Ana Sayfa Blog Sayfa 17

Zeytinyağlı Kereviz Tarifi

6
adım adım resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi

Görünüşüne bakıp, sakın üşenmeyin, çünkü beraber yaptığımızda siz de göreceksiniz ki, zeytinyağlı kereviz yapmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Çok sağlıklı olduğu için, hazır mevsimi geçmeden, ben her hafta en az bir kere yapmaya çalışıyorum. Siz de sağlıklı ve kolay bir zeytinyağlı kereviz tarifi istersiniz diye düşünüp, yine üşenmedim ve her zamanki gibi adım adım fotoğraflı pratik bir tarif daha hazırladım sizlere. İşte karşınızda adım adım resimli Zeytinyağlı Kereviz Tarifi

Harika bir A ve C vitamini kaynağı olan, çeşit çeşit mineraller içeren, yeşil yapraklı ve düşük kalorili sebzelerden olan kerevizin faydaları saymakla bitmiyor ki… Kalp damar hastalıklarına iyi gelmesinden, vücuttaki sıvı dengesini sağlamasına, doğal bir antioksidan olarak, cildi güzelleştirmesinden, iyi bir lif kaynağı olmasına ve vücuttaki şişkinlik ve ödemin atılmasına kadar pek çok mahareti bulunan bu sebzeyi illa ki beslenmemize katmalıyız. Mutfakta uzun uzun saatler harcamaya pek zamanımız ve hevesimiz yok ne de olsa! 🙂 İşte marketten kolayca bulabileceğiniz basit malzeme listesi de geliyor, o zaman hazır mıyız?

Adım Adım Fotoğraflı Anlatımıyla Zeytinyağlı Kereviz Tarifi

Malzemeler (1-2 Kişilik)

  • Büyükse 1, eğer orta boysa 2 veya iyice küçükse 3 adet Kereviz
  • 1-2 adet kuru soğan
  • Aynı kerevizin sap ve yaprak kısımları
  • 1 adet sulu (veya sıkmalık) Portakalın suyu
  • Kerevizin kararmaması için yarım limon suyu
  • 2 yemek kaşığı Zeytinyağı
  • Arzu ettiğiniz miktarda Tuz

İlk olarak kerevizlerin dış kısmındaki bölümünü bıçak yardımıyla soyup atıyoruz. Geriye pürüzsüz ve beyaz renkli bölümü kalıyor. Onu da bir güzel yıkıyoruz. 1 boğum parmak büyüklüğünde küp küp doğruyoruz. Beklerken kararmaması için içinde üstüne kadar gelecek şekilde su ve limon suyu bulunan bir kaba alıyoruz.

Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi

Yapraklarını ve saplarını da ayıklayıp, sağlam olanlarını güzelce yıkadıktan sonra, kesme tahtasında bıçak yardımıyla ince ince kıyıyoruz.

Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi

Tenceremize 2 kaşık kadar zeytinyağı koyup, kızmaya başladığını hissettiğimiz anda üzerine, kabuklarını soyup yıkayıp kuruladıktan sonra, küp küp olarak yemeklik doğradığımız kuru soğanları ilave ediyor ve karıştırarak renklerinin biraz sararmasını sağlıyoruz.

Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi
Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi

İşte artık kerevizlerimizi de tencereye ekleme zamanı geldi.

Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi

Biraz alt-üst ederek karıştıra karıştıra 1-2 dakika pişirdikten sonra, artık üzerine taze sıktığımız portakal suyumuzu ekleyebiliriz.

Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi
Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi
Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi

Yarum silme çay kaşığıkadar da tuz ilave edip, artık kapağını kapatalım ve kaynamaya başladıktan sonra da altını kısığa alalım.

Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi
Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi

Üzerine kerevizin kıydığımız sap ve yapraklarını da ekleyelim ve kerevizler istediğimiz yumuşaklığa gelene kadar pişirelim.

Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi

Haberiniz olsun öyle uzun sürmüyor, hele de kerevizleri çok yumuşacık da olmasın isterseniz, neredeyse göz açıp kapayıncaya kadar pişiyor. Kısık ateşte pişerken, 5-10 dakika sonra bir çatal batırın ve kıvamına kendiniz karar verin derim. İşte Zeytinyağlı kereviz tarifimizin sonuna geldik bile.

Adım adım Fotoğraflı resimli zeytinyağlı kereviz yemeği tarifi
Adım adım resimli Zeytinyağlı kereviz tarifi

Şimdiden afiyet olsun 🙂

Güçlü Kadınlar Konferansı’nda Konuşmacıydım

1

Cehaletin en büyük korkusu kadındır, çünkü “Kadın öğrenirse, çocuklarını da eğitir ve eğer çocuklar gelişirse, doğal olarak, o toplum da gelişir.” Ne kadar güzel bir söz değil mi? Dikkat edersek, kendisini güvende ve değerli hisseden ve bu sayede çocuklarını da kendinden emin olarak; korku ve kaygılarıyla yüzleşmekten çekinmeden, araştırmaya-öğrenmeye açık şekilde yetiştiren iyi eğitimli kadınları, sadece gelişmiş toplumlarda görürüz zaten. Sadece bugünü kurtarmak için değil, gelecek nesillerin de ruhsal ve zihinsel anlamda sağlıklı şekilde yetişmesi için hayati önem taşıyan bu konuda, farkındalık yaratmak adına, bir şeyler yapmak gerektiğine inananlardan olarak, bu yıl ilk kez, 16 Şubat’ta Hürriyet ve Avon’un işbirliğiyle, kadının toplumsal yaşamdaki varlığını ve güçlü sesini, daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla düzenlenen “Güçlü Kadınlar Konferansı”nın konuşmacıları arasında olmak, benim için inanılmaz gurur vericiydi.

guclu_kadinlar_konferansi_dilek-yeginsu-usengec-sef

Dr.Fatoş Karahasan, Cengiz Semercioğlu ve Yonca Tokbaş’ın moderatörlüğünü üstlendiği dört farklı oturumdan oluşan konferansla, başarı hikayeleriyle kadınlara ilham vermek, zorluklar karşısında kolay kolay pes etmemek, yeni yeni vizyonlar açmak hedeflenirken; kadın hakları, girişimcilik, sosyal medyada iyiliğin yayılması ve fark yaratan kadın hikayeleri üzerine yoğunlaşılan etkileyici bir konferans hayata geçirilmiş oldu.

Geliştirdikleri işbirliğiyle, bu değerli konferansın mimarı olan iki marka da dikkat çekiciydi. Şöyle ki, bunlardan biri olan “Avon”, dünyada 130. ve Türkiye’de 24. yılını kutlayan bir güzellik ve kozmetik şirketi olması yanında, dünya genelinde 6 milyon bağımsız satış temsilcisi tarafından, yaklaşık 70 ülkede tüketicilere sunulan ürünleriyle, kadınlara ekonomik özgürlüklerini kazandıran iş modeli sayesinde, onların hayatlarında önemli farklar yaratmasıyla meşhur bir marka… Diğeri ise, “Güçlü kadınları; güçlü nesiller, güçlü ve düzenli bir iş gücü ve daha güzel bir hayat” olarak betimleyen İcra Kurulu Başkanı Çağlar Göğüş’ün de belirttiği gibi, kadınların güçlenmesine inanan ve icra kurulunun yarısını kadınların oluşturduğu, öncü bir kurum olan “Hürriyet”…

“Haklarını Bilen Kadınlar” panelinde, kadınların haklarını bilmeleri ve bu hakların peşinde koşmalarının ne kadar önemli olduğu anlatılırken, “Cesur Kadınlar” panelinde “Farklı zamanlarda yaşanan başarısızlıklara karşı, yeniden ayağa kalkma gücünü kendimizde bulduğumuz ve azmimizi kaybetmediğimiz sürece başarılı oluruz.” mesajı verildi.

guclu_kadinlar_konferansi_dilek-yeginsu-cengiz-semercioglu-hurriyet-avon

Cengiz Semercioğlu moderatörlüğünde gerçekleşen ve benim de konuşmacısı olduğum “İyiliği Yayan Kadınlar” oturumunda, Avon Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika İletişim Direktörü Hande Orhan ve Blogger “Hassas Anne” ile sosyal medyanın gücünü örneklerle anlattığımız, sosyal sorumluluk projelerinin ve olumlu hikayelerin, sosyal medyada daha çok paylaşılmasının önemine değindik. Arzu ederseniz bu panelin, konuşmamız esnasında canlı yayınlanan kaydına Avon’un Facebook sayfasından siz de ulaşabilirsiniz.

guclu_kadinlar_konferansi_dilek-yeginsu-usengec-sef-cengiz-semercioglu

“İlham Veren Kadınlar” oturumunda konuşan sevilen oyuncu Demet Akbağ, “Bugün büyük başarı hikayeleri dinledik. Onları inanılmaz kılan, hayallerinin peşinden koşmaları. Ben de kendi mesleğim adına, hayal ettiğim şeyin peşinden koştum. Hayalleri hep baş tacı yapın” dedi.

Samsun’daki Kumköyü İlkokulu’nda öğretmenlik yapan Dilek Livaneli, “Evren eylemi destekler” mottosuyla, her kadının içinde olduğuna inandığı liderlik becerisi sayesinde, görev yaptığı köyde, hem çocuklar, hem kadınlar için yarattığı dönüşüm hikayesini anlattı.

guclu_kadinlar_konferansi_dilek-yeginsu-usengec-sef

Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton ise o kendine has, içten üslubuyla “Kolay kolay pes etmem. Her zaman B ve C planı olduğuna inanırım” dedi.

Kadınların erkeklerle eşit şekilde temsil edilmesinin, şiddetin her türlüsünden korunmasının, istihdamda hak ettikleri yeri almasının, ayrımcılığı önleyecek yasaların hayata geçirilmesinin ve toplumsal cinsiyet eşitliği için gereken adımların ivedilikle atılmasının vurgulandığı konferansın sonunda okunan “Güçlü Kadın Manifestosu” ile bütün kadınlara, kendi hikayelerini yaratmak ve güzel bir geleceği şekillendirmede aktif rol alma çağrısı yapıldı.

guclu_kadinlar_konferansi_dilek-yeginsu-usengec-sef-avon-hurriyet

Hoparlörlerden Whitney Houston’ın seslendirdiği “I’m every woman” şarkısı çalarken okunan “Güçlü Kadın Manifestosu” aynen şöyleydi:

“Geleceği güçlü kadınlar şekillendirecek, şimdi kadınlar olarak güçlenme zamanı!

  1. Şimdi haksızlıklardan şikayet etmeyi bırakıp, haklarımızı bilme zamanı.
  2. Bazen kendi tercihlerimiz, bazen de koşullarımızdır yolumuzu tıkayan… Şimdi cesaretimizi toplayıp ilk adımı atma zamanı.
  3. Hepimiz başarabileceği en azından 1 şey var. Potansiyelimizi keşfetme ve kendimizi onurlandırma zamanı.
  4. Kadınların gücü kalbindekini cömertçe paylaşabilmektir. Şimdi kalbini açma, iyiliği yayma zamanı.
  5. “Sen yapamazsın” diye yıllarca kulağımıza fısıldanmış. Şimdi hem kendimizi, hem birbirimizi “Yapabilirsin” diyerek yüreklendirme zamanı.
  6. Her kadın aslında bir başarı hikayesidir. Kendi hikayemizin kahramanı olma zamanı.
  7. Güvenen, azimli, cesur, iyiliği yayan, umut veren kadınlar olarak harekete geçip çalışma zamanı.

 

?code=bd68c3d848614e7f95742c3ba31ecc36

Hürriyet Cengiz Semercioğlu – Dilek Yeğinsü haberi

0
Hürriyet Cengiz Semercioğlu - "İyiliği yayan kadınlar" başlıklı
Üşengeç Şef / Dilek Yeğinsü haberi
Hürriyet Cengiz Semercioğlu – “İyiliği yayan kadınlar” başlıklı
Üşengeç Şef / Dilek Yeğinsü haberi

2017’ye Takipçilerimi Harika Hediyelerle Mutlu Ederek Başladım

0

Bu sene yeni yıla, 4 yaşındaki oğulları ile Amsterdam’da yaşayan ve çok yakında, minik bir kız bebek bekleyen, en yakın arkadaşlarımızın evinde sakin sakin girmek istedik. Malumunuz oralarda dükkanlar hep erkenden kapanır, öncesinde yetişip mezeler, tatlılar filan aldık geldik evimize. Umut dolu, neşeli, keyifli bir akşam geçiriyoruz. Vatanımızdan 2 saat geride olduğumuz için, orada saat henüz 22:00 iken, bizim minik, çok geç saate kadar ayakta kalmasın diye, Türkiye’nin yeni yıla girdiği saate göre hediyelerini verdik ve yatırmak istedik ama ne mümkün! Dışarıda hiç duraksama olmadan, bütün gece havai fişekler patlatıldığı için ödü koptu yavrucağın!  Sakinleşmesi için her birimiz, dönüşümlü olarak, tek tek odasına gidip, yanı başında ona masallar okuduk. Bir yandan da, fırsat buldukça Türkiye’deki tüm arkadaş ve dostlarımızı arayıp yeni yıllarını kutluyoruz ve “2017 şimdilik nasıl, tavsiye eder misiniz, biz de girelim mi?” tarzı naif espriler yapıyoruz.

Güzel dileklerle dolup taşan bir gecenin sonuna doğru, Hollanda saatine göre, daha yılbaşına girilmesine yarım saat varken, bir anda Ortaköy’deki olayı öğrendik ve o andan itibaren yıkıldık.

Olanlar bununla da kalmadı ki… Ah ah! Diyeceğim odur ki, arkana bakmadan git! Güle güle 2016! Haydi canım selametle… Ve her ne kadar hiç umduğumuz gibi başlamasa da, yeni yıl, eski yılın kötü huylarını almamış olsun, ne olur! Herkes için 2017’nin geri kalanının sağlıklı, mutlu, huzurlu ve iyi bir yıl olmasını dilerim.

Yeni yıl yeni umutlar demek… Yeni bir yıla girerken, sevdiğiniz, değer verdiğiniz kişilere hediyeler alarak onları mutlu etmek demek… Ben de bu düşünceyle, Aralık ayında Instagram hesabım @usengecsef’in değerli takipçilerine, bir yılbaşı klasiği olarak, “hiç bir sponsordan destek almadan”, tamamen kendi gönlümden kopan, birbirinden güzel hediyeler hazırladım.

İlk olarak kablosuz çalışması ve sadece 200 gr olmasının sağladığı taşıma avantajı ve suya dayanıklı yapısı ile, harika bir üst düzey bluetooth hoparlörü olan, “Philips” marka bu “Shoqbox Mini” Speaker’ı sadece 2 gün içerisinde yapılan katılımlar sonucunda, 1 şanslı takipçime hediye ettim.

usengec-sef-yeni-yil-hediye-cekilis-philips-wireless-speaker
Sonrasında ise “Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır” sözünden referansla, bu sefer tam 3 kişiye; güzelliğine güzellik katacak, Avene, Elancyl, Body Shop, Klorane, Babe ve Schwarzkopf gibi dünya markalarından ürünler içeren, bakım setleri hediye ettim ve bu hediyelerim de güzel ülkemizin 3 farklı şehrine gitti.

usengec-sef-yeni-yil-hediye-cekilis-elancyl-avene-bodyshop

Ardından baktım ki, benim hanımlar kadar, beylerden de çok fazla takipçim var ve onların da her zaman bakımlı olmaya hakkı var. O zaman Braun’dan Sakal Traşı ve Şekillendirme Makinesi/ Braun Beard Trimmer BT509 hediye edeyim dedim. Kendi Stilini yaratabilmesi için 25 tam uzunluk ayarına kadar hassas kadrana sahip olması ve kolay temizlenebilmesi için musluk suyunda tamamen yıkanabilme özelliği bulunan bu cihazın çekilişine, “tabi ki, beyler kadar, hanımlar da katılarak, kazandığı bu hediyeyi, eşine, babasına, oğluna, kardeşine vs. istediği bir kişiye, gönüllerince armağan edebilirler” şeklinde paylaşım yaptıktan sonra, sadece 2 gün içerisinde 5500’e yakın katılım oldu. InstaStories’den canlı yaptığım çekiliş sonucunda annesiyle birlikte resimdeki dünya tatlısının,  biricik babasına yılbaşı hediyesi olmak üzere, bu süper kullanışlı makineyi de Şanlıurfa’ya gönderdiğime çok memnun oldum.

usengec-sef-yeni-yil-hediye-cekilis-braun-beard-trimmer
Ve assolisti tabi ki en sona sakladım. Yılbaşına çok az bir zaman kala, “Üşengeç Şef’ten yılın en tatlı hediyesi geliyor. Hazır mıyıııız?” diye müjdeyi verdim: “Tchibo Cafissimo Tuttocaffe” geliyor… Üstelik kıpkırmızı!

usengec-sef-yeni-yil-hediye-cekilis-tchibo-cafissimo-tuttocaffe

Kademeli basınç sistemiyle, tek tuşla espresso, caffè crema, filtre kahve ve hatta çay bile hazırlayan bu harika “kapsüllü kahve makinesi”ni kazanmak ve ve mükemmel kahve keyfinin tadını, kendi evinizde doyasıya çıkarmak için tek yapmanız gereken “beni instagramda takip etmeniz ve sadece 1 arkadaşınızı etiketlemeniz” dedim.  Öyle bir ilgi oldu ki, duymayan kalmadı ve adeta yer yerinden oynadı! 🙂 Sadece 3,5 gün içerisinde, tam tamına 21.481 adet geçerli katılımın olduğu bu süper sevimli muhteşem makine, nihayetinde Ödemiş/İzmir’den şanslı bir takipçime yar oldu.

Peki şimdi yeni yıla girdik diye hediyeler bitti mi? Yoo! Kim demiş? Sürprizlerim her zaman devam edecek. Takipte kalın, mutlu, huzurlu ve sağlıklı kalın! 🙂

Venedik Sarayı’nda Stil Sahibi İki İtalyan…

0

Güneş gözlüklerine bayılırım. Ya siz? Renk renk, model model olsun ve her kıyafet değiştirdiğimde en uygun olanını seçeyim, çocuklar gibi sevinirim valla. Başka da böylesine tutkunu olduğum bir alışveriş modeli yok sanırım. Düşünüyorum da, aa valla yok!:)) Neden sevmeyeyim ki? Bir kere, bu sıcakta, o dapdar kabinlere girip, “giy-çıkar” derdi yok, hemen tık diye takıyorsun gözüne ve bir aynaya bakıyorsun, oldu oldu; olmadı, gelsin sıradaki! En nihayetinde biri illa ki olacak:)

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

Daha önce size bu senenin en trend materyallerinden birinin kadife güneş gözlükleri olduğundan bahsetmiştim hatırlarsanız. Celebritylerde sık sık gördüğümüz gözlükler, İtalya’nın en stil sahibi markalarından biri olan Italia Independent’ın tasarımı… Standart modellerden bıkanlar için, heyecan verici tasarımlar ortaya çıkaran bu marka, İtalyan otomobil devi Fiat ile ortak bir organizasyonla, geçtiğimiz haftalarda Venedik Sarayı’nda, eşimle benim de konuk olduğum çok özel bir davet gerçekleştirdi.

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

Moda denilince akla ilk gelen ülkelerden biri olan İtalyan’ın, o kendine has stilini tüm dünyada başarıyla temsil eden bu iki markanın etkinliğine giderken, en favorilerim arasına giren kadife güneş gözlüklerime gönderme yaparak, ben de kadife bir ceket giydim. Önden “frak”mış gibi dursa da, aynadaki yansımamdan da görüldüğü üzere aslında değil:)

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

“Eee? “Venedik Sarayı” diyorsun, ortam nasıldı, davette başka kimler kimler vardı?” diye merak edenleriniz için hemen anlatayım…

Bir kere ağırlıklı olarak krem tonlarında duvarları, altın varak detayların yer aldığı tavan süslemeleri, avize ve mobilyalarıyla Venedik Sarayı, o akşam tek kelimeyle şık ve görkemliydi. Yıllarca İtalyan büyükelçilerinin İstanbul’daki ikametgahı olarak hizmet veren bu saray, son yıllarda Turk-İtalyan ilişkileriyle ilgili kültür etkinliklerinin en önemli merkezlerinden biri olarak, bu tarz defile, davet, balo ve konserlere ev sahipliği yapıyor.

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

Italia Independent’ın kurucusu Lapo Elkann, CEO’su Andrea Tessitore, Koç holding Otomotiv Grubu Başkanı Cenk Çimen ve Tofaş CEO’su Cengiz Erold’un da bulunduğu davete, iş, sanat ve moda dünyasından büyük bir ilgi vardı.

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

İtalya İstanbul Başkonsolosu Federica Ferrari Bravo’nun yanı sıra, Atıl Kutoğlu, Ceylan Saner, Hakan Akkaya, Meltem Cumbul, Sema Şimşek, Yiğit Özşener, Raisa ve Vanessa Sason gibi isimlerin de yer aldığı gecede, önce fark yaratan desen ve görünümleriyle eğlenceli İtalyan tarzını yansıtan Italia Independent’in yeni sezon modellerinin tanıtıldığı bir defile gerçekleştirildi. Stylingini Bahar Kongel’in gerçekleştirdiği defile, geçenlerde Devlet Tiyatrolarında tekrar izleme şansı edindiğim, ama henüz size anlatma fırsatını bulamadığım, zar zor bilet bulunan “Great Gatsby” oyunundaki sahneleri anımsatan şık bir açılış yaptı.

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

Ardından tüm konuklar Venedik Sarayı’nın bahçesine geçerek, Fiat 500 Ailesi’nin ‘crossover’ modeli olan son üyesi Fiat 500x modeli yakından inceleme fırsatı buldu.

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi

Bu keyifli gece, Bora Üzer’in DJ performansıyla gerçekleştirilen partiyle devam etti. Aynı gece olduğu için çakıştığından katılamayacağım ama kesinlikle uğrayacağıma dair söz verdiğim için, buradan ayrılınca da Sevgili Özlem Süer’in Nişantaşı’ndaki Özlem Süer House’da yakın dostlarına, köşkün bahçesinde verdiği “Yaz’a Merhaba” partisine geçtik.

italia-independent-fiat-500x-venedik-sarayi
Hazırladığı gelinlik ve abiye tasarımlarıyla kalpleri fetheden Özlem Süer’in, aynı gecede, bu kez de “Patika Doğa ve Yaşama Saygı Derneği” tarafından beslenerek, bakımı yapılan sokak hayvanları yararına satışa çıkardığı özel tasarım çantalarının tanıtımı da gerçekleşti.

Bloguma kolayca hemen üye olmak için buraya tıklamanız yeterli:)

Şarj edilebilir diş fırçalarına dair doğru bilinen yanlışlar

0

Manuel diş fırçası şarj edilebilir diş fırçası kadar iyi temizler!

Yanlış.  İlk kullanımdan itibaren şarj edilebilir diş fırçaları manuel fırçalara oranla  2 kat daha fazla plak temizler. Bu özellik dişlerinizin yalnızca dış görünümü için değil, sağlığı için de oldukça önemli. Plak, dişin dış kısmını kaplayan bakteri tabakasıdır. Bakteriler yediğimiz yiyeceklerdeki şekerle beslendikleri için, zamanla asit oluştururlar. Bu nedenle bakterilerin diş yüzeyine yerleşmesi, diş ve diş eti hastalıklarının en önemli sebeplerinden biridir.

proxy?url=http%3A%2F%2Fmedia.boomads.com%2Fimages%2Foffer%2Foral b 20150911094946888

Oral-B’nin elektronik fırçalarının tamamında fırça başlıkları yuvarlak olarak tasarlanmıştır. Bu yenilikçi tasarım sayesinde her dönüşte farklı bir açıyla dişin tüm yüzeyinin temizlenmesine olanak sağlar. Küçük boyutuyla her bir dişin yüzeyine ve diş aralarına rahatlıkla ulaşabilir.

Şarj edilebilir fırçalar yalnızca ağız ve diş sağlığı konusunda problem yaşayan kişilere tavsiye edilmektedir!

Yanlış. Oral-B’nin yaptığı bir anket çalışmasında, katılımcıların %39’unun ancak dişleriyle ilgili herhangi bir problem yaşadıktan sonra şarj edilebilir diş fırçası kullanmaya başlayacaklarını belirttikleri görüldü.
proxy?url=http%3A%2F%2Fmedia.boomads.com%2Fimages%2Foffer%2Foral b 3 20150911095309485
Ağız sağlığında tedaviden çok koruma yöntemi izlenmesi tavsiye edilmektedir. Çünkü dışarıdan yapılan herhangi bir müdahale, ne kadar iyi olursa olsun kendi dişinizin sağladığı rahatlığı ve fonksiyonelliği sağlamaz. Dişleri korumanın en önemli yolu, ağız ve diş problemlerinin bir numaralı sorumlusu olan plak tabakasını ortadan kaldırmaktır. Şarj edilebilir diş fırçaları, plak temizliği konusunda manuel diş fırçalarından %100’e kadar daha fazla etkilidir. Plak, yapışkan bir madde olduğu için diş fırçanızdan da ayrılması zordur. Bu nedenle diş hekimleri ortalama 3 ayda bir diş fırçanızı yenilemeniz gerektiğini söylüyor.
Şarj edilebilir diş fırçası da kullanıyor olsanız, 3 ayda bir fırça başlığı  değişimini gerçekleştirmek durumundasınız. Oral-B, elektronik diş fırçanızı kolayca yenilemeniz için değiştirilebilir başlıklarla size sunuyor.

Nasıl bir diş fırçası kullanıyor olursanız olun, diş fırçalama süreniz aynı olduğu için aynı etkiyi yakalayabilirsiniz!

Yanlış.  Diş hekimleri, dişlerinizi günde en az iki kez, 2 dakika fırçalamanızı öneriyor. Ancak yapılan araştırmalar ve klinik deneyler, dişlerinizi 2 dakika şarj edilebilir diş fırçalarıyla fırçalamanızın çok daha etkili sonuçlar almanızı sağladığını gösteriyor.

Şarj edilebilir diş fırçaları diş yüzeyine zarar verir!

proxy?url=http%3A%2F%2Fmedia.boomads.com%2Fimages%2Foffer%2Foral b 2 20150911095711919

Yanlış.  Yukarıda bahettiğimiz anketin bir başka ilginç sonucu da, anket katılımcılarının %5’inin şarj edilebilir diş fırçasının diş yüzeyine zarar verdiğini düşünmesi. Oral-B’nin şarj edilebilir diş fırçaları, basınç göstergesi sayesinde diş fırçasını dişinize çok fazla bastırdığınızda çalışmasını durduruyor.

Tüm şarj edilebilir fırçalar aynı özelliktedir!

Yanlış.  Herkesin diş yapısı birbirinden farklı. Bu nedenle Oral-B kullanıcılarına birbirinden çok farklı özelliklere sahip farklı şar edilebilir diş fırçaları sunuyor. Hassas dişetleri için, farklı büyüklükteki diş aralıkları için ya da sararmış dişleri beyazlatmak için birbirinden farklı bir çok diş fırçası modeli bulunuyor.

Detaylı bilgi almak için videoyu izleyebilirsiniz.


KAYNAK: www.uplifers.com

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Diyetle 6 Haftada 6 Kilo ve Hepsini de Yağdan Verdim. Nasıl mı?

0

Sıkı takipçilerimin iyi bildiği gibi, yemek yemeyi çok sever, güzel yemeğin de hakkını layığıyla veririm. En çok da hamur işlerine bayılırım laf aramızda. Durum zaten böylerken, bir de üzerine geçen sene yaşadığım sağlık problemleri sebebiyle art arda geçirdiğim ameliyatlar, gördüğüm kemoterapiler, aldığım kortizonlu ilaçlar derken, amanın bir de baktım ki en çok bel ve göbek bölgesinde olmak üzere, hayatımda hiç olmadığım kadar, almış başımı gitmişim. Hiç bir kıyafeti üzerime yakıştıramaz hale gelip de “Üff ya! Giyecek hiç bir şeyim yok ki ama benim!” moduna da girince, artık bu duruma acilen bir “Dur!” deme zamanının geldiğine karar verdim.

Başkaları gibi bu zayıflama işini, bir sonraki bahara bırakmayacağıma dair, önce kendime bir söz verdim. İnanır mısınız, hayatımın ilk diyetisyen kontrolünde kilo verme serüveni için, Amsterdam gezisinden henüz dönmeden, taa oralardayken arayıp, döndüğümüzün ertesi gününe randevu aldım. 🙂

Randevuya giderken, artık içime bile çekemediğim göbeğimle, sabrımı zorlayan kilolarımdan kurtulmak yolunda, akıllı bir adım atıyor olduğum için, ilk kez okula başlayacak çocuklar kadar heyecanlıydım. Bu arada söylemeyi unuttum, tek başıma değil, aynı benim gibi fazla kilolarından sıkıntı duyan biricik eşimle beraber bu yola koyulduk. Zaten aynı evde, birimiz diyetteyken, öyle “biri yer biri bakar” olmazdı, olamazdı. Aynı anda diyete başlamak ve birbirimize destek olmak, işimizi daha da kolaylaştıracaktı.

Bağdat Caddesi’nde, tam da ana caddenin üzerinde Suadiye’de yer alan ofise geldik. Güler yüzüyle, dünya tatlısı Diyetisyenimiz Ceylan Akiş, bu ilk randevumuzda bize 1 saate yakın zaman ayırdı ve uzun uzun yeme alışkanlıklarımızı dinledi. Yanımızda getirdiğimiz kan testlerimizi inceledi, sağlık hikayemizi dinleyip, varsa mevcut rahatsızlıklarımızı ve kullandığımız ilaçları sordu. Boy, kilo ve yağ ölçümlerimiz yapıldıktan sonra, vücut kitle endeksine göre nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine ve hedefimizin kaç kiloya inmek olduğuna karar verildi.

en-iyi-diyetisyen-ceylan-akis-diyet-usengec-sef

Ben eğer 5-6 kg verirsem kendimi daha iyi hissedeceğimi söyledim, o da yaptığı hesaplamalarla bu hedefimi uygun bulduğunu onayladı. Söz arasında yararlı ve zararlı yiyecekleri anlatırken veya tüketilmesi gereken porsiyonları tarif ederken, daha akılda kalıcı olması için, Ceylan Hanım’ın ofisinde oldukça gerçekçi yiyecek maketleri var. Masasının üzerinde bulunan aşırı gerçekçi olarak hazırlanmış yağ maketlerinden ise gözlerimi alamadım. İnsan dokunmaya bile tiksiniyor, o derece gerçekçi! Bir öğrendim ki, resimde elimde gördüğünüz maket de tam olarak 5 kilo yağı temsil ediyormuş. Yani düşünebiliyor musunuz tam da bulunduğu noktada, yani bel ve göbek çevremde kendisinden bir an önce kurtulmak için bu yola baş koyduğum, işte tam da bu koskocaman yağ kadar, fazladan bir yük taşıyorum şu anda vücudumda. Yazık değil mi ama?

en-iyi-diyetisyen-ceylan-akis-diyet-usengec-sef

Biliyorum normalde dışarıdan çok kiloluymuş gibi görünmüyorum ama, kas oranım çok düşük ve yağ oranım çok fazla olduğu için bu kiloları yağdan vermem gerek. Yoksa tartıda az çıksak da, mazallah vücuttan su kaybı olarak verilen kilonun uzun vadede hiç bir faydası olmadığı gibi, bir de üstüne zararı olma riski var.

Yazımın başında da kısaca bahsettiğim gibi, bende pek çok sağlık sorunu bir arada. Sadece bir kaç örnek vermem gerekirse mesela çok yakın geçmişte “kanser” tedavisi gördüm, üstüne pek çok ameliyat geçirdim ve 5 yıl boyunca kullanmaya devam etmem gereken bir hormon ilacı var. Ayrıca Tiroid hormonu eksikliği yaşıyorum yani “Haşimoto” var, düşük kan şekeri rahatsızlığı, yani “Hipoglisemi” var. Var da var! Bunları içinizi sıkmak için değil, neden söylüyorum biliyor musunuz? Demek istediğim o ki; bunların hiç birisi kilolu kalmak için bahane değil! Durumumdan yüz bularak, “battı balık yan gider” demek ve önümüze gelen her şeyi şapur şupur afiyetle yerken, her giydiği üstüne yakışan fidan gibi incecik insanları görüp de halimizden şikayet etmek bize yakışmaz. İşte burada diyetisyen faktörü de sizin azminiz kadar önemli. Eğer bu yolda yanınızda sizi dinleyen ve anlattıklarınızı ciddiye alan bir uzman varsa, size en uygun beslenme programını oluştururken, tüm bu fiziksel ve ruhsal şartları da hesaba katıyor doğal olarak.

Bizim örneğimizde de bana benim özelliklerime uygun bir diyet listesi hazırlanırken, eşimin pek çok sebze çeşidiyle arası iyi olmadığı için, Diyetisyenimiz onun için de özenerek, içinde sevdiği çeşitlerin yer aldığı özel bir liste oluşturdu. Çünkü amaç insanı diyetten soğutmak değil; haftalar, belki aylar sürecek bu süreci kaytarmadan, istekle ve keyifle geçirmemiz için, işimizi kolaylaştırmak olmalıydı. İşte bu konunun önemini bilecek kadar gerçekçi ve diyet konusunda tüm merak ettiklerimizi danışabilecek kadar donanımlı bir Diyetisyen olarak Ceylan Hanım bizim güvenimizi daha ilk günden kazandı.

Diyet listelerimiz yanında, metabolizma hızlandırıcı ve kan şekeri düzenleyici bazı sıvıların reçetelerini de verdi. Çay gibi demlenerek kolayca hazırlanan bu içecekleri hazırlamak için gerekli şeyleri almak üzere ilk hedefimiz tabi ki en yakındaki bir aktar oldu. Bir de üstüne, gün içinde ana ve ara öğünlerde tükettiğimiz her şeyi not almamız ve bir sonraki görüşmede üzerinden konuşmamız için “günlük beslenme çizelgesi” de verdi yanımıza. Hayatımın ilk “Diyetisyenle kilo verme” macerası işte başlıyordu ve “göbekli olmak” kaderim olmayacaktı. Yuppiii! Öyle motive, öyle sevinçliydim ki anlatamam:)

Bu arada unutmadan söylemeliyim ki, bir diyet programına başlarken, kilo ve sağlık hikayesi kadar önemli olan bir diğer konu da “bazal metabolizma hızı”… Bu aynen parmak izi gibi, sadece size özel olan ve aslında ne hızda, hangi tempoda kilo verebileceğinizi gösteren en önemli parametre. Bir çok merkezde kullanılan gelişmiş tartı ve analiz cihazı, kişinin teorik, yani sadece “formüle edilmiş bazal metabolizma hızını” veriyor maalesef. Oysa sadece bazal metabolizma hızı ölçümünde kullanılan “Fit MatePro” diye bir cihaz varmış ve bu alet kişinin gerçek bazal metabolik hızını ölçerek, hangi noktada olduğunun en doğru şekilde analiz edilmesini sağlıyormuş. İşte bu cihazdan Ceylan Hanım’ın ofisinde de olduğunu öğrendiğime ayrıca memnun oldum. Hayatımda ilk kez böyle bir cihazla gerçek bazal metabolizma hızım ölçülecekti. Bunun için en yakın tarihe bir gün kararlaştırdık ve bir kaç saat açlık ve susuzluk gibi söylenen şartları yerine getirerek ofise bir uğradım ve sakince uzanarak bir maske taktım, 20 dakikalık bir nefes testi yapılarak işlem tamamlandı.

en-iyi-diyetisyen-ceylan-akis-diyet-kilo-verme

Erkeklerin metabolizma hızının daha yüksek olduğunu biliriz de, benim bazal metabolizma hızım sadece 1200’dü, yani bir kadın için bile oldukça düşük bir değerde çıktı.

Neyse moralimizi bozmadık, en azından neyin ne olduğunu artık biliyorduk. Bizim için ayrı ayrı hazırlanan diyet listelerine göre, güzel bir market alışverişi yaptık. Buzdolabımız ilk defa bu kadar sağlıklı ve yeşil ağırlıklı görünüyordu, bu anı ölümsüzleştirmeden duramadım:)

en-iyi-diyetisyen-ceylan-akis-diyet-kilo-verme

Eşimin önceki diyetisyen tecrübelerinde iş yerinde veya dışarıdayken temin edilmesi ve hazırlanması oldukça zor olan şeyler yazıldığı için, diyetine devam etmeye çalışırken, oldukça zorlandığı olmuştu. Ceylan Hanım ise, herkesin yaşam tarzına ve zevkine göre, tam anlamıyla kişiye özel ve uygulanabilir listeler hazırlaması sayesinde bize diyeti sevdirdi. Özellikle kahvaltı konusunda, hayatımızda çığır açan, hem hızlı, hem pratik, probiyotik yoğurtlu ve meyveli harika bir kahvaltıyla, yine onun sayesinde tanıştık. Bir ara hatırlatın da bunun kolay tarifini, size de anlatayım.

en-iyi-diyetisyen-ceylan-akis-diyet-kilo-verme

Ben de, keza eşim de, bu yola öyle inanmış ve öyle kendimizi adamış şekilde girdik ki, listemiz dışında kalan abur cuburlara veya zararlı şeylere, ikimiz de hiç meyletmedik. Ne yazıyorsa onu yedik, ne kadar yazıyorsa o kadarını tükettik, daha fazlasını değil. Sonuçta insanız… Biliyorsunuz “beşer şaşar” demişler. Gün gelip de, canımız liste dışında bir şey çekse bile, işte o zaman da diyetisenimize sorduk, o da eğer gerekli düzenlemelerle tolere edilebilecek bir şeyse, bize yardımcı oldu; yok eğer hiç uygun değilse de, doğru yönlendirerek, bu konuda tavrını korudu.

Sağlıklı zayıflayabilmek için, beslenme kontrolleri ve gerekli disiplini sağlamak açısından görüşme periyodumuzun “haftada bir” olması da çok işimize geldi.  Yaklaşık 20 dakika kadar süren bu kontrol seansları esnasında, vücut analizlerimiz yapılarak, beslenme programımız her seferinde yenilendi. Bu sayede listemizdekilerden sıkılmamıza hiç fırsat olmadı:) Zaten gidişatımıza göre vücudu şaşırtacak ve gereksinimlerini karşılayacak şeyler yazıldı hep ve bunun mükafatı olarak, daha ilk haftadan tam 1,5 kg yağdan verdiğimi tartıda gördüğümde, havalara uçacaktım. Gözünüzde canlandırabilmeniz için yine bir resimle anlatmam gerekirse, daha ilk haftamda, aynen fotoğrafta gördüğünüz işte tam da “iphone 6plus” kadar kocaman, bu gülle gibi maketin ağırlığınca bir yağdan kurtulmuşum. Hem de başta saydığım tüm handikaplarıma ve yerlerde sürünen metabolizma hızıma rağmen…:) Neden tekrarlayıp duruyorum? Yani demem o ki; Ben yapabiliyorsam, siz neden yapamayasınız ki? 🙂

en-iyi-diyetisyen-ceylan-akis-diyet-kilo-verme

Gün geldi ana öğünümde hafif ve lezzetli ızgara sebzeler yedim, gün geldi mis gibi yumurtalı kahvaltılar yaptım.

en-iyi-diyetisyen-ceylan-akis-diyet-kilo-verme
en-iyi-diyetisyen-ceylan-akis-diyet-kilo-verme

Bazen malzemeli bir salata oldu listemde, bazen güzel bir et yemeği ya da en sevdiğimden maydanozlu leziz bir anne köftesi. Böyle böyle her hafta sadece yağdan vererek, incelmeye devam ettim.
en-iyi-diyetisyen-ceylan-akis-diyet-kilo-verme

en-iyi-diyetisyen-ceylan-akis-diyet-kilo-verme

Bu süreçte, her şey her zaman kolay olmadı tabi. Gün geldi, mesela sinemada yanımda mis gibi kokan koca patlamış mısır kovasını tek başına götüren arkadaşım da oldu, şapur şupur pastaları, börekleri mideye indirenler de… Mesleğim gereği tadım ziyaretleri yapmam gereken restoranlar oldu mesela. İşte o zaman Cem Yılmaz’ın şovunda anlattığı Mehmet Yaşin gibi tabağı sıyıranlardan olmadım tabi ki. Gerçek bir tadımın hakkını vererek, sunulan yemeklerden gerçekten birer çatal aldım ve sadece lezzetlerini tattım, öyle gnam gnam lüpletip de bir tabak daha isteyenlerden olmadım yani:) Bunu nasıl mı yaptım? Algılarıma hükmettim, o mis gibi yemeğin kokusunu almamayı seçtim, o pastanın vereceği bir dakikalık zevk uğruna, yolumdan şaşmamayı tercih ettim. Çok delirdiğim anlarda, çıkardım çantamdan ve paşa paşa çiğ bademimden yedim sakin sakin. Çünkü benim bir amacım vardı, anlık zevkler beni yolumdan caydırmamalıydı.Şunu söyleyip, kesinlikle diyetimin hakkını teslim etmeliyim ki; bu süreçte kesinlikle hiç aç kalmadım ve açlık hissetmedim. Hatta öylesine hissetmedim ki, normalde öğün aralarımı açsam, kan şekerim düştüğü için etkilerini baş dönmesi, göz kararması, gereksiz sinirlilik gibi şekillerde hemen hissetmeye alışkın olduğum “Hipoglisemi” bile, diyet esnasında, 3 ana ve 2 ara öğünle planlı programlı ve sağlıklı beslendiğim için yanıma bile uğrayamaz hale geldi. Bol bol su içmeyi hiç ihmal etmedim, bu uğurda tuvalete abone olsam da, suyun önemini bildiğim için hiç şikayet etmedim:)

Ama şu komik anımı da anlatmadan geçmeyeyim hadi… Bir keresinde ziyaret ettiğim bir işyerinde buram burak kek kokusu yayılıyordu, belli ki mutfakta kek pişiriyorlardı ama öyle böyle kokmuyor edepsiz. İşte o anda canım çok fena kek istedi, ama bir dilim kek uğruna nasıl deliriyorum anlatamam. Mümkünse diye sormak üzere bir sonbraki randevumuz esnasında Diyetisyenimden rica ettim, sağlıklı olarak kilo vermeye devam ettiğim için, ödül olarak, bazı düzenlemeler yaptı ve minik bir dilim keki listeme ekledi sağolsun. Buraya kadar her şey normal… Sonra ben ne  mi yaptım? “Koşa koşa karşıma çıkan ilk pastanede, tek lokmada koca keki mideme indirdim” dememi bekliyorsanız, yanıldınız. O hafta boyunca hangi dükkanın önüne gelsem, “yok şimdi burasının keki o kadar iyi değildir, bitanecik hakkımı buna kullanmayayım şimdi”, “yok bu kek fazla süngerimsi, daha iyisini bulabilirim” diye diye, ödülüm olmaya yeterince layık bir kek bulamayarak, bir haftayı geçirdim. Bir sonraki randevuda, tekrar Ceylan Hanım’ın karşısına oturduğumda, “ee nasıl geçti diyet haftanız?” sorusunu sorarken, ben kikir kikir gülüyordum halime. İzin vermeseydi belki delirirdim o kek için. Ama o müsade edince, yemesem de oldu işte:)

diyetisyen-ceylan-akis-diyet-usengec-sef-spor

“Hiç spordan bahsetmiyorsun, kimbilir ne biçim spor yapmışsındır bu süreçte” diye merak edenleriniz olacaktır. O konuya da açıklık getireyim. Diyetisyenimiz dedi ki; diyete başladığınızda kardiyo veya ağırlık gibi bir spor  yaparsanız, diyeti tamamladığınızda artık o sporun 2 katını yapmalısınız ki, normal yemeye geçtiğinizde eski kilolu halinize dönmeyin. Bana çok mantıklı geldi. Ben bu süreçte o yüzden spor yapmamayı tercih ettim, sadece ufak yürüyüşlerim oldu fırsat buldukça ama düzenli yaptım denilemez.

Ne zaman ki 5 haftada 5 kiloyu tamamen yağdan verdim, işte o zaman artık, bölgesel incelebilmek ve göbeğimin biraz daha erimesi için spora başlamamın zamanı geldiğine karar verdik ve haftada 1-2 kere yüzmeye gitmeye başladım. Hafta sonları hava güzelse, çıktık sahilde tempolu yürüyüşler yaptık. 5 haftanın sonunda eşim 9 kg vererek, hedeflediği kiloya kavuştu. Unutmayın ki, erkekler kilo vermede, her zaman daha avantajlı. O yüzden moralinizi bozmak istemiyorsanız, hiç bir zaman onlarla kendini mukayese etmeyin:)
usengec-sef-diyet-nasil-kilo-verebilirim-diyetisyen-tavsiye
Hanımların işi belki biraz daha meşakkatli ama, diyeceğim odur ki; başarılı bir zayıflama için bence 2 önemli kural var. İlki “istikrarlı olmak” ve ikincisi de işini seven, hakkıyla yapan, insanın halinden anlayan, iyi ve sevecen bir diyetisyenle yapacağınız işbirliği… Bu iş öyle gazete eklerinde yazan “şok diyetlerle”, mucize diye yutturulan zararlı haplarla veya bir başkasının diyet listesini kopyalayarak filan olmuyor maalesef. Diyet listeniz, tamamen sizin ihtiyaçlarınıza göre, her hafta bir öncekinden farklı olarak, bizzat size özel hazırlanmış olmalı.
diyetisyen-ceylan-akis-usengec-sef-diyet-listesi

6 haftanın sonunda 6 kilo “tamamen yağdan” vermiş birisi olarak benim naçizane formülüm bu oldu en azından. Göbeğim bayağı eridi. “Tamamen gitti ve dümdüz oldu mu ?” derseniz, 2 kere myom ameliyatı geçirerek, sezeryan gibi tekrar tekrar göbeğinden kesilmiş birisi olarak, o biraz zor ama önceki haline göre büyük bir yol katettim. Bundan sonrasında dengeli beslenme ve yüzme, daha da toparlanması için elimden geleni yapacağım. Artık dolapdaki mevcut kıyafetlerime, içini tamamen doldurup, oradan buradan yağlar taşmadan girebildiğim için, “giyecek hiç bir şeyim yok ki ama benim :(” derdim de azaldı. Bakın “kalmadı” demiyorum, çünkü bu sözler, sanırım biz hanımların fabrika ayarlarında var 🙂
en-iyi-diyetisyen-ceylan-akis-diyet-kilo-verme

Sizin de rahatsız olduğunuz fazla kilolarınız varsa ve bu durumdan şikayetçiyseniz, hiç bir şey yapmadan üzülmek yerine, “haydi” diyorum size, “o gün bugündür!. Artık “hele bir Pazartesi olsun” diye diye ertelemeyin! 🙂 Dediğim gibi, ben bile yapabildiysem, siz haydi haydi yaparsınız. Yeter ki kalpten isteyin ve ilk adımı atın! 🙂
Herkese sevgilerimle…

Diyetisyen Ceylan Akiş – Beslenme ve Diyet Uzmanı İletişim Bilgileri
Bağdat Caddesi No:446, Çınarlı Sokak No:10 Karabekir Apt. Kat:4 Daire 14 Suadiye – Kadıköy / İstanbul
Tel: (0216) 410 49 04

www.ceylanakis.com.tr

Çamaşır Yıkamanın Keyifli Hali

0

Ev işleri arasında her hanımın farklı favorileri vardır. Mesela kimi ütü yapmayı sever , bazıları ise yemek yapmayı. Sevdiğiniz işlerin size verdiği keyif ise bambaşkadır ve terapik etkileri vardır. Başka dünyalara gider, hayaller kurar, güzel anları hatırlar, planlar yaparsınız.

Size harika bir haberimiz var. Artık bu keyfi size yaşatan favorileriniz arasına çamaşırı da ekleyebilirsiniz 🙂 Çünkü Rinso bunu mümkün kılıyor.

Rengarenk paketleri ile raflarda dururken bile enerjisini yansıtan Rinso, çamaşır yıkamayı kolay ve eğlenceli bir hale getiriyor. Rinso’nun Kır Bahcesi (Yeşil), Çiçek Bahcesi (Pembe) ve Büyülü Bahçe (Mor) şişeli sıvı deterjanları hem beyaz hem de renklileriniz için tortu bırakmayan bir temizlik vaad ediyor.
rinso kv 630x90 20153012074029658

Rinso’nun gerçek eğlencesi, yıkama sonrası çamaşır makineninizi açtığınız anda başlıyor. Öyle ki kapağı açtığınız anda tertemiz çamaşırlarınıza eşlik eden muhteşem çiçek kokuları tüm banyoya yayıyor. İşte o an, hissettiğiniz duygular tarif edilmez. Sanki bir anda sevdiğiniz bir melodi çalmaya başlıyor ve o koku sizi alıp bambaşka bir yerlere götürüyor.
Bu kokular o kadar kalıcı ki tertemiz çamaşırlarınızı asarken, kuruturken, ütülerken ve tabii ki giyerken makineyi açtığınız o andaki duygular size kendini hatırlatmaya devam ediyor. Rinso kalıcı bahar kokuları ile çamaşır yıkamayı keyfe dönüştürüyor.

Mutluluk ve keyif zaten anlık değil midir? Mühim olan o anlara hayatınızda yer açmak. İşte Rinso bunu mümkün kılıyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
boomads_offer_client = “1850cb5aecd64c6ba0cf702c3f45ecde”;
boomads_offer_id =”1351″;

Dubai’de Sıcak Bir Hafta Sonu Kaçamağı

0

Kuzey Yarımküre’nin Kış mevsimini yaşadığı ve yurt genelinde bolca kar beklenen bu günlerde, dışarıda atkıyla, bereyle, evde hırkayla, battaniyeyle adeta bütünleşip, “Haydi artık Yaz gelsin!” sabırsızlığına şimdiden girdim bile ben. Ama biliyorum ki onun teşrif etmesine daha bi’ hayli var, öyleyse “Madem O gelemiyor, biz ona gideriz” deyip, eşimle bol güneşli ve güzel bir hafta sonu geçirmek üzere, bu kez rotamızı Dubai’ye çevirdik. Pegasus’un İstanbul Sabiha Gökçen’den Perşembe akşamı saat 22:30’da kalkan ve Pazartesi sabahı 09:00’da tekrar İstanbul’a varan uçuş imkanlarıyla, aradaki üç günü dolu dolu yaşayabileceğimizi de görünce, evet evet, bi’ Dubai uçak bileti alıp seyahat programımızı yapmak kaçınılmaz oldu.

dubai-gezi-tavsiye-usengec-sef-jumeirah-beach

Az sonra sizlere anlatacağım bu yolculuğumuzun en keyifli ve lezzetli anlarından satır başlarını, Şubat ayında Pegasus’un yurt içi ve yurt dışı tüm uçuşlarında uçak içinde, koltuk ceplerinde bulabileceğiniz dergisi “Pegasus Magazine” için kaleme aldım. Pegasus’la uçanlara, yazılarımla yolculuk arkadaşı oluyorum anlayacağınız 🙂

Pegasus demişken unutmadan size ilk olarak, benim de bu seyahatimde ilk kez kullandığım Pegasus’un yeni başlayan havalimanı transfer hizmetinden bahsetmek istiyorum. Secure Drive ile iş birliği yaparak, şimdilik sadece İstanbul, Ankara ve İzmir için, ev ile havalimanı arası transferlerde yeni bir uygulama başlatmışlar. İstanbul Sabiha Gökçen ve Atatürk Havalimanları ile Ankara Esenboğa ve İzmir Adnan Menderes Havalimanlarından eve veya evden havalimanlarına transfer hizmeti, şimdilik kişi başı 19,90 TL olarak belirlenmiş. Uçuşunuzdan en geç 24 saat önce arayıp, rezervasyon yaptırıyorsunuz. Ama yoğunluğu ve rezervasyonların hemen dolacağını da düşünerek bence daha da öncesinden ayarlarsanız daha iyi olur. SMS üzerinden mesaj geliyor ve anlaştığınız saatte, gelip sizi evinizden bavulunuzla birlikte alıyorlar. Paylaşımlı bir araçla, havaalanına getiriliyorsunuz, yani araçta duruma göre, aynı saatte aynı yöne giden başka yolcular da olabiliyor. Servis mantığında düşünebilirsiniz. Dönüşte şansımıza araçta sadece biz vardık mesela. Sık seyahat ediyorsanız, siz de bir şans vermek isteyebilirsiniz.

dubai-gezi-tavsiye-usengec-sef-jumeirah-beach-marina

İstanbul’dan 4,5 saatlik bir yolculukla Dubai’ye geldik. Uzun boylu insanlar olarak, her zaman yaptığımız gibi, önceden “exit” satın almamızın yolculuğun rahat geçmesinde etkisi büyük. İstanbul’da hava buz gibiyken, orada 28-30 C derecelerdeydi. Üstümüzdeki mantolar, kazaklar, orada havaalanından çıktığımızda bir anda fazlalık oldu ve hemen t-shirtlere geçtik 🙂 Otelimizin organize ettiği transferimiz için, bir şöför, elinde ismimizi taşıyan bir kartla bizi hemen çıkışta karşıladı ve bol şeritli, geniş ve pürüzsüz bir yolda Lexus aracımızla Jumeirah Beach bölgesinde yer alan Ramada Plaza’ya doğru yola koyulduk.

Dubai Vizesi

Dubai vizesi almak için internetten başvuru yapılıyor, gerekli evraklar mail yoluyla gönderiliyor ve onaylandığında size dijital bir vize gönderiyorlar ve siz de bunu A4 bir kağıda basıp yanınızda götürüyorsunuz.

Dubai Nerede?

Dubai, Arap Yarımadası’nın Basra Körfezi kıyısında Suudi Arabistan, İran ve Katar’a komşu olan, 7 Birleşik Arap Emirliği’nden biri… Özellikle de son 15 yılda muazzam bir şekilde gelişmiş ve Ortadoğu’nun yıldızı haline gelmiş. Geliri petrol yanında, turizm ve ticaretten de sağlanan Dubai’ye, her gittiğinde bir şeylerin değiştiğine şahit olup, şaşırıp kalıyor insan. Bu çöl şehrin, çok ciddi bir şehir planlamasıyla bugün alabildiğince yeşil alan ve ağaç ile kaplı olması gerçekten inanılmaz. Aynı zamanda refah ve zenginliği vurgulamak için olduğu söylenen, sayısız miktarda ve birbirine fazla iç içe şekilde inşa edilmiş, inanılmaz yükseklikte gökdelenler görmeye de kendinizi hazırlamalısınız. Cadde ve sokakların tertemiz, insanların birbirlerine karşı saygılı olduğunu ve bu duruma oldukça imrendiğimi de belirtmeliyim. Küfür etmek ve kavga etmek de yasakmış, anlayacağınız aynı bizim memleket :))

Dubai Para Birimi Nedir?

Dubai para birimi; Dirhem ve kısaca AED diye yazılıyor. Şu anda bizim paramızla aşağı yukarı aynı değerde gibi, bu yüzden hesaplaması kolay oluyor.

dubai-gezilecek-yerler-usengec-sef-ramada-plaza

Dubai’de Otel

Mesafeleri de göz önüne alınca, tercihinize en uygun lokasyonu ve ihtiyacınıza en iyi cevap verecek bir oteli seçmek önemli. Biz konaklama için, tavsiye üzerine araştırıp, son senelerde, Miami’yi örnek alarak inşa edilmiş olan ve halk arasında JBR veya The Walk da denilen Marina bölgesindeki Ramada Plaza Jumeirah Beach’i seçtik ve “iyi ki!” dedik. 🙂

dubai-gezilecek-yerler-usengec-sef-ramada-plaza-marina

dubai-gezilecek-yerler-usengec-sef-ramada-plaza-palmiye-adasi

Ramada Plaza Jumeirah Beach

Lokasyon olarak tek kelimeyle harika olan, bu 45 katlı otelin tüm odaları, balkonlu süitlerden oluşuyor. 17.katta bulunan odamızın balkonu, hemen yanı başında olduğumuz marinadan nefes kesen bir manzaraya sahip. Otelde meşhur Palmiye Adası’nı da gören zengin açık büfe kahvaltı, 3 adet restoran ve 2 adet Lounge bulunuyor.

dubai-gezilecek-yerler-usengec-sef-ramada-plaza

Ön tarafında da 24 saat açık bir market, alışveriş mağazaları ve restoranların da yer aldığı, cıvıl cıvıl bir sayfiye yeri diyebileceğim JBR The Walk ve bembeyaz kumlara sahip geniş bir plaj alanı bulunuyor. Deniz ve güneş planlıyorsanız otelden size ücret karşılığında, içinde havlu, mat ve su bulunan bir plaj çantası temin ediyorlar ve 2 adımda kumsalda oluyorsunuz. Plajda herkes istediği gibi mayosuyla bikinisiyle güneşleniyor. Denize girerken, plaj oldukça kalabalık olduğu için, “Acaba eşyalarımıza bir şey olur mu?” diye düşünmedim değil, ama sonrasında gördüm ki, etraf bizim alışık olmadığımız kadar çok güvenli.

dubai-usengec-sef-ramada-plaza-jbr-sahil-deniz

Otelin hemen önünden geçen tram ile sadece 2 durak giderek, tüm Dubai’yi baştan başa dolaşan metroya ulaşabiliyorsunuz. Metroda normalden daha pahalı olan “Gold” seçeneğini tercih ederseniz, hem tekli koltuklarda oturuyorsunuz, hem de önü camla kaplı, en arkadaki vagonda, etrafı rahat rahat izleyerek ve çekim yaparak seyahat etmeniz mümkün oluyor. Evet! Yaptım da oradan biliyorum:)

Anlayacağınız plaja bu derece yakınlığı, iyi cafe ve restoranların arasında olması, tram ve metro kolaylığı kadar, konforlu ve manzaraları odaları sayesinde, kesinlikle memnun kaldığımız bir otel olan Ramada Plaza Jumeirah Beach’in Genel Müdürü’nün Alper Can Bulcum isimli bir Türk olması, bizi ekstra bir gururlandırdı.

Fogueira Brazillian Restaurant

Dubai’nin ilk Brezilya barbekü restoranı olan Fogueira, otelimiz Ramada Plaza Jumeirah Beach’in 35.katında anlatılmaz yaşanır türden bir panoramik açık hava manzarasına sahip. Yemeğe başlarken açık büfeden salatanızı alıp, masanıza oturuyorsunuz ve ziyafet sonrasında başlıyor. Önünüzde bulunan ve bir tarafında “Biraz ara verelim” ve bir tarafında “Devam edelim” yazan kartın, istediğiniz zaman istediğiniz tarafını çevirerek, sohbetiniz bölünmeden gelmeye devam eden etlerin tadını çıkarıyorsunuz.

dubai-brezilya-fogueira-usengec-sef-ramada-plaza

Dana, kuzu ve tavuk olmak üzere, farklı marinasyon teknikleriyle hazırlanmış, tam tamına 15 farklı çeşitte Brezilya eti, barbeküde şişler üzerinde pişirildikçe getirilip, sıcak sıcak masalara servis ediliyor.

dubai-brezilya-fogueira-usengec-sef-ramada-plaza

Mekanda ayrıca konsepte uygun canlı müzik ve samba şovlar da var. Benim aram yoktur ama siz arzu ederseniz, yemekten sonra, hemen yan tarafındaki Sama Lounge’da nargile keyfi de yapabilirsiniz tabi.

Dubai Gezilecek Yerler

Jumeirah Beach (JBR) – The Walk

Marina bölgesinde, çeşit çeşit kafe, restoran ve mağazaların yer aldığı bir bölge var demiştim ya hani? İşte burası, son senelerde Dubai için, özellikle de sıcak havası izin verdiği müddetçe, gerçek bir “açık hava yaşam alanı” olmuş.

dubai-gezilecek-yerler-usengec-sef-jbr-walk

Birçok tanıdık Türk markasının da yer aldığı JBR’da, kısa süre evvel, Ronaldo dahil tüm Real Madrid takımı oyuncuları bu bölgede yeni hizmete giren Real Madrid Cafe’nin görkemli açılışına katılmışlar. Herkes toplanmış onları görmek için. Havai fişekler kutlamalar filan, görmelisiniz.

dubai-brezilya-fogueira-usengec-sef-ramada-plaza

Avrupa’nın en yüksek ve birleşik krallığın en popüler turistik destinasyonlarından olan 135 metrelik London Eye’ı bilirsiniz. İşte burada da hemen karşısınızda, bittiği zaman, London Eye’ı da geçerek, 210 metre yüksekliğiyle dünyanın en büyük, en lüks ve en ikonik dönme dolabı ünvanını alacak olan Dubai Eye’ın inşaası devam ediyor. Videosunu izledim, her bir bölme camekanlı ve içinde özel restoranlar bile var gibi gözüküyor.

Dubai Mall

Yılda ortalama 75 milyon kişinin ziyaret ettiği, dünyanın en büyük alışveriş merkezi olan Dubai Mall’un içinde 1200 mağaza, 120 kadar kafe ve restoran, 14.000 araçlık otopark, 160 odalı lüks segment bir otel yanında, buz pateni pisti, devasa bir akvaryum ve su altı hayvanat bahçesi de yer alıyor. Düşünün ki içinde Bloomingdale’s ve Galeries Lafayette bile var. Yok yok anlayacağınız! 🙂

dubai-mall-usengec-sef-alisveris-ezan

Hemen yanında bulunan dünyanın en yüksek binası Burj Khalifa ve önündeki havuzda belirli saatlerde gerçekleşen ışıklı su gösterileriyle, Dubai Mall’un keyfini bir günde çıkarmanızın, gerçekten mümkünatı yok söyleyeyim. Dubai’de bizimkinden  farklı bir makamla ezan okunuyor ve alışveriş merkezinin içinde de icra edilen bu ezanı dinlemek, öyle güzel geliyor ki anlatamam.

Dubai Mall ile ilgili size bir tavsiye; bence alışveriş yapmayı ve bol bol yürümeyi sevmeyen birisiyle ve ayağınızda rahat bir spor ayakkabı olmadan gidilmezse iyi olur. Evet bunu da denedim oradan biliyorum 🙂

The Cheesecake Factory

Ülkemize gelmesi senelerdir yılan hikayesine dönen The Cheesecake Factory, Dubai’ye özellikle de Dubai Mall’a gelen Türklerin öncelikli uğrak noktalarından bir tanesi. İsmi sizi yanıltmasın, çeşit çeşit cheesecake’lerin yanında, hamburgerinden pizzasına, büyük porsiyonlarıyla göz doyuran Amerikan mutfağından pek çok farklı yemek alternatifiniz de olan bu mekanda, biz tercihimizi, “Fresh Strawberry” ve “Salted Caramel” Cheesecake’den yana kullandık ve oldukça memnun kaldık. Tanesi 34 dirhem filandı sanırım.

dubai-mall-usengec-sef-cheesecake-factory

Five Guys Burger

Bir Hamburger çılgını olan eşim, Five Guys’ın methini pek çok yerden duyunca, buraya gitmemiz şart oldu. 30 yıllık bir Amerikan fast-food zinciri olan Five Guys’ın, hotdog ve sandviçleri haricinde, hamburger ve cheeseburger olarak sadece 2 çeşit burgeri var. Ancak menüden istediğiniz malzemeleri seçip, ücretsiz olarak içine ilave ettirerek, kendi burgerinizi kendi damak zevkinize göre, istediğiniz gibi hazırlatabiliyorsunuz. Lezzeti ise oldukça başarılı… Onun kadar hamburgerci olmasam da ben de beğendim.:)

Manga Sushi

Instagram’dan takipçimiz olan ve daha sonra gerçek hayatta da buluşup tanıştığımız, o da bizim gibi gezmeyi ve keşfetmeyi seven, zevkli bir arkadaşımızın tavsiyesi üzerine, hazır Dubai Mall’a gelmişken Manga Sushi’ye de şans vermemiz kaçınılmaz oldu. Duymuşsunuzdur belki, bu alışveriş merkezindeki gösterilerden en popüleri ışıklı su gösterisi… Doğal olarak bunu gören balkonlara sahip restoranlar, ekstra yoğun talep gördüğü için, oldukça kalabalık oluyor. İşte bunlardan biri olan Manga Sushi’ye adım atar atmaz, servis elemanlarının kıyafetleri, iç dekorasyonundaki detaylar ve duvarlarındaki figürlerle, kendini gerçekten bir Japon animasyonu içinde zannediyor insan.

dubai-mall-usengec-sef-manga-sushi

Menüdeki alternatifler arasından denediğimiz sushilerden, kızarmış karidesli ve Antep fıstıklı Aladdin ve avokadolu ve yılan balıklı The Dragon Ball’u çok beğendiğimizi söylemeliyim.

dubai-mall-usengec-sef-manga-sushi

Dünyanın En Yüksek Binası: Burj Khalifa

Eh! Dubai’ye gelinir de dünyanın en uzun binasına da bir uğranılmaz mı ama? Yakınlarındayken yukarı doğru bak bak, bir türlü bitmeyen yaklaşık 830 metre yüksekliğinde, inanılmaz görkemli bir bina bu… Herkes onunla aynı fotoğrafa girebilmek ve tamamını bir kareye sığdırmak için nasıl uğraşıyor görmelisiniz. Hatta @usengecsef hesabımdan yaptığım Instastories canlı yayınlarımı izleyenleriniz bilirler, sırf bu amaç uğruna yere oturmak durumunda kaldım ki, normalde hiç yapmayacağım bir şeydir, ama Dubai’de etraf öylesine temiz ki, insan bundan hiç rahatsız olmuyor. Dedim ya! Bazıları yapay bulsa da, ben Dubai’deki düzene, tertibe, temizliğe ve güvenliğe çok imrendim çoook! 🙂 Keşşşşke bizde de böyle olsa diye iç geçirdim, ne yalan söyleyeyim:)

dubai-mall-burj-khalifa-dunyanin-en-yuksek-binasi

Bu arada Burj Khalifa’nın göz alıcı manzarasını deneyimlemek için, içindeki mekanlara önceden rezervasyon yapılması gerekiyor. Mesela en üstündeki “At the Top” için, günün belli saatleri için kişi başı 350 ila 500 AED gibi bir bilet ücreti ödüyorsunuz. (Dediğim gibi, aşağı yukarı Türk Lirasıyla aynı değerde yani 350 ila 500 TL)

Belirli saat başlarında, geceleri rengarenk devasa bir plazmaya dönüşen dış cephesini ve hemen önündeki, bir benzeri Las Vegas’ta yapılan su gösterilerini, tüm ziyaretçiler adeta nefeslerini tutarak izliyor.

Prime 68 Steakhouse – JW Marriott Marquis Dubai

Malumunuz Dubai’de hafta sonu denilince, bu günler Cuma ve Cumartesileri oluyor ve bu yüzden bizdeki Pazar kahvaltısı nasılsa , onlarda da Cuma brunch’ları çok popüler. Dünyanın en uzun oteli ünvanına sahip JW Marriott Marquis Dubai’nin 68.katındaki Prime 68 Steakhouse’da, 360 derece panoramik Dubai manzarası eşliğinde muhteşem bir brunch yapmanız mümkün. Mutfağın başında önceden İstanbul’daki The Rizt Carlton içinde yer alan Atelier Real Food Restaurant’dan tanıyıp çok severek, arkadaş olduğumuz İsviçreli Şef Simon Wipf bulunuyor.

dubai-mall-usengec-sef-jw-marriott-prime68-steakhouse

4 farklı fiyat kategorisine sahip ve 32 course’a kadar ulaşan brunch’ta, aynı zamanda, sizin de bizim gibi çok keyif alacağınızı düşündüğüm, istek parçalarını da seslendiren, kadife sesli bir solistle yapılan canlı müzik ve şampanya sunumu da bulunuyor.

dubai-mall-usengec-sef-jw-marriott-prime68-steakhouse-brunch

Özellikle aklımdan hala silemediğim beyaz kuşkonmazlı Mac&Cheese, Crab Cake, Ahi Tuna tartar ve kremalı Balkabağı çorbası ile gönlümüzü fetheden bu ödüllü mekanın, 12:30-15:45 arası gerçekleşen bu benzersiz brunch’ı, o inanılmaz manzarası eşliğinde kesinlikle denenmeyi hak ediyor.

dubai-mall-usengec-sef-jw-marriott-prime68-steakhouse

The Hide – Jumeirah Al Quasr Hotel

Bölgenin en büyük grubu olan Jumeirah’ın, en yeni, en şatafatlı ve en lüks otellerinden biri olan Jumeirah Al Qasr’ın içindeki “Dry Aged beef” restoranı olan The Hide, Dubai’nin son dönemdeki en popüler “American Meatery&Bar” noktalarından biri haline gelmiş.

dubai-mall-usengec-sef-jumeirah-al-qasr-hotel

Açık mutfaklarında bulunan taş fırından sıcak sıcak getirdikleri yumuşacık enfes simitler ve tereyağ eşliğinde ziyafete hazırlanıyorsunuz. Kendilerine has dokunuşlarla adeta baştan yarattıkları klasik başlangıçların hepsi birbirinden iddialı. Sıcak enginar dip, Californian Hamachi ve özellikle Çedarlı Patates graten ile çok güzel bir başlangıç yapabilirsiniz.

dubai-mall-usengec-sef-jumeirah-the-hide-meat

Etler arasında seçim yapmak kolay olmasa da, güleryüzlü servis elemanları bu konuda gerçekten çok yardımcı oluyorlar. Bizde son dönemde sayıları artmış steakhouse’lardaki meslektaşlarının aksine, etin pişme derecesi konusunda da hiç bir polemiğe girmemeleri ve herkesin damak zevkine saygı göstermeleri takdire şayan. Bizim favorimiz kesinlikle menüde Flat Iron Steak oldu.

dubai-mall-usengec-sef-jumeirah-the-hide-meat

Tatlılar da mekanın şanına yakışır şekilde büyük porsiyonlarda ve sıra dışı. Özellikle göz alıcı sunumu ile “Campfire Smores” isimli cam kavanozda ve dibine rahatça dalıp tüm lezzetleri aynı anda alabilmeniz için uzun saplı kaşıklarla servis edilen bu yer fıstıklı, çikolatalı, dulce de leche’li ve pişmiş marşmelovlu tatlı, hiç bitmesin istedim.

dubai-mall-usengec-sef-jumeirah-the-hide-meat-dessert

Kaftan Turkish Cuisine & Fine Art – Jumeirah Rd.

Yelken şeklindeki ikonik bina, Burj Al Arab’ın karşısında Jumeirah Rd. Üzerinde bulunan, bahçeli bir villada yer alan Kaftan Restaurant, Abdullah Maviş isimli genç ve çalışkan bir Türk tarafından Dubai’de açılmış bir mekan. Tüm ürünlerini Türkiye’den ve yöresinden getiriyorlarmış. Gözleme, pişi, su böreği, menemen, bal-kaymak gibi seçeneklerle tam bir “Anne kahvaltısı” temalı olan kahvaltısı, Dubai’de oldukça meşhur olmuş.

dubai-mall-usengec-sef-kaftan-restaurant-turk-yemekleri

Alkolsüz hizmet veren mekanda, çok başarılı mokteyller hazırlanıyor. İskender’inden pidesine, içli köftesinden, hamsi tavasına, Osmanlı saray mutfağı örneklerinden, Gaziantep’in simit katmerine kadar Anadolu mutfağından çok lezzetli tatlar sunuluyor.

dubai-mall-usengec-sef-kaftan-restaurant-turk-yemekleri

Brie peynir kızartma, gavurdağı salatası, etli humus, sucuk pide, dana eti lokması denediklerim arasında en çok aklımda lezzetler oldu. Özellikle yakın zamanda Antep’e gitmiş biri olarak diyebilirim ki, en az oradakiler kadar başarılı bir Simit Katmer’i Dubai’de Kaftan’da yiyebiliyorsunuz. O kadar hafif, ılık ve taze ki, insan bu olağan üstü lezzetin tadı, sonsuza kadar sürsün istiyor.

dubai-mall-usengec-sef-kaftan-restaurant-turk-yemekleri

İçinde farklı sanatçıların hazırladığı Kaftan konseptli orijinal eserlerin de sergilendiği bu şık restoranda, geceyi de ismine layık, kaftan formunda harika bir sunumla, mis gibi köpüklü bir Türk kahvesi ile sonlandırabilmek Dubai’de inanın bir başka keyifli…