Ana Sayfa Blog Sayfa 14

90 Derece Fırçalı Yeni Givenchy Maskarayı Denedim

2
givenchy-kirpik-uzatma-etkili-90-derece-maskara

Fotoğraf ve video çekimleri gereği, çoğu zaman kendi makyajımı kendim yapmayı sevsem de, dönem dönem profesyonel makyaj artistlerine makyaj yaptırmam da gerekiyor. İşte o zamanlarda kendi tekniklerimi daha da geliştirebilmek adına, onları mümkün olduğunca dikkatle izlemeye ve yeni bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Özellikle maskara sürerken, en dıştaki kirpiklere daha kolay uygulanabilsin diye, maskara fırçasını düz yerine eğimli hale getirmeye çalıştıklarına şahit olduğum ve madem böyle daha etkili, o zaman neden kimsenin aklına bunu böyle üretmek gelmiyor diye düşünmüşlüğüm çok olmuştur. İşte Givenchy’nin Makyaj Direktörü Nicolas Degennes adeta benim iç sesimi duymuş ve nihayet Noir Interdit maskarayı tasarlamış sağolsun. Nasıl mı? Benim gibi uzun kirpik sevdalılarını, büyük zahmetten kurtaran, 90 derece açılı fırçası sayesinde hem kullanım kolaylığı sağlayan, hem de maskaranın her bir kirpik dibine kadar ulaşması sonucu oluşan, kirpik uzatma etkisiyle de  fark yaratan bir maskarayla…

Givenchy Noir Interdit 90 Derece Fırçalı Maskara 

Daha uzun, daha kalın ve daha siyah’ sloganıyla lanse edilen ve fırçası ister normal, istenirse de, tek bir basit hareketle 90 derece açılı olarak kullanılabilen bu maskara, Teha Kozmetik ve Sephora tarafından, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen keyifli bir lansmanla tanıtıldığında ben de ilk kez deneyimleme fırsatı bulanlar arasındaydım.

givenchy-noir-interdit-90-derece-maskara

İçeriğinde yoğun olarak kullanılan  gelecek nesil siyah pigmentlerle çok daha koyu kirpikler vaat eden maskara, aynı zamanda  siyah gül yağıyla güçlendirilmiş vitaminle, kirpiklere hem bakım yapan, hem de kirpik kıvrımını artıran, nadir bulunan aktif bir bileşen de içeriyormuş.

Uzun kirpiklere sahip olmak için bu aralar her gece üşenmeden bakım yağları uygulayan benim gibi birinde, bu ürün tabi ki büyük heyecan uyandırdı. Hatta bu uğurda “İpek kirpik” denilen zahmetli ve çok masraflı uygulamayı bile denedim zamanında. Aman diyeyim, ne kadar illet bir şeymiş o! Başta “ceylan gözlü”ydüm, harika olmuştu. Daha akşamından alerji yaptı ve göz kapaklarım şişti, kirpikler iğne gibi batmaya başlad, alışır belki diye biraz sabretmeye çalıştım ama nerdeee? Henüz taktıralı daha 1 hafta bile olmamıştı oysa ve artık çıkarttırmak zorunda kaldığımda bunun için de ayrıca ödeme yaptım. Üstelik sökülürken kendi kirpiklerime de zarar verip, eskiden olduğundan da kısa ve cılız hale getirdi. Anlayacağınız Midyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da oldum. 🙂

Tam da bundan sonra elimdekinin kıymetini bilip, ona gözüm gibi bakarak, sık sık bakımlar yapıp, kaliteli ürünler kullanarak devam etme kararı aldığım anda, karşıma Givenchy Noir Interdit maskaranın çıkması iyi bir işaret olmalı. Merak edenleriniz için ürün sadece Sephoralarda satışta ve fiyatı: 137 TL.

givenchy-maskara-usengec-sef-90-derece-firca-makyaj

Bu arada unutmadan… Lansman günü çekilen ve yerde uzanır gibi göründüğüm sağ üstteki fotoğrafa kafanızı sola yatırıp, 90 derece açıyla baktığınızda nelerin değişeceğine şahit olacaksınız. 🙂

Givenchy Gentleman Yeni Erkek Parfümü

Günün bir diğer sürprizi de Givenchy’nin beyler için yeniden tasarladığı parfümü “Gentleman”la tanışmamız oldu. İlk olarak 1975’de lanse edilen Gentleman’dan esinlenerek, 2017’de modern zamanın Gentleman erkeğini yeniden yorumlayan yepyeni bir koku yaratmışlar.

givenchy-gentleman-erkek-parfum

“Cömert ve zarifçe yaşayan, kesinlikle başkalarına karşı açık olan yeni bir Gentleman erkeği… Üstelik kendine güvenen, çekici, duyarlı, klişeleri önemsemeyen, özgür ve cesur bir ruha sahip.” diye tanımladıkları bu yeni erkeğin parfümü, 1975’deki ilk versiyonuna atıfta bulunan paçuli ve deri notası sayesinde yine maskülen bir karaktere sahip. Aynı zamanda odunsu-çiçeksi-fougere koku ailesinin bir üyesi olan bu yeni koku benim çok hoşuma gitti.İlk olarak Sephora’da satışa sunulan bu parfüme, özellikle beyler için hediye arayışı içerisinde olanlarınız, muhakkak şans verip, bir denesinler derim.

Kendinizi çok iyi hissedeceğiniz, bakımlı, güzel ve mis kokulu günler dilerim.

Matcha Çayı Zayıflatırken Matcha Çayı Maskesi de Cildi Nemlendiriyor

3

Sevgili Diyetisyenim Ceylan Akiş sayesinde tanıştım Matcha Çayı ile… Faydalarını öğrenince, bir anda günlük rutinim oluverdi.  Sadece çay olarak tüketmekle kalmıyor, aynı zamanda cildime “Matcha Çayı Maskesi” olarak da uyguluyorum. “Bebek popişkosu” gibi yumuşacık yaptığını görünce, hemen sizlerle de paylaşayım istedim. Peki nedir bu Matcha çayı ve neden bu kadar faydalı?

Sadece Japonya’da yetişen matcha çayı, yeşil çayın sadece genç, taze ve en kaliteli yapraklarının, normal hasat zamanından önce, gölgede bırakılarak kurutulması ve toz haline getirilmesiyle elde ediliyor. Bu sayede sahip olduğu yüksek klorofil seviyesi sayesinde parlak yeşil bir renk ve daha yüksek antioksidan özellikler kazanıyor.  Yaklaşık 1000 yıldır Japonya’da oldukça kutsal bir yere sahip olan Matcha çayı, aynı zamanda Japonların uzun yaşam sırrı olarak kabul ediliyor. Vücudumuzdaki serbest radikallerin hücrelere zarar vermesini önlediği (Yani kansere karşı koruyucu olduğu) ve yaşlanmanın olumsuz etkilerini yavaşlattığı tespit edilen bu çayı anavatanında onlar, tercihen seramik kapta ve bambu kaşıkla veya çırpıcıyla karıştırarak hazırlıyorlar.

Alışık olduğumuz yeşil çayda olduğu gibi yaprakların demlenmesi tekniğiyle değil; en kaliteli yeşil çay yapraklarının toza dönüştürüldüğü formunun, sıcak suyla karıştırılıp köpürtülerek hazırlandığından, içeriğindeki tüm vitamin, mineral, amino asit ve lif kaynağından faydalanma imkanı sağlıyor. İyi antioksidanlar olarak bildiğimiz ıspanak, brokoli filan yanında halt etmiş. Hatta diyorlar ki bu özellikleriyle matcha çayı, marketlerde satılan standart yeşil çayların bileşiğine göre onlarca kat daha fazla antioksidan içeriyormuş. Isı ile yapısı bozulacağı için, çok yavaşça ve hatta mümkünse geleneksel taş değirmen usulüyle toz haline getirileni daha etkili olduğundan, tahmin edeceğiniz üzere, matcha çayı, yeşil çaya oranla oldukça pahalı.

matcha-cayi-maske-tarifi

İçindeki kaliteli aminoasitler sayesinde beyinsel odaklanma ve dikkat üzerinde önemli bir rol oynadığı için Japonlar meditasyon öncesinde mutlaka matcha çayı içiyormuş. Enerji artırmak ve olumsuz duygulardan kurtulmak amacıyla da tercih edilen bu çay, bağışıklığı artırdığı ve metabolizmayı hızlandırdığı için, herhangi bir sağlık sorunu olmadığı müddetçe, günde maksimum 2 bardak olacak şekilde içilmesi tavsiye ediliyor. Sizin de benim gibi, kafeine karşı hassasiyetiniz varsa veya uykusuzluk problemi yaşıyorsanız, akşamüstü saatlerinden sonra tüketmemeye özen gösterin, olur mu?

Çayın beni en çok ilgilendiren bir diğer özelliği, metabolizmayı önce dengeleyip düzenlemesi, sonra da hızlandırması ve bu süreci vücudu alıştırarak gerçekleştirmesi ve içindeki yoğun vitamin ve mineral sayesinde, vücut direncini düşürmeden zayıflamaya yardımcı olurken, aynı zamanda enerji yakımını da artırması. Bu sayede sağlıklı ve doğal yolla kilo vermeye yardımcı olduğu gibi, ideal kiloyu korumaya da faydalı olduğu iddia ediliyor. Tabi ki herşeyi yeyip içip sonra matcha çayından medet ummuyoruz değil mi? Sağlıklı ve dengeli bir diyet programı yanında, kendisinden de faydalanıyorum. Bakalım bu özellikleri bende de geçerli olacak mı diyetimin sonunda hep beraber göreceğiz.

Cildime uyguladığım ve faydasını hemen gördüğüm için haydi şimdi gelelim Matcha Çayı Maskesinin Yapılışına…

“Film Ekimi” Film Festivali 29 Eylül’de Başlıyor

4

Maşallah her yanımız festivalden geçilmiyor. Ama sinemaseverler için hiç şüphesiz, sayılı günler kalan Ekim’in adeta müjdecisi haline gelen “Film Ekimi“nin yeri bambaşka… Bu yıl 29 Eylül- 8 Ekim tarihleri arasında 16.’sı gerçekleşecek olan festivalin sloganı “Film Ekim’de Başlar”. Bence en güzel taraflarından biri,  bu sene sadece İstanbul’da değil, Edirne, Ankara, Bodrum, Eskişehir, Diyarbakır ve İzmir gibi Türkiye’nin başka şehirlerine de uğruyor olması. Hangi şehirde, hangi tarih aralığında ve hangi sinemada gösterimde olduğu yazımın devamında…

Yine güçlü bir programa sahip olan Film Ekimi’nde bu sene öne çıkan ve heyecan yaratan filmlerden bazıları şöyle:

 

120 BPM/ Kalp Atışı Dakikada 120

Robin Campillo’nun yönettiği ve Cannes Film Festivali‘nde dört ödül birden kazanan, Fransız yapımı “120BPM“, festivalin heyecanla beklenen bir diğer filmi. 1990’ların başında AIDS farkındalığı yaratmak isteyen aktivist bir örgütün hikayesini anlatıyor. Cannes’da jüri başkanı Pedro Almodovar’ın gözyaşlarını tutamayıp, en çok etkilendiği film olduğunu belirttiği Büyük Juri Ödüllü bu film, bu sene oldukça ses getirecek gibi.

killing of a sacred deer, film ekimi

The Killing of A Sacred Deer/ Kutsal Geyiğin Ölümü

Yorgos Lanthimos‘un yönetmenliğini üstlendiği “Kutsal Geyiğin Ölümü” isimli bu filmde, Colin Farrell ve Nicole Kidman başrollerde.  Kan dondurucu sahneleri ile oldukça vahşi ve rahatsız edici bir görsel anlatım sunan film, Cannes’da bu yılki “En İyi Senaryo” ödülünün de sahibi.

Un Beau Soleil İntérieur /İçimdeki Güneş

Claire Denis‘in yönettiği ve Juliette Binoche‘nin  canlandırdığı gerçek aşkı arayan 50’li yaşlarında, boşanmış ve çocuklu bir kadınınla günümüz ilişkilerini mizahi bir dille yansıtan “Un Beau Soleil İntérieur” Cannes’da “Yönetmenlerin 15 Günü” Büyük Ödülü’ne layık görülmüş, yine festivalin en iddialı yapıtlarından.

O zaman herkese şimdiden iyi seyirler! 🙂

flm-ekimi-sinema-program-bilet fiyatlari

Film Ekimi Gösteri Merkezleri ve Tarihleri

Edirne Cinemarine Sinemaları Margi Outlet 6-8 Ekim
Ankara Büyülü Fener Kızılay Sineması 13-17 Ekim
Eskişehir Cinemaximum Espark 13-15 Ekim
Diyarbakır Cinemaximum Ceylan 20-22 Ekim
İzmir Cinemaximum Mavibahçe 20-24 Ekim
Bodrum Cinemaximum Midtown 27-29 Ekim

Bilet Fiyatları: (iksv.org) sitesinden detayları göreceğiniz üzere, seans saatleri ve hafta içi-hafta sonu olmasına göre 8 TL ile 20 TL arasında farklılık gösteriyor. Biletler Biletix’den temin edilebileceği gibi, bazı sinemaların gişelerinden de satışta olacakmış. E olsun da zaten!:)

15. İstanbul Bienali – “İyi Bir Komşu”

6

Hepimizin hayalidir o! Bu devirde hala iyi bir komşu bulabilmek… Eskiler “Komşu komşunun külüne muhtaç” derlerdi, şimdi karşı dairedeki komşuyu görmeden aylar yıllar geçiyor. Eski apartmanımdaki karşı komşularımla olan muhabbetimi yakın takipçilerim bilirler, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez, mazallah hastalansalar, kendi çocukları ve torunlarından önce biz koşup acile götürürdük. Kentsel dönüşüm sebebiyle bina yıkılacağı için farklı yerlere taşınmamıza rağmen hala ziyaret eder ve her fırsatta arar sorarım. 93 yaşındaki hacı teyzem her telefon açtığımda beni hemen sesimden tanır, her gün geleyim ister. İşte 16 Eylül itibariyle başlayan ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 15. İstanbul Bienali’nde, bu derece hasretini duyduğumuz “İyi bir komşu” teması çerçevesinde ev, mahalle ve aidiyet kavramlarını tartışmaya açan sergileri ücretsizce gezebilirsiniz.

15. istanbul bienali, iyi bir komşu

12 Kasım’a kadar sürecek olan ve küratörlüğünü Elmgreen & Dragset’in yaptığı bu yılki İstanbul Bienali’nde, 32 ülkeden 56 sanatçının farklı coğrafya ve zaman dilimlerinden hikayelerine yer veren işleri görmek mümkün. Bienal; yıllardır alışageldiğimiz İstanbul Modern, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, Pera Müzesi gibi mekanlara ilaveten, bu yıl ayrıca Küçük Mustafa Paşa Hamamı ve Cihangir’deki Ark Kültür, Asmalımescit’teki Yoğunluk Sanatçı Atölyesi gibi sergi alanlarına da yayılmış durumda.

15. İstanbul Bienali’nde 2 Ay Boyunca “Ücretsiz” Etkinlikler

“İyi bir komşu” temasının farklı bakış açılarıyla ele alındığı bienal programında, katılımcıların birlikte düşüneceği, yemek pişireceği, okuyacağı ve müzik yapacağı etkinlikler de mevcut. Mesela “göç ve yemek” üzerine farklı ülkelerden davetli şeflerin birlikte yemek pişirecekleri ve sohbet edecekleri bir atölyeye katılabilir, kent tarihiyle köpeklerin tarihini anlatan ilginç bir sunum izleyebilir, başka bir atölye çalışmasında ise İstanbul’un göçmen ve yerleşik müzisyenlerinin bir arada sergilediği doğaçlama performanslarını dinleyebilirsiniz.

15. istanbul bienali, iyi bir komsu

15. İstanbul Bienali “QR Kodu” ile “Ücretsiz” Olarak Gezilebiliyor
16 Eylül ile 12 Kasım tarihleri arasında gerçekleşen 15. İstanbul Bienali’ni tüm mekanlarda ücretsiz olarak gezilebilmeniz mümkün. Ücretsiz davetiye için İKSV internet sitesindeki (iksv.org) başvuru formunu doldurduğunuzda, tarafınıza tüm mekanlara giriş imkanı sağlayan bir QR kodu gönderiliyor. İster bu QR kodlu davetiyenin bir çıktısını alabilir , isterseniz de telefon ekranınızdan dijital QR kodunu mekan girişlerindeki okuyuculara taratarak siz de sergilere kolayca giriş yapabilirsiniz.

Sanat dolu güzel günler dilerim.

Okullar Açıldı. Haydi Şimdi Okula Dönüş Zamanı

2

Henüz 5 yaşıma yeni girmişim. Mahalledeki en sevdiğim arkadaşlarımın hepsi bir anda ilkokula başlayınca, kalakaldım mı ortada dımdızlak! Ağabeyimin Tombiks Teksas’larıyla doldurduğum, yırtık bir okul çantası vardı, onu sırtlanıp, kararımı verdim: Ben de okula gidiyordum! “Kızım-evladım, daha senin 2 senen var” dedi annem, ama kim tutar beni? Düştük yollara… “Bak şurada çok güzel bir ana okulu var, salıncak var, bebekler vaaar, oyunlar oynarsın orda ne güzel.” dediğini dün gibi hatırlarım. Bendeki cevap: “Ben kağıt-kalemli, desterli okul istiyorum!” (“Defter” demeye çalışıyor bizim çılgın kız:) Baktılar ki kimse beni ikna edemiyor, gittik en yakınımızdaki ilkokula ve çıktık müdür beyin odasına… Annem benim ne kadar hevesli ve akıllı olduğumu anlatmaya başlar başlamaz, müdür de “Aa tabi, hemen bugün başlasın!” demez mi? Hahaha! Nerdeeee? Hikayemin devamına geçmeden, bir yaz boyunca çoluk çocuk bütün günü birlikte geçirmekten pestili çıkan tüm annelerin göbecikler atmasına vesile olan,” Okullar açıldı” müjdesini vererek, yeni eğitim-öğretim yılında tüm öğrencilerimize başarılar dilerim. 🙂

Eveeet! Nerede kalmıştık? Heh! Müdürün odasındaydık en son… “İmkan yok, bu çocuğu, değil bu sene; seneye bile almam, henüz yaşı çok küçük, ona bakıcılık yapma imkanımız yok” derken, benim gözüm odadaki anons mikrofonuna takılmış. “Vaaaay! Şarkıcı mısın yoksa? Böyle fikonlar filan? demişim adamcağıza. (Kızımız burada da “mikrofon” demeye çalışıyor. Kafa o yaşta, öyle çalışıyor işte! Mikrofon varsa “şarkıcısın” demektir.:) Tüm şirinliğimize rağmen, adam Nuh diyor, peygamber demiyor tabi ki. Anlayacağınız Mehter marşıyla geldiğimiz okuldan, İzmir marşıyla uğurlanıyoruz. Peki okula erken başlama hevesim o gün, orada bitiyor mu? Tabi ki hayır!

Dönüş yolunda zavallı annem artık mecburen beni anaokuluna gitmeye son bir kez daha ikna etmeye çalışırken, durumu protesto ederek, sokak ortasında yere yattığımı hatırlıyorum. Baktı olmayacak, geri dönüp, mahçup bir şekilde çıkıyoruz yine az önceki “şarkıcı” amcanın karşısına. Annem diyor ki “Müdür Bey bu çocuk okul diyor başka birşey demiyor”. Adamcağız herhalde bakıyor ki olmayacak, “Peki aman tamam, girsin bir sınıfa. Zaten hayal ettiği gibi çıkmadığını görünce sıkıya gelemez, kendisi koşarak kaçar”. diyor.

Hah haaayt! Ona öyle geliyor! Misafir olmak üzere, kapısını çaldığımız ilk sınıfın güleryüzlü tonton öğretmeni bizi içeri davet edince, dünyalar benim oluyor. Annemin beni bırakıp, dışarıda beklemesi gerektiğine, başta biraz bozulsam da, Fransızca “Frerö Jackö” (Tembel Çocuk) şarkısını söyleyerek, ilk günden tüm hünerlerimi gösterdiğim bu ilk dersten sonra, bakıyorlar ki benimki öyle anlık bir heves değil; önceleri “Fasulyeden öğrenci” gibi gidip gelirken, nihayetinde kaydımı da yapmaya karar veriyorlar. Hiç mahçup etmediğim ve zaman içinde ailece görüşür olduğumuz Müdür Bey’le hala o günleri gülümseyerek anlatır annemler. Öf ama yaa! Bi’ unutamadılar gitti:)

okula dönüş-okul alışverisi-okullar açıldı

Bugün 2017-2018 eğitim ve öğretim yılının ilk günüydü biliyorsunuz.  17 milyon öğrenci için ilk ders zili çaldı bu sabah. Etrafımda gördüğüm kadarıyla, öğrenciler şimdiden yarıyıl tatilinin ne zaman olacağını merak ediyor. Söyleyeyim de bi’ rahatlasınlar hadi:) Yarıyıl tatili, 22 Ocak ile 2 Şubat 2018 tarihleri arasında. O zaman şimdiden erken tatil planları yapılsın madem:)

Yaz tatillerinde kırtasiyelere girip, derin bir nefes alan ve “Ay ne güzel! Okul kokuyor burası” diye içi içine sığmayan bir çocuk” olarak, o gün bugündür kırtasiye alışverişine bayılırım. Hala bir kaç kalem ve defteri bir arada görsem, içimi inanılmaz bir sevinç kaplar. Bana en güzel mücevherleri, kıyafetleri, en pahalı çantaları gösterin, hiç tınmam ama kırtasiye ürünlerine saatlerce bakabilirim. Hiç ihtiyacım olmasa da gider gelir, sevdiğim renklerde defterler, post-it’ler, fosforlu kalemler alırım. Onları çalışma masamda görmek bile, beni fazlasıyla mutlu eder. Çocukluğumuzun “Arı Maya” baskılı, pembesi çilek ve yeşili elma gibi kokan silgisini, şimdi bir yerlerde görsem, sevinçten ağlayabilirim yani, o derece!

Bu kadar coşkuyla başladığım okul maceram, sonrasında da hep takdirlerle devam etti. Ki hiç bir zaman “inek” dedikleri türden bir öğrenci olmadım. Dersi derste dinlerdim.  Televizyonun kapanışındaki İstiklal Marşı okunmadan, ödevlerime başlamazdım. Her zaman gecenin sessizliğinde çalışmayı, gündüzden çok sevmişimdir huyum kurusun. Ama bir kere olsun “Kızım ders çalış” dedirtmedim aileme. Çünkü o sorumluluk bilinci bende oluşturuldu. Yaparsam kendime, yapmazsam yine kendime…

Sınava çalışma tekniği olarak bir kitabın ilgili bölümlerini okurken, önemli kısımları highlight etmeyi (Renkli fosforlu kalemlerle belirginleştirmeyi) ve sonrasında temiz bir kağıda renkli başlıklar altında sadece o önemli bilgileri özete çekerek, yazarak çalışmayı severdim. Bu sayede daha sonrasında da o koca kitabı tekrar tekrar okumak yerine, bir kaç sayfa haline kısalttığım kendi rengarenk özet notlarımı çalışmak bana çok daha keyifli gelir ve moral olurdu.

Henüz 15 yaşımı bitirmeden İTÜ’yü kazanmış, iç motivasyonu yüksek biri olarak şunu söylemeliyim ki, varsın çocuğunuz her dönem takdir getirmesin, varsın doktorluk, mühendislik kazanmış olmasın; yeter ki mutlu olsun ve gerçekten ilgisi ve yeteneği olan bir konuya yönelip, kendini o yönde eğitebilsin. Kabul etmeliyiz ki, çocukların yetenek ve karakterinde olduğu gibi, algı ve öğrenmesinde de farklılıklar olması çok doğal… Size tavsiyem, çocuklarınıza o sorumluluk bilincini verin, nasıl yapacağının yöntemini gösterin ve gerisini kendisine bırakın. Eğer ödevini yapmazsa sizin yapacağınıza güvenmesin, “Anne ödevimiz var!” diye her seferinde projelerini size bırakmasın.

Peki Eğer Çocuğunuz Ders Çalışmak İstemiyorsa Ne Yapmalı?

4 Adımda Elbise Dolabı Ayıklama ve Düzenleme Tüyoları

6

Haydi canlar! 🙂 Uzun uzun tatiller de yapıldıysa, hayallere dalmayı bırakıp, enerjimizi toplamalı ve kendimize gelmeliyiz artık.  Tam da şu an itibariyle, siz de benimle birlikte, hayatınızdaki gereksiz kilo, gereksiz eşya ve gereksiz insan fazlalığından kurtulmaya ne dersiniz? Evet evet! Şöyle güzeeeel bir “Sonbahar Temizliği” yapalım diyorum. Söylemesi kolay demeyin, valla Ağustos’un 2. yarısında bana birşeyler oldu, bildiğiniz pestil haldeydim. Şu koltuğa bi’ uzanayım ve saatlerce hiç bir şey yapmayayım mümkünse… Hem evde, hem ofiste işler nasıl yığılıyor, dolaplar nasıl üstüme üstüme geliyor anlatamam! İlginçtir ki eşim de aynı ruh halinde olunca, bizim gibi normalde çok yönlü ve sosyal bir çiftin, dışarıya adımını bile atmak istemediği, çok ilginç bir dönemdi bu. İşin daha da tuhafı, kiminle konuşsam aynı halsizlik ve isteksizlik onlarda da söz konusuydu. Peki ilk olarak ne mi yaptık?

usengec-sef-otel-seyahat-tatil-rehberi

Kendimizde pek alışık olmadığımız bu “Bezgin Bekir”liğimiz, canımıza tak edince, bir tarih belirledik ve 10 günlük bayram tatilinden sonra, her ne olursa olsun “Tükenmişlik sendromu”nu andıran bu depresif halimizden çıkacağımıza söz verdik. Ve şimdi o sözün arkasında durarak, kendimi olabildiğince enerjik hissetmek için çabalayarak, işte yine karşınızdayım. Bir mucize olmadı tabi ki. Sadece biliyorum ki her şeyin aslında çözümü bende. Kendimi bırakırsam, ipin ucu kaçacak ve aklım başıma sonradan gelince, ah keşke daha önceden bir şeyler yapmış olsaydım diyeceğim. Oysa, şu göz açıp kapayıncaya kadar geçen, “bir varmış bir yokmuş” misali dünyada, nefes aldığımız her an çok değerli! Hayır efendim! Böyle tontişi yayıp, “ay ne oluyor bana? İçim çekildi valla, kesin nazar bu nazar…” diyerek, şu iki günlük ömrü, bahanelerden başka  hiç bir şey üretmeden geçirmeye hiç niyetim yok. Hem de değerli takipçilerime iyi bir rol model olma konusunda benim bir misyonum var. Öyleyse ilk iş nereden başlayalım?

usengec-sef-usengecsef-dolap-duzenleme

Gereksiz Eşya Fazlalığından Kurtulmak

Öncelikle kendimize nefes alacağımız alanlar açmalıyız. Evlerimizde sanki biz değil de, eşyalarımız yaşıyor. Her yere yayılmış haldeler. Biz de onlardan geriye kalan “iki gıdım” metrekarede hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz.  Oysa düzenin beraberinde getirdiği hem maddi, hem manevi kazanç yanında, bir de aradığınız bir şeyi “hop!” diye bulmanın sağladığı zaman ve morali de hesaba katın. O yüzden derim ki, öncelikle hayatımızdaki fazlalıklardan kurtulmalıyız.

Gereksiz eşyaları bir düşünün evinizde! Dolapları açıyorsunuz, her şey sıkış tıkış. Elbiseler, ayakkabılar, mutfak eşyaları, kozmetikler… Oysa dikkat ediyorum da günlük hayatta favorim olan şeyler belli. Yeni şeyler de alsam, hep aynı şeyleri kullanmayı seviyorum, elim hep onlara gidiyor, çünkü en çok onlarla kendimi iyi , mutlu ve rahat hissediyorum. Ama o “indirim” tabelasını hangi vitrinde görsek, hepimizin içi bir kıpır kıpır oluyor, eh insanız en nihayetinde. Ne demişler? “Beşer, şaşar!”. Buradaki “beşer”, “insanoğlu” anlamında, yoksa “İndirimde bulduklarınızı beşer beşer alın” gibi manalar yüklemeyin, aman diyim! Amacımız tamamen tersi! :))

usengec-sef-dolap-duzenleme

İndirim ile Aklımızı Çelen Alışveriş Canavarına Bi’ Dur Demeli

Ben de ne mi yaptım? Belki bir günümü harcadım ama, direkt elbise dolaplarından işe başladım. İçindeki herşeyi, bölüm bölüm dışarı çıkartıp, yatağın üzerine istifledim. Zaten hakkında bir fikrim olan parçaları elemek, oldukça kolay oldu. Bazılarını ayna karşısında üzerime tuttum, baktım hayal etmeye çalıştım içinde nasıl hissettiğimi. Emin olmadıklarımı da üşenmedim ve tek tek giydim. Bazılarını nasıl da gaza gelip almışım, yahu bu bana küçük! İndirimde bulunca, “Zaten zayıflayacağım ben” diye küçük beden şeyleri de alıp gelmişim, hangi akla hizmetse artık? Bir de üzerine, normalde olduğumdan da fazla kilo alınca, artık içinde hiç iyi durmadıklarım, koca göbeğimin sığmadıkları da var. Küçükken, boy attıkça olmayan elbiseler için “Eşek büyümüş, semer küçülmüş” derlerdi ayıptır söylemesi. Artık “boy” değil, sadece “en atıyorum” maalesef:) Ama yoook! Bu yazı serisinin devamında elbet ona da sıra geliyor. O göbek gidecek! :))

Evdeki dekoratif aksesuarlardan, mutfak eşyalarına kadar her şey, tamamen tüketim toplumunun etkisiyle gerekli-gereksiz alınmış, aslında pek çoğu olmasa da olur şeylerden oluşabiliyor. Oysa tatile çıktığımızda bir otel odasında yanımızda ne kadar az eşya ile ne kadar da mutlu ve özgürüz bir düşünsenize. Benim pek tarzım değildir ama çoğu insan doğa ile içiçe olup, kamp yapmayı çok sever, hele bir de onların durumunu hesaba katın. Bir çadır, bir uyku tulumu ve bir kaç eşya ile nasıl da mutlu ve özgürler.

Peki O Hiç Kıyamadığımız Eşyalarımızı Aslında Nasıl Elemeliyiz?

Elbise Dolapları Nasıl Düzenlenmeli?

Aksesuar Çekmecesi Nasıl Düzenlenmeli?

Çorap ve Kemer Çekmeceleri Nasıl Düzenlenmeli?

Kenara Ayırdığım Elbise ve Eşyaları Ne Yapsam?

Uykusuzluk Problemi Çekenlere 13 Önemli Tavsiye

4

Çıldırıciiiym a dostlar! Kaçta yatarsam yatayım, yok! Uyuyamıyorum. Dön o yana, dön bu yana… Sıcak ve nem insanı bitiriyor. Yastık üzerinde henüz ısınmamış bir nokta aramaktan sabaha kadar helak oluyorum. Klimayı otomatikte açsam baştan iyi de, sonra buz gibi oluyor, bu sefer de az önce sıpıttığım çarşafı, şimdi mumla arayan ben! Nem moduna alıyorum ay sanki dondurucunun içine girmiş gibi… Kalkıp çorap giydiğim oldu diyeceğim, şaka zannedeceksiniz. Kitap okurken tam pelte kıvamına geldim sanıyorum, ışığı kapattığım anda gözler yine fal taşı… Biraz gazete okuyayım bari telefondan, Aman Allahım hep şok şok şok haberleri, içimi daraltıyor. Dur ekşisözlük’e bakayım derken, girilen entryler öğle eğlenceli ki bu sefer de gülmekten uyuyamıyorum. Anlayacağınız son dönemde geceleri gelmek, gündüzleri de gitmek bilmeyen uyku ile yollarımızı bayağı ayırdık ama, bu böyle gitmez. Artık aramızı düzeltme zamanı geldi. İşte bu yazım, başta kendim olmak üzere Uykusuzluk Problemi Çekenlere Tavsiyeler niteliğinde…

Ertesi günü yorgun, sinirli, başı ağrıyan, gözleri boş bakan, hayattan bezmiş ve konstantre olmakta zorlanan halde geçirmek istemiyorsanız, bazı basit önlemlerle, kaliteli ve deliksiz bir uyku için yapmamız gerekenler mesela neler?

Kaliteli ve Deliksiz Uyku İçin Tavsiyeler:

1.Karanlık ve Sessizlik

Sanırım duymuşsunuzdur, “Melatonin” denilen ve insana mutluluk veren bir hormon var ve beyinde yalnızca geceleri ve karanlıkta salgılanan bir hormon bu… Hücresel hasarın onarımında da çok büyük rolü olduğu, ayrıca bağışıklık sistemini destekleyici etkileri olduğu iddia edilen bu hormon, karanlık ortamda uzun ve düzenli uyku sayesinde kansere karşı bağışıklığı artırıyormuş. İşte bu yüzden gece lambası bile olmadan, karanlık bir odada uyunması gerekiyor. Sizi bilmem ama odada tiktakları duyulan saat sesi gibi, kafayı takacağım bir ses varsa da ben hayatta uyuyamama mesela. Sessiz, serin ve karanlık bir yatak odası, iyi bir uyku için çok önemli anlayacağınız.

2.Düzenli Uyku saatleri

Herkesin biyoritmi farklı tabi. Kendi hayatınızın şartlarına göre her gün aynı saatte yatmanız ve kalkmanız, bu sayede de kendi düzeninizi oluşturmanız yararınıza olacaktır. Buna kendinize alıştırmaya ne dersiniz? (Çalışıyorsanız, en azından hafta içi için bari bunu yapın derim:)

3.Oda Sıcaklığı Nasıl Olsun?

Valla bu konuda uzmanlar 20-22 C derece diye genelleme yapsalar da, bazılarımız soğuk sever, bazılarımız ılık bazıları daha da sıcakta kendini rahat hisseder. O yüzden bu konu biraz göreceli bence. Ama en iyisi insan, sıcaklık ve nem sebebiyle uykusunun bölünmeyeceği kendine uygun bir sıcaklık ayarlarsa, işte bu en güzeli. Anlayacağınız ben yine klima kumandası elimde, sabaha kadar o sihirli dereceyi ve modu arayıp duracağım gibi biraz daha. Bu arada siz siz olun, aman diyeyim, klimanızı doğrudan yatağa vurmayan ve çok gürültü yapmayan bir şekilde ayarlayın. Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta ise odanın nemi… Bunun yüzde 40-50 civarında olması size iyi hissettirecektir.

uyuyamamak-neden-olur-uykusuzluk-tavsiye
Uykusuzluk problemi varsa ne yapılmalı?

4.Uyurken Ne Giyelim?

İster pijama, ister gecelik, ister şort, ister mont, ne giyerseniz giyin ama illa ki pamuklu olmasına özen gösterin ki, hem cildinizi rahatsız etmesin, hem hava aldırsın ve hem de gece boyunca vücut ısınıza göre uyum sağlayıp, gerektiğinde teri içine çekebilsin. (Tamam mont belki abartı oldu ama kafiyesine kaptırdım kendimi işte 🙂 Bir o kadar önemli konu da nevresim, yatak örtüsü ve yastıkların da yine %100 pamuk olması. Zaten içinde azıcık da olsa polyester vs varsa, hemen nasıl kan ter içinde bırakıp, rahatsız ettiğine şahit olmanız an meselesi:)

5.Beslenme

Doktoruma ve Beslenme uzmanıma kalırsa yatmadan en az 3 saat önce yeme-içme konusunu bırakmamı tavsiye ediyor. Çünkü dolu mideyle yatınca, sindirim sistemi hazım işlemine hala devam ettiği için uyku bozuluyor. Ayrıca reflüye neden oluyor, yani yedikleriniz geri geliyor ve rahatsızlık veriyor. Yağlı, çkolatalı yiyecekler, çay, kahve, kola gibi  içecekler de uyarıcı oldukları için uykuyu kaçıran faktörlerden…. Süt ve yoğurt uykuya dalmayı kolaylaştırıyor ama reflünüz varsa bunlar da cıs! Bunun için sebze ağırlıklı sağlıklı bir akşam yemeği yemek ve üzerine abur cuburla mideyi gereksiz doldurmamak en güzeli.

uykusuzluk neden olur, uykusuzluga çare
Uyuyamıyorum. Ne yapmalıyım?

6.Himalaya Tuzu Lambası

Kendimizi bir deniz kenarındayken veya doğa ile başbaşayken genelde olduğumuzdan daha iyi hissederiz, çünkü havada bulunan büyük miktardaki sağlıklı negatif iyonlar, havaya tazelik, canlılık verir ve içindeki bakterileri azaltır. Kaya tuzu lambaları da, kullanıldığında, içindeki ampül ısındığı için etrafındaki tuzun da ısınmasıyla, odadaki nemi lamba üzerinde toplar. Bu kristal tuzun yüzeyinin hafif ıslanmasına ve böylece etrafa negatif yüklü iyonlar saçmasına yol açar. Negatif yüklü bu iyonlar çevrenin pozitif yüklü iyonlarıyla birleşerek ortamı nötral hale getirir. Evdeki yüksek frekansta elektrik yayan pozitif yüklü bilgisayar, televizyon, cep telefonu vs gibi elektronik aletler, saçtıkları  yüksek düzeydeki elektrik yükü ile, vücutta bazi agrasif maddeleri özgürleştirerek hücre yapısını bozmaya sebebiyet verdiği için, onları bu şekilde nötrlemek faydalı olacaktır.

7.Günlük Su miktarı

Günlük en az 2,5 litre su içmemiz gerektiğini artık hepimiz biliyoruz. Gece yatmadan, şöyle en az 2 saat kadar önce sıvı almayı kesersek en azından narin uykumuzu bir de tuvalet molalarıyla bölük pörcük olmaktan kurtarabiliriz. Bu arada Kahve ve siyah çay kadar, yeşil çayın da içeriğindeki yüksek miktarda kafein sebebiyle uykuyu kaçırdığını belirteyim.

8.Kafanıza göre uyku ilacı almayın

Hiç bir ilacı kafamıza göre almamalıyız zaten de, uyku ilacı da bağımlılık yapması sebebiyle, öyle gelişigüzel şekilde başvurulmaması gereken bir şey.  Zaten bu  tarz ilaçları hekimler, dozaj olarak az miktarlardan artırarak başlatıyor veya bırakırken de yavaş yavaş azalttırıyorlarmış, öyle bir anda başlanıp, bir anda bırakılacak şeyler değil yani. Aman diyeyim 🙂

9.Ilık bir duş

Yatmadan önce alınan ılık bir duş, bebeklerde bile bu kadar etkiliyken, bizde neden olmasın? Günün stresinden kurtulmanıza, kaslarınızın gevşemesine ve rahatlamasına yardımcı olacak ve bu duş sonrası nasıl da kolayca, mışıl mışıl bebekler gibi uykuya daldığınıza siz bile inanamayacaksınız.

bebek_uykusuzluk-uyku problemi-ukusuzluk-careler

10.Yastık Önemli

Benim gibi kaliteli uykuya hasret olup da, en ufak bir şeyde o istediği rahatı bulamayıp, bunu kafaya takarak, uykusunu daha çok kaçıranlar, yastık konusunun nasıl hassas olduğuna hak vereceklerdir. Ne kuş tüyü, ne polyester dolgulu, ne silikon dolgulu, benim için varsa yoksa sadece ortopedik yastık… Bu yüzden bir otelde kalıyorsam, artık genelde pek çok iyi otelde yastık menüsü bulunduğundan, hemen ortopedik yastık var mı sorarım. Yataklar da genelde ortopedik olduğu için, kaldığım otellerde genelde hiç uyku sorunu yaşamam zaten. Siz de nasıl yastıkla rahat ettiğinizi artık biliyorsunuzdur, yükseklik olarak da, ne yüksek, ne alçak ve boynunuzda gereksiz gerilme, zorlanma yaratmayan bir yastık seçmelisiniz. Reflü gibi sorunlarınız varsa, doktorunuz yastığınızı biraz yüksek kullanmanızı tavsiye edebilir.

11.Gündüzleri Mutlaka Odanızı havalandırın

Ortamda yeterince oksijen olması ve içerdeki havanın temiz olması için odanızı her gün havalandırmak gerekiyor. Her tarafı rantsal (ay pardon kentsel) dönüşüm sebebiyle inşaat dolu olduğu için, artık bi’ nevi şantiyelerde yaşadığımızı düşünürsek, dışarıda ne kadar temiz bir hava var orası da tartışılır gerçi. Polen ve tozlardan mümkün olduğu kadar uzak durmak, uyku kalitesini etkiliyor. Yatak odanızda toz tutan türde gereksiz eşyalar, halılar, yatak altlarında istif yaptığınız eski elbiseler vs. varsa, en iyisi bunlar için başka bir oda bulmak ya da sık sık tozlarından arındırmak olacaktır. Hele de alerjik bir bünyeniz varsa, buna ekstra dikkat etmeli.

12.Lavanta Yağı

Yastığa bir kaç damla serpiştirilecek lavanta yağı, uykuya geçişlerde yardımcı faktörlerden biri. Lavanta bitkisinin güzel kokulu açmamış çiçeklerinden elde edilen, kaliteli bir uçucu yağın, uykusuzluk kadar, sinir bozuklukluları, gerginlik gibi psikolojik sorunların çözümünde de etkili olduğu iddia ediliyor.

13. Cep Telefonu

Özellikle radyasyon sebebiyle biliyorsunuz “Mobil cihazlar ve televizyon gibi yapay ışık kaynaklarını yatak odasında kullanmayın” diyorlar da, bu kuralı ben de uygulayamıyorum. En kısık ışıkta bile gözlere ne kadar zarar verdiğini hepimiz biliyoruz değil mi? Onun yerine sizi uykuya hazırlayacak, dinlendirici bir kitap okumak çok daha doğru bir yöntem.  Ben mesela hata yapıyorum ve uyumadan önce yabancı dil çalışıyorum, beynim iyice uyanıyor. Ah be evladım , bile bile bunu neden yapıyorsun kendine? Kolayca uykuya dalmak istiyorsanız, siz en iyisi, dediğimi yapın, ama yaptığımı yapmayın 🙂

Hepimize huzurlu, kaliteli, dinlendirici, iyi uykular!

2017’de Kurban Bayramı Tatili Kaç Gün?

7

İşte her sene olduğu gibi o çok merak edilen soru: “Kurban Bayramı tatili kaç gün olacak?” Kiminle konuşsam birbirine “Kurban Bayramı’nda neredesin?” diye soruyor. Hiç bir yere gitmeyip, boş ve sakin İstanbul’un tadını çıkarayım derken, “yahu bir yere mi gitmeliyim ki illa?” diye bir hissiyata kapılıyor insan. Bunu son yıllarda bir iki kere deneyimlemiş biri olarak, her yere 5-10 dakikada gidilen trafiksiz ve huzur dolu bir İstanbul, sanırım sadece bayram tatillerinde mümkün artık. Ama tabi aranızda bunca uzun tatil fırsatını, memleketine gidip akrabalarıyla hasret gidermek için ya da yurt-içi, yurt dışı bir seyahat için kullanmak isteyenler de çok olacaktır. O yüzden Kurban Bayramı tatilinin kaç gün olduğu haftalardır merakla bekleniyordu ki, nihayet müjdeli haber geldi ve 10 gün olarak kararlaştırıldı. Bu durumda Kurban Bayramı tatili ne zaman başlıyor? derseniz, özetle 26 Ağustos 2017 Cumartesi günü başlayıp, 4 Eylül 2017 Pazartesi günü sona eriyor. Yani 5 Eylül 2017 Salı günü tekrar iş başı zamanı.

2017 kurban bayramı ne zaman tatil kaç gün

“Keşke şunu daha önceden belirleseler de insan son güne kalmadan, daha uygun fiyatlarla uçak bileti ve otel rezervasyonu yapabilse” diyeceğim, ama neyse efendim lafa fazla uzatmayalım ve bu sene Kurban bayramı tatili hangi günlere geliyor ona da bir bakalım.

2017 yılı 10 günlük Kurban Bayramı tatilinin tarihleri şöyle:

26 Ağustos 2017 Cumartesi  Hafta sonu tatili

27 Ağustos 2017 Pazar  Hafta sonu tatili

28 Ağustos 2017 Pazartesi

29 Ağustos 2017 Salı

30 Ağustos 2017 Çarşamba Zafer Bayramı resmi tatili

31 Ağustos 2017 Perşembe Günü  Arefe

1 Eylül 2017 Cuma Günü  Kurban Bayramı 1. Gün

2 Eylül 2017 Cumartesi Günü Kurban Bayramı 2. Gün

3 Eylül 2017 Pazar Günü  Kurban Bayramı 3. Gün

4 Eylül 2017 Pazartesi Günü  Kurban Bayramı 4. Gün

Herkese Hayırlı Bayramlar şimdiden 🙂

Üşengeç Şef ile Atina Gezi Rehberi

2

Haydi bugün sizi, Atina‘ya şöyle bir alıp götüreyim, ne dersiniz? Hem de oturduğunuz yerden hiiiç kaldırmadan! Minik bir demo olsun bu… Gerçekten de eğer şöyle keyifli bir yurt dışı seyahati hayaliniz varsa, adalarının yakınlığı, ulaşım kolaylığı, son dönemde yaşadığı ekonomik krizler sonrası uygun fiyatları, yeme-içme kültürünün benzerliği ile, Ege Denizi’ndeki karşı komşumuz Yunanistan; bizler için en cazip yurt dışı destinasyonlardan biri tabi ki… Bu süreçte her iki ülke arasında turizm ve yeme- içme sektöründe beyin göçüne de sıkça rastlar olduk zaten. İşte bu kişilerden biri olarak, Bodrum’un  en kaliteli lüks oteli olduğuna bu seneki deneyimimden sonra bir kez daha inandığım, Caresse Bodrum Resort‘un, Yunanlı Genel Müdürü olan dostumuzun, Yaz başında yaptığı “Şu an, Atina için en keyifli sezon” tavsiyesi üzerine, biz de Atina seyahatini gündeme aldık.

Türkiye’nin en çok okunan dergilerinden biri olarak, yurt içi ve yurt dışı tüm seyahatlerinizde uçak içinde, yolculuğunuz boyunca sizlere yarenlik eden Pegasus Havayolları’nın dergisi FlyPgs.com Magazine‘deki köşemde,  bu Ağustos ayında keyifle okumanız için, yazdığım “Üşengeç Şef ile Atina Lezzet Durakları” yazım için, öncesinde nerelere gideceğimiz konusunda bol bol araştırmalar yaptık. Sevgili Makis ve eşi Maria’dan aldığımız tüm mekan ve lezzet tüyolarını da not ederek seyahatimizin ana hatlarını planladık ve Pegasus’un çok sayıda ve uygun fiyatlı seferleri olmasının da avantajıyla, hızlıca programımızı şekillendirip #Hadiozaman dedik ve uçağa atlayıp, yaklaşık 1 saat 15 dakika içinde, komşumuz Yunanistan’ın başkenti Atina’ya vardık.

atina-hadiozaman-pegasus-havayollari-usengec-sef-dergi-yazi

Atina’da Hava Sıcaklığı Nasıl? Atina’ya Hangi Mevsimde Gitmeli?

Atina, İzmir’le aynı enlem üzerinde ve haliyle İstanbul’a göre daha sıcak bir iklim kuşağında yer alıyor. Bu sebeple İlkbahar ve sonbahar bence en güzel gezme mevsimi olacaktır. Kışın bize göre biraz daha ılıman olsa da, bu savım; kapalı havada seyahat etmeyi sevmiyorsanız geçerli tabi. Sıcağa dayanamıyorsanız, bizim gibi çok yaz ortasına kalmayın derim.

Atina’da Nerede Kalınır?

Bu önceliğinizin ne olduğuna bağlı olarak değişiklik gösteren bir konu. Kendimizden örnek vermem gerekirse, biz şehrin merkezi sayılabilecek Syntagma Square çevresindeki daha lokal, ama nispeten daha sınırlı imkanları olan butik oteller yerine, bizim seyahat tarihlerimizde ekstra sıcak olacağını öğrendiğimiz için, gündüzleri otelde geçirmemiz gerekebileceğini hesaba katarak, seçimimizi “Atina’nın Nişantaşı’sı” diyebileceğimiz Kolonaki’ye yakın ve içinde büyük bir açık havuzu da olan, 5 yıldızlı bir otel olan Hilton Athens‘den yana yaptık.  Seçimimizden oldukça da memnun kaldık.

atina-hilton-athens-havuz-pool-yunanistan-otel-tavsiye

Akropolis manzarasına sahip bu otel, Atina’nın en eski ve en heybetli otellerinden biri olmasının yanı sıra, aynı zamanda 2004 Atina Olimpiyatları’nın da resmi oteli olma özelliğini taşıyor. Meşhur “Koşan Adam” heykelinin olduğu meydanda bulunan binanın hemen karşısında, Atina Savaş Müzesi, çeşitli kiliseler ve tarihi yapılar da bulunuyor.

atina-hilton-athens-usengec-sef-deklancheur-yunanistan-gezi-tavsiye

Şansımıza ekstra ısınarak, gündüzleri  35 C dereceleri bulan ve hatta 40 C dereceler civarı hissedilen hava sıcaklığı sebebiyle, otelimizin devasa havuzu ve lezzetli alternatifler sunan snack büfesini bol bol değerlendirme fırsatı yakaladık. Bir çilek delisi olarak, serinlemek için, havuz başında içtiğim o şeker ilavesiz Çilekli Smoothie’nin enfes tadı hala damağımda.  Buradaki meze tabağı, alıştığımızdan karışık sunulsa da; içinde yer alan hellim peyniri, zeytin, dolma, mücver, cacık ve patlıcan ezmesiyle, yeme-içme kültürümüzün ne kadar çok ortak noktası olduğunun da adeta kanıtı niteliğinde.

hilton-athens-atina-havuz-meze

club-sandwich-hilton-atina-athens

Biz turistik yerlere yakın olmayı ve daha butik otelleri tercih ediyoruz derseniz, Plaka ve civarında konaklayabilir; ya da merkezi olduğu kadar, “Lüksü de bana her köşesinde sonuna kadar hissettirsin” derseniz kesinlikle The Grande Bretagne, A Luxury Collection otel, tam size göre diyebilirim.

Yazımın Devamında Neler Var Neler 🙂 Okumaya devam!

Atina’da Ulaşım Nasıl?

Atina’da Gezilecek Görülecek Yerler

Atina’da Meze, Tatlı  ve Yemekler

Atina’da Fine-Dining Restaurant Deneyimi

Sait Halim Paşa Yalısı – Yazlık Sinema Keyfi

2

Geçtiğimiz haftalarda Fahriye Evcen ve Burak Özçivit‘in dillere destan düğünlerinin gerçekleştiği, ama bizim için ondan da önemlisi, bundan taa 41 sene önce, biricik eşimin anne ve babasının dünya evine girdikleri Sait Halim Paşa Yalısı’nı nasıl sevdiğimi, yıllardır yazılarımdan ve sosyal medya paylaşımlarımdan, artık sanırım hepiniz biliyorsunuzdur. Zamanında Boğaz’ın beyaz incisi bu güzelim yalıda çekilen “Süt Kardeşler” filmi ile geçtiğimiz sezonu kapatarak, bize harika bir nostalji yaşatan açık hava sinema konsepti, Yaz’ın gelmesiyle,  Sait Halim Paşa Yalısı‘nda tekrar başladı.  Gösterime giren ilk film de, bu sene Oscar ödüllerini bol bol toplayan La La Land olunca, özellikle City of Stars şarkısıyla beni adeta büyüleyen bu müzikali, bir de Boğaz’a karşı izlemenin heyecanına günler öncesinden kapıldım. Bahsettiğim şarkının bir cover’ını piyano eşliğinde nasıl da zevkle seslendirdiğimi youtube kanalımdan izlemek için şuraya tıklayabilirsiniz.

fahriye-evcen-burak-ozcivit-dugun-sait-halim-pasa-evlendi

Hani bana sık sık soruyorsunuz ya; Nerede evlenme teklifi edeyim, sürpriz yapmak için nereye götüreyim… İşte size sevdiğiniz kişiye unutulmayacak bir gece yaşatmak için harika bir öneri. Hatta sinema gösterimi için Sait Halim Paşa’ya mümkünse henüz güneş henüz batmadan gelin ki, her köşesi instagramlık olan yalının bu harika atmosferini gün ışığında da yaşayın. İçindeki meşhur merdivenlerde de illa ki bir kaç kare çektirmeyi ihmal etmeyin.

sait-halim-pasa-yalisi-fahriye-burak-evlendi-dugun-bogaz-sinema

Film öncesi yalının rıhtım kısmında, birbirinden lezzetli ve doyurucu açık büfe yiyecek ve içeceklerle  başlayan sinema geceleri, güneş battıktan sonra dev ekranın önünde yer alan rahat koltuklara geçilmesiyle devam ediyor. Derken ışıklar kapanıyor ve işte filmimiz başlıyor. Tüm gece boyunca, istediğiniz kadar patlamış mısır ve dondurmayla gerçek bir sinema keyfi yaşatıyorlar size.

sait-halim-pasa-sinema-yazlik-acik-hava-bogaz

sait-halim-pasa-sinema-yazlik-acik-hava-bogaz-aslanli-yali

Aslan heykellerinden dolayı “Aslanlı Yalı” olarak da bilinen Sait Halim Paşa Yalısı’nda, siz de bu sıcak yaz akşamlarında Boğaz’ın püfür püfür esintisiyle serinlemek ve yıldızların altında, görkemli bir gece manzarası eşliğinde vizyon filmlerinin tadını, muhteşem bir yalıda  çıkarmak isterseniz, Gaggenau işbirliğiyle, Eylül ayına kadar toplamda 10 filmin gösterime gireceği bu etkinliği ajandanıza alabilirsiniz. Az önce saydığım her şeyin dahil olduğu etkinliğin fiyatı 150 TL. Biletler Biletix’de.

sait-halim-pasa-sinema-yazlik-acik-hava-bogaz

sait-halim-pasa-sinema-yazlik-acik-hava-bogaz

Sait Halim Paşa Yalısı İletişim Bilgileri:

Adres: Köybaşı Caddesi No: 83 Yeniköy, İstanbul

Tel: (0212) 223 05 66

Wyndham Grand Kalamış – Keyifli Bir Moda Çekiminden

3

usengec-sef-dilek-yeginsu-piyano-dans

Harika bir Cumartesi günü ve şansına biz de uzun zaman aradan sonra ilk defa İstanbul’dayız. Hem bu güzelim günü değerlendirmek, hem de moda çekimi yapmak üzere Anadolu yakasının en güzel otellerinden olan Wyndham Grand Kalamış’ı tercih ediyoruz. Normalde spor salonu ve havuz üyeliğim olan bu tesisin restoranlarını da çok severim ama otel bölümünü daha önce hiç ziyaret etmeye zamanım olmamıştı.

Öncesinde terasında yer alan ve kavurucu Yaz sıcaklarında bile püfür püfür esmesiyle meşhur Jigger Roof Bar kısmında, otelin Genel müdürü Mustafa Bey ile, soğuk kahvelerimizi içerek neşeli sohbetler ediyoruz. Derken meyve kokteyllerimiz hazırlanıyor. Şekerli içeceklerden mümkün olduğunca uzak durduğum için içmek yerine sadece fotoğraf çektiriyorum.

usengec-sef-dilek-yeginsu-wyndham-grand-kalamis

Derken yanımıza otelin Executive Şefi Mehmet Yalçınkaya da geliyor. Şefimiz  sağolsun sosyal medyada sıkı takipçilerimizden… Instagram hesabı @Deklancheur olan eşimin yaptığı styling çekimlerinde giydiği kombinlere bayıldığını anlatıyor. Biz de çok severek yaptığımız bu işte, en zor şeyin formumuzu korumak olduğundan yakınıyoruz.  Ama sizce Mehmet Şefim durur mu? Menüdeki yenilikleri anlatmak için sabırsızlanıyor ve başlıyor hünerlerini döktürmeye… E hani sadece kahve içecektik güya? 🙂 Hepsi “iyi yemek yemekten” keyif alan ve yemek sohbetlerine bayılan bu çılgın dörtlü bir araya gelir de bu enfes Kalamış marina manzarasına karşı sadece kahvelerini yudumlayarak oturur mu diye önceden düşünmem gerekirdi zaten ama artık çok geç.

wyndham-grand-kalamis-keci-peynirli-salata

Üzerinde Krem brüle mantığında pürmüz ile yakılmış esmer şeker olan enfes Keçi Peynirli salata mı desem, beni benden alan ve ilk kaşıktan sonra hepsini silip süpürmemek için kendi içimde büyük savaş verdiğim Çıtır Tepsi Mantısı mı desem… Fotoğrafını çekerken bile mantı deyince ellerim titrer, öylesine severim ama 2 kaşıkta durdum ya kendimi tebrik ederim.

usengec-sef-wyndham-grand-kalamis-tepsi-manti

usengec-sef-wyndham-grand-kalamis-anne-koftesi

Köftesinden, mantısına ve hatta Frambuazlı pastasına kadar, sunum ve lezzet anlamında her biri birbiriyle yarışan bu yemeklerden, sadece 1’er çatal alıp durmak nasıl zor, gerçekten anlatamam. Ama gördüğüm tedavi gereği zaten kilo almak için fırsat kollayan bedenime, bu zevki vermemek için ben de dünyanın en albenili yemekleri arasında bile olsam maalesef kendimi tutmak, nefsimi dizginlemek zorundayım.

wyndham-grand-kalamis-frambuazli-pasta

Bu arada müjdemi isterim: Jigger Roof Bar’ın iddialı menüsüne bir de Glutensiz Menü ve Vegan Menü de eklenmiş ki, böyle güzel bir haberi bu konuda arayışı olan kardeşlerime vermekten de büyük mutluluk duyarım. Ne zorluklar çektiklerini biliyorum. Ben de açıkcası ilk defa bir otelde böyle detaylı bir sabit menü gördüm, tatlısına kadar hazırlamışlar sağolsunlar. Bravo dedim. Aynı menüde hindistan cevizli ve hafiflikte ve lezzet anlamında tadı hala damağımda kalan bir tatlı var ki, her gün yese bıkmaz insan.

wyndham-grand-kalamis-vegan-glutensiz-menu-jigger

Çekim zamanı gelince eşimle birlikte fotoğrafçımız Mert’le beraber önce otelde minik bir keşif yapıp en beğendiğimiz köşelerine ve oralarda hangi kombinleri giyeceğimize karar veriyoruz. Sonra hummalı bir çalışma başlıyor.

 

usengec-sef-dilek-yeginsu-gunaydin-luxury-hotel

usengec-sef-dilek-yeginsu-kitap

O gün çekilen yüzlerce kareyi tabi ki burada sıralayıp, bir nefeste bitirmek yerine, zamana yayarak, instagram hesaplarımız @Usengecsef ve @Deklancheur’den takip etmenizi tercih ederiz. 🙂 Hatta beğenir ve yorum da yazarsanız, işte o zaman tadından yenmez 🙂

usengec-sef-dilek-yeginsu-kaan-deklancheur

Şaka bir yana… Bu aralar çok seyahatli dolu dizgin bir programa girmiş bulunmaktayız, web sitesine günbegün yazı giremediğim için, gerçekten de özellikle İnstagram olmak üzere, tüm sosyal medya hesaplarımızdan sizlere sadece bir tık uzaktayım. İletişimde kalalım. Sevgilerimle 🙂