı. Ama akşamüstleri adeta çarşaf gibiydi desem yeridir.

swissotel-resort-bodrum-beach-deniz-manzara-gunbatimi
Swissotel Bodrum enfes gün batımı manzarası

Böyle bir manzaraya karşı zaten nutkunuz tutulmuşken, bir de kalite ve lezzet anlamında birbirinden başarılı yemekler de servis edilince değmeyin keyfinize…

Swissotel Resort Bodrum Beach içinde 3 restoran ve 2 bar bulunuyor.

Havuzun yanında bulunan Cafe Swiss’de kahvaltınızı yapıyorsunuz. İşte sabah ilk çayınızı yudumladığınız ambiyans aynen şöyle…

swissotel-resort-bodrum-beach-havuz-oda-kahvalti
Swissotel Bodrum Havuzu

Alanın çok güzel olması yanında, residence’lar ile ortak kullanım ve yaz boyu kalan ailelerin çocuklarının da bu alanı kullanıyor olması nedeniyle, kahvaltıdan sonra, gün içinde havuz tarafı biraz gürültülü olabiliyor söyleyeyim.

Sabah kahvaltılarında personel çok ilgili alakalı… Özellikle pide ve omletleri denemelisiniz. Burada da büyük nespresso makinası olması ve bol çeşit bulunması hoşuma giden özellikler oldu.

swissotel-resort-bodrum-beach-oda-deniz-manzara
Swissotel Bodrum manzara

The Beach / Mezem Restaurant ise hemen sahilde, iskele üzerindeki konumuyla, rakı-balık ve Ege mezeleri kadar, gurme ızgaralarla da denize nazır bir ziyafet vaadediyor.
swissotel-resort-bodrum-beach-mezem-restaurant
İşte menüden en sevdiklerim; Gavurdağı Salatası efsane… Bazen levrek de ekliyorlar, onsuz da çok iyi. Çökertme kebabı enfes ötesi… Mantarlı pizza, “benim!” diyen pizzacılardan bile başarılı… Patates kızartması da öyle çıtır çıtır ki, yemelere doyamıyor insan 🙂

swissotel-resort-bodrum-beach-pizza-cokertme
Swissotel Bodrum Mantarlı Pizza

Roof bölümündeki Yûhi Restaurant ise akşam yemeklerini, Bodrum’un 360 derece manzarasıyla, güneşi batırırken tadabileceğiniz bir mekan.

swissotel-resort-bodrum-beach-deniz-manzara
Swissotel Bodrum teras restaurant

Asya mutfağından sushi ve sashimi tarzı örnekler sunan bu restoran, servis ve müşteri ilişkileri anlamında biraz daha kendini geliştirmeli diye düşünüyorum.

swissotel-resort-bodrum-beach-sushi-deniz-manzara
Swissotel Bodrum Sushi Restaurant

Bunun haricinde, Swissotel Bodrum ile ilgili özellikle bizi en çok etkileyen şeylerin başında, lobide ilk karşılayanından, bugy’leri kullanan şöförlere, masaj terapistlerinden, havuz kenarındaki cankurtaranlara ve Mezem Restaurant’taki garsonlara kadar tüm personelin, şimdiye kadar kaldığımız hiç bir tesiste görmediğimiz kadar güler yüzlü olması ve yanlarından geçerken sizi mukakkak selamlamaları geldi. Sonuçta hep şunu deriz, insana dokunan bu tesislerde, hizmet ve personeli çıkardığınızda hepsinde geriye kalan sadece aynı beton yapılar değil mi? 🙂

Adeta sizinle birlikte deneyimliyormuşuz gibi doğal, samimi ve objektif anlatımlarımı siz de seviyorsanız, instagram hikayelerimi de takibe almanızı tavsiye ederim. Instagram hesabım: Üşengeç Şef. Yine yeni ve keyifli seyahat ve gastronomi maceralarında görüşmek üzere… Sevgilerimle!

Swissotel Bodrum İletişim Bilgileri

Adres: Turgutreis, Gazi Mustafa Kemal Blv. No:42, 48400 Bodrum/Muğla

Telefon: (0252) 311 33 33

Nopa Restaurant Nişantaşı – Konforlu Bir Resto-Bar

2

Nopa Nişantaşı, Atiye Sokak’ta 2014 yılında hizmet vermeye başlamış ve aslında muadillerine göre eski sayılabilecek bir mekan… Ancak “Son günlerde bu mekanda bir hareketlilik var” dedik ve sizler için ne yenilikler olduğunu öğrenmek üzere mekanı eşimle birlikte (Instagram hesabı: @deklancheur) ziyaret ettik. The House Cafe’lerin sahipleri tarafından kurulmuş olan Nopa’nın başta “Kibirli olmayan şıklıkta” bir fine-dining restaurant olarak belirlenen çıkış felsefesi, son dönemde İstanbul gece hayatının tecrübeli isimlerinden sevgili dostumuz Erhan Seven’i de bünyesine katmasıyla, daha “comfort food”a yönelerek, daha çok bir resto-bar” olarak tekrar konumlandırılmış.

nopa-restaurant-nisantasi-usengec-sef-atiye-sokak

Nopa Nişantaşı, Atiye sokağın içerisinde yer alan kardeş markası The House Cafe ile yanyana yer alıyor. Mekana girdiğinizde sizi her yanı yemyeşil bir “dikey bahçe” ile süslenmiş duvarlar, tam karşı duvardan süzülen bir sonsuzluk şelalesi ve tamamen açılabilen tavanı ile alabildiğine ferah bir ambiyans karşılıyor.

nopa-restaurant-nisantasi-atiye-sokak

nopa-restaurant-nisantasi-usengec-sef-dilek-yeginsu

Mekanın kolonsuz olması ve perspektif yapısı gerçekten hoş. Loca gibi düzenlenmiş masalar ve iç açıcı renk ve desenlerdeki yastıklarla da, misafirlerine alabildiğine özgür alanlar yaratmışlar.

nopa-restaurant-nisantasi-kokteyl

Nopa’nın girişinde sağlı-sollu yer alan şarap kavı oldukça zengin gözüküyor. Ayrıca başta adını mekandan alan “Nopa Kokteyl” olmak üzere bir çok kokteyl de, içki menüsünü zenginleştiriyor.

nopa-restaurant-nisantasi-atiye-sokak

Mekanın genç yaşına rağmen oldukça tecrübeli Head Chef’i Deniz Ahmet Köse ile yaptığımız kısa söyleşide, 9 sene Miami’de çalıştığını, “şefin tadına baktığı yemek” konseptini uyguladığını, aslen Uzakdoğu mutfağı referanslı olmasına rağmen, menüde ağırlıklı olarak kolay yenilir seçenekler ile Akdeniz mutfağını ve bir kaç Güney Amerika klasiğini tercih ettiklerini öğreniyoruz.

nopa-restaurant-nisantasi-ceviche

Başlangıç olarak Karışık Deniz Mahsullü Ceviche (49 TL) ve Somon Taco (26 TL) seçiyoruz. Salatalardan ise tercihimiz “Hindiba salata” (34 TL) ve “Körpe Ispanak ve Fransız Fasulyesi” (34 TL) oluyor. Ispanakların üzerine crispy halde dana bacon ve balsamik sos ile servis edilen salata gerçekten çok lezzetli.

nopa-restaurant-nisantasi-taco

nopa-restaurant-nisantasi-usengec-sef-dilek-yeginsu

Sırada mekanın hem sunum, hem de lezzet olarak en başarılı yemeği olan “Bamboo Skewers” yani bambu şişler var. Menüde yer alan 4 seçenekten benim favorim “fıstıklı kebap” oluyor. (32 TL) Bence özellikle %100 fıstıktan yapılan sosu ile bu şişi mutlaka denemelisiniz.

nopa-restaurant-nisantasi-fistikli-kebap-sis

nopa-restaurant-nisantasi-usengec-sef-deniz-ahmet-kose

Ana yemek olarak ise özellikle Erhan Bey’in tavsiyesi olan karamelize soğanlı ve tulum peynirli Hamburger (48 TL) ve Deniz Ahmet Şefimiz’in imza yemeği sayılabilecek “Dana İliği Risotto” ile yemek anlamında finali yapıyoruz. (38 TL)

nopa-restaurant-nisantasi-hamburger

nopa-restaurant-nisantasi-dana-iligi-risotto

Tatlı olarak tercih ettiğimiz Tiramisu (22 TL) ile Beyaz Çikolata ve Çarkıfelek Meyveli Cheesecake (25 TL) gerçekten oldukça başarılı. Özellikle cheesecake’i denemek için, gündüz bile olsa bir kahve içme bahanesiyle bu mekana uğramalısınız.

nopa-restaurant-nisantasi-cheesecake
Nopa İletişim Bilgileri

Adres: Teşvikiye Cad. Atiye Sk. No:6, 34367 Şişli/Beyoğlu/İstanbul
Tel: (0212) 327 58 68

Pegasus FlyPgs Dergisi Dilek Yeğinsü Amsterdam yazısı

0
Amsterdam gidilecek yerler, Pegasus dergisi Üşengeç Şef Dilek Yeğinsü
pegasus amsterdam dilek yeginsu usengec sef
Pegasus Havayolları Dergisi FlyPgs.com Magazine
Dilek Yeğinsü / Üşengeç Şef – Amsterdam yazısı
pegasus amsterdam dilek yeginsu usengec sef 1a
Pegasus Havayolları Dergisi FlyPgs.com Magazine
Dilek Yeğinsü / Üşengeç Şef – Amsterdam yazısı (Sayfa 1)
pegasus amsterdam dilek yeginsu usengec sef 1b
Pegasus Havayolları Dergisi FlyPgs.com Magazine
Dilek Yeğinsü / Üşengeç Şef – Amsterdam yazısı (Sayfa 2)
pegasus amsterdam dilek yeginsu usengec sef 1c
Pegasus Havayolları Dergisi FlyPgs.com Magazine
Dilek Yeğinsü / Üşengeç Şef – Amsterdam yazısı (Sayfa 3)
pegasus amsterdam dilek yeginsu usengec sef 1d
Pegasus Havayolları Dergisi FlyPgs.com Magazine
Dilek Yeğinsü / Üşengeç Şef – Amsterdam yazısı (Sayfa 4)
pegasus amsterdam dilek yeginsu usengec sef 1e
Pegasus Havayolları Dergisi FlyPgs.com Magazine
Dilek Yeğinsü / Üşengeç Şef – Amsterdam yazısı (Sayfa 5)

Hazine Cihangir – Semtin Kayıp Hazinesi Bulundu

1

Geçen sene Nişantaşı’nda fırtınalar estiren Grey’in işletmecileri, bu sene de Cihangir için kolları sıvamışlar. Çıtayı bir kademe daha yükseltince, ortaya müthiş bir mekan çıkmış: “Hazine Cihangir”. Cihangir’in en merkezi noktası olan Firuzağa Kahvesi’nin hemen karşısındaki Akarsu yokuşunda yer alıyor.
hazine-cihangir-usengec-sef-dilek-yeginsu-istanbul

Çok başarılı bir mimari değişim ile mekanın ön kısmını sadece kolonlar kalacak şekilde açık ve ferah hale getirerek, bir dış bölümü adeta yoktan var etmişler. Sokakla araya konan çiçekler sayesinde de özellikle soğuk mevsimler için çok keyifli bir “kış bahçesi” oluşturulmuş.
hazine-cihangir-usengec-sef-dilek-yeginsu-istanbul

Dekorasyon konusundaki başarısına Grey’den de aşina olduğum işletmenin, yemekleri konusunda da acaba yine Grey’i mi referans aldı diye, açıkçası kafamda soru işareti vardı. Fakat restorana girdikten sonra, önce uzaktan gördüğüm ve nereden tanıyorum dediğim Executive Şef, Sosyal Medyadan benim sıkı bir takipçim de olan, Da Mario’nun eski şefi Rıdvan Koçaslan çıkmaz mı? Daha önceleri bir çok yerde, davet etmesine rağmen, fırsat bulamadığımız için, kısmet Hazine Cihangir’eymiş dedik ve başladık tadımımıza…
hazine-cihangir-kokteyl-populer-mekan-istanbul
Yemeğe geçmeden önce mekanın kokteyllerine ayrı bir parantez açmam şart. Son dönemde bir çok mekanda kokteyl denemelerimiz oldu. Aralarında çok ünlü barmenlerin de olduğu kişiler tarafından nasıl tatlar sevdiğimiz konusunda ön bilgi alınmasına rağmen, yine bildiklerinin okunmasına ve alakasız şeyler gelmesine sıklıkla rastlıyoruz. Hazine Cihangir’in barmeni ise, ne istediğimizi dinleyen ve tam da tercihimize göre tatlar içeren kokteyller hazırlayarak, gönlümüzde ayrı bir yere oturdu. Denediğimiz kokteyllerden özellikle Rasputin ve ismini mekandan alan Hazine Kokteyl bi’ harikaydı.
hazine-cihangir-kokteyl-populer-mekan-usengec-sef

Hazine Cihangir’in menüsünü incelediğimizde zenginlik göze çarpıyor. Soğuk-sıcak başlangıçlar, salatalar, makarnalar ve ana yemekler gerçekten bol ve çeşitli. Bunların yanında bir de sushi seçeneklerini görünce ve iddialı olduklarını öğrenince, tabi ki ilk tercihimiz sushi oluyor. En favorilerimiz olan Ebi Ten Roll ve Dragon Roll gerçekten başarılı…
hazine-cihangir-sushi-populer-mekan-istanbul-canli-muzik

hazine-cihangir-menu-populer-mekan-istanbul

Ara sıcak olarak, yine başka mekanlardan tanıdık ve favori bir lezzet olan Vasabi Kremalı Tempura Karidesi seçiyoruz. Boğazı hafiften yakıp geçen tadıyla, bu mevsimde iyice yaygınlaşan soğuk algınlığına birebir 🙂
hazine-cihangir-karides-populer-mekan-istanbul
Salata olarak da bu aralar olmazsa olmazım avokado ile enginar ve taze fesleğen yatağında ızgara baby kalamar… Adeta İstanbul’da malesef alıştırıldığımız donmuş halka kalamarlara isyan niteliğinde, adeta bir “başyapıt”dı diyebilirim. Tek kelimeyle bayıldık! 🙂

hazine-cihangir-ahtapot-populer-mekan-istanbul

Ana yemekleri incelerken kısa süre evvel Paris yazımda bahsetmiş olduğum Belçika usulü “moules mariniere”, yani tencerede soslu midyeyi görünce gözlerimiz açılıyor. Rıdvan Şefim harika bir sosa imza atmış. Sos o kadar hoşumuza gidiyor ki, banmak için ekmek talep etsek yeridir 🙂 Şaka bir yana bu yemeği, kesinlikle yanında ince kesilmiş baget ekmekle servis etmeliler, sadece kaşıkla dalmak hakkını tam veremiyor:)
hazine-cihangir-moules mariniere-populer-mekan-istanbul

Madem ki Paris yazımıza bir atıf yaptık, eh o zaman 2. ana yemeğimiz de “Cafe de Paris soslu Bonfile” olsun diyoruz. Sos alışık olduğumuz Cafe de Paris sos gibi olmasa da, lezzeti gayet yerinde ve et de tam istediğimiz derecede pişilerek, yumuşacık servis ediliyor. Menüden Ossobuco da en çok tavsiye edilenler arasında.

hazine-cihangir-bonfile-populer-mekan-istanbul
Tatlı olarak da yine bir çok seçenek arasından tartışmasız ben de, eşim de “Kestane Sufle”yi tek geçiyoruz. Seçimimizle ne kadar doğru bir tercih yaptığımızı siz bile fotoğrafından anlamışsınızdır diye tahmin ediyorum. Her şey bir yana, sadece bu kestaneli sufle bile, bizim için tekrar Hazine’ye geliş sebebi olabilir. O derece!:)

hazine-cihangir-kestaneli-sufle-populer-mekan-istanbul

Mekanda hafta içi 23:00’den itibaren ve hafta sonu gece yarısı itibariyle olmak üzere, her gece, aralarında Yol Project’in de olduğu sevilen grup ve müzisyenler tarafından canlı müzik performansları sergileniyor. Kalın kadife perdelerle ses yalıtımı yapıldığı için, hafta sonları sabah 4’e kadar eğlence, bar olarak devam ediyormuş.

hazine-cihangir-usengec-sef-ridvan-kocaslan
Cihangir’e adeta taze kan olarak gelen Hazine, lezzetleri, kokteylleri ve ambiyansı ile bizden tam puan alıyor. Rıdvan Şef kadar, güler yüzlü işletmeci ve ekibini de tebrik ederken, bizce şu an İstanbul’un en popüler mekanlarından biri olan Hazine’ye siz de en kısa sürede gelmelisiniz diyoruz.

Hazine Cihangir
Adres: Akarsu Yokuşu cad No 36/A Cihangir Beyoğlu/ İstanbul
Tel:0212 243 21 48

Duru Dual ile Kolay Mercimekli Bulgur Pilavı Tarifi

7

Yeni evimizin, yeni mutfağındaki ilk adım adım fotoğraflı tarifimle sizlerle birlikte olmaktan dolayı nasıl mutluyum anlatamam. 🙂 Üstelik bizim gibi yemek yaparken saatler harcamaya zamanı olmayanlar için, her zamanki gibi lezzetli ve pratik bir “Mercimekli Bulgur Pilavı” yapıyoruz bugün. Daha da güzeli, mercimeği önceden ayrı bir tencerede haşlayıp, süzmeye ve sonra başka yerde bulguru pişirirken içine eklemeyle uğraşmaya; dolayısıyla bol bol tencere, süzgeç gibi şeyler kullanıp, kendimize gereksiz bulaşık çıkarma külfetine de girmeyeceğiz hiç. Peki ama hepsi tek işlemle nasıl mı olacak? Hazırsanız market reyonunda çeşitlerini görür görmez, “işte bu!” dediğim Duru Dual’in karışımlı bulgur paketini ilk kez beraber deniyoruz bugün.

duru-bulgur-duru-dual-mercimekli-bulgur-pilav-tarifi

Sanki en kolayından bi’ “makarna” yaparcasına, içine sadece yağ, tuz ve su ekleyerek, bu kadar hızlı ve pratik şekilde malzemeli bir bulgur pilavı hazırlamak, benim için çok keyifli olacak. Tabi ki, “durum buğdayı”ndan tamamen doğal olarak üretilen ve hiç bir koruyucu ve katkı maddesi içermeyen bulgurun; makarnaya oranla çok daha  besleyici ve sağlıklı olduğunu, yüksek protein ve lif değeri sayesinde, özellikle diyetlerde, uzun süre tok tuttuğu için de hayat kurtarıcı olduğunu söylememe gerek yok, değil mi? 🙂
Sadece 1 tabak bulgur, günlük protein ihtiyacımızın önemli bir kısmını karşılarken, yapısındaki B1 vitaminleri; sinir ve sindirim sistemimizi güçlendiriyor. Ayrıca içerdiği folik asit sayesinde, henüz doğmadan bebeklerin zeka seviyesini ilerletmek için, hamile annelerin de tüketmesi öneriliyor. Gördüğünüz gibi, say say, bulgurun faydaları bitmeyecek gibi…

O zaman, merak edeceğinizi düşündüğüm son bir bilgiyi daha paylaşayım ve artık tarifimize geçelim. Yüksek rakımda yetişen kaliteli buğdayların, yıkandıktan sonra, hiç el değmeden işlenerek, taş değirmende kırılmasıyla, tamamen kendi doğasına uygun olarak üretilmesinden ötürü, Duru Bulgur’un ürünleri, asıl lezzetini ve kokusunu koruyabiliyormuş. Dolayısıyla paketteki ürünün pişirme öncesinde ayrıca yıkanmasına da gerek yokmuş bilesiniz.

Adım Adım Fotoğraflı Kolay Anlatımıyla MERCİMEKLİ BULGUR PİLAVI TARİFİ