Ana Sayfa Blog Sayfa 34

Eldeki Malzemelerle Bir Kedi Evi Nasıl Yapılır? (DIY)

4

Tek kelimeyle donuyorum ve bu soğuk havayı kendimce protesto etmek için de, mümkün olduğu kadar dışarı çıkmamaya çalışıyorum. İlla çıkmam gerektiği zaman da lahana gibi kat kat giyiniyorum. O da kapalı ve sıcak yerlerde sıkıntı veriyor, hadi bakalım teker teker çıkar, dışarı çıkarken yine giy derkeeeeen, tamam kıştan aldım ben hevesimi. Bahar gelsin artık hadi yeter ama:)

Geceleri kaloriferler haldır haldır yanarken, normal bir yorganla başlayan uyku merasimim, sabaha doğru kaloriferin kapanmasıyla, oda iyice soğumaya başlayınca, uykum kaçmasın diye gözümü bile açmadan, el yordamıyla komidinin üzerinden çekip çekip, üstüme attığım battaniyelerle savaşa dönüşüyor. Düşünün ki kaloriferli evde, üstümde kat kat yorgan, battaniyeler ve ayaklarda ayıptır söylemesi 2 kat kalın çoraplar varken (evet çok seksi farkındayım) ben hala üşüyorken, bir de mecburen dışarda yaşamak zorunda kalanlar ne yapsın? İşte bu yüzden kışı hiç mi hiç sevmiyorum. İnsanlar için belediyelerin çeşitli hizmetleri var, kapalı salonlarda onları misafir ediyorlar Allahtan… Peki ya sokak hayvanları? Kar kaplamışken her yeri, dışarısı buz gibiyken, onlar nereden yiyecek ve su bulacak da, nerelerde kendini soğuktan muhafaza edecekler?
usengec-sef-kedi

Bizim mahallemizde her birine özene bezene isimler verdiğimiz çok tatlı kedi ve köpeciklerimiz var. Mesela şu yukarıda yanımda uzanan tombiğin ismini “Rujlu” koyduk. “Allah Allah neden acaba?” demeyin de dudaklarına bi bakın edepsizin… Öyle tatlı ki, yanına gidip Rujluuu dediğimde eğer elimde poşet varsa, koşa koşa gelir ve yüzüme bakarak, en ama ennnn ince tonda sesiyle “Mih” der. Ben de “yahu hiç yakıştı mı şimdi bu kocaman cüsseye böyle incecik bir “mih” diye sorarım:) O da hapur hupur yemeğini yer ve başlar patilerini temizlemeye. Her zaman gıcır gıcırdır bu kedicik. Belirli bir mıntıkanın dışına asla çıkmaz, eğer uzun süre mama gelmemişse, işte o zaman belki 2 metre daha ayrılır her zamanki yerinden. Onda da etrafından geçenlerden, bisikletle kaldırımda gidenlerden filan aynı Garfield gibi korkar. Öyle tatlı ki anlatamam.

Bunun gibi Üşütük, Benli, Crazy Eyes, Bitli gibi benim yaratıcılığım sayesinde pek çok isme sahip kedi ve köpeciğimizi bu karda kışta kurda kuşa yem etmek açıkcası hiç içime sinmedi. Yemedim içmedim ne yapsam diye düşündüm taşındım. Apartman görevlimizden bana ilk olarak kedi evi yapmak üzere, orta boy bir kutu bulmasını rica ettim. O da sağolsun bu her yeri delikli Yumurta kutusunu almış gelmiş. Neyse ben kafama koydum bir kere… Hepsini itinayla kapatırım ne olucak? Amacım eldeki basit bir kaç malzeme ile kolayca bir kedi/köpek evi yapılabileceğini ispatlayıp, yol göstermekti. Bu amaçla elime gereken malzemeleri de aldım ve işe koyuldum.

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

İlk olarak ebadı gereği Kedi Evi yapmak üzere niyetlendiğim kutunun geniş tarafına, kedilerin rahatça girebilmesi için bir kapı açtım.

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

Sonra kutunun altını ve yanlarını evdeki poşetlerle ve gazetelerle kapladım. Straforla da kaplamak istedim ama bulamadı bizim görevli. Ben de bu işi o gün bitirmeyi kafama koyduğum için bu seferlik böyle olsun, buna da şükür dedim ve devam ettim.

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

İçine önce bir kaç kat büyük karton poşetleri açarak kullandım.  Eminim ki Best Friend’im Philip Chiang, P.F. Chang’s’in poşetini çöpe atmak yerine böyle hayırlı bir iş için kullandığımı görse, eminim çok sevinir, gözleri yaşarırdı:)

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

Ayrıca alttan yerin soğuğunu iletmemesi için evde kullanmadığım kumaş parçaları ve eski yastıklardan yerleştirdim ve üstünü güzelce kapatıp, sağlam şekilde bantladım.

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

Böyle “karton-karton” görünürse, kağıt toplayıcıları hemen alır götürürler diye çekindiğim için ve apartmandakilere saygımdan dolayı, göze de güzel görünmesi açısından, üstüne apartmanımızın dış cephe renklerine benzer, bordo renkli bir başka kağıt poşeti açarak koli bandıyla heryerini kapladım.

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

Kapı için açtığım kısmı da perde gibi kestim ki, içine rahatça girip çıkabilsinler ama rüzgar ve soğuktan da en az derecede etkilenmiş olsunlar diye:)

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir
En üstüne de bunun ne olduğuna anlam veremeyecek kişileri de düşünerek, aslında pek muhterem bir “Kedi Evi” olduğunun iyice anlaşılması için, oturup elcağızımla basit bir Kedi resmi çizip yanına da açık açık yazdım:)

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

Bu kağıdın da yağmurdan filan ıslanırsa, yırtılmaması için, bir poşet dosyaya koyup, onu da üstüne yapıştırdım mı, işte hazırdı bile. Hem de ekstradan hiç bir masraf yapmadan, tamamen eldeki malzemelerle… Oleeyyy!:)

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir
“İşte bitti bile” diye kucaklayıp, heves içinde güle oynaya garajın olduğu arka bahçeye indim. Apartmana yakın, üstten yağmur almayacak bir yer bulmuştum kiiiii, ilk kez gördüğüm “cadı gibi” bir teyze pencerede bitti ve hemen başladı dır dır dır konuşmaya. “Alıştırmayın bunları buraya!”

Ülen dışarısı olmuş eksi bilmem kaç derece, şuncağızın içine 2-3 tane kedicik sığınsa da soğuktan donmasa, karda ıslanmasa, sana ne zararı var, ah be merhametsiz kadın? İnsanlıktan ve empati duygusundan nasibini bu yaşa kadar almamış insanlara, bunu öğretecek güçte maalesef değilim. Hiç tartışmadım, çünkü ısrar edip, “hayır efendim, siz kim oluyorsunuz, burası ortak alan ve bu burada duracak” diye tavır koysam (ki seviyemi bozmak istemem), zaten arkamdan anında yok edecek belli.

“Ne çare bulsam?” diye düşünürken, Facebook ve Instagram hesabımdan da beni takip ediyorsanız görmüşsünüzdür, size de bu yaşadığım hayal kırıklığını anlattım ve tavsiyelerinizi sordum. En sonunda ne mi yaptım?

kolay-kedi-evi-nasil-yapilir

Daha “insan” insanların yaşadığı, annemlerin evinin orada, bir iş hanının korunaklı bir yerine yerleştirdik Kedi Evimizi. Büyüklü küçüklü, renk renk kediciklerin geceleri ve soğuklarda başlarını sokacak, kendilerine ait bir yerleri oldu en azından:)
kedi-evi-usengec-sef

Gördüğünüz gibi de bunun için ne harika bir mimar olmama, ne süper bir marangoz olmama, ne muhteşem illüstrasyonlar çizen bir grafik tasarımcı olmama, ne de gidip ekstra masraflar etmeme gerek olmadı. Sadece karşılıksız bir iyilik yapmayı istemek yeterli:)

Vanilyalı Meyvalı Cupcake Tarifi

8

Geçen hafta, sadece Arzum markasında olan ürünleri keşfetmek için, ünlü Şef Deniz Orhun’un Cine 5’de her gün saat 17:00’de yayınlanan “Deniz’den Mutfak Hikayeleri” programının çekildiği stüdyo mutfakta buluştuk. Artık herkesin birbirine iyice kaynaştığı Blogger arkadaşlarla gruplara ayrıldık ve verilen tariflere uygun olarak, Deniz Şef’in ev sahipliğinde hem çeşit çeşit yemekler yaptık, hem de gırgır – şamata harika bir gün geçirdik.

Ben yine sizleri de düşündüm ve o curcuna içinde bile tüm adımları tek tek fotoğraflamaya çalıştım. İlk olarak Vanilyalı bir Muffin yapıldı. Onlar buna “Cupcake” deseler de üstüne o kremalı zımbırtılardan konmadığı müddetçe, yalnız kaldığımızda ben kendisine “muffin” diyorum. Artık siz hangisini isterseniz söyleyebilirsiniz:))

Şimdi “Bize de tarif!” diyenlerinizi duyar gibiyim kuzucuklarım. Aman da Üşengeç Şef’inin bi’taneleri!:) Hadi o zaman hep birlikte çooook kolay bir Cupcake yapalım.
resimli-muffin-cupcake-tarifi

Tarifi aynen Deniz Şef’den aldığım gibi yazacağım. Ama daha kolaylık olması açısından, herkeste hassas terazi olmayacağını düşünüp (ki bende de yok:) gramlı miktarları kendisine sorarak, su bardağı hesabından karşılıklarını öğrenip yazmaya çalıştım:) Bu arada unutmadan, Deniz Şef, şimdi ayrıca, TRT1’de hafta içi her gün saat 15:00’de yayınlanan “Annem Söyler, Ben Yaparım” yarışma programını sunmaya başladı. Çok tatlı, aşırı sempatik ve doğal bir insan, kaçırmayın derim. Hatta kendisine güvenenleriniz, annesi ya da ablasıyla birlikte internet sayfalarından yarışmaya başvurabilirmiş. Hem mis gibi hatıra olur işte:)
denizden-mutfak-hikayeleri-arzum-ev-aletleri

Adım Adım Resimli Anlatımıyla

 Vanilyalı Cupcake Tarifi

Malzemeler:
(Yaklaşık 12 Adetlik)

  • 130 gr Un (Yani 1 tam su bardağı
  • 140 gr Toz Şeker (Yani 3/4 su bardağı Toz Şeker)
  • Yarım paket Kabartma Tozu
  • 40 gr Tereyağı (2 Dolu yemek kaşığı kadar)
  • 120 gr Süt (Yarım su bardağından biraz daha fazla)
  • 1 Yumurta
  • 1 paket Vanilya
  • Arzu ederseniz içine kuru veya donmuş meyveler de ekleyebilirsiniz. Biz sonradan bir kısmına donmuş Frambuaz ekledik mesela:)

İlk olarak derince bir kaseye Tereyağını koyup, üzerine de Toz şekeri ilave ettik.

resimli-muffin-cupcake-tarifi
Arzu ederseniz, siz de benim gibi bir “kullan at” eldiven takabilirsiniz çünkü şimdi bu ikisini elimizle mıncıklayarak hem terayağını el ısımızla ufaladık, hem de ikisini birbirine iyice harmanladık.
resimli-muffin-cupcake-tarifi
resimli-muffin-cupcake-tarifi
Bir kaç dakika elimizle yoğurduktan sonra, içine 1 yumurta kırdık.
resimli-muffin-cupcake-tarifi
Sonra içine soğuk Süt ilave ettik.
resimli-muffin-cupcake-tarifi
Unu ve Kabartma Tozunu da ekledikten sonra, sıra geldi iyice karıştırmaya…
resimli-muffin-cupcake-tarifi

resimli-muffin-cupcake-tarifi

İşte bu aşamada Arzum’un Blendart isimli çırpıcısının mikser uçlu aparatını kullandık. Önce unlar etrafa saçılmasın diye düşük devirde başlayıp, sonra devri biraz daha artırarak iyice karıştırdık.

resimli-muffin-cupcake-tarifi

Tam böyle sade haliyle kalıplara döküp, fırına verecektik ki, aramızdan “meyveli olsa nasıl olurdu?” diyenler çıktı ve Deniz Şef hemen donmuş Frambuazlar getirtti sağolsun. Herkes istediği miktarda meyveyi ilave etti. Donmuş yerine siz isterseniz kurutulmuş meyveler de kullanabilirsiniz. Mesela yaban mersini ya da cranberry gibi… Kuş üzümü ile Ceviz de süper olabilir bakın! 🙂

resimli-muffin-cupcake-tarifi

Güzelce bir karıştırdıktan sonra, sıra geldi kalıplara dökme aşamasına…

Şimdi… Eğer sadece “kağıttan” kalıplarınız varsa iyi ve yeterli değil bilesiniz. Bunlar normalde böyle kap gibi şekilli duruyor ama içine malzemeyi dökünce ve pişerken o tırtıkların tamamı açılıp, dümdüz hale geliyor ve o esnada da bütün malzeme fırın tepsisine yayıyor. O yüzden tavsiyem, metal bir cupcake kalıbının içine bu kağıtları yerleştirmeniz. Bu sayede açılamazlar ve şekillerini muhafaza ederler:)

“Ama benim metal cupcake kalıbım yok ve acilen cupcake yapmam lazım, ne olacak şimdi?” derseniz, bilemedim valla… En azından 2-3 kağıt kalıbı bir arada kullanmaya çalışın bakalım, tek kağıt kullanmaktan iyidir en azından:)

resimli-muffin-cupcake-tarifi
Bir de bu tarz pastacılık malzemeleri satan yerlerde bulabileceğiniz cupcake etrafı süsleme kağıtları var. Bir görmeniz için, ondan da sardık etrafına. Bayağı sevimli şeyler:) Dediğim gibi şart değil, sadece dekorasyon amaçlı:)
resimli-muffin-cupcake-tarifi
Cupcake (ya da Muffin) malzemesini, bu minik kağıt kalıplara dökerken, aman diyeyim sakın en tepesine kadar malzeme ile doldurmayın, sonra fırında pişip, kabardıkça taşar ve hem şekli şemali bozulur, hem de etrafa akar. Onun yerine tavsiye edilen her zaman kalıpların yarısına kadar doldurmanız şeklinde.
resimli-muffin-cupcake-tarifi

Önceden ısıtılmış Fırının orta gözünde 170 C’de yaklaşık 20-25 dakika pişirdik. Bu süre fırınınızın gücüne göre değişiklik göstereceği için, sizin yine de sürenin sonlarına doğru gözünüz keklerinizde olsun. İsterseniz tam pişip pişmediklerini bir kürdan batırıp çıkararak, (eğer temiz çıkıyorsa içi de pişmiştir) buradan da kolayca anlayabilirsiniz. Önemli bir konu daha: Eğer fırınınızın fan özelliği varsa bile, bu tarz kek-pasta pişirmelerinde fanı açmayın tavsiyesinde bulundu Deniz Şef. Bilginize:)

resimli-muffin-cupcake-tarifi

Bizim etkinlikte ekip halinde herkes kendi muffinlerini hazırladığı için, hem birazcık az konulmuş malzemeyle, hem de birazcık çok konulmuş malzemeyle çıkan sonuçlardan şimdi size iki “uç örnek” göstereyim de, ne demek istediğimi daha kolay anlayın madem:)

İşte bu fazla kabarmamış ve az konulmuş malzeme ile çıkan sonuç…

resimli-muffin-cupcake-tarifi
Bu da az önce anlattığım gibi malzemenin taşıp, etrafa yayılmasına sebep olacak derecede biraz fazla malzemeli sonuç Her ikisini de istemezseniz, siz kalıpları yarısından çok az fazla doldurun yeterli:)
resimli-muffin-cupcake-tarifi
Ben o gün sıcak sıcak fırından çıkan muffinleri hüpletmekten büyük keyif aldım. Hep birlikte dikildik tepsilerin başına ve “bir sadesinden, bir frambuazlısından deneyeyim” diye diye bi’ güzel tıkındık:) Çok beğendim, sizlerle de yapılışını paylaşmak istedim. Gördüğünüz gibi hazırlaması aşırı kolay. Umarım sizler de memnun kalırsınız.

resimli-muffin-cupcake-tarifi

Kolay Su Böreği Yapmayı Anlattığım Video Yayında:)

4

Sizlerden gelen geri dönüşlerden görüyorum ki, adım adım resimli yemek tariflerimi çok beğeniyorsunuz. Aşağı doğru adım adım giden resimler ve açıklamalara bakarken, takip etmesi çok rahat oluyor değil mi? 🙂

Bu sayede siz de bir yandan tarifi aşama aşama uygularken, resimlere de baka baka kontrol etmesi de, yapması da daha kolay olduğu için, açıkçası ben de böyle anlatmayı çok seviyorum.

aksama ne pisirsem

Çünkü kendimden de biliyorum ki video ile anlatılan bir tarifi izlerken, ben daha yumurtayı kırarken, unu koyarken ya da elim kolum yapış yapış haldeyken, tarifi anlatan “hamarat teyze” nerdeyse yemeğini pişirmeyi bile bitirmiş olabiliyor. Eh tabi, o montajlanarak kısaltılmış, hızlı bir çekim olduğu için, doğal olarak, eş zamanlı ilerleyemiyorum ve videoyu da tam zamanında durduramadığım için, en son hangi aşamada olduğumun doğru saniyesini bulmaya debelenirken, ben kan ter içinde kalıp, iPad ekranım da parmak izleriyle dolu fena feci bir hale gelebiliyor:)

Bunları bizzat yaşamamdan yola çıkarak, kolay empati kurduğumdan ve sizlerin de benzer durumlarla karşılaşmanızı istemediğim için tariflerimi fotoğraflarla vermeyi tercih ediyorum.

Ama arada sırada da olsa videolu tarifler hazırlamanın sakıncası olmaz düşüncesiyle, geçenlerde yapıldığından bahsettiğim “Nasıl TV” çekimlerinden taze taze montajlanıp yeni yayına alınanların müjdesini sizlerle yine paylaşmak istedim.

“Kolay Su Böreği” yaparken, bir yandan da nasıl yapıldığını anlattığım bu tarifi arzu ederseniz peynirli ve maydanozlu klasik şekliyle yapabilir ya da siz de benim gibi içine kırmızı ve yeşil biberler de ekleyip, uzun süre akıllardan silinmeyecek, damak çatlatan bir lezzete ulaşabilirsiniz.

Daha önce resimlerle anlattığım Kolay Su Böreği tarifimi, şimdi de adım adım videolarla izlemek için üzerlerine tıklamanız yeterli:)

Kolay Su Böreği Yapmak için Gerekli Malzemeler Nelerdir?

Kolay Su Böreğinin İç Harcı Nasıl Hazırlanır?

Kolay Su Böreğinin Sosu Nasıl Hazırlanır?

Kolay Su Böreği Nasıl Yapılır?

Kolay Su Böreği Nasıl Servis Edilir?

Ben yaptıysam, siz neden yapamayasınız ki? Hadi bi’ gayret! İsterseniz, çok lezzetli sonuçlar alacağınıza eminim:)

Şimdiden afiyet olsun:)

Dertli Gönüllere Giren… İşte Benim Zeki Müren…

4

Ben daha henüz ortalarda yokken, yani bundan yıllar yıllar önce, annem ve babam Çakıl Gazinosu’nda sahne alan Zeki Müren’e gitmeye karar verirler. Onlar hazırlanırken, kendi de dışarı çıkacak diye heveslenen, oysa evde ananesiyle bırakacakları 2 yaşındaki oğullarına -ki kendisi abim olur- arkalarından ağlamasın diye “biz iğne olmaya doktora gidiyoruz” diye mini minnacıcık, beyaz bir yalan uydururlar. “İğne” ve “doktor” kelimelerini aynı cümlede duyan çocuk, içinden “hadi bakalım öyle olsun” demiş olacak ki, gelmek için çok ısrar etmez ve yatar uyur.
iste-benim-zeki-muren-sergisi

Gel gelelim, ertesi sabah olur… Masanın üstünde kapağında Zeki Müren’in fotoğrafı bulunan bir gazino kartonu ve içinde bizimkilerin dün gece çektirdikleri şık şıkırdım resimler durmaktadır. Çocuk, belki henüz 2 yaşında ama, süper zeki… Dönüp sarkastik bir şekilde der ki: “Hmmm… Zeki Müren de mi doktordaydı?” Hadi bakalım hesap verin şimdi!:)

İşte bu da bizim Zeki Müren hikayemiz. Öyle saf, öyle temiz… Üzerinden 40 yıl da geçse Zeki Müren deyince hemen bu hikayeyi anlatır bizimkiler, ben de dinleye dinleye yaşamış kadar oldum onlarla beraber:)

zeki-muren-cakil-gazinosu

İlk kez 1951 yılında “Burası İstanbul Radyosu. Şimdi Zeki Müren’den şarkılar dinleyeceksiniz” anonsuyla takdim edilen ve 70’li yıllarda altın çağını yaşayan “Sanat Güneşi, 45 yıllık sanat yaşamı boyunca, eşsiz kadife sesi kadar, seyircisine karşı kibarlığı, saygısı ve en iyi spikerlerden bile özenli konuştuğu güzel Türkçesiyle de gönülleri fetheden bir sanatçı oldu.

Türkçe’nin en uzun tekerlemesini en nazik ve en kusursuz şekliyle tek nefeste söylediği şu videoyu izleyip de “aman canım ne var bunda?” diyeniniz çıkacak mı merak ediyor ve “Hodri meydan” diyorum:)

Renkli ışığı ve bir kaç şarkıda bir değiştirilen farklı farklı dekorları sahnede ilk uygulatan, saz heyetini kendi çizdiği kıyafetlerle tek tip ve uyumlu şekilde ilk giydiren, seyircisiyle daha yakın olabilmek için T şeklinde sahne düzenini ve kordonlu mikrofonu ilk kullanan kişi olarak, ses yanında görselliğin de önemli olduğunu en iyi bilen sanatçılarımızdan  birisiydi kendisi…
Şarkılara duygu seren
Çilelere göğüs geren
Dertli gönüllere giren
İşte Benim Zeki Müren…

iste-benim-zeki-muren-sergisi

Zeki Müren, benim aklımda en çok, fönlü kabarık saçları, makyajlı yüzü, üstü taşlar ve işlemelerle bezeli ve yaka kısmında kuş tüyleri uçuşan görkemli kostümüyle, oymalı-kakmalı ve altın varaklı bir koltuğun arkasından, manikürlü ellerini gözlerinin etrafında titrete titrete seslendirdiği “Gözlerin doğuyor gecelerime” şarkısındaki imajıyla yer etmiş.

iste-benim-zeki-muren-sergisi
Renkli kişiliği ve birbirinden güzel şarkılarıyla, çocukluğumdan beri Türk Sanat Müziğini bu kadar çok sevme sebeplerimin başında O gelir desem, sanırım yalan olmaz.

iste-benim-zeki-muren-sergisi

İşte bu hislere sahip ve neredeyse tüm şarkılarını ezbere bilen bir hayranı olarak, Tünel’den Galatasaray Lisesi’ne doğru yürürken, Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde Zeki Müren Sergisi afişini gördüğüm anda sevinçten havalara uçtum.
iste-benim-zeki-muren-sergisi-usengec-sef

“İşte Benim, Zeki Müren” adı verilen bu sergi ile Zeki Müren’in tüm mal varlığını bağışladığı Türk Eğitim Vakfı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı’nın arşivinde, tam 18 yıldır korunan fotoğrafları ve özel eşyaları gün yüzüne çıkarılmış.

iste-benim-zeki-muren-sergisi

Sanatçının on bine yakın fotoğrafı, gösterişli kostümleri, ilginç ayakkabıları, plakları, desenleri, şiirleri, notları ve arşiv görüntüleri, kişisel belgeleri, mektupları, kısacası dolu dolu geçmiş yaşamından arda kalan belgeleri bir araya getirilmiş.iste-benim-zeki-muren-sergisi

Zeki Müren denilince en ama ennnn çok sevdiğim şarkısını seçmek zorunda kalsam, herhalde segah makamında bir şaheser olan “Dertliyim Ruhuma Hicranımı Sardım da Yine” ya da diğer bir ismiyle “Üzgünüm Leyla” şarkısı seçerdim.

Güftesi Vecdi Bingöl’e ait olan şu satırların güzelliğine bir bakar mısınız Allah aşkına?

“Dertliyim ruhuma hicranımı sardım da yine
İnlerim şimdi uzaklarda solan gün gibiyim
Gecenin rengini kattım içimin matemine
Sönen ümid ile günden güne ölgün gibiyim

Bahtımın yıldızı sanmıştım seni
Sensiz karanlıktır her günüm Leyla
Ayrılık Mecnuna döndürdü beni
Dertliyim yürekten

Üzgünüm LeylaSevda yaman bir çile
Çekenler düşer dile
Ayrılık ölüm gibi
Giden gelmiyor Leyla

Gülüm yaprağım soldu
Gönlüme hazan doldu
Bir ömür harab oldu
Onu bilmiyor Leyla”

Bir de bu sözlere büyük Bestekar Sadettin Kaynak tarafından dünyanın en güzel bestesi yapılınca, işte ortaya çıkan o muhteşem sonuç… Gel de mest olma! 🙂

Aynı bu şarkı gibi çok sevdiğim Elbet Bir Gün Buluşacağız, Şimdi Uzaklardasın, Duydum ki Unutmuşsun, Agora Meyhanesi, Seni Ben Ellerin Olsun Diye mi Sevdim, Gitme Sana Muhtacım, Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin, Nasıl Geçti Habersiz, Gülünce Gözlerinin İçi Gülüyor, Senede Bir Gün, Sevemez Kimse Seni, Bir Yangının Külünü, Mihrabım Diyerek, Anne Anne Anneciğim gibi yüzlerce şarkıyı seslendiren sanatçıyı tanıma fırsatı bulan bir nesile ait olduğum için kendimi şanslı addediyorum.“Sanat Güneşi”mizin sahne ve sinema çalışmaları yanında, çocukluk yıllarından başlayıp, ömrünün sonuna kadar süren günlük hayatından da kesitler sunan, iki kata yayılmış zenginlikteki ve ücretsiz ziyaret edilebilen bu sergi, öylesine ilgi görmüş ki, süresi 15 Ocak 2015’e kadar uzatılmış. Henüz görme fırsatı bulamamış olan veya kaçırdığını zannedip, bin pişman olanlara duyurulur:) “Peki Zeki Müren de bizi görecek mi?” esprisini yapmazsanız sevinirim:)

Sergiye bu Cumartesi gitmeyi planlayanlara, unutmadan bir şey daha hatırlatayım: 10 Ocak günü saat 19.00 ile 20:00 arasında yine Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde Zeki Müren’in en eski ve sevilen eserleri ile bir taş plak dinletisi yapılacakmış. Eh gitmişken bunu da kaçırmak istemezsiniz herhalde:)

Bu Gazi Torunu Sarıkamış Şehitlerini Rahmetle Anıyor

2

O dondurucu soğuklarda, bilmedikleri topraklarda dönemin modern silahları ve uygun kıyafetlerinden mahrum, arkalarından gelen hiç bir destek güce, yeterli gıdaya ve donanıma sahip olamadıkları yetmezmiş gibi yapılan pek çok askeri taktik hataları neticesinde binlerce yiğidimizin donarak şehit olduğu Sarıkamış harekatında, daha henüz 14-15 yaşlarında askere alınarak  gazi olmuş bir dedenin torunu olarak, Sarıkamış Şehitlerini Anma Gününün 103. yıldönümünde de, duygularım hep taptaze.

sarikamis

Hayatım boyunca hiç dedem olmadı benim. Babaannem de… Aile büyüklerimden tek tanıma şansım olan, çok sevdiğim ananemi de daha ilkokula başladığım yıllarda, ansızın kaybettiğimiz için, torunlara bahşedilen o özel ve ayrıcalıklı sevgiden, ilgiden ve o tatlı şımartılmalardan, biraz mahrum hissederdim hep kendimi.

Çocukluğumdan beri nur yüzlü dedelere ve ninelere çok fazla saygı ve sevgi duyarım. Bu bazen bir komşum olur, bazen yoldan geçen bir yaşlı, bazen de bir yakınımın dedesi veya ninesi, hiç fark etmez… Onlarla keyifli bir sohbete daldığımızda veya fırsat olur da bir konuda kendilerine yardım edebildiğimde, “ah şimdi benim büyükannelerim, büyükbabalarım da hayatta olsaydı da, onlara da bir hayrım dokunabilseydi veya her canım istediğinde sarılıp, öpebilseydim keşke” diye iç çekerim.

buyukanne

Evet … Belki aile büyüklerimi görme şansım olmadı ama, annem ve babam gibi çalışkan, duygu dolu, sanatkar ruhlu, gönlü zengin, paylaşmayı, yardımlaşmayı seven, dürüst ve iyi evlatlar yetiştirdikleri için onlara minnettarım ve böyle bir ailenin bir ferdi olduğum ve bu özelliklere ucundan kıyısından naçizane ben de sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissederim.

Babam Neden Bayat Ekmekleri Atmıyor ki?

Büyüdükçe insan bazı şeylerin farkına daha iyi varıyor. Eskiden bayatlayan ekmekleri yemek yerine, onların atılıp, tazesinin alınması imkanı varken, babamın ısrarla bayat ekmekleri değerlendirmesini anlamaz, anlayamazdım. Onların bizi en iyi şekilde yetiştirmek uğruna gösterdiği büyük çabalarla, Allah’a şükür yokluk yüzü görmeden büyütülmüş, en iyi okullarda, zamanın iyi şartlarında okutulmuştuk. Biz tazesini yerken, o neden ısrarla önce bayatını tüketirdi ki acaba? Sonradan öğreniyorum ki, bunun altında derin ve etkileyici bir tarih yatıyormuş meğer.

ekmek

Aynen dedemin küçükken babama yaptığı gibi, babam da bizleri üzmemek adına, dedemin Sarıkamış Harekatı sırasında yaşadığı savaş, esaret ve yokluk dönemlerini uzun süre hiç anlatmamıştı. Tarih derslerinde de iki satırla geçiştirilen ve üzerinde pek durulmayan bu konu hakkındaki bilgim gerçekten oldukça kısıtlıydı. Yıllar yılı üstü kapatılıp, karanlıkta bırakılan bu savaşın, Prof. Dr. Bingür Sönmez‘in de büyük kişisel çabaları sayesinde, daha çok gün yüzüne çıkarılmasıyla, aslında 90.000 yiğidin donarak şehit edildiği, tarihimizde eşi benzeri yaşanmamış bir facia ve üzerinde yeterince düşünülmemiş, büyük bir taktik hatası olduğunu artık biliyoruz.

Sarıkamış Harekatında Neler Olmuştu?

Daha çocuk sayılabilecek 15-16 yaşlarında, eline henüz silah almamış, hiç bir askeri eğitim görmemiş haliyle, ailesinden sorgusuz sualsiz koparılıp, üstünde incecik yazlık asker kıyafetleri ve heybelerinde iki lokma peksimetle, aylarca eksi 25 derecelerde dağlar ormanlar aşarak, düşmanla savaşmak için yollara sürülen ve arkalarından hiç bir askeri destek, malzeme ve yemek takviyesi gönderilmediği için çoğunluğu Allah-ü Ekber dağlarında kar fırtınaları altında donarak can vermiş, geri kalanları ise, çıplak ellerinin soğuktan yapışıp ayrılamadığı iptidai tüfekleriyle, aç susuz, mermisiz, komutansız, desteksiz tek başlarına bırakılmış binlerce ana kuzusu vatan evladımız, ya çarpışa çarpışa şehit edilmiş ya da pusuya düşürülüp, esir alınarak, memleketinden binlerce kilometre ötede insanlık dışı muamelelere maruz kalıp, bir lokma “bayat ekmeğe” hasret bırakılmışlar.

Çağın en iyi silahlarına sahip ve kış şartlarına tamamen hazır Rus ordusuna karşı, inancından başka bir şeyi olmayan, yorgun, bitkin ve eğitimsiz askerlerimiz, Sarıkamış’ta düşmana değil, şiddetli soğuk, yetersiz kıyafet ve açlığa yenik düşmüş aslında.

Hayallerini, umutlarını, heveslerini kalbine gömerek, bu gencecik yaşında esir alınan askerlerden biri olan dedemin yaşadıklarının, Allah vergisi yeteneğiyle bir bir hafızasına kazıyan babam tarafından kaleme alındığı bir kitap var artık ve benim için de bir hayat rehberi niteliğinde…

sarikamis harekati

Tamamen “dedemin ruhu şad olsun” diye hazırladığı ve hiç bir şekilde kar amaçlı olarak satışa sunmayacağını özellikle vurguladığı bu kitap sayesinde, en karamsar hissettiğim anda, onların çektikleri zorlukları ve her şeye rağmen hayatta kalma çabalarını hatırlamak ve bundan ders ve feyz almak, böyle gurur duyulacak bir dedenin torunu olarak, biliyorum ki benim en büyük görevim…

Belki Sarıkamış bundan 103 yıl önce, o gün geri kazanılamadı, ama Anadolu’nun öyle kolay lokma olmadığı bir kez daha dosta düşmana gösterilmiş oldu. Aynı ruhla Çanakkale’de başlatılan milli mücadele ile Osmanlı’nın küllerinden genç bir Türkiye Cumhuriyeti doğdu.

Vatan uğruna canlarını gözünü kırpmadan tehlikeye atan, Sarıkamış harekatı özelinde tüm gazi ve şehitlerimizi, saygı ve şükran duygularımla anıyor ve hayatlarını kaybedenlere rahmet diliyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Hoş Geldin 2015 :)

0

usengec-sef-mutlu-yıllar

Mutlu Yıllar :)

0

usengec-sef-yeni-yil

Yumuşacık Kestaneli Hindi But Sarma İçin Resimli Tarif

2

Çılgın bir yoğunlukta geçtiğini söylediğim geçen haftaki lezzet duraklarımdan bir tanesi de Kadıköy’deki Doubletree by Hilton Moda Hoteli’ydi. Executive Şef Sinan Duran ile otelin endüstiyel mutfağında Yılbaşı konseptli çeşit çeşit yemekler hazırladık. Of Peki Peki, bu seferlik o hazırladı ve ben tattım desem daha doğru olabilir belki de:) Ama ben de sizin için tek tek her bir adımın resimlerini çektim ve yapılışını aklımda tuttum, n’aaabeeer? 🙂

Hindi but sarma

Yaptığımız yemeklerin her birini daha sonra detaylı olarak anlatacağım tabi ama, 2014’ün son gününe girdiğimiz bu ilk dakikalarda, akşama kutlayacağımız yeni yılı düşününce, bugünün anlam ve önemine istinaden ilk olarak size Hindi tarifini vereceğim.

Daha önceki yazımda tarifini anlattığım kocaman bir bütün hindi yerine, hem daha az miktarda hem de daha yumuşak olan but kısımlarıyla hazırlanan bu Kestaneli Hindi Sarma’yı tercih edebilirsiniz diye, bu tarifi hemen yayınlamak istedim. Allahım! Yoksa çok mu düşünceliyim ne? 🙂

Adım Adım Resimli

Kestaneli Hindi But Sarma Tarifi

<Malzemeler
<(6 Kişilik/12 Dilimlik)

  •  2 adet Kemiksiz Hindi But
  • 50 gr Hindi Kıyması
  • 50 gr Tavuk Kıyması
  • Şekerli Suda Haşlanmış 250 gr Kestane
  • 5 gr. Taze Kekik
  • 10 gr kadar Hardal
  • Tuz
  • Karabiber

<İlk olarak kemiksiz Hindi Butları, inceltilmek için dövülür. Bunun için hindilerin üzerine bir buzdolabı poşeti serip, uygun bir mutfak aleti kullanabilirsiniz. Eğer yoksa bir çekicin yan tarafıyla da yapılabiliyormuş:)En iyisi, eğer sizi bu konuda geri çevirmeyecek kadar iyi bir Kasabınız varsa, bunu Hindi butları satın alırken, ondan rica edebilir, güçlü kollarıyla onun 2 dakikacığını alacak bu işlemle, siz de bu mutfağınızda "dan-dun" sesler çıkaran gürültülü ve gıcık külfetten kurtulabilirsiniz belki:)
Hindi but sarma tarifi 2

Sonra genişçe bir Aluminyum folyo açılarak, iyice yassılaştırılmış Hindi Butları bu folyonun üzerine serilir.

Hindi but sarma tarifi 4
Üzerine tuz, biber serpilir.

Hindi but sarma tarifi 5

Biraz Taze Kekik yaprakları ile lezzetlendirilir

Hindi but sarma tarifi 7,

Hindi but sarma tarifi 6

Üzerine Hardal sıkılarak, her yerine sürülür.

Hindi but sarma tarifi 8
En iyisi bir kullan-at eldiven takarak, bu işlemleri ellerinizle yapmak aslında:)
Hindi but sarma tarifi 9
Haşlanmış kestaneler ince ince kıyılır. Hindi ve Tavuk kıymasına bu ince kıyılmış kestaneler, tuz ve biber karıştırılır.
Hindi but sarma tarifi 10
Hazırlanan Hindi kıymalı bu harç da, hardal sürülmüş hindinin içine elle iyice yayılır.
Hindi but sarma tarifi 3

Hindi but sarma tarifi 11

Hindi but sarma tarifi 12
Sonra Aluminyum folyonun bir tarafından, tutularak içindeki malzeme dikkatlice ve kontrollü olarak döndürülür.
Hindi but sarma tarifi 13
Ellerle iyice sıkılıp sabitlenerek ve folyoyu yırtmamaya dikkat edilerek, sıkı bir rulo haline getirilir
Hindi but sarma tarifi 14
Baton haline geldiğinde de Folyonun kenarları döndürülüpü, sıkılarak güzelce kilitlenmiş olur.

Hindi but sarma tarifi 15

İçine bir miktar su konulan fırın tepsisi içinde, bu haliyle Hindi 175 C’de yaklaşık 1saat 45 dakika kadar pişirilir. Bu süre fırın modeli ve gücüne göre değişiklik göstereceği için, sürenin sonlarına doğru paketin ucunu dikkatlice açıp, çok ince bir dilim keserek tadına bakarak, ne kadar pişireceğinize kendiniz karar verebilirsiniz.

Hindi but sarma 16
Hindi piştikten sonra, folyodan çıkartılıp, fırında üzeri kızartılarak servis edilir. Yani isterseniz bu Hindiyi gündüzden hazırlayabilir, soğuduktan sonra buzdolabında saklayabilirsiniz. Bu sayede üzerini kızartma kısmını Yılbaşı yemeğinizi servis etmeden hemen önce yapabilir ve sıcak sıcak afiyetle yiyebilirsiniz.

Üzerine sos olarak ne yapalım derseniz, Şefimiz burada Erik sos kullanmıştı ama daha kolay olan şu yöntemi de deneyebilirsiniz:

Aluminyum folyo içinde pişen sıcak hindiyi, derin bir kaba alıp, bir kaç yerinden sivri uçlu bıçakla minik delikler açarsanız, suyunu bırakır. O suyu süzüp bir kaseye alarak, içine ekleyeceğiniz bir kaşık kadar Tereyağı ile bağlarsanız, buyurun işte size kendi suyuyla hazırlanmış güzel bir sos tarifi…

Afiyet olsun:)

Üşengeç Şef Hayatımıza Gireli 2 Yıl Olmuş Dile Kolay

12

Blogumun Değerli Takipçileri,

Öncelikle “Üşengeç Şef”e olan ilginiz için sizlere teşekkür ederim.

Bu blog öncelikle; sosyalliği seven, genelde kariyer odaklı olan ve yoğun günlük programı içinde, saatler sürecek yemekler yapmaya üşenerek, ağırlıkla dışarıda yemeyi ya da eve sipariş vermeyi tercih eden, ama arada sırada da olsa “sağlıklı, ekonomik ve lezzetli bir ev yemeği yapsam hiç de fena olmaz artık” diye içten içe düşünen, zaman, tecrübe ve heves yoksunu olan tüm Hanım ve Beylere; yeni evlilere, öğrencilere ve bekarlara yönelik:) “Heh işte tam beni tarif ediyor” diyenler kaleyeeee mum diksiiin! :))
usengec sef dogum gunu 1
Yemek yapmayı hiç bilmeyen ya da sevmeyenlerden, “Üşengeç Şef’in adım adım resimli, kolay anlatımlı tariflerini, bi’ cesaret deneyip, ev ahalisi veya misafirleri beğendikçe daha çok heveslendiklerine ve mutfakla aralarının ısınmaya başladığına” dair mesajlar alıp çok seviniyorum. Oleeeyyy!!!:)

Sizlerden gelen olumlu dönüşler ve her girdiğim ortamda artık “Üşengeç Şef”in tanınıyor ve seviliyor olması beni daha da motive ediyor ve iyi bir şeyler yaptığımı hissettiriyor. Yoksa eğer sizler bana söylemezseniz, nereden bileceğim yazdıklarımın bir işe yarayıp yaramadığını, değil mi ama? 🙂 Yorum bırakmadan önce, lütfen 1 saniyenizi ayırın ve sağ üstteki sarı renkli “Bloguma Üye olun” görseline tıklamayı unutmayın ki, ben de sizleri tanıyabileyim:) Özellikle öğrencilerden, bekar yaşayanlardan ve yeni evlilerden aldığım beğeni mesajlarıyla çocuklar gibi seviniyorum bilesiniz.

Geçenlerde birisi şöyle bir yorum bırakmıştı: “Siteniz de olmasa, aç kalacağız. Çok teşekkürler!” Valla okudum ve gözlerim yaşardı, ne diyeyim, duygusal insanım ben. Birilerine faydam oluyorsa, bi’ nebze de olsa kalplere dokunabiliyorsam benden mutlusu yok! 🙂
usengecsef1
A bu arada “Her gün-her gün evde yemek yenmez. Arada çıkalım biraz da sosyalleşelim” diyenleriniz için ise, bir fikir vermesi açısından, bizzat kendi deneyimlerimle edindiğim “Mekan İzlenimlerim“e yer veriyorum biliyorsunuz…
“Amaç, sadece mideyi değil, ruhu da beslemek!” olduğuna göre, güncel hayatın içinde yer aldığım etkinliklerden, sinema, tiyatro, sosyal sorumluluk projeleri, gala, defile ve davetlerden renkli ve eğlenceli anlatımlarıma da; ana sayfadaki “Katıldığım Davetler” bölümü altından ulaşabilirsiniz.

Tam 2 yıl önce, yakın arkadaşlarımdan gelen ısrarlar üzerine başladığım “Üşengeç Şef” maceram, hastalıkta-sağlıkta, geceli-gündüzlü, dur durak bilmeden uğraş verdiğim ve karşılığında pek çok yeni dost ve okuyucu kazandığım, bir şekle dönüşüverdi. Ne mutlu bana 🙂

usengec sef
Benimle yeni tanışanlarınız için de bir şeyler söylemem gerekirse, özetle Bu Blogda şunları bulacaksınız…

Hepsi kendi deneyimlerimle sabit, samimi, akıcı ve bol eğlenceli bir dille hazırlanmış olmak üzere;

  • Hiç yemek yapmayı bilmeyenlerin bile çok başarılı sonuçlar alıp, cesaretlenmesine vesile olacak adım adım fotoğraflı ve en basit şekliyle Yemek Tariflerim
  • Günlük yaşantımdan paylaşımlar, Tatil, Alışveriş, Moda, Sağlık, Spor, Diyet gibi konularda Güncel Yazılarım
  • Sergiler, Film Galaları, Tadımlar, Lansmanlar, Defileler, ve Workshoplar’dan izlenimlerime yer verdiğim Katıldığım Davetler

Bol keyif almanız dileğiyle,

Sevgilerimle 🙂
Üşengeç Şef

Yılbaşı Menüsü için Hindi Tarifi ve İç Pilav Tarifi

0

Siz de yılbaşını sevdikleriyle evde kutlamayı planlayan ve “Yılbaşı menüsü hindisiz olmaz” diyenlerdenseniz, işte size sevgili arkadaşım Şef Özlem Mekik tarifiyle iç pilav dolgulu leziz bir Yılbaşı Hindisi yapabilmeniz için Hindi tarifi ve iç pilav tarifi.

Yılbaşı Menüsü için Hindi Tarifinin ilk kısmında önce Hindiyi marine ediyoruz.

Hindi Marinasyonu İçin Gereken Malzemeler:

  • 1 adet bütün Hindi (yaklaşık 6 kg’lık)
  • 2 çorba kaşığı Biber Salçası
  • Defne Yaprağı
  • Taze Kekik
  • Taze Biberiye
  • Kırmızı Toz biber
  • Tuz ve Karabiber

Hindi Nasıl Marine Edilir?

Hindinin güzel kızarması ve lezzeti için 1 gün önceden tüm malzemeyi karıştırarak ve hindinin her yerine sürürek buzdolabında saklayın. Ertesi gün ön marinasyonu yapılmış hindiyi, 180 C fırında yaklaşık 3 saat pişirin.

Sıra geldi İç Pilav tarifine

İç Pilav için Gerekli Malzemeler

  • 4 su bardağı Pirinç
  • 4 yemek kaşığı Tereyağı
  • 1 çay bardağı Dolmalık Fıstık
  • 1 çay bardağı Kuş Üzümü
  • 5 su bardağı Tavuk Suyu
  • 1 çay kaşığı Tuz
  • 1 çay kaşığı Karabiber
  • 1 çay kaşığı Yenibahar

İç Pilav Nasıl Yapılır?

1. Pirinci sıcak suda yaklaşık on dakika bekletin ve süzün.

2. Derin bir tencereye tereyağı koyarak pirinçlerin rengi değişene kadar kavurun.

3. Kavrulan pirincin içine sıcak Tavuk Suyunu karıştırın.

4. İçerisine Dolmalık Fıstık, Kuş Üzümü, Tuz, Karabiber ve Yenibaharı ekleyin ve Pirincin pişirin. Suyunu çeken pirincin üzerini havlu kağıt ile örterek Pilavın demlenmesini sağlayın.

5. İç Pilavı hazırladıktan sonra hindinin iç kısmını bu Pilav ile doldurun.

6. Geleneksel yılbaşı Hindisini, servis edeceğiniz tepside haşlanmış kestane ve brokoli, havuç, kabak, kırmızı biber gibi taze sebzeler ile servis edin.

Restoran Haftası Sona Ermeden Divan Brasserie’nin Özel Menüsünü Denedim

2

Şehrin en büyük gastronomi buluşması olarak kabul edilen ve bu sene 6. kez yapılarak artık iyice geleneksel hale gelen Restoran Haftası, bizler gibi yemek yemeyi seven, lezzet meraklılarını rafine tatlarla buluşturarak sona ermeden önce, hemen bir fırsat yaratarak, bu gastronomi deneyimini birlikte yaşamak üzere, organizasyonu yapan Dude Table’ın sahibesi Funda Hanım ve sağ kolu Merve ile Divan Brasserie Kalamış’ta bir araya geldik.

restoran-haftasi-divan-keci-peynirli-pancar-salata

Konu konuyu açan keyifli sohbetimiz esnasında detaylarını dinlediğime göre, Restoran Haftası sayesinde, 12 Kasım – 03 Aralık tarihleri arasında İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere 3 şehrin toplam 110 lezzet noktasında gerçekleşen bu etkinlikte, “Ustalara Saygı” konsepti ile tarihten ve günümüz gastronomi dünyasının ünlü şeflerinden ilham alan özel menüler, özel içecekler eşliğinde sunulmuş.

Biz de, bu 110 restaurant’tan biri olan Kalamış Marina’daki Divan Brasserie’nin Restoran Haftası’na özel hazırladığı, bir kadeh içecek, Salata ve Ana yemekten oluşan 45 TL’lik menüsünü sipariş ettik.

restoran-haftasi-divan-brasserie-menuKeçi Peynirli Pancar Kulesi olarak menüde geçen ve Limon Konfit, Pancar Suyu ve Fesleğen Sos ile servis edilen Salatayı çok beğendim. Keçi peyniri ile pancarın asiditesinin dengesi ve üzerine küp küp limon kabuklarıyla yaratılan lezzet, iyi ki de bunu tercih etmişim dedirten türdendi.

“Pancar” gibi akla pek fazla gelmeyen bir sebzenin, bu aralar fine dining restaurantların şefleri arasında ne kadar da popüler hale geldiğini ama bu salatadan da referansla aslında hak ettiği değeri yeni yeni kazandığını konuşurken, bu sefer sıra ana yemeğimize geldi.

Ricotta Peyniri, Porchini Mantarı, Kavrulmuş Fındık ve Trüflü Krem Sos ile hazırlanan Ravioli’nin manzarası, üzerine serpiştirilen Parmesan peyniri ile iyice davetkar haldeydi ama durun bakalım tadı nasıldı acaba?

Kremalı makarna ve türevlerini her zaman domates soslulara göre daha çok tercih ederim. Hele ki karides veya istakozla hazırlanan makarnaları illa ki krema sosunda yapan yerler arar ve bulursam kalbimin en güzel köşesinde saklarım. İşte şimdi bu hislerle, ilk çatalımı alırken, acaba aradığım tadı bulacak mıyım diye heyecanlanıyordum ki, “Aman Allahım!” deyivermişim:)restoran-haftasi-divan-ravioli

Harika bir Ravioli bulmanın verdiği sevinçle hemen garson beyi yanımıza çağırdım ve bu kadar “enfes bir Ravioli’yi ben sadece Restoran Haftasında bulabileceğim ve sonra yok mu yani?” diye içli içli sordum. Olumsuz cevap verseydi tam teessüflerimi sunacaktım ki, meğer yıl boyu servis ettikleri standart menülerinde de olan bir yemekmiş. İşte buna çocuklar gibi sevindim:) Hemen biricik eşime mesaj atıp, müjdeyi verdim. Aynı küçük şeylerden mutlu olabilmek ne güzel:)
restoran-haftasi-divan-brasserie-dude-table
Üzerine de bir tatlı paylaştık ama menüye dahil olmadığı için, şimdi ondan bahsedip, aklınızı karıştırmayayım diyorum:)

Akşamında eşimle dışarıda yeme planımız vardı. Sivaslı Cindy lakaplı başarılı mankenimiz Tülin Şahin’den, eşi Mehmet Özer’in Suadiye’de bir İtalyan restaurantı açtığını duymuştum ve denemek istiyordum. Ancak 19:00’a doğru, yani belki biraz erken sayılabilecek bir saatte gittiğimizden herhalde, mekan çok şık olmasına rağmen, kimsecikler yoktu. Burayı denemeyi başka bir zamana saklama kararı alıp, eşime Cadde’deki Divan Brasserie’yi teklif ettim ve ona denetmek için heyecanlandığım yeni tatları düşünerek, seve seve kabul etti.İlk olarak aynı Keçi Peynirli Pancar Salatası’nı tattırdım. O da çok sevdi. Yuppiiii! 🙂

restoran-haftasi-divan-keci-peynirli-pancar-salata

Sonrasında geçenlerde ilk kez denediğim ve çok beğendiğim Yer Fıstıklı ve Avokadolu Kinoa Salatasından sipariş verdim.

Kinoa müthiş bir protein deposu. Marketlerde de artık daha sıklıkla karşıma çıkmaya başladı ama yüksek besin değerlerinden ve ithal olmasından ötürü fiyatı oldukça yüksek. Özellikle ek mamaya geçen bebeklerin yemeklerinde kullanıldığını yakın arkadaşlarımdan biliyorum. Gluten içermeyen, tam protein kabul edilen İnka’lardan kalma bu besin, bol lifli yapısından ötürü kabızlığa; demir zenginliğinden dolayı kansızlığa, içeriğindeki magnezyum sayesinde damarları genişleterek Migrene ve Kolesterole iyi geldiği öne sürüldüğü için, bu aralar iyice nam salmaya başladı.

restoran-haftasi-divan-kinoa-avokado-salataBu sefer nazar mı değdi, sosu mu azdı, değişik bir şey mi eklenmişti bilemedim ama tadı azcık buruk geldi. Sonra Limon ve biraz daha Zeytinyağı ilavesiyle biraz toparladı.

Eşim de Dana Schnitzel tercih etti. Tabi ki de her şeyi paylaştık, çünkü sunumlar neredeyse 2 kişiye yetecek kadar bereketliydi maşallah:)divan-brasserie-dana-schnitzel

Anlayacağınız, öğlen ve akşam yemeklerimi Divan Brasserie’lerde geçirdiğim, bol lezzetli bir gün oldu o gün:)

Bana yeni lezzetler kazandırdığı için Restoran Haftasının yapım ve yayınında emeği geçen herkese ve başta Dude Table’a teşekkürler:)