Ana Sayfa Blog Sayfa 35

Heh! İşte English Home! :)

1

Genelde avant-garde ve minimalist tarzı seviyorum ve evin dekorasyonunu da kendime benzettim ama ne zaman “İngiliz Counrty” tarzı bir yer görsem, içime nasıl bir huzur doluyor anlatamam. Belki bunda en yakın arkadaşlarımdan birinin çocukluğumuzdan beri benden “İngiliz Asilzadesi” ünvanını alacak kadar, bu akıma gönül vermiş olması etkili olmuştur bilemedim ki… Aa bir de sevgili Kayınvalidem var tabi. İster arabayla, ister yaya olarak, her ne zaman önünden geçsek, o dükkanı illa ki gösterir ve der ki: “Heh! İşte English Home!” “Eeee?” deriz biz de gülerek? “Yaaaani?” 🙂

İşte efendim geçen hafta, bu pek sevilen ve etrafımdakiler tarafından her fırsatta parmakla gösterilen English Home’un Basın toplantısı için Erenköy’deki Cafe Mağazasına davetliydim.

cupcake

Beyazın sadeliğinin, floral desenler ve pastel tonlarla buluştuğu nostaljik ve pek romantik mağazaya girdiğim anda, hemen havaya girdim. Nereye baksam zarif ve sevimli bir aksesuar. Yine bir huzur, bir mutluluk, bir sevgi kelebekliği bende ki sormayın 🙂

İngiliz dediysek, bu kültürün olmazsa olmazı “çay saati”nde verilen davette, önce cafe kısmında bu birbirinden şeker cupcakelerin bulunduğu masalarda ağarlandık.

Normalde cupcake pek yemem ama tamam itiraf ediyorum, üst resimde, şu ortadaki çikolatalıyı afiyetle silmiş süpürmüş olabilirim:)

english home

Bu esnada English Home’un Genel Müdür Yardımcısı Nihat Aydın, Pazarlama Yöneticisi Fatih Aslaner ile Konsept ve Görsel Düzenleme Yöneticisi Gülsün Sertay, tüm içtenlikleriyle, her türlü sorumuza yanıtlar vererek, marka hikayelerinden, mağazalaşmaya, ürünlerin yaratım sürecinden misafir memnuniyetine kadar birçok konuya değindiler.

Sadece Türkiye’de 55 şehirde 215 mağazaya ulaşmışlar, yurt dışında da iyice sayıları artmış ve 2500’den fazla ürün sunuyorlarmış. Daha da güzeli artık kendi internet siteleri üzerinden de satışları varmış.

english home mutfak

İnsana yemek yapma ilhamı veren, kalkıp bi’ mutfağa gitme arzusu yaratan şu rüya gibi ortama kayıtsız kalmak mümkün mü? Mutfak tekstil ürünleriyle porselenlerinde de renk ve desen bütünlüğü sağlamaları harika. Şu masada insan derdi tasayı unutur valla:) Oyuncak gibi her şey:))

Sadece mutfak da değil ki… Klasik İngiliz tarzının ötesinde ev tekstili ve dekorasyonunda moda yaratan English Home, retrofloral desenli koltuk şalları, kapitoneli yatak örtüleri ve fütürist renkli nevresim takımlarıyla,  soğuk kış aylarında evlerde sıcacık bir atmosfer yaratmaya yeminli sanki:)

Yeni yıla özel hazırladıkları kar taneli battaniyeler, kış bahçelerindeki çiçeklerle desenlendirdikleri goblen kırlentler, yılbaşı konseptli nevresimler insana çocuksu bir romantizm ile yeni yıl heyecanını birlikte yaşatıyor. Mesela ben de dükkanın içinde çocuklar gibi oradan oraya dolaşırken Paparazzi kameralarına yakalanmışım ya işte:):)

english home usengec sef

english home ev aksesuar
Kış aylarına yönelik tüm yaşam alanlarındaki tekstil ürünlerinde lila, mürdüm, bal sarısı, retro yeşili, sisli pastel mavisi renkleri öne çıkmış. Mürdüm rengi benim en favorim oldu:)

english home nevresim
Sizin zevkinize hangileri hitap ediyor, resimlerden gözünüze bi’şeyler kestirdiniz mi? 🙂
english home yatak ortusu

Üşengeç Şef’in Yeni Yıl Sürpriziyle Hediye Kazanan İsimler

11

Heyecanla beklediğiniz Hediye Kazanan Şanslı takipçilerimi belirlemeyi, aynen söz verdiğim gibi bugün saat tam 15:00’de Random.org ile otomatik olarak yaparken, bir de video olarak çektim:)

usengec sef hediyeler

Öncelikle günlerdir tüm işlerin yanında bir de bu çekiliş telaşına geçirdiğim uykusuz geceler sayesinde iyice yorgun düşen sesimin kusuruna bakmayın emi? :))Tam tamına 110 kişiden oluşan katılımcı listesinden, otomatik kurayla belirlenen sonuca göre kazanan numaralar işte bunlar… Pekiiii ama acaba kime çıktılar? 🙂

proxy?url=http%3A%2F%2F3.bp.blogspot.com%2F HHJDEOHjHto%2FVJ1l fe6EuI%2FAAAAAAAAOBU%2FFzfK4qZC gY%2Fs1600%2Frandom
İşte bunun cevabını arzu ederseniz, bu videodan izleyebilir ya da arzu ederseniz hemen aşağıda sonuçları görebilirsiniz:)

İşte Hediye Sürprizlerimi Kazananlar:

1. Hediyemin Sahibi: Melek Özyiğit

usengec sef hediyeler 1a

2.Hediyemin Sahibi: Neslihan Kılıç Çobangil

usengec-sef-hediye-king-kahve-makine

3. Hediyemin Sahibi: Perihan Kara
 
usengec-sef-cekilis-nashi-argan-erkek-bileklik

4. Hediyemin Sahibi: Esra MG Göksel

usengec-sef-cekilis-selülit-kremi-fondoten

5.Hediyemin Sahibi: Serap Denkli

usengec-sef-cekilis-kozmetik-cyrene-nemlendirici

6. Hediyemin Sahibi: Şerife Özbilek

usengec-sef-hediye-cekilis-erkek-bileklik

7. Hediyemin Sahibi: Döndü İlçin

usengec-sef-hediye-wishfornish-erkek-bileklik
Kazanan isimlerin en kısa zamanda benimle iletişime geçmesini rica ediyorum. Mail adresim: [email protected]

Kazanan herkese tebrikler ve katılan her, ama herrrrkese teşekkürler:) Bu seferlik olmayanlara yine yeni sürprizlerim de olacak. Takipte kalın 🙂

Sevgilerimle…

Yeni yılda yeni keşifler için kendinize bir hediye verin!

0

Haberleri takip etmek için kullanılabilecek en iyi uygulama Hürriyet E-gazete olsa gerek. Hem basılı gazete okuma keyfini yaşarken, hem de güncel haberlere ulaşabilme imkanı sunuyor. Uygulamanın son güncellemeleri ile de; hava durumuna, burcuma, finans haberlerine ve sinema rehberine ulaşabiliyorum. Hürriyet E-Gazete’nin en güzel yanı da (sona sakladım) bir sonraki günün haberlerini 00:00’da alınıyor olması.

Şimdi de sizi Hürriyet E-gazete’nin yılbaşı paketi ile tanıştırmak istiyorum. Bu pakette Hürriyet E-Gazete’nin yanı sıra, Elle ve Atlas dergilerinin dijital kopyası var 🙂
genel 20142612125814226
Haberleri ve gündemi hem gazete okuma keyfini yaşayarak takip etmek isteyenler, hem de ben gazetemi okurken bir yandan da falıma da bakarım, filmlerden de haberim olur diyenler yılbaşı paketini kaçırmasın derim! Hem de kısa bir süre için sunulan bu paketi alıp, gazete keyfini sürerken modayı Elle ile takip de edebilir, Atlas okuyarak da farklı keşifler yaşayabilirsiniz.

Yeni yılda sevdiklerine sevdiğin şeyleri hediye etmek de adettendir. Siz de arkadaşlarınıza ve gazetesiz olmaz diyen aile üyelerinize 6 aylık veya 1 yıllık versiyonları olan Hürriyet E-Gazete paketlerinden birini hediye edebilirsiniz. Her gün kullandıkça sizi hatırlasınlar:)
Daha ayrıntılı bilgi almak için sitelerini ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
boomads_offer_client = “1850cb5aecd64c6ba0cf702c3f45ecde”;
boomads_offer_id =”865″;

Facebook’da Beğeniler Nasıl Herkese Açık Yapılır?

2

Ben daha sizin için ne yapayım bilemedim ki? :)) Adım adım resimli tariflerime iyice alıştınız, bunu da herkes bana sorunca, adım adım şemalarla anlatayım da sizi de bu dertten kurtarayım dedim:)

Bir de Hediye yazısının altındaki kendi yorumunu bulamayan veya benim cevabımı göremeyenlere şöyle bir uyarı yapayım: Yorumların en altında “Daha Fazlasını Yükle” diye bir yazı var. işte onun üzerine, en altta artık bir daha bu yazı görünmeyene kadar tekrar tekrar tıklamanız gerekiyor ki tüm yorum ve cevaplar yüklenebilsin. Yoksa herkese tek tek cevap verdim bilesiniz… Maalesef blogspot’un böyle bir cinsliği var:)
begeniler

Üşengeç Şef’in Yeni Yıl Sürpriziyle Bu 7 Hediye Setinden Biri Sizin Olabilir

382

Katılım süresi dün gece 24:00 itibariyle bitmiştir. İlginize çok teşekkürler:) Sonuçları yarın (Cuma) 15:00’den sonra açıklamayı planlıyorum.
Sevgiler:)

——————————-
Hem Yılbaşı coşkusunu beraberce yaşayalım, hem de blogumun 2. yaş gününü hep birlikte kutlayalım diye sizlere, tamamen sponsorsuz olarak, elektrikli mutfak aletleri, Erkek ve Kadın Aksesuarları ve kozmetik ve bakım ürünleriyle, birbirinden değerli hediyelerden oluşan tam “7 farklı hediye seti” hazırladım.

Aşağıda listelenen şartları tam olarak yerine getirerek bu aktiviteye katılanlar arasından random.org ile yapılacak belirleme sonucu kazanan 7 Şanslı Üşengeç Şef Takipçisi, 7 Farklı Hediye Setinden Birine Sahip Olacak.Peki nasıl mı? İşte Katılım Şartları ve Hediyelerimin Detayları:

usengec-sef-cekilis-hediyeleri-arcelik-telve



KATILIM ŞARTLARI: 

14 Aralık – 24 Aralık 2014 arasında gerçekleştirilecek bu Aktiviteye katılım için yerine getirilmesi zorunlu olan şartlar şunlardır:1) Üşengeç Şef Bloguna buraya tıklayarak Üye Olmak

2) Üşengeç Şef’in Sosyal Medya Hesaplarını Takibe Almak

 
Facebook https://www.facebook.com/UsengecSefTwitter https://twitter.com/UsengecSef

Instagram @usengecsef https://instagram.com/usengecsef

3) Instagramda Üşengeç Şef’in paylaştığı aktivite fotoğrafını, kendi hesabınızdan #usengecsefinyeniyilsurprizi hashtagi (etiketi) ile ve @usengecsef hesabını da tag’leyerek (ekleyerek) paylaşmak. (Bunun için Instagram hesabınızın gizli (protected) değil, açık olması gerekiyor)

4) Yukarıda belirtilen tüm şartları tam olarak yerine getirdikten sonra, blogdaki bu yazımın en altına yorum bırakarak “Adınızı -Soyadınızı” ve Sosyal Medyada beni takibe aldığınız “Kullanıcı İsimlerinizi” de belirterek, “Katıldım” yazmak. İşte bu kadar…
Katilim sartlari

Lütfen Dikkat: Okumaya üşenenler için görsel olarak da hazırladığım, katılım için gerekli yukarıdaki maddelerden birini bile eksik bıraktıktan sonra “Katıldım” yazmanız bir şey ifade etmiyor maalesef. Hepsi 2 dakikanızı alacak hadi ama tembellik yok :)Zaten tüm şartları yerine tam olarak getirenlere, bu yazının en altında bıraktığı yoruma cevaben “Katılımınız onaylanmıştır” diye yazacağım. Bu ibare yoksa, henüz eksikler var demektir, lütfen yarım bırakmayın, sonra “Gettiii… Getti gül gibi hediyeler! ” diye kendinize kızmayın:)

Şimdi gelelim bu 7 Şanslı Üşengeç Şef Takipçisinin kazanacağı HEDİYE SETLERİ‘nde ne sürprizler olduğuna…

1.nin Hediyesi:

  • Arçelik K3200 Model Mini Telve /Lal Türk Kahvesi Makinası (Kırmızı)
  • 1 paket Çekme Türk Kahvesi

usengec-sef-hediye-cekilis-arcelik-kahve-makine

2.nin Hediyeleri:

  • King Kahvematik Türk Kahvesi Makinası (Kırmızı)
  • Wish For Nish Özel Tasarım Çapalı Deri Erkek Bileklik

usengec-sef-hediye-king-kahve-makine

3.nün Hediyeleri:

  • Nashi Argan Instant Hydrating Styling Mask (Durulanmayan Nemlendirici Sprey Saç Maskesi)
  • Nashi Argan Beauty Treatment For All Kind of Hair (Tüm Saç Tipleri için Durulanmayan Güzellik Bakımı)
  • Nashi Argan Dry Oil (Organik Argan Yağı)
  • Nashi Makyaj Çantası
  • Wish For Nish Özel Tasarım Çapalı Halat Erkek Bileklik
  • L’occitane Mini Verbena Shampoo, Conditioner and Shower Gel /Mini Şampuan, Saç Kremi ve Duş Jeli
  • Zoya Oje- Juliette
  • P.F.Chang’s Not Defteri ve Kalemi

usengec-sef-cekilis-nashi-argan-erkek-bileklik

4.nün Hediyeleri:

  • Elancyl Paris Cellulite Offensive /Kalça Bölgesi Selülitlerinde Etkili, Sıkılaşma ve İncelmeye Yardımcı Krem Jel
  • Elancyl Paris Concentre Ventre-Taille /Bel ve Karın Bölgesini İnceltmeye ve Şekillendirmeye Yardımcı Konsantre Krem Jel
  • Rimmel London Wake Me up Foundation /Fondöten
  • Rimmel London Scandal Eyes Rocking Curves /Maskara
  • Pot O’Miracle Lip Revitalizer /Naneli Dudak Nemlendirici ve Çatlak Giderici
  • NYC New York Colors /Bordo Oje
  • Morley Shine & Stay Lipstick /Bordo Ruj
  • Batiste Instant Dry Shampoo /Kuru Şampuan
  • Burt’s Bees Bal Özlü Dudak Bakımı
  • Broadway Nails Real Life / Takma Tırnak Seti
  • Şeffaf Makyaj Çantası

usengec-sef-cekilis-selülit-kremi-fondoten

5.nin Hediyeleri:

  • Cyrene Youth Defense Moisturizer /Parabensiz Derin Nemlendirici
  • Cyrene Daily Skin Brightening Treatment /Günlük Cilt Aydınlatıcı Bakım
  • Bio Oil Çatlak ve Leke Karşıtı Cilt Bakım Yağı
  • Pure Source Tea Tree Sheet Mask (Çay Ağacı Yüz Maskesi)
  • Klorane Dry Shampoo / Kuru Şampuan
  • Sally Hansen Oje
  • Fouf Dead Sea Bath Salt / Ölü Deniz Banyo Tuzu
  • Fouf Dead Sea Mud Soap /Ölü Deniz Çamur Sabunu
  • Watsons Magic Lip Balm / Dudak Kremi

usengec-sef-cekilis-kozmetik-cyrene-nemlendirici

6.nın Hediyeleri:

  • Wish For Nish Özel Tasarım Antik Sarı Renk Yapraklı Zincir Kolye
  • Watsons Hot Air Brush / İki Farklı Uçlu Saç Şekillendirici
  • Wish For Nish Özel Tasarım Çapalı Halat Erkek Bileklik

usengec-sef-hediye-cekilis-erkek-bileklik

7.nin Hediyeleri:

  • Wish For Nish Bronz ve Buz Mavisi Özel Tasarım Zincir Kolye
  • Bath and Body Works Dore Renk Makyaj Çantası
  • Wish For Nish Bronz ve Buz Mavisi Zincirli, Swarovski Kristalli, Özel Tasarım Kahverengi Deri Bileklik

usengec-sef-hediye-wishfornish-erkek-bileklik

SONUÇLAR:

– Hediye kazanan 7 şanslı kişi, aktivite sona erdiğinde random.org tarafından otomatik olarak seçilecektir.

– Kazanan isimler 26 Aralık günü, saat 15:00 itibariyle Instagram sayfam üzerinden duyurulacak ve kendilerinden Ad-Soyad ve iletişim bilgilerini direkt mesajla veya [email protected] adresine mail yoluyla göndermeleri istenecektir.

– Kazanan isimlerin hediye gönderimleri, sonuçlar açıklandıktan bir hafta sonra yapılacaktır.- Kazanılan ödüllerin gönderi masrafları (sadece Türkiye sınırları içerisinde) Üşengeç Şef e aittir.

ÖNEMLİ UYARILAR:

 
– Instagram Hesabı gizli (protected) olan takipçilerin fotoğrafları görüntülenemeyeceği için katılımları geçersiz sayılacaktır.

– Katılım, sadece Türkiye içi ve 18 yaşından büyükleri kapsamaktadır. Kargo gönderimleri de yalnızca Türkiye ile sınırlıdır. 18 yaşından küçüklerin katılımı geçersiz sayılacak, ödül kazansalar dahi gönderimi yapılmayacaktır.

– Aynı Instagram hesabı, aynı e-mail adresi, aynı adres veya aynı isimlere sahip kişi veya kişiler, aktivite dönemi boyunca sadece 1 kez ödül kazanabilmektedir. Aynı mail adresi ile yalnızca bir kez aktiviteye katılım sağlanabilir.

– Kazanılan ödüllerin gönderiminde yaşanacak kargo hasarlarından Üşengef Şef sorumlu tutulamaz.

– Verilen iletişim bilgilerinin eksik veya yanlış olması nedeniyle yaşanacak olan aksaklıklardan dolayı hediyeler ilgili kişilere ulaştırılamadığında tekrar hediye gönderimi sağlanmayacaktır.

– Kazanılan ödüller değiştirilemez, devredilemez, iade edilemez veya nakde dönüştürülemez.

–  Bu aktivite Milli Piyango İdaresi’nce belirlenen
çekiliş ve ikramiyeler kapsamı dışındadır.

– Üşengeç Şef herhangi bir zamanda kampanya koşullarını tek taraflı olarak değiştirme ve aktiviteyi gerekçe belirtmeksizin iptal etme, durdurma ve sona erdirme hak ve yetkisine sahiptir.

– Aktiviteye katılan herkes, yukarıdaki aktivite şartlarını okuyup anlayarak, peşinen kabul etmiş sayılmaktadır.

Oscar Ödüllü Aktör Russel Crowe’la Yeni Filmi: Son Umut’u Konuştuk

0

Oscar ödüllü aktör Russel Crowe’un yönetmenliğini ve başrolünü üstlendiği, Olga Kurylenko, Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz’ın da rol aldığı “The Water Diviner” (Son Umut) filminin ön gösterimi ve basın toplantısı için geçen gün Zorlu Center PSM’ye davetliydim.
son-umut-filmi-the-water-diviner-olga-kurylenko
Az sonra filmi ilk izleyeceklerden biri olmak üzere salonda yerimi aldığımda, başından sonuna kadar insanı içine çeken destansı hikayesiyle, zaman zaman neşelendirip, bazen de dramın en ağırını gözler önüne seren “savaş” gerçeğinin işlendiği filme kendimi kaptırmam oldukça kolay oldu.

Çanakkale Savaşı’nın 100. yılında vizyona girmesiyle özel bir anlam taşıyan filmin konusundan kısaca bahsetmem gerekirse; Birinci Dünya Savaşı sırasında, Çanakkale Savaşı’ndan 4 sene sonrasında geçen film, savaşa katılmak üzere gelip, sonra kendilerinden haber alınamayan Anzak askeri 3 oğlunun izini sürmek için Türkiye’ye gelen Avusturalyalı çiftçi bir babanın (Joshua) iç huzura kavuşmak uğruna, oğullarına karşı cephede savaşmış olan Binbaşıdan da yardım alarak, evlatlarını bulma kararlılığı konu ediliyor.

son-umut-film-afis-cem-yilmaz-russel-crowe
İyi ve kötünün ardında yatan şeyin “sevgi” olduğunu gösteren, romantik ve yürek burkan bir keşfin hikayesini anlatan bu film, savaşın yıkıcı etkisini her iki tarafın gözünden, daha geniş ve olabildiğince doğru bir bakış açısıyla anlatmaya çalışmış.

Joshua’nın Türkiye’ye geldiği zaman kaldığı otelin sahibesi olan ve eşi, aynı savaşta şehit düşen Ayşe karakterini, eski Bond güzellerinden, özellikle beylerin pek beğendiği Olga Kurylenko canlandırıyor.

Olga bu filmdeki rolü için Türkçe dersleri almış ve aslında söylenene göre kısa sürede oldukça başarılı da olmuş. Buna rağmen aksan sıkıntısı olduğu için, Türkçe konuştuğu sahnelerde, nihayetinde kendi sesine benzer bir sesle dublaj yapılmasına karar verilmiş. Bu sayede konuşmalardaki dudak hareketleri tutturulmuş ama yapılan dublaj, biraz sırıtıp, fazla mekanik geliyor kulağa sanki.

Filmin fragmanı şöyle;

Gösterimin ardından düzenlenen basın toplantısında filmle ilgili merak edilen soruları cevaplamak üzere, Avrupa prömiyeri için Türkiye’ye gelen Russel Crowe, oyuncularıyla birlikte karşımdaydı. O bebek gibi gülümseyen yumuk gözleriyle Merhaba” diye Türkçe selam verdi.

son-umut-filmi-the-water-diviner-russel-crowe
“Biz hep kendi gençlerimizin kurban edilmesi şeklinde görmüşüz yaşananları… Sorumluluk alıp diğer tarafı da göstermek adına bu filmle Avustralya için taze bir bakış açısı getirmek istedim” dedi.

Ben de kendisine filmdeki karakteriyle özdeşleşip özdeşleşmediğini sordum. Gerçek hayatta da 2 çocuk babası olduğunu ve bu sebeple filmdeki babayı çok iyi anlayıp, hissedebildiğini anlattı uzun uzun. Bir de film için araştırmalar yapmak üzere Türkiye’ye sık sık geldiği ve çekimi gerçekleştirdiği dönemlerden önce Türkler hakkındaki izlenimleri nasıldı ve filmden sonra bunda bir değişiklik oldu mu diye sordum ve daha öncesinde Türkler hakkında hiç bir izlenimi olmadığını, araştırdıkça ve tanıdıkça pek çok şey öğrendiğini anlattı.

Savaş esnasında hayatlarını kaybeden Anzak askerlerine, Büyük Önderimizin yaklaşımını gözler önüne seren şu yazışmayı biliyorsunuzdur illa ki..

Atatürk mektubunda der ki: ”Bu memketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar, burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yanyana, koyun koyunasınız”

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar; gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat uyuyacaklardır. Bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

İşte bu mektupla birlikte, önceden evlatlarının kendi topraklarına defnini isteyen pek çok anne, Atamızın ve Türk Milleti’nin büyüklüğünü anlamış ve bu isteklerinden vazgeçmişler. Ayrıca Ata’ya da mektuplarla şükran, saygı ve sevgilerini belirtmişler.

Avusturalyalı bir annenin Ata’ya mektubu şöyle:

“Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını ali-i cenap (yüce ve saygıdeğer) sözleriniz hafifletti, gözyaşlarımız dindi. Bir anne olarak bana bir güzel teselli bahşetti. Yavrularımızın sonsuz uykularında huzur içinde dinlendiklerinden hiç kuşkumuz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa, bizlerde kendilerine “Ata” demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın başında söylediğiniz sözler ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce ve ilahi…

Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan büyük Ata’ya tüm anneler adına şükran,sevgi ve saygıyla…”

“Son Umut” filminin İstanbul’daki çekimlerinde Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii, Haydarpaşa Tren Garı, Yerebatan Sarnıcı gibi tarihi yerler kullanılırken, film ayrıca, Fethiye’de ve Avustralya’nın kırsal bölgeleri ile çöle yakın mekanlarında da çekilmiş.

son-umut-filmi-the-water-diviner-russel-crowe
Görüntü yönetmenliğini “King Kong”, “Yüzüklerin Efendisi” gibi efsaneleşmiş filmlerin Oscar ödüllü görüntü yönetmeni Andrew Lesnie yapmış.

Öğrendiğime göre, araştırmaları esnasında, Çanakakale Savaşı sonrasınde defin işlemlerinde çalışan bir Yüzbaşı’nın mektubundaki “Yaşlı bir adam oğlunun mezarını aramak için Avustralya’dan buralara kadar geldi.” cümlesinden etkilenerek, bu gerçek hikayeden alınan ilhamla hazırlanan filmin, her iki senaristinin de eşleri Türk asıllıymış.

son-umut-filmi-the-water-diviner-gala-olga
Cem Yılmaz’ı filmde oynaması için ikna etmekte zorlandığı yönünde haberler çıkmasına yönelik olarak konuşan Cem Yılmaz, aslında seve seve oynadığını belirtti. Bu açıklama üzerine Russel da, “Cem’i ikna etmenin zor olması hoşuma gitti. Ona yemek ısmarlarken harcadığım paralardan da memnun kaldım” sözleriyle herkesi güldürdü.

son-umut-filmi-russel-crowe
Yılmaz Erdoğan ise ilk defa bir karakteri senaryoda çok beğenerek, illa o rolü oynayabilmek için Russel Crowe’a çok ısrar ettiğini ve bi’ nevi yüzsüzlük yaptığını ama buna fazlasıyla değdiğini anlattı.

Bunun üzerine Cem Yılmaz “Russell bana ‘İstediğin bir kadın karakteri seçebilirsin’ dedi. Ben Olga’ya şans vermek için Cemal rolünü seçtim” diye espri yaptı. Bu arada Cem Yılmaz’ın “Av Mevsimi” filminde çok sevilen “Hayde” şarkısını söylediği bölüme benzer bir sahneyi bu filme de uyarlamışlar ama bu konuda isteseniz de spoiler vermem çünkü çok şeker bir sahne…

En iyisi siz Türkiye’de 26 Aralık tarihinde vizyona girecek olan bu destansı filmi gidin ve izleyin:)

Gambero Rosso’nun “Top Italian Wines” Davetinden

2

Dün İtalyan medya ve gıda sektörünün önde gelen markalarından Gambero Rosso tarafından Swissotel The Bosphorus’a davet edildim.

“Top Italian Wines” Dünya Turu kapsamında İtalya’dan 64 önemli içecek markası üreticisinin ürünleriyle yer aldığı davette, Türk ve İtalyan yiyecek-içecek sektöründen katılımcılar, ilgilendikleri tatları deneyimleyerek, üreticilerle bire bir sohbet etme şansı buldu.

usengec-sef

Sabahki toplantımın ardından, Nişantaşı’ndaki öğle yemeğinden sonra, Swissotel’e geldiğimde, bulunduğumuz balo salonunu bir anda en melodik bulduğum dillerden biri olan “İtalyanca” konuşanlar sardı:)

gambero-rosso-top-italian-wines

İtalyan mutfağı meraklıları, şefler, otel, restoran ve kafeler için dünyadaki en önemli referans kaynaklarından biri kabul edilen Gambero Rosso’nun bu davetine ilaveten, bir de Master Class isimli tadım eğitimi organize edilmişti.

gambero-rosso-top-italian-wines
Gambero Rosso’nun “Top Italian Wines” rehberi editörlerinden Lorenzo ve Gianni’nin, ayırt edici notaları, üretim, dinlendirilme ve saklama tekniklerini, hangi içeceklerin, hangi yemeklerle daha iyi eşleşebileceği gibi tüyolarını tek tek dile getirdikleri yorumlarını dinleme ve vizyon kazanma şansı yakalamak keyifli bir deneyim oldu.
gambero-rosso-top-italian-wines
Bu sayede katılımcılar, İtalya’nın kuzeyindeki tepelik bölümlerde yetişen üzümlerle hazırlanan 30 farklı içeceği deneme fırsatı buldu.

gambero-rosso-top-italian-wines

Salt Galata’da Osmanlı Bankası Arşivinin Sergilendiği Müzeyi Gezdim

4

Aralık ayının nasıl geçtiğini anlamadım desem yeridir. Her gün, hatta günün farklı farklı saat dilimlerinde, başka başka etkinliklere, davetlere, galalara ve projelere koşturdum durdum. Bu kadar koşuşturma arasında hem blogumun 2. yılını ve hem de yeni yılı birlikte kutlamak adına, “insanlık için küçük, benim için büyük” (!) bir organizasyona imza atarak, değerli okuyucularıma bir de hediye sürprizi yaptım ve katılan herkese tek tek teşekkür edip, cevap yazmaya çalıştım biliyorsunuz.
usengec-sef-the-public-hotel

Anlayacağınız kendimi fazlasıyla hırpaladığım, uykusuz kaldığım ama keyifle çalıştığım için, bir o kadar da mutlu geçen böyle dolu dizgin bir süreçten sonra, şu an tek istediğim, bilgisayar karşısına oturup tüm bu aktivitelerimi size güzeeeeel güzel anlatmak ve öğrendiklerimi sizlerle de paylaşmak… Kendi deneyimlerimi eğlenceli ve keyifli şekilde anlatayım ki, bu satırları okurken, bi’nevi “yaşatayım” istiyorum size de… Şahane bir fikir değil mi ama?:)

Mesela “ay parçası”(!) gibi çıktığım şu yukarıdaki fotoğrafım, “rüzgar gibi” geçen dünden… Hollanda’dan “best friend”imin gelmesi şerefine, kısıtlı zamanımızda onu en fazla sayıda sevebileceği yere götürme sevdasına kapıldığım doğrudur:) Bu uğurda önce Karaköy’de Unter’de bir kahvaltı ile başlayan tempolu serüvenimiz, oradan Külah’daki Souq Pazar’da yapılan alışverişle devam etti.
karakoy-kulah-souq-pazar

Karaköy’den yokuş yukarı çıkarak Galata’da bir kaç tasarımcı mağazası ziyaret ettik. Yol boyunca beğendiğimiz veya merak ettiğimiz yerlerde alışveriş ve tadımlar yapa yapa Tünel’e çıktık. Orada kahve, burada tatlı, şurada yemek derken, aralarda da o sergi senin, bu sanat galerisi benim hepsine yetişmeye çalışırken, Beyoğlu’nda bir kahve molası vermek için girdiğimiz The Public Hotel’in tasarımına bayılınca, cafe kısmında hem sohbet ettik, hem de otelin en beğendiğim bölümlerinde tamamen plansız programsız ve tabi ki hazırlıksız olarak bir konsept çekim gerçekleştirdik. Fotoğrafı çeken arkadaşım Ozan’ın ellerine sağlık 🙂

Sonra saate bir baktık ki, o da ne? Gitmeyi çok istediğimiz Salt Galata’nın kapanmasına 50 dakikadan az kalmış. Tabana kuvvet hemen pergelleri açtık ve Beyoğlu’ndaki o çılgın insan seli arasında Bankalar Caddesi’ne geri yürüdük.

salt-galata-osmanli-bankasi-arsiv-sergi

1892’de Bank-ı Osmani Şahane için tasarlanan bu binayı, ilk görüşte nefesimiz kesildi. Hayır efendim, yorgunluktan değil!:) Nefesimiz kesildi çünkü, bu Eski Osmanlı Bankası binası eşsiz ve pek görkemli bir mermer yapıt… Ön ve arka cepheleri neoklasik ve oryantalist mimari etkilerin farklılıklarını aynı anda taşıdığı için de, İstanbul’da türünün tek örneği kabul ediliyor.

salt-galata-osmanli-banka-arsiv-sergi

İçinde şu anda 10 Ocak’a kadar sergilenen “Karanlıkta Gökkuşağı” sergisi haricinde, alt katında yer alan müze kısmında süresiz olarak “Osmanlı Bankası Arşivi” sergileniyor.

salt-galata-cash-book-osmanli-bankasi-arsiv

Türkiye’de özel bir banka tarafından kurulmuş ilk müze niteliğindeki Osmanlı Bankası Müzesi’nin nüvesini oluşturan Osmanlı Bankası Arşivi sergisinde, İmparatorluğun merkez bankası ve hazinedarı olarak görev yapan kurumun öyküsü sunuluyor.

salt-galata-osmanlibankasi-arsiv-sergi

Aynı zamanda da bankanın kilit rol oynadığı “geç Osmanlı” ve “erken Cumhuriyet” dönemlerinde yaşanan önemli değişiklik, gelişme ve krizleri, yönetim biçimindeki değişim ile bunun toplumsal etkilerine de işaret ederek, kronolojik olarak gözler önüne seren bu müze ve bina gerçekten görülmeye değer. Unutmadan söyleyeyim, giriş ücretsiz…

salt-galata-osmanlibankasi-arsiv-sergi

Sonrasında da en üst katındaki Neolokal Restaurant’ı denemek istedik ancak henüz hazırlıklık yapılıyormuş ve açılmasına 1,5 saat varmış. Hala gidilmeyi bekleyen bunca mekanımız varken, kaybedecek hiç zamanımız olmadığından, onu başka zamana sakladık. İyi ki de öyle yapmışız ki, bu sayede çok rağbet gören, eşimizden dostumuzdan oldukça methini duyduğumuz bir restaurant daha deneme fırsatımız oldu. Hangisi mi? Karaköy Colonie… Ama onu şimdi aceleye getirmeyeyim. Ayrı bir yazıda güzel güzel anlatacağım. Yaşatacağım size yine! Söz! 🙂

Plaza Çalışanlarına Uygun Fiyata 5 Yıldızlı Açık Büfe Öğle Yemeği Olur mu?

0

Senenin 2015 olmasına neredeyse 2 güncük kala size, geçtiğimiz hafta Sheraton İstanbul Maslak Hotel’e davet edildiğim Cafe 333’ün yeni Açık Büfe öğle yemeği tadımından bahsetmek isterim.

sheraton-hotel-acik-bufe-ogle-yemegi

Benim İTÜ’deki üniversite yıllarımda (ki sene 1900’lü yılların başıydı hihihi) bu kadar çılgınca değildi ama artık Maslak, uzun uzun gökdelenlerin iç-içe, dip-dibe sıralandığı, binlerce şirket üssünün yer aldığı inanılmaz bir plazalar merkezi haline geldi biliyorsunuz. Hal böyle olunca da, bu şirketlerde çalışanların, öğle yemekleri için, zevkine ve bütçesine hitap edecek lezzetli, sağlıklı ve uygun fiyatlı yemek alternatifi arayışları da, doğal olarak çok fazla…

5 yıldızlı Sheraton Maslak Hotel girişinde, hemen sağda yer alan “Cafe 333” de, işte bu önemli ihtiyaca cevap vermek adına güzel bir adım atmış ve hafta içi Açık Büfe öğle yemeği servisi başlatmış.

sheraton-maslak-cafe-333-acik-bufe

Üstüne üstlük, 5 yıldız otel kalitesinde, pek çok ana yemek, meze ve tatlı alternatiflerinden oluşan böyle bir açık büfe öğle yemeğini de 28 TL’ye sunma kararı almış.
Eh artık Maslak bölgesinde çalışıp da, “bu öğlen nerede, ne yesem?” derdi olanlara benden söylemesi:)

sheraton-hotel-acik-bufe-ogle-yemegi

Ben o gün özellikle mezeleri çok beğendim. “Oh hafif ve az yiyorum, ne de güzel ediyorum, valla kendimi tebrik etsem yeridir” diye içimden düşünürken, yoluma bir anda gıcır gıcır parıldayan o tatlı büfesi çıkmaz mı?
sheraton maslak ogle yemegi tatlilar

Neyse ki yine tuttum kendimi… Şerbetli tatlıları tamamen tatmak amacıyla mini minnacıcık bi’ denedim ama itiraf etmeliyim ki şu güneş ışığı vurmuş Karamel sosuyla insanın aklını başından alan Trileçe’yi belki silmiş süpürmüş olabilim:)

by-trilece-tatlisi-karamel

By Trileçe markasının tam olması gereken tat ve kıvamda hazırladığı ve pek çok cafe, restaurant ve hotel’e tedarik ettiği bu sütlü tatlıya biz ailece, tek kelimeyle bayılıyoruz 🙂

Siz de henüz denemediyseniz, kesinlikle şans vermelisiniz derim. Kendiniz de misafirlerinize, sevdiklerinize yapmak istersiniz diye, adım adım resimli Trileçe tarifini çoktaaaan hazırlayıp, sizler için şurada anlatmıştım hatırlarsanız… Yalnız insanın oturup bir tepsi yiyesi geliyor, sonra demedi demeyin! 🙂 Maşallah kime denettiysem, istisnasız herkes bayıldı lezzetine:) Açık büfe yemeklerden başlayıp, Trileçe’ye nasıl geldim ve kilitlendim ya, kendime pes ediyorum, o ayrı 🙂

Cheesecake Tarifi

32

Haftasonu motivasyonu olsun da, canınız çeker de yapmak ve kendinizi mükafatlandırmak isterseniz, elinizin altına bulunsun diye, bugün size “kolay ve lezzetli bir “Klasik Cheesecake Tarifi” mi anlatsam acaba?” diye düşünüyorum. “Eveeeeet!” dediğinizi duyar gibiyim kuzucuklarım:) Hadi madem ne duruyoruz? Cheesecake yapsak ya! Ben en iyisi nefis bir Cheesecake Tarifi için malzemeleri saymaya başlayayım:)

Adım Adım Resimli CHEESECAKE TARİFİ

Malzemeler (8-10 Kişilik)

  • 1 kutu Labne Peynir
  • 2 kutu Beyaz Krem Peynir
  • 1 küçük kutu Krema (200 ml’lik)
  • 2 tepeleme yemek kaşığı Un
  • 1 su bardağı Toz Şeker
  • 2 Yumurta
  • 1 paket Vanilya
  • 1,5 yemek kaşığı Sıvı Yağ
  • 2 adet Rondo Bisküvi (Ben Cheesecake kremalısından aldım:)

Not: Cheesecake yapmak için “kelepçeli” dediğimiz türden bir kek kalıbına ihtiyacınız olacak (Ne olduğunu bilmiyorsanız, aşağıdaki resimlerde neye benzediğini görebilirsiniz:)

Cheesecake’in karışımını hazırlamak için kendime derin ve büyük bir kase seçiyorum.

resimli-cheesecake-tarifi

İlk olarak Pınar’ın 2 adet Beyaz Peynir ve 1 adet Labne Peynir paketini açıp içine koyuyorum.

resimli-cheesecake-tarifi

Sonra 1 küçük kutu Kremayı da üzerine döküyorum.

resimli-cheesecake-tarifi
resimli-cheesecake-tarifi

Şimdi sıra geldi Un eklemeye… 2 tepeleme kaşık Unu ve 1 bardak Toz Şekeri de ilave ediyorum.

resimli-cheesecake-tarifi
resimli-cheesecake-tarifi

Üzerine 1 paket de Vanilya katıyorum.

Sırada 2 tane Yumurta ilavemiz var.

resimli-cheesecake-tarifi

Onları da kattıktan sonra, tüm malzemeyi kaşıkla güzel bir alt üst edip karıştırıyorum.

resimli-cheesecake-tarifi

Mikserle iyice çırpmadan önce, kalıbımın en altına sereceğim “Cheesecake’in taban kısmı”nın hazırlığına geçiyorum.

resimli-cheesecake-tarifi

Bunun için 2 paket “Cheesecake’li Rondo” paketini açıp, bisküvileri rondodan geçiriyorum. “Rondodan geçen Rondolar” Ehe ehe:)

Zaten Kremalı bisküvi olduğu için ayrıca içine Tereyağ filan katmama gerek kalmıyor. “Bana ne, ben tereyağ eritip katacağım illa” derseniz, siz bilirsiniz:)

resimli-cheesecake-tarifi
resimli-cheesecake-tarifi

Tamamını Un haline getirdiğim Rondo bisküviler artık tabana sermek için hazırlar.

resimli-cheesecake-tarifi

Önce Kelepçeli kek kalıbımı kullanıma hazırlıyorum. İki parçanın birbirine tam kenetlenmesi önemli ki aralardan malzeme sızıp, fırının içine akmasın. Aman yaa, kim temizleyecek sonra mazallah! 🙂

resimli-cheesecake-tarifi

Kelepçesini kapattıktan sonra içine 1-1,5 yemek kaşığı kadar Sıvı Yağ döküp, bir fırça ya da peçete yardımıyla içinin her yerine (kenarları dahil) güzelce bu yağı yayıyorum.

resimli-cheesecake-tarifi

Şimdi hani az önce rondodan geçirip, tuz buz haline getirdiğim Rondomu, artık bu yağladığım kalıba döküyorum.

resimli-cheesecake-tarifi
resimli-cheesecake-tarifi

Sonracığıma da bir yemek kaşığını alıp, tersiyle ufak ufak bastırarak, bu un haldeki taban malzemesini, tepsinin her yerine ve aynı seviyede bi’ güzel yayıyorum. Yazlıkta, sabahın en erken saatlerinde site görevlisinin uğraşıp, bir tırpanla hiç pürüzsüz ve dümdüz ettiği sahildeki kumlar gibi oluyor:) Şu satırda ortaya koyduğum “Teşbih” sanatına bakar mısınız ama? Edebiyattan tek seferde geçenler buraya!:))

resimli-cheesecake-tarifi

O esnada da artık iyice sona geldiğim için, fırınımı, içine henüz bir şey koymadan 180 C’ye ayarlayıp, yaklaşık bir 8-10 dakika kadar ön ısıtmaya alıyorum.

Şimdi az önce şöyle bir karıştırdığım karışımımı, iyice akışkan kıvama gelene kadar yani yaklaşık 2-3 dakika yüksek devirde mikserden geçiriyorum.

adim-adim-resimli-cheesecake-tarifi

Kek kalıbımın altına serdiğim taban malzemesinin üzerine bu sefer bu akışkan karışımı döküyorum.

adim-adim-resimli-cheesecake-tarifi

Elinize kalıbı alıp, çok hafifçe sağa sola sallarsanız, en üstü düzgünleşir. İşte böyle!

adim-adim-resimli-cheesecake-tarifi

Şimdi bundan sonrası sizin tercihinize kalmış. İsterseniz bu aşamada Cheesecake’inize bir çay kaşığı kadar kakaoyu serpiştirerek bir çay kaşığı yardımıyla mermerimsi desenler çizebilirsiniz. (Aman diyim kaşıkla en alttaki taban kısmına değip bozmayın tabi… Yukarıdan yukarıdan! 🙂

Ya da isterseniz Cheesecake Tarifinize hiç kakao filan katmayıp, sade olarak pişirip afiyetle yiyebilir, ister servis esnasında üzerine sevdiğiniz bir marmelattan dökebilir, ya da Dr. Öetker’in Çilek Sosu, Çikolata Sosu, Frambuaz Sosu gibi paketlerinden hemen hızlıca bir sos hazırlayabilir veya en kolayı, hazır satılan Çikolata, Karamel veya Meyva soslarından dökerek kullanabilirsiniz. Dedim ya, tercih tamamen sizin:)

Ben bu seferlik, kakaolusundan yaptım. Daha önce sadesini de çok sevmiştim.

adim-adim-resimli-cheesecake-tarifi

Şimdi ön ısıtma yaptığım 180 C sıcaklıktaki fırınıma Cheesecake kalıbımı koyup, kapağını kapatıp, pişmeye bırakıyorum.

adim-adim-resimli-cheesecake-tarifi

Cheesecake Tarifinin Püf Noktaları

Fırından fırına değişiklikler olduğuna için, modeline, turbo olup olmamasına vs göre pişirme süresi de değişeceği için size “şu kadar saatte pişer” diyemeyeceğim, ama biliyorum ki bir süre de bekliyorsunuz benden:)

Benim fırınımda yaklaşık 45-50 dakikayı buluyor pişmesi… Nasıl anlıyorum piştiğini diye sorarsanız, ilk 35 dakika kapağını hiç açmıyorum ki kekim sönmesin.

40 dakikaya doğru, fırının camından kendisiyle bakışıyoruz. Üzeri ufaktan kızarmaya başlar gibi görünüyorsa, kapağını açıp, bir kürdan batırıp çıkarıyorum. Bakıyorum eğer kürdanda mazlemeler yapış yapış oluyorsa, uff! daha çok erken ve kekin içi henüz bayağı çiğ demektir. Hemen kapağını kapatıp, bu yaşananlar hiç olmamış gibi davranıyorum ve pişirmeye devam ediyorum.

10 dakika geçmeden yine Mart kedileri gibi fırının etrafında dolanıyorum ve dayanamayıp, bir kürdan daha batırıp çıkarıyorum ki o da ne? Kürdan tertemiz. Oleeey… Bu piştiğinin en güzel kanıtı işte. Bunlar size sadece referans olsun diye anlattığım kendi fırınımla yaşadığım adımlar. Siz en iyisi sizin fırınınızın özelliklerine göre, arada nasıl gittiğine göz ataraki kendi sürenizi kendiniz ayarlayın:)

Tamamsa Cheesecake’imi fırından çıkarıp, tezgah üstüne alıp soğutuyorum. Kenarlarını bir bıçak yardımıyla dikkatlice çizerek kek kalıbından ayırıyorum. Cam kenarında veya kapalı balkonunuz varsa orada bu soğuk havada, kısa sürede ılınıyor. İyice soğuyunca da kelepçeyi açıp, kek kalıbının kenarlarından kurtuluyorum. Yuppiii! 🙂

Şimdi Cheesecake’imi (en altındaki kalıbın metal kısmını hiç ayırmıyorum, aman, kalsın ne zararı var?) onunla birlikte büyük bir tabağa alıyorum ve üzerine streç film kaplayıp, buzdolabının derin dondurucu kısmında bir kaç saat donduruyorum. Arzu ederseniz, yemenize, servis etmenize yakın, normal buzdolabı kısmına da alabilirsiniz bir müddet:)

İşte Cheesecake Tarifimizin sonuna geldik bile. Canınız isterse, siz de soslarını yanında küçük kaselerle servis edebilir ya da üzerine dökebilirsiniz:)

adim-adim-resimli-cheesecake-tarifi-usengec-sef

Afiyet şeker olsun herkese:) Güzel yorumlarınızı okumak için sabırsızlanıyoruuuum. Haydi Cheesecake yapın ve bana da yazın, anlatın nasıl süper olduğunu (inşallah!) Hatta şaheserinizle beraber resminizi çekip, gönderin ve yayınlayayım:)

Patates Yemeği Tarifi

6

Patatesin her halini severim. İster kızartması olsun, ister püresi, ister salatası, ister dolması, ister böreği, ister yemeği hepsi kabulumdür. Hem de ayıla bayıla:)

Diyorum ki bugün size Patates Yemeği nasıl yapılır onu mu anlatsam acaba? Yarın akşama hazırda yemeğiniz yoksa ve evde Patatesiniz de varsa, belki siz de kolayca yapıp, bu lezzetli sıcak ev yemeğinin keyfini hemencecik çıkarırsınız, neden olmasın?:) Haydi o zaman her zamanki gibi hiç üşenmeden adım adım resimlerle en açık tarifini anlatmaya başlıyorum madem:) Hmm unutmadan baştan söyleyeyim, ben dondurucuda bulunduğu için bu yemeği bu seferlik “Kıymalı” yaptım ama o adımı atlayıp, direkt sıvı yağ ve soğanla başlayarak, kıymasız da pekala yapabilirsiniz. Tercih sizin:)
resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi

Kıymalı Patates Yemeği Tarifi

Adım Adım Resimli Anlatımıyla
Malzemeler
(5 Kişilik)

  • 100 gr Orta Yağlı Yemeklik Dana Kıyma
  • 1 orta boy Kuru Soğan
  • 1 kilo Taze (Yemeklik) Patates
  • 2 orta boy Çarliston Biber
  • 1 orta boy Kırmızı Biber
  • 2 orta boy Domates
  • 1 dolu çay kaşığı Domates Salçası
  • 1 silme çay kaşığı Tuz
  • Kaynar Su
  • Zeytinyağı

Size daha önce şu yazımda, “kıymayı nasıl dondurursanız, gerekli olduğunda çözülmesini beklemeden kolayca kullanabilirsiniz” sorusunun cevabını anlatmıştım hatırlarsanız. Hani “ince ince tabakalar halinde buzdolabı poşeti içinde dondurunca, lazım olduğunda kırabilir ve istediğiniz miktarı rahatça yemeğinize katabilirsiniz demiştim” ya, işte o yöntemi şimdi kendim uygulayarak yemeğimi hazırlamaya başlıyorum.

İlk olarak tencereme 2 yemek kaşığı kadar Zeytinyağı ekleyip, hafif kızmasını bekliyorum.

Sonra Yaklaşık 100 gr kadar Dana Kıymayı içine katarak, çevire çevire pişiriyorum.

resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi

resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi
Kıymanın her yerinin rengi koyulaşınca, artık içine küp küp doğradığım Soğanları da ilave ediyorum. Yemeklik soğan nasıl doğranır öğrenmek isterseniz, şurada anlattım.

resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi
Beraberce karıştırarak pişirip, soğanları da pembeleştiriyorum.
resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi

Arkasından yemeklik minik minik doğradığım Yeşil Biberleri ve Kırmızı Biberleri de ekleyip, beraber pişiriyorum.
resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi

resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi

resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi

Onların da dirilikleri biraz gidince, içine bir dolu çay kaşığı kadar Domates Salçası ekleyip, onu da biraz kavuruyorum.
resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi

Artık içine küp küp doğradığım Domatesleri ilave etmeye geliyor sıra…

Yemeklik Domates nasıl doğranır, emin değilseniz, şurada size anlattığım kolay yöntemine bakabilirsiniz hızlıca:)
resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi
Domatesleri de bir kaç dakika pişiriyorum.

resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi
Artık yıkayıp, kabuklarını soyup, 2-3 santimlik küpler halinde kestiğim Patatesleri de ekliyorum. (Çok küçük veya ince dilimler halinde kesmiyorum ki, pişince hemen dağılmasınlar)

resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi
Su eklemeden önce, bir kaç kez alt üst edip karıştırarak, tüm malzemelerin, her yere eşit dağılmasını sağlıyorum.
resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi
Son olarak üzerine Patateslerin tam üzerine gelecek kadar Kaynar Su ile 1 silme çay kaşığı kadar Tuz ilave ediyorum.
resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi

resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi
Artık Yemeği bir karıştırdıktan sonra, tencerenin kapağını kapatıp, altını da kısık ateşe alma zamanı geldi.

resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi
“Pekiii ne zaman piştiğini nasıl anlarız?” derseniz, Patates’e çatal batırdığınızda rahatça içine kadar batıyorsa, tamam demektir. Bundan daha az pişerse çiğ sayılır, çok fazla pişirirseniz de Patates erimeye ve püre gibi olmaya doğru ilerler. Dolayısıyla tam dediğim aşamadayken (Patatesin dağılmaya başlamadığı, ama çatalın rahatça battığı zaman) Ocağın altını kapatırsanız, yemeğinizden oldukça memnun kalacağınızı umuyorum:)

resimli-kiymali-patates-yemegi-tarifi

proxy?url=http%3A%2F%2F4.bp.blogspot.com%2F JKUhEzCOj8s%2FVHx00WOHlvI%2FAAAAAAAANzE%2FwQqlAcfLUkI%2Fs1600%2FPatates yemegi tarifi 1

Şimdiden Afiyet Olsun:)

————————————————–
Değerli Okuyucularımdan Minik bir Rica:

Eğer yorum yazmak ya da soru sormak isterseniz, öncelikle şuraya tıklayarak, bloguma üye olmayı unutmayın ki, yazılarınız “Adsız” çıkmasın, ben de sizi tanıyabileyim, olur mu? 🙂

Öyle Bir André Rieu Konseri İzledik ki Tadından Yenmez

0

Geçen gece André Rieu konserindeydim. Baştan söyleyeyim: Bu adam bi’ harika dostum! 🙂

Şimdi size yalancıktan “ah ben klasik müziğe bayılırım, zaten televizyonda da sadece belgesel ve klasik müzik konseri izlerim” filan diye atıp tutmayacağımı, beni yakından tanıyan, devamlı okuyucularım çok iyi bilir. Bende her şey, neyse o! 🙂 Opera, bale tarzı etkinlikler ve ağır klasik müzik konserlerine pek bayıldığımı söyleyemem.

André Rieu konser videolarımı aşağıda görünce, sizin de hak vereceğiniz gibi, o alışık olduğumuz, hani daha 5. dakikasında “ben müziğe böyle daha iyi konsantre oluyorum” yalanıyla gözlerin kapanarak, tatlı rüyalara dalınan, hatta iyice abartılıp, arada horlama sesleri duymaya bile pek şaşırmadığımız, sıkıcı klasik müzik konserleriyle hiiiç ama hiç alakası yok. Tam tersine, isteseniz de yerinizde duramıyorsunuz ki.
andre-rieu-konseri-istanbul-usengec-sef

En başta, adamın kendisi inanılmaz derecede sevimli ve komik bir Hollandalı. Enerjisini o devasa salondaki, dip-köşe herkese ve her yere ışık hızıyla yayıyor ve izleyicilerinde bir anda, ne dert kalıyor, ne tasa… Bin yıllık dost gibi canayakın ve espirili…

andre rieu konseri 4

Konserin en başında “Merhaba İstanbuuul! Dünyanın en iyi seyircisi ile evrenin merkezinde buluştuk. Müzik sayesinde, dışarıdaki soğuk havayı unutacak ve yüreğinizde sıcaklığı hissedeceksiniz” diyerek herkesi selamladı ve sözünü de tuttu valla:)

andre rieu konseri 2

Dünyanın en önemli müzisyenlerinden kabul edilen André Rieu, hem harika bir kemancı, hem de aynı zamanda bir orkestra şefi… Sinan Erdem Spor Salonu’nda dün gece izlediğimiz konsere de dünyanın en iyi orkestralarından 80 kişilik Johann Strauss Orkestrası ile ve dünyanın dört bir köşesinden gelen kadife sesli tenör ve sopranolarla birlikte sahne aldı.
andre rieu konseri 5

Yoğun istek üzerine Türkiye’ye 2. kez gelen ve  olimpiyat statlarında konser verebilecek kadar talep gören tek klasik müzik sanatçısı olan André Rieu, dün gece sadece beni değil, kendisini izleyemeye gelen binlerce kişiyi büyüledi.

Bugüne kadar dünya müzik listelerinde onlarca kez liste birinciliği, yüzlerce kez platin albüm ödülü gibi başarıları elinde tutan ve Klasik Müziğin Madonna’sı” olarak kabul edilen André Rieu’nün sahne şovu ve eser aralarındaki eğlenceli konuşmaları, jest ve mimikleri gerçekten görülmeye değer.
Andre rieu konser 1

Rengarenk ve gösterişli tuvaletler içindeki vokalistlerinden, orkestrasına, tenörlerinden, sopranolarına ekibindeki herkes de aynen onun gibi, klasik müzik konserlerinde alıştığımızın aksine, çok güler yüzlü, doğal ve içtenler… Bir ara “Espana Cani” çalarken ve herkes bir matador edasıyla eslerde “Olley” diye naralar atarken, salona bir anda koca bir boğa daldı ve gözüne kestirdiği ilk kırmızılı kadını kovaladı durdu. Tabi ki de şovun bir parçasıydı. Yoksa şansına o gece kırmızı kazak giymiş birisi olarak, hemen arazi olurdum:)

Babasından aldığı keman eğitimi ardından, iddialı bir konservatuar eğitimi gören müzisyen, Johann Strauss’un valslerine getirdiği yorumlarıyla “Waltz King” (Valslerin kralı) olarak adlandırılmaya başlamış.

andre-rieu-konseri-istanbul

Perşembe gecesi de onlar en meşhur valsleri çalarken, izleyiciler de yerlerinde duramayıp, müzikle birlikte yerlerinde sallanmaya başladı başta… Derken bir baktık ki pek çok çift kalkıp, içinden geldiği gibi vals yapmaya başladı. Bizim bulunduğumuz yerde de müsait alan olsaydı, beni kimse tutamazdı ve eşimi illa ki ikna ederdim. Zamanında düğünümüz için vals dersi almış biri olarak, en sevdiğim, en asil bulduğum ve bir çifte en çok yakıştırdığım dans türüdür kendisi:) Bir de Tango var tabi, hakkını yememeli…
andre-rieu-konseri-istanbul

Yaptığı müzik sayesinde, birbirini hiç tanımayan insanların konserlerinde tanıştığını, kaynaşıp arkadaş olduğunu söylediğinde, belki çoğu insan içinden “hadi canım, ne alaka?” demiş olabilir ama konserin sonunda birbirini tanıyan tanımayan herkes bir arada, ağızları kulaklarına varacak derecede mutluluk sarhoşu olmuş bir halde, danslar eder hale gelmişti. “Yalnız olmadığınızı hissettirmek ve müziğin evrensel dili ile mutluluk yaymak beni çok memnun ediyor” demekte ne kadar haklı olduğunu da bu sayede bir kez daha ispatlamış oldu.

Bir ara Hollanda Kralı ile evlenen Arjantin asıllı yeni kraliçe Maxima’nın düğünlerinde bir Arjantin enstrümanı olan “bandoneon” çalındığı anda, ülkesinden ne kadar uzaklara gelin gittiğini hissederek, göz yaşlarına hakim olamadığını, ama sonra eşinin kendisine sarılarak, onu teselli ettiğini anlattı. Bu sıla hasreti dolu romantik hikayenin ardından ise aynı bandoneon sanatçısını sahneye davet etti ve yaşlı tonton amcanın, entstrümanını tek kelimeyle “konuşturmasına” şahit olduk.

andre-rieu-konseri-istanbul

André Rieu’nun Türk hayranlarına en güzel sürprizlerinden biri ise konserinde Türkçe parçalar da çalması oldu.
Artık bu son şarkımız dediği anda bütün salon “aaaa” dedikçe, bir kaç kez daha birbirinden güzel şarkılarla bis yapan sanatçı, “hadi artık evinize gidin, uyuyun” dedikçe, millet hep bir ağızdan “nooooo” diye bağırıyordu. Kimseyi kıramayıp, tekrar tekrar geri gelip, en sonunda yine Türk müzisyenleri davet ederek, tüm orkestra “Üsküdar’a Gider İken”, “Hatırla Sevgili O Mes’ut Geceyi” ve hatta “Kasap Havası”nı bile çaldılar. Herkes bir anda havaya girdi ve salon, sanki binlerce kişilik çok neşeli bir düğündeymiş gibi bir anda birbirine kenetlenmiş, koştura koştura dans eden mutlu insanlarla doldu.

Size bu satırları hiç zaman kaybetmeden yazmak istememin en önemli sebebi, eğer imkanınız varsa, bu akşam (29 Kasım Cumartesi) Ataşehir’deki  Ülker Sports Arena’da yapılacak konserine de belki bu satırları okuduktan sonra gitmek isteyebileceğinizi düşünmem… Tabi bilet kaldıysa 🙂