Ana Sayfa Blog Sayfa 50

Kisir Tarifi

21

Çocukluğumdan beri güzel yapılmış Kısır’a bayılırım. Misafir gelsin gelmesin, her fırsatta içinden gelerek, kekler, börekler, sarmalar, dolmalar, poğaçalar, pastalar, hatta hiç üşenmeden dondurmalar bile hazırlayan annemin mutfağında, Kısır’a bi’ türlü sıra gelemediğinden olsa gerek; başkalarının evine bir davete gittiğimizde, ikramlar arasında, başka hiçbir şey değil ama, layığıyla hazırlanmış, bol malzemeli bir Kısır olması için dua ederdim:)

Şimdi size, öz anneciğinizin yapmayacağı bir jest yapıp, kendimi bildim bileli en sevdiğim şekliyle, tadına bir bakanın bir daha unutamadığı ve illa tarifini istediği “Kısır”ımı, yine her zamanki gibi adım adım fotoğraflı, en basit anlatımlı tarifiyle paylaşıyorum.

resimli-kisir-tarifi

Adım Adım Resimli

Kısır Tarifi

MALZEMELER

(8-10 Kişilik)

    2 su bardağı İnce Bulgur (Köftelik Bulgur)

    1 çorba kaşığı Domates Salçası

    1 çorba kaşığı Biber Salçası

    2-3 bardak Kaynar Su (ben kısırı çok kuru kuruyken sevmiyorum, buna göre su miktarını zevkinize göre kendiniz tercih edin)

    1 Kuru Soğan

    2 diş Sarımsak

    1-2 Kırmızı Biber

    3 adet Yeşil Biber

    1/2 Demet Maydanoz

    1/2 Demet Taze Nane

    Kornişon Salatalık Turşusu

    2 adet Salatalık

    2 adet Domates

    6-7 Taze Soğan

    2 Limon Suyu

    1 kahve fincanı Zeytinyağı

    Arzu ederseniz Nar Ekşisi

    2 yemek kaşığı Kuru Nane

    1 yemek kaşığı Pul Biber

    1 tatlı Kaşığı Tuz

2 su bardağı ince bulguru geniş ve derin bir tencereye döküyorum

resimli-leziz-kisir-tarifi

Küçük bir tencerede çok az yağda 1’er yemek kaşığı Domates Salçası ve Biber Salçasını bir kaç dakika kavuruyorum.

resimli-leziz-kisir-tarifi

Sonra bunu bir su bardağının içine koyarak, üzerine kaynar suyu döküp, karıştırarak eritiyorum.

resimli-leziz-kisir-tarifi

Kisir Tarifi3

Bu sayede bu salçalı olan dahil, toplamda 2 bardak (yada daha kısırınızın kıvamını biraz daha yumuşakken seviyorsanız 3 bardak) kaynar suyu bulgurun üstüne döküp, kaşıkla iyice karıştırıp, hemen kapağını kapatıp, demlenmeye bırakıyorum.

Yani özetle;

resimli-leziz-kisir-tarifi

Salça erittiğimiz kaynar su dolu bardak…

resimli-leziz-kisir-tarifi

 Buna 1 dersek;

resimli-leziz-kisir-tarifi

Şimdi aynı salça bulaşmış bardağa ikinci kaynar suyu döküp, bulgura ekliyorum

resimli-leziz-kisir-tarifi

resimli-leziz-kisir-tarifi

Şimdi de son bardak kaynar suyu ekliyorum. Bunu siz arzu etmezseniz eklemeyebilirsiniz. Dediğim gibi ben kısırı kuru kuruyken sevmiyorum. Tamamen tercih meselesi…

resimli-leziz-kisir-tarifi

resimli-leziz-kisir-tarifi

Karıştırıp, hemen kapağını kapatıyorum

resimli-leziz-kisir-tarifi

Şimdi orada bulgurlar, kaynar suyun içinde, buharın da etkisiyle, yaklaşık 25-30 dakika kadar bekleyerek, şişerken, ben de Kısırın içine ekleyeceğim malzemeleri hazırlamaya başlayabilirim

resimli-leziz-kisir-tarifi

Bunun için önce Kırmızı biber ve Yeşil biberleri küp küp doğruyorum.

resimli-leziz-kisir-tarifi-biber

Salatalık, domates ve salatalık turşularını da küp küp doğruyorum.

resimli-leziz-kisir-tarifi-salatalik

resimli-leziz-kisir-tarifi-domates

resimli-leziz-kisir-tarifi-tursu

Şimdi az önce salçalar için kullandığım minik tencereye 1 yemek kaşığı kadar Zeytinyağı dökerek, önce Sarımsakları atıp, sonra kuru Soğan ve taze Soğanları, çevire çevire içinde biraz talazlıyorum.

resimli-leziz-kisir-tarifi

resimli-leziz-kisir-tarifi

resimli-leziz-kisir-tarifi-sogan

resimli-leziz-kisir-tarifi-taze-sogan

resimli-leziz-kisir-tarifi

Bu esnada yaklaşık yarım saatlik süre geçmiş ve kapağını açmadan kenarda beklettiğim bulgurlar oldukça şişmiş halde…

resimli-leziz-kisir-tarifi

İşte tam bu aşamada, bulgurun  sıcaklığı biraz ılınınca, içine bu yeni kavurduğum ve soğuttuğum Kuru Soğan ve Taze soğanları da ekleyip, temiz bir eldiven takarak, elimle bulguru biraz yoğuruyorum. Eğer üşenirseniz, buna illa ki de mecbur değilsiniz, kaşıkla iyice karıştırsanız da olur tabi, ama bazı yöreler de buna çok önem veriliyor 🙂

resimli-leziz-kisir-tarifi

Şimdi 2 Limon’un suyunu sıkıp, içine, Kuru nane, Pul biber ve Tuz ilave ediyorum.

resimli-leziz-kisir-tarifi-limon

resimli-leziz-kisir-tarifi-nane

resimli-leziz-kisir-tarifi

resimli-leziz-kisir-tarifi-pul-bibed

1 kahve fincanı kadar Zeytinyağı da ekliyor ve sosunu hazırlamış oluyorum. Hemen bulgura dökmeyip, kenarda bekletiyorum. (Arzu ederseniz, bu aşamada bu karışıma, istediğiniz miktarda Nar Ekşisi de ekleyebilirsiniz.

resimli-leziz-kisir-tarifi-tuz

Bir yandan da kesme tahtasında Maydanoz ve Taze Naneleri ince ince kıyıyorum.

resimli-leziz-kisir-tarifi-malzemeler

Tüm malzemelerin tadının taze taze olması için, misafirlerin gelmesine yakın (yani yaklaşık yarım saat filan kala) Zeytinyağlı sos hariç tüm malzemeleri, bulgura ekliyorum.

resimli-leziz-kisir-tarifi

Yani, özetle; Maydanoz, Nane, Kırmızı ve Yeşil Biberler, Salatalık, Domates, Turşuyu bulgura ekleyip, güzelce karıştırıyorum.

resimli-leziz-kisir-tarifi

resimli-leziz-kisir-tarifi

resimli-leziz-kisir-tarifi

resimli-leziz-kisir-tarifi

resimli-leziz-kisir-tarifi

Misafirlere ikram yapmadan 10-15 dakika önce Zeytinyağlı Sosunu da üzerine döküp, yine iyice karıştırdıktan sonra, (arzu ederseniz, kıvırcık marul yatağında), derince bir servis tabağıyla sunuma hazır hale getiriyorum.

resimli-leziz-kisir-tarifi

Ah unutmadan, bu aşamada, sonraya bırakırsam, geriye hiç kalmayacağını öngörerek, en sevdiğim 2 komşu teyzeye, birer tabak Kısır ayırmayı ihmal etmiyorum. (Bunlar bu devirde de unutulmamasını arzu ettiğimiz değerli gelenekler…)

Hazırladığım Kısır’ı tüm davetliler, şapur şupur afiyetle yerken, ben de “ne kadar hamarat olduğuma” dair iltifatları topluyorum. Haydi darısı başınıza! 🙂

Bodrum-Gümüşlük’te Balık Ziyafeti Sonrası Harika Bir Lokma Tatlısı…

5

Keyif dolu ve araştırmacı ruhlu gezilerimizden birinde, bu kez Bodrum’un en beğenilen koylarından, Gümüşlük’teyiz.

Bodrum Yarımadası’nın batısında yer alan bu küçük balıkçı köyü, antik dönemde “Myndos” kentinin kurulduğu bölgede yer alıyor. Bu dönemden çok fazla kalıntı maalesef artık görünürde kalmasa da, arkeolojik sit alanında bulunması sebebiyle, yapılaşma olmadan korunması sayesinde, tarihten gelen kimliğini muhafaza ederek ve doğallığından ödün vermeyerek, tarih boyunca denizcilere ev sahipliği yapmış, sakin bir tatil beldesi Gümüşlük…
Aynı zamanda pek çok ünlü simanın da kafa dinlemek ve gözlerden uzakta Bodrum’un keyfini özgürce sürmek için tercih ettiği bir yer…

tavsan adasiÇocukluğumda, dizlere bile gelmeyen denizinin içinde, dalgakıran amaçlı olarak yapıldığı sanılan, geçit kalıntıları üzerinden yürüyerek, biraz ilerideki Tavşan Adası’na çıkmışlığım da vardır. O taraflara yolunuz düşerse, tavsiye ederim, bence tadılması gereken, eğlenceli bir deneyim…

Hele de unutmaz ve yanınızda bir kaç “havuç” götürürseniz, buradaki  hoplaya zıplaya koşturan tavşan kardeşler de bu ziyaretinizden çok memnun kalırlar, eminim:)

gumusluk

Gümüşlük sahilinde aynı zamanda Bodrum’un en popüler balık restaurantları da sıra sıra dizilmiş halde.Rekabetten ötürü, garsonlar tarafından, bu dar sahil yolundan gelen geçen herkese “Büyrüüyn, hemen deniz kıyısında, en kafa masada yerim var abi. Taze meze, enfes balık, hepsi bizde, masanızı hemen hazırlayalım mı abi?” şeklinde, insanların üzerine biraz fazla ısrarla gelindiğini düşündüğüm bir ortamı var maalesef.

Yine de burada bir balık yemek artık bizim için bir ritüel halinde… En son geçen sene büyük vaadlerle götürüldüğümüz Gümüşlük Mimoza Restaurant’da, hiç bir şeyde aradığımız lezzeti bulamayıp, tam bir hayal kırıklığı yaşayarak, Beyaz Peynir, Kalamar ve Ekmekle açlığımızı bastırıp, üstüne de oldukça anlamsız kabarık bir hesap ödeyerek kalkmışlığımız olduğundan, bunları silmek istercesine, bu sene güzel anılar yaşamaya geldik işte yeniden.

Bir yandan da Çökertme Kebabı ve Gelincik Şurubuyla, şu çok methedilen Gümüşlük Limon’da güneşin batışını ve manzaranın tadını çıkartmayı da düşünsek de, sağa sola sormamız sonucu, sahilde kimse adresini bilemeyince, aslında buralarda değil, Gümüşlük’ten Yalıkavak’a giden yolda olduğunu öğreniyor ve ister istemez vazgeçiyoruz.
limon

Sonuçta daha sonra ayrı bir yazıda detaylı anlatacağım başka iyi bir yerde, yine yüksek fiyatlı ama bu kez en azından zevkimize hitap eden bir balık ziyafeti çekmemizin ardından, garsonun saydığı tatlı alternatifleri o an için, pek bize hitap etmeyince, kalkıp, hem yürüyüş olsun, hem de bakalım, başka neler var diye bir uçtan diğer uca, Gümüşlük sahilinde kumların üzerinde geziniyoruz.

İşte bu esnada gözümüze bir Lokmacı takılıyor. Şerbetli tatlılara çok düşkün bir olmadığımdan belki, Tulumba tatlısı, Lokma tatlısı gibi şeyler, favori listemde daha sonralarda gelir.

Küçükken annem Revani yaptığında bile, çatalla iyice ezer ve bu sayede şerbetini azaltarak, kek niyetine yemeğe çalışırdım. Belki de dişimi ağrıtacağından korkardım, ne bileyim, vardır bir sebebi:)

revani

Lokmalara uzaktan bakınırken, vitrinin arkasındaki bey, “henüz yeni çıktı, dumanı üstünde” diyor ve ısrarına karşılıksız kalmayarak, bir tane denemeye karar veriyoruz.

Lokma tatlisi1

Ben yine çok heyecan duymayan bir tavırla, bir tanesine kürdan batırmaya çalışıyorum ve öylesine tadına bakıyorum ki, o da ne? Bu hiç o yağını çekmiş, ağır kızartma kokulu, aşırı şerbetli bilindik lokmalardan diil! Onlar Lokmaysa, peki ya, bu ne o zaman? 🙂

Lokma Tatlisi
Hem sıcacık, hem olması gerektiği kadar tatlı, kızartma kokusu yok ve çok hafif. Bir porsiyonun yetmeyeceğini hemen anlayıp, uzaklaşmadan ikincisini de sipariş ediyor ve iki saniyede silip süpürüyoruz.

Lokma tatlisi2

Hiç ummadığım şekilde Belediye tesislerine ait böyle bir Lokmacı’da sadece 5 TL’ye satılan bir Lokma’da aklımız kalarak ve ardından yöresel hediye ürünlerin sergilendiği gece pazarına da uğrayarak, bu seferlik Gümüşlük’ten mutlu mesut ayrılıyoruz.

Bodrum’un Tatlı mı Tatlı Mekanları ve Resimli Waffle Tarifi

5

Koskoca Bodrum merkezinde, taaa Marina’dan, Halikarnas’a kadar dolaştık ama nedense bir tane Belçika usulü olmayan Waffle’cı bulamadık.
Bodrum3

Eskiden Marina’nın orada, yani şu an Starbucks bulunan yerin karşı çaprazında vardı, iyi hatırlıyorum ama şimdi o da Belçika waffle’ına dönmüş.

Waffle3

Rengarenk soslar, dondurmalar ve meyveler, vitrinde bütün cazibesiyle bizi çağırırken, sevdiğimiz tarzda waffle yapılmamasını aklımızca prostesto ederek, kendimize hakim olup, yemedik işte! 🙂

Waffle
Waffle4

Sonra illa tatlı bi’ şeyler istiyorsak, aklımıza Bodrum’un en meşhur pastacısı olan Karadeniz Pastanesi’ne bir uğramak geldi.

Karadeniz pastanesi

Buranın vitrini de, çoğunlukla çilek ve orman meyveleri kaplı pastalarıyla fazla albenili görünüyordu ama, sahilde oturacak uygun bir yeri olmadığı için, böylesine ilgi isteyen bir lezzeti, aceleye getirerek ayakta yemek içimizden gelmedi ve onu da pas geçtik.Belli ki bütün gece mekan mekan gezerek, yemek yemekten tıka basa doymuştuk aslında. “Tok ağırlamak zordur” diye boşuna dememiş Atalarımız:)

Bodrum1
Düşünüyorduk da, kaldığımız otelin kahvaltısında her sabah waffle ve pancake olmasına rağmen, bir gün bile denemek içimizden gelmemişti oysa.

Ama ertesi sabah, birbirimizi dolduruşa getirerek, kendi waffle’ımızı kendimiz yapmaya karar verdik.

Hafif bir kahvaltı sonrası, dikildik makinenin başına ve yine Belçika usulü olsa da kendi zevkimize göre, güzeeeel bir waffle yaptık.

Afiyetle yenilmesi dileğiyle, bu enfes waffle’ın tarifini yine kendime saklamayıp, size de anlatıyorum, hazırlanın:)

waffle yapimi5

BELÇİKA WAFFLE’I TARİFİ

Malzemeler

– 2 Yumurta
– 1 Yemek kaşığı Şeker
– 1,5 su bardağı Süt
– 1/4 su bardağı Sıvıyağ
– 2 su bardağa kadar Un
– 1 çay kaşığı Tuz

– 1 paket Kabartma tozu
– 1 paket Vanilya

İlk iş 2 yumurtanın beyaz ve sarı kısımlarını birbirinden ayırmak.

IMG 2761

Bunun için, arzu ederseniz, bu işlemi en kolay şekliyle ve fotoğraflı olarak anlatan Yumurtanın Sarısı ve Beyazını Ayırma Yöntemi tarifime bakabilirsiniz.

Tiramisu2

Yumurtaların sarı-beyaz olarak ayrılmasından sonra, 2 farklı kapta iki ayrı işlem yapacağız.1. KAPTA :

Yumurta beyazı ile Vanilya paketinin yarısı kadar Vanilyayı iyice karıştırıyoruz.

2. KAPTA :

Yumurtanın sarısını, 1 yemek kaşığı şekerle iyice çırpıyor ve üzerine 1,5 bardak Süt, Vanilyanın kalan yarısı, çeyrek bardak Sıvıyağı, 1 çay kaşığı kadar Tuzu, ve Kabartma Tozunu ekleyerek iyice karıştırıyoruz. Yavaş yavaş üzerine elekten geçirdiğiniz Unu da ilave ederek, karıştırmaya devam ediyoruz.

Unu elekten geçirmesek olmaz mı diyenleriniz olacaktır. Şart değil tabi, sadece topaklanma olmasını en aza indirmek için tavsiye ediliyor ama doğrudan azar azar döküp, yedire yedire karıştırırsanız da olur:)

Tiramisu11
Şimdi 2. kaptaki karışımın üzerine, 1. kaptaki karışımı ekleyip, homojen hale gelecek şekilde karıştırıyoruz. İşte Waffle Hamurumuz hazır.

waffle yapimi6

Herkesin evinde Waffle Makinesi olmayabilir. Arzu ederseniz bu durumda Teflon Tava da kullanabilirsiniz. Her iki koşulda da en önem vermeniz gereken şey; pişirme işlemini “orta ısıda” yapmak…

waffle yapimi7

Teflon kullanıyorsanız, tepeleme dolu bir yemek kaşığı kadar waffle hamuru dökebilirsiniz. Çıkan sonuç, gözünüze az görünürse, bir sonrakini tercihinize göre daha fazla miktar hamur kullanarak hazırlayabilirsiniz.

waffle yapimi 1

Waffle makinesi kullanıyorsanız, yaklaşık 2-3 dakika orta ısıda pişirdikten sonra, arada istediğiniz kıvama gelmiş mi bakarak, kontrol ede ede istediğiniz süre pişirin.

waffle yapimi

Biz özel olarak, biraz fazla pişmiş yapıyoruz. Çünkü öbür türlü biraz hamurumsu oluyor. Böyle ise daha kornet kıtırlığında olduğu için, daha çok hoşumuza gidiyor. Dediğim gibi keyif sizin, tercih sizin 🙂

waffle yapimi4

Üstüne istediğiniz miktarda Nutella sürdükten sonra…

waffle yapimi2

waffle 1

Ufalanmış Fındık, Fıstık, Hindistan Cevizi, Ceviz gibi malzemelerle üzerini süsleyebilir, arzu ederseniz, sevdiğiniz mevsim meyvelerinden de kullanabilirsiniz.

waffle yapimi5 1

Romantik Bir Bodrum Ambiyansı:)

2

Bodrum Döneriyle tabi ki de doymadık. Hem durun daha! Gece uzun… ve henüz yolun başındayız:)

Gözümüz bu kez Kumpircilerde… Kendimizi şöyle kandırıyoruz; bir tane alıp paylaşırız. Maksat onlar için Kumpirin de bi’ tadına bakmak. Benim için ise, içinde Pastırma olmadan Pastırma kokan Bodrum Dönerinin o baskın tadını biraz unutabilmek:)

Sağa sola baka baka yürürken, işte hemen karşı köşede bir Kumpirci! Yine Çarşıdan gelen yol üzerinde Neşe Pansiyon diye bir Hotel’in altında…
Bodrum

Neon ışıklarla vitrininin üstüne “Sahilde oturacak yerimiz var” yazdırmış ama böyle bir kumpircinin, pek cazip bir oturma yeri olabilirmiş gibi gelmediğinden ve elimizde kumpirle yürümek de istemediğimiz için tereddüt ediyoruz başta…

Israr ediyorlar, “hadi bir bakalım” diyoruz “nasıl bir yermiş görelim madem”. Hotel binasının yanından, arka tarafına geçiyoruz ve gördüğümüz manzara karşısında ŞOK! ŞOK! ŞOK! oluyoruz:))
IMG 7812
Bugün “benim!” diyen restaurantta bulunmayacak, Bodrum kalesi ve Halikarnas manzaralı, deniz kenarında, kumların üzerinde, hasır sandalyeler ve masalarında mum ışığı olan muhteşem bir ambiyans… Ve işin ilginci burası, oturup, sadece 10 TL’ye Kumpir yiyebileceğiniz bir yer:)))

Bol kaşar peynirli, Turşulu, Siyah Zeytinli ve Mısırlı bir Kumpir sipariş ediyoruz. Bu en sevdiğim malzemelerle hazırlanınca, tadı her zamanki gibi harika. Biraz da ketçap, Oh mis…

IMG 7816
Üstüne üstlük, bulunduğumuz ortam ve manzara tam anlamıyla nefes kesici… İnsan daha ne ister? 🙂

Halikarnas… Nasıl da davetkar, bir görseniz, ama bu akşamki programımıza girmesiyle, çıkması bir oldu:)
zeki muren
Hatta yine planlarımız arasında Bodrum’daki son sabahımızda, yola çıkmadan evvel, hemen Halikarnas’ın yakınında yer alan Zeki Müren Sanat Müzesi’ni gezmek bile vardı.

zeki muren1

Duyduğumuza göre kendi tasarımı olan sahne kostümleri, kullandığı takılar, aldığı ödüller ve yaşamından fotoğrafların ziyarete sunulduğu ve ön bahçesinde uzun yıllar kullandığı arabasının ve elinde mikrofonu ile dikilmiş bronz heykelinin de bulunduğu bu müze, sadece 8:00-18:00 saatleri arasında açık olduğu için ve bu saatlerde hava aşırı sıcak olduğundan, merak etmemize rağmen, maalesef bu seferlik görme imkanımız olamadı.
Zeki Muren sporda

Dışarıda, iki dakika bile direkt güneşe maruz kaldığımızda canımızı acıtan 35 Derecelik bir sıcaklık olduğu için, onun yerine, bu defalık, bütün gündüzlerimizi; 2 kişilik yatak görünümündeki bu, adına “şezlong” demenin hakaret sayılacağı süper konforlu şeylerde yayılmış, devasa şemsiyelerimizin gölgesinde, hafiften esen meltemin etkisiyle biraz kitap, biraz I-pad okuyup uzanırken, bazen şekerleme yapıp, ara ara da buzzz gibi ve tertemiz Bodrum denizinin tadını son raddesine kadar çıkarırken ve leziz yemekler, pastalar ve frozen içeceklerle keyif yaparken geçirdik.

Voyage Bodrum

Ve rüya gibi bir tatil daha yaşamanın mutluluk ve huzuruyla, dinlenmiş ve arınmış bir şekilde yuvamıza döndüüüüük… Ne diyeyim? Darısı tüm tatilcilerin başına:)

Yumurtanın Sarısı ile Beyazı Kolayca Nasıl Ayrılır?

5

yumurta beyazi ile dogal cilt bakimiHem sabah kahvaltılarında, hem de yapacağınız kek, pasta veya böreklerde, hatta bazen yüzünüze doğal bir maskeli karışım hazırlamak istediğinizde bile  yumurtayı sık sık, beyazı ve sarısı ayrı olarak kullanmanız gereken durumlarla karşılaşabilirsiniz.

yumurta-sarisi-aki-nasil-ayrilir

“Kahvaltıda neden sarısı ile beyazını ayırayım ki” diye soranlarınız olacaktır. Benim de en sevdiğim kısmı olan ve özellikle güneşin batarkenki renginde pişirilirse- ki bazıları buna “kayısı” der- Yumurtanın sarısına bayılırım.

yumurta-sarisi-aki-nasil-ayrilir

Ama protein deposu olmasına rağmen, maalesef söylenen o ki, sarı kısmı yüksek kolesterol içerdiği için, beyaz kısmı kadar fazla yenmesi önerilmiyor.
yumurta-sarisi-aki-nasil-ayrilir
O yüzden body building gibi sporla ilgilenenler dahil, diyet yapan, dengeli beslenen pek çok kişi, kahvaltılarında yumurtanın beyazını daha çok tercih edebiliyor. Ne mi yapıyor yani? Örneğin bir seferde 4 yumurta beyazı yiyorsa, yanına sadece 1-2 yumurta sarısı kullanıyor. ne deseniz haklısınız vallahi. Yine her zamanki gibi, lezzetli kısımların fazlası zararlı:)

yumurta-sarisi-aki-nasil-ayrilir
Sarı ve beyaz kısımlarını birbirinde ayırmak için çeşitli yöntemler olmakla birlikte, bunların çoğu biraz el mahareti gerektiriyor.

Bazıları yumurtayı elinin içine kırıp, bir avucundan öbürüne hoop hoop diye geçirirken, beyaz kısmını parmakları arasından bir kaba akıtarak ve bu esnada sarı kısmını delmeden elinde tutarak ayırıyor. Bence pek sempatik bir yöntem değil:)

yumurta-sarisi-aki-nasil-ayrilir
Biraz daha profesyoneller, yumurtayı tam ortasından 2’ye kırdıktan sonra, bir o yarım kabuğa, bir bu yarım kabuğa, yumurtanın içini aktara aktara, o esnada beyazını aynı şekilde aşağıdaki bir kaba akıtarak yapıyor bu işlemi…

yumurta-sarisi-aki-nasil-ayrilir
“Ben çok daha kolay bir yöntem biliyorum, hem de çocuk oyuncağı” diyen varsa, buyursun anlatsın, memnuniyetle öğrenmek isterim:)

Bütün bunları tercih etmeyenler ve Yumurta Sarılarının Beyazından nasıl ayrıldığını bilmeyenler için, benim bildiğim ve kendi uyguladığım en basit yöntemi hemen anlatıyorum.

yumurta-sarisi-aki-nasil-ayrilir

Öncelikle aynen resimdeki gibi yumurtanın en tepe noktasından minik yani yaklaşık 1 ya da 1,5 cm çapında gibi bir delik açıyorum.

Bunun için, ucunu çok hafifçe bir yere vurup, sonra elinizle düzgün bir delik açmaya çalışmanız yeterli.

Sonra bu yumurtayı ters çevirdiğinizde, içinden sadece piştiğinde Beyaz’a dönecek olan, “Yumurta Akı” denilen şeffaf kısmının aktığını göreceksiniz..

Kontrollü şekilde hafifçe sallayarak,iyice tüm Beyaz’ın aktığından emin olduğunuz zaman, bu açtığınız bölümü biraz daha büyüterek, içinde kalan Sarı kısmını ayırmış oluyoruz. İşte Hepsi bu:)

İçinde Pastırma Olmadan Pastırma Kokan Meşhuuur Sebzeli Bodrum Döneri

0

Bodrum’un lokal lezzetleri arasında oradan oraya gezindiğimiz son akşamımızda, ilk durağımız; eşimin pek sevdiği ve arkadaşlarımıza da ilk geldiğimiz gece tattırmamız üzerine, hayran olup, günlerdir “tekrar yemeden ayrılmayalım” diye sayıkladıkları Bodrum Dönercisi oldu.
Bodrum Doneri7

Bodrum Çarşı’da, Halikarnas yönüne doğru ilerlerken, eski İngiliz Barlarının bulunduğu yere ulaşmadan önce bir okul vardır. İşte ona gelmeden solda bulunan “Aslan Şirin Döner” isimli yere gelip, hemen masamıza geçtik.

Bodrum Doneri3

Bodrum’a ilk kez geldiğim çocuk yaşlarımdan beri bildiğim ve “Pastırma” gibi koktuğu için hiç şans vermediğim bu dönerin içinde, aslında hiç pastırma bulunmadığını ve onun yerine arasında hafif haşlanmış Havuç ve Patates ve diri diri yerleştirilmiş Bezelye, Domates, Kırmızı Biber, Yeşil Biber gibi sebzeler olduğunu ilk duyduğumda şaşırmıştım.

Bodrum Doneri5
Şimdi de, hazır gelmişken ve masadaki herkes bu döner için bu kadar hevesliyken, mızıkçılık etmeyerek, tadına bakmayı kabul ettim.
Bodrum Doneri2
Pilav Üstü Bodrum Döner Porsiyon Fiyatı: 15 TL

Bodrumlular arasında “Sebzeli Döner” denilen ve içinde hafiften “çemen” de bulunan Bodrum Döneri, benim kıstaslarıma göre az biraz yağlı olduğu için, favorilerim arasına giremese de, masamızın beyleri onu, gerçekten çok beğenip, afiyetle yediler:)

Bodrum Doneri

Yolunuz o taraflara düşerse, benden söylemesi:)

Başkent’de Cennetten Yemyeşil Bir Köşe Bulduk

2

Geçenlerde bir Cumartesi akşamı kuzenimin düğünü vesilesiyle ailece Başkent Ankara’daydık.

Hazır gelmiş ve tüm yakın akrabalarımızı mutlu mesut bir ortamda eğlenerek görmüşken, düğünün ertesi sabahı da, orada ikamet eden, eşimin çok sevdiği askerlik arkadaşı ile güzeeel bir Pazar kahvaltısı yapıp, hasret giderelim dedik.

Şehrin her yerini, çok iyi bilmediğimiz için, önceden anlaştığımız bir noktada buluşarak, onun arabasını takip ede ede giderken, öyle bir yere getirdi ki bizi, gözlerimize inanamadık.

Etrafta onca “bozkır” görmekten gına gelmiş bir haldeyken, cennetten bir köşeydi sanki burası…

aydogan2
Her yer 30 C derece sıcaktan kavrulurken, Çankaya Beytepe’de yer alan “Aydoğan Piknik” isimli bu mekan; içindeki kamelyası, çocuk parkı, salıncağı ve geniş yemyeşil bahçesiyle, püfür püfür ağaç altı gölgesinde hazırlanan mütevazi masasında tatlı bir huzur verdi hepimize…

IMG 7511

Temiz hava, bol güneş derken, saatler de öğlene yaklaşınca, iyice acıkmış haldeydik…

IMG 7504
Demleme Çay, Bazlama, Ev yapımı Reçeller, Petek Ballar, Peynirlerden oluşan Serpme Kahvaltı servis edildiğinde, bol kahkaha dolu sohbetimiz eşliğinde, hem gözümüzü, hem gönlümüzü ve hem de midemizi şenlendirmeye geçtik hemen, hep birlikte:)

Derken çeşit çeşit Gözlemeler gelmeye başladı.

IMG 7507

Normalde Gözlemeye pek bayılmam. Çünkü hem gereksiz miktarda hamur yersiniz, hem saçta pişirilirken biraz fazla tutulsa, hafiften bir yanık kokar ve hem de tüm bunlar yetmezmiş gibi, içine genelde çok az malzeme koyarlar ki, büyüteçle ara da bulasın…

Ama burada yediğimiz Patatesli, Kıymalı, Maydonozlu Peynirli Gözlemeler tam da olması gerektiği kıvamda pişirilmişti. Üstüne üstlük içleri de oldukça malzemeliydi. Bu konuda çok başarılılar ki, Reçele, Bala banıla banıla, hepsinden bol bol afiyetle yendi.

aydogan3
Bu gözleme yapan teyzeler, ayağa kalktıklarında hemen yürüyebiliyorlar mı hep merak ederim. Ben 10 dakika böyle otursam, bacaklarım derhal uyuşur, ayağa kalkığımda yeni doğmuş “buzağı” gibi dengemi bulmakta zorluk çekerim:))) Bence, lezzeti geçtim, sırf bütün gün böyle çalıştıkları için bile, takdiri hak ediyorlar:) Helal olsun sana! Helal olsun! 🙂

IMG 7508
Hemen ardından da masanın ağır topları; Menemen ve Sucuklu Yumurta sahneye çıktı ki; ikisini de anlatmaya gerek yok, resimler benim yerime kendini anlatıyor zaten:)
IMG 7509

Çölde bir vaha gibi olan bu yeri, her hafta sonu, bir fırsatını bulup gelen Ankaralılar, yarım saat içerisinde tamamen doldurdu.

IMG 7516

Fiyatlarına gelince; Serpme kahvaltısı 15 TL, gözleme, menemen, sahanda yumurta filan tabi ki ekstra. Fiyatları aslında uygun ama Kredi kartı kabul etmemeleri gibi bir dezavantajları var maalesef… Bu devirde kredi kartsız işletme neredeyse kalmadı gibi. Herhalde en kısa zamanda bu konuyu ve müşteri tuvaletlerini acilen yenilemeyi de gerçekleştirirler diye umuyorum.

IMG 7514
Kahvaltımızın sonlarına doğru, bir ördek sürüsü çıka gelerek, ortamı hareketlendirdi. Bir anda herkesin ilgi odağı haline geldiler tabi…

Sonra zar zor yürüyen küçük bir erkek çocuk, ne olduğuna pek anlam veremediği ördeklere doğru, belki ilk kez de görmenin heyecanıyla, birkaç adım attı. O esnada, anne-babası dahil, hepimiz gülümseyerek izliyoruz, bakalım bu ilk karşılaşmada neler olacak diye…

ordek

Derken ördekler,  çocuğun ebadından ötürü, onun “kolay lokma” olduğuna karar vermiş olacaklar ki bir anda üzerine doğru vak vaklayarak koşturdular. Hemen baba girdi devreye ve ördekler boyunun ölçüsünü alarak, tekrar yuvalarına döndüler kuzu kuzu:)

IMG 7515

Güneş iyice tepedeyken, maalesef bize de arabanın yolu gözüktü. Eee ertesi gün iş vardı ve önümüzde tekrar aşılması gereken 500 küsür kilometrecik bir yol…

Sizin de o taraflara bi’ yolunuz düşer de uğramak isterseniz…

Aydoğan Piknik
Beytepe Mah. Hasan Kılavuz Cad. Çankaya/Ankara

Akşamüstü Sahilde Hızlı Tempo Yürüyüşle Form Tutmaya Var mısınız?

3

Hafta içini çoğunlukla sadece evden-işe, işten-eve monotonluğunda yaşıyorsanız, en ufak sorunda bile, üfleyip püfleyen, halinden her fırsatta şikayet eden, yaşama umudunu zaman içinde kaybetmiş, isteksiz ve amaçsız biri haline geldiğinize tanık olabilirsiniz.

tukenmislik sendromu

hurrem
Monoton bir hayat, geçim derdi, işteki sıkıntılar, evdeki sorumluluklar derken, Meryem Uzerli ya da nam-ı diğer Hürrem Sultan ile son dönemde popüler hale gelen “Tükenmişlik Sendromu”na, sizin de yakalanmanıza belki ramak kalmış olabilir…

Hangi yaşta olursanız olun, kendiniz için yapabileceğiniz en önemli şeylerden biri, hayatınıza biraz spor katmak, düzenli ve dengeli beslenmek… Bu yatırımı bedeninize ve ruhunuza borçlusunuz, hadi kabul edin! 🙂

deniz

Spor Salonları, özellikle soğuk mevsimlerde nispeten daha temiz ve konforlu bir ortam sunsa bile, şu an içinde bulunduğumuz, yazın bu en keyifli zamanlarında, kendinize bir iyilik yapın ve artık bahaneler aramaktan vazgeçerek, siz de parkların, sahillerin tadını, biraz da spor yaparak çıkarın benim gibi.

voleybol

frizbiİster yürüyün, ister koşun, ister yüzün, isterseniz bisiklete binin, paten yapın ya da sahilde voleybol, frizbi filan oynayın. Yeter ki biraz hareket edin 🙂

IMG 7473

Madem ki canımız isteyince, koca koca pizzaları, pastaları, börekleri, yarınlar yokmuşcasına fütursuzca mideye indirebiliyorsak; o zaman rahat bir eşofman ve spor ayakkabıları giyip, yanımıza da kafa dengi bir arkadaşımızı, eşimizi, dostumuzu da alarak, temiz havada, hızlı tempo yürümeyi de başarabiliriz, neden olmasın?

IMG 7471

“Ben istiyorum aslında da, uyumlu kimse yok etrafımda” filan diye kendinizi hiç boşuna avutmayın.
IMG 7470

Bu muhteşem manzaranın tadını çıkarmak için, illa başkasının keyfini beklemek zorunluluğumuz yok Allah’a şükür!Hatta böyle bir durumu da fırsata çevirerek, takın kulaklıklarınızı ve en sevdiğiniz müziği dinleyerek, atın adımlarınızı…

spor yapan kiz

Akşam yemeğinden önce, ya da bir müddet sonra çıkıp güzel güzel yürüyün. Hem metabolizmanız hızlansın, hem de başta bacaklarınız olmak üzere tüm vücudunuz çalışarak forma girsin.

IMG 7476

Ben yapıyorum ve gölgemden de göreceğiniz üzere, şimdiden bir incelme başladı bile sanki:))

IMG 7474

Sen de mi Bozdun Kendini Cremerie Milano?

3

“Cremerie Milano” diye bir dondurmacı görmüştüm bundan yıllar yıllaaaaar önce Beyoğlu’ndan Tünel’e doğru giderken sağda… Gidip bir deneyelim dedik ve tek kelimeyle bayıldık dondurmasına…

Hani tam bir “İtalyan Dondurması” diyeceğim ama gittik yerinde gördük denedik vallahi de billahi de İtalya’daki dondurma gerçekten bir şeye benzemiyor. Hepsi bizdeki dondurmaların yanında halt etmiş. Hem Roma’da, Hem Milano’da, hem Floransa’da, onlarca farklı yerde dondurma deneyip, hiç birinden en ufak bir tat almaz mı insan? Olmamış işte, yapamıyorlar…

dondurma

Oysa Cremerie Milano’da hepsi doğal malzemelerle ve hangi çeşidini yiyorsanız, gözünüzü kapattığınızda birebir aynı tadı aldığınız muhteşem bir dondurma deneyimi yaşıyorsunuz…

Tam yağlı süt, yumurta ve kremanın; kakao, antep fıstığı, ceviz, fındık, badem, karamel, tarçın gibi başka malzemelerle karıştırılmasıyla elde edilen yumuşak ve kremamsı dokudaki bu eşsiz dondurmadan, ilk seferinde Tiramisulu, Fıstıklı, Muzlu Sütlü ve Baileysli’sini denediğimi hatırlıyorum. Daha sonra özellikle Baileysli ve Fıstıklısının müdavimi olduk. O taraflarda işimiz gücümüz olmamasına rağmen, akşamın bir vakti canımız çeker, arabaya atlayıp Tepebaşı’ndaki o iğrenç ve korkunç otoparka park edip, oradan yürüyüp, gidip alacak kadar çok severdik, düşünün artık…

Cremerie Milano
Bir yandan da işletmecisini ikna etmeye çalışıyorduk ki, “böyle iyi bir dondurmacı burada harcanıyor, esas sizin Nişantaşı ve Bağdat Caddesi’nde birer şube açmanız uygun olur” diye. Gel gelelim uzun süre aynı yerde ne küçüldüler, ne büyüdüler…

Bir kaç sene önce Şaşkınbakkal’da bir ara sokakta, trafik sıkışınca, zaman bolluğundan, etrafıma bakmaya başladığım bir anda şok geçirdim. Tabelanın birinde “Cremerie Milano” yazıyor. Boyner’in yanından girince ileride sağda bir ara sokak… İlk fırsatta arabayı park edip koştum  ve baktım ki evet bu o! Kendi kendilerine sessiz sedasız açılmışlar. Yahu insan bir tanıtım bile yapmaz mı?

Cremerie Milano2

Ara sokakta olmalarına,  nedense hiç bir duyuru yapmamalarına ve fiyatlarının hiç de ucuz olmamasına rağmen, kaliteli ve lezzetli ürünleriyle, çok kısa sürede tutundular ve ne zaman uğrasam, oturacak yer bile kalmayan ve kasada devamlı sıra olan bir mekan haline geldiler…

Pek çok çeşidini denemekle birlikte o Baileys’in verdiği hazzın yerini hiç birisi tutamadı benim için…. Bu yüzden eğer eve sipariş vercek olsam bile, en çok Baileysli, sonra Muzlu Sütlü, Fıstıklı, Tiramisulu, Hindistan Cevizli çeşitleri geldi sıralamada…

Bunlardan başka, Sütlü, Siyah Çikolatalı, Beyaz Çikolatalı, Fındık ve Çikolatalı, Çikolata Vişneli, Vanilya, Nutella ve Bisküvili, Yoğurtlu, Fındıklı, Karamel, Kahve, Sakız, Vanilya,Nane, Korakan ve Cevizli Balkabaklı çeşitleri de var tabi de, benim favorilerim belli işte:) Farklı farklı meyvelerle hazırlanan Sorbet çeşitlerini de unutmamak lazım tabi hayranlarına…

Cremerie Milano1
Zaman içinde, pek çok arkadaşımı tek tek tanıştırdım bu lezzetle… Ekşi tatları sevenler için de Bacardili olanı, aynı Mojito tadındaydı mesela.. Bir arkadaşım da Şeftalilisine bayılmıştı…

Cremaria Milano
Geçenlerde yine bir uğradık, sıra bize geldiğinde, vitrinde arıyorum arıyorum Baileyslisi yok… Hemen işletmecisine sorduk tabi “neden” diye… “Ne de olsa en beğenilen çeşitlerden biri , belki tükenmiştir bu saatte” diye düşünürken, meğer öğrendik ki Baileysli Dondurma Yasaklanmış… Nasıl yahu, Şaka mı bu?

Bir müşteri, çocuğuna (nedense?) Baileysli Dondurma yedirmiş, sonra da güya ağzı uyuşmuşmuş. Bir kere küçücük çocuğa neden Baileysli dondurma yedirir ki bir anne?

İkincisi bu firma çok mu meraklı her bir dondurma topu için 1 ölçek Baileys kullanmaya… Seyreltile seyreltile, sadece aromasını vermesi için kim bilir kaç kiloluk dondurma üretmek için ne kadarcık miktarda Baileys kullanıyorlardır. Bin kere yedim en ufak bir bir “Hieeeeyttt! Var mı bana yan bakan” ya da “Öpüjemm”  diye ortalığı dağıttığım olmadı yani:)))

Tezgahta 30 çeşit dondurma alternatifi varken, gidip başka şeylerden tercihler yapmak ya da hiç memnun değilse eğer, bu mekana bir daha hiç uğramamak yerine, Baileysli dondurmanın yasaklanması için başvuruda bulunmuşlar ve başarmışlar maalesef o artık tarih olmuş… Hatta söylenene göre bir daha Türkiye’de alkollü Dondurma satılması yasakmış.
———————————–
Bu yazı normalde burada bitmişti.

Yazıldığı zamandan beri de Cremierie Milano’ya sadece Fıstıklı Dondurması için gidiyoruz ve gerçekten artık eski sıklıkta gitmek içimizden çok gelmiyor ama yine de tamamen vazgeçmiş de değiliz.
Dün akşam, sinema çıkışı Caddebostan’daki mağazasından, saat geç olduğu halde, “hadi yine de boş geçmeyelim, 1’er top dondurma alalım” dedik.

Usengec sef

Bu sefer Muzlu seçtim ve hayal kırıklığına uğradım. Tek ben değil, yanımdaki herkes uğradı. Çünkü kremamsı yapıda olması gereken dondurma, dolapta belli ki buzlanmış ve tadı değişmiş. Buzlanması demek, saklanma koşullarında bir sıkıntı var demek ve bu da uzmanların dediğine göre, bu sıcakta hiç iyi bir şey değil.
photo 1Bu yetmezmiş gibi, Yaşar Usta’dan feyz almışlar herhalde ve dondurma kaşıklarını küçültmüşler. 1 Topunun fiyatı 5 TL olmasına rağmen, fiyatını azaltmayıp, sadece ebadını küçültmeleri ve tadını da bozmaları, bizi bu dondurmadan iyice soğuttu maalesef.

Üstüne üstlük çalışan elemana bu durumu belirttiğimizde “hayır efendim dondurmamızın ebadı küçülmedi, her zaman dondurma kaşığı kadar!” diye çıkışıp, sonra da devamlı müşteri olarak duruma hakim olduğumuzu görünce mecburen, “evet, kullandığımız kaşığın ebadı küçültüldü” diye itiraf etmesi de gösterdi ki, en iyisi bir müddet görüşmemek… Belki onlar düzelir ya da biz unutur, affederiz…

Şans Getirip, Kötülüklerden Koruduğuna İnanılan Hz. Fatima Eli

1

Yüzyıllardır sahiplerine sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan “Hz. Fatima’nın Eli” figürünün kadınları kötülüklerden ve kıskanç gözlerden koruduğu ve şans getirdiğine inanılıyor.

Ünlü şarkıcı Lady Gaga ve Madonna, Oyuncu Lauren Conrad ve Sharon Stone da bu sembolu üzerinde sıklıkla kullanan ünlüler arasında…

İslam literatüründe ‘Fatma’nın Eli’ olarak bilinen ve bazı inanışlarda Hz.Muhammed’in kızı Hz. Fatma’nın Eli olarak nitelendirilen bu semboldeki 5 parmağın; islam’ın 5 şartını sembolize ettiği inancı da yaygın…Araplar arasında ‘Hamse Eli’ diye anılan bu sembole, Hindu’lar ‘Humsa Eli’, Museviler ‘Hameş Eli’ ve Hristiyanlar ‘Miryam’ın Eli’ (Hz. İsa’nın annesi Meryem) adını vermiş.

Kültürden kültüre farklılık göstermesine karşılık, “Şanslı El” olarak kabul edilen, genel olarak avucu açık ve içinde, şeytanın gözünü uzaklaştırdığına inanılan pentagram, göz ve/veya zodyak sembolü bulunan bu el, kadim ve aynı ölçüde kültürler arası bir sembol…

Oh Nihayet Her Öğlen Ne Yesem Derdinden Kurtuldum!

1

Geçenlerde cadde mağazalarından birinden alışveriş yaparken, kasanın yanında duran bir ev yemekleri restaurantının günlük menüsü gözüme takıldı.

Öğlen yemeğinde sağlıklı bir şeyler yiyebilmek umuduyla, bu tarz başarılı yemekler yapan bir mekan arayışım uzun zamandır sürdüğünden, radarlarım her zaman açık tabi. Direkt sordum, “burasının yemeklerinden memnun musunuz?” diye…
Soruyu sorduğum hanım “Evet. Bir anne ve kızı yapıyor yemekleri. Özellikle zeytinyağlılarına bayılıyorum” dedi ve “gulp” diye bir yutkundu. İşte o an hemen anladım ki; yemekler, gözünün önüne geldiğinde bile ağız sulandıran cinsten.

Hemen adres ve tarifini alıp, hedefe kilitlendim. 2 dakika içinde uçar adımlarla ulaşmıştım bile aradığım yere. Yeri bu kadar merkezi olmasına ve önünden belki bin kere geçmiş olmama rağmen, ben burayı nasıl olmuştu da daha önce hiç fark etmemişim ki?

Hemen ilk iş olarak, günlük menüyü detaylı inceledim. Zeytinyağlıları bu kadar övüldüğüne göre, ilk şansı onlara vermeye kararlıydım.

Bu sırada da “Annesi ve Kızı”nın sahibi olduğunu bildiğim için, ardarda gelen telefon siparişlerini alan ve kasayı tutan kişi, bahsedilen hanımın kızı olmalıydı. Hemen tanıştık ve yemekler hakkında ön bilgi aldım 🙂

Sohbetimiz sürerken, yaklaşık 40 kişi oturma kapasiteli ve tamamen dolu olan mekanda, bir masada yer açıldı ve 6 çeşitten oluşan ilk Zeytinyağlı tabağımın siparişimi verdim.

Zeytinyağlı Kabak, Havuç, Fasulye ve Bezelye ile Patlıcan Kızartma ve Yoğurtlu Semizotu’ndan oluşan kocaman bir tabak servis edildi. Evde yapmaya kalksam, bu kadar çeşidi hayatta aynı anda kendim için hazırlamam, üşenirim tabi ki. Hepsi de, evde yapılmışcasına birbirinden güzeldi. En nihayetinde bir anne elinden çıkmışlar. Her birinden birer çatal alarak, bir karar verip, en az sevdiğimden başlayıp, kapanışı en güzeliyle bitirmek istedim ama seçmekte zorlandım. Yine de Zeytinyağlı Kabak, burun farkıyla önde bitirdi finiş çizgisini benim düzenlediğim bu lezzet yarışında:)

Resimdeki 6 çeşitli bu koca tabağın fiyatı sadece 9 TL. Evde yapmaya kalksam daha pahalıya mal olur:) Üst üste bir kaç gün her fırsatta gidip, mevcut çeşitler arasından farklı kombinasyonlar yapmaya çalıştım.

IMG 7466

IMG 7486

IMG 7460

IMG 7523

Başka bir gün uğradığımda, Zeytinyağlılara biraz ara vermek için Menü halinde sundukları sıcak yemekten denemeye karar verdim.

Önce 2 çeşit halinde hazırlanan Günün Çorbasından birini seçiyorsunuz. Benim tercihim Kırmızı Mercimek oldu.

IMG 7477

Sonra da Günün Ana yemeği olarak hazırlanan 3-4 çeşitten birini…

Yanında Kabaktan yapılmış Beğendi ile servis edilen Dalyan Köfteyi seçtim. Diğer alternatiflerden biri Mantıydı. Kendimi tuttummm! Yemekler oldukça başarılıydı…ki normalde Dalyan köfteyi çok sevmem. Kabak Beğendi ise başlı başına muhteşemdi.

IMG 7479

1 Çorba, 1 Ana Yemek, olmak üzere ilave olarak menüden 2 şey daha seçiyorsunuz ve toplamda 10 TL ödüyorsunuz. İnanılmaz ama gerçek… ve hepsi evde yapılmış gibi, tadı tuzu oldukça yerinde.

O diğer şeyler neler derseniz de… Makarna, Pilav, Salata, Cacık, Yoğurt, Karpuz gibi yiyecekler ve Tiramisu, Bisküvili Pasta gibi tatlı çeşitlerinden o gün neler varsa artık menüde…

Geçenlerde onca iş arasında Cafe’ye gitmeye üşendim ve denemek için ofise paket servis istedim. Onu da çok düzgün şekilde gönderdiklerini görünce içim rahatladı.

photo 2

Bir elimde mouse, bir elimde çatal, mutlu mesut bir yandan işimi gücümü yaparken, döke saça ohhh misler gibi leziz, sağlıklı ve bol çeşitli yemeklerin tadını çıkardım.

photo 5

Etraftaki tüm kurumsal zincir mağaza ve banka çalışanları başta olmak üzere, her gelenin hemen müdavimi olduğunu gözlerimle gördüğüm Cafe Mayıs, normalde sabah kahvaltısı ve öğle yemeği sunuyor.

Ama etraftaki çalışanların geç saatlere kadar aç-bilaç çalışmasına gönülleri razı olmamış herhalde ki, daha kısıtlı elemanla da olsa, Ramazan ayı boyunca, iftarda da açıklarmış. O yüzden olur da iftara gitmeye karar verirseniz, oturma kapasitesini de göz önünde bulundurarak, illa ki arayıp bir rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim.

Cafe Mayıs 
Adres: Bağdat Cad. No:364 Şaşkınbakkal, Kadıköy (Swatch mağazası alt çaprazı)
Tel: (216) 478 45 62

Bir Statü Sembolü Olarak İkat Yastık Modası

0

Son dönemde Avrupalı tasarımcıların dikkatini çeken ikat kumaşlar, modern ya da geleneksel yorumlarıyla dekorasyonda Orta Asya rüzgarı estiriyor.

Bir statü sembolü olan ikat, güç, refah ve prestiji temsil ediyor. İkatı bu kadar değerli yapan en önemli özelliği; her seferinde başka bir desenle karşılaşmanın yarattığı heyecan…

ikat yastik 1

Seri üretim ürünü olmayan ve bir eşi, benzeri olmayan ikatın sırrı ise kusurlarında gizli…

Çözgüsü ipek, geçkisi pamuk olan bu kumaşlar yapım tekniklerinden ötürü, modern resim sanatına yaklaşacak görsellikte bir etki yaratıyorlar.

ikat yastik ny apt of robert burke by todd romano

İKAT kumaşlar, geleneksel dokumalardan farklı olarak önce boyanıyor, sonra elle dokunuyor.

ikatyastik LauraAshley Kravet

Ortaya çıkacak desenin önceden hayal edilmesi, her ipliğin ayrı ayrı boyanması ve muhteşem bir yapbozun parçalarını oluştururcasına dokunması gerekiyor.

P0013 s
Her tel, balmumu veya ağaç kabuklarıyla parça parça kapatılarak rengarenk boyanıyor, bu renklerin desende gelecekleri yerler, gözle hesaplanıyor ve dokuma işlemi başlıyor.

P0008 s
Bugün ağırlıklı olarak Özbekistan’ın Margilan bölgesinde bulunan atölyeler, günümüz moda ve iç dekorasyon dünyası için, rengarenk ikat kumaşlar dokuyor.

ikat yastik Kishani Perera jpg

Dünya üzerindeki pek çok kültürde yeri olan ikat tekniği halen Arjantin, Ekvator, Bolivya, Guatemala ve Türkiye’de de uygulanıyor.

ikat yastik 2

Amerika, Hollanda, Hindistan, Güney Amerika, Tayland, Japonya ve bazı Asya ülkelerinde ev dekorasyonunda, İkat’a özel bir önem veriliyor.

LP0007 s
Sınırlı Sayıda ve El Yapımı olarak hazırlanan, içi kurutulmuş lavanta çiçeği ve boncuk elyaf dolgulu bu şık yastıkları, ister salonunuzda, ister yatak odanızın dekorasyonunda Kapı Kolu Aksesuarı veya Duvar Aksesuarı olarak değerlendirebilirsiniz.

Her halükarda siz ve sevdikleriniz için çok şık ve kullanışlı bir hediye seçeneği olacağı kesin…