Ana Sayfa Blog Sayfa 9

Ramazan veya Kurban Bayramı Tatili 9 Gün Olacak mı?

1

Hoşgörünün, inancın ve yardımlaşmanın en güzel örneklerinin sergilendiği bir mübarek Ramazan Ayını daha hayırlısıyla yarıladık. Ramazan Bayramına ise şunun şurasında sadece 2 hafta kaldı.  Ramazan ayının bitişi 14 Haziran akşamına denk geliyor. Bu durumda bayramın arefe günü 14 Haziran olurken, 2018 yılında 3 günlük Ramazan Bayramı 15-16-17 Haziran tarihlerinde kutlanacak. Özetle;

14 Haziran 2018 Perşembe Ramazan Bayramı Arifesi
15 Haziran 2018 Cuma Ramazan Bayramı 1.gün
16 Haziran 2018 Cumartesi Ramazan Bayramı 2.gün
17 Haziran 2018 Pazar Ramazan Bayramı 3.gün

Peki 2018’de Ramazan Bayramı tatili, 9 güne uzatılacak mı? Yukarıdaki tarihlerden de göreceğiniz üzere, 2018 yılında Ramazan Bayramının 9 günlük resmi tatil olması söz konusu değil. Bununla beraber bu sene Kurban Bayramı tatilinin uzun olması bekleniyor. Nasıl mı?

2018’de Kurban Bayramı ne zaman? Kurban Bayramı Tatili 9 güne uzatılacak mı?

21 Ağustos 2018 Salı Kurban bayramı 1. günü

22 Ağustos 2018 Çarşamba Kurban bayramı 2. günü

23 Ağustos 2018 Perşembe Kurban bayramı 3. günü

24 Ağustos 2018 Cuma Kurban bayramı 4. günü

Bu durumda Kurban Bayramı’nın arefesi 20 Ağustos 2018 Pazartesi gününe denk geldiği için, onu takip eden Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma ise resmi tatil olduğundan dolayı, bu sene Kurban Bayramı’nda yine 9 günlük bir tatil olacakmış gibi gözüküyor.

Wella SP Keratin Şampuanı ve Maskesi Favorim

1

Merhaba! Kullanıp memnun kaldığım ürünleri sizlerle de paylaştığım “Favoriler” serisi sizler tarafından çok beğenildi. İlginize çok teşekkür ederim. Ben de aklıma geldikçe ve fırsat buldukça yazmaya devam ediyorum o zaman. İşte yeni favorilerim: “Wella SP Luxeoil Keratin Şampuanı” ve “Wella SP Luxeoil Keratin Maskesi” Her ikisi de son dönemde hafif yapısı seyesinde saçı ağarlaştırmaması, beslemesi ve canlılık kazandırmasıyla, çok severek kullandığım ve faydasını gördüğüm ürünler.

luxeoil system sampuan sac maskesi

Wella Sp Luxeoil Keratin Şampuanı

Saçlarda derinlemesine temizlik hissi sağlarken, ayrıca nemlendiriyor. İçeriğindeki Argan, Jojoba ve Badem yağı özleri ve keratin ile saçı yeniden yapılandırarak koruyor. Parladığını, canlandığını hissediyorsunuz. Wella Sp Luxeoil Keratin Şampuanındaki Keratin ise dolgu maddesi görevi görerek saç yapısının güçlenmesini sağlıyor. Boyalı ve röfleden yıpranmış saçlar bile kolayca şekle giriyor.

Uygulaması aynen her zaman yaptığımız gibi… Islak saça masaj yaparak uygulayıp, duruluyorum sadece. 1 litrelik boyunu almanın avantajları yanında, bir de dezavantajı olarak şunu söyleyebilirim. Profesyonel boy olduğundan, şişenin ağız kısmı çok geniş… Bu yüzden bazen daha az miktarda almak istesem de çok akabiliyor. İstediğiniz dozu, normal şampuan şişeleri gibi ayarlayamayabiliyorsunuz bazen. Öte yandan da kokusu inanılmaz güzel. İnsana, kapağını açar açmaz o mis gibi kokusuyla inanılmaz mutluluk veriyor. Şu ara başka şampuan kullanmak istemiyorum 🙂 Fiyatına gelince 1 litrelik boyu yaklaşık 100 TL civarı

Wella SP Luxeoil Keratin Maskesi

Wella SP Luxeoil Keratin Maskesi, saça keratin desteği sağlayan, onaran, besleyen ve koruyan çok iyi bir maske… Nemi saça sabitlediğini ilk kullanımda hissediyorsunuz. Her bir saç telini yapılandırmak üzere formülize edilmiş. İçeriğinde Argan yağı, jojoba yağı ve badem yağı özleri var. Bu sayede saça doğal ve pürüzsüz bir görünüm katıyor. Saçlarınız yumuşacık oluyor.

Uygulaması da çok kolay. Önce Wella Sp Luxeoil Keratin Şampuanı ile saçımı yıkayıp duruluyorum. Havlu ile biraz nemini alıyorum. Eğer yoğun bakım yapacaksanız: Maskeden fındık büyüklüğünde alıp, eşit miktarda tüm saça uyguluyor ve yaklaşık bi’ 10-12 dakika kadar bekledikten sonra iyice duruluyorsunuz. Yok, eğer normal bakım yapıyorsam da, kısa saçlı olmanın da avantajıyla benim de yaptığım gibi, aynı işlemi 3-5 dakika bekleterek uyguluyorsunuz. Haftada 1 kere kullanmak yeterli. 400 ml’lik boyu yaklaşık 130 TL civarı

Leziz Sağlıklı Atıştırmalık Yemek Tarifleri

1

Geçmişte Masterchef juri üyelerinden Şef Mehmet Yalçınkaya eşliğinde, diyet tarifler hazırladığımız keyifli bir davette uygulanan tarifleri bugün sizlerle de paylaşmak istiyorum. Ramazan’da İftar menüsüne de gayet uygun olan bu sağlıklı ve besleyici yemeklerden ilki: Kinoa ve Sebzeli Köfte burger

Vejeteryan Burger – Kinoa ve Sebzeli Köfte burger tarifi

Bunun için haşlanmış ve rendelenmiş tatlı patatese ve yıkanıp haşlanmış kinoaya, soğan, sarımsak, dereotu, çiğ olarak rendelenmiş bir kabak ve dilimlenmiş taze soğan ile yumurta, lor peyniri, tuz ve kararbiber ilave edip harmanladık.

ramazan-iftar-yemek-tarif-vejeteryan-diyet-saglikli-yemek-kolay
Sağlıklı Atıştırmalık yemek tarifleri: Kinoalı ve Sebze köfteli Burger tarifi

Fazla cıvık olmaması için, kabaktan dolayı oluşabilecek fazla suyu sıkarak ayrıştırdık. Sonrasına burger köftesi formu vererek, yağlı kağıda serip, ön ısıtılmış fırında 170 C’de 15-20 dakika  pişirdik. Üzerine avokado sosu (ezilmiş avokado, limon suyu, pulbiber, tuz ile karıştırılarak hazırlanıyor) sürülmüş tam buğday ve çiya tohumlu sandöviç ekmeği üzerine yerleştirerek, servise hazır hale getirdik. Eşimin de bayıldığı bu tarifi, siz de kinoa seviyorsanız, evinizde muhakkak denemelisiniz.

ramazan-iftar-yemek-tarif-vejeteryan-diyet-saglikli-yemek-kolay
Sağlıklı Atıştırmalık yemek tarifleri

Pancar salatası tarifi

İkinci olarak, Anti-aging salatası olan ve rendelenmiş pancarları, biraz zeytinyağı, dereotu, maydonoz, dereotu ve cevizle harmanlayarak hazırladığımız salatayı, yanında Yulaflı ve karabuğdaylı Grissino ile servise hazırladık. Bu grissiniler, ara öğün olarak da çıtır çıtır çok hoşumuza gitti.

ramazan-iftar-yemek-tarif-vejeteryan-diyet-saglikli-yemek-kolay
Sağlıklı Atıştırmalık yemek tarifleri: Pancar salatası tarifi

Enginarlı Kanepe tarifi

Son tarifte ise çatalla ezilmiş bir haşlanmış enginara, 1 diş sarımsak, bir tatlı kaşığı tahin, az limon suyu ekleyip püre haline getirdik ve tam tane tahıllı ekmek dilimlerine sürdükten sonra, üzerini haşlanmış bakla taneleri ve dereotuyla süsledik. Bunun için de karabuğdaylı ve Çavdarlı ekmeğini kullandık. Ben evde daha çok siyez buğdaylı ekmeğini kullanıyorum bu aralar.

ramazan-iftar-yemek-tarif-vejeteryan-diyet-saglikli-yemek-kolay
Sağlıklı Atıştırmalık yemek tarifleri: Enginarlı kanepe tarifi

Umarım sizler de kolayca yapar ve afiyetle yersiniz. Şimdiden ellerinize sağlık!

Cilt Bakımı ile Tertemiz ve Yumuşacık Bir Cilt Mümkün

0

Kışın soğuk havanın ve rüzgarın negatif etkisine ilaveten, evlerde ısınmak amacıyla kullandığımız kaloriferler sayesinde de kuruyan, matlaşan ve nemini kaybeden ciltleri bakıma almak için, özellikle bahar ayları en iyi zamanlar. Çünkü cilt sağlığını korumak ve erken yaşlanmayı önlemek için onun bakımını ihmal etmemek, gözenekleri temizletip, nefes almasını sağlamak önemli. Geçtiğimiz hafta gittiğim Nişantaşı Renouvelle Clinic’de yaptırdığım cilt bakımından sonra yumuşacık bir yüz ile klinikten çıkarken, dedim ki bu deneyimi sizlere de anlatayım. Peki cilt bakımı nasıl yapılır, nelere dikkat etmek gerekir?

Hepimizin istediği yumuşacık, sağlıkla ışıldayan, dipdiri, tertemiz ve lekesiz bir cilt, değil mi? Üstelik sadece hanımlar değil, bakımlı beyler de artık bu konuya çok dikkat ediyorlar. İşte bunun için de “Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur” atasözümüzden feyz alarak bizim de cildimize gerekli özen göstermemiz, onun yapısına uygun ürünler kullanarak, düzenli aralıklarla cilt bakımı yaptırmamız gerekiyor.

cilt-bakimi-renouvelle-nisantasi-dr-burcu-yamangokturk

Uzmanlar diyor ki, 20’li yaşlardan itibaren her kadın, temizlik, bakım ve koruma amaçlı olarak ayda bir kez profesyonel bir cilt bakımı yaptırmalı. Ame ne yalan söyleyeyim, benim için bu kural, çok da geçerli olamıyor. Saatler, günler, aylar o kadar hızlı geçiyor ki, bir bakıyorum ki mevsimler dönmüş. O yüzden ben de en azından bari yılda 4 kere, yani mevsimler değişirken cilt bakımına gitmeye özen gösteriyorum ve buna da şükür diyorum. Hatta bazen bu yılda 2’ye de düşüyor ki, bu durumda gerçekten kendime bayağı bir ayıp etmiş oluyorum. :))

cilt-bakimi-urunler-renouvelle-nisantasi-dr-burcu-yamangokturk

Profesyonel Bir Cilt Bakımında Neler Yapılır?

Sevgili Dermatologum Dr. Burcu Yamangöktürk’ün Nişantaşı Renouvelle’deki kliniğinde yaptırdığım profesyonel cilt bakımı yaklaşık 1 saat sürüyor. Bu süre içerisinde saçlarınıza bir bone ve alnınıza da uygulanacak şeylerin boneye rağmen saçlarınıza bulaşmaması için havlu bir band takılıyor. Sonrasında süt ve tonik ile temizlenen ve peeling uygulanan cilde, gözeneklerin açılması ve maksimum fayda sağlanması için bir süre ozonlu buhar uygulaması yapılıyor. Bu işlemlerin ardından siyah noktaların hijyenik şekilde temizlenmesi ve yüz masajı yardımıyla serum ve maske sürülmesi geliyor. Bu uygulamalar ile cilt derinlemesine temizlenip, tıkalı gözenekler açıldığı gibi, cilteki kan dolaşımı da hızlandırılmış oluyor. Ölü hücre ve siyah noktalardan arındırılan cilt, yapılan bakım sayesinde bolca nem depoladığı için, taptaze ve canlı bir görünümle, sağlıkla ışıldıyor. En son olarak bir güneş koruma kremi uygulanıyor ve maksimum fayda sağlamanız için o gün boyunca mümkünse makyaj yapmamanız isteniyor.

cilt-bakimi-renouvelle-nisantasi-dr-burcu-yamangokturk

Evde Yapılan Günlük Cilt Bakımında Nelere Dikkat Edilmeli?

Sabah kalınca ve akşam yatmadan önce cildin uygun ürünlerle temizlenmesi önemli. Hiç bir surette makyajla yatmamamız gerektiğini artık hepimiz biliyoruz ve bu konuda üşenmiyoruz değil mi? 🙂 Güneşe çıkarken güneş koruyucu kremler sürmeyi de ihmal etmeyin derim. Hele de benim gbi güneşten lekelenmeye meyilli bir cildiniz varsa onu muhakkak yaz-kış korumalısınız, çünkü dışarısı güneşli olmasa bile, güneş ışınları leke yapmak için, bulutların arasında sinsi sinsi bekliyor.:)  Bir de cildiniz kuru olsun- yağlı olsun fark etmeksizin, cilt tipinize uygun nemlendirici kremler de kullanarak onu nemlendirmek önemli. Yani “Benim cildim zaten yağlı” diye düşünüp, onu nemlendirmemek hiç doğru değil. Yağ başka, su başka şey sonuçta, değil mi ama? Yağsız, su bazlı ve kaliteli bir nemlendirici seçmeye özen göstermeniz önemli. Yastıklarımız da en az haftada bir defa değiştirilmeli. Sağlıklı bir cilt için en ama en önemlisi de sağlıklı ve dengeli beslenmek tabi ki. Bir de yüzünüzde en iyi makyajdan bile etkili, içten bir gülümseme olursa, işte dünyanın en güzel insanı sizsiniz.

Sağlıklı günler dileğiyle…

Postmodern Jukebox Konseri Zorlu PSM’deydi

0

Postmodern Jukebox’a bir gün arabada Youtube’dan şarkı dinlerken, “Despacito” yorumlarıyla denk geldik. Yanımızda istanbul’a bizi ziyarete gelen, çok sevdiğimiz Yunanlı dostlarımız Maria ve Makis vardı ve bu çalan da aslında onların playlistiydi.  Dedik ki, “Yahu bu nasıl güzel bir şeydir?” Radioactive, Chandelier, Sweet Child O’mine, Zombie derken, arka arkaya inanılmaz coverlar dinleterek, bize bir şov yaptılar ki, o anda etkilenmemek ne mümkün? Pop veya hip-hop tarzı şarkıları alıp 1940-1950’lerin doo wop, jazz, swing tınıları ile yeniden yorumlamışlar ve ortaya Postmodern Jukebox diye enfes bir şey çıkmış. “Ah keşke yakında Türkiye’ye konsere gelseler” muhabbeti olunca, bir baktım ki 13 Mayıs’da Zorlu PSM‘de  (Zorlu Performans Sanatları Merkezi) konserleri görünüyor, biz hepimiz sevinçten dört köşe! İşte 2-13 Mayıs 2018 tarihleri arasında Zorlu PSM Caz Festivali kapsamında gerçekleşen ve biletleri hemen tükenen Scott Bradlee’s Postmodern Jukebox‘ın canlı performansı ile kendimizden geçtiğimiz dün akşamki bu konserden biraz bahsedeceğim bugün size.

scott-bradlee-Postmodern-Jukebox-zorlu-psm-konser

Amerikalı müzisyen Scott Bradlee, caz üzerine eğitim aldıktan sonra kurduğu Postmodern Jukebox ile, caz ve swing tarzı aranjmanlarıyla günümüzün popüler şarkılarını coverlayarak, bu müzik türlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak niyetiyle, kendi deyimiyle “müzik endüstrisini trollemek amacı ile” bir araya gelmiş müzisyenlerden oluşuyor.

scott-bradlee-Postmodern-Jukebox-zorlu-psm-konser

scott-bradlee-Postmodern-Jukebox-zorlu-psm-konser

Alışılmışın dışında deneyimler peşinde koşarken, ilk başlarda evde amatör kamera ile kaydettikleri videolarla bile jazz listelerinde en üst seviyelere ulaşmayı başarmışlar. Şimdiye kadar yaptıkları 20 albüm ile 4 kıtada konser vermelerinin yolu da bu şekilde YouTube üzerinden yayınladıkları şarkılarla olmuş. Şu anda 800 milyonu aşkın izlenme sayısı ve tam 3 milyonun üzerinde abonesi bulunuyor.

scott-bradlee-Postmodern-Jukebox-zorlu-psm-konser

Dün akşam Zorlu PSM’de ayakta düzende gerçekleşen Scott Bradlee’s Postmodern Jukebox konseri, Lady gaga‘nın “Bad Romance” şarkısıyla rüzgar gibi başladı. Ekibin solistlerinden Dani Amstrong başta olmak üzere; Imagine Dragons‘dan “Radioactive“, Paula Abdul‘dan “Straight up“, Katy Perry’den “I kissed a girl“, John Legend‘dan “I give you all of me” gibi şarkıların coverlandığı konser, kesinlikle izlenmesi gereken, gerçekten uzun zamandır en keyif aldığım gösterilerden biriydi.  Hatta biz Türklere küçük bir sürpriz hazırlayarak, Tarkan‘ın meşhur “Yakalarsam Muck Muck” şarkısını da coverladılar.

scott bradlee postmodern jukebox konser 6

Konser boyunca, yerinde durmayan tap danscısının performansı da büyüleyiciydi. O dans ederken yorulmak nedir bilmedi, ben onu izlerken yoruldum:)

scott-bradlee-Postmodern-Jukebox-zorlu-psm-konser

Çakmaktaşlar’ın meşhur şarkısı Flinstones‘u, Micheal Jackson’un Thriller‘ını, George Michael’in klasiği Careless Whisper‘ını, Radiohead’in Creep’ini, Beyonce’nin All the Single ladies‘ini bir de Postmodern Jukebox’dan dinleyin. Hatta sadece bunları değil, Youtube kanallarını açıp, en sıradan kabul edilen şarkıları bile, şans vererek bir de onlardan dinleyin. Eğer daha önce tanışma fırsatı bulamadıysanız, bence siz de aynı bizim gibi hayran kalacaksınız.

Geçtiğimiz Aydan Dizi – Kitap ve Şarkı Favorilerimiz

5

Günler su gibi akıp geçiyor. “Ah bu kara kış nasıl geçecek?” derken, işte bahar geldi geçiyor bile. Üstelik hiç de hissettirmeden… Hava devamlı kapalı ve yağdı yağacak halde. Ağaçlardaki bahar dalları da olmasa, ben bu bahardan bir şey anlamadım valla, ya siz? Perdeyi açıp da güneş ışığı göremeyince hevesi kursağında kalan  biri olarak, sanırım güneş enerjisiyle çalışıyorum desem çok da abartı olmaz:) “Üşengeç Şef Ekibi” olarak Mart ve Nisan aylarında, yine en severek okuduğumuz kitapları, izlediğimiz dizileri ve dinlediğimiz şarkıları sizler için derledik. Umarız tavsiyelerimizi beğenirsiniz. Hazırsanız haydi başlayalım!

Üşengeç Şef Ekibi’in Sizin için Seçtikleri

Mart-Nisan Ayı – 5 Favori Dizi

1 – Şahsiyet

şahsiyet-puhu-tv-dizi-izle-haluk-bilginer

Eveet! Neredeyse aylar öncesinden, daha adını duyurmasıyla, konusu ve baş rol oyuncusu Haluk Bilginer sayesinde hemen hemen herkesi heyecanlandırmayı başarmış bir diziyle karşınızdayım : “Şahsiyet“. Oyuncu kadrosu ve kurgu gerçekten çok iyi. Konu biraz ağır işlemekle birlikte, son dönemlerdeki iyi Türk dizileri arasında sayabileceğimiz Şahsiyet, emekli bir adliye memuru olan Agah Bey’e (Haluk Bilginer) Alzheimer teşhisi konulmasıyla başlıyor. Kendisi yıllar önce eşini kaybetmiş, hayattaki tek varlığı olan kızı da yurtdışında ve ilgisiz, tuhaf birisi.. Tek başına yaşayan Agah Bey, yıllardır yapmayı planladığı cinayetleri uygulamak koymak için, kendisine konulan hastalık teşhisini fırsat olarak görüyor. Sonrasında ne de olsa hatırlamam ve vicdan azabı da çekmem düşüncesine giriyor. Spoiler vermeden işte bu kadarını bilseniz şimdilik yeterli sanırım. Şahsiyet dizisi, Puhutv de yayınlanıyor, dolayısıyla Reyting kaygısı yok. Şimdilik 6 bölümü yayınlanan diziyi siz de istediğiniz zaman online olarak izleyebilirsiniz.

2- Lost in Space

lost-in-space-netflix-dizi-izle

Bilimkurgu severleri şöyle alalım! Biz tam bir Netflix fanı olarak, hemen hepsini sıkı takipte olan bir ekibiz. Hele de ekibimizin 2 üniversiteyi eş zamanlı okumasına rağmen aynı zamanda tam bir “dizi canavarı” da olmayı becerebilen üyesi olan Gizem, Netflix’e düşen her şeyi anında takip etmeye bayılır. “Lost in Space” de son dönemde Netflix‘deki hepimizi heyecanlandıran yapımlardan biri.  1965’lerde bir dönem, tüm dünyada inanılmaz bir “Lost in space” fırtınası olmuş, hatta 3 sezonluk dizisi yapılmış. Birinci sezonu o zamanki şartlar gereği siyah-beyazken 2. ve 3. sezonu ise teknoloji geliştikçe renkli çekilmiş. Sonrasında çizgi romanları, çizgi filmleri vs türemiş.

60’lara damga vuran bilim kurgu dizisi “Lost in space”in konusuna gelince; Robinson ailesi, Dünya’da yaşanan krizin ardından, uzak bir gezegende yeni bir hayata başlamak isterken, kaybolurlar ve mecburi olarak, gizemli ve donmuş haldeki yabancı bir gezegene zorunlu iniş yaparlar. Tüm engellere rağmen hayatta kalmak ve gezegenden kaçmak için mücadele ederken, çevreleri gizli tehlikelerle doludur.

3 – Guilt

guilt-dizi-izle-freeform

“Guilt” hafif esrarengiz ve gizemli bir mini dizi…Amerika’dan İngiltere’ye okumaya gitmiş kızımız Grace’in oda arkadaşının öldürülmesini konu alan 10 bölümlük minicik bir Freeform dizisi. Gönül isterdi ki, dizi bir kaç sezon daha ilerlesin, lakin az bilinen bir yapım olduğundan sektörde tutunmaları belli ki zor olmuş. Ne diyelim kısa da sürse keyifliydi izlemesi.

4 – American Gods

american-gods-dizi-izle-fantastik

“Ne izlesem?” “İzleyecek dizi bulamıyorum” diyenlere tavsiyemiz, öncelik sıranıza “American Gods”ı almanız! Bilmeyenleriniz için söyleyeyim kendisi öncelikle Neil Gaiman’ın kaleme aldığı harika bir fantastik kitap. Hatta olur da “Ben de şu diziye başlayayım” derseniz önce kitabını okumanızı tavsiye ederim. Konusu çok klişe gibi gözükse de her bölüm daha da derinleşen bir dizi. Gelelim IMDb puanı 8.1 olan American Gods dizisinin konusuna…  Hapishaneden yeni çıkan bir mahkum olan Shadow, karısının o gün trafik kazasında öldüğünü öğrenir ve cenazeye katılmak için uçağa bindiğinde kendisi hakkında pek çok şey bilen ve kendisine iş teklif eden tuhaf bir adamla tanışır. Farklı kültürlerdeki farklı mitolojik karakterler, güçlü bir hikaye ile diziye entegre edilmiş. Kadim ve modern tanrılar arası, mitoloji karışımı felsefesi ve karanlık konseptiyle, insanı içine çeken bir dizi. Başta beyin yakan sahneleri olsa da lütfen pes etmeyin ve sonuna kadar izleyin.

5 – The Alienist

the-alienist-dizi-izle-netflix

Yine polisiye-gerilim türü bir kitap uyarlaması olan “Alienist” dizisinin Türkçesi “Ruh Avcısı” diye geçiyor. Bu arada “Alienist” de o devirlerde akıl hastaları ile uğrasan doktorlara takılan ünvanlardan biri. Bence yine öncesinde bulabilirseniz kitabını okumanızı tavsiye ederim. Bu sefer biraz uzaklara 1896’lara gidiyoruz.. Yer New York… Bir muhabir, bir psikiyatr ve bir polis… Biraraya gelerek esrarengiz bir cinayeti çözmeye çalışıyorlar. Netflix gerçekten iyi işlere imza atıyor, umarım sizler de beğenirsiniz.

Üşengeç Şef Ekibi’nin Sizin için Seçtikleri

Mart ve Nisan Ayı – 5 Favori Kitap

1 – Dokunmadan – Nermin Yıldırım

Adalet, 29 yaşında genç bir kadın. Hayata ve insanlara, suya-sabuna dokunmadan, ne mutlu-ne mutsuz, diyebileceğimiz şekilde, öylesine yaşayıp gitmektedir. Ta ki doktoru, ölümcül bir hastalığa yakalandığını söyleyene dek! Hastalığı için kendini suçlayan Adalet, hayatını didik didik ederek, ilk günahını, masumiyetini kaybettiği ilk gerçek suçunu bulmaya çabalar. Bu uğurda çıktığı yolda kendiyle de, içinde yaşadığı ülkeyle de yeniden tanışacaktır.

Yazar Nermin Yıldırım’la bu kitap sayesinde tanıştım ve iyi ki de tanışmışım. Bir insanın özellikle de bir kadının ölümle burun buruna geldiği zaman, kendi içsel savaşını nasıl verdiğini harika bir üslupla anlatmış… Mutlaka okumalısınız.

nermin-yildirim-dokunmadan-arzum-uzun-izi-kaldi-kitap

2 – İzi kaldı – Arzum Uzun

Hafif depresif bir moddaysanız, hayat üstünüze üstünüze geliyorsa, alın elinize bir “Arzum Uzun” kitabı ve onu keşfetmeye başlayın. Arzum Uzun neredeyse tüm kitaplarında hayatından kesitleri bizlere sunuyor ve bunları yaparken oldukça içten bir yol arkadaşı edasıyla yapıyor. “İzi kaldı” da tam böyle bir kitap! Okurken mutlaka içinden çıkamadığınız bir meseleye çözüm bulacaksınız. 🙂

 3 – Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi

masumiyet-muzesi-orhan-pamuk-kitap-muze-nerede

Masumiyet Müzesi romanında Yazar Orhan Pamuk, Kemal ve Füsun’un 70’li yılarda yaşadığı umutsuz bir aşk hikayesini anlatıyor. Aşkı o kadar güzel ve gerçekçi anlatmış ki yazar, kitabın içinde adeta kayboluyorsunuz. Üzerine bir de Taksim’de bulunan “Masumiyet Müzesi”ni de ziyaret ettiniz mi, kitap sizin için kanlı canlı bir insana bürünüyor. Çünkü bu müze, adeta sanki bundan 50 yıl önce, İstanbul’da yaşayan bir ailenin eşyalarının toplandığı mütevazi bir İstanbul müzesi havasında. Bir kitaptan esinlenen ilk müze olan Masumiyet Müzesi; kitabın baş kahramanı Kemal’in, kendisine sevgilisi Füsun’u hatırlattığı için biriktirdiği eşyalardan oluşuyor. Öylesine duygu yüklü ki, aynı bir anane evini ziyaret ediyormuş gibi hissediyorsunuz gezerken.

4 – Kırlangıç Çığlığı – Ahmet Ümit

“Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki cehennem?” diye sorup bizleri maceraya sürüklüyor yine sevgili Ahmet Ümit “Kırlangıç Çığlığı” romanında. Hiç fırsat bulup okuyamamış insanlar bile Ahmet Ümit’in namını duymuştur diye düşünüyorum. Hele hele bir karakteri var ki -Başkomser Nevzat, biz okurları, epeydir  onun maceralarının kaldığı yerden devam etmesini bekliyorduk. Ve işte sonunda beklediğimiz kitaba kavuştuk. Yine toplumsal mesajlarla dolu, insanları uyandırmayı amaçlayan yalın ve güzel bir dille yazılmış tatlı bir roman çıkmış ortaya. Başkomser Nevzat hayranlarına duyrulur.

kirlangic-cigligi-ahmet-umit-kitap

 5 – Az – Hakan Günday

Yeraltı edebiyatıyla, pek içli-dışlı olamasak da Hakan Günday’ı bu konuda kesinlikle ayrı tutarız. Kendisi geç keşfedip, okumaktan da inanılmaz keyif aldığımız yazarlardan. “Az”isimli kitabını 2011 de yazmış sevgili Hakan Günday. Hayattaki gerçeklikleri inanılmaz efsane bir kurguyla bizlere anlatıyor. Toz pembe hikaye severler için pek uygun diyemeyeceğim ama kesinlikle kütüphanenizde bulunması gereken bir eser.

Üşengeç Şef Ekibi’in Sizin için Seçtikleri

Mart ve Nisan Ayı -Yerli-Yabancı Favori Şarkılar

Mart ve Nisan 2018 dönemi için playlistimizden seçtiğimiz en favori şarkılarımız da şöyle:

  • Cecillia Krull – My Life is Going on (Casa de Papel dizisinin şarkısı)
  • Ceza – Türk Marşı
  • Havana ft Young Thug – Camila Cabello
  • Mor ve Ötesi – Sultan-ı Yegah
  • Dua Lipa – İdgaf
  • Kalbin Çukurunda ft Cem Adrian – Gazapizm
  • Muazzez Abacı & Ferman Akgül – Beni yak kendini yak
  • Drake – God’s Plan
  • Fleet Foxes – White Winter Hymnal
  • Gazapizm – Heyecanı Yok (Çukur dizisinin şarkısı)

Şimdilik bizden bu kadar. Önümüzdeki ay, bir sonraki favoriler yazısında görüşmek üzere, hoşçakalın! 🙂

Ted Koleji Meşale Dergisi Dilek Yeğinsü Röportajı

0
ted koleji mezunları Dilek yeğinsü röportaj
TED KOLEJİ Meşale Dergisi
Dilek Yeğinsü / Üşengeç Şef Röportajı
TED KOLEJİ Meşale Dergisi
Dilek Yeğinsü / Üşengeç Şef Röportajı
TED KOLEJİ Meşale Dergisi
Dilek Yeğinsü / Üşengeç Şef Röportajı

Çilekli Bisküvili Puding / Çilekli Magnolia Tatlısı Tarifi

21

Çileği o kadar severim ki, küçükken bana “Dilek” yerine “Çilek” dedikleri olurdu ve ben nasıl da sevinirdim 🙂 Çilekli Magnolia tatlısı olarak bilinen “Çilekli Bisküvili puding” ise, hafifliği ve lezzetiyle olduğu kadar, bol çilekli enfes sunumuyla, beni benden alan favori tatlılarımdan biridir. Gittiğimiz restoranlardan birinde, bu tatlıya menüde “Dream” adını vermişler… Gerçekten de biraz ayrı kalsak, burnumda tüter, hatta ismi gibi rüyalarıma girer desem abartmış olmam herhalde. Onlar kadar iyisini yapabileceğimi hayal bile edemediğimden olsa gerek, canım ne kadar çekse de, evde hazırlamayı hiç düşünmezdim bile. Taa ki Dr.Oetker Bisküvili Puding ile tanışana kadar. Tüm pratikliğiyle beni kendine bir kez daha hayran bırakan bu pek meşhur ve herkesin bildiği Çilekli Bisküvili Puding / Magnolia tatlısı tarifini, bugün sizlere yine adım adım fotoğraflarıyla anlatıyorum. Bu oldukça hafif ve bir o kadar da leziz tatlıyı beraber yapmaya hazır mısınız?

dr-oetker-biskuvili-puding-tatlısı-tarifi-magnolia
Çilekli Bisküvili Puding tarifi – Çilekli Magnolia Tatlısı tarifi

Adım Adım Fotoğraflı Kolay Anlatımıyla Çilekli Bisküvili Puding / Magnolia Tatlısı Tarifi

Malzemeler: (3-4 kişilik)

Dr. Oetker Bisküvili Puding Kutusunun içinde:

  • 80 gr. Tatlı karışımı
  • 20 gr Bisküvi parçaları bulunuyor.

İlave malzeme olarak:

  • 400 ml (2 su bardağı süt)
  • 1 adet yumurta sarısı
  • Meyve parçaları (Çilek ve/veya muz)

Üzeri için arzunuza göre;

  • Dövülmüş fındık
  • Hindistan cevizi
dr-oetker-biskuvili-puding-tatlısı-tarifi
Çilekli Bisküvili Puding tarifi – Çilekli Magnolia Tatlısı tarifi
dr-oetker-biskuvili-puding-tatlısı-tarifi
Çilekli Bisküvili Puding tarifi – Çilekli Magnolia Tatlısı tarifi

Çilekli Bisküvili Puding / Magnolia Tatlısı Tarifi:

Çilekleri süzgeç içerisinde, bir kaç su güzelce yıkıyorum. Pudingin içinde kullanacaklarımın sap kısımlarını kesiyorum ve dilimliyorum. Üstünde süs olarak kullanmak üzere bazılarını yeşil yapraklarıyla, bütün olarak saklıyorum.

Not: Ben aslında Çilekli yapacağım pudingin, alternatif olarak birini “çilekli ve muzlu” yaparak, onu da denemek ve en çok hangisini sevdiğime, kendim karar vermek istediğim için, biraz da muz  dilimledim. Hatta siz isterseniz hiç çilek kullanmayabilir, tamamını muzlu da yapabilirsiniz tabi ki. Ancak kararmaması için, muzları hemen kullanmanıza yakın soyup dilimlemenizi tavsiye etmeliyim 🙂

dr-oetker-biskuvili-puding-tatlısı-tarifi
Adım adım Çilekli Bisküvili Puding tarifi – Çilekli Magnolia Tatlısı tarifiÇilekli Bisküvili Puding tarifi – Çilekli Magnolia Tatlısı tarifi

İlk olarak uygun bir çelik tencereye, 2 su bardağı (400 ml) sütü ekliyorum. İçine 1 yumurtanın sarısını ve Dr. Oetker bisküvili puding paketinden çıkan “tatlı karışımı” poşetindekileri ekliyorum. Orta ateşte el çırpıcısıyla devamlı karıştırarak pişiriyorum.

dr-oetker-biskuvili-puding-tatlısı-tarifi
Adım adım Çilekli Bisküvili Puding tarifi – Çilekli Magnolia Tatlısı tarifi

Karışım kaynamaya başlayınca, altını kısıyorum ve muhallebi kıvamına gelinceye kadar, bir kaç dakika daha pişiriyorum.

Ardından derin bir cam kaseye döküyorum ve bir mikser yardımıyla, en düşük hızda 2 dakika kadar karıştırdıktan sonra bu sefer yine el çırpıcısıyla ara ara karıştırıp, havalandırarak yaklaşık bir 10-15 dakika kadar soğumaya bırakıyorum.

dr-oetker-biskuvili-puding-tatlısı-tarifi
Adım adım Çilekli Bisküvili Puding tarifi – Çilekli Magnolia Tatlısı tarifi

Pudingim iyice ılınınca, artık sıra işin süsleme kısmına geliyor. Dilimlediğim çilekleri bardağın veya kadehin en altına, düz yüzeyleri bardağa yapışacak şekilde diziyorum. Ortasına muhallebisinden bir kaç kaşık döktükten sonra, üzerine yine Dr.Oetker Bisküvili Puding paketinin içinden çıkan Bisküvi karışımından serpiyorum. Böyle böyle istediğim şekilde bardağın tamamını istediğim seviyeye kadar doldurup, en üstünü de biraz bisküvi karışımı, biraz da dövülmüş fındık ve tam çilek taneleri ile süslüyorum. Arzunuza göre hindistan cevizi de ekleyebilirsiniz.

dr-oetker-biskuvili-puding-tatlısı-tarifi
Adım adım Çilekli Bisküvili Puding tarifi – Çilekli Magnolia Tatlısı tarifi

İşte bu sadece çilek kullandığım, yani Çilekli Bisküvili Puding tatlım, nam-ı diğer Çilekli Magnolia Tatlısı… Benim kadehlerim büyük olduğu için toplamda 1 paket ile 3 adet kadehim sunuma hazır.

Alternatif olarak, az önce de bahsettiğim gibi, çilek ve muzu beraber kullanmak istedim. Hazır misafir de geleceği için, 2 paket yapmaya karar verdiğimden, evdeki bu işe uygun olacağını düşündüğüm cam kadeh ve bardakları bir arada kullanmış oldum. Önemli olan renksiz bardaklar olması ki, içinde yapacağınız katmanların dışarıdan da güzelce görülebilmesi…

İşte bu da aynısının muzlu ve çilekli versiyonunun su bardağı içinde hazırlanan hali… Hatta hızımı alamayıp, 1-2 tanesinin dibinde, tam da çilekleri yerleştirdiğim bölüme, 1 kaşık da evdeki çilek reçelinin sıvı kısmından ilave ettim. (Siz yapmasanız da olur, bence reçelsiz hali daha da güzel oldu.) Ben sizinle deneyimlerimi paylaşayım da, sonuçta siz yine kendi istediğiniz gibi yapın 🙂

dr-oetker-biskuvili-puding-tatlısı-tarifi
Çilekli Bisküvili Puding tarifi – Çilekli Magnolia Tatlısı tarifi– Bardakta sunumu nasıl yapılır?

Dediğim gibi 2 paket Dr. Oetker Bisküvili Puding paketi ile ve büyük kadeh ve bardaklarla hazırlayınca, her birinden 3’er adet olmak üzere, ortaya 6 kişilik tatlı çıktı. Yani aslında daha çok meyve ve daha küçük bardaklar kullansam, 1 paketten 4 kişilik servis de çıkabilirdi.

dr-oetker-biskuvili-puding-tatlısı-tarifi

Tatlıların hepsini meyvelerle süsledikten sonra, her birinin üzerini streç filmle kaplayıp, buzdolabında bir kaç saat soğutarak, ardından servis yapıyorum.

Şimdi gelelim tadını nasıl bulduğumuza… Aslında herkes 2’şer tane yedi desem, fazla söze gerek kalmaz herhalde… Öylesine başarılı! Kısaca şunu söylemeliyim ki, ben yapabiliyorsam, siz de yapabilirsiniz. Bu şekliyle öyle pratik ki, hiç üşenmeyin derim.

Şimdiden ellerinize sağlık. Afiyet olsun!

“Bodrum Acı Ot Festivali” Çok Tatlı Geçti

8

Bodrum aşkımızı artık yedi cihan biliyor. Ve nihayet dünya güzeli Bodrum‘un da kendine yakışır ilk festivali yapılırken, tabi ki ben ve eşim de orada olup destek verenlerden olmalıydık. Bu sene birincisi 24-25 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen Bodrum Acı Ot Festivali, ilk olmasına rağmen, beklentimizin çok daha üstünde, harika bir organizasyonla, üstelik sadece yemekle değil, kültürel eğlence ve aktivitelerle de dolu olarak hayata geçirildi. Bodrum denilince Çökertme kebabını, dönerini, mantısını filan bilirdim de… Şimdi onun bambaşka bir özelliğini daha öğrenmiş oldum. Bodrum ve çevresinin lezzetli ve şifalı yöresel otları ve bitkileriyle tanışma ve doğal yöresel ürünlerle, yine yöre halkı tarafından yapılmış yemekleri, bu vesileyle reçeteleri kaybolmadan yeni nesillerle aktarmayı hedefleyen Bodrum Acı Ot Festivali‘nde neler oldu? Haydi gelin ve bir de benden dinleyin!

bodrum-aci-ot-festivali-usengec-sef

Bizim yıllardır The Marmara Bodrum otelin Executive Şefi olarak çok sevdiğimiz, aynı zamanda Bodrum Aşçılar ve Servis Çalışanları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi de olan, sevgili Zekeriya YıldırımBodrum Acı Ot Festivaline konuşmacı olarak katılmamızın istendiğini belirttiğinde “Memnuniyetle!” dedik. Bodrum’un tam orta noktasında olması ve ulaşım ve park konusunda sıkıntı yaşanmaması için Ortakent‘te yapılacak olan festival için, biz de yine Ortakent’teki plajıyla da meşhur bir otel olan Kefi Beach & Hotel‘e davetliydik.

bodrum-aci-ot-festivali-kefi-beach-hotel

Otele vardığımızda, hemen taze taze otların da yer aldığı keyifli bir kahvaltıda, bu organizasyona imza atan iki isimle, yani; tesisin de sahibi olan Acı Ot Festivali Organizasyon Komitesinden Ahmet Aras ve Serkan Ceylan ile buluştuk ve festival için yoğun çabalarla yapılan detaylı hazırlıkları tek tek dinledik.

Derken, dört gözle beklenen büyük gün geldi çattı. Cumartesi sabahında yağmur ve fırtınayla başlayan gün, gözümüzü hiç korkutmadı. Biz olumlu düşüncelerimizle her şeyin yolunda gideceğine öylesine inanmıştık ki… Zekeriya Şefim “Her şey harika olacak, hiç merak etmeyin” deyip duruyordu. Zaten bu mevsimdeki yağmur ve fırtınalar, bu acı otların gelişmesi için gerekli hava şartları olduğu için, aslında o güne ayrı bir anlam kattı desek yeridir. Her türlü hava koşulunda, katılımcı ve ziyaretçilerin konforu için, “B Planı” dediğimiz alternatifler de hazırlanmıştı zaten. Ama Allah’a şükür, hiç gerek bile kalmadı. Çünkü, gerçekten de aynen  hayal ettiğimiz gibi, festivalin başlama saatine doğru, az önceki hava yerini güneşli ve sakin bir gökyüzüne bıraktı.

bodrum aci ot festivali 7

bodrum-aci-ot-festivali-zekeriya-sef-usengec-sef

Ortakent meydana geldiğimizde çocuklar gibi şendik. Ortakent köy içinde yer alan iki ana meydan ve ana cadde trafiğe kapatılmıştı. Tümü yerli üreticilerden oluşan katılımcılar, topladıkları Acı Ot, Baldıran, Deli Kenker, Turpotu, Tilkişen, Ada Marulu gibi pek çok doğal ot kadar, aynı zamanda onlarla hazırladıkları Deli Kenker Dolması, Külür, Çetimek Pidesi, Havanda İncir, Çetimek, Mart Mantarı Kavurması, Sakızdırık Köftesi, İlabada Dolması gibi yemekleri ziyaretçilerle buluşturmanın sevincini yaşıyordu.

bodrum-aci-ot-festivali-otlu-kuzu-yemeği

Yerli üreticilerin ürettikleri sütten, çökelek peynirine, zeytinyağından sabuna kadar çeşit çeşit doğal ürün de tezgahlarda sergilendiği gibi, ayrıca el işi ve kültürel değeri olan yöresel kıyafet ve hediyelikler de vardı. İlk kez yakından görme imkanı bulduğum, yöresel kıyafetlerini giymiş kadın ve erkekler, festivale ayrı bir renk ve canlılık katıyordu.

bodrum aci ot festivali ceyrek efe

bodrum-aci-ot-festivali-otlu-borek

Bodrum Acı Ot Festivali, çoğunu bizim de önceden, şahsen tanıdığımız ve sevdiğimiz Zekeriya Şef, Fırat Altay Şef, Mehmet Butcher Şef , Muhsin Şef gibi, mesleğine gönül vermiş Master şeflerin katıldığı yemek şovları ile daha da keyifli hale getirilmişti. Sevgili arkadaşım Özlem Mekik Şef yine yaratıcılığını konuşturmuş ve yörenin çocuklarından oluşan, minik şeflerle eğlenceli bir workshop hazırlamıştı.

bodrum-aci-ot-festivali

Meydana kurulan açık mutfaklar sayesinde, Çeyrek Efe Yöresel Mutfak, Tadında Anadolu, Berk Balık, Panorama Passanda, Ramada Bodrum, Hilton Bodrum gibi otel ve restoranların şefleri de yemek şovlarıyla, kendlerini ilgiyle izleyen ziyaretçilere, yöresel ve modern mutfak sentezlerini birebir gösterme ve tattırma fırsatı buldular.

bodrum-aci-ot-festivali-belediye-baskanı-mehmet-kocadon

Giritli İdilika” ismiyle tanıyacağınız ve inanılmaz hoş sohbetiyle birbirimizi çok sevdiğimiz Gazeteci Yazar İdil Çimrin de, Ege otlarıyla ilgili çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Buzuki Hakan ile Bodrum’un iki yakasından müzikler eşliğinde herkes gönlünce eğlendi. Bodrumlu Reha Ergene ile Bodrum havalarında danslar edildi. Müskebi köyü içine, tarihi evleri, sarnıç ve değirmenleri yerinde görmek üzere, kültür yürüyüşü düzenlendi. Hatta Bodrum bahçelerinde kullanılan tarihi tarım aletleri ve makineleri bile sergilendi.

bodrum-aci-ot-festivali-kinoa-salatasi-usengec-sef

Pazar günü öğlen saatlerinde, organizasyonun dünya tatlısı sunucusu Sinem Hanım tarafından, ben ve eşimin (Üşengeç Şef ve Deklancheur) ziyaretçilerle yapacağı söyleşi için anonslar geçilmeye başlandı. Normalde Ortakent Goca Kahve‘de yapacağımız söyleşi, yoğun talep üzerine, Ortakent Meydanına alınmıştı ve onu duyuruyorlardı. Bu arada Sinemcim uzun zamandır takipçimmiş ve yıllardır tanışıyor gibi yakın hissettik birbirimizi. Bana harika bir sürpriz yaparak el emeği göz nuru bu yıldızı, ileride bir gün yerleşeceğim Bodrum’daki evimi süslemesi için hediye etti. O kadar duygulandım ki…

bodrum aci ot festivali sinem yildiz

Değerli takipçilerimden festivale gelenlerle de yüzyüze tanışma ve kaynaşma şansı bulduğumuz etkinliğimizde, Bodrum’a olan aşkımızı bir kere daha dile getirdik ve onun bu tarz organizasyonlarla, en kaliteli ve doğru şekilde tanıtılması için her zaman, bir turizm elçisi olarak, destek vereceğimizi de vurguladık.

usengec-sef-deklancheur-soylesi-bodrum-aci-ot-festivali

Az önce de bahsettiğim gibi, festivali organize edenlerin hassasiyeti sayesinde, tüm kurgu, tamamen “yerel ve yöresel” olacak şekilde düzenlendiği için, Bodrum’un yöresel kültürünü, yöresel yemeklerini, ot kültürünü, zeytin ve türevlerini, yerel halkın ürettiği her şeyi burada bulabilmek mümkündü.

bodrum-aci-ot-festivali-kenker-dolması-tarif

Standlar öyle yalandan “incik boncuklarla” değil, gerçekten festivalin ismine yakışır, yerel otlarla ve onlarla yapılmış yöresel lezzetlerle dolup taşıyordu. Bol bereketli bir festival oldu anlayacağınız. İsteyen istediği otu ya da onlarla yapılan yemekleri deneyebildi, arzu ettiğini satın alabildi, hatta nasıl yapıldığını bizzat şeflerden canlı canlı izleyerek tüyolarıyla öğrenme fırsatı da buldu.

bodrum-aci-ot-festivali

Biliyordum ki, her şeyden öte, bu festival, Bodrumlular için, özellikle belli bir yaş grubu için çok fazla anlam ve önem taşıyordu. Çünkü bu otlar, onların çocukluğunda, sofraların ana yemeğiydi, şimdi ise sofralarımıza meze olarak geliyor. Aynı zamanda Ege bölgesinin, Bodrum yarımadası’nın, Bodrum coğrafyasının bir kültürü bu otlar… Şimdi kendilerinden sonraki nesillere bu otları tanıtmak, bu otların güzelliklerini; doğa ile iç içe yaşamanın, doğada insanların ne kadar sağlıklı beslendiğinin göstergesi olduğunu anlatmak istiyorlardı. İşte bunu başarmış oldular.

bodrum-aci-ot-festivali-tilkisen-levrek-tarif

bodrum-aci-ot-festivali

Sonuç olarak, Bodrum için çok önemli bir işin üstesinden başarıyla gelindi ve Bodrum Acı Ot Festivali, yerel değerlerin yaşatılması ve alternatif turizm açısından çok önemli bir ilk oldu. Ulusal olduğu kadar, uluslararası anlamda da Bodrum’un ve ülkemizin tanıtımına katkısı olacağı kesin!

bodrum-aci-ot-festivali

bodrum-aci-ot-festivali-serkan-ceylan-ahmet-aras-mehmet-kocadon

Bodrum Belediyesi, Bodrum Ticaret Odası, Bodrum Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Bodrum Aşçılar Derneği ve Oyder (Ortakent Yardımlaşma Derneği), Bodrum’da yemek ve yemek kültürü ile ilgili, sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere; Bodrum’un ve Bodrum’daki doğanın yaşaması için gönüllü olarak katkıda bulunan herkesin işbirliğiyle ilk kez gerçekleşen “Bodrum Acı Ot Festivali“, bundan böyle her yıl Mart ayı sonlarında düzenlenecek. Başta organizatörler Ahmet Aras ve Serkan Ceylan olmak üzere emeği geçen herkesi ve tüm Bodrumluları, bu ilk Bodrum Acı Ot Festivali’ne olan katkı ve yoğun ilgilerinden dolayı tebrik ederim.

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nü Zorlu PSM’de Kutladık

3

İnsanı, insana, insanla anlatma sanatı” demişler ” tiyatro” için… Ne de güzel söylemişler. Çocukluğumdan beri tiyatro aşkıyla büyüdüm. Ailem kombine bilet alır, imkanları dahilinde her hafta sonu bizi mümkün olduğunca çok oyuna götürmeye çalışırdı. Hatta başka oyun diye “Truva Savaşı Olmayacak” oyununa yanlışlıkla yine gitmiştik de, perdeler açılınca dekoru görüp, fark ettiğimde, babam hala bir umut “Yok canım değildir” derken, oyun başlamış ve ayıp olur diye çıkamamıştık, hiç unutamam:)  Bu sene ise 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü‘nü Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde (Zorlu PSM) “Yoldan Çıkan Oyun“u tekrar izleyerek girdim. Peki bu kez nasıl oldu? Sabredin, az sonra anlatıyorum.

Her bir tiyatro gösterisinde heyecanım tavan yapar benim… Acaba neler olacak? Karakterler kim? İzlerken neler hissedecek, neler düşüneceğim kim bilir? Dram mı, komedi mi? Belki de trajikomik bir şeyler… Keyif alacak mıyım yoksa ara ara oyundan kopup, dışarıdan bakacağım, başka başka hayallere dalacağım anlar da olacak mı? Yoksa yeterince sürükleyici bir hikayesi var mı bakalım? Oyunculuklar nasıl? Oynuyorlar mı, yoksa gerçekten “ol”uyorlar mı? İzlediklerimiz bize bir şeyler katacak mı? Yeni fikirler, yeni bakış açıları, yeni ufuklar açacak mı? Yoksa geldiğimiz gibi mi çıkacağız bu oyundan? Belki çok beğeneceğiz, belki “Eh işte” diyeceğiz. Şunu çok iyi biliyorum ki, kendini tiyatroya adamış,  işini özveriyle yapan insanlar oldukça bu sanat dalı her zaman alkışlanmaya devam edecek.

Dün 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günüydü. Bir hayalden bir dünya yaratanların sesi olan tiyatroların Dünya Tiyatrolar günü 1961 yılından beri kutlanıyor. Bu sayede, sahne sanatlarının insanları birleştirici gücü pekiştirildiği kadar, insanlar arası iletişimi ve barışı artırmak da hedefleniyor. Her sene olduğu gibi Şehir tiyatroları 27 Mart’da tüm oyunlarını ücretsiz olarak sergiliyor.

yoldan-cikan-oyun-zorlu-psm-sarp-apak-oner-erkan

Biz de, bu özel günü yerinde kutlamak üzere, bundan 3 sene önce yine Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde (Zorlu PSM) ilk izlediğimizde bayıldığımız bir oyun olan “Yoldan Çıkan Oyun“a, bu 3. sezonunda, bu sefer az önce anlattığım hikayedeki gibi, öyle yanlışlıkla değil, gayet de “bile-isteye”, “güle-oynaya” tekrar gittik. Çünkü oyunu özlediğimizi fark ettik ve ilk kez izlemişcesine heyecanlandık. Hop oturup, hop kalktık. Oyunun enerjisinden, oyunculukların kalitesinden inanın koca salon yerimizde duramadık. Bu komedi oyununu ilk sahnelendiğinde kaleme aldığım izlenimlerime Yoldan Çıkan Oyuna tıklayarak ulaşabilirsiniz.

yoldan-cikan-oyun-zorlu-psm-sarp-apak-oner-erkan

Çıkışta tüm oyuncuları tek tek tebrik etme fırsatı bulduk. Bunlardan biri de eşimin yıllardır herkes tarafından çokca benzetildiği, başarılı genç oyuncularımızdan olan ve bu aralar Star TV ekranlarında Gülse Birsel‘in “Jet Sosyete” dizisiyle izlediğimiz Sevgili Sarp Apak‘dı. Sadece hal ve tavırları değil, güleryüzlü, hoşsohbetli, saygılı ve canayakın olmaları da adeta kardeşlermiş gibi birbirlerine benziyordu gerçekten.

yoldan-cikan-oyun-zorlu-psm-sarp-apak-kaan-yeginsu

Tebrik ettiğimiz oyuncular arasında, sadece komedilerde değil, bu aralar “Çukur” dizisindeki “Selim Koçovalı” karakterindeki performansıyla, gerektiğinde “kötü adam” da olabileceğini ispatlarak, zoru başaran ve hepimize ters köşe yapan, bir başka değerli oyuncu olan Sevgili Öner Erkan da vardı.

oner-erkan-cukur-selim-usengec-sef-zorlu-psm

“Gülmeye ihtiyacım var” diyorsanız, kesinlikle kaçırılmaması gereken, temposu hiç düşmeyen, devamlı kahkalar attıracak bir komedi olan “Yoldan Çıkan OyunZorlu Performans Sanatları Merkezi‘nde sahnelenmeye devam ediyor. Bir sonraki en yakın gösterimleri 13 Nisan ve 27 Nisan 2018‘de olacak. Bilet fiyatları tam 70 TL ve öğrenci 50 TL.

O zaman 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günümüz kutlu olsun !

Güllük Hayvan Barınağı’na Yardım Konseri ile Destek

5

Çok içimden geldi ve bir kedi evi yaptım geçen kışın en karlı günlerinde. Hatta sosyal medya hesabımda, tabelası, yastığı, battaniyesiyle nasıl yaptığımı anlattım bir hevesle takipçilerime de… Mutluluk ve heyecan içinde, apartmanın bahçesine inip, gözden ırak, yağmur almayan bir yere yerleştiriyordum ki, giriş katından birisi pencereye çıkıp, “Onu oraya koyamazsınız! Kedileri buraya alıştırmanıza izin vermem!” diye sinirlendi. Yahu dedim hava buz… “En azından bu karlı havalarda, şunun içine sığınıp, biraz soğuktan korunsalar size ne zararları var?” “İstemiyorum, siz koyarsanız, ben arkanızdan parçalayıp çöpe atacağım o evi” dedi. Öyle üzüldüm ki, insanın kalbinde biraz olsun merhamet olmaz mı diye kahroldum.

Hayvanlar Allah’ın sessiz kulları… Bizim gibi konuşamadığı için derdini anlatmaktan acizlerse madem… O zaman “akıl sahibi” geçinen insanoğlunun, hayvanların da, “Yüce Yaradan’ın eseri” olarak kıymetli olduğunun ve Allah tarafından, insanlara emanet edildiğinin bilincinde olması gerekmez mi?

Neyse ki herkes böyle değil. Aramızda hala vicdan sahibi olanlar da var Allah’a şükür! 

Hayvanlar Karne Hediyesi olacak bir “Oyuncak” değil!

Yazlıklarının bulunduğu Bodrum’da, Güllük hayvan barınağını ziyaret ettiklerinde çok fazla yardıma ihtiyaç olduğunu görmüşler. Maalesef ki hayvanları birer oyuncak zannedenler çok! Çocuğuna karne hediyesi olarak alan ve sonrasında hevesleri kaçanlar da… Onların da başta sevgi, ilgi ve şevkat olmak üzere, her türlü ihtiyacı karşılanması gereken birer varlık olduğunu fark ettiklerinde, sorumluluktan sıkılıp sokağa atan, ormana bırakan kalpsizler olduğu müddetçe, barınaklar dolup taşmaya mahkum. İki kardeş, barınağın o halini görünce, “Taşın altına elimizi koyalım” demişler ve tüm imkanlarını seferber ederek, İstanbul’da ses getirecek bir yardım konseri için kolları sıvamışlar.

gulluk-hayvan-barinagi-konser-buyuk-kulup

Türk sanat müziğine gönül veren Meltem Aslantaş ve değerli hocası Özdem Çevik, Orhan Beydanol‘un orkestra şefliğinde, aylarca süren uzuuuun ve meşakkatli çalışmalar sonucunda; özel dekor, ışık ve çok şık mizansenlerle süslü, harika bir repertuar hazırlamış.

gulluk-hayvan-barinagi-konser-meltem-aslantas-buyuk-kulup

Tüm geliri Bodrum Güllük Hayvan Barınağı’na aktarılacak olan bu yardım konserinin biletleri sadece 30 TL ve davetiye girişten temin edilebiliyor.  Tabi ki yalnız bırakmayacağız ve biz de orada olacağız, ya siz? 🙂

gulluk-hayvan-barinagi-konser
gulluk-hayvan-barinagi-konser-buyuk-kulup

Bu yüzden lütfen sadece Güllük özelinde değil, elimizden geldiğince tüm barınaklara mama desteğinde bulunalım. Çünkü hep birlikte birşeyler yapmazsak bu canlar açlıktan ölecekler. Barınak yetkilileri diyor ki, “Lütfen sokakta gördüğünüz yaralı/ hasta canları ihbar etmekteki hassasiyetinizi, barınaktaki canları ziyaret etmekte, ilanlarımızı paylaşmakta ve kermeslerimize destekte de gösterin.” Çok haklılar! Petshoplardan satın almak yerine, barınaktan bir cana evinizi açmak, sevginizi paylaşmak da en büyük sevaplardan biri olacaktır. Hayvanların daha iyi şartlarda yaşadığı günler görebilmek ve hayvan sevgisiyle dolu yeni nesiller yetiştirebilmek ümidiyle…