Ana Sayfa Blog Sayfa 16

Ağrısız Temassız Vanquish ME ile Bölgesel İncelme Deneyimim

5

Evet, kesinlikle kafaya koydum: Yaz gelmeden bu göbek gidecek arkadaş! 🙂 İstediğimiz kadar yoğun hayatlar yaşadığımızı sanalım, günün sonunda, yine de genellikle kendi standartlarımızda, hep aynı monotonlukta ve vücudumuzun alışık olduğu hareketleri tekrarlayarak geçiyor günlerimiz. Öyle evin veya ofisin içinde rutin işleri görürken, alışveriş merkezinde dolanırken ya da caddede dükkanlara bakarken yaptığımız keyif yürüyüşleri; tabi ki, ayağımıza spor ayakkabıları, üstümüze eşofmanları çekip, konsantre bir şekilde nefes alış verişlerimizi kontrol ederek yaptığımız hızlı tempo yürüyüşün yerini asla tutmuyor. Zaman bulamadığımızı bahane ederek, her geçen gün daha az hareket ettiğimiz yetmezmiş gibi, bir de üzerine, günlük beslenme düzenimiz de iyice karbonhidrattan zengin hale gelince, pek çoğumuzun zaten zayıf olan metabolizması iyice zayıflıyor. Artık diyet de uygulasak, egzersiz de yapsak, maalesef bel yanlarımızda, göbek çevremizde, basenimizde veya bacaklarımızda öbekleşen ve bir türlü erimek bilmeyen yağlar oluşuyor. Kendim için konuşursam, “Benim sadık yarim; koca göbeğimdir” diyebilirim. Artık  buna bir son verme vakti çoktan gelmiş de geçiyordu ki, Sevgili doktorum Dr. Burcu Yamangöktürk’den son teknoloji BTL Vanquish ME sayesinde bölgesel yağlarımın acısız ve temassız bir şekilde erimesinin mümkün olduğunu öğrendim.

vanquish-me-temassız-bolgesel-incelme-gobek-eritme

Dedim ki “Ben artık içime bile çekemediğim bu koca göbeğimden kurtulmak istiyorum. Ne yapmam gerekiyor?” Öncelikle neden içime çekemediğimden bahsedeyim, çünkü aynı sezeryan ameliyatı gibi büyük kesikler atılan myom ameliyatı geçirdim iki kere. Zaten ameliyattan hemen kesiğin üzerinde balkon gibi bir göbekle çıkmıştım ve şok haldeydim bu da nedir diye. Geçecek dediler ama hiç de geçmedi, çünkü orada 7 kat kesik atarken, kasları da kesmişler. Anlayacağınız bazen sadece yediğiniz için de olmuyor o göbekler. Bir de hormonal bozukluklar var mesela. Böbrek üstü beziymiş, hipofiz beziymiş, efendime söyleyeyim tiroidlermiş, bunlarda oluşan ve hiç başka bir işaret de vermediği için çoğu zaman farkına bile varmadığımız değişiklikler, sinsi bir şekilde kilolarımızla da oyun oynuyor aslına bakarsanız. Şeker hastalığı ve insülin direnci diğer kilo alma sebepleri. Mesela bende düşük kan şekeri durumu olan “Hipoglisemi” olduğunu çoğunuz artık biliyorsunuz. “Aa ne güzel düşükse, istediğin kadar şeker ye!” diye düşünmeyin sakın! O iş öyle olmuyor. Kan şekerinde iniş çıkışlarla oluşacak dalgalanmalardan etkilenmemek için devamlı olarak doğru beslenme alışkanlığı edinmek gerekiyor ki, ileride bu durum bir şeker hastalığına dönüşmesin. Yani hem hamur işlerinin, tatlıların iyice azaltıldığı, hem de ceviz, fındık, yoğurt gibi ara öğünlerle de desteklenen bir beslenme düzeni… Bu sayede uzun saatler aç kalmamış oluyor ve ani şeker düşmeleri ve yükselmeleri yaşamaktan kurtuluyoruz.

vanquish-me-temassız-bolgesel-incelme-gobek-eritme

Bol bol su ise, olmazsa olmazımız! Tedaviye başlamadan önceki, yaklaşık 2-3 haftalık süreçte,  Dr. Burcu Hanım’ın ne kadar önemli olduğu hakkında uyarısı üzerine ben ciddi ciddi her gün, günde 3 litre su içmeye ve yediklerime dikkat etmeye başladım. Vanquish ME teknolojsi hakkında kendisinden bilgiler aldığım gibi, yurt dışında da bu teknolojiyi araştırdım, memnuniyet oranlarını görüp, inceledim. Çünkü  yeni olduğu kadar “güvenilir bir teknoloji”nin kullanılıyor olması benim için herşeyden önemliydi. Güvenilirden kastım, “uygulama sırasında ve sonrasında insan vücuduna herhangi bir zararı yoktur” onayı olması… Bu onayın alınması için cihazla pek çok klinik deney yapılmış olması, geniş bir seride kullanılıp, takip edilmiş olması ve sonrasındaki süreçte de herhangi bir komplikasyonun bildirilmemiş olması gerekli. İşte BTL Vanquish ME anlattığım tüm o zorlu süreçleri yüz akı ile geçen ve FDA onayını (Amerikan Sağlık Bakanlığı onayını) alan güvenilir bir sistemmiş. Amerika, Londra ve daha pek çok noktada son derece popüler olan “BTL Vanquish ME ile temassız estetik”, tüm bu özellikleriyle, bölgesel incelmede güvenilirliği ve etkinliği ile doktorumun da favorisi haline gelince, dedim ki “Tamam. Haydi ben hazırım!”

Nasıl bir işlem olduğundan bahsetmem gerekirse; Uzanıyorsunuz ve incelmesini istediğiniz bölgenin üzerine, sizinle yaklaşık 1,5-2 cm kadar mesafe kalacak şekilde alet yerleştiriliyor. Dedim ya, hiç bir temas olmaması harika. Kesinlikle hiç bir yerden vücudunuzun hiç bir yerine değmiyor ve bu hijyen anlamında da güven verici bir durum. BTL Vanquish ME, seçici, özel bir radyofrekans teknolojisi. En güzel taraflarından birisi de benim gibi ağrı eşiği düşük olduğu için, özellikle acısız işlem arayanlar içim biçilmiş kaftan. Çünkü hiç bir ağrısı sızısı yok. Başlığında bulunan pek çok elektrot sayesinde, belli bir mesafe uzaklıktan, sadece doku içindeki yağı hedef alıyor. İşlem sırasında cilt, kas doku ve yağ doku farklı derecelerde ısınıyor. Deri yüzeyi çok daha düşük ısılarda iken, içerideki o kurtulmak istediğimiz yağlar, erime noktasında ısınıyor, büyük yağ kütleleri bu sayede küçülüyor.

vanquish-me-burcu-yamangokturk-temassız-bolgesel-incelme

Homojen bir çözünme sağladığı için de, normalde ne yaparsak yapalım, bölgesel olarak eritilemeyen o inatçı yağ dokusu, nihayet erimeye, bol su içtiğimiz için sisteme karışarak, lenf dolaşımı ile bünyeden atılmaya ve vücut da şekil almaya başlıyor. Acı, sızı ve temas olmadığı için işlem sırasında siz ister kitabınızı okuyun, ister uyuyun diyorlar. Ben mışıl mışıl uyudum hatta öylesine yorgunmuşum ki, kendimi horlarken buldum. 🙂

Anlayacağınız benim gibi spor veya diyet yapsanız bile, erimemekte direnen bölgesel yağlanma sıkıntısı olanlarda ya da dışarıdan normal kiloda görünse de, göbek çevresinde, bel yanlarında, bacak iç ve dışlarında yada kollarında istenmeyen fazlalıkları olanlarda ve yine hanımların büyük sıkıntılarından olan geniş basenlerden kurtulmanın hedeflendiği durumlarda etkin bir şekilde kullanılan bir sistem bu.  Aynı sistemi, Doktor Burcu Hanım’ın bizzat kendine de uyguladığını ve ilk tanıştığımız zamankine göre basenlerinin nasıl inceldiğini görmek de, işlemin başarısına güvenmemde ve benim de göbekten kurtulma kararı almamda etkili oldu.

BTL Vanquish ME ile temassız estetik işlemi, uygulama alanında iyileşme gerektirecek herhangi bir sıkıntıya, kızarıklığa, ödeme neden olmadığı için her mevsim yapılabiliyormuş. Uygulamanın ardından hemen günlük işlere devam edebiliyorsunuz. Uygulama planı genellikle 4 seans olarak yapılıyor. Her bir seans uygulama alanının neresi olduğuna göre yaklaşık 30 ila 45 dakika arası sürüyormuş, (Benimkiler 45 dakkalıkdı mesela). Seans aralıkları da, genellikle bir hafta olacak şekilde organize ediliyor.

Az önce de dediğim gibi, uygulama öncesinde ve seans arası süreçlerde bol bol su tüketmek gerekiyor. Günlük 3 litre su tüketimi, tedavinin başarısı için gerekli. Ek olarak, günde 45 dakika gibi tempolu yürüyüşler yapmak ve yediğinize içtiğinize dikkat edip, ne de olsa o eritiyor diye yağlı ve şekerli beslenmemeye dikkat etmek gerekiyor. Çünkü bu durum, bir yandan eritilen yağların yerine, yenilerini koyacağı için, tedaviyi sekteye uğratıyor.

Temassız estetik ile incelme,  seans aralarında kendini göstermeye başlıyor, ancak radyofrekansın dokuda sıkılaşma etkisi zaman içinde devam ediyor. Doktora sordum bunun yaklaşık 2 aylık bir süreçte daha çok belirginleşeceğini belirtti. Ben toplamda 4 seansımı tamamladım. Daha sonra sizinle beraber değerlendirmek üzere, öncesi ve sonrası fotoğraflar çekiliyor ve incelmesini istediğiniz bölgede ölçümler yapılıp kaydediliyor. Bu 4 seansın sonunda bile bende şimdiden incelme başladı bile. Yıllardır bütünleştiğim şu göbekten Yaz gelmeden kurtulmayı kafama koydum. Yağlarda çözünme ve ödem atma kısmı esas şimdi başlıyor. Ben yine kaytarmadan günde 3 lt su içmeye, artık havalar da daha güzel olacağına göre her gün en az 45 dakika açık havada tempolu yürüyüşler yapmaya ve yediklerime içtiklerime dikkat etmeye aynen devam edeceğim.

Görüşmemiz esnasında aklıma gelen ve Sevgili Doktorum Burcu Hanıma sorup, cevaplarını aldığım detayları sizlerle yazılı olarak da paylaşmam gerekirse;

Vanquish Me İle Temassız Estetik Hangi Vücut Bölgelerine Uygulanır?

Vanquish ME ile temassız incelmenin sağlanabileceği vücut bölgeleri:

  • Karın çevresindeki yağlanma
  • “Love handle” da denilen bel kenarlarındaki yağlanma
  • Bacaklardaki fazla yağlanma için veya bacaklarda incelme sağlamak için
  • Kol bölgesindeki yağlanmada
  • Sırt bölgesindeki yağlanmada

Vanquish Me İle Temassız Estetik Nasıl Çalışır?

Vanquish ME selektif radyofrekans enerjisi ile doku içinde cildi ve kası korurken yağ içindeki ısıyı 45 dereceye çıkarır ve yağın selektif olarak etkilenmesini sağlar. Bu etkiyi herhangi bir invaziv işlem olmadan ve iyileşme süresi gerektirmeden yapar.

Vanquish Me İle Temassız Estetik İşlem Süresi Ne Kadardır?

Vanquish ME ile temassız incelme genellikle 4 seans olarak planlanır. Her bir seans 30-45 dakika sürer. Seans aralıkları genellikle bir hafta olacak şekilde uygulanır. Vanquish ME ile tedavi planı tüm deri tipleri için yapılabilir.

Vanquish Me İle Temassız Estetik Uygularken Nelere Dikkat Edilmeli?

Vanquish ME ile temassız incelme seansları öncesinde ve sonrasında su tüketimine dikkat etmek çok önemli. Doku içi hidrasyonunun sağlanması, tedavinin etkinliğini artırdığı için günlük 3 litre su tüketmek gerekiyor.

Kilo verme sürecinde tedaviyi hızlandırmak amaçlı, özellikle de akustik dalga terapisi ile kombine kullanımda bağ dokuyu şekillendirerek sarkmaya karşı etkinlik istediğimiz durumlarda kullanılır. Cilde herhangi bir vakumlama veya sıkıştırma tarzı uygulama yapılmadığı için, cilt elastikiyetini kaybetmez.

BTL Vanquish ME temassız estetik ile temassız incelme kimlere uygulanmaz ?

BTL Vanquish ME temassız estetik ile temassız incelme tedavisi kalp pili olan kişilere, uygulama alanında metal implantı olan kişilere ve gebelere uygulanmaz.

BTL Vanquish ME temassız estetik ile temassız incelme uygulamasının özel bir zamanı var mıdır ?

BTL Vanquish ME temassız estetik ile temassız incelme her mevsim sağlanabilir. Uygulama alanında iyileşme gerektirecek herhangi bir sıkıntıya, kızarıklığa, ödeme neden olmadığı için yaz yada kış ayları farketmeksizin uygulanabildiği gibi, işlemin ardından kişiler günlük hayatlarına devam edebilirler.

BTL Vanquish ME temassız incelme uygulama öncesinde veya sonrasında dikkat edilmesi gereken durumlar nelerdir ?

BTL Vanquish ME temassız estetik ile temassız incelme seanslarından önce ve sonra, yani seans aralarındaki dönemde bol su tüketmek gerekmektedir. Günlük 3 litre su tüketiminin sağlanması tedavinin başarısı için gereklidir.

BTL Vanquish ME temassız estetik ile temassız incelme uygulama seansları arasında merdivenleri asansör kullanmadan çıkmak, günlük aktiviteleri yürüyerek sağlamak enerjinin yakımını kolaylaştıracağı için faydalı olacaktır.

BTL Vanquish ME temassız estetik ile temassız incelme seansları arasında bol karbonhidratlı ve kalorili beslenmek bir yandan eritilen yağların yerine yenilerini koyacağı için dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

BTL Vanquish ME temassız estetik ile temassız incelme seans fiyatı nedir?

BTL Vanquish ME temassız estetik ile temassız incelme, karın çevresi, bel bölgesi, sırt bölgesi, iç ve dış bacaklar, kollara uygulanabilen bir yöntemdir. Fiyatlandırma, uygulama yapılacak vücut bölgesine, uygulama süresine, planlanan seans sayısına göre değişmektedir. BTL Vanquish ME temassız estetik ile temassız incelmede fiyatlamadan önce vücut bölgelerinin değerlendirilmesi ve uygun tedavinin planlanması gerekir. Bazen bu planlamaya, bölgesel incelme ile beraber selülit tedavisi de eşlik edebilir.

Daha Detaylı Bilgi için:

Dr. Burcu Yamangöktürk Solak

Renouvelle Clinic Nişantaşı

Adres: Valikonağı Caddesi No:30 Nizampalas Apt. K:5 Nişantaşı İstanbul

Tel: 444 64 87

Kayseri Lezzetleri ve Erciyes Kayak Merkezi

2

Bu ay Pegasus’la seyahat edenleriniz yine çok şanslı! 🙂 Çünkü Pegasus’un tüm yurt içi ve yurt dışı uçuşlarında uçak içinde yer alan FlyPgs.com Magazine isimli dergisindeki köşemde kaleme aldığım “Kayseri” yazım onlara yarenlik edeceği için, yolculukları boyunca canları hiç sıkılmayacak. 🙂 Ülkemizin en zengin şehirlerinden biri olarak anılan Kayseri’nin, son dönemdeki gastronomi ve dağ turizmi alanında gelişimine, yakından tanık olmak adına gerçekleştirdiğimiz bu geziden, tabi ki sizleri de mahrum bırakamazdım. #KayseriBizGeldik hashtag’i ile, Twitter Türkiye gündemine oturup, TT (Trend Topic) olduğumuz, dolu dolu geçen iki günlük turumuzu sosyal medya hesaplarımızdan izleyenler, şehirdeki gelişmeler karşısında “Yahu burasının Kayseri olduğuna emin misiniz?” mesajları gönderdikçe, tanıtım anlamında güzel şeylere vesile olduğumuza sevindik. 🙂 Haydi o zaman Kayseri Lezzetleri ve Erciyes Kayak Merkezi yazıma başlıyorum.

Hafta sonundan en verimli şekilde faydalanabilmek için, Cumartesi sabahı, Pegasus’un İstanbul Sabiha Gökçen’den Kayseri’ye olan, çok sayıda tarifeli uçuşu arasından, en erken olanıyla, grupça Kayseri’ye hareket ettik. Kayseri Havaalanı, şehre öyle yakın ki, ilk gün konaklayacağımız Hilton oteline göz açıp kapayıncaya kadar vardık bile. Şehrin en köklü ve en büyük otellerinden biri olan Hilton, tam merkezdeki ana meydanda konumlanıyor.

hilton-kayseri-meydan

Kayseri ve Erciyes Dağının Avantajları

4000 metreye yakın yüksekliğiyle, Türkiye’nin en önemli volkanik dağlarından olan Erciyes Dağı’na ve kayak pistlerine, araçla sadece 20 dakika mesafede olması, dağa ücretsiz servis hizmeti ve anlaşmalı pist olanakları sayesinde, kayak yapmaya gelenler için de iyi bir alternatif niteliğinde… Sabah kahvaltımızı, otelin restoranında, Erciyes Dağı manzarasına karşı yaptıktan sonra, hızlı bir şehir turuna çıkıyoruz.

hilton-kayseri-kahvalti-pastirma
Pastırmalı Yumurta

Kayseri son dönemde gastronomi anlamında da gerçekten büyük bir atılım içerisinde… Biz de #yerindegüzel diyerek, bu gelişmeleri yerinde görüp, bizzat deneyimlemek üzere, yola koyuluyoruz.

kayseri-hilton-oda-kahvalti
Kayseri Hilton hotel

Kayseri denilince tabi ki akla ilk gelenler pastırma ve şarküteri ürünleri. Pastırma denilince de, hem takipçilerimizden, hem de daha önce Kayseri ziyareti yapmış arkadaşlarımızdan, hakkında devamlı methiyeler duyduğumuz yerlere uğramadan olmaz. Birbirinden farklı ve lezzetli pastırma, peynir gibi pek çok şarküteri ürünü arasında adeta bir lezzet şöleni yaşıyoruz. Aşkımda adeta bir ritüel olan, pastırma dilimlemeyi denerken tüm hünerlerini sergiliyor:)

deklancheur-kayseri-pastirma
Kayseri Pastırması

Kayseri ile anılan bir diğer efsane lezzet ise, tabi ki mantısı!  Bu sefer restoran kısmına geçip,  el emeği göz nuruyla tek tek hazırlanarak, bir kaşığa 60 adet sığdırılan minicik mantılardan, yağlama adı verilen ve lahmacunun tahtını yerinden oynatacak derecede enfes hamur işlerine kadar, hepsi birbirinden başarılı Kayseri lezzetleri karşısında büyüleniyoruz. Buradaki sucuk içini muhakkak denemelisiniz.

cemens-gurme-kayseri-mantisi
Kayseri Tepsi mantısı enfes

Bir diğer durağımız, bizi dört gözle bekleyen “Vanilin Chocolate”. Farklı mesleklerden 3 genç yerel girişimci tarafından, henüz çok yeni kurulmuş olan gurme bir çikolata atölyesi burası.  Hayallerinin peşinden koşup, aldıkları eğitimler ve dünya çapında yaptıkları araştırmalar sonucunda çikolata konusunda müthiş inovasyonlara imza atmışlar.

vanilin-chocolate-kayseri-usengec-sef
Kendi ellerimle çikolata yaptım.
vanilin-chocolate-usengec-sef-deklancheur

Mesela ilk defa burada denediğimiz “İsli çikolata” gerçekten gıda mühendisliğinde devrim niteliğinde. Eğlenceli bir workshopla, her biri tek tek sanatla harmanlanan bu enfes çikolataların yapımı konusunda fikir sahibi olduktan sonra, bu çok meşakkatli işi, işin uzmanlarına bırakmaya karar veriyoruz.

usengec-sef-vanilin-chocolate-kayseri-cikolata

Ertesi sabah açan pırıl pırıl güneşin verdiği motivasyonla, soluğu hemen Erciyes Kayak Merkezi’nde; ikinci gecemizde konaklayacağımız Erciyes’in en yeni oteli Magna’da alıyoruz. Şehir merkezi ile Erciyes arasında son senelerde yapılmış 4 şeritli yollar sayesinde, mesafe çok kısa ve konforlu bir hal almış.

usengec-sef-deklancheur-dilek-yeginsu
Erciyes Kayak Merkezi’nden…

Odalara hızlıca yerleştikten sonra hiç zaman kaybetmeden kendimizi, otelin hemen karşısındaki kayak pistlerine atıyoruz. Uzun ve güzel tasarlanmış pistler kadar, bilinçli kayak meraklılarının da buluşma yeri olması, Erciyes’i çok ideal bir kayak turizmi merkezi haline getiriyor.

Şansımıza Erciyes Kayak Merkezi’nde aynı güne denk geldiğimiz Dünya Snowboard Şampiyonası ve sonrasında gerçekleştirilen konserleri, akşamüstüne doğru düzenlenen happy hour partileri takip ediyor ve ortam daha da eğlenceli bir hal alıyor. Ekibimizin sosyal medyadan yapmış olduğu canlı yayınları takip edenlerden şaşkınlıkla gelen “Kayseri’de olduğunuza emin misiniz?” tarzındaki sorular da, ambiyansın ve tesislerin gerçekten çok üst standartlarda olduğunun bir kanıtı adeta.

deklancheur-kaan-yeginsu-kayseri-erciyes-kayak-spor
Kaan Yeğinsü Erciyes Kayak Merkezi’nde…
usengec-sef-dilek-yeginsu-erciyes-kayak
Üşengeç Şef Dilek Yeğinsü Erciyes Kayak Merkezi’nde…

Tüm gün kayak ve eğlencenin verdiği tatlı yorgunluğun ve yemek maratonunun üstüne, hepimiz erkenden odalarımıza çekiliyoruz.

kayseri-erciyes-magna-hotel-usengec-sef

Rüzgar gibi geçen 2 günün ardından ekibimiz yine çok rahat ve konforlu bir ulaşım ile havaalanına varıp, Pazartesi sabahı erken saatte dönmek isteyenler için gayet güzel düşünülmüş olan Pegasus’un tarifeli sabah seferi ile İstanbul’un yolunu tutuyor.

Kayseri, sık uçuş imkanıyla kolay ulaşımı, havaalanının şehre ve Erciyes Kayak Merkezine yakınlığı, kaliteli otelleri, mevcuttakilere ilaveten, son dönemde açılmış olan yeni lezzet durakları ile hafta sonunu büyükşehirde geçirmekten bunalanlar, farklı gezi ve gastronomi noktaları arayanlar ve dağ turizmine meraklı olanlar için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir destinasyon olarak, seyahat listenize en üst sıralardan girmeyi kesinlikle hak ediyor.

Kanseri Yenme Hikayemle Umut Olmaya Geldim

4

Günlerden bir gün… Evden çıkmak üzere giyiniyordum ki, göğsümde fındık büyüklüğünde sert bir kitle değdi elime. Dedim hayırdır, neler oluyor? Baktım hiç acısı sızısı da yok, işte o zaman içime daha bi’ kurt düştü. Hemen arayıp, her sene çektirdiğim yerden ultrason için randevu aldım. Telefonuma yıllık kontrollerim için alarm kurmuştum ve bana artık zamanının geldiğini hatırlatmasının üzerinden biraz zaman geçmişti zaten. İşte benim kanseri yenme hikayem böyle başladı.

Bu seneye kadar her kontrolümde fibrokistik yapıda bir meme olmasına rağmen herhangi sıkıntılı bir durum olmadığını duymaya alışmıştım. Oysa bu kez ilk defa Radyologum sadece ultrasonla yetinmemiş ve mamografi de istemişti. Birkaç küçük kalsiyum çöküntüsü fark edince de biyopsi yaptırmamın iyi olacağını söyledi. Bunun için iyi bir doktor araştırmaya başladım. Bulduklarımdan ise, hemen randevu almak konusunda oldukça sıkıntı yaşadım. Neyse araya tanıdıklar girdi etti ve nihayet bir randevu aldık. Biyopsinin üzerinden, 1-2 gün geçmişti ki, o gün sonucun çıkacağı ve doktorun bu sonuçları her zaman yüz yüze açıklamayı tercih ettiğini söylenerek akşamüstüne bize yine randevu verildi.

usengec-sef-dilek-yeginsu-bodrum

Sonucu öğrendiğim anda, Sintigrafi ve Meme emarının ardından, elimizde raporlarımız, kendimize hasta psikolojisine gerçekten önem veren iyi bir doktor bulma sürecine girdik, çünkü teşhis konulduktan sonra kaybedecek çok fazla zamanımız da yoktu. Tavsiyeler ve tecrübeler ışığında kendime, insani değerlere de sahip, başarılı bir genel cerrah buldum. Mesleğinde iyi olması kadar, doktorun güler yüzlü, yumuşak mizaçlı, soru sorunca yardımcı olan ve hasta psikolojisinden anlayan biri olması gerçekten her şeyde önemli fark yarattı.  Ona güvendim ve hastane odamda benim için bir araya gelen tüm sevdiklerime, sedyeyle ameliyathaneye götürülürken bile “Haydi ben attaya gidiyorum” diye el sallayarak, güle oynaya operasyona girdim.

usengec-sef-kanser-tedavi-kemoterapi-ameliyat

Doktorumun uygun görmesi üzerine, aynen Angelina Jolie örneğindeki gibi, tamamen içinin boşaltılmasını ve aynı operasyonla implant yerleştirilmesini talep ettim. Operasyon sonrası süreç, tabi ki hiç kolay değildi, ama en azından artık tümörden kurtulmuştum. Böyle durumlarda olaya bakış açısı bence şöyle olmalı: Çürüyen ve etrafındakileri de çürütmesi an meselesi olan bir dişimizi çektirirken veya mümkünse içini oydurup, dolgu yaptırırken, karalar bağlayıp, oturup yasını tutuyor muyuz? İşte bu da aynı şey! Sana zarar veriyorsa, bir an önce aldır ve kurtul,  “Hadi canım selametle” diyebilmek önemli.

Ameliyat esnasında alınan biyopsi sonuçlarına göre, yaşımın genç olması da göz önüne alınarak 6 seans kemoterapi uygulanmasına karar verildi. Onkologum bu durumda ilk olarak, çocuk yapmayı düşünüp düşünmediğimi, arzu edersem kemoterapi öncesi yumurtalarımı dondurma imkanımın olduğunu söyledi. Açıkçası tümörü östrojene duyarlı çıkan biri olarak, hamileliğin de östrojenin tavan yaptığı bir süreç olduğunu da göz önüne alarak, bu teklife cevabımız “Hayır” oldu. Bu kararımızın hala sonuna kadar arkasındayız. Çocuk büyük sorumluluk ve herkes bunu almayı istemek zorunda değil. Şimdi bile, etrafımızdaki çocuk sahibi arkadaşlarımız arada çabalasa da, halen bizi bu konuda ikna edemediler, çünkü çocuksuz bir çift olarak biz gerçekten çok daha mutluyuz.

Her biri 3 hafta arayla tam 6 seans kemotarapi aldım. Hiç birinin etkisi ilki kadar ağır olmadı diyebilirim. Daha önce bu süreçlerden geçen bir arkadaşım bana ilk kemoterapi seansının etkisini “boks maçında, rakibinden okkalı bir ilk yumruk yedin gibi düşün” diye özetlemişti. Sonraki raundlarda, hem yumruklara karşı daha dirençli hale geliyorsun, hem de senin de ellerin artık elma toplamıyor, bir kaç tane de sen ona patlatıyorsun! Kiminle dans ettiğini öğreniyor:)

O dönem çok fazla aynaya bakmamaya çalıştım. Çünkü kemoterapinin etkisiyle ne saç, ne kaş, ne de kirpikten pek eser kalmamış haldeydim. Olur da iki dakika kendi yansımamla karşılaşırsam da dalgaya vuruyor, gülüp eğleniyordum halimle.

usengec-sef-kanser-kemoterapi-sac

Kemoterapi seanslarına güle oynaya gidilince, her şey çok daha çabuk geçiyor. Evde çok yorulmayacağı, hatta mümkünse yaparken başkasına da ihtiyaç duymayacağı, keyifli bir hobi, bir meşgale edinmeli bence insan o esnada. Artık resim mi yapar, örgü mü örer, kitap mı boyar bilemem, ama TV karşısında dramatik filmler, kavga ve gözyaşı dolu, o seviyesiz moda ve evlenme programlarıyla kendini yormamalı kesinlikle.

Ben mesela, “Ah yazık, çok da gençmiş” yaklaşımı gösterecek kişilerle hiç muhatap olmamak adına, durumumu en yakınlarım hariç, pek kimseciklere fark ettirmemeye çalışarak, takipçilerimden uzak kalmadım ve web sitemde  her zamanki pür neşeli ve esprili yazılarıma aynen devam ettim. Hatta aslında o süreçte, dışardan alınacak mikroplara karşı daha savunmasız olduğum için, normale göre çok daha az dışarı çıkmama rağmen sosyal medyada paylaşımlarım yine de çok hız kesmedi. Peruğumla çok mutluydum. Bazen doktor kontrolüne giderken asansörde bir selfie çekip koyuyordum ve “fellik fellik” gezip eğlendiğimi sanarak “oh maşallah! Hayat sana güzel!” gibi yorumlar yazanlar da çıkıyordu. Tabi zaman zaman “Değiş-tokuş yapmaya ne dersin?” diye sormak geliyordu içimden ama salon kadını çizgimden asla çıkmadım 🙂

usengec-sef-peruk-kemoterapi-sac-dokulmesi-kanser

Böyle böyle tedavinin bitimine doğru artık, yavaş yavaş, yeni doğmuş bebecikler gibi yumuşacık, tüy tüy olan saçlarım çıkmaya başladı. Kaşlar kirpikler de hafif hafif geri gelir oldular. O yeni yeni filizlenen yumuşacık saçlarıma öylesine bayılıyordum ki, yavru kedicik sever gibi kendi kafamı okşaya okşaya bi’ hal oluyordum, sevdikçe coşuyordu sanki:)

Bu süreçte psikolojik destek, ailenizin ve gerçek dostlarınızın yanınızda olması ve moral çok önemli. Ailem kadar eşim de, en büyük destekçim olarak, aynada kendimi en tipsiz bulduğum anlarda bile, sevgisi, ilgisi, sevkati ve bakışlarıyla, bana kendimi “dünya güzeli” gibi hissettirmeyi başardı. Gerçek aşkın değeri, hayatta her şey yolundayken değil, esas zor günlerde açığa çıkıyor emin olun.

usengec-sef-usengecsef-kanser-kemoterapi

Ben zaten, minicik bebekleri, küçücük çocukları da orada kemoterapi alırken görünce, ağlanıp sızlanarak, kendimin ve sevenlerimin moralini bozmamın çok ayıp olduğuna, başıma gelenleri bir sınav olarak kabul etmem gerektiğine inandım. Bu sınavı başarıyla vermem ve bundan da şükredecek sebepler bulmam gerekiyordu. Pek çok dersler aldım, tahmin ettiğimden de fazla güçlendim ve her zaman bu yaşadıklarım ve bana öğrettikleri için Allah’a şükrettim. Şimdi de bu konuda benimle benzer süreçlerden geçip, pozitif örnekler duymaya ve görmeye ihtiyacı olan herkese, elimden geldiğince moral ve yüksek enerjimden vermeye çalışıyorum. Bu hastalığın ne kadar yaygın olduğunu bizzat yaşayarak öğrendikçe, erken teşhisin önemine dikkat çekip, kontrollerini aksatmaması için herkesi bilinçlendirmeye çabalıyorum. Bunun için Onkoloji dernekleriyle çalışıyor, TV programlarına katılıyor, yazılarımda ve panellerde hikayemi anlatıyor ve insanlara “Boş yere kendine hiç “Neden Ben?” diye sorma! Ne ilk, ne de son olacaksın. Sen sadece çözüme odaklan. Yalnız değilsin!” diyorum. Umuyorum ki, olabildiğince doğru yönetmeye çalışarak, olumsuz bir durumu, olumluya çevirmeyi başardığım bu deneyimimle, bu yolda çok daha fazla kişiye ışık olabilirim.

kemoterapi-kanser-umut-tedavi-usengec-sef

Eğer siz de benim gibi Kanser Haftası itibariyle Hürriyet ve Roche işbirliğiyle düzenlenen “Umut Dolu Hikayeler” projesi kapsamında, kanseri yenme hikayenizi Hürriyet’le okurlara ulaştırmayı ve kanser hastalarına umut olmayı isterseniz, https://www.hurriyetaile.com/sizin-icin/umut-dolu-hikayeler adresinden paylaşın, hikayenizle umuda umut katın!

Sianji Well Being Resort – Sağlıklı Bir Hafta Sonu

1

Son dönemde fazlaca katıldığımız etkinlik, seyahat, açılış, davet ve tadım geceleri sebebiyle, düzenli spor da yapmamıza rağmen, formumuzu korumak her zaman kolay olmuyor. Bu yüzden geçtiğimiz hafta eşim gelip de “Sağlıklı bir beslenme ile geçirilecek bir haftasonu, hem de Bodrum’da!” şeklinde bir cümleye başladığında devamını dinlemeden, gözüm kapalı “Evet’ dedim, çünkü buz gibi geçen koca kış sayesinde, Bodrum’u deliler gibi özlemiştim.  Böylece, Turgutreis’te yer alan Sianji Well Being Resort’a doğru yolculuğumuz başlamış oldu.

bodrum-sianji-wellbeing-resort-usengec-sef

Otel, mimarisi bakımından Babil’in Asma Bahçeleri referans alınarak yapıldığı için, ilk açıldığında “Gardens of Babylon” olan ismi, daha sonra, zor bulunan bir inci çeşidi olan  “Siyah İnci” kelimesinden yola çıkarak, Uzak Doğu felsefesini de yansıtan “Sianji” ismini almış.

Ardımızda buz gibi bir İstanbul bırakıp, uçağa atladığımız gibi, ver elini Bodrum! Mart ayının sonu olmasına rağmen 22 dereceyi bulan güneşli, mis gibi bir hava ile bizi karşılayan Bodrum’da saatler öğlen olmadan otelimize varmıştık bile. Tam bir sağlıklı yaşam ve rejenerasyon merkezi olan tesiste biz de hemen konsepte uygun olarak beslenmeye başladık.  Geçen sene de master detoks deneyimi yaşayan bir çift olarak 3 günlük bu haftasonunda 80/20 diyetini yani, öğünün %80’ini bitkisel proteinin ve %20’sini hayvansal proteinin oluşturduğu beslenme şeklini tercih ettik. İlk öğünümüzde çorba-salata-balık’tan oluşan menü gayet başarılı idi. Balıkla arası pek iyi olmayan biri olarak, uzun zamandır böylesine lezzetli bir levrek yememiştim diyebilirim.

sianji-bodrum-8020-protein-diyeti

Yol yorgunluğu ve yemeğin rehaveti ile odamıza geçtik. Hint motifleri ile dekore edilmiş, dubleks kral dairesi olarak adlandırılan odamız, dekorasyon açısından bizim  tarzımıza pek uymasa da, tesiste farklı konsepte odalar olduğunu da öğrendik. Odanın üst katında filmli cam ile dışardan izole edilmiş şekilde, deniz manzarasına hakim dev jakuzide yorgunluğumuzu attıktan sonra, bulutlanan havayı da bahane edip kendimizi spa, masaj ve kapalı havuzların olduğu bölüme atmaya karar verdik.

sianji-bodrum

sianji-bodrum-usengec-sef

Yedi konseptine hakim olan tesiste sıcak deniz suyu ile dolu kapalı havuz da dahil olmak üzere toplam 7 adet kapalı ve açık havuz bulunuyor. Tesisin doğal korunaklı koyu, deniz ve kumsal kısımını Turgutreis’in aksine çok daha sakin kılıyor.  En üstte yer alan lobi katından gün batımını izlemek ise gerçekten çok keyifli.

sianji-bodrum

Raw food, alkali beslenme, detoks ve master detoks programında beslenmek isteyen misafirelerin yanında, ana restoranı sayesinde, sadece tatil yapmak ve normal beslenmesini sürdürmek isteyen misafirlere de  hizmet veren Sianji’nin sabah kahvaltısında hem 80/20 kahvaltı tabağını, hem de normal serpme kahvaltı tabağını sizlere en doğru şekilde yansıtabilmek için incelerken, enfes çilek ve mandalina reçelini de görünce, itiraf ediyorum ki, arada belki biraz kaçamak da yapmış olabiliriz 🙂

sianji-bodrum-usengec-sef

Alkali Beslenme-Detoks-Raw Food-80/20 Diyeti

Raw food örneklerini deneyimlerken, tesisin sahibi ve aslen Kilisli olan Recai Çakır’ın bizler için elleriyle hazırlamış olduğu, Türk mutfağının raw food formatına en uygun örneklerinden biri olan leziz çiğ köftesini de tatma imkanı bulduk. Bu arada çeşit çeşit  sebzelerle hazırlanan raw sushi, raw kumpir ve raw pizzanın her birinin, birbirinden güzel ve lezzetli olduğunu söylemeden geçmek olmaz. Hele o raw lazanya! Her gün olsa, yemelere doyamaz insan! 🙂

sianji-bodrum-cig-kofte-raw-food

siamji-bodrum-8020-diyeti-raw-food

Otelde geçirdiğimiz zaman içinde, özel tasarlanmış tartan pistte bol bol tempolu yürüyüş yapmayı ve ışıl ışıl parlayan güneşin de tadını çıkarmayı ihmal etmedik tabi ki.

sianji-bodrum-yuruyus-parkuru

sianji-bodrum-usengec-sef

sianji-bodrum

Sonuç olarak şunu söylemeliyim ki; Sianji Well Being Resort, özellikle eğitimini yurtdışında bu alanda yapan Çisem Çakır’ın danışmanlığını yaptığı mutfağı ile bizden tam not aldı. Sağlıklı beslenirken kesinlikle aç kalmadığınız gibi, klasik diyetlerin aksine, lezzetten de kesinlikle mahrum kalmıyorsunuz. Aynı zamanda arzu ederseniz masa tenisinden basketbola, yogadan pilatese pek çok dalda gönlünüzce spor da yapabiliyorsunuz. Son bir not olarak tesis,  Bodrum yarımadasının en romantik gün batımı lokasyonlarından biri olan Gümüşlük’e de sadece 5 dakika mesafede. Hani aklınızda bulunsun derim:)

Denizli Havlu ve Bornoz Festivali

1

Denizli” denilince aklınıza ilk olarak hangi özelliği geliyor? Yöreye has, o uzun uzun ötmesiyle meşhur horozları ve ihracatımızda önemli yer tutan tekstil ürünleri, değil mi? İşte biz de bu sene 6.sı düzenlenen “Dünya Havlu ve Bornoz Festivali” sebebiyle, hem  Türk tekstil sektörünün güçlenmesine destek vermek, hem de festivali daha geniş kitlelere duyururken, bu coşkuyu da yerinde yaşamak amacıyla, geçtiğimiz haftalarda Denizli’ye ve bu kadar gelmişken tabi ki Pamukkale’ye bir seyahat gerçekleştirdik.

denizli-pamukkale-travertenler-usengec-sef-deklancheur

 

Yakın arkadaşımız Ümit Temurçin’in host ettiği bu organizasyon için gelen daveti, daha önce Denizli’ye hiç gitmemiş ve Pamukkale gibi bir dünya harikasını bizzat yerinde görme şansına henüz erişememiş bir çift olarak, büyük bir heyecanla kabul ettik ve diğer sosyal medya influencer’ı arkadaşlarımızla beraber Denizli’ye doğru yola çıktık.

Festivalden bir gün önce geldiğimiz Denizli’de, yepyeni bir butik otel olan Casa Bianca Hotel’e yerleştik. Yakın zamanda açılmış olan otel, restoranı ile beraber kısa sürede Denizli’nin en popüler noktalarından biri haline gelmiş. Özellikle içinde yer alan Köz Restaurant’a önceden rezervasyon yaptırmadan, hafta içi bile yer bulmanıza imkan yok söyleyeyim. Otel odalarının modern ve konforlu tasarımı, genel olarak kullanılan renkler, cafe ve bar kısmının keyifli mimarisi ile, otel öyle çok hoşumuza gitti ki, her köşesinde bol bol resim çektirmeyi de ihmal etmedik.

moda-usengec-sef-deklancheur-cekim

Pamukkale’nin Bembeyaz  Travertenleri

Denizli’ye kadar gelinir de, Pamukkale’ye gidilmez mi hiç? İlk durağımız olan ve bence “dünyanın 7 harikası” arasına girmeyi hak eden bu doğa güzelliğini, şaşkınlık ve hayranlıkla gezdik. Öncelikle aşağıda yer alan gölet kısmında rehberimiz bizimle detaylı tarihi bilgileri paylaştı. Daha sonra da travertenlere çıktık. Çıktık derken, sadece betonarme olan kısıma basılmasına izin veriliyor Allahtan. Travertenler o yüzden tertemiz. Bu muhteşem beyazlık karşısından insan gerçekten hayran kalıyor. 14 bin senedir var olan travertenlerin beyaz görünümü, kalsiyum karbonatın çökmesiyle oluşuyormuş.

pamukkale-travertenleri-denizli

Zamanında buraların gereksiz ve çarpık yapılanma sebebiyle, bu eşsiz doğayı mahfeden tesislerle dolu olduğunu ve o dönemde kararan travertenlerin,  bölgenin nihayet 1999’da UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi’ne alınmasıyla yapılan yardımlar ve düzenlemeler sayesinde, üzerine yapılan otellerin ortadan kaldırılmasıyla ve insanların travertenlere ayakkabılarıyla basmalarına izin verilmemesi sonucunda, son 15 senede tekrar eskisi gibi bembeyaz halini aldığını görmek çok sevindirici…

usengec-sef-deklancheur-pamukkale-travertenler

Travertenlerin arka tarafında yer alan Hierapolis Arkeoloji Müzesi’ni görmek  ve sonrasında her birimizin isminin baş harflerinin işlendiği “Turkish Towels” marka bornozlarımızla geldiğimiz ve şifalı tatlı suyuyla içine girenlere güzellik verdiğine inanıldığı için, adı “Kleopatra Havuzu” olarak da geçen, Antik termal havuzda, yüzlerce yıllık tarihi kalıntı ve sütun başlıklarının arasında yüzmek de hepimiz için unutulmaz bir deneyim oldu.

dunya-havlu-ve-bornoz-festivali

Festival günü ilk olarak Denizli’nin en büyük AVM’lerinden biri olan Teras Park’da, Ümit Temurçin, Deniz Akkaya ile eğlenceli bir söyleşi gerçekleştirdi, ardından yapılan Keremcem konserinden sonra hep beraber festival alanına geçtik.

dunya-havlu-festivali-usengec-sef-deniz-akkaya

Dünya tekstil sektöründe önemli bir yere sahip Denizli’nin Havlu ve Bornoz festivalinin 6.sında, tüm Denizli halkı ile beraber bornozlarla şehir merkezinde yapılan coşkulu kortejde biz de yerimizi aldık.  Halkın da bornozlarını giyerek korteje eşlik ettiği ve yoğun ilgi gösterdiği etkinlik, ulusal basın yansımalarıyla da bence hakettiği farkındalığı yaratmayı başardı.

Bu organizasyonda başta bizleri en mükemmel şekilde misafir eden Denizli Tekstil ve Giyim Sanayicileri Derneği (DETGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koltuksuz, plaj giysileriyle ülkemizi yurt dışında da temsil eden Shikka markasının kurucusu Mukaddes Kaya ve Denizli İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi İsa Dal  olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürler.

Fırında Beşamel Soslu Enginarlı Ispanak Tarifi

2

Hem göze, hem mideye hitap eden, leziz mi leziz olması yanında bir o kadar da sağlıklı,  en ama en güzeli ise tüm bu özelliklerinin yanında, hazırlanması pratik bir yemek olan Beşamel Soslu Enginarlı Ispanak Tarifini, Üşengeç Şefinizin yine hiç üşenmeden adım adım fotoğraflarla anlattığı, yeni bir yazıyla daha karşınızdayım. Evet! Bugün beraber “Fırında Beşamel Soslu Enginar Yatağında Ispanak” yapıyoruz. İsmi adeta şiir gibi ve lezzzeti de aynen öyle. “İyi de şefim, pratik tarif demisin ama, içinde ıspanak varsa, onun çamurlarından kurtulmak için kaç posta yıkamak lazım diye üşenenler için söyleyeyim, ben de bu yüzden donmuş ıspanak kullandım. Siz tazesini de kullanabilirsiniz tabi. 🙂

Bu tarz hızlı yemek yapmam gereken durumlarda donmuş malzemeler çok pratik oluyor. Tabi dalından yeni koparılmış taptaze sebzeler, tarladan çıkar çıkmaz, yıkanıp, ayıklanıp, hemen dondurulsa ve bu soğuk zincir hiç bozulmadan eve kadar gelse neden olmasın? Bazen de ben mevsiminde taze aldığım şeyleri yıkayıp ayıklayıp dondurucuda saklıyorum, o da büyük kolaylık sağlıyor. Bi’ Düşünsenize! Mevsiminde toplanmış ve dolayısıyla besin değeri yüksek halde dondurulmuş gıdalar, tüm yıl elinizin altında! İşte tam da bu noktada tek dikkat etmeniz gereken şey; soğuk zincirinin kırılmaması.

Soğuk zincirinin kırılmaması” ne demek ve neden önemli?

Haydi bir örnekle anlatayım! Hani bazen olur ya… Dondurulmuş ürünleri market dolabından alırsınız, sonra raflar arasında uzun uzun dolanır diğer tüm eksiklerinizi tamamlar, kasaya gelirsiniz, sıranızı bekler, ödemeyi yaptıktan sonra, ürünleri poşetlere doldurur, evinize doğru yola koyulursunuz. Sanki alışverişte yeterince zaman kaybetmemişsiniz gibi, aldığınız donmuş ürünleri evdeki derin dondurucuya yerleştirene kadar da, bazen araya başka işler girer, bi’ kuru temizlemeciye uğranır, çocuk okuldan alınır, eczaneden bir şey lazım olur filan ya hani? İşte artık o dondurulmuş ürünlerden hayır gelmez, çünkü çözünmüştür. Şu anda içinden “İyi de, birazcık çözülse ne olur ki? Yine dondurum!” diye geçirenleriniz olabilir. Aman diyeyim! Çözünen şeyi tekrar dondurunca, içinde sağlığa zararlı bakteriler ve küf mantarları oluşur ve emin olun, bunun sonuçlarını yaşamayı hiç birimiz istemeyiz.

Adım Adım Fotoğraflı Fırında Beşamel Soslu Enginarlı Ispanak Tarifi

Malzemeler: (4 Kişilik)

  • 5 adet taze enginar)
  • 1 limon suyu
  • Enginarları haşlarken üzerini örtecek kadar Kaynar Su
  • 2 kaşık Zeytinyağı
  • Yemeklik doğranmış 1 orta boy kuru soğan)
  • 1 paket Feast Donmuş Patatesli Garnitür (Dondurulmuş kullanmazsanız, küp küp doğranıp haşlanmış 1 patates ve 1-2 havuç)
  • 1 paket Donmuş Ispanak (Dondurulmuş kullanmazsanız, haşlanmış yarım kilo Ispanak)
  • 1/2 silme çay kaşığı Tuz

Beşamel Sos için:

  • 1 yemek kaşığı Tereyağ
  • 1 yemek kaşığı Un
  • 1,5 su bardağı Süt
  • 1/2 silme çay kaşığı Tuz
  • Karabiber (Arzuya göre)
  • Üzerine 1 bardak kadar rendelenmiş Kaşar Peyniri

Fırında Beşamel Soslu Enginarlı Ispanak Tarifinin Yapılışı

İlk iş olarak minik bir tencerede enginarlarımızı üzerlerini örtecek kadar kaynar su ve limon suyu ilavesiyle kapağını yarım kapatarak haşlıyoruz.

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda
Enginarlı Ispanak Tarifi

İstediğimiz kıvama gelmesi, damak zevkinize bağlı olmakla birlikte, ben bir tanesine çatal batırarak, rahat batıyorsa “artık olmuş” diyorum ve suyunu süzüyorum.

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda

Başka bir orta boy tencerede zeytinyağı ısınınca, içine ilk olarak çözünmesini beklemeden donmuş soğanlarımı atıyorum. Pembeleşinceye kadar karıştırarak pişiriyorum.

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda

Sonra içine yine çözünmesini beklemeye gerek kalmadan, yemeklik doğranmış bir kuru soğan ile Donmuş Garnitür paketinin tamamını ilave ediyorum. (Hepsini kullanmak istemezseniz, kalan kısmı hiç çözünmeden ağzını bir klipsle kapatıp tekrar derin dondurucuya kaldırmayı unutmayın, olur mu? 🙂

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda

Hepsini karıştırarak 2-3 dakika beraber pişiyorum. Arkasından içine yine çözünmesini beklemeden Ispanak paketinin tamamını ve biraz tuz ilave ediyorum. Arada karıştırarak, orta ateşte, ara ara da üstüne kapak kapatarak 6-7 dakika daha pişirmeye devam ediyorum.

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda

Hazırlık aşamasının çoğu bitti bile, inanabiliyor musunuz?

Sıra geldi başka bir minik tencerede beşamel sosunu kolayca hazırlamaya…

Enginarlı Ispanak Tarifinde kullanmak için Beşamel Sos Tarifi

İlk olarak 1 kaşık tereyağını eritiyorum. Hafiften köpürmeye başladığında, yanmasına izin vermeden, arada karıştırarak, içine 1 yemek kaşığı un ilave ediyorum. Topaklanma olmasın isterseniz, siz de benim gibi çay süzgecinden eleyerek kullanabilirsiniz ununuzu.

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda
firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda

Kaşıkla karıştıra karıştıra unun kokusu çıkana kadar pişiriyorum. Sonra içine hızlıca 1,5 bardak soğuk sütü, biraz tuz ve arzu edersem karabiber ilave edip, varsa bir tel karıştırıcıyla ara ara karıştırarak, altını kısığa alıyorum.

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda
firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda

Bir müddet sonra kaynamaya başlıyor ve üzerinde pıt pıt diye kabarcıklar oluşmaya başlıyor. İşte o zaman anlıyorum ki istediğim kıvama geldi bile.

Şimdi bir borcam kasede hazırladığım tüm malzemeleri birleştirme vakti.

Ben enginarlarım minik olduğu için böyle çanak şeklinde halleriyle, tek bir kasenin dibine dizerek kullandım ama biraz daha büyük olsalardı, fırına girmeye uygun minik kaselerin içine tek tek oturtarak, üzerine diğer malzemelerimi sermeyi tercih ederdim.

Bu şekilde benim gibi hepsini bir arada tek bir kasede kullacaksanız, size tavsiyem, enginarları mümkünse böyle çanak şeklinde değil de 1 santimlik kalınlıkta incelterek en alta dizmeniz olacaktır. Bu sayede servis yaparken yemeğin tamamını daha kolayca dilimleyebilirsiniz.

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda

Enginarları dizdikten sonra, üzerine ıspanak ve garnitürlü karışımı yayıyorum.

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda

En üstüne de hala sıcak haldeki Beşamel sosumu her yerine gelecek şekilde döküyorum.

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda

Sosun üzerine de rendelediğim kaşar peynirini serpiyorum.

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda

Öncesinde 5 dakika kadar 180 C dereceye ön ısıttığım fırınımda, üzeri kızarana kadar pişiriyorum.

firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda
firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda
Fırında Beşamel Soslu Enginarlı Ispanak Tarifi
firinda-besamel-soslu-enginarli-ispanak-tarifi-frigoda
Fırında beşamel soslu enginarlı ıspanak tarifi

Fırında Beşamel soslu Enginarlı Ispanak Tarifimiz burada bitti. Afiyet olsun!

Melina’s Mom Merve Öztürk’ün Kitabı “Seni Beklerken”

3

“Her hayal, uğruna savaşmaya değer. Bazen savaşmanız gereken, kendiniz olsanız bile…” demiş, bebeğine kavuşma hikayesini “Seni Beklerken” isimli kitabında  anlatırken Sevgili Merve Öztürk… Onu “Melina’s Mom” olarak bir davette ilk tanıdığımda, Melina’yla henüz tanışmamıştım. Hemen arka arkaya binalarda oturuyormuşuz meğer. Komşu çıktık anlayacağınız! Hesabını takibe aldığımda ise “Melina” isimli bu akıllı bıdığa bayıldım. Hiç şımarıklıktan nasibini almamış, arkadaş gibi ama bir o kadar da komik, minik bir dünya tatlısı o! En sevdiğim çocuk tipi anlayacağınız. Genelde hayatta her iyi şeyin hazırlanmasının biraz zaman alması gibi, İşte çilekli dondurma Melina’nın da bu eşsiz özellikleriyle dünyaya getirilmesi de öyle kolay olmamış Merve için. 2 kez dış gebelik ve tam 4 kez tüp bebek denemeleri olmuş, tutmadıkça zaman zaman büyük hayal kırıklıkları yaşamış ama hiç bir zaman pes etmemiş. Sonucunda da bu anlamlı yolculuğun içinde çırpınan ve mutlu sona ulaşan bir kadın olarak, aynı süreçlerden geçen yüzlerce-binlerce kadına örnek haline gelmiş.

İşte bu sevgi dolu muhteşem başarı öyküsünü “Seni Beklerken” ile kitap haline getirip, bir lansman organize ettiğinde de, Bloggerlık sürecinin en başından beri kendisini tanıyan ve duruşunu beğenenen biri olarak, bu özel gününde de arkadaşımın yanında olmam gerekir diye düşünüp, dün Bebek Lokal’de gerçekleştirilen bu keyifli davete katıldım.

melinasmom-merve-ozturk-usengec-sef-seni-beklerken-kitap

Eşimle bizi tanıyanlarınız bilir. Bizim bol bol sosyallik ve seyahat dolu yaşantımıza özenenler olduğunda deriz ki: “En iyi tekne arkadaşının teknesi. En güzel çocuk, arkadaşının çocuğu!” Çünkü tam sevip, beraber güzel güzel oyunlar oynarken, ne zamanki uykusu geldi, tuvaletini yaptı, karnı acıktı, ayarları bozuldu veya aşırı şımarmaya başladı; annesine verip, hop diye kaçabilirsiniz ya hani o ortamdan! İşte biz bu özgürlüğü de çok severiz! 🙂 Allah tüm isteyenlere versin tabi, ama biz böyle o kadar mutluyuz ki anlatamam. 🙂 Çocuk çok büyük bir sorumluluk ve herkes bunu almak istemiyor olabilir. O yüzden biz hiç umursamasak da, bir dip not olarak bunu da buraya düşeyim ki, insanlar evlendi diye çocuk yapmak, çocuk istemek, size mıncırmalık bir bebek temin etmek zorunda değil. “İlla bebek sevmek istiyorsanız, buyurunuz kendiniz yapınız efendim! diyesim var onlara 🙂

Diğer taraftan, hayatının odak noktasına bir çocuk isteğini yerleştiren, en büyük hayali, bir gün kendi bebeğini kucağına almak olan ve o özlemle yanıp tutuşanlar da var tabi ki. Onlara da saygım sonsuz. Bence bir insan çocuğu var diye anne olamayacağı gibi, çocuğu yok diye de annelik özelliklerine sahip değildir demek de doğru değil. Geçenlerde bir hanımla tanıştım mesela, kendi çocuğu olmadığı için, gündüzleri çalışmak zorunda olan komşularının bebeğine gönüllü olarak baktığını ve o çocuk için yaptıklarını, ondan bahsederken gözleri özlemle, sevgiyle parlayarak anlattı. Fedakarlıkları karşısında ağzım açık kaldı. Daha kendi de çok genç olmasına rağmen, iyi şartlarda büyümesi için, şimdiden mirascısı olarak bile komşunun çocuğunu seçmiş, o derece! Dilerim ki Allah böylelerinin inşallah gönüllerine göre versin!:)

melinasmom-merve-ozturk-usengec-sef-seni-beklerken-kitap

Merve Öztürk’ün Kitabı “Seni Beklerken”

Sevgili arkadaşım “Melinas’s Mom” Merve Öztürk’ün “Seni Beklerken” kitabındaki hikayesine gelirsek.

Merve başarılı bir iş kadınıyken, bir gün hayatının aşkıyla tanışır ve evlenirler. Anne olmak istediğinde ise, hiç ummadığı kadar zorlu bir yolculuğa çıkar. Bebeğine kavuşmak için pek çok tıbbi ve doğal olarak da manevi engeli aşması gerekecektir. O pes etmek yerine, kendi tabiriyle, kendi dikenli kapısından, dört bir yanı kanayarak, yaralanarak geçip, savaşmayı seçmiş.

melinasmom-merve-ozturk-seni-beklerken-kitap

İşte Merve’nin “Seni Beklerken” kitabı bu manada, değişimin, dönüşümün ve pes etmemenin öyküsü olmuş. Bazı hikâyeler kişiye hastır, kendine özgüdür ama tanıklık edene her ne olursa olsun kendi amacına ulaşma yolunda ilham verir. İşte bu kitap da benzer yoldan geçen kadınlara veya bambaşka bir hayale ulaşma çabasında olanlara umut verecek, yol gösterecek bir başucu kitabı niteliğinde… Belki de yalnızca sahip olduklarının kıymetini bilmeyi öğrenmek için okuyacaksınız onu.

melinasmom-merve-ozturk-usengec-sef-seni-beklerken-kitap

Kızı Melina’ya kavuşması için geçmesi gereken dikenli yolları, kendi yaşam öyküsünden yola çıkarak ve Siyah Kuğu etiketiyle raflarda yer alan “Seni Beklerken”kitabını, zamanında kitapçılarda kendisinin de çaresizce başarı öyküsü aradığı günleri aklından çıkarmadığı için kaleme almış. Bir nefeste okumalık çok akıcı ve samimi bir eser olmuş. Ellerine, yüreğine ve kalemina sağlık Mervecim.

melinasmom-merve-ozturk-usengec-sef-seni-beklerken-kitap

Godiva Çikolataları Artık Çok Daha Yakınımızda

1

Geçtiğimiz hafta, Godiva Çikolatalarının yeni market serisinin lansmanı için organize edilen özel davetteydim. “Baş yapıt” olarak konumlandırılan, markanın en sevilen 3 ürün çeşidini iyice özneleştirerek, normalde marketlerde görmeye aşina olduğumuz diğer tüm ürünlerden ayırmayı hedefleyen Sanatçı Ilgın Seymen ile de bizzat tanışarak, yaratıcı sürecinin hikayesini yine kendisinden dinledim. “Godiva Masterpieces” adı verilen bu projenin, İstanbul 74’ün sanat galerisinde gerçekleştirilen sergi lansmanı, bu ilginç market enstalasyonuna ev sahipliği yaparken, raflardaki herşey beyaza boyanmış ve böylece adeta isimsizleştirilmiş ve gözler sadece “Godiva” görür hale getirilmişti., sanki o varken, başka bir şey görmemiz mümkünmüş gibi 🙂

godiva-yakinimda-barbie-market-araba-cikolata

Çikolata ustası Pierre Draps’ın, bundan taa 91 yıl önce Belçika’daki evinin üst katında, el yapımı üreterek startını vermesinden bu yana, dünyanın en prestijli çikolata markalarından biri kabul edilen Godiva, daha paketini gördüğümde bile beni heyecanlandıran bir markadır. Hele de iki sevdiceğim olan çilek ve çikolatayı bir araya getiren imza ürünleri, insanın aklını başından alıp mutluluktan ağzını kulaklarına vardırır cinsten değil de nedir Allah aşkına?

Şakacıktan söylemiyorum vallahi! Çikolatanın mutlulukla doğrudan ilgili olduğu ve içerdiği biyokimyasallar ile mutlu hissetmemizi sağlayan “serotonin” hormonunu harekete geçirdiği, bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçeğe dayanıyor sahiden…  Bilinçaltımızda çikolata yemeyi çoğu zaman kendimize bir “ödül” olarak kodlamamız, belki de bundandır. Zaten 2000 yıllık geçmişi olan çikolata için “Tanrıların Besini” tabirini kullanan Maya toplulumdan bu yana, ona verdiğimiz değer ortada, fazla söze gerek yok sanki:)

godiva-cikolata-hande ertan-ulker-pladis-usengec-sef

“Godiva” isminin de ilginç bir hikayesi var  bu arada. Şöyle ki… Çok eskiden, “Lady Godiva” adında, güzelliği ve cömertliğiyle ünlü, hayatını fakirlere ve hastalara adayan örnek bir insan varmış. Halkını umursamayan bir Lord olan ve ülkesine ağır vergiler getiren eşini, bundan vazgeçmeye ikna etmek için ona bir öneride bulunmuş. Teklife göre kendisi şehrin sokaklarını çıplak şekilde gezerken, eğer halk sokağa çıkmaz ve ona bakmazsa, Lord da vergileri kaldırmayı kabul edecekmiş. Gerçekten de Lady Godiva dediğini yaptığında, halktan kimse ona dönüp, yan gözle bile bakmayınca, eşinin savında haklı çıkması kocasına bir cesaret dersi vermiş ve o da sözünü tutarak vergileri kaldırmış. İşte Godiva çikolatalarının ismi, Joseph Draps tarafından bu efsanevi kadının cesaretinden esinlenerek konulmuş.

godiva-masterpieces-cikolata-market

Belçikalı ustasının mirasına sadık şekilde taze ve doğal hammaddeler kullanılarak hazırlanan Godiva’nın en önemli iddiası ise, eşsiz kalitesini beş duyunuza da hissettirebiliyor olması. Yani bunlar nelerdir derseniz; Parlaklığını görmeniz, kokusunu almanız, elinizle kırdığınızda çıkan “Çat” sesini duymanız, dilinizde hafifçe eritip, damağınıza yapıştırarak, derin bir nefes aldığınızda içinize işleyen kakao aromasını tatmanızla, benzersiz dokusunu iyice hissedebilmeniz olarak özetleyebilirim.

usengec-sef-dilek-yeginsu-godiva-cikolata-davet

İşte bu gerçek çikolata deneyimini, dileyen herkesin gönlünce yaşayabilmesi için Godiva, başyapıt (masterpieces) olarak konumlandırdığı en sevilen 3 ürünü olan Siyah Çikolatalı, Fındıklı Sütlü ve Karamelli Sütlü çeşitlerine ulaşmayı oldukça kolay hale getirdi.

godiva-masterpieces-cikolata-market-ilgin-seymen-enstalasyon

Nasıl mı? O benzersiz kalitesinden ödün vermeden, farklı paket seçenekleriyle, çok uygun fiyatlara, market ve süpermarketlere kadar, Türkiye’de tam 6.000 perakende noktasında satışa sunarak, raflarda yerini alarak! Artık #GodivaYakınımda demek herkes için mümkün.

Gloria Serenity Resort  – Bir Sevgililer Günü Hikayesi

2

Gloria Serenity Resort, özellikle Antalya, Belek ve golf denildiğinde, senelerdir ilk akla gelen otel ve marka olma özelliği sebebiyle uzun süredir eşimle ikimizin gidilecek yerler listesinde ilk sıralarda bulunuyordu. Biz de bu seneki 14 Şubat Sevgililer Günü‘nün, göz gözü görmeyen kar fırtınalı bir İstanbul sabahında, bir günlüğüne bile olsa güneşle buluşmak amacıyla, hiç üşenmedik ve Antalya’ya uçtuk.

Gloria markası aslında ilk olarak adını Gloria Golf Resort ile duyurmuş, ancak sonradan yapılan Serenity ve Sport Arena tesisleri ile de, marka kalite standırdını iyice yükseltmiş. Biz, konaklamak için daha yeni bir tesis olan Gloria Serenity Resort’u tercih ettik. Şubat ayının ortası bile olsa, inanılmaz güzel ve güneşli bir Antalya sabahı bizi karşılayarak, harika bir jest yaptı sağolsun.

gloria-serenity-resort-sevgililer-gunu-usengec-sef-kigili-smokin

Otele girişimiz için check-in işlemlerimiz yapılırken, lobide birer kahve içtikten sonra, 2 odalı ve devasa balkonunda kendine ait özel jakuzisi de bulunan Süit odamıza yerleştik. Zamanımız kısıtlı olduğu için aklımız odamızdaki açıkhava jakuizisinde kalsa da, hemen meşhur golf sahalarının yolunu tuttuk.

gloria-serenity-resort-kahve-antalya

Bize tahsis edilmiş golf arabamız (buggy) ile sahalara geçtik ve hafif serin ama bol güneşli havayı kaçırmamak için hemen antremanlara başladık. Sonrasında, bu yemyeşil ve dümdüz arazide, eşimle kısa ama keyifli bir golf müsabakası ve yürüyüş yapmayı da ihmal etmedik tabii. Kim mi kazandı ? Söylemem!:)

gloria-serenity-resort-golf-sahasi-antalya

gloria-serenity-resort-golf-sahasi-antalya

Golf sporu, dışarıdan öyle gözükmese de, oldukça yorucu bir spor. Biz de hem yorgunluğumuzu atmak, hem de yeni açılmış olan Golf Sports Arena’yı da gelmişken görmek amacıyla bu tesise de uğradık. Özellikle Antalya’da kamp yapan takımlar için hazırlanmış olan bu devasa tesis, bizce dünya çapında eşi benzeri zor bulunacak kalitede bir spor ve rehabilitasyon merkezi olmuş.

golria-serenity-resort-golf-usengec-sef

gloria-sports-arena-antalya

Havanın kararmasına yakın, odaya dönüp akşam için hazırlanmaya başladık. Erkek olmanın avantajı ile hızlıca hazırlanan eşim, beni beklerken otelin mükemmel doğasını gezip, güneşin batışını seyretmeye ve bu harika ışıkla bol bol fotoğraf çekmeye çıktı.

gloria-serenity-antalya-deklancheur

 

Gloria Serentiy Resort’un ön tarafında sazlıklar ve bir köprü ile ana karadan ayrılan doğal bir ada var. Gün batımında buranın ambiansı muhteşem oluyor. Giderseniz illa ki aklınızda olsun!

gloria-serenity-resort-abdullah-kigili-smokin-antalya

Akşam otelin Sevgililer günü kokteyline katıldık. 20.yılını kutlayan Gloria Otelleri’nin yerli-yabancı sadık misafirleri de geceye davetliydi. Akşam için otelin Fransız a la Carte restoranında yerimiz ayrılmıştı. Harika sunumlar eşliğinde yapacağımız romantik bir akşam yemeği için, kırmızı kalplerle donatılmış Fransız restoranında kırmızı  gül yapraklarıyla süslenmiş bir masa ile bizi karşıladı.

gloria-serenity-resort-weddies-bridewear-kigili-smokin

Keyifli gecenin sabahında kahvaltımızı odamızda yapmayı tercih ettik.. Sabah mahmurluğunda bornozlarımız içinde kahvaltımızı ederken kendimizi de birazcık şımartmış olduk. “Neden bornozlayız?” sorusunun cevabı da tabii ki az sonra balkonumuzdaki özel jakuzinin keyfini çıkaracak olmamızdan kaynaklanıyor 🙂

gloria-serenity-resort-kahvalti-antalya

Gloria Serentiy Resort, çok büyük  alana yayılmış bir tesis. Öyle ki içerisinde bir çok villa, golf sahası, havuzlar, restoranlar ve bir de hayvanat bahçesi var. Buraya kadar gelmişken orayı da ziyaret etmemek olmaz. Birbirinden tatlı hayvanların arasında bizim favorimiz bu çok fazla hareket etmeden uzun süre öylece duran sakin ve sevimli pony’ler oldu.

gloria-serenity-resort-zoo-pony-hayvanat-bahcesi

Güneşin altında kristal misali parıldayan kumların ve masmavi Akdeniz havasının keyfini 1 güncük bile olsa çıkartabildiğimiz için mutlu halde, kalbimizi ve aklımızı bu sefer de burada bırakıp, en kısa sürede tekrar gelmek üzere Antalya’ya veda ederken bizim bey dedi ki: Hanım şimdi de şurayı keşfetmeye gidiyoruz! 🙂

gloria-serenity-resort-moda-cekimi

Muhteşem kareleriyle, rüya  gibi geçen bu tatilimizi ölümsüzleştiren Mert Ceylan Photography’ye teşekkürler.

Üşengeç Şef Kimdir?

0

Değerli Okuyucularım,

Öncelikle “Üşengeç Şef”e olan ilginiz için sizlere teşekkür ederim. “Şef” denilince aklınıza hemen sadece “mutfak şefi” gelmesin, çünkü değilim… Belki de hayatı “dev bir orkestra” gibi gören, bir orkestra şefiyimdir, neden olmasın?:) Çünkü bu platform, sadece bir yemek ve mekan sitesi değil, üşenmek nedir bilmediğim yaşantımdan kesitler sunduğum LifeStyle bir platform aynı zamanda…

usengec sef dogum gunu 1

Burada benim gibi sosyalliği seven, genelde kariyer odaklı olan ve yoğun günlük programı içinde, saatler sürecek yemekler yapmaya üşenerek, ağırlıkla dışarıda yemeyi ya da eve sipariş vermeyi tercih eden, ama arada sırada da olsa “sağlıklı, ekonomik ve lezzetli bir ev yemeği yapsam hiç de fena olmaz artık” diye içten içe düşünen, zaman, tecrübe ve heves yoksunu olan tüm Hanım ve Beylere; yeni evlilere, öğrencilere, çalışanlara ve bekarlara yönelik adım adım fotoğraflı kolay tarifler de anlatıyorum ve çok sevilip ilgi gördüğü içinben de çok seviniyorum, evet!

usengecsef1

Aynı zamanda bildiğiniz gibi meraklılarına fikir vermesi açısından, bizzat kendi deneyimlerimle edindiğim mekan izlenimlerime de yer veriyor, hatta biricik eşimle seçtiğimiz, en favorilerimizden oluşan “Popüler Mekanlar”ı da kaleme alıyorum. Her zaman objektifliğe önem veren, etik değerler ve prensip sahibi biri olarak, denemediğim hiç bir şeyi yazmıyor ve beğenmediğim hiç bir şeye “beğendim” demiyorum.

Sloganım şu: Mideyi olduğu kadar, ruhu da beslemek gerek! Arada sevdiklerimizle dışarı çıkalım ve haydi biraz daha sosyalleşelim!:)

İşte ben de bu düşünceyle, gün içinde, hiç üşenmek nedir bilmeden yer almaya çalıştığım etkinliklerden, konser, sinema, tiyatro gösterilerinden, katıldığım workshop, defile ve davetlerden, destek verdiğim sosyal sorumluluk projelerinden bahsediyor ve zaman zaman size kendi tecrübelerimden yola çıkarak Tatil, Alışveriş, Moda, Sağlık, Spor, Diyet gibi konularda da günlük yaşantımdan paylaşımlar yapıyorum.

usengec-sef

Artık yayın hayatının 7. senesine giren Üşengeç Şef, bugün tamamen kişisel çabalarımla, ayda 1.2 milyona varan okunma sayısıyla, Türkiye’nin en çok okunan LifeStyle sitelerinden iri olarak, geniş kitlelerce sevilen, okuyucuları tarafından aileden birisiymiş gibi karşılanan bir durumdaysa aman ne mutlu bana. Burada bir durup, Maşallah diyelim 🙂

Çok kısaca kendimden bahsetmem gerekirse;

İTÜ Mezunu bir Mühendisim. İsmimdeki “Üşengeç” kelimesiyle paradoks yaratacak derecede çalışkan, düzenli ve detaycıyımdır. İnsanlara yardımcı olmayı ve paylaşmayı seven bir insan olduğumu, sanırım adım adım resimli tariflerimi gördükten sonra söylememe gerek yok:) Eski “Best Model of Turkey”lerdenim. Yarışmanın ardından, bir kaç önemli defileyle hevesimi aldıktan sonra, profesyonel anlamda modellik yapmamayı tercih ettim.

Geçmişte büyük şirketlerde Kurumsal İletişim ve Marka yöneticiliği görevlerinde bulundum. Diksiyon, Görgü Kuralları ve Fotoğrafçılık da dahil, Pazarlama, Kişisel Gelişim vs. konularında pek çok eğitim aldım. En son Boğaziçi Üniversitesi’nde Kadın Girişimci Yönetici Sertifika Programını tamamladım.

usengec-sef-hotel-konaklama-deneyim-izlenim

Tüm samimiyetmle, renkli kesitler sunmaya özen gösterdiğim web sitemden bol keyif almanız dileğiyle,

Sevgilerimle 🙂

Dilek Yeğinsü

Üşengeç Şef

Bursa Kayhan Köftecisi’nin Rumeli Köfteleri

2

Günler su gibi akıyor ve ben yetişemiyorum. Sosyal medyada beni yakından takip edenleriniz bile hızıma yetişemediğini söylüyor ki, aslında dışarıya yansıttığım, belki de yaptıklarımın anca onda biri… Bazen günde 7 ayrı yerde, belki bir toplantıya, spora, yemeğe veya bazen şık bir evente katılmam gerekiyor. Farklı konseptler gereği, sabah evden çıkarken giydiğim kıyafetle,  akşamki bir organizasyona katılamıyorum tabi. Bu yüzden çoğu zaman beni metroda veya metrobüsde yedek kıyafetlerimin bulunduğu sırt çantamla koştururken görebilirsiniz, bu deli tempoya ancak böyle, bazen Clark Kent bazen Supermen hayatı yaşayarak ulaşıyorum.:) Bütün bu yoğun programa rağmen, tabi ki konu sağlık olunca akan sular duruyor. Son genel kontrolümden sonra doktorum “3 ay sonra tekrar görüşelim” dediği için, geçtiğimiz haftalardan birinde biricik eşimle birlikte atladık arabaya ve caaanım doktorum Murat Çalıkapan’a kontrol bahanesiyle Bursa’ya gittik.

usengec-sef-deklancheur-antalya-golf-gloria-hotel

Hihihi! Hayır efendim, tabi ki de bu arabaya atlamadık. O tamamen başka bir yazının konusu:) Sadece ne kadar konsantre okuduğunuzu bir test edin istedim:) Hayırlısıyla fırsat bulursam Antalya’daki golf maceramızı da bir sonraki yazımda kaleme alacağım inşallah!

Nerede kalmıştık? Hmm evet dünya tatlısı doktorum Murat Bey’le görüşmek üzere, feribottan inmiş, Bursa’ya doğru son 1 saatlik yolumuza koyulmuştuk bile…

Onu ilk olarak Bursa Onko-DAY Uludağ Onkolojik Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen, birbirinden sıcak kanlı ve bilinçli Bursalı hanımlara kendi başımdan geçenleri olabilecek en samimi ve eğlenceli şekilde anlattığım “Bir Yaşam Deneyimi” isimli panelde birlikte konuşmacı olduğumuz o muhteşem günde tanıdım. Hastaların tedavilerine faydalı olmak adına, gecesini gündüzüne katarak,  tekstil ürünleri hazırlayan ve satışından elde edilen gelirle, tedavi sürecinde Bursa’da başka kalacak yeri olmayan hastaların, refakatçileriyle birlikte Hasta Konuk Evi’nde ücretsizce konuk edilmesini üstlenen Onko-Day bünyesindeki bu pırıl pırıl insanlar, özellikle Dernek Başkanı Sevgili Füsun Önen ve Genel Cerrah ve Meme Cerrahı olan Doktorum Murat Bey’le yollarımız, iyi ki bu hayırlı vesileyle kesişmiş. Teşhis konulduğu andan itibaren, sudan çıkmış balığa dönen insanlara, aileden biri gibi yaklaşımıyla, onu sakinleştirmesi kadar, her şeyle birlikte üstesinden geleceklerini söylemesiyle verdiği güvenle ve her daim yaydığı pozitif enerjisiyle öylesine özel bir insan ki o! Açıkcası aynı sıcaklığı ve iyi niyeti burada (İstanbul’daki doktorumdan) göremediğim için, ilk andan karar verdim ve dedim ki “Ben şehirler arası yolculuğa razıyım, yeter ki bundan sonra kontrollerimi siz yapın”.

usengec-sef-bursa-doktor-murat-calikapan-onkoday

İşte bu bahaneyle Bursa’ya gittik ve sağolsun detaylı kontrollerimi bizzat gerçekleştirdi ve yine güzel haberler  verdi. O zaman dedik ki “haydi çıkalım ve hep beraber leziz bir yemekle bu güzel buluşmamızı taçlandıralım”. Bursa’nın yerel lezzetlerini özlediğimiz için nereye gitsek, nereye gitsek diye düşünürken, doktorumuzun da arkadaşı olan ve sonradan benim de değerli takipçilerimden olduğunu fark ettiğimiz Hakan Bey’in tavsiyesi üzerine Kayhan Köftecisi’nde karar kıldık. Hatta hikaye şöyle gerçekleşti. Ben bir gün öncesinden instagramda Bursa’ya gideceğimi duyurmuştum. Dr. Murat Bey’de bizim yerel lezzet keşfi sevdamız üzerine, telefonda arkadaşını arayarak, şehir dışından misafirleri olduğunu ve iyi bir mekan tavsiyesi rica ettiğini söyledi. O sırada benim Bursa’ya gideceğim konusundaki paylaşımımı hatırlayıp, boşlukları dolduran Hakan Bey de, “Aaa! Üşengeç Şef mi yoksa o misafiriniz?” demiş. Doktorumuz tabi, şok! Her ne kadar o gün kendisiyle tanışma fırsatı bulamasak da lezzet peşindeki yolculuğumuzda referansından hiç şüphe etmedik ve rotamızı oluşturduk.

Eker Meydan’da yer alan restorana geldiğimizde, bizi duvarlarında rengarenk seramik ve çini eserlerin yer aldığı, çok şık ve sevimli şekilde dekore edilmiş aile işletmesi bir mekan ve onun güleryüzlü sahipleri olan 2 kardeş, Ceyhun ve Orçun Yaman karşıladı. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi hocalarından Prof.Dr. Türkkan Evrensel, Dernek Başkanı Füsun Hanım ve doktorumuzun güzel eşi Sena Hn ile birlikte, hep beraber masamıza yerleştik.

kayhan-koftecisi-bursa-usengec-sef

Kayhan Köftecisi’nde yüzde yüz doğal elma suyuyla başlayan lezzet serüveni, kuru et, piyaz, tereyağlı ekmek derken, Şef Orçun Yaman’ın maharetli ellerinden çıkan, közlenmiş sarımsak ve arpacık soğanlarıyla servis edilen birbirinden lezzetli köfteler, tereyağlı et, pideli köfte ve isli etle doruklara çıktı.

kayhan-koftecisi-tavsiye-bursa-usengec-sef

Enfes Rumeli Köftesi’yle gönlümü fetheden ve uygun fiyatlarıyla da dikkat çeken mekanda, kapanışı meşhur “Tahinli kabak tatlısı”yla yaptıktan sonra, en kısa zamanda  masamızı şenlendiren bu değerli insanlarla tekrar bir araya gelmek üzere, aklımız Bursa’da kalarak, İstanbul’a doğru yola mutlu mesut koyulduk.