Ana Sayfa Blog Sayfa 13

2018 Resmi Tatil Günleri – 9 Günlük Tatil Ne Zaman?

4

Pazartesi sendromunuza iyi gelsin diye bu yazımda size güzel haberler vermek istedim. Evet belki biraz erkenciyim ama haydi kabul edin, 2017’yi bitirmemize sayılı günlerin kaldığı şu dönemde, kurumsal bir ajanda veya takvim hediye geldiği anda, ilk yapılan şey “2018’de kaç gün tatil olacak?”, “Özel günler ve bayramlar hangi güne denk geliyor?” hızlıca bi’ona bakmak…  2017 yılı bu yönden rekorlarla dolu bir yıldı (11 günlük Kurban Bayramı tatilini ne çabuk unuttunuz?) Pekiii! 2018’de Bayram tatilleri hangi güne denk geliyor? Çalışanlara yine 9 günlük tatil var mı? Şu anda hepinizin “Ay! hadi işşşallah!” dediğinizi duyar gibiyim:) Hadi o zaman 2018 resmi tatil günlerini güzeeelce bir masaya yatıralım.

Peşinen içinizi rahatlatayım; 2018 yılında resmi tatiller ve hafta sonlarını birlikte hesaplayınca toplam 116 gün izin gözüküyor. Kurban bayramı tatili de, yine 9 güne uzatılacak olacak gibi görünüyor. Bu uzun tatil fırsatını ve diğer tatil imkanlarını, yurt-içi, yurt dışı seyahatler için kullanmak veya memleketine gidip akrabalarıyla hasret gidermek isteyenleriniz için işte gün gün detaylarıyla 2018 Yılının Resmi Tatil Günleri

2018-resmi-tatil-gunleri-9-gun-bayram-tatili-ne-zaman

2018 Resmi Tatil Günleri

1 Ocak Pazartesi – Yılbaşı Tatili (30 ve 31 Aralık, Cumartesi Pazar’a denk geldiği için, bir yerlere gidecekseniz işte size 3 günlük tatil fırsatı!)

23 Nisan Pazartesi  – 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (Yine öncesindeki Cumartesi Pazar’ı birleştirerek, işte bir 3 günlük tatil fırsatı daha!)

1 Mayıs Salı – 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü (Olur da Aradaki Pazartesi için izin alma imkanınız varsa, buradan 4 günlük bir tatil imkanı çıkarılabilir)

19 Mayıs Cumartesi – 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı

14 Haziran Perşembe – Ramazan Bayramı Arefe Günü (Yarım Gün)

15 Haziran Cuma – Ramazan Bayramı 1.Günü

16 Haziran Cumartesi – Ramazan Bayramı 2. Günü

17 Haziran Pazar – Ramazan Bayramı 3. Günü

15 Temmuz Pazar – 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü

20 Ağustos Pazartesi – Kurban bayramı Arefe Günü (Yarım Gün)

21 Ağustos Salı – Kurban bayramı 1.Günü

22 Ağustos Çarşamba – Kurban bayramı 2.Günü

23 Ağustos Perşembe – 30 Ağustos Kurban bayramı 3.Günü

24 Ağustos Cuma – Kurban bayramı 4.Günü (Öncesindeki ve sonrasındaki hafta sonları ile birleşince 9 gün tatil imkanı)

30 Ağustos Perşembe – 30 Ağustos Zafer Bayramı (Cuma günü izin alabilenler için 4 günlük tatil imkanı)

29 Ekim Pazartesi – 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı (Öncesindeki hafta sonu ile birlikte 3 günlük tatil imkanı)

Bu bilgilere şimdiden sahip olduğunuza göre, avantajlı erken tatil planlarınızı gönlünüzce yapabilirsiniz artık.

Hepinize harika bir hafta diliyorum.

Üşengeç Şefiniz Nasıl Nazara Geldi?

16

Bu başlığı, başıma gelen ve önce sadece kalça kırığı zannedilen; oysa femur başı kemiğinin kırılması, yine ayak bileğimde kırık, kolumda ve parmağımda zedelenmeyle sonuçlanan talihsiz kazadan sonra, değerli okuyucularım, takipçilerim ve yakın çevremden duyduğum “Nazara geldiniz!” yorumlarından esinlenerek attım. Fotoğrafta bulunan “Süpergirl” tamamen temsili. Ama ben de olaylar karşısında hala olumlu düşünmeyi başarmakla, halime şükredip, her fırsatta “Allah’a Hamd olsun” dememle ve benzer süreçlerden geçenlere  iyi bir “rol model” olarak moral verdiğim için, aslında bir çeşit “Süpergirl” olduğuma da inanıyorum aslında, neden olmasın? Bugün Sevgili Fan Club‘ım da, instagramda gülümseyen bir fotoğrafımı paylaşıp, şu meşhur sözü yazmış: “Kıskanırlar azizim… Gülen gözlerini, bitmeyen enerjini, tebessümünü; acıların bile, sana kattığı gücü kıskanırlar.”

Nazar’dan Nasıl Korunabiliriz?

Ah! Olmaz olsun o kıskançlar! “Nazar” diye bir şeyin, gerçekten var olduğuna inananlardanım. Peygamber efendimiz İslam dinini ilk yaymaya başladığında, bundan rahatsız olanlar, kendisine de nazar değdirmeye çalışmış. Kuran-ı Kerim, Kalem Süresi 51’deki; “Rabbi onu seçip, iyilerden kıldı. İnkar edenler, Zikri (yani Kur’an’ı) işittikleri vakit, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi.”sözlerinde de ifade edildiği gibi, nazarın gerçek olduğu, nazar edilen kimsenin hastalanmasına, hatta ölümüne bile sebep olduğu kabul ediliyor. Çare olarak ise, Peygamberimizin de yaptığı gibi, nazardan korunmak için yalnız Allah(c.c.)’a dua ve şükür edilmelidir deniliyor.

Maşallah Ne Demektir?

Nazar sadece, kıskançlık ve haset içindeki kişilerin “Kem gözlü” bakışlarından olmuyor. Bazen kötü niyet olmadan yani hiç istemeden de nazar değdirilebiliyor. Bunun olmaması için, birinin bir şeyini beğendiğinizde, kalbinizden geçen ve dilinizden dökülen bir “Maşallah” ile onu Allah (c.c.)’a emanet ederek, korunmasını sağlamak en doğrusu. “Deveyi kazana, insanı mezara sokar” denilen nazardan korunmak için ne yapmalıyız derseniz, dualara sığınmalıyız. En iyisi bol bol Nas, Felak suresi ve Ayet-el Kürsi duası okumalı.

Kem Gözlüler Arasında Çapraz Ateşte Kalınca…

Bundan 1 ay önceydi. Nişantaşı’nda bir mağazada, yakın bir arkadaşımın bir daveti vardı ve söz verdik diye, ona destek vermek için eşimle birlikte oradaydık. Genelde bir insanın haset ve kıskançlıkla dolu, kötü kalpli biri olup olmadığını hemen hissederim. O gün orada, bu tarz insanlardan da vardı. Biz etrafımızla sohbet ederken, bu gereksiz tiplerin mağazanın içinde de bizi gölge gibi izlediğine ve özellikle yakın gelecek projelerimizden bahsederken, konuşmalarımızı dinlemek için, devamlı yanımızda bittiklerine bizzat şahit oldum zaten.

usengec-sef-dilek-yeginsu-moda-nisantasi

Kaza Yine Geliyorum Demedi

Mağazadan ayrılıp da, hafif yokuş aşağı olan yolda, henüz 3 adım atmıştım ki, kaldırımdaki seviye farkı yüzünden, bir ayağım boşluğa bastı, bu yüzden bir anda dengemi kaybedince de, sağ tarafımın üzerine cenin pozisyonunda çok sert bir şekilde düştüm. Düştüğüm yer; Abdi İpekçi’deki Beymen mağazasının önü ve dolayısıyla Beymen Brasserie’nin bir kaç adım öncesiydi. Eşim o anda sadece 1 adım önümdeydi ve “güüüm” diye bir ses duyup dönmüş ve beni o halde yerde görünce şok olmuştu. Brasserie’de oturanların tamamı, meraklı gözlerle bana bakıyordu. Onları öyle görünce, gurur yaptım tabi ki. Ama o an kendi acımdan çok daha fazla düşündüğüm şey, eşimi ve ailemi nasıl üzeceğim oldu.

Dilek, iyi misin?

Mağazanın güvenliği olduğunu düşündüğüm bir bey, sandalye getirdi, bunu hayal meyal hatırlıyorum. Yerde oturursam, daha fazla dikkat çekerim diye, sandalyeye geçmeye çalıştığımda hemen “Ah! Kalça kemiğim kırılmış” dedim, ayak bileğim, omzum ve yüzük parmağım da çok acıyordu. Sandalyeye oturur oturmaz başta biricik eşim olmak üzere, beni merak edenlerin etrafımda toplandığını ve her kafadan “Dilek iyi misin?” gibi sorular geldiğini, ama benim o anda, başta sakin kalmaya ve üzülmesinler diye sanki iyiymişim gibi, espri yapmaya çalıştığımı, sonrasında kırıkların etkisiyle baygınlık geçirerek, kimseyi göremez hale geldiğimi de hatırlıyorum. O an etrafa bakarken sadece havai fişek gibi patlayan mor ışıklar görüyordum. O sırada bana tansiyonum, kan şekerim filan düşmüştür diye, kesme şeker ve su vermeye çalışıyorlarmış ki, tamamen kendimden geçmem sonucu su şişesi de elimden düşmüş zaten.

112 Acil Ambulans Rezaleti

Hastaneye götürülme aşaması tam bir kabustu. İyilik olsun diye 112’den çağrılan ambulans, sonrasında çok büyük travma yaşatacaktı bana, ama henüz bundan haberimiz yoktu. Ambulans nihayet geldiğinde, sağlık görevlileri hiç bir hazırlık yapmadan suratıma bakıyorlardı. Yine kendi kendime sandalyeden kalkıp, eşimin omzuna kolumu atıp, destek alarak tek ayak üstü zıplayıp, ambulansa kendim bindim. Sedye yerine, ayak kısmı derin tepsi gibi olan ve içine sığılması mümkün olmayan metal bir şeyin üzerine yatmam söylendi. Ayağımın ve kalçamın kırık olduğunu söyledim ve o gösterdikleri şeye sığamadığımı gördüler. Yahu bari dizimin altına bir yastık filan koysalardı, acıdan ölüyordum ama o da ne? Ambulansta hiç yastık filan olmadığı gibi, bacağımın altına destek olarak koyacakları hiçbir şey yoktu.

Kırık Kalça ve Kırık Ayakla Kabus Gibi Bir Ambulans Deneyimi

Yatırıldığım bu şeyin içine sığmak mümkün olmadığı için mecburen katlı duran kırık bacağımı, düşmenin etkisiyle hemen morarmaya başlayan ellerimle, o halde kendim tutmak zorundaydım. Çünkü ambulansta yanımda bulunan sağlık çalışanı hiç bir yardımda bulunmuyor, öylece oturuyordu. Kanser tedavisi gördüğüm için, tümörlü tarafım olan sağ tarafımdan asla kan alınmamalı ve  tansiyon ölçülmemeliydi. Acıdan tekrar bayılmak üzere olduğumu fark ettiğimde, yanımdaki ambulans görevlisine, vardığımızda hastanedeki ilgililere buna dikkat edilmesini iletmesini söyledim. O ise cevaben, “Bana değil, hastenedeki doktorlara söyleyin bunu” dedi. “Ben de zaten oraya vardığımızda kendimde olmayabilirim diye size şimdiden haber veriyorum” dedim. Boş boş baktı.

“İsterseniz Ambulanstan indirelim”

Devamlı fren ve gaza basan ambulans şöförünün trafikte keskin manevralar yaptığını hissediyor ve olduğum yerde düşmeden kalmak için mücadele verip, bir yandan da bacağımı sabit tutmaya çalışırken, acılar içinde çok zorlanıyordum. Bu durumda bu yanımda oturan insan müsveddesi, “o halimde benden” kimliğimi istiyordu. Bu tarz soruları önde oturtulan eşimle görüşebilirdi oysa. Tek istediğim bir an önce en yakın hastane olan Amerikan Hastanesine vardığımızı duymaktı. Ama yol bir türlü bitmek bilmiyordu. Derken “Şişli Etfal’e gidiyoruz” denildiğini duyar gibi oldum, kulaklarıma inanamadım. “Benim sigortam var, en yakın özel hastaneye gitmek istiyorum” dediğimde, yolun ortasında “İsterseniz indirelim, çünkü biz Şişli Etfal’e götürüyoruz” dediler. 112’den ambulans çağırılınca bu korkunç şartlarla, en yakın devlet hastanesine götürüldüğünü bu sayede acı bir şekilde öğrenmiş olduk.

Şişli Etfal Acil Servisi

Şişli Etfal‘in acil servisi tadilat halindeydi. Ambulanstan indirilip, acile girdiğimizde, etraf balık istif kalabalık halde ve herkes birbirine bağırıyordu. “Kayıt açtırın” dedikleri anda, eşim bu işlemlerle uğraşırken, o kalabalıkta tek başıma kalacağımı anladım ve ona “Ben buradan gitmek istiyorum” dedim. Bunun üzerine ambulans görevlileri sedye bozuntusu şeylerini almaları gerektiğini söyledi ve beni hastanenin dışındaki başka yırtık ve kirli bir sedyeye geçirmeye karar verdi. Üzerine yattığım örtü ile taşıyacaklarını söylediklerinde, onun sağlam bir örtü olmadığını, buna güvenmemelerini söyledim ama hiç umursamadılar. İkisi bir taraftan yaka paça tutup, öbür sedyeye geçirmeye çalışırken, alttaki kumaş bile olmayan şey, tabi ki yırtıldı. Acılar içinde, bir de yere düşme tehlikesi ve korkusu yaşarken, istemediğim bir hastaneye zorla getirip, öylece bırakıp gitmiş oldular. Merhamet duygusundan mahrum halleriyle başka meslek yokmuş gibi acil ambulansında çalışan bu vicdansızları hiç bir zaman affetmeyeceğim ve gereken şikayet başvurularını tabi ki yapacağım.

Kırık Hareket Ettirilmemeli Güya, Değil mi?

O saat itibariyle, acil servisin dışında boşuna onca zaman kaybetmiş halde, daha önce kanser ameliyatı olduğum özel hastane veya diğer yakın hastaneler olmak üzere, telefonla bir yerlere ulaşmaya çalışıyorduk. Bir hastabakıcının gelip, en azından kırık var mı yok mu onu öğrenmemizin bize zaman kazandıracağını söylemesiyle, tekrar içeri girip kayıt yaptırarak röntgen bölümüne alındım. Bir kez daha kırık kalça ve kırık ayağımla tekrar hareket ettirilerek, röntgen tahtasının üzerine yatmam gerekti. Yetmedi, istenen açılarda röntgen çekilmesi için kırık ayak bileğimin üzerine basmam, travmadan tir tir titrerken, kırık kalça kemiğimi istedikleri açılarda, kımıldatmadan tutmam gerekiyordu. Röntgenler çekildi ve şimdi tekrardan normal sedyeye geçmem gerekiyordu. Kaç kere daha kırıklarımı hareket ettirmem gerekecekti? Ona da katlandım mecburen. Bayılmamaya çalışırken, devamlı dua ediyor bir mucize olmasını ve kırık olmadığını duymayı diliyordum.

“Of ya! En kötü yerini kırmışsın”

Röntgen sonucunu öğrenme zamanı geldiğinde, sandalyesinden bile kalmadan, yanıma bile yaklaşmadan, önündeki ekrana bakarak tüm laubaliliğiyle “Of ya! En kötü yerini kırmışsın” diye senli benli konuşan biri oldu. Doktormuş. “Nasıl yani? Ne demek en kötü yer?” dedim panik halinde. “Yani en istemediğimiz yer. Hayati tehliken var, acil ameliyata alınmalısın” dedi. “Ben emboli geçirmiş, her gün kan sulandırıcı kullanan birisiyim, öyle hemen ameliyata alınmam sıkıntı olur bu halde” dedim. Bunu hiç duymamazlıktan gelip, “En son ne zaman yemek yedin, su içtin?” diye sordu, saatler olmuştu. Yanında oturan, yine doktor olduğunu düşündüğüm bir başka kişi, “Şu andan itibaren oruçsun, tamam mı?” diye uzaktan seslendi ve hasta bakıcılara dönüp “Kan tahlilleri yapılsın, ameliyathaneye alınsın” diye emir verdi.

Şişli Etfal’deki Bu Umursamaz Doktora Ameliyat Olmaktansa Ölürüm Daha İyi

Onların bu muamelelerinden sonra, artık orada bir dakika bile kalmamaya kesin kararlıydım. Filmlerimizi almak istedik, eskisi gibi basılmasa da, bari CD olarak alalım dedik, onu da vermiyorlar, mail atın bari ne bileyim. Böyle rezalet olamaz, bin bir zahmetle çektirdiğiniz filminizin sonucunu almak için bile savaş vermek zorundasınız.

ozel-acil-ambulans-hastane

Yeni Ambulans Geliyor. Azıcık Sabır!

Taa saat 15:30 civarı düşmüştüm ve artık hava kararmış, o soğuk ve yağmurlu günde, inşaat halindeki acil servisin dışında hala bi’ umut bekliyoruz. Nihayet telefon görüşmelerimiz sonuç verdi ve gideceğimiz hastanenin anlaşmalı ambulansı geldi. Minimum kımıldamam için uğraşacaklarını, hiç merak etmememi söyleyerek, gerekli tedbirleri alarak beni “kaşık” dedikleri turuncu bir şeyin üzerine yatırıp, ambulansa aldılar. Yanımdaki sağlık görevlisi, az önceki vicdansızdan farklı olarak, sakin olmamı, ağlarsam üzülürsem acımın katlanarak artacağını söyledi. Düşününce ikna olup, kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Bacağımın ve başımın altına yastık koydular. Bu bile benim için o durumda mutlu olma sebebiydi. Allahım kimseye böyle yokluk ve acılar yaşatma, ne olur Ya Rabbim!

Artık iş çıkış saati olduğu için trafik iyice durma noktasına gelmiş ve ambulansın sirenini kimse umursamaz olmuştu. Ambulans şöförü, normalde makas atarak çok daha hızlı şekilde beni hastaneye yetiştirebileceğini ama bunun çektiğim acıları artıracağını, onun yerine, yolu aça aça daha sakin şekilde gitmeyi tercih ettiğini söyledi.

Acil’deki Görevli Özen Gösterdiği için Tek Seferde Damar Yolu Açabildi

Bu şekilde hastaneye geldiğimizde, bizi karşılayan acilde görevli olan beye bir kolumun kanser sebebiyle kullanılmasının yasak olduğunu, ötekisinin de gördüğüm kemoterapi tedavisi sebebiyle damarlarının yandığını, sağlam damar bulmanın zor olacağını söyledim. Çok dikkatli olup, uygun bir damar bulacağını söyledi. Bu sırada ben arka arkaya devamlı Ayet-el Kürsi’yi okuyordum. Sözünü de tuttu ve kollarımı biraz dikkatli incelemesi sonucu canımı daha fazla acıtmadan damar yolunu tek seferde açmayı başardı. Ambulanstaki yastık kadar, sağlam damarımın bulunabilmesine de öylesine sevinmiştim ki… Katater sayesinde hemen acımı azaltmak için gerekli ilaçları vermeye başladılar. Kendisi de zamanında kemoterapi gördüğü için aynı süreçlerden geçtiğini ve bunun nasıl bir şey olduğunu iyi bildiğini söyledi. Ona o kadar minnettardım ki, “Allah sizden razı olsun” diye sevinçten ağlıyordum.

“Dilekçim, Çok şanslısın”

Yakın arkadaşımız ve aynı zamanda sigortacımız da olan Sevgili Handecim, tam bir “kötü gün dostu” olarak yine başucumdaydı. Bana geldi ve “Dilekçim, Çok şanslısın, ah keşke o ilgilenebilse dediğim doktor, şu anda, hem de bu saatte hastanede” dedi. “Yaa hem de ne çok şanslıyım, di mi ama!” dedim halimi göstererek. O yine moral verip, beni ne kadar şanslı olduğuma ikna etmeye konusunda kararlıydı. Hande öyle diyorsa doktorum bayağı iyiydi o zaman.

Femur Başı Kırığı ve Ayak Bileği Kırığı

Derken bahsettiği Ortopedi ve Travmoloji Uzmanı  Doç. Dr. Erden Ertürer geldi. Sakin, efendi, güleryüzlü bir doktor… İşine hakim olduğu belli. İnsanda hemen güven uyandırıyor. Neler olduğunu sordu ve mevcut rahatsızlıklarımı, aldığım önemli ilaçları ve emboli geçmişimi anlattım. “Tomografi çekelim bakalım” dedi. Çekildi ve kırıklarımı detaylarıyla gördüler. Kalça kırığı zennedilen şey, yine o bölgede bulunan uyluk kemiğinin en üstündeki femur başı denilen bölümün kırığıymış. İki parça birbirinden ayrılmış. Öbür hastanede ayağında kırık yok denilmişti, oysa ayak bileğimde de kırık varmış tabi. Doktorum “Yarın sabah sizi ameliyata alacağız, hiç merak etmeyin, iyi olacaksınız” dedi. Acilden hastaneye yatış yaptık.

dr-erden-erturer-ortopedi-kalca-femur-kirigi

Femur Başı, Uyluk Kemiğine 4 Tane 10 santimlik Vida ile sabitlendi

Zaten üzerine basamayacağım için ayak bileğimdeki kırık, bacağıma ağırlık yapmaması için alçıya alınmadı. Devamlı büyük buz torbaları konuluyordu üzerine. Ertesi sabah ameliyata alındım. 4 tane 10 santimlik vida ile sabitlenmiş kırık kemiklerim. Bacaklarımda Emboli çoraplarım, devamlı kompresörlere bağlı haldeydim. Odaya getirildiğimde yine ailem ve en yakınlarım yanımdaydı. Eşimin instastory’de paylaştığı, ameliyata gireceğimi söyleyen ve dualarını beklediğimizi söyleyen paylaşımla, Sevgili takipçilerimiz, durumumu çok merak etmiş ve binlerce “Geçmiş Olsun” mesajı göndermişti. Herkesin içine su serpmek için bir fotoğrafımı paylaştım ve neler olduğunu orada özetle anlattım.

Tüm sevenlerim gibi, beni Üşengeç Şef’in 8. yılında artık aileden biri olarak gören canım takipçilerim de, bu olanlara tepki olarak “Gözü olanın, gözü çıksın!” derken, ben yine nazardan Allah’a sığınarak; dilerim ki, o kıskançlık ve hasetle dolu kişilerin de Allah kalplerine iyilik versin.

Bu yazıyı yazmaya cesaret etmem tam 1 ayımı aldı ve ameliyatımın ay dönümü olan bugün, bu satırları kaleme almaya çalışırken, inanın her dakikayı yeniden yaşadım. Şu anda yürüyemiyorum, üzerine basmama izin olmadığı gibi, izin çıktığında da, bende o cesaret pek olmayacak gibi başlarda. Tedavi sürecimin nasıl gittiğini, neler yaptığımı ayrı bir yazıda yazacağım ve bu sayede, benimle aynı süreçleri yaşayanlara da, yine naçizane yol göstermeye ve yalnız olmadıklarını hissettirmeye çalışacağım.

Sevgiyle ve sağlıkla kalın!

iPhone X – Apple’ın En Yeni Akıllı Telefonu

9

“Geldi geliyor”, “Çıktı çıkıyor” derken, uzun süredir teknoloji ve dünya gündemini çılgınca meşgul eden Apple’ın 10. yıla özel ürettiği amiral gemisi iPhone X, getireceği yenilikler kadar yüksek fiyatıyla da ne çok konuşuldu, değil mi? Türkiye’de bugünden itibaren satışa sunulan iPhone X’in fiyatı, operatör anlaşmalı olarak taksitli satılınca o kadar yükseliyor ki, ödenecek ücret 10 bin TL sınırını bile aşıyormuş. Hadi gelin iPhone X’in fiyatını ve deneyimlerim sonucu en çok beğendiğim ve en az beğendiğim özelliklerini beraber inceleyelim.

 

Home Tuşu Yok

Yeni iPhone X’i kutusundan çıkarıp da, elime ilk aldığımda, Home tuşunun olmamasını biraz garipsediğimi itiraf etmeliyim, ama bu duruma uyum sağlamam da bir o kadar kolay oldu. Sanki o tuş hiç orada bulunmamış gibi hemen kendisini unutuverdim gitti.  Home tuşunun kalkması sayesinde iPhone 8’deki parmak izi teknolojisi yerine, Face ID, yani “yüz tanıma teknolojisi” gelmiş oldu.

Face ID – Yüz Tanıma Teknolojisi

Yüzünüzü tüm hatlarıyla bir kere kendisine tanımladıktan sonra, cihazın kilidini açmak için sadece telefona bakmanız yeterli. Yüzünüze yansıttığı 30.000’in üzerinde görünmez noktayı analiz ederek en ince detaylarıyla bir derinlik haritası oluşturuyormuş. Hatta yapay öğrenme teknolojisi sayesinde Face ID, fiziksel değişikliklerinize adapte oluyor deniliyor. Gözlük, bere, sakal, şapka ile denemeler yapanları görmüşsünüzdür. Oldu da sizi tanımamazlıktan geldi, bu durumda İlave olarak yine şifreniz de var tabi ki. Infrared (kızılötesi) kamera sayesinde karanlıkta bile sizi tanıyor denilmesine rağmen, bırakın karanlığı, hafif loş ışıkta bile beni tanımadığı oldu, şifre girerek açtım tabi hemen. Bu arada ekranın herhangi bir yerine tek dokunuşla açılan ekran duyarlılığı, home tuşunu tarihe gömen, kullanıcıya hız kazandıran bir özellik olmuş bence.

Renk seçenekleri

Gümüş” diye geçen ve beyaz gibi görünen ve “Uzay Grisi” diye geçen ve siyah gibi görünen 2 renk alternatifi bulunuyor. Siyah ve beyaz deselermiş keşke:)

iphone x_fiyati-inceleme-ozellikler-ne-zaman-kutu-ebat

Ön ve Arka yüzü Cam

Suya dayanıklı kasaya sahip olduğu iddia edilen telefonun, her iki yüzü de aynı camdan yapılmış. Ekran bölümü, normalden daha az parmak izi kalması ve renklerin daha canlı görünmesi için 7 katmanlı olarak ve %50 daha güçlendirilmiş bir malzemeyle yapılmış.

iPhone X’in her iki tarafının da cam olmasının, benimki gibi koyu renkli olan telefonlarda şöyle bir handikapı var: Hangi taraf ön yüz, ilk bakışta hemen anlayamayabiliyorsunuz. Telefon kapalı haldeyken, ilk elinize aldığınızda iki taraf arasındaki tek fark dikey duran kameralar ki, onlar da koyu renkli ve ilk bakışta fark edilmiyor. Bu yüzden telefonun arka yüzüne dokunarak açılmasını beklediğim de oluyor, ne yalan söyleyeyim.

Bir diğer önemli dezavantaj da, arka yüzünün de cam olmasının insanda oluşturduğu güvensizlik hissi. Henüz kılıf almaya fırsatım olmadığı için, telefonu bu standart haliyle, bir yere koyduğunda aman bir şey olmasın, çizilmesin, kırılmasın diye bir panik olabiliyor insan. Ve yine cam olduğu için koltuk üzerine, kanepe kenarına vs. kumaş olan bir yere koyduğunuzda, inanılmaz kolayca bıraktığınız yerden kayıyor. Arka yüzünü neden cam yapmışlar, çok geçerli bir sebepleri var mıymış, bilen beri gelsin! Sadece kablosuz şart özelliği için ise, belli bir kısmını cam yapsalarmış bari. Bunu da mı ben düşüneceğim? 🙂

iphone x_fiyati-inceleme-ozellikler-ne-zaman-animoji-ekran

Çerçevesiz Ekran ve Çentik

Paslanmaz çelik malzemeden, kenarları yuvarlatılmış çok ince bir çerçevesi olan iPhone X, neredeyse çerçevesiz kabul ediliyor.  Bu sayede de dev bir ekrana kavuşması, telefonun bir diğer güzelliği. En üstünde bulunan çentik kısmı, bu dev ekranın çok minik bir kısmını kaplasa da, bu bölümün içinde ön kamera, mikrofon, hoparlör ve Face ID için gerekli sensörler olduğu için şimdilik daha iyisi tasarlanana kadar, o orada olmak zorunda! Zaten full ekran video izlediğimde de çok büyük bir engel teşkil ettiğini düşünmüyorum. Youtube’da bir kaç video açtım, çentik bölümüne kadar geniş değillerdi ve beni rahatsız etmedi açıkcası.

Çentiğin  soluna denk gelen yerde yani, telefonun en sol üstünde saat bilgisi, en sağ üstünde ise Wi-Fi, hücresel veri ve pil ömrü göstergeleri yer alıyor.

iphone x_fiyati-inceleme-ozellikler-centik-ekran-kamera

Basitleştirilmiş durum çubuğu

Daha önceki modellerde aşağıdan yukarı iterek açılan bu kısım, şimdi sağda en üste saklanmış. O köşeden aşağı doğru çektiğinizde durum çubuğu açılıyor ve pilinizin tam olarak yüzde kaç kaldığını görmek için buraya girmeniz gerekiyor. Uçak modu, Air drop, blue tooth, ışık, “do not disturb” modu (rahatsız etmeyin modu) gibi komutların kısa yolları hep bu gizli bölümde.

Animojiler

Mesaj kısmına girerek ve iPhone X ekranına bakarak, seçtiğiniz panda, maymun vs gibi emojilerle, yüz ifadenize göre anlık şekil alan 12 farklı yeni nesil emoji seçebiliyorsunuz. Bunlara “animoji” diyorlar. Yani Animasyonlu emoji.  TrueDepth içinde bulunan sensörler sayesinde, 50 farklı kas hareketini analiz ederek, mimiklerinizi çok iyi taklit etme yeteneğine sahip. Siz kaşınızı kaldırdığınız anda o da kaldırıyor, siz gülünce o da gülüyor, kızınca o da kaşlarını çatıyor vs. Bu tarz kayıtlar yapıp, seçtiğiniz emoji ile kendi animasyonunuzu yapabiliyorsunuz.

iphone x_fiyati-inceleme-ozellikler-ne-zaman-animoji-kamera

Uygulama Uyumsuzluğu

En basitinden Instagram’da storyler bile düzgün çıkmıyor, yanlardan kesilmiş halde görünüyor. Bu sayede hikayelerdeki bazı yazıların sol veya sağ tarafa yanaşan harfleri görünmüyor.

Instagramda bir post çıkarken, görselin üst kısmını keserek gösteriyor. Fotoğrafınızı tam yayınlamaya hazırlanırken, ben böyle bir kadraj yapmış olamam diye şaşırıyorsunuz. 🙂

Anlaşılan o ki, pek çok önemli uygulama, henüz iPhone X için kendilerini hazırlamaya pek imkanı bulamamış gibi. Filtre programları da keza, selfie çekmek isteseniz bile yüzünü olduğundan çok daha ince ve uzun gösteriyor.

Arka Kamera ve Çift optik görüntü sabitleme

12 megapiksellik, daha büyük ve daha hızlı sensör ve daha öncekilerden farklı olarak, ilk defa, ”dikey duran” çift lensimiz söz konusu. Zaten iPhone X’in ebadı değiştirilmeseydi bile, bu arka kameraların dikey tasarlanması sebebiyle, eski telefon kılıfınızı yine kullanamayacaktınız yani.

Portre Aydınlatma

Doğal Işık, Stüdyo Işığı, Kontur Işık, Sahne Işıkları gibi efektlerle geliştirilmiş algoritmalarla yüz ve ışık etkileşiminin en iyi şekilde alınması hedeflenmiş. Arka planı bulanık yapması yani alan derinliği sağlaması yine sevdiğim özellikler arasında.

Ekran görüntüsü Almak

Ekran görüntüsü alabilmek için yan düğme ve ses yükseltme tuşuna aynı anda basmanız gerekiyor. Bunu yaptığınızda alınan görüntü, minik halde ekranın sol altına gidiyor ve üstüne tıklayıp açarak, hemen o anda istediğiniz kadarını seçerek, kayıt edip etmeyeceğinize karar verebiliyorsunuz.

Şarj ve Kulaklık girişinin aynı yerden olması

Telefonunuzdan kulaklıkla bir şey izlediğinizi ya da dinlediğinizi düşünün. Şarjınız da az kalmış durumda. Maalesef her ikisinin de giriş yeri aynı olduğu ve o yerden de sadece tek bir tane bulunduğu için, birinden birini seçmeniz gerekiyor. iPhone 7’den beri bulunan bu özellikle, sanırım ekstradan bir bluetooth kulaklık satın almaya teşvik ediliyoruz.

iphone x_fiyati-inceleme-ozellikler-sarj-kulaklik-giris

Kutunun içinden Çıkanlar

Kutudan, telefonun kendisine ilaveten, şarj kablosu, kablolu kulaklık ve kulaklık jakı çıkıyor sadece. Önceki modellerde kutudan çıkan ve telefona sim kart takmak için gerekli olan iğnenin artık kutuda bulunmaması bence hiç kabul edilemez bir durum. Maliyeti ne kadardır ki, neden çıkarılmış acaba? Benim aklım almadı.

iPhone X Fiyatı

Amerika’da fiyatı 999 Dolar olan iPhone X, Türkiye Apple Store‘da 64 GB dahili hafıza modeli için 6.099 TL ve 256 GB dahili hafızalı modeli için 6.799 TL peşin fiyatla satışa sunulmuş durumda.

Şimdilik telefonla ilgili izlenimlerim işte böyle… Daha çok kullandıkça ve yeni keşfettiğim özelliklerinden etkilendikçe, bu yazımı revize ederim sizler için, anlaştık mı?:)

Daha fazla detay için, Apple’ın sayfasından iPhone X’in teknik detaylarına ulaşabilirsiniz.

Uzakrota Travel Summit 2017

1

Ülkemizde, özellikle “Lüks” turizmin hak ettiği yere gelmesi için fahri turizm elçiliği yapıyor ve web sitemde bu tarz üst segment otellerden izlenimlerime sık sık yer veriyorum biliyorsunuz. Her yıl düzenlenen, en etkili turizm zirvesi olan Uzakrota Travel Summit geçtiğimiz hafta, sektörün önde gelenleri ile Fairmont Quasar Istanbul‘da gerçekleşti. Özellikle otel, acente ve teknoloji şirketlerinden olmak üzere, sektörden 1000’in üzerinde kişinin katılımıyla, 5 ayrı salonda yapılan ve geniş yelpazeli içeriklerin yer aldığı panellerde, sektöre yönelik, keyifli ve verimli konuşmalar yapıldı. Uzakrota‘nın kurucusu sevgili arkadaşım Gökhan Erdoğan‘ın büyük emek verdiği summitte, “seyahat” konusu masaya yatırılırken, ben de hem tecrübelerimi paylaşacak, hem de moderatörlük yapacaktım ki, geçirdiğim kazadan dolayı tedavim buna engel oldu,  ama kendim gidemesem de, “Üşengeç Şef Ekibi” sizin için yine oradaydı.

gökhan-erdogan-uzakrota-travel-summit-2017

Ben buradan savunduğum fikri paylaşayım: İstediğimiz kadar büyük, yeni ve gösterişli  oteller yapalım, yine de turizmde hak ettiğimiz seviyeye gelmek için tek başına çözüm olacağına inanmıyorum. Bence markalar, bireysel davranmak yerine güçlerini birleştirmeli, fuarlara birlik halinde ve belde pazarlama üzerine donanımlı halde gitmeliler. Her köşesi Allah vergisi güzelliklerle dolu cennet vatanımızda, milyonlarca insanın geçimini sağladığı bu bacasız sektörün; özellikle “destinasyon turizmine yatırım” yapılırsa canlanacağını düşünüyorum. Ve tabi ki kalifiye eleman yetiştirilmesi de şart! Bir kaç ay sonra işsiz kalacağını bilen, sezonluk bir elemandan mükemmel hizmet beklemek hayal olur. Yeterli oryantasyonların verilmediği de zaten bilinen bir gerçek. Hele de sezonun sonlarına doğru, çalışan davranışlarında, öyle inanılmaz bir performans düşüşü göze çarpıyor ki, maalesef bu konuda yöneticilerin de elleri kolları da bağlı oluyor.

uzakrota-travel-summit-2017

Türk turizminin kanayan yaralarından biri de, bence “Her Şey Dahil” oteller… Bu sistemin Türkiye’ye ilk getirildiği 90’lı yıllardan bu yana çok şey değişti. En başta da “turist alışkanlıkları” değişti. Kaliteli yabancı turistler artık tatillerini sadece bir otel içinde geçirmek yerine, dışarı da çıkıp, gezmeye geldikleri ülkenin tarihini, kültürünü de öğrenmek, diğer yeme-içme ve eğlence mekanlarını da deneyimlemek, dünyaca ünlü markalar satan dükkanlarından alışveriş de yapabilmek istiyor.

uzakrota-travel-summit-2017

Lüks turizmine gelince, Uzakrota Travel Summit’de pek çok sektör uzmanının da hemfikir olduğu üzere, müşteriler için lüksün tanımı artık yeniden yapılmış durumda ve “lüks artık para değil, zaman” Harcanan para geri kazanılabiliyor ama kaybedilen zaman geri gelmiyor. Bu da kişiye özel hizmetin öneminin altını çiziyor. Panellerin en çok üzerine tartışılan konusu olan  “Müşteriye nasıl ulaşabiliriz? sorusunun cevabı için benim düşüncelerim işte böyle… Ya siz nasıl düşünüyorsunuz?

Patricia Kaas Konseri Zorlu PSM’deydi

1

Alman bir anne ve Fransız bir baba… Ortaya çıkan duru bir güzellik ve Allah vergisi bir ses… İşte karşınızda Patricia Kaas! Fransız şansonlarını pop, blues ve caz tınılarıyla buluşturarak o kendine özgü tarzı ve güçlü sesiyle seslendiren Sevgili Patricia, bundan sadece bir kaç hafta önce, 26 Ekim Perşembe akşamı, Zorlu PSM‘deydi. Şimdiye kadar 20 milyona yakın albüm satan ve 21. yüzyılda Fransa’yı ilk 10’a çıkaran bir kaç sanatçı arasından sıyrılan Patricia, sevenlerine yine unutulmaz bir konser yaşattı.

Profesyonel müzik kariyerine 13 yaşında başlamış

Patricia Kaas, profesyonel olarak müziğe daha 13 yaşında, Almanya’da sahne aldığı bir gece kulübünde başlamış. Üstelik sponsoru da ünlü Fransız oyuncu Gerard Depardieu’ymüş. Risk alıp, işin zor kısmını seçtiğini söyleyebiliriz çünkü İngilizcenin böylesine baskın olduğu müzik dünyasında “Fransızca” şarkılarla, böylesine kısa sürede bu derece bilinir hale gelmesi öyle kolay olmadı eminim ki.

patricia-kaas-zorlu-psm-konser-usengec-sef

“Les Hommes Qui Passent Maman”

İlk single’ı “Jalouse”u 1985’de yayınladıktan tam 5 sene sonra, dünya çapında kendisine ün kazandıran albümü “Scene de Vie” piyasaya çıktı. bu albümdeki “Les Hommes Qui Passent Maman” şarkısı enfestir ve benim en sevdiğim şarkılarının başında gelir. Youtube’dan şimdi açın ve izleyin hatta!  2002’de ilk İngilizce albümü “Piano Bar by Patricia Kaas” geldi ve bu sayede Avrupa, Asya ve Amerika’da milyonların sevgilisi oluverdi.

Kadınlara ilham veren şarkılar

Fransızca şarkılar denilince ilk akla gelen isimlerden olan Edith Piaf’ın şarkılarını seslendirdiği tribute albümü, Kaas Chante Piaf’ı 2012 yılında müzikseverlerle buluşturan Patricia Kaas, şu anda da kadınlara ilham veren şarkılarıyla dikkat çeken “Madame Tout Le Monde” albümüyle karşımızda. Yeni şarkılarında zaman zaman küçük kızına hayat tavsiyeleri veren bir anne rolüne bürünen, zaman zaman kadın olmanın zorlukları ve cinsiyet eşitsizliğine rağmen kadının gücünü vurgulayan mesajlar veren sanatçı, hemcinslerinin duygularını yansıtan ve duygusal ses tonuna yine çok güzel uyum sağlayan bir ballad hazırlamış.

patricia-kaas-zorlu-psm-konser-usengec-sef

Teşekkürler Zorlu PSM

Bu konseri izlemeyi çok istememe rağmen, geçirdiğim kazandan dolayı devam eden tedavimden ötürü kaçırmak zorunda kaldım maalesef. Sizin de belki izleme fırsatınız olmadı ama eğer İstanbul’daysanız Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ndeki (Zorlu PSM) yeni konserleri, sergileri, gösterileri ve festivalleri web sitelerinden de takip edin, eminim içlerinden sizin de çok sevdiğiniz şeyler çıkacaktır.

Allahım! İyi ki Zorlu PSM var, yoksa böyle sanatçıları nerede konuk edecektik? Spor salonlarında mı? O tarz mekanlar bu amaç için yapılmadığından akustik anlamında öylesine hayal kırıklığı yaratıyor ki. 2012’de TT Arena’daki Madonna konserinde bile tribünden dinlerken, o gürültü ve karmaşada normalde ezbere bildiğimiz şarkıları bile zor anladığımızı dün gibi hatırlarım. Bu tarz dünya standartlarında sanat merkezlerimizin daha da artması dileğiyle diyeyim 🙂 Üşenmeyin ertelemeyin, hayatınıza sanatla renk katmak sadece sizin elinizde!

2017-2018 Sonbahar-Kış Trendleri

3

Pastırma sıcakları da geçtiğine göre, haydi artık şehrin temposuna yeniden alışalım, Sonbahar ve hatta Kış için hazırlanmaya başlayalım. Bu sezon, krizden geçen bir dünyanın kasvetine karşılık, tam bir sığınak görevi gören moda; eğilimleri ile gerçekten daha fazla rahatlığa, kendine güvenme hissini aşılamaya ve renkleriyle de eğlence ve cazibeyi bir arada sunmaya geliyor. Kısacası bu sezon, giymek için bekleyen çok sayıda kombin, bu trendlerle harmanlanıp, kişisel tarzınız ile bütünleşerek gerisini hayal gücünüze bırakıyor. Dünyanın en önemli şehirlerindeki Moda Haftalarında en önemli tasarımcıların koleksiyonlarını takip ederek, bu sezonun en yeni moda trendlerini sizler için derledim. Hazırsak haydi hemen başlıyorum. Aralarında size en uygunlarını seçin beğenin ve uygulayın. İşte karşınızda  2017-2018 Sonbahar-Kış Trendleri

Bel çantası

80’lerin o çılgın sokak stilinde önemli yer tutan ve sonrasında yıllarca demode diye bakılan bel çantaları, dünyaca ünlü dev moda markalarını da peşine katarak geri döndü buna inanabiliyor musunuz? Gucci ve Louis Vuitton gibi markaların 2017-2018 koleksiyonlarında yeni nesil bu bel çantalarına sık sık rastlayacaksınız.

bel-cantasi-modasi

“Denim on Denim”

Hiç bir zaman modası geçmedi, geçmez. Hem rahat, hem şık, hem de zamansız. Hemen hemen her sezon biçim olarak değişse de “denim on denim” trendi hep karşımızda… Kot kot üstüne giymeyi sevenler eminim  bu trende sevinecektir.

denim-on-denim-kot-jean-modasi-2017-2018-kis-modasi

Ofis şıklığı

Bu sezon ve önümüzdeki kış resmi olan tüm parçalar, takım elbiseler, kalem etekler ve döpiyesler iş hayatından sokağa fırlayıp boy göstermeye başlayacaklar. Bu sayede hem iş hayatında hem de sokakta rahat ve şık bir görünüm sağlanacak ve gerçekten modada özgürlük çağı başlamış olacak.

ofis-modasi-2017-2018-sonbahar-kis-trendler

Aynalı “Kemer” İnce Bele

Son zamanlarda trend haline gelen oversize modasını tahtından indirebilecek kadar iddialı olan bu trend ile özellikle kemer kullanımıyla, bele vurgu yapan tasarımlar dikkat çekiyor. Ve bu trend sayesinde ince belli olmak daha da önem kazanıp, benim gibi hamurişi sevenlere diyetisyen yolları gözüküyor. Miu Miu’nun defilesinde kazaklar ve kabanlar da dahil her parçada kemer kullanımına sık sık rastladık. Hatta manto üzeri tek omuza atılan şalları da, yine bir kemerle sabitlemek bu senenin, uygulamak için en heyecanlandığım trendlerinden biri oldu desem yeridir.

kemer-modasi-2017-2018-sonbahar-kis-trendler

Plastik Çağı

Bu sezon özellikle dış giyimde ve aksesuarlarda plastik detaylar daha fazla öne çıkacak. Son dönemlerde ayakkabılarda, yağmurluklarda ve çantalarda bu sıradışı akımı görmeye başlamıştık zaten giderek daha da çoğalacaklar.

plastik-modasi-2017-2018-sonbahar-kis-trendler

Uzaylı İstilası

Sonbahar/Kış 2017-2018 koleksiyonunun defilesinde Grand Palais’de uzay mekiği konseptiyle büyüleyen Chanel’in zehri moda dünyasını sardı. Stilinde iddialı olmayı sevenler için gelecekten esintiler taşıyan, metalik lame tasarımlara son zamanlarda gözümüz alışmaya başladı. Alışılagelmişin dışına çıkarak özellikle dış giyimde renkler ve tasarımlar, her an bir uzay gemisinde fırlatılmaya hazırız izlenimi veriyor. Parıl parıl elbiseler, metalik montlar, bol ışıltılı çizmeler ve ceketler bu sezonun gözde trendi olarak yerini almaya çoktan başladı bile. Yani bu sene bol bol “Uzaylı Zekiye” modası var anlayacağınız:)

chanel-uzay-mekiği-gumus-uzayli-modasi

“Üç kuruş fazla olsun Kırmızı olsun”cular buraya

Kırmızı biz kadınlarda gerçekten bir tutku. Hiç birimiz kırmızıya kolay kolay “hayır” diyemiyoruz ve bu sezon Givenchy’nin , koleksiyonunda sadece kırmızı tonlarına yer vermesiyle de anlaşıldı ki, bu renk bu sene çok ön planda. Hatta öyle ki, “ton sür ton” olarak bile epey karşımıza çıkacak. Versace, Giorgio Armani, Fendi gibi moda devlerinin koleksiyonlarında da baştan aşağı kırmızı giyilen tasarımlar yer alıyor.

kirmizi-modasi-2017-2018-sonbahar-kis-trend

Turkuaz ve Kış

En başında da söylemiştim, devir modada özgürlük devri ve genelde ilkbahar-yaz mevsiminde görmeye alışık olduğumuz turkuazı, karalar bağlayıp daha da depresif hale getirdiğimiz kışta da bu sene oldukça fazla göreceğiz.

turkuaz-2017-2018-moda-renkler-marin-mavi

Ekoseler ve Pötikareler

Yine zamansız ve nerede görsek vurulduğumuz harika bir parça ekose ! Daha önceleri eteklerde ve oduncu gömleklerde gördüğümüz ekose desen, bu sezon gümbür gümbür her şekilde karşımıza çıkıyor olacak.

ekose-modasi-2017-2018-sonbahar-kis-trendler

Puantiye Romantizmi

Bir taraftan geleceğe uçarken, diğer taraftan 70’lere dönüp büyükannelerimizin sandıklarından fırlamışçasına bi edayla büyük ya da küçük puantiye deseni her parçada bu sezon da fazlasıyla göreceğiz.

puantiye-modasi-2017-2018-sonbahar-kis-trendler

Triko, Örgü “Oversize” Kazaklar

Geçen yıl sesini duyurmayı oldukça iyi başaran “oversize” modası bu sene kazaklarda ve trikolarda inanılmaz iddialı. En basitinden, tight’ın üstüne bir kazak ve altına bir uzun çizme, işte bitti gitti.

oversized-triko-kazak-moda-trend-sonbahar-kis

Abartılı Şişme Montlar

Bu akımın öncüsü tartışmasız Rihanna’dır. Kendisi bu sportif mi sportif parçayı gece kıyafetleriyle ve daha klasik parçaların üzerine geçirdiğinde çoğu insana garip gelmiş olsa da, bu sezon şişme montlar sportif imajından sıyrılıp klasik parçalarla da bizimle olmayı başaracaklar.

sisme-mont-modasi-2017-2018-sonbahar-kis-trendler

Rengarenk Kürkler/Peluşlar

Bir dönem herkesin gardrobunda kıyısından köşesinden bir şekilde bulunmuş olan kürkleri gün yüzüne çıkarma zamanı geldi. Çünkü bu kış kürk görünümlü peluşlar her yerde! Özellikle de capcanlı renklerde olanları, hem yakada ve kollarda detay formunda, hem de mont olarak abartılı bir biçimde bol bol göreceğiz gibi.

pelus-kurk-renkli-moda-2017-kis-moda-trend

Matrix esintisi

90’ların deri modası geri döndü ! Hatta öyle bir geri döndü ki tek bir parça olarak değil, bütün olarak da giyilebilecek. Kimileri fazla iddialı ve aşırı bulsa da, deri modası bu kış öylesine hit olacak gibi görünüyor ki, hepimiz birer Trinity adayıyız sanırım:)

matrix-modasi-2017-2018-sonbahar-kis-trendler

Bu da benden gelsin: Hasta Modası

Şimdi “Moda insanın kendine yakışanı giymesidir” diye klişe bir cümleyle kapanış yapmayayım diyorum. Amaaan zaten sağlığınız yerinde olsun da, siz aralarından hangisine yakınlık duyuyorsanız onları, imkanlarınız ölçüsünde uygulayın işte! Başımdan geçen talihsiz kazayı belki duymuşsunuzdur, ben maalesef şu anda en çok “Hasta modası“nı yakından takip ediyorum. O da neymiş diyenler için anlatayım:

Diz üstü bembeyaz emboli çoraplarım, ilk bakışta alçı gibi dursa da, aslında bacak damarlarından pıhtı atmasına adeta bir baş kaldırıyı simgeliyor. Hastane çıkışı tedbiren giydiğim ve bebek bezinin biraz büyüğü olan “Hasta külodu“, pofuduk dokusuyla insana “yeni doğmuş” hissi verirken, zamanlı-zamansız gelen küçük tuvalet ihtiyacına sunduğu fonksiyonellikle göz dolduruyor.

üşengeç şef, femur kırığı, hasta, tedavi, kırık tedavisi, ameliyat

Çıtçıtlı tasarımıyla kolayca giydirilen ameliyat ve hasta önlüğü,  damar yolu açılarak verilen tüm serum ve ilaç hortumlarının rahatça çıkarılmasıyla hasta için olduğu kadar hemşire ve hasta bakıcılar için de büyük konfor teşkil ederken, pamuklu dokusuyla gereksiz terlemeleri de önlüyor. Hatta arkasının da çıtçıtlı olması sayesinde, hastanede “oldukça” havadar bir ortam yaratıyor. Kollardaki plastik bileklikler, “Hastanın bu kolundan kan alınmasın”, efendime söyleyeyim “Kan grubu şu” “Tek başına bırakılırsa tansiyonu düşebilir” tarzı uyarıları en ama en renkli şekilde verdiği mesajlarla göz dolduruyor.  Görüyorsunuz ya a dostlar! Ben yine kendimle eğlenmeye başladıysam, şu anda hayatımı alt-üst eden, çok zorlu bir süreç geçiriyor da olsam, durumumu kabullenmişim demektir. Buna da şükürler olsun. 🙂 Bu vesileyle tüm hastalarımıza şifa dilerken, başıma gelenleri henüz duymayanlar için yakında yeni bir yazıda detaylar yolda.

BOB Gym Barış Okan Belovacıklı Cevaplıyor – Nasıl Yağ Yakabiliriz?

1

Ben spor salonlarının en sevdiği tipte üyelerdendim sanırım. Hani şu yıllık üyelik ücreti ödeyip de, neredeyse hiç gidemediği için, ne aletleri, ne de salonu hiç meşgul etmeyen… Çünkü motivasyonumu çok çabuk kaybediyorum ve gün içinde o kadar çok yere yetişmem gerekiyor ki, ha bugün, ha yarın, “haftaya kesin yeniden başlıyorum” derken, spora hiç zaman kalmıyor. Sonra da bir bakıyorum ki toplasan 1 ay bile gitmeden, bir yıllık üyeliğim yine yanmış bitmiş, kül olmuuuş. İşte yine böyle bir anda, belimde fıtık, omzumda sinir sıkışması (impingement) ve dizimde 2 derece menisküs yetmez gibi, bir de her yerimi saran fibromiyalji ağrılarımdan dert yanarken, BOB Gym Nişantaşı ve kurucusu BOB Gym Barış Okan Belovacıklı tanıştım.

Personal Trainer ile çalışmanın farkı ne?

En büyük farkı: Tek başına değil, bir Personal Trainer ile bire bir çalışıyorsun. Randevulaştığın için saatini aksatmıyorsun ve işin uzmanı eşliğinde, sadece sana ve ihtiyaçlarına en uygun hareketleri yaptığın için, o birlikte geçirdiğiniz 1 saat çok verimli geçiyor. Bu esnada da hem kas yapıyor ve güç kazanıyorsun, hem de yaktığın kalori sayesinde metabolizmanın hızlanması ve kilo vermen de işin bonusu oluyor.

BOB Gym ismi Barış Okan Belovacıklı‘dan geliyor

İstanbul’daki ilk şubesi geçen sene Nişantaşı’nda açılan Bob Gym, aslında tam 4 şubesiyle yıllardır hizmet verdiği Ankaralıların aşina olduğu ve özellikle vücut geliştirmeyle ilgilenen kişilerin favorisi olan bir spor salonu. Kurucusu olan Barış Okan Belovacıklı, kendisi de bu spora gönül vermiş, sevdiği işi yaparken insanları da doğru spor yapmaya motive etmeyi seçen genç bir girişimci. (Bu arada salonun ismi neden “BOB Gym” diye merak edenleriniz olacaktır. İsminin baş harfleri: Barış Okan Belovacıklı)

Bob Gym’de üyelere bir hoca ile spor yapmanın sağladığı doğru yönlendirme ve motivasyon yanında, diyetisyen desteği de veriliyor. İlk başta postur (duruş) bozukluğunuz var mı, fıtık vs sorunlarınız var mı, geçirilen ameliyatlar, kullanılan ilaçlar vs hepsinin üzerinden tek tek gidilerek, beden ölçümleriniz yapılıyor. Programınız bu durum analizinize göre size özel hazırlanıyor. Ben dizimdeki menisküsden çok sıkıntı çektiğim bir anda başladım, o bölgeye zarar vermeden, bacak kaslarımı kuvvetlendirici statik squat ve benzeri hareketlerle kısa sürede hemen faydasını görmeye başladım, keyfim yerine geldi.

bob gym baris oakn belovacikli usengec sef
BOB Gym Barış Okan Belovacıklı ile Dilek Yeğinsü Üşengeç Şef antremanı

Sizin için BOB Gym Barış Okan Belovacıklı’ya sordum:

Barış Hocam, Nasıl Yağ Yakabiliriz?

“Yağ yakımının iki şekli vardır, ya günlük aktivitenizi artırarak, harcadığınız kaloriyi artırırsınız ya da günlük aktiviteleriniz sabit kalır, sadece yediğiniz kalorileri azaltırsınız. Bunlardan sağlıklı olan hem günlük aktiviteleri artırıp, hem de gün içinde yediklerinizi kontrol etmektir.”

Kardiovasküler Çalışmalar ve Koşu Bandı Daha mı Çok Yağ Yakar?

“Bu doğru bilinen bir yanlış ve altı boş bir söylemdir. Kardiyo yapmadan, ağırlık kaldırılarak da yağ yakılır. Amaç antremanda yakılan kalori miktarını değil, gün içinde yakılan kalori miktarını artırmaktır. Antreman günde 1 saat yapılsa, günün geri kalan 23 saatine bir etkisi olması için bazal metabolizma hızını artırmak önemli. Çok yüksek nabızlara çıkmadığı için antremanda yağ yaksanız bile, antreman bitince bazal metabolizma hızı yine normal seyrine döner. Önemli olan gün sonunda yakılan kalori miktarının artırılması olmalı. İşte bunun için de, ağırlık antremanları ile yüksek nabızlara çıkılmalı. Bu çok daha etkili, çok daha sağlıklı ve çok daha hızlı bir yöntemdir”

bob-gym-nisantasi-ankara-personal trainer-fitness
BOB Gym Barış Okan Belovacıklı ile Dilek Yeğinsü Üşengeç Şef antremanı

BOB Gym Barış Okan Belovacıklı Yağ Yakımını Desteklemede “Supplement Kullanımı” için Ne Düşünüyor?

“Sportif performansa etkileri, abartıldığı kadar kesinlikle değil. Hiç bir supplement yağ yakımına, diyet ve antreman kadar etki etmez. Ben yağ yakımı için hiç birini önermiyorum. Zaten illa kullanılacaksa bile, bilinçli olarak ve doktor kontrolünde kullanılması lazım. Ama dediğim gibi, bence kesinlikle gereği yok ve büyütüldüğü kadar faydalı değil.”

Yağ Yakmak İstiyorsam, Beslenirken Hiç Yağ Almamalı mıyım?

“Vücuttan neyi kısarsan, vücut kendi içindeki o maddeyi sonuna kadar korumaya çalışır. Yağ da öyle… Vücut kendisinden harcamaz. Yani eğer yağ almazsanız, yağ yakmayı da unutun! Mesela bol su içerseniz, fazla ödemi atarsınız, ama su içmezseniz, vücudunuz su tutar. 1 gr yağ 9 kaloridir. Vücudu kas gücünü artırarak, yağ yakan metabolizmaya çevirirsen, yediğini yakar hale getirirsin. Bozuk olan sistemi çalışır hale getirerek vücuda kalori harcatmak en iyisi. Yağ yenmeden yağ yakılmaz. Bu arada vücudumuzun %70’i su, bu yüzden kesinlikle bol bol da su içmelisiniz.”

İşte böyle değerli okuyucularım… Ağırlık antremanlarının faydaları hakkında, bilmediğim şeyleri hayatımda ilk defa özel antrenörle çalıştığım Bob Gym Barış Okan Belovacıklı’dan öğrendim, sizlerle de paylaşmak istedim. Sonuç olarak Barış Hoca diyor ki; “Ağırlık kaldırmak metabolik, fiziksel, ruhsal, hormonal yönden çok faydalıdır. Kilo vermek isterken, günlük kalori miktarını azaltıp aynı anda fiziksel faaliyeti de kesersen, diyeti bıraktığın anda verdiğin kiloları aynen geri alırsın. Antreman ve sağlıklı beslenme düzenini belli bir süre devam ettirdikçe ise bu artık sizde alışkanlık haline gelecektir.” İnanamıyorum ama ben bile severek spora gitmeye başladım, haftada 2 gün, 1’er saatten bile çalışsam, ilk defa maksimum verimle spor yapmanın keyfini yaşıyorum.

O zaman bedenimize hakettiği saygı ve özeni gösterebildiğimiz harika bir gün dilerim.

Bob Gym Nişantaşı İletişim Bilgileri:

Teşvikiye Mah. Ihlamur Yolu Sok. No:17/A Şişli İstanbul

Tel: 0850 840 99 90

Victoria’s Secret Meleklerinin Aşkından İlhamla “Love”

1

Her yılbaşı akşamı, yeni yılın gelmesi kadar,  kimbilir bu sefer yine nasıl görkemli bir show’a imza atacaklar diye Victoria’s Secret defilesinin heyecanı da sarar dört bir yanı. Beylerin bahanesi hep bellidir: “Senin için model bakıyorum aşkım.” Kimin için model baktığını sanki bilmiyoruz! 🙂  İşte dünya çapında kazandığı büyük sempatiyle tam bir “Love Mark” olan bu marka, Victoria’s Secret meleklerinin aşk hikayelerinden ilham alarak çıkardığı yeni “Love” isimli koleksiyon lansmanını geçtiğimiz hafta, Ritz Carlton otelde keyifli bir organizasyonla gerçekleştirdi. Temiz hava, yeni açan taptaze çiçekler ve “erkek arkadaş t-shirtü”nün harmanlanması olarak tanımladıkları Love ile, floral ve meyvemsi özelliklerle feminen olduğu kadar,  aromatik notalarıyla da maskulen etkileri de bulunan bir koku ailesi ortaya çıkarılmış.

dilek-yeginsu-victorias-secret-love-koleksiyon-lansman

Heyecanı, mutluluğu ve çılgınlıkları başta olmak üzere, aşkın her halinden ilham alırken, ismini de bizzat yine  aşktan alan bu yepyeni parfüm, özellikle içeriğindeki ardıç ve kayısı çiçeği ile gün boyu tazelik hissi verecek bir yapıda.

usengec-sef-victorias-secret-melekleri-love-parfum

“Erkek arkadaş t-shirtünün benzersiz kokusu” tanımı da ilginç değil mi? Nasıl da severiz her fırsatta onlara ait bir t-shirtü veya gömleği giymeyi… Ne de olsa ondan izler taşır, o yokken bile kokusunu içine çekerek, özlem gidermek isteyenler için birebirdir.

victorias-secret-melekleri-defile-love-koleksiyon-lansman

Victoria’s Secret Love koleksiyonu koku ailesinde, parfüme ilaveten, kullandığınızda onun etki alanını daha da güçlendirip, destekleyecek şekilde aynı kokuya sahip, rollerball, vücut spreyi, losyonu, vücut kremi ve duş jeli de bulunuyor.

victorias-secret-love-koleksiyon-mat-ruj-fiyat

Yine bu koleksiyonun bir parçası olarak krem dokulu mat ruj serisine eklenen yeni renkler de olmuş. Velvet Matte adını verdikleri bu rujlardan benim favorilerim dudak rengi olan, nude renkte olan ve güzel bir kırmızı renge sahip olanı oldu. Deneme fırsatı bulduğum bu rujlar, mat olmalarına rağmen, kremsi yapıda oldukları için, dudakta kuruluk yapmamasıyla beğenimi kazandı. Üstelik isterseniz birbirine uyumlu 2 tonu alıp, dudak kenarlarını koyu, ortaları açık renk olanı uygulayarak, ombre dedikleri daha 3 boyutlu duran efekti sağlayabiliyorsunuz.

victorias-secret-defile-melekleri-love-ic-camasiri

Aynı lansman esnasında, kadife ve dantelin birlikte kullanıldığı yeni iç çamaşırı, sabahlık ve gecelik modellerini de yakından tanıma fırsatı buldum ve tüm bu yenilikler karşısında, ilk fırsatta bana bir Victoria’s Secret mağazası ziyareti yapmak şart oldu.

O zaman ne diyelim? Aynen “Victoria’s Secret” gibi, bir gün de beylere güzel koleksiyonlar hazırlayan bir “Victor’s Secret” markasının çıkması ve artık bizim de onlar için “model” bakacağımız günlerin gelmesi dileğiyle… 🙂

Aaah! Neredeyse unutuyordum? Adana Limanı’nın sansürsüz pozunu gördünüz değil mi? Hemen tıklayın da, o yazıma da bir göz atın, eminim ki siz de şok olacaksınız!:)

La La Land Film Müzikleri Canlı Konseri Zorlu PSM’de

1

Az önce konserden geldim ve gecenin bir yarısında, hala gösterinin müthiş etkisindeyken size bu satırları yazıyorum. Üstelik dilimde filmin nefis melodileri, aklımda hala o kusursuz danslar… Ryan Gosling ve Emma Stone‘un başarılı performanslarıyla nefes kestiği bu filmi, tekrar tekrar izleyebilirim derken, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde (Zorlu PSM) hem dev ekranda film gösterimi, hem de eş zamanlı olarak dev bir orkestra eşliğinde film müziklerinin canlı olarak çalınacağını öğrendiğimde sevinçten boşuna havalara uçmamışım. Kesinlikle büyüleyici bir akşam oldu benim için. Bu konseri şimdi benden öğrenenler, “Tüh! Görüyor musun bak, yine neler kaçırdık!” diye üzülmesinler, sanırım hala bir şansınız daha var. Çünkü 7 Ekim Cumartesi akşamı (yani bu akşam) bir gösterim daha olacak. Az önce biletix’den kontrol ettim, hala bir kaç koltuk bulma şansı vardı.

la-la-land-in-concert-zorlu-psm-istanbul

Zorlu PSM‘nin son iki sezondur uyguladığı Movies in Concert Serisi’nde en son “Lord of The Rings” (Yüzüklerin Efendisi) filminin müziklerini de eşzamanlı canlı konser performansıyla dev ekranda izlemiştim. Filmi kadar müziklerine de bayıldığım ve hatta “City of Stars” şarkısını piyano eşliğinde de seslendirdiğim “La La Land” filmi için de böyle bir konser verilirdi de, ben gitmemezlik yapar mıydım hiç? Şarkının cover’ını bir de benden dinlemek için tıklayın.

la-la-land-in-concert-zorlu-psm-istanbul

2016 yılına damgasını vuran 6 Oscar ödüllü “La La Land“in, Justin Hurwitz imzalı film müziklerinin canlı orkestra tarafından icra edilmesini, inanın tüm salon, çıt çıkarmadan, hep beraber nefeslerimizi tutarak, aşırı konsantre bir şekilde izledik. 89. Akademi Ödülleri‘ne 14 dalda aday gösterilen ve kısa sürede beyaz perde klasiklerinden biri olmayı başaran La La Land’in, Hollywood Bowl’da galası gerçekleşen ve yoğun ilgi gören La La Land in Concert performansının ülkemizde de gösterime girebildiği, Zorlu PSM gibi bir sanat merkezimiz olduğu için ne mutlu…

la-la-land-in-concert-zorlu-psm-istanbul

Daha da güzeli, arzu edenler filmde yer alan Tap Dans ve Vals Dans koreografilerini, 7 Ekim’de Zorlu PSM’de yapılacak atölye çalışması esnasında deneyimleme şansı da yakalayabiliyormuş. Düğünümüzde ilk dans olarak yaptığımız ve tek kelimeyle aşık olduğum vals dansı için, o dönem eşimi zar zor ikna edip 2 saatcik bir dersi anca aldırabilmiştim. Açıkcası bu dans atölyesine katılmayı o kadar çok isterdim ki ama sanırım pek şansım yok. Bizim Bey “Ben dansta yetenekli değilim” dedi ve çıktı işin içinden… Ben de herhalde artık tekli yapabileceğim dans türlerine merak salsam iyi olur sanırım 🙂

la-la-land-in-concert-zorlu-psm-istanbul

Ama olur da siz katılmak isterseniz, işte içerikleri ve saatleri:

La La Land in Concert Yan Etkinlikleri
Dancetrum Dans Okulu İş Birliğiyle Dans Atölyeleri (Sky Lounge)
La La Land – Tap Dance Atölyesi
Tarih: 7 Ekim 2017
Saat: 14.00-16.00
*La La Land in Concert bileti ile %50 indirimli

La La Land – Vals Atölyesi
Tarih: 7 Ekim 2017
Saat: 17.00-19.00
*La La Land in Concert bileti ile %50 indirimli

İstanbul Lindy Hoppers – Gösteri & Sosyal Dans (Amfi)
6 Ekim 2017 – 19.30-20.30
7 Ekim 2017 – 18.30-19.30
*Ücretsiz Etkinlik

Caz Performansı
Baturay Yarkın (Solo Piyano)
6 Ekim 2017 @Cheers / La La Land in Concert Sonrası
7 Ekim 2017 @Ana Fuaye / La La Land in Concert Sonrası

La La Land in Concert biletleri Biletix’de.

Şimdiden iyi seyirler!

Samsung Galaxy Note 8 Cep Telefonu

1

Android sevdalılarının heyacanlı bekleyişini sona erdiren Güney Kore merkezli teknoloji devi Samsung, yeni amiral gemisi Galaxy Note 8 için New York’la eş zamanlı olarak ülkemizde de bir lansman düzenledi. Geçtiğimiz akşam katıldığım bu davette, büyük ekranından referansla, “Büyük işler yapanların telefonu” diye lanse edilen bu yeni aletin özelliklerini, Samsung ekibi kadar, onu Türkiye’de ilk deneyimleme fırsatı bulan farklı mesleklerden kişilerin izlenimlerinden de dinledim. Şimdi size kısaca bu lansmanda olanları ve Galaxy Note 8 özellikleri nasıl? Galaxy Note 8 fiyatı nedir? Galaxy Note8 hayatımıza ne tür yenilik ve kolaylıklar getiriyor? konusunda en çok aklımda kalanları anlatmak isterim.

samsung galaxy note 8, note8, cep telefonu, fiyatı, özellikleri

Samsung Electronics Türkiye Başkanı DaeHyun Kim, “En İyi Global Markalar” araştırmasında 6. sıraya çıktıklarını ve marka değerlerini % 9 artırarak 55 milyar dolara ulaştıklarını anlattığı lansmanda, daha sonra söz alan Samsung Electronics Türkiye Mobil İş Birimi Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen ise Galaxy Note 8’i Türkiye’de ilk kez deneyimleyen 6 konuğu sahneye davet edip, ilk izlenimlerini sordu. Bunlardan biri olan Şef Arda Türkmen, “Telefonuma mutfakta çalışırken, yağ veya un gelmesinden rahatsız olmadım çünkü onu musluğun altında rahatlıkla temizledim” dedi ve o anları sahne ekranına da yansıttılar. Sabun gibi musluk altında ellerinin içinde telefonu yıkadı bayağı… 🙂

İlgimi çeken tüm etkinlik ve davetlere katılıp, oralardan sizler için yaptığım anlık yayınlar ve fotoğraf paylaşımları kadar, arada sırada da olsa ev yemeğine hasret kalanlarımız için, üşenmeden hazırlayıp, adım adım fotoğraflarıyla anlatmaya çalıştığım kolay yemek tariflerini de düşünürsek, bu özellikleriyle benim de çok işime yarayabilir gibi. En son bir elimle fotoğraf çekip, bir elimle yemeği karıştırırken, içinde tereyağ erimiş tavanın içine telefonumu düşürdüğüm anı hatırlayanlarınız vardır. 🙂

samsung galaxy note 8, note8, cep telefonu, fiyatı, özellikleri

Fotoğraf dünyasının duayenlerinden Tamer Yılmaz da her iki kameranın, optik görüntü sabitleyicisine sahip olmasının gece çekimlerinde de çok başarılı sonuçlar vermesini sağladığını anlattı. Hatta bu aletle, billboard ebadında baskı yapılacak kalitede fotoğraflar çekebildiğini iddia etti. Moda tasarımcısı Arzu Kaprol, Galaxy Note8’in S Pen özelliğiyle, fotoğraflar üzerine çizim yapabilmenin, tasarım sürecinde kendisine büyük kolaylık sağladığını belirtti. Karikatürist Erdil Yaşaroğlu da karikatürlerini kağıt yerine, S pen sayesinde direkt telefon ekranına çizerek, oradan doğrudan dijitale aktarmanın kendisine yaşattığı kolaylığı anlattı. Telefonun kamera özelliklerinin kalitesine de değinirken, başka marka bir telefon kullanan eşi Begüm Kütük’ün, kendisine bu aralar sürekli “Sen çek de, bana gönder!” dediğini de anlattı.

samsung galaxy note 8, note8, cep telefonu, fiyatı, özellikleri

O zaman haydi gelin ve Samsung‘un en yenisi Galaxy Note 8’i daha yakından tanıyalım.

Galaxy Note 8 Ebadı ve Ağırlığı

Note serisinin ekranlarında, uzun zamandır yapılmayan değişiklik, bu sefer yapılmış ve şimdiye kadarki en büyük ekran olan ve buna rağmen, kolay tutulabilir olmasıyla da dikkat çeken Samsung Galaxy Note 8’i, 6,3 inç Quad HD ekranla, 18:5:9 ölçülerinde ve 195 gr ağırlığında üretmişler.

Galaxy Note 8’in Diğer Özellikleri için, aşağıdaki başlıklardan ilgili linke tıklayabilir veya yazıya devam edebilirsiniz.

“S Pen” Kalemi

Kamera Özellikleri

Şifre Özellikleri

Hafıza Özellikleri

Pil Kapasitesi

Su Geçirmezlik Özelliği

Fiyatı ve Renk Seçenekleri

Aşure Günü ve Püf Noktalarıyla Aşure Tarifi

7

Aşure Günü gelmiş hoş gelmiiiiş! Muharrem ayının 10. günü yapılan ve İslam inancına göre  Hz. Nuh’un, Büyük Tufan‘dan sonra, karaya ayak bastığında, elinde kalan son malzemelerle yaptığı bu çok özel bir tatlı, ismini bu yüzden Arapça’daki “Onuncu kelimesinden alıyor. Bu yıl 18 Ağustos 2021 Çarşamba’ya denk gelen bu Aşure Günü, hepinize bolluk, bereket getirsin ve dualarınız kabul olsun diyerek Püf Noktalarını anlattığım Aşure Tarifi yazıma başlıyorum.

Çünkü aşureyi çok sevenler için güzel bir heyecan başladı, görüyorum. Eski apartmanımda benim başlattığım sıcak ilişkiler sayesinde, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez, komşu teyzelerimle birbirimize tabak tabak ne yaptıksak ikram ederdik, ne güzeldi. Kentsel dönüşüm sebebiyle taşındığımız bu yeni binada da, gelir gelmez bütün komşulara, tatlı yeyip, birbirleriyle tatlı tatlı anlaşsınlar diye, çeşit çeşit mis gibi  trileçe tatlıları gönderdim. Sağ olsunlar, 1-2 daire haricinde, kimse  teşekkür etme nezaketinde bile bulunmadı. Teşekkür derken, onlar da sadece “Apartman sakinleri Whatsapp grubu”ndan “Teşekkür emojisi” koydu. Aaah! Ah! Bir kez daha anladım ki o eski komşuluklardan pek eser kalmamış valla. Belki sizler yapar ve bu güzel gelenekleri sürdürürsünüz inşallah. İşte size Aşure tarifi….

Adım Adım Aşure Tarifi
Aşure tarifi

Aşure Malzemeleri Nelerdir? Aşureye Neler Konulur?

Bazıları tarafından isminden dolayı 10 madde içermesi gerektiği söylense de böyle katı bir kural yok aslında. En basit şekliyle buğday, nohut, toz şeker, fasulye, kuru meyveler ve su kullanılan bu tatlıya, üstünü süslemek üzere nar taneleri, fındık, ceviz, antep fıstığı tozu, file badem gibi kuruyemiş ve meyveler ve illa ki tarçın da serpilince, işte o zaman tadından yenmez hale geliyor. Sizden ricam içine kuru incir veya kuru kayısı türü şeyler koyacaksanız, lütfen öyle kocaman tek parça halinde eklemeyin, suyu çektikçe iyice şişiyorlar, onun yerine minik minik küp haline getirerek ilave edin, bakın nasıl güzel oluyor.

Biliyorsunuz ben normalde her tarifimi, üşenmeden sizler için adım adım fotoğraflarıyla hazırlar ve en basit şekliyle anlatırım ama bu sene hem diyet yaptığım için, hem de az önce söylediğim sebepten dolayı, hazırlamasam daha iyi olur dedim. Artık sizler Üşengeç Şefinizi düşünüp bir kasecik ayırırsanız, ya da ayırmayı aklınızdan geçirirseniz bile çocuklar gibi mutlu olurum valla:) Derhal apartmanınıza komşu bile gelebilirim o derece yani 🙂

Aşure Yapmanın Püf Noktaları

Aşurenin püf noktası olarak ayrı ayrı kaynatılan kuru baklagillerin her birinin iyi pişirilmiş olmasını sayabiliriz. Ne diri kalmalı ne de ufalanıp şekillerini kaybedecek kadar yumuşamalılar.  Bir de özellikle de ağır ateşte kaynatılırken, sık sık da karıştırmak alt üst etmek gerekiyor tabi, en zahmet gerektiren kısmı da bu bence:)

Bir de hazırlık aşamasında koyulaştıkça su ilavesi yapmanız gerekirse diye her an kettle’da hazırda kaynar suyunuz olsun.

Üzerine ekleyeceğiniz süsler için, acele etmemek ve soğumasını beklemek önemli. Aksi takdirde, sıcakken yaparsanız, üzerinde henüz kabuk oluşmadığı için dibe çöker ve bunu istemeyiz:)

Adım Adım Anlatımıyla Aşure Tarifi

Malzemeler:

  • 250 gr Buğday
  • 200 gr Nohut
  • 200 gr kuru Fasulye
  • 150 gr kuru Üzüm
  • 50 gr kuş Üzümü
  • 100 gr kuru Kayısı
  • 100 gr kuru İncir
  • 3 veya 4 su bardağı kadar Toz şeker (Ne kadar tatlı olmasını isterseniz, en iyisi lezzetini tadarak miktarına kendiniz karar verin)
  • 1 yemek kaşığı Tarçın
  • 15-20 su bardağı Su
  • Arzu ederseniz 1 silme yemek kaşığı kadar karanfil
  • Arzu ederseniz 1 dolu yemek kaşığı rendelenmiş Portakal kabuğu

Üzerini Süslemek İçin

Arzunuza göre Toz Tarçın, fındık, ceviz, fıstık, file badem, hindistan cevizi ve nar da kullanabilirsiniz.

Aşurenin HAZIRLANIŞI

İlk iş olarak bir gece önceden buğdayı iyice yıkayıp bir taşım kaynatıyoruz. Üstünde oluşan köpüğünü kevgir veya kaşıkla alıp atıyoruz ve bu kaynamış suyun içinde kapağını kapatıp, bir gece bekletiyoruz. Sabah olduğunda, kararmış bir su çıktığını göreceksiniz. Onu bir tel süzgeç yardımıyla süzdükten sonra, artık buğdayınız aşurenizin rengini o kadar karartamayacak.

Yine akşamdan fasulye ve nohutu ayrı ayrı suya koyuyoruz. Sabah kalkınca da sularını süzüyoruz.

Şimdi buğdayı büyük bir  çelik tencereye alıyoruz. Sonrasında 15 su bardağı kaynar su ekleyip tekrar kaynatıyoruz. Arada üstünde yine köpük oluşursa, onu da alıp atıyoruz. Buğdaylar iyice şişip patlayana kadar kaynatıyoruz ki aşuremiz özlü olsun.

Aynı esnada başka bir ocakta da ıslattığımız fasulye ve nohudu da ayrı ayrı kaplarda yeni su ekleyerek ön haşlıyoruz.

Buğdayın suyu özlü hale gelmesiyle, üzerine haşladığımız süzdüğümüz nohut ve kuru fasulyeyi ekleyip, hep beraber kıvamı koyulaşana kadar bu sefer de birlikte kaynatıyoruz.

Bu esnada kuş üzümlerini bir fincana alıp, üzerine kaynar su döküyoruz, Bu sayede hem yumuşuyor, hem de suyunu süzüp eklediğinizde koyu ve mat renk vermiyorlar aşuremize.

Küp küp doğrayıp minik hale getirdiğiniz kayısıymış, kuru incirmiş, vs malzemeleri ve istiyorsak portakal kabuklarını ve karanfilleri de ekliyoruz. Bir kaç taşım başında durarak, arada yılmadan yorulmadan karıştırarak kaynatıyoruz. Özellikle bundan sonrası, bol bol karıştırma gereken aşama olduğu için iyi kol ve omuz kasları gerektiriiyor.  Yoksa dibi tutmaya çok müsait olduğu için boş anınızı kolluyor olabilir, demedi demeyin!

Toz şekeri ekleyip bir 5-10 dakika kadar daha kaynatıp, sonra artık tenceremizi ateşten alıyoruz.

İşte nihayet artık sıra küçük kaselere aşurenizi bir kepçe yardımıyla pay etmeye geldi. Üzerlerini süslemek için soğumasını bekliyoruz. Süsleme yapacağımızı da hesaba katarak, aşurelerin kasedeki seviyesini ona göre ayarlamalıyız, olur mu? Soğuyunca da güzel güzel gönlümüzce süslüyoruz. Oh Mis!

Sonra da biricik komşularınıza, misafirlerinize, sevdiklerinize ve ailenize ikram ediyor, bir tanecik Üşengeç Şefimizi de unutmuyoruz. 🙂

Ellerinize sağlık. Allah kabul etsin!

Kilo Verdiren Bir Diyete Başladım

2

Bütün Yaz boyunca senelik izinler mi desem, 10 günlük bayram tatilleri mi desem, gezdiniz, yediniz, içtiniiiiiz. Şu anda size hiç birisi yaşanmamış gibi gelse de, oldu da bitti maşallah! (Ay! Bu başka yerde söyleniyordu:) Ben de , bu gönlümce yeyip içmelerden nasibini almış olmamın yanında, bir de üzerine halen gördüğüm ve uzun yıllar da devam edecek olan kanser sonrası tedavilerim esnasında aldığım ilaçlar ve olduğum hormon baskılayıcı bir takım iğneler yüzünden, Yaz boyunca “Saldım çayıra, Mevlam kayıra!” misali, kendimi oluruna bıraktım. Eh! Hamurişine olan sevdam malumunuz… Ve işte şimdi artık toparlanma zamanı! Biraz yağdan vereyim ki yine yiyebilmeyi hak edebileyim, değil mi ama? Kendime verdiğim sözü,  ipin ucu iyice kaçmadan kontrolü ele almak adına tutup, diyete başlıyorum dedim ve bundan tam 3 hafta önce diyetisyenimin kapısını çaldım. Hu huuuu! Şu uzanmış dergi okuyor ayağına kapatmaya çalıştığım koca göbeğimle ben geldiiiiim! 🙂 Kararlıyım bu kilolar verilecek, bu göbek gidecek! Siz de fazla kilolarınızdan kurtulmak isterseniz, yazımın sürprizi, adım adım fotoğraflarıyla, leziz ve sağlıklı diyet yemek tariflerim de aşağıda…

Diyet Yaparken Spor Yapmak da Lazım mı?

Eee “Başlamak bitirmenin yarısıdır” diye boşuna söylememişler. daha ertesi gününden itibaren kendimi daha incelmiş hissetmeye başladım inanır mısınız?  “Yahu, Sen zaten incesin, diyet neyine?” demeyin, aldığım o edepsiz iğneler- ilaçlar insanı nasıl şişiriyor, görseniz bazen yüzük bile olmuyor. Bu hayırlı yolda Sevgili diyetisyenim Ceylan Akiş bana her zamanki gibi kolay uygulanabilir, hiç aç kalmayacağım bir liste yazdı sağolsun. Diyet programı yanında, kendimi zorlayıcı spor faaliyetlerine bulunmamı istemiyor Allahtan. Sadece 45 dakikalık yürüyüşler gibi şeyler metabolizmayı hızlandırmak için faydalı olabilir. Zaten biliyorsunuzdur, Motorlu taşıtlar vergisine de (MTV) önümüzdeki seneden itibaren %40 zam gelmiş, en iyisi “tabana kuvvet” diyoruz mecburen 🙂

Yoksa Sizde de mi Fıtık Var?

Spora başlamaya, diyete başlamaktan daha çok üşendiğinizi bildiğim için, tekrarlıyorum: Diyetisyenim sporu daha sonrasına, yani diyetin bitmesine yakın, kilo koruma programına geçtiğimizde tavsiye ediyor, çok da mantıklı… Sonrasında da uzun süredir üyesi olduğum ama bir türlü gidemediğim havuza da tekrar başlarım, ufak ufak yüzerim arada diyorum. Kaslarımı kuvvetlendirmek için de Bob Gym Nişantaşı’nda Barış Hocamla haftada 2 gün biraz antreman yapsam, ay daha ne isterim ki:) Şu anda pelte kıvamındayım desem yeridir. Belim ve boynumda fıtık var, sol dizimde menisküs, sağ omzumda sinir sıkışması. Say say bitmiyoru, anlayacağınız dökülüyorum ve her yerim ağrıyor. Ama bu bana engel değil, olmasına izin vermiyorum çünkü. Hem fıtık ağrısını azaltmanın en iyi yöntemi, fazla kilolardan kurtulmak.

bob-gym-bobgym-nisantasi-baris-okan-belovacikli-fitness

Başkasından Alıp Hazır Diyet Listesi Kullanalım mı?

Aman diyeyim “zayıflayacağım” diye saçma sapan şeyler yapıp, şok diyetlere güvenip, hızlı kilo verme sevdasıyla kendinizi ve sağlığınızı tehlikeye atmayın. Şarkıcı İrem Derici’nin durumu ortada… Yakın arkadaşlarının anlattığına göre yazık, o kadar sağlıksız besleniyormuş ki, bütün günü aç-bilaç geçirerek diyet olmaz ve bir başkasına yazılan diyet listesi zaten sizin işinize yaramaz arkadaşlar. Hele de hızlı kilo verirseniz, hızlıca hepsini geri alacağınızı da lütfen unutmayın. Yavaş yavaş, hiç acelemiz yok, emin adımalrla verelim ki bir daha geri gelemesin verdiğimiz kilolar. Sizden ricam sık sık, öğün atlamadan, sağlıklı şeyler yemeniz ve bol bol su içmeniz. Matcha Çayı ile ilgili şu yazımı okumadıysanız, ona da bir göz atın derim, belki siz de faydalanmak istersiniz.

salata-diyet-diyetsiyen-tavsiye-ceylan-akiş

Her istediğini yersen, her istediğini giyemezsin!

Doğru bir yola girdiğim için aferin bana diyorum. Diyetim esnasında hiç aç kalmadığım gibi, yüksek kalorili, sağlıksız besinlerden uzak durduğum için bir manada vücudum da toksinlerden temizlenmiş olacak. Hem bu bahsettiklerim, daha önce hiç yemediğim veya daha sonra hiç yiyemeyeceğim şeyler de değil. O yüzden “Ay! Ben dayanamıyorum!” diye bir bahane de kabul etmiyorum. Ayrıca diyet demek sadece salata yemek de değil; kırmızı eti, balığı, yumurtası, yoğurdu gibi proteinden vitaminden zengin ve metabolizmayı hızlandıran baharatlarla da ve kuruyemişlerle de renklendirilmiş, harika şeyler yemek mümkün. Bu moral motivasyonla, hedefim 6-7 haftada 5-6 kilo vermek. “Her istediğini yersen, her istediğini giyemezsin” sözünü buzdolabı kapağına asmayı öneriyorum, bana katılanlar? Haydi üşenmek, ertelemek yok, kimler benimle?

diyet-kahvalti-tarif-omlek-anne-koftesi-tarifi-usengec-sef

Üşengeç Şef’den Adım Adım Fotoğraflı Diyet Yemek Tarifleri

O zaman gitmeden gelsin günün sürprizi. Size bir kaç harika yemek tarifimin linkini ekliyorum. Adım adım fotoğraflarla en basit şekliyle tam da bizim gibi Üşengeç Şef’ler için, üşenmeden hazırladım, ben yapabiliyorsam, siz neden yapamayacakmışsınız ki? 🙂

Yeşil Mercimek Yemeği Tarifi

Metabolizma Hızlandıran Çorba Tarifi

Anne Köftesi Tarifi

Kıymalı Taze Fasülye Tarifi

Zeytinyağlı Enginar Tarifi

Balkabağı Çorbası Tarifi

Kabak Yemeği Tarifi

Bamya Yemeği Tarifi

Nohut Yemeği Tarifi

Fırında Patatesli Tavuk Tarifi

Nohutlu Pazı Yemeği Tarifi

Yumurtalı Ispanak Tarifi

Yeşil Mercimek Salatası Tarifi

Omlet Tarifi

Menemen Tarifi

Haydi ellerinize sağlık! Şimdiden afiyet olsun.