Ana Sayfa Blog Sayfa 46

Bilinen En Doğal Afrodizyak: “Çikolata”

2

Geçen hafta Mekanist’in davetlisi bloggerlar olarak “The Marmara Chocolate”ın düzenlediği çikolata atölyesi ve tadım etkinliğindeydik.

cikolata-the-marmara-horel-istanbul

Taksim Meydanı’nın klasiği; The Marmara Hoteli’nin çikolatalarını daha yakından tanımak için Tuti Restaurant’ının özel yemek bölümünde, otelin Yeme-İçme koordinatörü Nedim Albayrak ve Hollandalı sempatik Baş Şefi Rudolph Van Nunen, konuklar Türk kahvelerini yudumlarken, ağırlıkla Güney Amerika’da gerçekleştirilen kakaonun, o büyük emek isteyen ve her biri el işçiliğine dayanan üretim ve hazırlık aşamalarını ve çikolatanın tarihini, video görüntüleri eşliğinde adım adım anlattı.

Masalarımızı süsleyen yılbaşı konseptli çam ağacı şeklindeki Çikolatalar, ne kadar da iştah açıcı, değil mi ama?
cikolata-the-marmara-horel-istanbul

Çok fazla teknik bilgiye girmek istemiyorum ama çikolata konusunda öğrendiğim bir kaç önemli ipucu var ki bunları tüm çikolataseverlerin bilmesi gerektiğine inanıyorum. Neler mi?
cikolata-the-marmara-horel-istanbul

Bir çikolataya çikolata denilebilmesi için içinde en az %40 oranında Kakao içermesi gerekiyormuş. Hele de Bitter çikolata olabilmesi için bu oran, en az %70’ler olmalıymış. Çikolatanın iyi kalitede olduğun bir önemli göstergesi de parlaklığı ve parmaklarınızla tuttuğunuzu varsayarsak, vücut sıcaklığınızla erimesi ve içinde kabarcıklar bulunmuyor olmasıymış. Artık bu birkaç püf noktası sayesinde, çikolata bilinci konusunda bir level atlamış sayılabiliriz herhalde:)

cikolata-the-marmara-horel-istanbul

Çikolata hakkında her şey bir yana, ama söylendiğine göre kendisi en çok bilinen doğal afrodizyak… Tabi ki, doğal ve saf çikolata ile işlenmiş olan çeşitlerinin etkisi bir olmuyormuş. Çünkü doğal çikolata, afrodizyak etkili bir madde olan “anandamid” içeriyormuş ve beyinde “aşk kimyasalı” olarak bilinen “dopamin” salgılanmasını sağlıyormuş. Bu sayede de beynin, keyifle ilgili olan kısmı harekete geçiyormuş. Bir parça doğal çikolatanın yaptıklarına bakar mısınız??? 🙂
cikolata-the-marmara-horel-istanbul

Bu sohbetten sonra, otelin girişinde hemen solda yer alan “The Marmara Chocolate Shop”a geçtik.

cikolata-the-marmara-horel-istanbul

cikolata-the-marmara-horel-istanbulcikolata-the-marmara-horel-istanbul

Farklı farklı çikolata çeşitlerinin, en kaliteli şekilde muhafaza edildiği birbirinden şık ve zarif kutu tasarımları içinde sunulduğu mağaza kısmından sonra, esas merak ettiğimiz, işin membaına, yani çikolata üretim yerine ziyaret zamanı geldi işte…

cikolata-the-marmara-horel-istanbul

Üretimhaneye, çalışanlar dışında girilmesi yasak olduğu için, özel izinle ve özel kıyafetler, bone ve galoşlarla alınan bloggerlerın, bir anda nasıl da gözünün döndüğünü hayal ediyorsunuzdur sanırım:)

Burası özel iklimlendirme ile 16 C derecede sabit olarak muhafaza edilmesine rağmen, bildiğiniz cennetten bir köşe 🙂

cikolata-the-marmara-horel-istanbul

Etrafınız sınırsız miktarda çikolata hammaddesi ve çeşit çeşit yüzlerce çikolata ile sarılmış.  Hele de havaya hakim olan aşırı miktardaki Kakao kokusu, baş döndüren cinsten… İnsan daha ne ister?
Derken Çikolata Şefi Sabri Usta biz meraklı ve gözü dönmüş bloggerlara, adım adım çikolata yapım aşamalarını uygulamalı olarak anlatmaya başladı.

cikolata-the-marmara-horel-istanbul

En çok aklımda kalanı; Benmari usulü benzeri yöntemlerle bu kocaman paketler içindeki en kaliteli Belçika çikolatası olan Callebaut’ların ergiyik hale getirilmesi ve bu iş için özel hazırlanmış mermerler üzerinde spatula ile hızlı hareketle karıştırılarak, içindeki moleküllerin harekete geçirilmesi sonrası, derince bir kaba alıp, oradan huni şekilli yağlı kağıtlara doldurulması ve huninin ucu kesilerek, çikolatanın şekilli kalıplara sıkılarak, sertleştirilmesi işlemi oldu.

cikolata-the-marmara-horel-istanbul

Bu esnada tabi, tadım kısmına da geçildi ve bazılarımız Wasabili çikolatayı duyunca denedi, bazıları İsotluya şans verdi, bazıları da Vişne Likörlüye bayıldı.

“Sen ne yaptın?” derseniz, ben yine en sevdiğimden şaşmadım! Yine gittim ve yüzlerce çeşit arasında Fıstıklı çikolatayı aradım, buldum ve bayıldım. Bir anda fazla şeker yükleyip, kalori almak istemediğimden, kendimi 3 küçük çikolata tadımı ile sınırladığım için günün sonunda mutlu ve gururluydum.

cikolata-the-marmara-horel-istanbul

cikolata-the-marmara-horel-istanbul
“Beyoğlu Çikolatası” diye de bilinen fındıklı- fıstıklı çikolatalardan- Praline; Truffe’lüsünden-Drajesine; Lokumlusundan-Likörlüsüne; Meyvelisinden-Baharatlısına; Kahvelisinden-Gofretlisine, sınırsız bir yaratıcılığa ve çok steril, özenli ve titiz bir çalışma ortamına gözlerimizle şahit olup, lezzetlerinin kalitesini de bizzat tadarak onayladıktan sonra, kapanışı yapmak üzere tekrar Tuti Restaurant’a geçtik.

cikolata-the-marmara-horel-istanbul

cikolata-the-marmara-horel-istanbul

Yeterince çikolataya doyulmamış gibi, bu sefer de Çikolatalardan oluşan çılgın bir tatlı tabağı ikram edilmez mi? :))
cikolata-the-marmara-horel-istanbul
“Şef’in Randevusu” isimli bu tatlının içinden başka bir dünya çıkıyor.  Huni şekilli kapağın içi, frambuaz dolgulu çikolatalı mousse, altında kalan kase şekilli çikolatanın içinde ise “passion fruit” denilen “çarkıfelek” meyvesinden hazırlanmış özel jöle ile sunuluyor. Onun o ekşimtrak tadı ile çikolatanın tatlı tadı birleşince bir tatlı-ekşi dengesi hedeflenmiş.
cikolata-the-marmara-horel-istanbul
Onun yanındaki dikdörtgen şekilli olan; üzerinde 24 ayar yenilebilir altın tozları bulunan Çikolatalı Tartolet ve onun yanındaki de Vişne Likörlü Çikolata… Yapımı aylar süren oldukça meşakkatli bir lezzet…

Valla ben istihap haddimi doldurduğum için kendimi tutmaya kararlıydım, aralarından sadece en sağda gördüğünüz sıvı çikolata dolgulu sıcak mini keke “hayır” diyemedim. Herkesin büyük bir iştahla ve afiyetle, heyecan içerisinde yediği çikolatalı tatlıları gördükçe, bu güzel günden aldığımız keyif daha da arttı.

cikolata-the-marmara-horel-istanbul
Bu harika etkinlik süresince bizi en güzel şekilde ağırlayan The Marmara Hotel yetkilileri Nedim Akbayrak, Altuğ Canbulat, Taner Özkara, Ceyda Kurtiş’e ve engin bilgi ve tecrübelerini bizlerden esirgemeyen Şefler Rudolf Van Nunen ve Sabri Usta’ya ve bugünün organizatörü Mekanist’e çok teşekkür eder, yılbaşı hediye alternatifleri arasında bu eşsiz lezzeti de aklınızın bir köşesinde bulundurmanızı öneririm:)

cikolata-the-marmara-horel-istanbul

Fiyatları hakkında da fikir vermesi açısından bir kaç örnek vermek gerekirse; 200 gr’lık paketler 60 TL’den başlıyor. Metal kutularda 800 gr.’lık karışık pralinler 100 TL civarı ve 350 gr Truffe 85 TL.

Aşkınıza Sevginizi Hissettirmekten Çekinmeyin…

3

Bakıyorum etrafıma… İlişkilerde hep bir içten pazarlık durumu. “Aman aşkından ölsem de “cool” olayım. Aman belli etmeyeyim de havalara girmesin sonra… İlk önce o söylesin sevdiğini. Hem ya “ben de seni” demezse de kalırsam öyle karşısında ezik ezik”…

Yahu şu 3 günlük dünyada neyin hesabı yapılıyor anlamıyorum ki… Biliyorum, aşkınıza değecek birilerini, ruh ikiziniz olduğunu düşündüğünüz kişiyi bulmak kolay değil de, biraz olsun karşınızdakinde umut gördüğünüzde de böyle afra tafralarla soğutmayın, kaçırmayın Allah aşkına…

ask-kirmizi-gul-sampanya-romatik-sevgililer-gunu

Sevdiğinizi, değer verdiğinizi içinizden gelen en tatlı fırsatlarla hissettirin… Doğal olmaktan çekinmeyin bakalım bir de buna şans verin…

Ben bugün bunu, yine içimden geldiği  gibi yaptım. Çok da iyi geldi:)
usengecsef.com
www.facebook.com/usengecsef
www.twitter.com/usengecsef
www.instagram.com/usengecsef

“Kargalar Kafeste” İle İnanılmaz Bir Las Vegas Şovu İzledik

3

Hayatın bir müzikal tadında yaşandığı, herkesin her daim iki dirhem bir çekirdek giyindiği, beylerin gerçek birer “centilmen” kadınların tam bir “lady” olduğu dönemleri yansıtan 50’lerin büyük hayranıyım.

dean-martin

Hatta öyle ki; düğünümüzdeki ilk dansı; Dean Martin’den “That’s Amore” şarkısıyla, hem de biricik eşimi ikna ederek, en basitinden de olsa aldığımız dans dersi sayesinde, küçük bir Vals koreografisi eşliğinde yaparak, davetlilerimize yaptığımız sürpriz, o anlamlı güne imzasını atan, en güzel anılarımızdan biridir.

Müzik dinlemek istediğinde ilk tercihi Frank Sinatra, Dean Martin, Sammy Davis, Nat King Cole şarkıları olan biri olarak, uzun zamandır akşam çıktığımızda, nezih bir mekanda bir piyano eşliğinde, sakin sakin bu tarz canlı müzik yapılan bir mekan arayışı içindeydim.

Tür olarak Jazz olsa da, daha çok smooth Jazz diyebileceğim, bu hayalimdeki ortama ulaşabilmek için İstanbul’da aramadığım Jazz klübü, 5 yıldız hotel Roof’u kalmadı diyebilirim.

Sordum soruşturdum araştırdım durdum. Tam umudumu kaybetmeye başladığım bir anda, annemin de arkadaşı olan İlham Gencer’in canlı piyano performansıyla çay saatlerinde konuklarına harika zaman geçirttiği Pera Palas Hotel’i geldi aklıma. İşte aradığım tam manasıyla o müzikler ve yanında kadife sesli bir solist… Ne fazlası ne eksiği diye düşünürken, kendi kendime dedim ki “Pera Palas’ı bir arayıp, akşam için böyle bir şov var mı sorayım en iyisi”

Telefona cevap veren Bey, belirli haftalarda Cuma geceleri “Kargalar Kafeste” grubunun çıktığını söylediğinde, açıkçası isim biraz iddialı geldi. Acaba dedim yanlış mı anlaşıldım. “Karga” denilince insanın aklına daha çok, gençlerden oluşan bir “rock” grubu filan geliyor. Biraz detaylı bilgi istediğimde ise, tam aradığım tarz müziklerin yapıldığı ve birbirinden değerli müzik adamlarının bir araya geldiği bir şov olduğunu anlar anlamaz, hemen rezervasyonumuzu yaptırdım.

kargalar-kafeste-jazz-muzik-dean-martin

O büyük gün gelip de, Pera Palas Hotel’e, geldiğimizde, hemen şovun gerçekleşeceği Orient Bar’e geçerek, Kargalar Kafeste’yi (Crows At the Cage) izlemek üzere yerimizi aldık.

kargalar-kafeste-jazz-muzik-dean-martin

İzleyicilerin yaş ortalamasını bizim masamız biraz aşağı çekse de, yaşı kaç olursa olsun, herkesin “kaliteli müzik aşkı” ortak paydasında toplandığı güzel ve loş ışıklı bir salonda, içecek siparişlerimizi vererek, sanatçılarımızın çıkmasını beklemeye başladık.

kargalar-kafeste-jazz-muzik-dean-martin

Gece 22:00 gibi başlanacağı belirtilen şov, yaklaşık 22:30 gibi bu süper ekibin her bir değerli üyesinin kapıdan görünmesiyle başladı.

kargalar-kafeste-jazz-muzik-dean-martin

Önce Önder Bali piyano başında yerini aldı. Allahım bu ne tatlı biri böyle. O kadar sempatik ki, şov esnasında yaptığı esprilerle ve konuşma tarzıyla, Muppet Show’da kenarda oturup, ara ara konuşan iki amca vardır ya, aynı onları anımsatıyor. Zaten az sonra ağız birliği etmişcesine, Neco da kendisine aynen bu benzetmeyle takılıyor:)

kargalar-kafeste-jazz-muzik-dean-martin

Zihni Yeşilnil ve Veysel Çadır’ın da enstrümanlarının başına geçmesi ile gencecik bir kız olan Gökçe Coşkun da kemanıyla yerini alıyor. Derken yılların delikanlısı Neco ve NTV’nin karizmatik Meteoroloji Sunucusu Gökhan Abur da mikrofonları başına geçiyorlar. Ah ah değmeyin keyfimize! 🙂

kargalar-kafeste-jazz-muzik-dean-martin

En sevdiğim ve banyoda verdiğim konserlerde en çok seslendirdiğim şarkıları peşpeşe söylemeye bir başlıyorlar. Bizi de bizden alıyorlar. Neco, arada tatlı tatlı anekdotlarla geceye renk katıyor, Gökhan Abur durur mu?  Saatin 23:00 olduğunu fark eder etmez, araya bir de hava durumu sunumu ekliyor.

Piyanosuyla yaşattığı eşsiz nameler yetmezmiş gibi, gecenin en fenomen ismi Önder Bali, klarnetle “Bir zamanlar Amerika” filminin müziğini çalarak, herkesi mest edip, kendine bir kez daha hayran bırakıyor.Show’dan kesitlerden de sunan “Aykırı Sorular” programından bir video ekliyorum ilgilenenlere. Öndeki sohbet de çok keyifli… Direkt şarkılara geçmek isterseniz de 22. dakikadan sonrası, tam kulaklarınızı pasını silmek için birebir…

Saat gece yarısı 00:30 olduğunda ise Neco artık son şarkıya geldiklerini ve bu şarkıda herkesin ayağa kalkarak danslarıyla şarkıya eşlik etmesini rica ettiğinde, “nasıl yaa, bitemezzz!!!” diyerek herkesten bir “AAaaaaa!” sesi çıkıyor ama sağolsun Önder Bali yine o babacan edasıyla sandalyesinden kalkıp, öne koşuyor ve “siz onun ne dediğine bakmayın, ben demeden hiç bir şey bitemez” diyerek bizleri biraz rahatlatıyor.

“Acaba hangi şarkıya böyle özel muamele yapıyoruz” diye heyecanla beklerken, bir bakıyoruz ki o da ne? Kulaklarımıza inanamıyoruz ama evet bu bizim düğünümüzün dans şarkısı “That’s Amore”… Hem de hiç utanmaya sıkılmaya gerek olmadan, yıllar sonra kalkıp yine dans edebileceğiz, çünkü herkes ayakta ve içinden geldiği gibi şarkıya kendini kaptırmış halde. İnsan daha ne ister!

Mutluluktan uçacak haldeyken, arkasından Önder Bali sözünü tutuyor ve Gökhan Abur’un o etkileyici sesinden, yine en etkilendiğim şarkılardan “Bir Başkadır Benim Memleketim”i de söyleyerek, artık istemesek de kapanışı yapıyor ve tam manasıyla muhteşem bir gece geçirerek, sanatçılarımızı tebrik ederek mekandan ayrılıyoruz.

İlgilenenler için mekana iletişim detaylarını da veriyorum. Her Cuma değil, şu anda Kürşat Başar ve orkestrası ile dönüşümlü olarak çıkıyorlar. Dolayısıyla önceden aramadan, rezervasyon yaptırmadan kesinlikle gitmemenizi öneririm. Şimdiden iyi eğlenceler! 🙂

Kargalar Kafeste Show’una Giriş Ücretleri:
Yemekli: 175 TL
Yemeksiz: 100 TL
usengecsef.com
www.facebook.com/usengecsef
www.twitter.com/usengecsef
www.instagram.com/usengecsef

Karadeniz Yemekleri Haftası’nda Elite World Hotel’deydik.

2


karadeniz-yemekleri-hamsi-muhlama

Şimdi sizlere, sabahtan beridir koşturmaca halinde olduğum ve bu sayede bırakın yemeğe, sipariş vermeye bile zamanımın olmadığı bol yağmurlu ve kapalı, ama bir o kadar da maşallah bereketli bir Pazartesi gününde, geçenlerde Elite World Hotel İstanbul’da katıldığımız Karadeniz Günleri’nden ve oradaki yöresel yemeklerden bahsedeceğim.

Dolayısıyla sakın bana, “Ahhh bu bize yapılır mı?” “Vay efendim, ekrana bakarken, dibimiz düştü” filan diye hiiiiç boş yere serzenişte bulunmayın, çünkü dedim ya, ben de şu anda arada derede içtiğim bir kase çorbayla idare eden, aç bil-aç halimle bu satırları yazıyorum:)

Efendim gelelim keyifli davetimizin detaylarına…
bloggerlar

Sulu kar beklenen bir Cumartesi öğleden sonrası, 8 blogger arkadaşım, Şebnem, Serap, Esra, Büşra, Burçin, Enda, İlknur ve Ben, Taksim Talimhane’de yer alan Elite World Hotel İstanbul’da buluştuk. Yeri oldukça merkezi… Talimhane’deki Habertürk binasının hemen karşı çaprazında olan 5 yıldızlı yeni, şık ve güzel bir hotel…

Öğle yemeği zamanı olduğu için içeride, Kemençe ve Gitarla canlı çalınan Karadeniz müzikleri eşliğinde, yemeklerinin tadını çoktan çıkartmaya başlayan başka misafirleri de görünce, bizim için tasarlanan uzun masaya geçtik.

istanbul-karadeniz-yemekleri

Otelin Ödüllü Aşcısı Mithat Bey, hazırladığı bütün yemekler hakkında ön bilgi verip, soruları yanıtladı. Derken alternatifli menüden tercihlerimizi belirledik.

Bir Mısır canavarı olarak, ilk tercihimi Sütlü Mısır Çorbasından yana kullandım ve oldukça memnun kaldım.

istanbul-karadeniz-yemekleri-misir-corba

Bazı arkadaşlarım, kara lahana çorbası ile başlangıç yaptılar.
istanbul-karadeniz-yemekleri-kara-lahana-corba

Mısır Ekmeği masanın olmazsa olmazı zaten.

istanbul-karadeniz-yemekleri-misir-ekmegi

istanbul-karadeniz-yemekleri-fasulye-tursusu
Fasulye Turşusu

Arzu edenlere Zeytinyağlı Pazı Sarması ve Pezik Mücveri de geldi.

istanbul-karadeniz-yemekleri-pazi-dolmasi
Zeytinyağlı Pazı Sarması

istanbul-karadeniz-yemekleri-pezik-mucveri
Pezik Mücveri

Ben ara sıcak tercihimi Bal kabaklı Gözlemeden yana kullandım. Bal kabağı gibi tatlı bir şeye, bu tarz bir sunumda çoğu kişi alışık olmadığı için beğenmeyebilir ama ben sevdim.

istanbul-karadeniz-yemekleri-bal-kabakli-gozleme
Bal Kabaklı Gözleme

Ardından sırada Karadeniz Mutfağının en önemli yemeklerinden Mihlama servisi vardı.

istanbul-karadeniz-yemekleri-muhlama

Bazılarımız yine Hamsiden şaşmadı ve Hamsi Tava denedi.

istanbul-karadeniz-yemekleri-hamsi-tava
Kapanışta çok methini duyduğumuz Hamsiköy Sütlacını mı denesek diye düşünürken, Şefimiz, çok iddialı olduğu Tahinli ve Cevizli Kabak Tatlısını özel olarak önerince, tabi ki onu kırmadık. Ama yanında Kaymak da isteriz dedik, o da bizi kırmadı:)

istanbul-karadeniz-yemekleri-kabak-tatlisi
Tahinli ve Cevizli Kabak Tatlısı
İstisnasız masadaki herkesin bayıldığı ve bitmemesini istediği bu tatlı, kirece yatırılmış Kabak, altında Tahin, yanında Kaymak ve üzerinde yenilebilir çiçeklerle sunuluyor. Tarifinden de anlayacağınız şekilde, “yeme de yanında yat” denilen türden bir tatlı…

istanbul-karadeniz-yemekleri-kabak-tatlisi

Çocukluğumuzda kırlarda bayırlarda görüntüsünden, kokusundan gaza gelip, ağzımıza attığımız çiçekleri saymazsak, ilk defa çiçek yedim ve tadı çok güzeldi:) Yenilebilir çiçek olarak gurme marketlerde ve Makrocenter’da filan bulunabiliyormuş.

 

Hai Sushi – Kalamış Marina

0

Sushi’nin her çeşidini değil ama özellikle Ebi Ten denilen ve içinde kızarmış Karides olanına ve California Roll’a bayıldığımı daha önce de ballandıra ballandıra anlattığım için, yedi alem duymuştur herhalde artık.

IMG 9014

Sayemde “Sushi yemem” diyen pek çok kişi, bu çeşitlerini deneyerek, iyi bir Sushi sever haline geldi. Arkadaşlarımız arasında da bu şekilde yoktan var ettiğimiz Sushiciler çok var. Doğru yönlendirilmek önemli tabi..

Gidip de en ağız tadınıza uymayan, deniz kokan, çiğ balıklısından yerseniz, tabi ki de bir daha lafını duymak istemezsiniz ama onlara soruyorum, “kızarmış karides sever misin?” cevapları “evet”se… “Eh tamam o zaman şuna bir şans verebilirsin”. Hooop yeni bir arkadaşım daha bizim gibi akşama Sushi yapsak mı diyenler arasına katılıyor.

Sushi’nin ne olduğunu, nasıl hazırlandığını, nasıl sunulduğunu ve nasıl yenildiğini genel hatlarıyla anlatmaya çalıştığım yazım için şuraya tıklayabilirsiniz.

Sushi konusunda farklı pek çok mekan denemiş birisi olarak, bugün size en favorilerimden olan Hai Sushi’den bahsetmek istiyorum.

İstanbul Fenerbahçe’deki Kalamış Marina içerisinde yer alan ve Divan Pub ve Divan Pastaneleri gibi, Koç grubuna bağlı işletmelerden biri olan “Hai Sushi”, Anadolu Yakasında olup da, ilk denediğim günden beri çizgisini ve kalitesini bozmadan, her seferinde memnun ayrılmamızı sağlayan mekanların başlarında geliyor.
IMG 9006

IMG 9020
Şıklık ve sadeliğin ön planda olduğu mekanda, ilk göze çarpan detay; “Running Sushi” de denilen ve hava alanlarındaki bagajların dönüp durduğu mantıkta, yürüyen bantlar üzerinde dönerek önünüzden geçen çeşit çeşit sushiler.

IMG 9021

Tamamen taze olarak gözünüzün önündeki açık mutfakta hazırlanan bu Sushilerden arzu ettiğinizi, hemen alıp, ayrıca sipariş vermekle uğraşmadan, keyfini çıkarmaya başlayabiliyorsunuz.

Japon Sushi ustaları da bu esnada haldır haldır yenilerini hazırlıyor ve başka birisi sizin ileriden gözünüze kestirdiğiniz tabağı alsa bile, en kısa sürede yenilerini hazırlanıp, şeridin üzerine ekliyorlar. Olur da belli bir süre tercih edilmeyenler olursa da, hemen banttan kaldırıp, imha ediyorlar.
IMG 9005

İşte aynen şu şekilde konveyör üzerinden sushi tabakları önünüzden geçiyor. Daha sonra siz yeyip yeyip, boş tabakları masanızda biriktiriyorsunuz ve en sonunda tabaklarınızın sayısına ve rengine göre ücretlendiriliyorsunuz.

IMG 9003

Sushi canavarlarıyla gittiyseniz, bazen o tabakların 10 tane üst üste dizildiğini de görüyorsunuz. Ama illa bant üzerindeki sushilerden yemek zorunluluğunuz da yok tabi ki.

Bunun yerine menüden istediğiniz çeşitleri belirleyip, sipariş de verebiliyorsunuz.

IMG 9007

IMG 9009

IMG 9010

Fiyatlar, benzer kalitedeki diğer Sushi restaurantlarıyla mukayese edildiğinde, bence oldukça uygun. Size de fikir vermesi açısından menünün bir fotoğrafını çekmiştim. Ama tabi zaman içinde değişiklik olabilir, siz yine bir menüyü inceleyin:)

Biz bu seferki siparişimizde ufak bir çılgınlık yapıp, yine çok sevdiğimiz bir sushi çeşidi olan Dragon Roll’dan da istiyoruz. İçinde Eel ve Avokadı var. Üzerinde de bunlara harika bir tad katan özel sos…

Bu muhteşem lezzetin içindeki “Eel” Yılan balığı… Normalde hayatta yemeyeceğim, akvaryumda görsem, çığlık atıp kaçacağım bu balıkla hazırlanan bu Sushi de gerçekten benim için ilk 3’de yer alan lezzetler arasında… Ama dediğim gibi yeni başlayanlar için, biraz iddialı bir tercih olabilir, benden söylemesi:)

IMG 4544

IMG 4546
Onun yerine siz de benim gibi Karidese bayılanlardansanız, en ama ennnn güzeli: Ebi Ten de denilen Kızarmış Karidesli çeşidi.
IMG 4549
En üstündeki şu Turuncu şeyler de; Havyar… Bildiğiniz balık yumurtaları. Sıcak servis edilen bu sushi benim için diğer tüm çeşitlerden açık ara önde… Ah ahh olsa da yesek valla:)

IMG 9013

Hai Sushi İletişim BilgileriAdres: Fenerbahçe Mah. Kalamış Marina, Kadıköy / İstanbulTel:(0216) 541 0354

Bu Buket Yeniyor:)

2

Yeni taşındıkları ofisine göndererek yaptığım sürprizden sonra orada çalışan herkesin bir anda hayranı olduğu, gidip gelip yiyerek, devamlı bana teşekkürlerini ve sevgi dileklerini ilettikleri Meyva Sepeti hediyemden, Eşim öyle memnun kalmış olacak ki, benim doğum günümde de o bana benzer bir sürpriz yaptı sağ olsun:)

IMG 7355

Kapıyı bir açtım ki, az önce gelen kucak dolusu çiçeklerden sonra, şimdi de Frutation’ın meyve buketi… Ben tabi hem şok, hem ağzım kulaklarımda… Teslim eden kişi, paketi uzatırken, “yalnız dışarısı sıcak, çikolatalar eridi, hemen yemeyin, önce biraz buzdolabında bekletin” dedi ve gitti.

Paketi aldım, beyaz plastik bir saksının içine, ucuna çikolatalı ve sade olmak üzere, tek tek meyveler takılmış şeffaf çubuklar sabitlenmiş. Üzerine de şeffaf poşet geçirilip, kurdeleyle bağlanmış.

Aslında hem göze hem kalbe hitap eden sağlıklı ve lezzetli bir atıştırmalık olması gerekirken, bir baktım ki, eriyen çikolatasının bütün poşete bulaştığı hiç de şık olmayan bir görüntüsü var.

IMG 7354

“Buzdolabına koyun hemen” denildi ama, poşetiyle saksısıyla upuzun bir paket… Öyle herhangi bir buzdolabının rafına sığacak gibi de değil ki yani… Uğraştım didindim, buzdolabının bir rafındakileri ötekine aktarıp, çıkartayım da sığdırayım diye ama ne mümkün? Bu da çare olmadı maalesef. Yan koysam da olmaz. Bayağı bir uğraştan sonra, bir rafı daha boşaltıp, daha üste taşıyarak, zorla tıktım içeri. Hediye hediyelikten çıktı, bildiğiniz işkenceye dönüştü.

IMG 7357

1 saat geçtikten sonra açtım durumuna bakmak için, bütün çikolatalar hala ergiyik halde, her yere bulaşmış ve katılaşmaya da hiç niyetleri yok… En ufak bir şıklığı kalmadığı gibi, tadı da hiç güzel değil.

Web sitelerinde, %100 Memnuniyet Garantisi sundukları iddiasında olduklarını görünce, hemen Müşteri İlişkileri Departmanı ile görüşmek için Frutation Call Center’ı aradım. Çünkü biliyorum ki, eşim özene bezene seçip gönderdiği sürprizinin kalitesinde yaşanan bu sıkıntılı durumu öğrenirse çok üzülür.

Ara…Ara… Telefonda karşınıza hiç bir gerçek muhatap çıkmıyor maalesef. En fazla mesajınızı alıyorlar, “tamam biz ilgili departmana ileteceğiz, onlar sizi arayacak” diyorlar ama saatler geçiyor, ne arayan ne soran.

Bekledim bekledim, baktım hiç kimsenin şikayetimi umursadığı yok, gelen paketin, Şaşkınbakkal’daki, yani, araçla benim olduğum yere 5 dakika mesafedeki dükkanlarından gönderildiğini düşünerek, bu şubeyi aradım ve en yetkili kişiyle görüşmek istediğimi belirttim.

Mağaza müdürü olan beye, yaşadığım mağduriyeti ve hayal kırıklığını anlattım.

“Bu durumlarla karşılaşmamak ve kalitelerinden ödün vermemek için, normalde buzdolaplı özel araçlarla teslimat yaptıklarını, ama bana getiren arkadaşın, herhalde işgüzarlık yaparak o sıcakta yürüyerek elde getirdiğini, bu yüzden bunun yaşandığını” belirterek, özür diledi. Hemen yenisinin hazırlanması için gerekli talimatı vereceğini, ama yoğunluklarından ötürü, bunun biraz geç bir saate yetişebileceğini söyledi.

Maalesef böyle bir handikapları var ki, teslimatı ne zaman yapacakları konusunda hiç bir garanti vermiyorlar. Bilemiyorsunuz. Mesela saat 17:00’de paydos edilen bir iş yerinde çalışan bir arkadaşınıza gönderiyorsanız, o çoktan ofisten çıkmış, hatta evine varmışken bile getirilebilmesi söz konusu ki bu durum da başka bir arkadaşımın başına gelmiş maalesef.

Neyse efendim… Mağaza Müdürü Bey’in ilgisi sayesinde, büyük uğraşlar sonucunda, buz gibi çikolatası güzelce donmuş, taptaze meyveleriyle, yeni meyve demetim, eşimden önce nihayet teslim edildiğinde içime su serpildi.

IMG 7360

Gelen ürünün, öncekinin tadıyla, uzaktan yakından alakası yoktu. Görüntü zaten tamamen farklıydı. Bu tek kelimeyle mükemmeldi. Ötekisiyle yaşatılan hayal kırıklığını unutturacak kadar…

IMG 7381
Çilekler, ananaslar, muzlar, kavunlar, üzümler, elmalar… Bazıları sade halde, bazıları sütlü veya beyaz çikolata ile kaplanmış. Ayıklanmış, temiz ve taptaze…

IMG 7372

Fiyat hakkında da bilgi vermek gerekirse, örneğin bu ürün için konuşursak, en küçük boyu 65 TL’den başlıyor, büyüklüğüne göre yaklaşık 95 TL ‘ye kadar değişen bir ücreti var.

IMG 7379
Özellikle bir erkeğe, çiçek göndermek yerine, tercih edilecek güzel bir sürpriz olduğunu düşündüğüm Frutation’dan her zaman aynı kalitede hizmet beklentisiyle, sizin de bu leziz meyvelerin keyfini, sevdiklerinizle çıkarmanız dileğiyle:)

Çikolatalı Kek Tarifi

60

Bu aralar nedense çikolatalı Kek ve Kurabiyeye takmış durumdayım. Friends’i izlerken birinin elinde gördüm sanırım, görmez olaydım. O gün bugündür burnumda tütüyor. Dışarıda tam aklımdakini bulamayacağım düşüncesiyle, hiç maceraya atılmadım. Açıkçası içi boş çıkacak bir sünger kekle karşılaşırsam yaşayacağım hayal kırıklığından çekindim. Onun yerine kendi istediğim gibi bir keki, üşenmeyip yapayım ve sevdiklerimle de paylaşayım dedim. Bilmem iyi etmiş miyim? Kek krizim ilk gece, henüz sıcakken art arda yediğim 3 dilimle bastırıldı. Ben keki en çok sıcakken seviyorum, hem daha nemli hem daha lezzetli oluyor. Daha sonra yiyeceksem de çok az ısıtıyorum, inanın çok fark ediyor:) O zaman haydi gelin size de Cevizli kakaolu Çikolatalı Kek Tarifimi anlatmaya başlayayım.

Adım Adım Fotoğraflı Anlatımıyla Cevizli Kakaolu Çikolatalı Kek Tarifi

Malzemeler: (20 dilimlik)

  • 4 adet Yumurta
  • 1,5 su bardağı Toz Şeker
  • 3/4 su bardağı Sıvı Yağ
  • 1 su bardağı Süt
  • 3,5 su bardağı Un
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket Kabartma Tozu
  • 3 dolu yemek kaşığı Kakao
  • 1 su bardağı iri parçalar halinde Ceviz
  • 3 yemek kaşığı kaynar su
  • Tercihe göre 1 paket Bitter Çikolata

İlk iş olarak 4 Yumurta ve 1,5 bardak Toz Şekeri, geniş ve derince bir kapta (mümkünse cam kase olsun) mikser yardımıyla iyice krema haline gelene kadar karıştırıyoruz.

IMG 0763
IMG 0764
IMG 0766

Sonra 3/4 su bardağı Sıvı Yağ ve 1 bardak Süt ilave edip, karıştırmaya devam ediyoruz.

IMG 0770
IMG 0771
IMG 0772
IMG 0774

Sıvı şeyler eklemeyi tamamladık sayılır. Şimdi sıra geldi diğerlerini sırasıyla eklemeye.

3,5 bardak Unu eklerken, topaklanma olmaması için, siz de benim gibi tel süzgeçten yardım alabilirsiniz.

IMG 0775
IMG 0776

Arkasından Vanilya ve Kabartma Tozunu da ekliyoruz.

IMG 0777
IMG 0778

3 dolu yemek kaşığı kadar da Kakao ilave edip, sonrasında da çok fazla ufalamadığımız Cevizleri ilave ediyoruz.

IMG 0779
IMG 0781

Kakao bana yetmez, içinde biraz çikolata da olsun derseniz, tercih ettiğiniz bir çikolatadan parçalar ufalayıp, ekleyebilirsiniz.

Ben tercihimi Üzümlü Fındıklı ve Bademli Bitter Çikolatadan yana kullandım.

IMG 0782

Şimdi sıra karıştırmaya geliyor. Katı malzemeleri ekleyince, bir daha mikserle karıştırmak pek tavsiye edilmiyor. Onun yerine uygun bir kaşıkla, iyice homojen hale getirecek şekilde kendiniz karıştırabilir, biraz da arka kol kası çalışmış olursunuz:)

IMG 0783
IMG 0784

Şimdi son olarak içerisine 3 yemek kaşığı kadar kaynar su ilave ediyoruz ve karışıma iyice yediriyoruz.

IMG 0787
IMG 0788

Kek için kullanacağınız benzer büyüklük ve derinlikte kek kalıbınızı, sıvı yağ ile biraz yağladıktan sonra, bir peçete yardımıyla içinin her yerine, yanlarına ve ortasının kenarlarına bu yağlı peçeteyi uyguluyoruz.

IMG 0791

Hazırladığımız Kek karışımını, yağladığımız kalıba homojen şekilde döküyoruz.

IMG 0796

İşlem tamamlanınca, kalıbı biraz titreterek, ya da dikkatlice tezgaha küçük hareketlerle vurarak, kekin üst yüzeyinin düz hale gelmesini sağlıyoruz.

IMG 0798

Yaklaşık 10 dakika kadar ön ısıtma yaptığımız 180 C derecelik fırının, orta gözünde, bir fırın tepsisi üzerine yerleştirip, hemen kapağını kapatıyor ve yaklaşık 40 dakika sonra çıkarmak üzere fırın sayacını ayarlıyoruz.

IMG 0799
IMG 0801
IMG 0803

Fırınınızın markası, modeli, turbo özelliği olup, olmamasına göre bu süre değişebilir tabi. Siz yine de ilk 25-30 dakika, yani pişip, kabarmaya başladığı o dönemde, kapağını açmamaya ve ısı kaybı yaşatmamaya özen göstermeye çalışın en iyisi. Yoksa aynen söner zavallıcık:)

IMG 0807 1

Sonrasında göz kararı olarak, pişmesine yakın olduğunu düşündüğünüz süreçlere geldiğinizde, bir kürdan batırıp, çıkararak, kürdana bulaşan iç malzemelerin yoğunluğundan, içinin ne derece çiğ ya da pişmiş olduğuna kanaat getirip, tercih ettiğiniz o en uygun zamanı kendiniz belirleyebilirsiniz.

IMG 0810

Kek istediğimiz kıvamda piştiğinde bir fırın eldiveni yardımıyla, elimizi yakmadan dışarı çıkartıyoruz ve uygun bir tabağın içine ters çevirerek bırakıyoruz.

IMG 0811

Eğer en başta kek kalıbını yağlama işlemini, her yerine güzeeelce yaptıysanız, herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan, bir kaç dakika içinde kek, kendi kendine hop diye tabağın içine, şeklini hiç bozmadan düşüyor zaten:)

IMG 0815

Çikolatalı Kek krizimi çözmeye yettiği gibi, sevdiğim konu-komşu, arkadaş, misafir herkese bol bol ikram ettim. Haydi darısı başınıza:)

Hepinize şimdiden afiyet şeker olsun! 🙂

P.F. Chang’s İstanbul 1 yaşında:)

3

Uzun zamandır yazmak istediğim mekanlardan biri de P.F.Chang’s’di. İstanbul’daki şubesinin 1. yıl dönümünü kutladığı zamana nasipmiş demek ki bu yazı… Zaman nasıl da hızlı akıp gidiyor:)

horses

İlk olarak 1993 yılında kurulan ABD-Arizona merkezli ve Kanada, Güney Amerika, Filipinler, Orta Doğu ve Türkiye’de 225’ten fazla restoranı bulunan China Bistro markası P.F.Chang’s, Amerikan stiliyle hazırlanmış baştan çıkarıcı Çin lezzetlerinin, bir kaç kişi paylaşabilecek kadar büyük ve bereketli porsiyonlarıyla keyfini yaşamamız için Etiler Nisbetiye caddesi üzerinde bizi beklerken, kendisini daha fazla sabırsızlandırmak olmazdı.

Bu yazıyı yazmam biraz gecikmiş olsa da, ilk müdavimleri arasında olduğum ve alamet-i farikası, girişindeki “iki görkemli at heykeli” olan bu restaurantı sizlere de biraz anlatmak isterim:)

IMG 9141

Öncelikle rezervasyonsuz gitmemenizi önemle tavsiye ederim. Sonra “vay efendim yer yokmuş, ya da 20-30 dakika bekleme süresi veriyorlar” diye hiiiç öyle şikayet etmeyin.
IMG 9094
Menüsünü ilk gördüğünüzde, yemeklerin isimleri gözünüzü korkutmasın. Garsonlar, oldukça ilgili ve sundukları yemeklerin tadı hakkında iyi eğitimli. Tabi en önemlisi, bu bilgileri sizinle paylaşmak konusunda da oldukça iyi niyetli ve hevesliler.

Neyi merak ediyorsanız veya canınız nasıl bir şeyler istiyorsa, tarif etmeniz, size yardımcı olmaları ve doğru yönlendirmeleri için yeterli.
interior

İçerisi gayet geniş, sade ve şık.  Ayrıca yazın üstü açılan, kışın kapanan ilave bir kısmı da var.

IMG 9099
İlk olarak masanıza kendi özel soslarını getiriyorlar ve neyin ne olduğunu, acılık derecelerini ve hangi tür yemeklerle iyi gidebileceğini anlatıyorlar.

Bizim aklımız, methini herkesten deliler gibi duyduğumuz ve tatmak için heyecanlandığımız şu meşhuuuur Dynamite’larda…

IMG 9108

Hemen Dynamite Shrimp ve Dynamite Scallops denilen, Karidesli ve Deniz Taraklı olanlarından, yani menüdeki her iki çeşidinden de sipariş veriyoruz. (Her bir porsiyon: 28 TL)

IMG 9103

Taze soğanlarla süslenmiş, hafif acılı ve harika bir sosla servis edilen bu iki sıcak aperatif, kokteyl bardaklarında sunuluyor ve gerçekten anlatıldığı kadar eşsiz bir lezzet sunuyor. Keşke hiç bitmese dedirtecek kadar… Düşünün artık! 🙂

IMG 9097

Ardından Mongolian Beef denilen et yemeğine geliyor sıra. Yumuşacık, karamelize edilmiş ve yine taze soğanlarla sunulan bir et yemeği bu. (Porsiyon fiyatı: 44 TL)

IMG 9104
Yanında size tatsız tutsuz gelse de Çin yemeklerinin olmazsa olmazı yağsız, tuzsuz Pilavla servis ediliyor. Tercihinize göre yasemin ya da buğday pirincinden hazırlanan bu Çin pilavını, o başta gelen soslardan istediğinizle ve ya Soya sosunu kullanarak tadlandırmak elinizde:)

IMG 9116

IMG 9092

Şimdi ise sırada Chang’s Chicken Lettuce Wraps denilen Göbek Marulla servis edilen, siyah mantar, yeşil soğan ve su kestanelerinin wok tavada kuşbaşı tavuklarla hazırlandığı yemek var.
IMG 9105

IMG 9109
Ritüele uyup, bir adet göbekten alıp, istiridye kabuğunun kalbindeki inci gibi, ortasına bir kaşık Tavuktan koyuyor, üzerine istediğiniz sostan dökerek, sarıp, afiyetle yiyorsunuz:)

IMG 9114
Ardından gelsin Sesame Chicken…. Yani Susamlı Tavuk. Yine harika bir sosla pişirilmiş, brokoli ve kırmızı biber ile servis edilen, zencefil, sarımsak ve acı biberli, susamlı ve çörekotlu yumuşacık Tavuk parçaları…. (Porsiyon Fiyatı: 34 TL)
sesame chicken

Masamız oldukça kalabalık olduğu için, çeşitlerin ardı arkası kesilmiyor. Bütün yemekleri ortaya söyleyip, herkes keyfine göre paylaşıyor ve en sevdiklerini aklına yazıyor.

“Çin yemeği olur da Noodle olmaz mı?” diyor birisi ve hemen Sebzeli Lo Mein de masadaki yerini alıyor. (Porsiyon Fiyatı: 29 TL)

IMG 9120
Gözü gönlü doymak bilmeyen, meraklı bir tayfa bizimki… Dumpling denilen Çin mantısının da tadına bakmazsak, hatrı kalır düşüncesiyle, benim pek favorim olmasa da, onu da ısmarlıyoruz…

IMG 9134Masamızın minik üyesi olan bebeğin mama saati gelince, süt dolu biberonunu ısıtmak için garsonlardan kaynar su dolu bir kap rica ediyoruz. Seve seve yardımcı olup, buz kovasında şık ve güvenli bir çözüm sunarak, iyice takdirimizi kazanıyorlar.

IMG 9122
Sonunda heyecanla beklediğim an… İşte sıra tatlılara geliyor. Yine ortaya, paylaşmalık olarak 2 ayrı çeşit tatlı siparişi veriyoruz. Banana Spring Rolls denilen, Kızarmış Muz ve Dondurma ile sıcak olarak servis edilen tatlı, benim için açık ara birinci oluyor. (Porsiyon Fiyatı 24 TL)

Tarçın ve şekerle karıştırılıp wantona sarılan ve yağda kızartılan bu muzlu tatlıda, en ufak bir yağ tadı almıyorsunuz.
IMG 9136
Diğeri ise üzeri yulaf ezmesi, vanilyalı dondurma ve çilekle sunulan Elmalı Turta.

IMG 9140

IMG 9102
Her ikisi de bunca yemek ziyafetinden sonra, masadakiler tarafından silinip süpürülünce, hemen hazmetmeye yardımcı olması için Çin Çayı ısmarlanıyor:)

Sonrasında her fırsatta tekrar tekrar gittiğimiz, hatta bir seferinde Kanadalı misafirlerimizi davet ettiğimiz P.F.Chang’s’de öyle güzel karşılandık ki, kendileri buradan, daha önce gittikleri Montreal’deki deneyimlerinden, çok daha fazla etkilendiklerini belirttiler. Eee buna da Türk misafirperverliği diyelim, gurur duyalım madem:)

Hatırladığım kadarıyla fikir vermesi açısından belirtmeye çalıştığım porsiyon fiyatları, zaman içinde değişiklik gösterebilir dememe gerek yok herhalde… Evet fiyatları biraz yüksek ama kesinlikle sevdiklerinizle gidip, ortaya sipariş ederek, hem bu baştan çıkarıcı lezzetleri, hem bu mutlu anları paylaşarak, büyük keyif alabileceğinize inandığım, bereketli porsiyonlar sunan ve aynı zamanda tam bir buluşma noktası olan bir mekan olmuş.

Nice yıllara P.F. Chang’s:)PF Chang’s İletişim Bilgileri

Etiler Mah. Nispetiye cad. No: 94 34337 Beşiktaş/ İstanbul
Telefon : (212) 358 60 60

Peynir ve Maydanozlu Sahanda Yumurta Tarifi

4

Uzun zamandır aklımdaydı… Beyaz Peynirli ve Maydanozlu bir Yumurta kırayım. Ama evde ya maydanoz yok, ya tazeliği gitmiş ya da var olan yumurta başka şeye lazım filan derken, bir türlü nasip olmadı işte. Derken geçenlerde bütün gerekli malzeme ve koşullar nihayet sağlanmış bir haldeyken, benim de canım çekince, hemen daldım mutfağa ve enfeslikte sınır tanımayan bir sahanda yumurta çıktı ortaya:) O an için evde sadece ben olduğumdan, tek kişilik hazırladığım bu protein deposu muhteşem şeyi, hapur hupur götürdüm ama tabi içime tam da sinmedi ve ilk fırsatta büyük aşkıma da yaptım ve o da tek kelimeyle bayıldı.Bu vesileyle işte gelsin size nefis bir Peynirli Maydanozlu Sahanda Yumurta Tarifi

Adım Adım Fotoğraflı BEYAZ PEYNİR ve MAYDANOZLU SAHANDA YUMURTA TARİFİ

Malzemeler: (Tek Kişilik)

  • Teflon tavayı yağlayacak kadar az Tereyağ (Örn: Yarım yemek kaşığı)
  • 2 kibrit kutusu kadar Beyaz Peynir
  • Yaklaşık 1 avuç kadar Sapları ayıklanmış Maydanoz
  • 2 adet Yumurta
  • Tuz
  • Arzu ederseniz biraz da Pul biber

Ben peynir olarak, genelde Ezine peyniri kullanıyorum, çünkü peynirin tadı ve kalitesi illa ki bu yemeğin tadını en çok etkileyen şeylerden biri.

Önce Peyniri, çukur bir kaseye alıp, çatalla biraz eziyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Bir avuç kadar maydanozun saplarını ayıklayıp, metal süzgeçte, akan suyun altında iyice yıkıyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Siz daha az kullanmak isterseniz, bir kaç dal maydanozla da yapabilirsiniz, neden olmasın? 🙂

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Bir kesme tahtası üzerinde, yerken boğaza takılmayacak büyüklüğe gelmeleri için, maydanozları bıçak yardımıyla biraz kıyıyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Sonra peynire ilave ediyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Ve çatalla iyice ezip, birbirine karıştırıyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Artık malzemelerim hazır olduğuna göre, teflon tavama, tahta kaşıkla Tereyağını koyup, eritmeye başlıyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi
peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Eridikten sonra, ister aynı kaşıkla, ister tavayı dikkatlice biraz hareket ettirerek, kullandığım yağın, tavanın her yerine yayılmasını sağlıyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Sıra geldi yumurtaları kırmaya…

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Yumurtaları tavaya, kabuklarını düşürmeden kırdıktan sonra, kaşık yardımıyla sarılarını da patlatıyorum ve beyaz ve sarıyı birbirine gelişigüzel biraz karıştırıyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi
peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi
peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Bu aşamada ocağın altını “en kısık ile orta arasında” bir yere getiriyorum ki yumurtanın altları hemen pişmesin. Çünkü o zaman üstleri çiğ kalır.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Daha yumurtalar pişmeye başlamadan, hemen içine maydanozlu peynirli karışımımı da homojen şekilde dağıtıyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Peynirin tuzunu da hesaba katarak, biraz daha Tuz ilave ediyorum. İsterseniz pul biber de ekleyebilirsiniz biraz.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Altı kısık haldeyken, her yeri iyice pişsin ve çiğ kalmasın diye, tavanın kapağını kapatarak pişirmeye devam ediyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Arada kontrol ederek, istediğim kıvama gelmesini bekliyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Aynı anda da, tam tahıllı kepekli ekmekten bir dilim kızartıyorum. Alllaaaaah ziyafete gel! 🙂

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi
Peynirli Maydanozlu Sahanda Yumurta tarifi

Şapur şupur afiyetle yiyor, ama “hep bana, hep bana” demiyorum. Sonra aynısından, hatta daha da lezzetlisini ilk fırsatta aşkıma da hazırlıyorum.

peynir-maydanoz-sahanda-yumurta-tarifi

Sizin de üşenmeyip, 5 dakikada yapacağınıza güvenim sonsuz… Herkese afiyet olsun:)

Tiyatro Karnaval – Bu Filmi Görmüştüm

0

Tiyatro sevgisiyle büyütülmüş bir çocuk olarak, hiçbir şey yapamasam, okuldan geldiğimde, Radyo Tiyatrosunu açar, gözlerimi kapar ve hayallere dalarak full-konsantre dinlerdim. Tonlamalar ve ses efektleri çok etkileyici gelirdi.

10

Babam da bize her hafta sonu için, kombine maç bileti alır gibi, tiyatro bileti alır ve ben o gün, o saatte tiyatroya gideceğimizi bilir, “insanı, insana, insanca, insanla anlatan” bu sanat dalına, değer veren bir ailem olduğu için, içten içe ayrı bir sevinç ve gurur duyardım.

IMG 0394

“Acaba bu sefer nasıl bir dekorla karşılaşacağım” diye o kadife perdenin açılmasını sabırsızlıkla beklerken, altın varaklı tavan süslemelerinin detaylarını ilgiyle inceler, arada bazen son dakikalarda hissedilen koşuşturmalar ve perdede hafiften kıpırtılar olduğunda, arkadaki oyuncuların telaşına ortak olan heyecanım tavan yapar, oyun başlayıp, bir de üstüne o diyaframdan gürül gürül gelen sesleriyle oyuncular sahneye girdi mi, artık iyice büyüsüne kapılır, bu rengarenk ve canlı dünyanın içine balıklama dalar giderdim.

cocuk

Çağlar öncesinden gelen en büyük sanat dallarından biri olan tiyatronun canlı canlı ve tekrarsız oynanmasına, bir oyunun aslında bir sonrakiyle aynı repliklere sahip olmasına rağmen; farklı izleyici, farklı zaman ve farklı etkileşim karşısında farklı yorumlanmasına şahit olmaya tek kelimeyle ba-yı-lı-yo-rum! 🙂

Hatta hiç unutmam, bir keresinde “Truva Savaşı Olmayacak” isimli bir oyuna gitmiştik. Bir sonraki hafta, trafiğe takılıp, tiyatroya son dakikada yetiştiğimiz için yerimizi alelacele aldık ve salon karartılmadan, babama program yanındaysa, ne izleyeceğimize hızlıca bir bakmak istediğimi söyledim ama yoktu. “Bir de aynı oyun çıkarmış, ne komik olurdu” filan diye kendi aramızda şakalaşırken, perde açıldı. “Aa bu geçen haftaki oyunun dekoruyla aynı” dedim. “Yok canım” dedi bizimkiler. Onları ikna edene kadar, oyuncular geçen haftanın aynısı kostümleriyle girdi sahneye ve bir baktık ki “olmayacak!” dedikleri “Truva Savaşı” tekrar oluyor işte:) Sonrasında fuayede halimize bayağı güldüğümüzü dün gibi hatırlıyorum:)

Eğer oldu da tiyatroya daha önce hiç şans vermediyseniz ve “televizyonda yüzlerce dizi elimin altında ya işte” diye düşünenlerdenseniz, maalesef büyük bir yanılgı içindesiniz. Aslında sadece bir kere gitmeniz bile, tüm ön yargılarınızı silmeye yetecektir.O soğuk camın karşısında, kaç tekrarda, kaç molayla çekildiği bilinmeyen, uzatıldıkça uzatılan dizilere mahkum olup, önünüze ne konulduysa ona boyun eğmek ve hep aynı yerde saymak, hatta geride kalmak yerine, biraz kabuğunuzdan çıkın ve kanlı-canlı, tek seferde ortaya konulana, hak ettiği bu şansı verin. Çünkü tiyatro hayatın “aynası” değil, “aynısıdır”!

BFG Afis

Artık sosyalliğin doruklarına çıkarak, her hafta değil, neredeyse her günaşırı bir oyuna veya konsere giden anne-babamın çok sevip, sıcak dostluklar kurdukları ve yere göğe sığdıramadıkları oyun yönetmeni ve aynı zamanda oyuncu Tolga Yeter ve eşi Yelda Serbes’in sahibi oldukları Tiyatro Karnaval’a, sezon açılışlarını yaptıkları “Bu filmi görmüştüm” isimli gösterilerini, izlemeye gittik geçen hafta…
IMG 0399

IMG 0405

IMG 0408

Mecidiyeköy Ortaklar Caddesinde Cevahir AVM’nin yan kapısına çok yakın olan 150 kişilik oturma kapasiteli Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Sahnesinde, “Tiyatro Karnaval” tarafından sergilenen, Bricaire&Lasaygues’nin yazdığı ve Tolga Yeter tarafından yönetilen “Bu filmi görmüştüm” isimli bu komedi oyunun konusu kısaca şöyle:
IMG 0395

Fransa’nın önde gelen siyasetçilerinden olan ve eşi, yıllar önce gizemli bir şekilde ortadan kaybolan Albert Lamart, daha fazla oy toplamak düşüncesiyle, seçimler öncesinde tüm dikkatleri üzerine çekmek için oğlu Louis ile birlikte çifte düğün hazırlığı yapmaktadır. Ancak Amerika’dan gelen bir albay, onun bütün planlarını alt üst eder.

IMG 6467

“Albert Lamart” rolündeki Tolga Yeter; 2003 Avni Dilligil Jüri Özel Ödülü ve 2004 Üniversiteler arası Tiyatro Festivali En İyi Yönetmen Ödülü sahibi, radyo programcılığına ilaveten, reklam-dizi ve sinema oyunculuğu da yapan ve yıllardır Şehir Tiyatroları’nda da performans sergileyen çok başarılı bir tiyatro oyuncusu ve genel sanat yönetmeni…Mevcuttaki yönettiği ve oynadığı bütün diğer oyunlara ilaveten, şu anda Şehir Tiyatrolarının Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinde sahneye konan Kösem Sultan’da da rol alıyor. Hatta çoğu zaman bir oyundan çıkıp, ötekine yetişiyor. Saatler süren farklı farklı onlarca oyundaki repliği ezberinde tutmak, nasıl bir hafıza yeteneği bilemedim… 🙂

IMG 6528

Oyuna girdiği andan itibaren tüm dengeleri bozan “Albay Frank Harder” rolünü oynayan Eraslan Sağlam da, yine Şehir Tiyatrolarında yıllardır hayranlıkla izlediğimiz ustalardan… Beden dilini ve ses tonunu öyle bir kullanıyor ki, sahnede yaydığı ışık, gözlerinizi kamaştırıyor. O kan ter içinde kaldıkça, aman rahatsız olmadan oynasın diye, fırlayıp, terini silesiniz geliyor, o derece sempatik! 🙂
IMG 6477

IMG 0416

Üniversitede Drama bölümü mezunu olan ve iyi bir formasyona sahip bir oyuncu olarak yıllardır bütün yaş grubu çocuklarına atölye çalışmaları yaptıran Yelda Serbes ise bizim iddialı siyasetçinin evlenmeyi planladığı kişi rolündeki müthiş oyunculuğuyla herkesi gülmekten kırıp geçiriyor.

IMG 0427

“Marcel” rolündeki Eyüphan Güvercin ise şuh kahkahaları ve doğal oyunculuğuyla, “anlatılmaz – yaşanır” bir performans sergiliyor.
IMG 0424

Oyunda sekreter “Ingrid” rolündeki Kardelen Akbay ve siyasetçinin oğlu “Louis” rolündeki Ulukan Özpolat ise ekibe son dakikada dahil oldukları halde, gösteriye renk katan genç oyuncular…
IMG 0443

IMG 6533

Ayrıca Tiyatro Karnaval’da Oyunculuk, Drama-Diksiyon, Müzik, Resim, Dans, Pilates, Yoga gibi çocuklar dahil, çeşitli yaş gruplarına yönelik, atölye dersleri de veriliyor.

Tiyatro Karnaval’ın web sitesindeki Etkinlik Takvimi’nden de göreceğiniz üzere, Kasım ayı boyunca her Pazar 19:30’da bu harika oyunu izleyebileceğiniz gibi, her Salı, benim bir sonraki gitmek istediğim, Eraslan Sağlam’ın tek kişilik draması “Aktör Kean” sahneleniyor.
aktor kean

IMG 0401

Buna ilaveten başka pek çok oyun ve hatta çok eğlenceli çocuk oyunları da beğeninize sunulmuş. Programı takip ederek, alın çocukları, yeğenleri ve güzel bir sürpriz yapın! Unutmayacakları bir gün geçirsinler sayenizde işte:)

IMG 0402

photo

Her oyun bir şölendir… Aydınlanma şöleni… Gitmek ve biraz aydınlanmak, hep mideyi değil, biraz da ruhu beslemek lazım, yalan mı ama? :)Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Sahnesi TİYATRO KARNAVAL İletişim Bilgileri

Adres: Ortaklar Cad. Bahçeler Sok. 20 Efe Han
MECİDİYEKÖY / İstanbul

Telefon: (212) 347 44 80

Standart Bilet Fiyatları: Tam 30 TL, Öğrenci: 20 TL
Çocuk Oyunları: 15 TL
Detaylı Bilgi: www.tiyatrokarnaval.com

“La Vie En Rose”da 5 Çayı

6

edith piaf“La Vie En Rose” deyince, benim için akan sular durur. Edith Piaf’la efsaneleşen, en sevdiğim Fransızca sözlü şarkılardan biri olan bu isimdeki eserin, İngilizcesi’ni de, bence en güzel Louis Armstrong seslendirir.
louis armstrongBu aralar ise favorim; Jazz versiyonuyla onu tam da istediğim mükemmellikte yeniden yorumlayıp, beni benden alan Sophie Milman’dan dinlemek… Zevkime bir şans verin bakalım, bu versiyonundan sizin de hoşlanacağınızı umuyorum:)

LA VIE EN ROSE

Des yeux qui font baisser les miens
Un rire qui se perd sur sa bouche
Voilà le portrait sans retouche
De l’homme auquel j’appartiens

Quand il me prend dans ses bras
Il me parle tout bas
Je vois la vie en rose,
Il me dit des mots d’amour
Des mots de tous les jours,
Et ça me fait quelque chose

Il est entré dans mon coeur,
Une part de bonheur
Dont je connais la cause,
C’est lui pour moi,
Moi pour lui dans la vie
Il me l’a dit, l’a juré
Pour la vie.

Et dès que je l’aperçois
Alors je sens en moi
Mon coeur qui bat.

Des nuits d’amour à plus finir
Un grand bonheur qui prend sa place
Des ennuis, des chagrins s’effacent
Heureux, heureux à en mourir

pembe guller

…ve işte bu muhteşem şarkıdaki sözlerin, anlamını merak edenler için Türkçe Çevirisi:

PEMBE HAYAT

Bakışlarımı düşüren gözler,
Dudaklarında kaybolan o gülüş
İşte Ait olduğum adamın
Rötuşlanmamış portresi
Kollarına aldığında beniSessizce bir şeyler fısıldadığında
Ah ne denli pembe görüyorum hayatı
Aşk sözcükleri söylüyor bana
Her zamankinden
Ve bir şeyler oluyor sonra bana

Giriverdi işte kalbime
Mutluluğumun ortağı
Sebebini bildiğim
“Benimsin sen” dedi.
Bense onun,
Yaşam boyu
Söyledi bunu bana
Hatta yeminler etti hayatı üstüne
Ve onu gördüğüm ilk andan bu yana
Hissediyorum
Deli gibi çarpan bu yüreği

Hiç bitmeyen aşk gecelerini
Yerini bulan yüce bir mutluluk
Sorunlar, yaslar, evreler
Mutlu… Yine de ölümüne mutlu…

Romantizmin doruklarına çıkaran favori şarkımı dinleyip, iyice havaya girdiğimize göre, şimdi size bu şarkıdan ismini alan keyifli bir Cafe’de Mekanist sponsorluğunda sevgili blogger arkadaşlarımızla bir araya geldiğimiz etkinlikten bahsedebilirim:)

Renaissance Bosphorus İstanbul Hotel‘deki yemekte tanışıp, bir anda kaynaştığım harika insanlardan biri olan Sevgili Serap Tan’ın, tüm güzelliğini ve sıcaklığını yansıttığı 5 Çayı davetine katılmak üzere geçen Cumartesi, Yeniköy’deki “La Vie En Rose Cafe”deydim.

IMG 0203

Cafe’nin pudra tonlarındaki dekorasyonu, şirin cupcake objeleri, Audrey Hepburn imajları ve romantik pembe gülleri, içeri girer girmez sizi etkisi altına alıyor.

IMG 2124

IMG 0200

IMG 0195

Fondaki müzikler de mekanın tarzına uygun, alttan alttan insanı büyülerken, inci gibi dizilen birbirinden leziz görünen tatlı ve tuzlular, süper bir görsel şölen sunuyor.

IMG 0206

IMG 0204

IMG 0191

IMG 0190

IMG 0192
Bu kadar alternatifin arasından, kendimizi kaybetmeden bir kaç şey seçip, masamıza geçtik ve bu keyifli ortamda, mutlu mesut sohbetlere daldık.

IMG 0209

IMG 0193
Önce tuzluların, sonra bu davetkar çilekli tatlıların ve Chocolate Chip Cookie’lerin tadına illa ki baktık:)
IMG 0198

IMG 0194

IMG 0196

IMG 0199

IMG 0202
Davetin güzel sahibesi Sevgili Serapcığım, tüm misafirleri arasında mekik dokuyarak, herkesle tek tek ilgilendi. Ben onu izlerken yoruldum desem yalan olmaz:)  Hatta böylesine kalabalık  bir daveti, bir çılgınlık edip, benim verdiğimin bir anlık düşüncesi bile gözümü korkutmaya yetti:)
IMG 2144A

İşte birbirinden hoş sohbet ve dost canlısı arkadaşlarım Serap, Ebrashca, Şebnem, İnci ve Ben; Serap’ın günün anlam ve önemine özel hazırlanmış, şık çerçevesinden dünyaya gülümserken:)

IMG 2177

O gün tanıştığım ve çok sevdiğim bir diğer blogger arkadaşım da 34 beden fiziğiyle, ikiz çocuk annesi olduğuna inanamadığım ve bunca işi arasında üşenmeden yaptığı “nail art” uygulamalarıyla, “bakım” konusunda aşmış olduğu ispatlayan diğer Şebnem oldu.

Mekanist ekibinden dünya tatlıları Elif,Tuğçe ve Simge ise her zamanki içtenlik ve misafirperverlikleriyle günümüze renk kattılar.

IMG 2163

IMG 0215

Başta muhteşem zaman geçirmemiz için her şeyi en güzel şekilde organize etmesi yetmezmiş gibi, bir de üzerine, bu keyifli günün hatırası olması için, tek tek paketlediği zarif zevkini yansıtan çeşit çeşit hediyeleriyle hepimizi şımartan Sevgili Serapcığıma olmak üzere, Mekanist’e ve La Vie En Rose Cafe’ye tekrar tekrar teşekkürler….

8

IMG 0218

Yılmaz Özdil’le Söyleşideydik

0

Hürriyet Bumerang Deneyim Günleri etkinliklerinden birinde daha, bu kez Yılmaz Özdil ile bir araya gelmek üzere Hürriyet Dünyası’nda buluştuk.

Sosyal medyanın aktif üyelerinden olan bloggerların oluşturduğu bu 10 kişilik ekiple beraber, günlük köşe yazılarını sürekli takip ettiğim Yılmaz Özdil’le heyecanlı ve hararetli bir sohbet gerçekleştirdik.

Yilmaz Ozdil

Soru-cevap tarzında ilerleyen sohbet esnasında, üzerinde durulan en önemli konu başlıkları hakkında bilgi vermek gerekirse;

  • ODTÜ’de son dönemde yaşanan olayların, ODTÜ’yü daha fazla güçlendireceğini düşündüğünden,
  • Gelecek belediye seçimlerinde CHP’nin İzmir’de rekor kıracağına emin olduğundan,
  • Siyasete girmeyi düşünmediğinden,
  • Gazeteleri, gazetecileri ve televizyonları ancak toplumun terbiye edebileceğine inancından,
  • Halk TV’de yaptığı çıkışta esas vurgusunun, “Erdoğan’a ne söyleyeceksiniz suratına söyleyin, ben köşemde yazıyorum. Suratına söyleyemediklerinizi parti televizyonundan Esad’a söyletmeyin.” demek olduğundan,
  • Türkiye’de, dünyada olmayan tesadüfler silsilesinin gerçekleşiyor olması sebebiyle, yarınlara dair bir projeksiyon yapabilmenin mümkün olmadığına inandığından bahsettiğini özetle söyleyebilirim.

Yilmaz Ozdil Beraber Yuruduk

Buna ilaveten, artık son sayfalarına geldiğim ve 2002 yılından günümüze kadar olan süreçte, gündeme damgasını vurmuş haberleri içeren ve gazete sayfalarının manşetlerinden, en arka sayfalarına kadar, unutulan, unutturulan ya da unutturulmaya çalışılan olayların ve kişilerin kronolojik bir haritasını, detaylı bir arşiv çalışması ve minimum yorumla çıkarmış olduğu son kitabı “Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda” ile Yılmaz Özdil, düşündüğümüzün aksine, çabuk unutmaya meyilli olmakla itham edilen toplumumuzun hafızasını tazelemekten ziyade, gelecek nesillere ilerde okuyup bizim demokrat partili dönemimizi öğrenebilecekleri bir derleme bırakmayı amaçladığından bahsetti. Çünkü O; bu dönemleri yaşayanların, her ne kadar balık hafızalı olduğu zannedilse de, yine de yaşadıklarını unutmayacaklarına inananlardan…

Ben ise kitabı okurken deneyimlediğim kendi hissiyatımdan yola çıkarak, art arda geliştiği için, çok önemli olmasına rağmen, gündemin hızına yetişemeyip, istemeden de olsa göz ardı edilebilen veya bir şekilde kıyıda köşede kalmış olayları “Aa! sahi bu da olmuştu…” diye aklıma getirerek, hafızamı canlandıran, bir çeşit “almanak” olarak gördüğüm bu 11 yılın özetini bir çırpıda gözler önüne seren kitap için şunu da belirtmeliyim ki; kesinlikle uyku öncesi okunacak bir kitap değil. Bilakis insanı gözlerini iyice açıp, okuduğu her satırı anlama ve hatırlamaya, hatırladıkça da aralarındaki bağlantıyı zihninde kurgulayarak, iyice uyandırmaya yol açıyor. Benden söylemesi:)