Ana Sayfa Blog Sayfa 47

Sebzeli Bulgur Pilavı Tarifi

38

Çok çok sevdiğim Beyaz Pilav için şekeri bir anda yükseltip, çabuk düşürdüğü ve kilo aldırdığı için çok da masum olmadığının iyice iddia edildiği bu aralar, biz de tercihimizi ağırlıklı olarak “Bulgur Pilavı”ndan yana kullanmaya çalışıyoruz. Durum böyle olunca da sade haliyle yemek yerine, sebzeler katarak tadını zenginleştirmek hoşuma gidiyor.

IMG 8728

Daha dün size Beef Stragonof tarifimi anlatırken, yanında hazırladığım Sebzeli Bulgur Pilavının da hazır bahsi geçmişken, hadi üşenmeyeyim de bir güzellik yapayım, canı çekenler, adım adım fotoğraflarıyla ve en basit şekliyle anlatacağım tarifiyle bulgur pilavından da yapıp, kendilerine ve sevdiklerine bu hafta sonu bir güzel ziyafet çekebilsinler diye düşündüm. Bilmem iyi düşünmüş müyüm artık:)

Sebzeli Bulgur Pilavı yapmanın en güzel tarafı, benim anlattığım sebzeler arasında istemediklerinizi, canınızın arzu ettiği şekilde eklemeden de yapabilecek olmanız… Yani bunlar illa ki olacak diye katı bir kural tabi ki yok. Hatta isterseniz ve içine yakışacağına inanıyorsanız, haşlanmış nohut, kuru soğan, taze soğan, mantar vs. gibi başka aklınıza gelen malzemeler de ekleyebilirsiniz. Keyif sizin değil mi? Kim karışırmış ki:)

Bu pilavdan bol yapıp, en sevdiğim komşu teyzelerime de birer tabak götürerek sürpriz yapmayı çok seviyorum. Tavsiye ederim, çok hayıra geçiyor. “Bu devirde böyle komşuluk mu kaldı?” diye bayılıyorlar bana sağ olsunlar, ben de onları çok ama çok seviyorum 🙂 Her fırsatta bir şeyler yapıp getirirler, torun gibi sever, arar sorarlar… Sayıları öylesine azaldı ki, valla değerlerini bilmek lazım böyle pırlanta gibi insanların…

Eh o zaman ben ufaktan içine katacaklarımı saymaya başlasam iyi olur, değil mi?

Adım Adım Fotoğraflı

SEBZELİ BULGUR PİLAVI TARİFİ

Malzemeler
(6-8 Kişilik)

    • 2 yemek kaşığı Zeytinyağı

1 dolu yemek kaşığı Tereyağ

3-4 adet Çarliston Biber

1 Kırmızı Biber

2 Orta Boy Domates

1 dolu çay kaşığı Domates Salçası

1/2 çay kaşığı Biber Salçası (biraz acı olmasını isterseniz, daha çok kullanabilirsiniz tabi)

1 Minik Konserve Haşlanmış Mısır

1,5 su bardağı Büyük Taneli Bulgur (Pilavlık Bulgur diye geçiyor)

3-3,5 su bardağı Kaynar Su

1/4 Et Bulyon

1/2 çay kaşığı Pulbiber

1 çay kaşığı Tuz

1 dolu çay kaşığı Kuru Nane

Öncelikle kullanmak istediğim sebzeleri yıkayıp, dilimleyip, istediğim boyutlara getirmem gerekiyor.

Bunun için ilk olarak Çarliston Biberlerden başlıyorum.

IMG 0212

Yıkadığım biberleri, ortasında diklemesine ikiye ayırarak, içlerindeki beyaz kısımları temizliyorum.

IMG 0213

IMG 0217

IMG 0219

Şimdi aynı işlemi Kırmızı Biber için de yapıyorum.

IMG 0220

Yıkadıktan sonra, kafa kısmını kesip, boylamasına ortasından ikiye ayırarak, onun da içini temizliyorum.

IMG 0221

IMG 0222

IMG 0223

Hem yeşil, hem kırmızı biberleri fotoğraftaki gibi küp küp olacak şekilde kesip, küçük parçalar halinde yemeklik hazırlıyorum.
IMG 0224

IMG 0225

IMG 0229

IMG 0227

Bu esnada da teflon bir pilav tenceresine, Zeytinyağı ve Tereyağını birlikte alarak, eritmeye başlıyorum.

IMG 0211

Yağ ufaktan kızmaya başlayınca, soğan kullanmak da isterseniz, 1 adet minik boy kuru soğanı soyup, yıkayıp, küp şeklinde doğrayarak, bu aşamada katıp, biraz talazlayabilirsiniz. Ben bu seferlik soğan kullanmıyorum ve yağın yanmasına fırsat vermeden hemen içine biberlerin tamamını ekleyerek, arada karıştırarak pişirmeye başlıyorum.

IMG 0231

IMG 0232

Biberlerin üzerine Domates Salçası ve Biber Salçasını ilave edip, onları da beraberinde karıştırarak 1-2 dakika kavuruyorum.

IMG 0236

IMG 0237

IMG 0238

Konserve mısırı, lavaboda süzgeçten geçirip, sonrasında bol su altında yıkayıp, süzüyorum.

IMG 0239

IMG 0240

Biber ve salçalı karışımın üzerine mısırları da ilave ediyor ve bir karıştırıyorum.

IMG 0243

Aynı esnada domateslerimi yıkayıp, soyup, kesme tahtasında küp küp dilimliyorum.

IMG 0233

IMG 0234

IMG 0235

Domatesi de tencereye ilave edip, karıştırarak, biraz suyunu çekecek kadar bir kaç dakika pişirmeye devam ediyorum. Eğer evdeki mantarı Beef Stragonof’a kullanmasaydım, onu da bu aşamada yıkar, dilimler bi’ güzel bu yemeğe katardım. Neyse bu seferlik böyle:)

IMG 0245

IMG 0246

Sıra nihayet assoliste yani Bulgur’a geliyor. Ayıkladıktan sonra, bir tel süzgece dökerek, bol su altında iyice yıkayıp süzdüğüm bulguları da ilave ediyorum.

IMG 0252

IMG 0254

Toplamda 1,5 bardak Bulgur ilave edip, iyice karıştırıyorum.

IMG 0255

IMG 0256

Şimdi de su ilave etme zamanı… Normalde aşırı sulu bir domates kullanmadıysanız-ki, öyle domates artık nerdeeeee?- Bulgur ile su oranı 1’e 2 olarak kabul edilebilir. Yani 1,5 bardak Bulgur kullandığıma göre, 3 bardak kaynar Su ilave ediyorum.

IMG 0258

IMG 0262

IMG 0266

IMG 0267

İyice alt üst edip karıştırıyorum ve arzu ediyorsam Et Bulyondan minik bir parça katıp, kapağını kapatarak, yemeğin altını iyice en kısığa alıyorum.

IMG 0268

IMG 0269

Tuz, Pul biber ve Kuru Nanesini de ilave ediyorum.

IMG 0272

IMG 0273

IMG 0274

IMG 0275

Tekrar güzelce karıştırıp, tencerenin kapağını kapatarak, en kısık ateşte yavaş yavaş suyunu çekerek pişmeye bırakıyorum.

IMG 0278

Ara ara açıp, alt-üst ederek karıştırıp, suyunu çektirdiğimde, bir minik kaşıkla bulgurdan alarak, hemen hafif ılındıktan sonra kıvamına bakarsanız ve henüz hala biraz daha yumuşamaya ihtiyacı olduğuna karar verirseniz, küçük bir kaynar su ilavesi daha yaparak karıştırıp, biraz daha demlenerek kısık ateşte pişirmeye devam edebilirsiniz.

IMG 0306

Bulgurların biraz daha yumuşak olmasını istediğimden, yarım bardak kadar daha kaynar su eklemeye karar veriyorum ve bi’ karıştırıp tencerenin kapağını kapatarak, altı en kısıktayken bu suyu da çektiriyorum.

IMG 0303

İstediğim kıvama ulaştığından emin olduğumda, pilavı karıştırıp, üzerine bir kağıt havlu koyup, kapağını kapatarak, ocağın altını da tamamen kapatarak, demlenmeye bırakıyorum. Bu esnada, eğer ocağınız elektrikli ocaksa, o bölgenin hala sıcak olduğunu ve ufaktan ufaktan yemeğinizi pişirmeye devam edeceğini göz önünde bulundurarak, belki ocağın soğuk bir bölümünde bekletmeye devam etmek isteyebilirsiniz:)

IMG 0308

Yaklaşık 5-10 dakika bu şekilde demlenmesi uygun olacaktır.

IMG 0309

Tadını tuzunu kontrol ettikten sonra, gerekirse ilaveler yaparak tam istediğiniz şekilde hazırlayarak, hatta arzu ederseniz, siz de benim gibi önce şekilli bir kase içerisine koyarak, sonra servis edeceğini tabağa bir hamlede o kaseyi ters çevirerek, motifli bir sunumla Bulgur Pilavınızın keyfini çıkarabilirsiniz:)

IMG 8728

O zaman herkese afiyet olsun:)

————————————————–

>Değerli Okuyucularımdan Minik bir Rica:
>
>Eğer yorum yazmak ya da soru sormak isterseniz, öncelikle şuraya tıklayarak, bloguma üye olmayı unutmayın ki, yazılarınız “Adsız” çıkmasın, ben de sizi tanıyabileyim, olur mu? 🙂

Beef Stroganoff Tarifi

13

Kayınvalidemi yemeğe davet ettiğimiz akşamlardan birinde, kendisinin de çok sevdiği Beef Stragonof ve uzun zamandır özlediğimiz Sebzeli Bulgur Pilavı ile ona bir sürpriz yapmak istedim. Biliyorum Beef Stronagoff tarifinde bu yemek genelde ince ince kesilmiş patateslerle servis edilir ama evde patates kızartmayı, hatta mümkünse evde bir şey kızartmayı tercih etmiyoruz. Şimdi adım adım fotoğraflı tarifle ve basit anlatımımla, aslında hiç de öyle gözünüzde büyüttüğünüz gibi zor olmadığına sizler de şahit olacak ve “geçenlerde milleti eve yemeğe aldığımda, ben neden Beef Stroganoff yapmamışım?, Ne havam olurdu yahu!” diye belki hayıflanacaksınız. Bir dahakine inşallah!:) 19. yüzyılda, Rus diplomat Stroganoff’un en sevdiği yemeklerden biri olarak, isminin verildiği rivayet olunan bu yemek, normalde kırmızı şarap ile yapılıyor ama bugün ben size şarapsız bir tarif anlatacağım. Hazırsak haydi Beef Stroganoff Tarifine başlıyoruz:)

Adım Adım Resimli BEEF STROGANOFF TARİFİ

Malzemeler: (4-5 kişilik)

  • 500 gr. Dana Bonfile (Size kolaylık olması için, etinizi kasap reyonundan isterken, Beef Stroganoff için Dana Şnitzel istediğinizi belirtip, parmak kalınlığında ve 4-5 cm boyunda şeritler halinde ince ince doğratın lütfen)
  • 1 Kuru Soğan
  • 3 çorba kaşığı Zeytinyağı
  • 150-200 gr. dilimlenmiş Mantar
  • 1 çay kaşığı Hardal
  • 1 paket Çiğ Süt Kreması
  • 1 çorba kaşığı Un
  • 5-6 adet kornişon Turşu (minik minik olanlarından hani:)
  • 1 su bardağı Kaynar Su
  • 1/2 demet Roka
  • 1 çay kaşığı Tuz
  • Pul biber
  • Arzu edilirse Karabiber

BEEF STROGANOFF YAPILIŞI

Teflon bir tencereye, zeytinyağı ekleyip, ocağın altını açıyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi

Bu aşamada, kendim uğraşmamak için, Kasaptan, özel olarak Beef Stroganoff için istediğimi belirtip aldığım, parmak kalınlığında ve 4-5 cm boyunda şeritler halinde ince ince doğrattığım Dana Bonfile paketimi açıp, ısınan tavadaki kızmaya yüz tutan yağa ilave ediyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi
resimli-beef-stragonof-tarifi

Etler suyunu salıp, biraz çekene kadar, arada karıştırarak pişiriyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi

Şimdi etleri tencerenin kenarlarına çekip, ortaya boş bir alan açıp, oraya da zar büyüklüğünde küp küp doğradığım kuru soğanı ilave ediyorum. Yemeklik soğan nasıl doğranır öğrenmek isterseniz tıklayınız.

resimli-beef-stragonof-tarifi
resimli-beef-stragonof-tarifi

Önce orta alanda, henüz etlere pek karıştırmamaya özen göstererek, soğanları da kendi aralarında karıştırarak pişiriyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi

Soğanlar iyice sararmaya başlayınca, (yanmalarına izin vermeden) hepsini etlerle birbirine karıştırma zamanı gelmiş demektir.

resimli-beef-stragonof-tarifi

İyice yıkadığım ve süzdüğüm Mantarları kesme tahtasına alıyorum.

IMG 8655

Arzu ettiğim büyüklükte, ister ince dilimler halinde, ister mantarları sadece 4’er parçaya ayırarak kesip, yemeğe ilave ediyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi
resimli-beef-stragonof-tarifi

Karıştırıp, kapağını da kapatarak, mantarların da suyunu bırakıp, tekrar birazcık çekmesini bekliyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi

Sıra geldi 1 tepeleme dolu çorba kaşığı ile Un ilave etmeye…

resimli-beef-stragonof-tarifi

Bunu topaklanma olmasını önlemek için isterseniz, çay süzgesinden geçirerek de ekleyebilirsiniz, size kalmış:)

resimli-beef-stragonof-tarifi

Karıştırmaya devam ediyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi

Şimdi de kornişon Turşularımı yukardan ince şeritler halinde dilimliyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi
IMG 8668

ve tencereye onları de ekliyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi

Yemeği, pişirir pişirmez, hemen servis edeceğim için, işte şimdi kremayı ekleme zamanım geldi. Yok eğer, şimdi yenmeyecek, daha yemeğe bir kaç saat var diyorsanız, krema hariç, her şeyi ekleyin ve pişirin, daha sonra yemeğinizi servisten evvel ısıtırken kremayı eklersiniz. Çünkü krema, ikinci kez ısıtıldığında kesilebilir.

Bu durumla karşılaşmamak için, tavsiye edilen şey; krema eklemeyi tam servis öncesi, son aşamaya bırakmak:)

Şimdi farz edelim ki, siz de benim gibi yemek pişer pişmez hemen yiyeceksiniz, o zaman, bir kutu Çiğ Krema paketini açıp, yemeğe ilave ederek, karıştırmaya devam ediyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi
resimli-beef-stragonof-tarifi

Bu esnada arzu ederseniz karabiber, Pulbiber vs. ekleyebilirsiniz. Ayrıca en az bir çay kaşığı olmak üzere, kullanmak istediğim miktarda Tuz da ekliyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi
resimli-beef-stragonof-tarifi

Bir dolu çay kaşığı Hardalı, bir bardağa koyup, üzerini kaynar su ile tamamlayıp, karıştırarak eritiyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi

Bu karışıma da yemeğe ilave edip, karıştırıyor ve kapağını kapatarak, kaynamaya başladığında, kısık ateşte suyunu çektirmeye devam ediyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi
resimli-beef-stragonof-tarifi
resimli-beef-stragonof-tarifi

15-20 dakikadan sonra beklediğim yumuşaklığa gelip gelmediğine emin olmak için, minik bir parça eti alıp, biraz ılındıktan sonra, kıvamını kontrol ediyorum.

Bu esnada, tuzu mu az, baharatı mı eksik, onlara da karar verip, istediğiniz ilaveleri yapabilir, arzu ederseniz, gerekli gördüğünüz miktar kadar pişirmeye devam ederek, tam istediğiniz kıvama getirebilirsiniz.

Servis yapmadan önce, yıkayıp süzdüğüm Roka yapraklarını, istediğim kalınlıkta dilimleyip, yemeğe ilave ediyor ve bu seferlik kızarmış patatesle değil, leziz ve sağlıklı Sebzeli Bulgur Pilavıyla birlikte sunuma hazırlıyorum.

resimli-beef-stragonof-tarifi

Kimse ilk tabakla tadına doyamayınca koşup, birer tabak daha hazırlıyorum:)

resimli-beef-stragonof-tarifi

İşte nefis Beef Stronagoff Tarifimizin sonuna geldik bile. Eminim siz çok daha güzelini yaparsınız.
Herkese Afiyet olsun:)

Hürrriyet’in En Çalışkan Blog Adayı ÜŞENGEÇ ŞEf’e oy veriyoruz:)

2

UsengecSefOdul
Süre azalıyoooor, gözüm üstünüzde:)
images 79

Bamya Yemeği Tarifi

7

Çoğu insanın çok da bayılmadığı Bamya’nın lezzeti, aslında o kadar da fena değil… Onu esas antipatik yapan, tüylü olan kuyruk kısmı doğru kesilmediğinde, yemeğin dokusunu yapış yapış hale getirmesi ve bu sayede çocukluktan itibaren sevilmeyen yemekler listesine girmesinin kaçınılmaz olması bence… Açıkçası benim de her hafta tercih edeceğim yemekler arasında olmamakla beraber, yüksek lif içeriği sayesinde, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlayan, sinir sitemindeki asidi nötralize ederek ülseri önlemeye yarayan, gözlerde retinayı koruyup, katarakt oluşmasını engelleyen, bağışıklık sistemini korumaya yardımcı olan bu sebze, doğru düzgün ayıklandığında ve limon kullanıldığında güzel güzel yenebilecek, sağlıklı bir alternatif aslında… Haydi o zaman Bamya Yemeği Tarifimiz başlasın!

Bamya yemegi tarifi

Şimdi size, işten-güçten, çoluk-çocuktan, gezmek-tozmaktan dolayı, iyice kısıtlı zamanınızı da göz önünde bulundurarak, hiç öyle ayıklama zahmetine girmeden, önceden güzelce ayıklanmış ve Dondurulmuş, Pişirmeye Hazır Bamya ile 10 dakikada kolayca hazırlayabileceğiniz bir tarif geliyor. Ben sade halini anlatıyorum ama siz arzu ederseniz bu tarifi etli ya da kıymalı da yapabilirsiniz tabi:)

ADIM ADIM FOTOĞRAFLI ETSİZ BAMYA YEMEĞİ TARİFİ

Malzemeler: (2 kişilik)

1 Kuru Soğan

1-2 Domates

1 Paket Dondurulmuş Bamya (veya 1/2 Kilo Taze Bamya)

1 çay kaşığı Domates Salçası

2 çay kaşığı Biber Salçası

1/4 Et Bulyon (Tercih ederseniz)

Çeyrek Limon Suyu

2,5-3 su bardağı kadar Kaynar Su

Tuz

Malzeme listesinde de göreceğiniz üzere, hızlı olması için dondurulmuş bamya kullanacağım.

Eğer siz, “taze bamya” kullanmayı tercih ederseniz, bamyaları öncelikle süzgeç içinde iyice yıkayıp, kuyruk kısımlarını, çok derinden olmayacak şekilde, uygun bir bıçak yardımıyla  “külah şeklinde” ayıklamalı, ardından bir miktar tuzla hafifçe ovalayıp, sonra tekrar sudan geçirmelisiniz. Aman üşengeçlik edip, kuyruk kısımlarını düz kesmeyin, sonra o sevmediğiniz türde yapışık bamyalardan çıkar ortaya mazallah:)

İlk olarak tenceremize zeytinyağını döküyor, biraz ısıtıp, üzerine zar büyüklüğünde küp küp doğradığımız kuru soğanı ekleyip, karıştırarak talazlıyoruz.

resimli-bamya-tarifi

Soğanlar sararmaya başlayınca, içine Domates Salçası ve Biber Salçasını da ilave edip, karıştırmaya devam ediyoruz.

resimli-bamya-tarifi
resimli-bamya-tarifi
resimli-bamya-tarifi

Sıra, küp küp doğradığımız domatesleri ilave etmeye geliyor.

resimli-bamya-tarifi
resimli-bamya-tarifi

Bu aşamada arzu ederseniz biraz Et Bulyon (ki ben sadece 1 paketin çeyreğini kullanıyorum) ilave ediyoruz.

resimli-bamya-tarifi

Şimdi ister hazır donmuş paket, ister kendi ayıkladığınız olsun, Bamyaları da tencereye ilave etme zamanı geldi işte…

resimli-bamya-tarifi

1-2 dakika güzelce alt üst edip karıştırarak orta ateşte pişirmeye devam ediyoruz.

resimli-bamya-tarifi

Sonrasında da bamyaların üzerini örtecek seviyede, yani yaklaşık 2,5-3 su bardağı kadar Kaynar Su ekliyoruz.

resimli-bamya-tarifi
resimli-bamya-tarifi

Son olarak 1 silme çay kaşığı kadar Tuz ve çeyrek limonun suyunu da ekleyip, ocağın altını en kısık ateşe getiriyor ve kapağını kapatarak, yaklaşık olarak 30-35 dakika kadar pişiriyoruz.

resimli-bamya-tarifi
resimli-bamya-tarifi-limon

Yanında Pilavla, mis gibi bir öğün olur… “İyi ama Pilavı nasıl yapacağım ki?” diye telaşlananlar için, adım adım fotoğraflı enfes Pilav tarifim de burada…

Haydi afiyet olsun!

Hello Kitty Cafe ve Mağazası

0

Şimdi şimdi düşünüyorum da… Bu devirdeki gibi çılgın oyuncaklar bizim çocukluğumuzda da olsaydı, deli miydim ben ki, 4,5-5 yaşında koşa koşa ilkokula başlayayım?

alman porselen bebekAbartmıyorum, henüz ortada Barbie filan yoktu yahu… Alabileceğiniz en iyi alternatif; Alman yapımı Porselen bebeklerdi. Onların o donuk ifadelerinden, kelebek şekilli dudaklarından da, hiç hoşlanmazdım. Yıllar sonra “Chucky” serisi ile iyice korkar hale geldim bu bebeklerden:)Bir de örgü yünüyle yapılmış sevimsiz saçları olan lahana bebekler vardı ki, hiç bir zaman dönüp bakmamışımdır bile suratlarına. İsmi gibi cismi de gıcık! O ne öyle “lahana” diye bebek mi olurmuş? Bir dönem popçularının, çorbasını içip zayıfladığı ve pişerken evin kokusunu mahveden şey benim için lahana:)

Zaten ufaklık resimlerimde elimde genelde kağıt-kalem var. Oyuncaklı bir-iki fotoğraf anca buldum, onlarda da Güney Afrika’dan gelen siyahi bir bebek var kucağımda, yerel kıyafetler içinde ve tam-tam dansı yapmaya hazır ve nazır halde:)

Bu konuda esas travmayı ise babamın gemi seyahatiyle gittiği Avrupa’dan dönüşünde yaşadım.
cruise

Ballandıra ballandıra bana aldığı o muhteşem bebeği anlatıp, hepimiz için getirdiği çeşit çeşit hediyelerle dolu bavulu açarken, “Allaaaaah bebek geliyor!” diye gözlerim parlamış, nefesim tutulmuş halde beklerken, meğersem bu hikayenin sonunun nasıl da hüzünlü bittiğini duymamla, büyük hayal kırıklığı yaşamam bir olmuştu. Diğer hediyelerin hiç birinin önemi kalmamıştı gözümde. Çocuk aklı işte…

Efendim hazin olay şöyle cereyan etmiş; Yolculuğun sonunda, babam elinde özel şeffaf ambalajındaki bana aldığı bebekle, geminin artık İstanbul Limanına demir atmasını beklerken, yaşlı bir teyze yanaşıp, “ay evladdıım, ben doğru düzgün yürüyemediğim için gemiden inip, alışveriş yapmaya imkan bulamadım maalesef. Ama şimdi biricik torunuma doğum gününde eli boş dönmek istemiyorum, o bebeği acaba bana satar mıydınız?” demiş. Eh bu durumda benim yufka yürekli babam ne yapar, “buyurun” demiş ve hiç düşünmeden bana aldığı bebeği, torununa vermesi için teyzeye hediye etmiş.

Yahu ben burada dört gözle, açmış kollarımı beklerken, “o başkasına nasıl yar edilir?” diye küstüm tabi ve o bebek o gün benim olamadı ya, gözümde daha da değerlendi. Sonra durumu iyice protesto ederek bebeklerle hiç oynamadan, hemen okula başlamak için can attım ve o küçücük yaşımda, müdürün kapısına dayandım beni kabul etmesi için işte.

Gelin de görün ki, şimdi şimdi içimde kalan bu uhde, iyice su yüzüne çıkıyor ve pembe rengine ve güzel oyuncaklara hiç duyarsız kalamıyorum.

hello-kitty-world-turkiye
Hello Kitty Cafe Suadiye’de açıldığında, pembenin tüm tonlarını ve o sevimli kedinin logosunu görür görmez, hemen ziyaret etmiştim. Şimdi de Ataşehir’de, tam da Palladium AVM’nin ana giriş kapısının karşında dünyanın ilk Hello Kitty World’ü açıldı. Tutmayın beni!

hello-kitty-world-turkiye

3.000 metrekare kapalı alanı ve 400 metrekarelik bahçesiyle, içinde 4 tane cafe yer alan Hello Kitty World, farklı katlara ayrılmış mağaza bölümlerinde; bebek ürünlerinden, 12 yaş altı kız çocuğu tekstiline, oyuncaktan kırtasiyeye, takıdan, mutfak ürünlerine ve ev tekstiline kadar geniş yelpazede ürünlere yer vermiş.

hello-kitty-world-turkiye
Adım attığınız andan itibaren büyülü bir dünyaya kendinizi kaptırıyorsunuz.

hello-kitty-world-turkiye

Eğlenceli bir alışveriş mekanı yanında, insanların hoşça vakit geçirebileceği, arkadaşları ile bir araya gelebileceği ve ilgi çekici yeni ürünleri yakından inceleyebileceği, sosyal bir ortam da yaratmışlar.

hello-kitty-world-turkiye
Japon hediyelik eşya ve oyuncak firması Sanrio tarafından 37 yıl önce yaratılan Hello Kitty, bugün bütün dünyada tam anlamıyla bir fenomen.

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye
Bu ikon, ilk olarak Japon bir tasarımcı tarafından, minik bir bozuk para çantası üzerinde kullanılmış. Esas hedef kitlesi en başlarda; ergenliğe yeni yeni geçen genç kızlar iken, daha sonra erişkinleri de kapsayacak şekilde pazarı genişletmişler ve okul gereçlerinden, moda aksesuarlarına aklınıza ne gelirse üretmeye başlamışlar. Hello Kitty Televizyon serileri ile de küçük çocuklarında gönüllerini fethetmişler.
hello-kitty-world-turkiye

Bilmem dikkat ettiniz mi ama Hello Kitty’nin tasarımındaki en büyük özelliklerinden biri; kediciğin, bir ağzının olmaması. “Ağzı var, dili yok” esprisi yapmıyorum, çok ciddiyim:)

hello-kitty-world-turkiye

Bu şekilde tasarlanmasındaki amaç; kendisine bakan kişiye o an içinde bulunduğu ruh halini yansıtması ve bir nevi duygularına tercüman olmasıymış… Bu sayede, sahibi gülüyorsa gülüyor, şaşırıyorsa şaşırıyor, karşısındaki bir çocuksa çocuksu bir ifadesi oluyor, yetişkinse yetişkinmiş gibi olduğu iddiasındalar.

Biraz daha tanıtayım onu size hadi:)Esas ismi: Kitty White. Londra’nın banliyösündeki şirin bir evde ailesiyle birlikte yaşıyor. Başının solunda kırmızı kurdelesi olan beyaz bir kedi. (Zamanla pembe olmuş kurdelesi, isabet olmuş bence) Boyu 5 elma ve kilosu 3 elma kadar diye tanımlanıyor, ne demekse işte:) Akıllı ve iyi kalpli bir kız… İkiz kardeşi Mimmy ile de çok iyi geçiniyor.

hello-kitty-world-turkiye
Mimmy’nin görünüm olarak ikizinden en büyük farkı; kurdelesinin Sarı renkli ve başının sağ tarafında olması. Utangaç yapıda bir kız olan Mimmy, en çok kurabiye pişirmeyi ve annesinin el yapımı apple pie’larını seviyor. Ağızları yok evet ama maşallah kurabiyeleri, apple pie’ları hapur hupur yemeyi biliyorlar, ilginç değil mi? 🙂

hello-kitty-world-turkiye

Mimmy, Kitty’den farklı olarak, dikiş dikmeye ve evlilik planları yapmaya bayılıyor. George isminde babaları ve Mary isimli bir anneleri ve hikayeler anlatmayı seven bir büyük baba ile, dikiş dikmeyi seven bir büyük anneleri var.

Hello Kitty’nin en meşhur sözü: “You can never have too many friends” yani şöyle çevrilebilir belki: “Hiç bir zaman yeterinden fazla arkadaşın olamaz”… Kendisi arkadaşa doymayan bir karakter. En sevdiği şey; insanların duygularını dile getirmek, birbirlerine hediyeler vermeye teşvik etmek ve böylece mutlu, gülümseyen yüzler yaratmak… İşte bunlar da en yakın arkadaşları…

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

Japon “Sanrio” ve Türk “Peritozu” markalarının iş birliğiyle İstanbul Ataşehir’de açılan Hello Kitty World’ün moda bölümü, çantalar, aksesuarlar ve valizleriyle, kadınlar için de tam bir cazibe noktası…
hello-kitty-world-turkiye
Bahçe Café ise, sevdiklerinizle keyifli bir buluşma ve interaktif oyunlarla eğlenme alanı.

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye
Amaç; ailelerle bağ kurmak olduğu için, sadece kızlar değil, erkek çocukları ve babaları da düşünülmüş ve mağazaların bir katı da onlara hitap eden uzaktan kumandalı arabalardan, teknelere, diğer cool oyuncaklardan, tekstil ürünleri ve çantalarına kadar pek çok ürünle doldurulmuş.

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye
Yaklaşık 750 metrekare olan “Hello Kitty Town” ise, fotoğraf stüdyosu, kuaför ve güzellik salonu, Hello Kitty ürünlerinin bulunduğu evler, Hello Kitty kurabiyeleri ve ekmekleri sunulan fırın ve çiçekçisi de bulunan ve zemini Arnavut Kaldırımları ile kaplı, rüya gibi pembe-beyaz bir kasaba görünümünde…
hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

Geçen Pazartesi bu şeker pembesi mekanın açılışı için hazırlanan basın toplantısına davetliydim. Sabah erken gittiğim için önce bu keyifli ortamda hep beraber güzel bir kahvaltı edildi.

hello-kitty-world-turkiye

Kahvaltı tabağının neler içerdiğini tek tek yazmaya gerek yok herhalde, bir fotoğraf her şeyi anlatıyor.

hello-kitty-world-turkiye
Özellikle şu Tereyağının tatlılığına dikkat çekmek isterim:) Dokunmaya kıyamıyor insan…

hello-kitty-world-turkiye
Basın toplantısı sonrası, Hello Kitty ve arkadaşları Kurbağa “Keroppi” ve Siyah somurtkan kuş “Badtz Maru” da aramıza katılıp, meşhur danslarını yaptılar.

hello-kitty-world-turkiye
hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

Basın toplantısında yanımda oturan hanımın, somurtgan kuşu, aşkına benzettiğini de duyabileceğiniz bu tatlı “Hoşgeldin Dansı”nı izlemek için aşağıdaki videoya tıklayabilirsiniz.

Sonrasında detaylı bir mağaza gezisine başlama zamanı geldi işte! Oradan girdim, buradan çıktım, içeride biraz kendimi kaybettim…

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye
En ama ennn çok bu bölümü sevdim.

hello-kitty-world-turkiye
Böyle bir masada ders çalışmak, ödev hazırlamak ne büyük keyiftir valla okul yıllarımı özledim.

hello-kitty-world-turkiye
IMG 9388Bu da Hello Kitty karaoke makinesi. “Kara” Japonca’da “yok” anlamında.. “Oke” ise “orkestra”… Yani birebir karşılığı; “orkestra yok” veya “solistsiz orkestra” gibi bir şey. Alttan müzik çalıyor ama şarkının sözlü kısmı bir türlü başlamıyor. Ekrandan zamanı geldiğinde tek tek çıkan sözleri takip edip, müziğin üzerine şarkıyı söyleyerek, mikrofonla kendiniz seslendiriyorsunuz:)

Zamanında saç fırçalarıyla ayna karşısında izleyicisiz konserler vermiş bir neslin çocukları olarak gaza gelip, bu aletten çocuğunuza alacaksanız, ama sonra arkadaşlarını toplayarak bütün gün şarkı söylediğinde, kafanız şişecekse, uzak durmakta fayda var belki ya da ona özel ses geçirmeyen bir oda yaptırabilirsiniz, neden olmasın?:)

Nevresim takımları, evcil hayvan aksesuarları, kayak takımları, cüzdan, şampuan, parfüm, şemsiye, battaniye, kolye, küpe, defter, kalem, banyo ve mutfak aksesuarları… Ne ararsanız burada mevcut:)

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

Kısaca, Hello Kitty çılgınlığının sonu yok…

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

hello-kitty-world-turkiye

Bugünlük Hello Kitty’den benim payıma düşen dünya tatlısı ciciler de bunlar oldu. Merak ediyorum siz gittiğinizde neler neler seçeceksiniz kim bilir:)

hello-kitty-world-turkiye

Türk Ağız Tadına Yönelik 3 Farklı Kırmızı Et Marine Tekniği

1

Kırmızı Et Marine Teknikleri konusunda davetlisi olduğum workshop’da dünya lezzetleri yanında Türk damak tadına uygun marinasyon yöntemi de örneklerle anlatıldı.

Daha önceki yazımda kırmızı et seçimi, marinesi ve sunumunda, dikkat edilmesi önerilen püf noktalarının altını çizmeye çalışmıştım. Tekrar üzerinden geçmek gerekirse;

KIRMIZI ET SEÇİMİ – PİŞİRİLME VE SUNUMUNDA
PÜF NOKTALARI:

  • Kasaptan ya da marketten et satın alırken, mümkün olduğu kadar mermer görünümünde olmasını tercih etmeli.

İngilizce “marbling” olarak kullanılan bu tabir, etin içinde beyaz görünen yağ ve kırmızı bölümlerinin en homojen dağılmış halini temsil ediyor. Bu mermerimsi görüntü ne kadar çoksa, o et o derece iyi ve kaliteli kabul ediliyor.
kirmizi-et-nasil-yumusacik-pisirilir

  • Kasaptan et aldığınızda hiç bir şekilde dövdürmeyin, etin bütün lezzeti gider deniliyor. (Şefin tavsiyesi valla:)
  • Eti dondurucudan çıkarıp, hazırlamaya başlamadan evvel yaklaşık 30 dakika kadar buzlarının hafif çözülmesinin beklenmesi öneriliyor.
  • Ete kesinlikle önceden tuz atılması tavsiye edilmiyor. Tuz maalesef, etin o kendine has neminin tamamını çekip, kuru ve sert hale getireceği için,en doğrusu tuzu; eti ızgarada pişireceğimiz zaman, son anda kalın granüllü kaya tuzu şeklinde eklemek…

Bol bol da kullanılsa, çoğu ızgaraya döküldüğü için, çok tuzlu hissi vermeyen güzel bir lezzet kattığı belirtiliyor. Servise hazır hale geldiğinde, tabağa aldıktan sonra da biraz tuz daha serpilmesi tavsiye ediliyor.

kirmizi-et-marine-terbiye-deniz-tuzu

  • Eti ızgarada pişirdiniz ve tabağa aldınız diyelim. Öyle hemen servis etmemek en iyisi. Etin büyüklüğüne göre yaklaşık 5-8 dakika beklenmesi öneriliyor. Neden mi? Eğer eti hemen servis ederseniz, bıçakla daha ilk lokmayı kestikleri anda, tüm suyu çorba gibi tabağa akar ve geriye hiçbir suyu kalmayan kuru ve lezzetsiz bir et kalır diyorlar. Oysa çok az beklettiğiniz zaman, o etin suyu içinde homojen olarak hapsedilir ve dilimleyip yenilirken her yeri “juicy” tabir edilen lezzette olurmuş.

kirmizi-et-marine-terbiye

  • “Eti mühürlemek” denilen işlem, suyunu bırakmasına izin vermeyecek şekilde yüksek ateşte, alt ve üstünü kahverengi tona gelecek şekilde sote tavasında çok az yağ konularak pişirmeye deniliyor. Önce bu işlemi yapıp, sonra ızgaraya alıp, orada da yüksek derecede pişirmeye devam ediyorsunuz ve bu sayede etin suyu ve lezzeti içinde hapsoluyor.

TÜRK DAMAK TADINA UYGUN KIRMIZI ET MARİNE YÖNTEMLERİ

 DANA BONFİLE için Marine Önerisi:

kirmizi-et-marine-terbiye
Dana Bonfileyi; süt,soğan suyu, tuz, karabiber ve ince doğranmış fesleğen ile hazırladığımız sos içine, üstünü örtecek şekilde koyarak 4 saat buzdolabında bekletiyoruz.

Önce kızgın tavada alt-üst yapıp, suyunu kaybettirmeden mühürlüyoruz. Sonrasında etin kalınlığına göre uygun sürede fırında pişiriyoruz.

KUZU PİRZOLA için Marine Önerisi:

kirmizi-et-marine-terbiye

Kuzu pirzolayı şalgam suyuyla marine edebilirsiniz. Şalgam suyu zaten tuzlu olduğu için, ayrıca tuz ilave edilmesine gerek olmuyor. Sadece şalgam suyu içerisinde, üzerini örtecek şekilde buzdolabında 3 saat bekleyince, onun hafif ekşimsi tuzlu tadı, ete tadından doyulmaz bir lezzet ve yumuşaklık veriyor.

kirmizi-et-marine-terbiye

Şalgam suyunu acılı ya da acısız seçmek, tamamen sizin tercihiniz. Piştikten sonra, arzu ederseniz, etin üzerine çok ince bir tereyağ koyarak servis edebilirsiniz.

KUZU SIRTI için Marine Önerisi:

kirmizi-et-marine-terbiye

Kuzunun en yumuşak ve leziz bölgelerinden olan kuzu sırtı için ise şöyle bir sos öneriliyor:

Domates salçası, biber salçası, yoğurt ve taze kekik sosunda
3,5 saat buzdolabında dinlendirdikten sonra, önce ocakta, yüksek ateşte bir tavada ters-düz ederek, her iki yüzünü de, suyunu bırakmasına fırsat vermeyecek kadar kısa bir sürede mühürleyip, sonrasında etteki pişmişlik tercihinize göre, gerekli sürede, yüksek dereceli fırında pişirebilirsiniz.

kirmizi-et-marine-terbiye

İşte Kırmızı Et için 3 farklı Türk marine önerisi böyle…

kirmizi-et-marine-terbiye

İsterseniz daha önce tek tek anlattığım, Latin Amerikalı Şef’le hazırladığımız Kırmızı Et Marine Tekniklerine de ayrıca bakabilirsiniz.

Şimdiden afiyet olsun:)
usengecsef.com
www.facebook.com/usengecsef
www.twitter.com/usengecsef
www.instagram.com/usengecsef

Şimdi Publico’daki O Sıcacık Anne Puaçalarından Olsa Keşke…

0

Mekanist gurularıyla geçen haftaki kültür ve sanat dolu istanbul Bienali gezimiz öncesi, özel davetlisi olduğumuz Pazar brunch’ında Pera Publico’da toplandık

IMG 9585

Burası tam da Tünel meydanında yer alan ve Pera ruhunu yansıtan keyifli bir mekan…

IMG 9586

IMG 9557

IMG 9577

IMG 9558
Ahşap ağırlıklı, renkli sandalye ve renkli camlarla zenginleştirilmiş dekorasyonu ve çarpıcı led aydınlatmalı bar kısmıyla Publico, içeri adım atar atmaz sizi hemen içine çekiyor.

IMG 9556
Kalabalık kahvaltı masamızın üst katta hazırlandığı bilgisini alınca, merdivenlerle yukarı çıkıyoruz. O esnada flaşlar patlıyor. Hazırlıklı olun, yoksa çok tatlı ve yaratıcı fikirle hazırlanmış olan bu poster, sizi de bir “celebrity” gibi hissettirebilir ve hemen havaya girerek, poz vermeye başlayabilirsiniz:)
IMG 9559
Üst kata çıktığımızda kallavi bir serpme kahvaltı masasıyla karşılandık.

IMG 9578

IMG 9561

IMG 9560

IMG 9564

Publico; Otlu peynirli bazlaması, acukası, tereyağı, keçi peyniri, çeşit çeşit reçelleri, zeytinleri, domatesi, salatalığı, balı- kaymağı, taze sıkılmış portakal suyu ve lezzetli kahvesiyle, en ama en çok da, servis ekibinin misafirperverliği ve güler yüzüyle bizden tam not aldı.

IMG 9568

Bir peynirli puaçaları var ki enfes! Anne elinden çıkmış gibi sıcacık geldi masaya.
IMG 9565

IMG 9567
Hamur işine düşkünlüğüm malumunuz. Normalde Pazar kahvaltılarında yediğim ekmeğin haddi hesabı olmaz. Üzerine biraz ondan sür, biraz bundan sür derken, ipin ucu kaçar.

Burada masamıza aslında ev yapımı bir ekmek de gelmesine rağmen, ona pek şans veremeden, tercihimi puaçalardan yana kullanıp, ayıptır söylemesi tam 3 tane yemişim üzerinize afiyet.
IMG 9569

IMG 9570

IMG 9572

IMG 9573
O kadar puaçadan sonra, “tamam artık canım, kararında bırakmak lazım” diye düşünüp, “aman gerek var mı şimdi” diye başlarda nazlandığım, sonra yine dayanamayıp, incecik bir dilim aldığım Tahinli kek ise, umduğumun çok üstünde bir tad olarak kalbimi fethetti.

IMG 9574
Kek’e yönelik beğeni hislerimi öyle ballandıra ballandıra anlatmışım ki, benden sonra kimse ona kayıtsız kalamadı ve bir anda yarısı tükendi bile:)
IMG 9575
Duvarlarında yer alan etkinlik posterlerine bakılırsa, akşamları sergilenen DJ performansları ile de iddialı olan Publico’nun yemekleri arasında, Ispanaklı Raviolisinin, Salatalarının ve Pizzalarının da çok methini duydum.

IMG 9576

IMG 9580

 IMG 9581

IMG 9582

IMG 9583

Oldukça merkezi bir konumda olduğu için, bu taraflarda programım olduğu ilk fırsatta, onları da bi’ değerlendirmek üzere en yakın zamanda tekrar uğramak şart oldu.

PERA PUBLICO
İletişim Bilgileri:Tünel Meydanı 186/A, Asmalımescit Beyoğlu

T: (212) 245 40 28

KIRMIZI ET Seçme-Marine Etme ve Pişirmenin Püf Noktaları

4

Mekanist’teki en aktif yazarlardan biri olarak naçizane Guru’luk payesine layık görüldüğümden beri, bu dinamik ekibin organize ettiği keyifli etkinliklere de sık sık davet ediliyorum ve fırsat buldukça ilginç olanlarına katılmaya gayret gösteriyorum.
Kirmizi et 1

İşte bunlardan biri de geçen hafta Beşiktaş Balmumcu Yokuşu’nda yer alan Renaissance İstanbul Bosphorus Hotel’deki Arts Restaurant’ta gerçekleşti.

IMG 9793

IMG 9789

Daha önceden güzel bir havada Teras katındaki “Bar 212″de Boğaz ve tarihi yarımada manzarasının keyfini çıkarmış birisi olarak, bu yeni oteli oldukça beğenmiştim.

IMG 9790

Bu sefer ise yağmurlu ve puslu bir günde Kırmızı Et Marine Teknikleri ile ilgili bir workshop için Latin Amerika mutfağının ünlü isimlerinden, konuk şef Paula DaSilva ile burada bir araya gelecektik.

PaulaDaSilva

Amerikan’ın en çok izlenen yemek yarışmalarından Hell’s Kitchen’ın sunucusu olan ve kendisi de dünyaca ünlü şeflerden sayılan Gordon Ramsay’in de yeteneğini ve yemek yapma tutkusunu takdir ettiği Paula, halen Miami 3030 Ocean Restaurant’ın şefi…

Gordon Ramsay
Brezilyalı konuk şefimiz Paula tüm içtenliğiyle farklı karakterdeki kırmızı etler için özel tekniklerle hazırladığı lezzet sırlarını ve Latin Amerikan tarzı et pişirme tekniklerini bizimle paylaşırken, sizler için bu workshopdan en öne çıkan püf noktalarını derlemeye ve bu önemli sırları anlatmaya çalışayım madem:)

ET SEÇİMİ – PİŞİRİLME VE SUNUMUNDA PÜF NOKTALARI:

  • Kasaptan ya da marketten et satın alırken, mümkün olduğu kadar mermer görünümünde olmasını tercih etmeli.

İngilizce “marbling” olarak kullanılan bu tabir, etin içinde beyaz görünen yağ ve kırmızı bölümlerinin en homojen dağılmış halini temsil ediyor. Bu mermerimsi görüntü ne kadar çoksa, o et o derece iyi ve kaliteli kabul ediliyor.
kirmizi-et-nasil-terbiye-edilir

  • Kasaptan et aldığınızda hiç bir şekilde dövdürmeyin, etin bütün lezzeti gider deniliyor. (Şefin tavsiyesi valla:)
  • Eti dondurucudan çıkarıp, hazırlamaya başlamadan evvel yaklaşık 30 dakika kadar buzlarının hafif çözülmesinin beklenmesi öneriliyor.
  • Ete kesinlikle önceden tuz atılması tavsiye edilmiyor. Tuz maalesef, etin o kendine has neminin tamamını çekip, kuru ve sert hale getireceği için,en doğrusu tuzu; eti ızgarada pişireceğimiz zaman, son anda kalın granüllü kaya tuzu şeklinde eklemek…

Bol bol da kullanılsa, çoğu ızgaraya döküldüğü için, çok tuzlu hissi vermeyen güzel bir lezzet kattığı belirtiliyor. Servise hazır hale geldiğinde, tabağa aldıktan sonra da biraz tuz daha serpilmesi tavsiye ediliyor.

kirmizi-et-marine-teknigi

  • Eti ızgarada pişirdiniz ve tabağa aldınız diyelim. Öyle hemen servis etmemek en iyisi. Etin büyüklüğüne göre yaklaşık 5-8 dakika beklenmesi öneriliyor. Neden mi? Eğer eti hemen servis ederseniz, bıçakla daha ilk lokmayı kestikleri anda, tüm suyu çorba gibi tabağa akar ve geriye hiçbir suyu kalmayan kuru ve lezzetsiz bir et kalır diyorlar. Oysa çok az beklettiğiniz zaman, o etin suyu içinde homojen olarak hapsedilir ve dilimleyip yenilirken her yeri “juicy” tabir edilen lezzette olurmuş.
  • “Eti mühürlemek” denilen işlem, suyunu bırakmasına izin vermeyecek şekilde yüksek ateşte, alt ve üstünü kahverengi tona gelecek şekilde sote tavasında çok az yağ konularak pişirmeye deniliyor. Önce bu işlemi yapıp, sonra ızgaraya alıp, orada da yüksek derecede pişirmeye devam ediyorsunuz ve bu sayede etin suyu ve lezzeti içinde hapsoluyor.
Latin Amerikalı Şef’den Kırmızı Et için

Farklı Marine Teknikleri

Bizde genelde et deyince en çok fileminyon tercih ediliyor ama etin lezzetli (hatta şefe göre, fleminyondan çok daha lezzetli) başka parçaları da aslında var. Etlerin, hayvanın kesim yapılan bölümlerine göre farklı karakteristik özellikleri var tabi.. Buna göre marine ve pişirme teknikleri de değişiklik gösteriyor malumunuz. Bugün Paula bize 3 farklı et çeşidinin marine edilmesini gösteriyor.

IMG 9431
Workshopda ilk kullanılan et, hayvanın döş kısmının hemen altındaki yerden. Az önce anlattığım gibi ne kadar mermerimsi görüntü, o kadar iyi bir et seçimi demek. Bu etin marine edildikten sonra belli bir süre bekletilip, sonra ızgarada mümkün olan en yüksek derecede pişirilip, ince ince dilimlenmesi öneriliyor.

kirmizi-et-nasil-yumusacik-pisirilir

Bu etin Marinasyonu için Şefin tavsiyesi; Bira ile marine etme yöntemi.

Light veya normal bira kullanılabilen ve ilaveten Portakal dilimleri ve zencefilde ekleyerek hazırlanan bu sos içinde minimum 15 dakika olmak üzere, en iyisi yaklaşık 3 saat bu poşette marine olması için bekletmek…  Pişirmeye geçmeden önce deniz tuzu gibi kalın tuz kullanılmalı ve gril edebildiğiniz en yüksek derece 300- 350 C’de ızgarada arzu ettiğiniz kıvamda pişirmeli.
Bizim atölye çalışması esnasında zamanımız kısıtlı olduğu için şef, hemen deniz tuzunu, bira, zencefil ve portakal dilimleri ekleyip, poşetin ağzını kapattırarak, yaklaşık 15 dakika bu şekilde beklemesini sağladı. Sonra poşetten çıkarılan et 350 C’de ızgarada pişirildi.

kirmizi-et-nasil-yumusacik-pisirilir
2.et ise bir T-Bone. Kansas veya New York Steak’de denilen bu ete Türkiye’de Dana Pirzola ismi veriliyor. Yine marbling (mermerimsi görüntüde) olması yani yağın et içinde homojen şekilde dağılmış olması, et kalitesinde en önemli etkenlerden…  Bu kısımdaki et, zaten yumuşak bir et ama mermerimsi olması o eti, lokum haline getirip, ağızda erimesini sağlıyor.

kirmizi-et-nasil-yumusacik-pisirilir

Etin bulunduğu kaba (veya poşete) Yeşil Soğan, Biberiye, Kırmızı Biber, Sarımsak Taneleri ve biraz Zeytinyağı ekleniyor. Bu sosun içinde isterseniz 1 gün bile bırakabilirsiniz. Pişireceğiniz zaman poşetten çıkarıp, ızgaraya alıyorsunuz.

kirmizi-et-nasil-yumusacik-pisirilir

IMG 9444

kirmizi-et-nasil-yumusacik-pisirilir

kirmizi-et-nasil-yumusacik-pisirilir

Günün 3. et çeşidi ise Beef Tenderloin veya Fleminyon da denilen Bonfile.

kirmizi-et-nasil-yumusacik-pisirilir

Etin herkesin lezzetli zannettiği bu kısmını, şefimiz aslında sadece pahalı olduğu için insanların matah bir kısım zannettiğini söylüyor. Hayvanın en hareketsiz yerinden ve bu sebeple korunmuş bir bölümden elde edildiğinden dolayı, yumuşak olduğunu ama hiç yağsız olduğu için aslında kendisinin en favorileri arasında yer almadığını belirtiyor.

Bonfileyi de sote tavasında biraz yağ ile suyunu salmasına izin vermeyecek şekilde yüksek ısıda, kahverengi tona getirene kadar karamelize ederek mühürleyip, sonra ızgarada 3-4 dakika bir yüzü, 3-4 dakika diğer yüzü olmak üzere çevirerek pişirip, taze baharatlarla tadlandırabilirsiniz diyor.
Paula’dan sonra, Renaissance Bosphorus’un Türk şeflerinden biri daha bize kendi ağız tadımıza uygun et marine tekniklerini anlattı. Onları da ayrı bir yazıda yine anlatacağım merak etmeyin.
Sonra sıra geldi hazırlanan lezzetleri tek tek tatmaya… Kendi zevkime uygun bir tabak hazırladım ve o akşam; ilk kez bir araya geldiğim, ama tanışır tanışmaz içtenlikleri ve güler yüzleriyle beni benden alan Mekanist ekibinden Elif Hanım ve sevgili çok değerli Blogger arkadaşlarım Ebrashca, Serap Tan ve Berry-Dew ile beraber güle oynaya keyfini çıkardığımız enfes bir gece olarak tarihe geçti.

kirmizi-et-nasil-yumusacik-pisirilir

kirmizi-et-nasil-yumusacik-pisirilir

Ardından da bu tatlı geceye tatlı bir son yakışır diyerek, minik miniminnacıcık bu Fıstıklı tatlıyla kapanışı yaptım.

IMG 9505

Eğer siz de özel günleriniz için başta olmak üzere Latin Amerika mutfağına özgü bu eşsiz lezzetlerin ve inanılmaz manzaranın tadını sevdiklerinizle çıkarmak isterseniz, konuk Şef Paula DaSilva’nın  birbirinden lezzetli yemek ve tatlıları, Ekim ve Kasım ayları boyunca Renaissance Bosphorus Hotel’de Arts Restaurant menüsünde yer alacakmış. Bilginize:)

IMG 9792

Renaissance Bosphorus Hotel’de Arts Restaurant

İletişim Bilgileri:

Adres: Barbaros Bulvarı No: 145 Beşiktaş İstanbul

T: (212) 340 70 00

Üşengeç Şef’i Tanıyalım:)

3



İsmi: ÜŞENGEÇ ŞEF

Misyonu: Hayat görüşü “Üşeniyorum… Öyleyse yarın!” olan ve her şeye olduğu gibi, yemek yapmaya da üşenenlerin içindeki, yemek yapma sevgisini ve yeteneğini bulup gün yüzüne çıkarmak:)

En Stratejik Becerisi: Adım adım fotoğraflı ve çoook basit anlatımlı yemek tariflerini, en samimi ve akıcı dille klavyeye dökmek:)

UsengecSefOdul

İyi ki Doğdun Minik Aslan Sarp :)

1

nazar boncugu1
Geçtiğimiz Cumartesi günü, yakın arkadaşlarımız Hande ve Mutlu’nun dünyaaa tatlısı bebeği Sarp dünyaya geldi.
IMG 9815

Galatasaraylı bir babanın “aslan oğlu” düşüncesiyle başlayan doğum öncesi hazırlıklarda, doğal olarak tüm detaylar “Aslan” teması üzerine yoğunlaştı.

Yavru aslan

Konuyla bizzat ilgilenen güzel anne, ilk günden itibaren adım adım tüm hazırlıklarını planlı-programlı, mutlu-mesut bir şekilde tamamlarken, tüm o süreçte hep bir aradaydık.
25500052faec5e471b5d778ba74d66af

Derken o büyük gün geldi çattı işte. Daha oda kapısının önünde başladı minik Sarp’ın birbirinden şeker dekorasyonu bizi karşılamaya… Heh! dedik, burası bizimkilerin odası işte… Aslan kralın tacını ve patilerini de görünce, iyice emin olduk:)

photo 1
Özenle hazırlanmış bebek süslemeleri ve sunumlarıyla, tek tek ilgilenildiği her halinden belli olan bu suit odada, heyecan dolu aile fertleri kucakladı bizleri. Herkesin gözler mutluluktan hafif bi’ sulanmış ve ağızlar kulaklarda:) Belli ki torun sevgisi bambaşka…

IMG 9525
Görünen o ki Hande; hastanedeki kapı süslerinden, ziyaretçiler için hazırlanan Anı Defteri tasarımına, Lohusa şerbeti sunulacak kadehlerden, hatıra şekerlerine, lokum ve çikolatalardan, isim yazılı süslemelere, hatta Sarp yazılı su şişelerine kadar akla gelen-gelmeyen her şeyi, aslan ve aslan patisi temasıyla organize ederek, çok iyi bir anne olacağının sinyallerini en baştan verdi:)

photo 3
Aylardır anneciğinin karnında gelişimini yakından takip ettiğimiz ve hamilelik süresi boyunca hiç bir yaramazlık yapmayan minik aslan Sarp’ın, vatana millete ve GS camiasına(!) hayırlı bir evlat olmasını umuyor ve başta anne ve babası olmak üzere, tüm ailesini tebrik edip, mutluluklarının daim olmasını diliyorum 🙂
a3f7256eee6656f6e6cfd59e6f09aed5

Zeytinli Açmanın Tavan Yapan Lezzeti

3

Eşim her sabah ofiste kahvaltı niyetine ziyafet çektikleri, herkesin ayıla bayıla yediği o zeytinli açmaların lezzetinden dem vurunca, dayanamayıp ilk fırsatta yeni ofislerini ziyaret için kendime yoğun içerikli bir program yaptım.

IMG 9237

Sabah sabah köprü trafiğine takılmamak için, akıllılık edip, gün henüz tam manasıyla ağarmadan yani 5:40’ta uyandık ve hızlıca hazırlanıp, yolumuza koyulduk.

Meğer bizim gibi düşünen pek çok kişi o anda yollardaymış zaten… Ne acı değil mi? 9:00’da başlayacağınız mesainiz için neredeyse 3,5 saat önce kalkıyorsunuz ama yine trafik yine trafik…

IMG 9235

Neyse motivasyonum yüksek… Biricik eşimle beraber, sohbet muhabbet edip, o saatte güle oynaya beraber ofise gidiyoruz ve bir de üzerine; az sonra o meşhuuuurr Zeytinli Açmalara kavuşacağım nihayet. İnsan daha ne ister? 🙂

Mecidiyeköy’e geldiğimizde heyecanım daha da artıyor. Hemen pastanenin önüne park ediyor, ben arabada sabırla beklerken, o da Açmalardan bol bol alıyor.

IMG 9234

Paket arabaya geldiğinde bakıyorum ki kutunun üstü bilerek açık bırakılmış. Çünkü henüz yeni fırından çıkmış, taptazeliğin doruklarındalar. El yakıyor bunlaaar! 🙂

Hemen çaylarımızı kapıp, masamıza geçiyoruz. Aman Allahım…. Bu Pastanenin Zeytinli Açması tek kelimeyle efsane.

IMG 9238

İçinde kullanılan Zeytin ezmesi öylesine bol ki, gözlerinize inanamıyorsunuz. Fiyatı da 1.25 TL filan sanırım, şaka gibi! Üzeri çörek otu ile süslenmiş bu muhteşem lezzete, bu derece bayılmışken, şimdi de Çikolatalı Açma yaptıklarını ve onunda en az bunun kadar başarılı olduğunu öğrendim.

Yine bir program yapıp, sabahtan oralara gelmek için, ne güzel bir bahanem daha oldu.

Aç kollarını ve bekle beni çikolatalı açma, çünkü ilk fırsatta kavuşacağımız güne az kaldı 🙂

Balbadem Pastanesi
İletişim Bilgileri:Adres: Gülbahar Mh. Oya Sk No:3 Şişli/İstanbul
T: 212 217 66 53

Gördüğüm En Zengin Ege Mutfağı: Asma Yaprağı – Alaçatı

5

Alaçatı’da kaldığımız Alura Boutique Hotel‘in muhteşem işletmecileri, kamelyada ilk kahvelerimizi içip sohbet ederken, sanki içimizi okumuş gibi, bu tatilimiz sırasında, Ege lezzetlerini tatmak için en çok heyecanlandığımız mekanlardan olan Asma Yaprağı’na gitmek isteyebileceğimizi düşünüp, Cumartesi gecesi için önceden bize rezervasyon yaptırdıklarını söylediğinde, kelimenin tam manasıyla mest olduk.

Çünkü yaz boyunca en az 3-4 gün öncesinden yer ayırtılması gereken, hele de Cumartesi gecesi boş masa bulabilmenin imkansız olduğu bu restauranta, sayelerinde hiç stres yaşamadan, rahatça gidebilme imkanımız oldu.

Klasik Alaçatı mimarisinde, cumbalı taş evlerin olduğu sakin bir sokakta yer alan Asma Yaprağı’na ulaştığımız andan itibaren, hemen etkisine giriverdik. Ağaç dallarının altından geçerek girdiğiniz bahçesi, tatlı tatlı aydınlatılmış ortamı ve kendine özgü dekorasyonuyla, ilk adımınızda sizi anında kucaklıyor.

IMG 8222

Hemen mekanın sahibesi Ayşe Nur Hanımla tanışıp, çok methini duyduğumuz yemeklerini denemek için nasıl sabırsızlandığımızdan bahsettim.

Asma Yaprağı gibi bir restaurant açma fikri; Ayşe Nur Hanım’ın yöresel ve özellikle mevsiminde yetişen ürünleri, günlük pazarlardan ya da komşu bahçelerden alıp mutfağında pişirme arzusuyla hayata geçmiş.

IMG 8224

Diyor ki; “Aslında yemek bahane… Ben uzun masaları , kalabalık sofraları , sevdiklerimle hoş sohbeti seviyorum galiba”…

IMG 8250

Ne diyeyim? İşini aşkla yapan ve dokunduğu her şeye bol bol da sevgisinden katan insanlara bayılıyorum.

Aynı esnada burasının ritüelini de öğrendim. Yemek seçimleri için masa-masa, belirli aralıklarla sizi mutfağa davet edip, buradaki çeşit çeşit yemeğin etrafında size kısa bir tur attırıp, merak ettiğiniz yemeklerin isimlerini ve eğer sorarsanız içeriklerini sayıyorlar ve sonra seçtiklerinizi sipariş veriyorsunuz.

İşte bahsettiğim mutfak orada…

IMG 8225

Gezme sırası bize gelene kadar, içeceklerimizi seçip, etrafı inceledik. Derken yemekleri gezme ve seçme sıramız geldi.

IMG 8246

Birbirinden davetkar görünen Zeytinyağlı Ege Mezeleri sıra sıra dizilmiş, aralarından seçim yapmamızı bekliyor. Sanki karar vermek çok kolaymış gibi…

IMG 8231

IMG 8233

IMG 8235

IMG 8234

IMG 8232

IMG 8236

IMG 8240

IMG 8237

IMG 8241

IMG 8242

Evet illa ki aralarında tanıdıklar da çok ama, daha önce ismini duymadıklarınız da olabildiği için, bu kadar kısa bir tur esnasında, biraz kafanız karışıp, gözünüz dönebiliyor. Nitekim bize öyle oldu ve kolay yolu seçip, zeytinyağlıların hepsinden sipariş verdik.

Yemeklerin hazırlandığı malzemelerin en taze ve en kaliteliler arasından tek tek seçilmiş olduğunu ilk lokmanızdan itibaren hissediyorsunuz. Bütün zeytinyağlılar birbirinden başarılı…

Bademli fasulye, Taratorlu taze Börülce, Rokalı Firik salata, Yeşil domat aşı, Kimyonlu fava, Vişneli zeytinyağlı yaprak sarma, yemeklik balkabağıyla yapılan Girit usulü domates soslu fırın kabak; Sinkonta ve ismini unuttuklarım derken masanın üzerinde o kadar çok çeşit oldu ki, soğuk yemeklerden, sıcak yemeklere sıra gelemedi maalesef.

IMG 8263
Kabak Çiçeği Dolması

IMG 8265

IMG 8266

IMG 8268
Taratorlu Taze Börülce

IMG 8269
Patlıcan Ezme

IMG 8270
Taze Fasülye

IMG 8271
Vişneli Yaprak Sarma

IMG 8272

IMG 8273
Domat Aşı

IMG 8274
Girit usulü Domates soslu fırın kabak: Sinkonta
IMG 8275

IMG 8276
Enginar kalpli İç Pilav

IMG 8278
Bu seferlik sıcaklardan sadece Boşnak mantısından birer çatal deneyebildik.

IMG 8277

Aslında Kuzu tandırın da methini çok duymuştuk ama gecenin sonunda çok lezzetli, oldukça hafif ve sağlıklı yemekler yemiş olmanın verdiği keyifle, bu seferlik bir nokta koymak ve tandır deneme hakkımızı da bir sonraki sefere saklamak istedik…

4 kişilik böyle bir yemek için sadece 200 TL hesap ödedik. Bence bu kadar yemek ve böylesine bir ziyafet için, Alaçatı’daki diğer restaurantlarla da mukayese ettiğinizde, oldukça makul…

IMG 8283
Resimlere baktıkça bir sonraki sefere kadar sabırsızlandığımı söylememe gerek yok herhalde.

IMG 8287

O taraflara yolunuz düşerse, kesinlikle tavsiye ederim.

ASMA YAPRAĞI iletişim Bilgileri:

Adres: Tokoğlu Mah. 1005 Sk. No:50 Alaçatı / Çeşme
T: (0232) 716 0178