Ana Sayfa Blog Sayfa 15

Galeries Lafayette İstanbul’un Kozmetik Açılışından…

1

Frankofon bir ailenin ferdi olarak, İstanbul kadar olmasa da Paris‘i de çok sever ve eşimle her sene illa ki bir uğrayıp, sevgili takipçilerime de canlı yayınlar yaparak, beraber her köşesinin altını üstüne getiririz bilirsiniz. Hem de mümkün olduğu kadar her yerine yürüyerek… Ah öyle keyiflidir ki… Bak anlatırken yine bi’ Paris’im geldi. Hatta özellikle Opera bölgesinde konaklarız ki, Galeries Lafayette ve Printemps gibi alışveriş merkezlerine de yakın olalım. Galeries Lafayette’e ilk adım attığım andaki hislerim ve kubbeli tavan süslemeleri karşısında nefesimin tutulması hala ilk günkü gibi aklımda… Her yeri gezmekten, en son günü buraya ayırdığımız için, uçağa limitli saatler kala, sevgi kelebeği gibi ordan oraya koşturup, kıyafetten çantaya; kozmetikten, ayakkabıya her departmanın hakkını vermek istemiştim.

İşte şimdi, dünyanın en seçkin departman store’larından olan Paris’in bu ikonik mağazası Galeries Lafayette, Demsa Group ortaklığıyla İstanbul’da da Emaar Square Mall içinde açıldı ve lansmanında tabi ki sizlerle izlenimleri de paylaşmak üzere oradaydım. İşin içinde güzellik ve alışveriş olunca, o gün oradan yaptığım instastories yayınlarım çılgınca ilgi gördü. Aralarında uzun süredir arayıp bulamadığı ürün ve markaları soran takipçilerim de oldu. Ne ararlarsa vardı ve artık yurt dışından getirtmeleri gerekmeyecekti. öylesine devasa bir mağaza yapmışlar ki, şöyle söyleyeyim: Kadın, erkek, çocuk, dekorasyon ve iç giyim departmanlarıyla 9.500 metrekareye yayılmış 3 katlı mağazanın yaklaşık olarak 1000 metrekarelik bölümünü sadece kozmetik için ayırmışlar. Aman Allahım! Cennette miyim?

galeries-lafayette-istanbul-emaar-alisveris-parfum-kozmetik-guzellik

Galeries Lafayette İstanbul Lansmanında Neler Yaptım?

Şıklık ve kaliteninin adresidir Galeries Lafayette benim için. İçinde saatlerce gezmesi bile mutluluk sebebi olmaya yeter. O gün ise açılışa özel çok keyifli bir davet organize edilmişti. İngiliz aristokrasisini anlatan parfümleriyle meşhur Penhaligon’un sansasyonel ilham senaryosunu da dinledim, Boby Brown’ın kaş farlarıyla işin uzmanın ellerinden kaşlarımı nasıl şekillendireceğimi de öğrendim, Mont Blanc’ın vanilya ve gül kokusunu harmanladığı yeni kokusuyla da ilk kez orada tanıştım.

galeries-lafayette-parfum-istanbul-moda-makyaj-alisveris

Galeries Lafayette’de hangi markalar var?

120 yıllık geçmişe sahip Fransız Galeries Lafayette’de ayrıca Tom Ford Beauty, Christian Dior, Armani Beauty, Givenchy, Versace, Fendi, Mont Blanc, Balmain, Chanel gibi birbirinden başarılı kozmetik markalarının ürünlerini inceledim, tasarımına ilham olan hikayelerini dinleme fırsatı buldum.

galeries-lafayette-usengec-sef-dilek-yeginsu-moda-makyaj-kozmetik

Paris’deki Galeries Lafayette Haussmann mağazasında yer alan ve markanın simgesi olarak kabul edilen o tarihi ve görkemli kubbe, İstanbul’daki mağaza için modern bir uyarlamayla özel olarak tasarlanmış, ayrıca mağaza içerisinde bulunan “Paris Sokağı” da tatlı bir detay olmuş. En çok seveceğinizi düşündüğüm özelliklerden biri de, mağaza içerisinde 450 TL’lik alışveriş yapanlar için ücretsiz sunulan ve 10’ar dakikalık işlemlerle, saçınıza, makyajınıza ve ojelerinize yapılan rötuşlarla, toplamda yarım saat içinde hızlıca güzelliğinize güzellik katacağınız hizmetin verildiği bölüm oldu.

tom-ford-kozmetik-galeries-lafayette-usengec-sef-dilek-yeginsu

Mağaza içinde özellikle Tom Ford bölümünde, işinin uzmanı olan güleryüzlü ve canayakın güzellik ekibi sayesinde harika zaman geçirdim ve ürünler hakkında bilgi aldım.  Şansına o gün bu davete gelirken de sabahtan kendime bir Tom Ford çılgını olan arkadaşım Esin sayesinde tanışıp, seyahat esnasında kolayca taşınırlığı ve renk tonları sayesinde de ilk görüşte favorim haline gelen ürünlerinden Beauty Solar Exposure’u kullanmıştım. Şimdi ilk iş diğer ürünlerini de ilk fırsatta denemek olacak…

tom-ford-beauty-makeup-makyaj-galeries-lafayette-te-ha-kozmetik

galeries-lafayette-istanbul-emaar-usengec-sef-parfum-kozmetik-guzellik

Emaar Square Mall içinde hala açılmaya hazırlanan mağazalar olsa da, 120 yıldır modayı hayatla buluşturma ilkesiyle hareket eden Galeries Lafayette,  kozmetik kadar dünyanın en prestijli tasarımcılarının koleksiyonlarını da moda tutkunlarıyla buluşturmak üzere İstanbul’a kazandırılan keyifli saatler geçireceğiniz bir mağaza olmuş. Yolu açık olsun.

Titanic Beach Hotel Lara

1

Evet! Titanic Beach Hotel Lara “gemi” şeklinde bir otel ! Onunla ilk tanışmamız, şu yazımdan da okuyabileceğiniz gibi 2 sene evvel 23 Nisan tatilini fırsat bilip, hem tüm kışın yorguluğunu atmak, hem de Antalya güneşinden faydalanıp biraz kemiklerimizi ısıtmak amacıyla gittiğimizde olmuş ve çok güzel deneyimlerle  ayrıldığımız bir tesis olarak anılarımızda yer etmişti. Üşengeç Şef’in sıkı takipçilerinin bildiği üzere hep söylediğim bir söz vardır : “İnsan faktörünü aradan çıkardığınızda, ne kadar lüks de olsa, tüm tesisler en nihayetinde sadece birer beton yığınıdır”. İşte Titanic Beach Hotel Lara da bu sözümü desteklercesine, birbirinden kaliteli “insan faktörüyle” gönül tahtımıza oturdu. Garsonundan, komisine, housekeeping’inden resepsiyonuna, restoran şeflerinden, Genel Müdürü’ne kadar bütün ekip o kadar sıcakkanlı ve misafirperverdi ki, buradaki deneyimizden sonra, gerçekten bu tarz bir ilgi ve alakayı diğer tesislerde de standart olarak arar olduk. Çoğu personel açıldığından beri burada olduğu için, uzun süreler aynı bünyede çalışmanın da getirdiği bu uyumlu yapı da başarıyı yanında getiriyor tabi.

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz

Mayıs ayının ikinci yarısında, bu sene de özellikle İstanbul’da bitmek bilmeyen soğuk havalardan bunalıp kendimizi göçmen kuşlar edasıyla sıcak memleketlere atasımız gelmişti. Ve aklımıza da ilk olarak, bu mevsimini çok sevdiğimiz Antalya geldi. Eh! Durum böyle olunca da, az önce anlattığım güzel anılara sahip olduğumuz Titanic Beach Hotel Lara’yı da tekrar bir ziyaret etmenin zamanı geldiğine karar verdik. Uçağa atladık ve ver elini Antalya! Biz küçükken “Aşk Gemisi” dizisiyle büyümüş biz nesil olarak, “cruise gemisi” görünümlü bu otelin konseptinden çok hoşlandık, bakalım izlenimlerimizi okuyunca siz nasıl bulacaksınız 🙂 Geminin hemen ucunda, bulunduğumuz noktadan aşağıya bakınca manzaramız aynen şu şekilde bu arada! 🙂

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz

Transfer için havaalanından bizi almaya gelen şöför, 2 sene önce de gelen kişiyle aynı çıktı ve bizi hala hatırlıyordu. Otele adım attığımız andan itibaren, hep önceki seferden tanıdık o eski, sıcak ve samimi yüzler, resepsiyondan itibaren karşımıza çıkmaya başladı. Herkes “Üşengeç Şefim hoşgeldiniz, niye geleceğinizi haber vermediniz?” diye soruyordu gözleri parlayarak… O andan itibaren kendimizi, sanki Antalya Lara’daki evimize gelmişiz gibi hissettik.

 

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz

Titanic Beach Hotel Lara, meşhur hikayedeki gemiden esinlenerek yapılmış Türkiye’nin en konsept ve “instagram-friendly” otellerinden biri. Buradan paylaşımlar yaptığımızda, fark ettik ki, tesisin ana binasının gemi şeklindeki ucunda kollarını açarak bir kare poz çektirmeyene, tatilini yarım yapmış gözüyle bakılıyor 🙂 Arkadaşlarımızdan ve takipçilerimizden gelen büyük ısrar üzerine, dolduruşa geldik ve sonuç için bakınız: Yazının başındaki ilk fotoğrafımız! 🙂

Otelin her yeri instagramlık kareler çekmeye çok elverişli derken abartmıyorum. Bakınız sabah kahvaltıya giderken, bu kez de dümene geçip, gemi kaptanlığına özenmişim:) Diyeceğim odur ki, burada bol bol harika kareler çekmeye ve çektirmeye hazır olun. 🙂

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-kaptan

Bu sefer bir değişiklik yapalım istedik ve geçen seferki konakladığımızda bayıldığımız ve tesisin bence en orijinal ve güzel odaları olan ve balkonundan kendinize özel merdivenlerle direkt havuza girilebilen “Anex villaları” yerine, ana binada konaklamayı tercih ettik.

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz

Gemi burnu şeklindeki binanın ön kısmındaki, devasa balkonlu Suit odalardan birine yerleştik. Manzara gerçekten de bir gemideymiş hissi veriyor ve burada içiniz eksta bi’ kıpır kıpır oluyor. Odamızın o kadar büyük bir terası var ki insan hiç aşağıya inmese ve bütün günü burada güneşlenerek geçirse de olur yani. Tesisin her tarafını değerlendiriken çok fazla odada zaman geçiremesek de, kahvaltımızı bir sabah odamızda yapıp, bu terasın hakkını sonuna kadar verdiğimizi düşünüyoruz.

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz-kahvalti

Eşimle beraber biz iki “havuzsever” olarak Titanic Beach Hotel Lara’nın birbirinden büyük ve güzel havuzlarından, genelde en devasa olanını yani “ana havuzu”nu tercih ettik. Bu havuzun kenarına yapılan ve günlük olarak kiralanan, size özel garson hizmeti alabildiğiniz cabana‘larda, bu görkemli “cruise” manzarasına karşı keyif yapmak, inanın öyle her yerde bulamayacağınız bir ayrıcalık.

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz-cabana

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz

İlk ziyaretimizden sonra inşa edilmiş olan iskeledeki cabana’lar da çok keyifli. Hele de o meşhur Antalya sıcağında, denşzşn üzerinde olduğunuz için, hafiften hissedilen meltem esintisiyle püfür püfür… Denizin üzerine doğru uzayan şekilde tasarlanmış halat ağların üzerine uzandığınızda ise, halat düğümleri arasından denizi gördüğünüz için, sanki havada duruyormuşsunuz gibi bir his oluşuyor. Yastıklarımızla buradabol bol güneşlenip keyif yaptık.  Hemen yanında rahat şezloglar ve minderler varken, ilk başta ağların üzerinde uzanma fikri uzak gelse de, bunu da her yerde bulamazsınız söyleyeyim! 🙂

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz

Titanic otellerinin bence en kuvvetli tarafı “yeme-içme”. Oteller zincirinin sahibi olan Aygün Ailesi bu konuda çok titiz ve yemeklerin lezzetinin maksimumda olması için, inanılmaz ama gerçekten de, her biriyle tek tek ilgileniyorlar. Tesiste konaklamamız sırasında özellikle sabah kahvaltılarındaki efsanevi Kıymalı Börek ve Menemen ile kalbimizi resmen çaldılar. Her gece, sabah kahvaltısındaki o menemen ve çıtır çıtır kıymalı böreğe bir an önce kavuşmak için inanın büyük bir mutluluk ve heyecanla uyuyordum. Bu arada otelin yatakları inanılmaz rahat. Benim gibi boyun ve bel ağrısı problemi yaşıyorsanız, oda servisinden kendinize ortopedik yastık rica edin. Kafanızı koymadan uyuyorsunuz:)

Sabahları bu tarz tesislerde, normalde odadan çıkması bayağı bir zaman alan ben, iki dakkada kapıda hazır ve de nazır bir şekilde kahvaltıya gidiyoruz diye rekorlar kırıyordum. Eşim beni daha önce hiç böyle “speedy gonzales” modunda görmediği için şok tabi! 🙂

Açık büfe servisleri çok kuvvetli ve çeşit olarak da çok zengin. Bunun yanında a la cart restoranlardan da Balık ve İtalyan restoranları deneyimledik. İtalyan restorandaki Ravioli aklımızda yer etti. Balık restoranında da yöreden özel olarak temin edilen taze balıklarla sundukları Levrek ve eşimin tercihi olan somon muhteşemdi diyebilirim.

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-balik-restaurant

Yemeğin kapanışını ise illa ki bir kaymaklı ekmek kadayıfıyla yapın derim. Gece gece instagramda paylaştığımda, o saatte kaç kişinin mutfağa ziyarete gitmesine sebep olduğunu, gelen yorumlardan sayamadım artık:)

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-ekmek-kadayifi

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz

Burada konaklayacaklara bir tüyo : özellikle sahildeki restoranda döner ve lahmacun-pide çeşitlerini mutlaka deneyin. Bu konuda çok ama çok başarılılar.

Çocuklar ve içindeki çocuk ruhu muhafaza edenler için, keyifli bir su parkı ve Korsan gemisi konseptli kaydırakların da bulunduğu otelin, sahile bakan kısmındaki bakımlı çimenlerle kaplı yemyeşil futbol sahası olan bölümünde, açık havada nişan düğün gibi özel davetler de veriliyor.

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-havuz

Sonuç olarak Titanic Beach Hotel Lara’daki ikinci deneyimimi tek bir cümle ile özetlemek istiyorum: “Bu otel, ruhu olan çok huzurlu bir otel” ve Üşengeç Şefiniz kesinlikle öneriyor.

titanic-deluxe-lara-hotel-antalya-usengec-sef

Beef and Fish (Doğan Burda) – Dilek Yeğinsü yazısı

0
Dilek Yeğinsü - Üşengeç Şef gastronomi yazısı -Beef and Fish dergisi-Doğan Burda Dergi Grubu

Dilek Yeğinsü - Üşengeç Şef gastronomi yazısı -Beef and Fish dergisi-Doğan Burda Dergi Grubu
Beef and Fish Dergisi (Doğan Burda Dergi Grubu)
Dilek Yeğinsü / Üşengeç Şef Yazısı

Titanic Deluxe Belek

1

Hani her sanatçının bir ustalık dönemi olur ya… Senelerin getirdiği tecrübelerini, bilgi ve birikimlerini, yaşanmışlıklarını, son eserlerinde mükemmeli yakalamak adına kullanır ve ortaya da müthiş bir sonuç çıkar, işte Titanic Deluxe Belek de, Titanic Deluxe Bodrum da, Aygün Ailesi’nin, Titanic oteller zincirindekindeki ustalık eserinden olmuş bence.

Bundan 2 sene evvel Titanic Beach Lara Hotel’i ilk ziyaret ettiğimiz sırada, otelin o zamanki Genel Müdürü’nün ricası ile henüz yeni açılmış olan Belek’i de ziyaret etmiş ve çok beğenmiştik. Ancak geçtiğimiz son 2 senede de işler haricinde yine Antalya tarafına gelme fırsatımız olamamıştı ki, bu kez tekrar bu dünya güzeli şehre gelince seyahatimizi biraz uzun tutup bu oteli de baştan sona deneyimlemeyi kafaya koyduk.

titanic-deluxe-belek-havuz-deniz-suyu-bikini-mavi

Belek’deki Titanic otel, doğal bir nehrin yanında, öylesine geniş bir alana kurulmuş ki, içinde dolaşırken git git bitmiyor. Kumsal ile ana otel binası arasında göz alabildiğine uzanan yemyeşil golf sahaları var ve sahile ulaşım nehir üzerinden 10 dakikada bir kalkan, katamaran veya hızlı botlar ile sağlanıyor.  3 dakikalık bir nehir gezisi yaparak, işte sahildesiniz. Biz zaten genelin aksine, deniz yerine havuzu daha çok seven bir çift olarak tabii ki bu göre avantaj bazılarına göre dezavantaj sayılabilecek durumu, hiç sıkıntı etmedik, aksine katamaran ile nehir boyunca seyahat etmekten de, etrafında fotoğraf çektirmekten de  çok keyif aldık.

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-nehir-hisar-restaurant

70 metrekarelik deluxe konseptli odamız, 2 ön balkonlu, gayet geniş, ferah, yeni ve konforlu bir odaydı. Bizim gibi düzen takıntılı bir çift için, içinde ayrı bir giyinme odası olması ise mutluluk verici bir ayrıntıydı. Bu segmentteki otellerde bu tarz özel giyinme odaları ve geniş banyo-tuvaletler benim olmazsa olmazım haline geldi. Lara’daki Titanic Deluxe Bodrum’dan sonra burada da oda içi tasarımdan gayet memnun kaldım.

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-oda

Yatak ise oldukça geniş ve bir o kadar rahattı. Bir de oda servisinden kendime ortopedik yastık rica edince, normal uyku problemi yaşayan ben bile, yastığa kafamı koyar koymaz uyumanın ve dinlenmenin tadını çıkardım. Balkon manzaramızdan nehri seyrederek gün batımını da izlemekse ayrı keyifliydi.

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-havuz

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-

594 odalı otel, 170 bin metrekarelik, inanılmaz büyük bir alan üzerine kurulu. Benim neredeyse bir göl kadar büyük olduğunu, oradayken yaptığım instastories yayınlarında da takipçilerime gösterdiğim, devasa bir ana havuzunun yanında, sadece yetişkinlerin girebildiği bir havuz bölümü, çocuklar için ayrı bir su parkı alanı ve kapalı sıcak su havuzu dışında, deniz suyundan arındırılarak minerallerle zenginleştirilmiş ve tropikal peyzaj düzenlemesi ile de adeta bir vaha görünümündeki SPA bölümünden girilen özel havuz da bizim favorimiz oldu.

Otelin sahibi Aygün Ailesi, zamanında Almanya’ya, özellikle de, Berlin’e döneri ilk götüren kişilerden… Berlin’e yolu düşen her Türk’ün mutlaka uğradığı Hasır Restoranlarının da sahipleri aynı zamanda… Böyle olunca yeme-içme konusunda yılların getirdiği bu tecrübe ve titizlik, otele de yansımış durumda. Havuz etrafındaki Snack restoranda bir gün tavuk döner, diğer gün et döner çıkıyor. Döner-burger yine buraya has, çok lezzetli bir opsiyon olarak denenebilir.

titanic-deluxe-belek-doner-hisar-restaurant

3 adet A la carte restaurant’tan Berlin’deki ile aynı isme sahip olan Hasır’da gündüzleri döneri, porsiyon şeklinde, burger içinde ya da İskender olarak alabiliyorsunuz. Ancak gerçek bir hamur işi düşkünü olarak, gündüzleri havuz başı keyfinizi tamamlaması için benim sizlere özel tavsiyem, illa ki Kayseri mantısı, lahmacun ve pide çeşitlerini denemeniz olacak.

 

Otelde açık büfe ana restaurant haricinde 3 adet a la carte restaurant olduğunu söylemiştim. Bunlar İtalyan, Türk ve Balık konseptliler. Otel müşterileri bunların hepsinden ücretsiz olarak, sadece akşam için rezervasyon yaptırarak faydalanabiliyor. Balık ve Türk restoranları az önce bahsetmiş olduğum nehrin kenarında konumlanmış haldeler ve gün batımında burada ambiyans rüya gibi oluyor söyleyeyim.

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-lahmacun-doner

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-havuz

Bu restaurantların haricinde otel bünyesinde bir de, ekstra kuver ücreti ile girilen ve sınırsız et yiyebildiğiniz Beef-Grill Steakhouse da bulunuyor. Özellikle sıcak ve sempatik personeli  ve sunumları ile son dönemde Türkiye’deki steakhouse’lar arasında en başarılı bulduklarımdan biri olduğunu söyleyebilirim. Enfes ev yapımı kızarmış patateslerini de mutlaka deneyin, çünkü böylesine lezzetlisini, inanın her yerde bulamazsınız.

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-restaurant

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-steakhous-beef-club

Tesisin iç kısmında, çocuk kulübü ve kocaman bir oyun merkezi dışında, maç izlemeyi ve bira içmeyi sevenler için bir Irish Pub, kahve tutkunları ve kağıt-okey oyunu düşkünleri için “Bebek Kahvesi” gibi bölümler ve alışveriş yapılmasına olanak sağlayan giyim, ayakkabı ve aksesuar mağazaları da var. Benim en çok hoşuma giden şey, bu bölümlerin ve avlunun, gerekli olması durumunda üstü kapanabilir, normalde bir sokak misali açık ve havadar yerler olarak tasarlanmış olması oldu. Özellikle 12 ay boyunca hizmet veren bu tarz otellerde, çok sıcak havalarda üstü kapatılarak klimalar ile soğutulup, soğuk ya da yağışlı havalarda ise adeta bir kış bahçesi moduna dönebilmesi çok iyi düşünülmüş.

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-dondurma-havuz

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-kumsal-usengec-sef

Otelin içinde zaman geçirmekten en çok keyif aldığım yeri deniz suyu ile doldurulduğunu söylediğim özel havuzu oldu. İçinde jakuzi ve su fıskiyesi bölümleri de olan havuzda, beni unutabilirsiniz arkadaşlar, hiç sorun değil yani 🙂

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-deniz-suyu-havuzu

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-havuz-cabana

Dedim ya, Titanic Deluxe Belek gerçekten de çok büyük bir alana yayılmış bir tesis. Her bir köşesini gezmek neredeyse bir haftanızı alabilir desem abartmış sayılmam. Siz de benim gibi tatilde, özellikle kafa dinleme ihtiyacı olanlardansanız, uçsuz bucaksız havuzun kenarında konuşlanan ve sadece size özel atanmış garsonların hizmet verdiği Cabananızda, ice coffee’nizi yudumlarken ister gönlünüzce güneşlenin, ister gölgede uzanıp kitabınızı okurken, ruhunuzu dinlendirin.

titanic-deluxe-belek-hotel-antalya-nehir-katamaran

Konakladığınız süre boyunca kaliteli malzemelerle hazırlanmış, birbiriyle lezzet anlamında yarışan yemekleri, konforlu ve geniş odaları kadar, nehir kenarında romantizmi doruklarda hissettiren restoranları ile Belek bölgesi için bu otel, kesinlikle güzel bir alternatif.

Titanic Deluxe Belek İletişim Bilgileri

Adres: Üçkumtepesi Beşgöz Caddesi No: 72/1 Kadriye/Belek Antalya
Tel: +90 242 710 44 44

Final Four 2017’de Fenerbahçe Ülker Final’de

1

Basketbol, altın çağını ülkemizde, benim çocukluğumda televizyonda yayınlanan Beyaz Gölge isimli filmle yaşamıştı. O dönem ağabeyimden biliyorum, fırsat olan her köşede gençler basketbol oynar, devamlı NBA maçlarının yıldızlarını takip eder, havada kaç saniye kalmış, kaç metre yükseğe uçmuş, sadece bunlar konuşulurdu. Spor yapan insan serserilik yapmaz, boş dolaşmaz ve sağlıksız şeylere özenmez ya hani? İşte aynen öyle çok güzel zamanlardı onlar… Şu anda belki ülkemizde, futbol kadar popüler olmasa da Michael Jordan’larla, Shaquille O’neal’lerle, Charles Barkley’lerle büyümüş benim gibi bir nesil için basketbolun yeri her zaman çok ayrı… İşte tam da bu sebeple, Ülker‘in özel davetlisi olarak 2017 Final Four‘u izleyeceğimiz için çocuklar gibi şendik.

final-four-2017-ulker-fenerbahce-usengec-sef

Hatta sosyal medyadan da takip edenlerinizin bildiği gibi, Final Four basketbol müsabakalarının, ilk günü coşkusunu, bizzat yerinde yaşayabilmek için, Antalya tatilimizi yarıda kesip, dün İstanbul’a döndük ve havaalanından eve uğrayıp, bavullarımızı bıraktıktan sonra, ayağımızın tozuyla soluğu Ataköy Sinan Erdem Spor Salonu’nda aldık.

Fenerbahçe Ülker, daha önce de Final Four’da final heyacanı yaşamış, ilk sene Madrid’de ev sahibi Real Madrid‘e, geçen sene de son saniyelerde CSKA‘ya kaybetmişti. Bu iki takımın da bu sene yine 4 takım arasında olması, belki de kaderin bir cilvesi, ezeli rakip Yunan Olimpiakos‘un son takım olması öbür cilvesi, finalin de İstanbul’da olması da belki de rövanş için bir işaretti. Ay hadi inşallah! 🙂
final-four-2017-ulker-fenerbahce-usengec-sef
Salondaki yerimizi alıp ilk maç olan CSKA – Olimpiakos maçını izlemeye başladık. CSKA özellikle favori olmasına ve tüm maçı baştan sona önde götürmesine rağmen son saniyelerde farkı kapatan Olimpiakos’un nefes nefese geçen skor rallisini lehine bitirmesi ile adeta şok oldu. Tüm maç boyunca CSKA’ya karşı Türk taraftarların da desteğini alan Yunanlılar’ın en büyük motivasyon kaynağı, maç boyu bitmeyen tezahüratları ile ateşli Yunan taraftarlar oldu.
final-four-2017-ulker-fenerbahce-usengec-sef
final-four-2017-ulker-fenerbahce-usengec-sef
Dün yapılan ikinci maçta, gururumuz Fenerbahçe,  takımın başında en büyük avantajımız olan ve taraftarın da büyük saygı ve sevgi duyduğu Teknik Direktör Obradovic önderliginde, maça ağırlığını koyup, skorun kapanmasına izin vermeden, hatta zaman zaman farkı 15 sayılara kadar yükselterek, 84-75 maç skoruyla, özellikle 19 Mayıs gibi bu çok özel günde, bence rahat ve kendinden emin bir galibiyet aldı. Bu maçları, bu ambiyansta izledikten sonra artık rahatça söyleyebilirim ki, bu kupa artık bizimdir ve İstanbul’da kalacağına inancım sonsuz! 🙂
final-four-2017-ulker-fenerbahce-usengec-sef
Eşim sayesinde normalde severek takip ettiğim futboldan son dönemde soğuyan biri olarak, şu gözlemimi de iletmek isterim; basketbol halen Turkiye’de bu düzeyde izlenen en kaliteli spor dalı bence. Kadını-erkeği, çocuğu-genci-yaşlısı, hep beraber küfürsüz tezahüratlarla yankılanan, kaliteli ve güzel bir  salonda, keyifle maç izleme imkanı sunulması, beni basketbol maçlarına bundan sonra daha sık gelme konusunda da oldukça heyecanlandırdı diyebilirim.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı milletçe kutladığımız gün, bize galibiyeti yaşatan Fenerbahçemiz’e, yarınki Final Four 2017’nin büyük final maçında da şimdiden bol şans diliyorum. Haydi gençler! O kupa buraya gelecek! 🙂
     final-four-2017-ulker-fenerbahce-usengec-sef

Üşengeç Şef Gürkan Şef’le Mangal Keyfi Programında

1

Bundan tam 2 hafta önce, Üşengeç Şef, “Etin Jönü” kabul edilen, Sevgili Gürkan Şef ile Mangal Keyfi programı için,  televizyon ekranlarındaydı. Yayın öncesinde Instagram hesabım olan @UsengecSef’den haber verdiğim için, sıkı takipçilerimin neredeyse tamamı,  program saatini veya tekrarlarını bu sayede kaçırmamış oldu. Şansına ekranlarında beni gören ve ilgiyle sonuna kadar izleyenlerden de, bi’ dolu harika tebrik mesajları aldım ve inanın her birine çocuklar gibi sevindim. Hepinizin benden artık bir televizyon programı beklediğinizin farkındayım. Bakalım bakalım! Her an bir sürpriz yapabilirim, belli mi olur? 🙂

Bu arada “Çocuk” demişken, 23 Nisan günü bir program yapar da, Saygıdeğer Atamızın, çocuklara armağan ettiği ve bu özelliğiyle dünya üzerindeki tek evrensel çocuk bayramı olma özelliğini taşıyan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı da,  yayın esnasında minik kardeşlerimizle kutlamaz mıyız? Tabi ki de kutladık. Hem de el yapımı burgerlerle, pastalarla… Yani en sevdikleri lezzetlerle… 🙂

Maçka Parkı’nın bol oksijenli şaheser atmosferinde gerçekleşen çekimde, Gürkan Şef’le keyifli sohbetler ettik, bol bol da güldük, eğlendik. Bu esnada da öncelikle onun o meşhur mangalında enfes bir Kıymalı Yumurta hazırladık. Sonrasında da onun kendine özgü formülüyle, Yaz günlerinde çok ihtiyaç duyulan ferahlatıcı lezzette, naneli fesleğenli, limon kabuklu ve manda yoğurtlu bir ayran yaptık. Hazırlaması çok pratik olan bu ayranı sizler de evlerinizde kolayca yapabilirsiniz. Sadece tüm malzemeleri üzerine biraz su ve yeterli miktarda su ekleyerek blender’dan geçirmeniz yeterli 🙂

gurkan-sef-usengec-sef-dilek-yeginsu-tv-programi

Sohbetimizin ilerleyen dakikalarında izleyicilere olan sürprizimizin artık zamanının geldiğine karar verdik ve minikleri de çekimimize davet ettik. Beden öğretmenleriyle gelen 3 ufaklığın yanında, dünya çocuklarını temsilen 2 tane de Suudi Arabistanlı çocuk vardı ki, daha çok küçük olduğu için tezgahın arkasında kalanı görmeliydiniz, fırsattan istifade ne zaman baksak, kamera açısından kayboluyordu yavrucak! En alttaki fotoğrafta görünmeyen çekik gözlü melez bıcırıkdan bahsediyorum:)

gurkan-sef-usengec-sef-dilek-yeginsu-tv-programi

Gürkan Şef onlara kendi elcağızlarıyla hazırladığı mini köftelerle mini burgerler yapmayı gösterdi ve hazırlık aşamasına eşlik etmeleri için teşvik etti. Eh çocuklara da, büyüklerin gözetiminde biraz sorumluluk vermek lazım! İşin komiği, kendileri de sürece dahil olunca, aralarındaki normalde burger sevmeyen çocuklar bile, ilkini afiyetle yedikleri gibi, gelip bir de ikincisini istediler, bunu gören anne-babaları ise gözlerine inanamadılar. Tabi bunda Gürken Şef’in köftelerinin eşsiz lezzetinin de önemi büyük. Bu çok özel bayram gününü kutlamak üzere, sonrasında keseceğimiz pastayı gördükleri an ise, hepsinin ilgisi sadece pastaya döndü ve dünyayı görmez oldular. “Çocuk işte!” diyeceğim ama, itiraf edeyim ki, ben de hala böyleyim. Her şeye dayanabiliyorum da, hamurişi ve tatlı dediniz mi akan sular bende de duruyor! 🙂

gurkan-sef-usengec-sef-dilek-yeginsu-tv-programi

Üşengeç Şef ile Gürkan Şef’in Mangal Keyfi programını buraya tıklayarak siz de izleyebilirsiniz.

Zorlu PSM Caz Festivali ile Caza Doyacağız

1

Sevgili Cazseverler! İstanbul’a yakışır kalite ve büyüklükteki biricik Performans Sanatları Merkezimiz Zorlu PSM’de, 3-12 Mayıs 2017 tarihleri arasında gerçekleşen Caz Festivali boyunca caz çatısı altında, elektronik, etnik, funk, indie, klasik, pop ve rock gibi müzik türleri arasında coşmaya hazır mısınız? Üstelik bu festivalde sadece müzik performanları değil, konsept partiler, paneller ve atölyeler gibi ücretsiz yan etkinlikler de yer alıyor.

zorlu-psm-konser-caz-festival-jazz-festival-konser

Zorlu PSM Caz Festivali’nde performans sergileyen müzisyenler hakkında da biraz bilgi vermem gerekirse; program kapsamında İskandinav cazının babası olarak tanımlanan, ayrıca new age ve dünya müziği de yapan Norveçli usta saksafoncu Jan Garbarek, Hintli perküsyoncu ve besteci Trilok Gurtu, Grammy ödüllü piyanist Michel Camilo ve İspanyol flamenko virtüozü Tomatito, çağdaş klasik müzik ve dünya müziğinin en saygın isimlerinden biri olan Alman multi-enstrümantalist sanatçı Stephan Micus gibi dünyaca ünlü pek çok ismi burada canlı izleme fırsatını yakalayabilirsiniz.

beth-hart-zorlu-psm-konser-caz-festival

Ayrıca Okay Temiz‘in Türk folklörü ve sufi müziğinden ilham alırken, caz müziğini doğaçlamayla birleştiren projesi “Oriental Wind”, “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” adlı Nezih Ünen imzalı belgesel filmin müzikleri, Önder Focan ve Şallıel Kardeşler’in ortak projesi Funkbook, Hologram İmparatorluğu ile ilk albümü Develerle Yaşıyorum’daki başarısını devam ettiren Gaye Su Akyol, gibi daha pek .ok sevilen sanatçı, 12 Mayıs tarihine kadar Zorlu PSM’de müzikseverlerle buluşuyor. Ben de yoğun seyahat programıma rağmen, festival ruhunu bizzat yerinde yaşamak için kendime dünyaca ünlü kadife sesli soul, rock ve blues şanatçısı Beth Hart’ın 10 Mayıs akşamı gerçekleştireceği konseri seçtim.

okay-temiz-oriental-wind-zorlu-psm-konser-caz-festival

Konser programına paralel olarak, ücretsiz film ve belgesel gösterimleriyle de Zorlu PSM Amfi ve Ana Tiyatro’yu yine müziğin başrolde olduğu, adeta bir sinema merkezine çeviren Zorlu PSM’de festivalin ilk gecesindeki  ücretsiz etkinlikler arasında Blues Brothers film gösterim, vardı. Çok istedim ama kaçırdım maalesef.

gaye-su-akyol-sarki-konser-zorlu-psm

Diğerlerini kaçırmayalım bari derseniz, yine aynı şekilde mesela bu akşam, yani 6 Mayıs Cumartesi günü ise, sizleri Zorlu PSM Ana Tiyatro’da Türkiye’nin en büyük sinema perdelerinden birinde, üç filmlik ücretsiz bir maraton bekliyor:

  • K. Simmons’a En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını getiren muhteşem oyunculuğuyla akıllara kazınan filmi “Whiplash
  • Nick Cave’in dünyadaki 20.000. gününe şahitlik eden “20.000 Days On Earth” ve
  • Asif Kapadia’nın yorumuyla, çarpıcı bir Amy Winehouse portresi sergilediği belgesel filmi “Amy”.

amy-movie-film-amy-winehouse-sinema-belgesel-zorlu-psm

Ücretsiz workshop’lar, konserler, partiler, paneller ve plak pazarından oluşan yoğun yan etkinlik programı bulunan bu festivalde, ayrıca Beden Perküsyonu Atölyesi ve Swing İstanbul eğitmenlerinin eşliğinde gerçekleşecek Swing atölyesine de katılabilirsiniz.

zorlu-psm-caz-festivali-jazz-festival-konser

Festivalde gerçekleşecek konserler ve bilet ücretleri kadar, ücretsiz sinema gösterileri partiler ve paneller için de Zorlu PSM’nin web sitesine göz atabilirsiniz.

“La La Land”in Şarkısı “City of Stars”ı Seslendirdim

1

Müziği çok sevmeme rağmen, itiraf etmeliyim ki, müzikallerle öyle pek aram yoktur. Oscar kazanan filmler için de, karşıma sanki ağır bir sanat film çıkacakmış da, gidince sıkılıp sinema salonunda uyuyakalacakmışım gibi biraz önyargılarım vardır. Ama La La Land (Aşıklar Şehri) filmine, artık oyuncularını çok sevdiğimden mi, yoksa ilk duyduğum anda aşık olduğum şarkısı “City of Stars” sayesinde  mi bilemem ama, öyle büyük sempati duydum ki anlatamam. Ama durun! Öyle ısrar ettiniz ki, yine de biraz anlatmaya çalışayım en iyisi. :))

la-la-land-city-of-stars-film-sarki-usengec-sef-cadde-sanat

“La La Land” Filminin Konusu

Spoiler vermeden çok kısaca konusunda bahsetmem gerekirse, filmde, aklı fikri “caz” olan, hatta caz sevmeyen insanları anlayamayan, bu müzik türünün, artık geçmişte kalan eski ihtişamlı döneminin bittiğini kabul etmek istemeyen ve özgürce müzik yapabileceği bir caz kulübü açma hayaliyle yanıp tutuşan, aşırı idealist bir caz piyanisti olan Sebastian rolünde Ryan Gosling, inanılmaz bir performans sergiliyor. Kendisini The Notebook (Not Defteri) filminden beridir çok severim zaten. Diğer tarafta da, çocukluğundan beri oyuncu olmak isteyen, ama bir türlü başarıya ulaşamayan garson kız Mia rolündeki Emma Stone var ki.. Başlarda biraz didişiyorlar, sonrasını kendiniz izleyin en iyisi. Daha önce henüz fırsat bulamadıysanız tabi 🙂

“City of Stars” Şarkısı Kalp Ben

Yazımın başında da bahsettiğim gibi La La Land‘in Soundtrack‘inde Ryan Gosling ve Emma Stone’un bizzat seslendirdiği “City of Stars” şarkısını o kadar çok içselleştirdim ki, değerli müzisyen arkadaşım Can Lüleci‘yle birlikte, Kadıköy Bağdat Caddesi’nde kurucusu olduğu Cadde Sanat Merkezi‘nde geçtiğimiz Cumartesi günü çok spontane bir şekilde buluşup, bu güzel şarkıyı birlikte coverladık. Ve açıkcası bundan öyle büyük keyif aldık ki, “Hiç provasız böyleysek, acaba Cadde Sanat’ın bu sene Haziran ayında gerçekleşecek olan geleneksel konserinde, önceden çalışarak birlikte bir şarkı mı söylesek?”  diye de  bir motivasyon geldi valla bize. Benim yoğun seyahat programım izin verir mi bakalım, beraber göreceğiz.

İşte sizin için ilk şarkımızın videosu aşağıda…. Performansımızı beğenirseniz, Youtube kanalıma abone olmayı ve “Beğen” tuşuna basmayı da unutmazsınız değil mi? 🙂

Cadde Sanat Merkezi

Adres: Bağdat Caddesi Kazım Özalp Sokak Koşar İş Hanı No:15/B D:7-8 Şaşkınbakkal Kadıköy İstanbul
Tel: (0216) 302 40 02
E-mail: [email protected]

Ramazan Hangi Gün? 2017’de İlk Oruç Ne Zaman?

2

Allah nasip ederse, bu sene de “Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan!” dememize az bir süre kaldı. Geçen sene bu zamanlar ona hitap ederken, neden “Şehr-i Ramazan” denildiğini anlatmıştım, kimler hatırlıyor bakalım? Peki peki! Sizi yormayayım, Arapça’da “şehir” kelimesi, bizdeki “ay” manasına geliyormuş da ondan! Recep, Şaban, Ramazan sıralamasıyla giden 3 ayların sonuncusu olan Ramazan’a neden “11 ayın sultanı” denildiğini, bilen var mı aranızda desem? Kur’an’ın indirilmeye başladığı ay olması, oruç ibadetinin bu ayda yerine getiriliyor olması ve Kur’an’da “bin aydan daha hayırlı” olduğu bildirilen “Kadir Gecesi”nin de yine Ramazan ayı içinde bulunması, onun daha özel bir öneme sahip kabul edilmesinin sebeplerinden bazıları…  Biliyorsunuz ki, “Ay” yılını esas alan Hicri Takvim ile “Güneş” yılını esas alan Miladi Takvim arasında 11 günlük bir fark olduğu için, her sene oruç ayında değişiklik yaşanıyor. O yüzden durun, bi’ tahmin edeyim! Bence şu an en çok cevap aranan sorular şunlar: Bu sene  Ramazan hangi gün başlıyor? İlk oruç hangi tarihte tutuluyor? 2017 Ramazan Bayramı ne zaman? Öyleyse haydi sırasıyla başlayalım cevaplara:

ramazan-ne-zaman-2017-ramazan-bayrami-hangi-gun

2017’de Ramazan Ne zaman Başlıyor?

Bu yıl Ramazan ayı, 27 Mayıs 2017’de, yani bu ayın son Cumartesi günü başlıyor.

Yani 2017 yılında ilk sahura 26 Mayıs gecesi kalkılacak ve bu durumda ilk oruç 27 Mayıs  Cumartesi günü tutulacak.

Bu konuya açıklık getirdiğimize göre, özellikle seyahat programı yapmak isteyenlerin en çok merak ettiği bir diğer önemli husus olan bayramın hangi günlere denk geldiğine bakalım mı beraber? “Ay inşallah hafta içine geliyordur!” dediğinize duyar gibiyim ama, bu sene bence çok da heveslenmeyelim.:) Neden mi? İşte sebebi…

2017’de Ramazan Bayramı Hangi Günlere Denk Geliyor?

Ramazan Bayramı’nın ilk günü olan 25 Haziran 2017, bu sene Pazar gününe yani hafta sonuna denk geliyor. Ramazan Bayramı’nın ikinci günü 26 Haziran 2017 Pazartesi’ye ve üçüncü günü de 27 Haziran Salı gününe denk geliyor.

Bu durumda kısaca listelemek gerekirse, bugün itibariyle;

 2017 Dini Gün ve Bayramları

  • 27 Mayıs 2017 – Cumartesi Günü Ramazan Ayının Başlangıcı
  • 21 Haziran 2017- Çarşamba Günü  Kadir Gecesi
  • 24 Haziran 2017- Cumartesi Günü – Arefe Günü
  • 25 Haziran 2017– Pazar Günü – Ramazan Bayramı 1. Gün
  • 26 Haziran 2017- Pazartesi Günü – Ramazan Bayramı 2. Gün
  • 27 Haziran 2017 – Salı Günü – Ramazan Bayramı 3. Gün
  • 31 Ağustos 2017- Perşembe Günü – Arefe Günü
  • 1 Eylül 2017 – Cuma Günü – Kurban Bayramı 1. Gün
  • 2 Eylül 2017 – Cumartesi Günü – Kurban Bayramı 2. Gün
  • 3 Eylül 2017 – Pazar Günü – Kurban Bayramı 3. Gün
  • 4 Eylül 2017 – Pazartesi Günü – Kurban Bayramı 4. Gün

Şimdiden bolluğunu ve bereketini de beraberinde getirmesi ve  hayırlı iftarlarda, Ramazan coşkusunu aileniz ve tüm sevdiklerinizle bir arada yaşamanız dileğiyle…

Duayen Oya Tolga’dan Birebir Makyaj Dersi Aldım

2

Makyaj denilince aklıma gelen ilk isim, nezaket ve asalet timsali Sevgili Oya Tolga‘dır… Nasıl olmasın? Bundan yıllar yıllar önce, üniversite sınavında aldığım yüksek puan sayesinde İngilizce hazırlık okumaya hak kazandığımda, daha 15 yaşında , İTÜ’lü olmamın şerefine, ailemden sadece “bi’ denemelik” izin aldığım modellik sürecimde,  o dönemin en prestijli modellik ajanslarından biri olan Başak Gürsoy’a kaydolmuş ve benim ilk katalog çekimindeki, ilk profesyonel makyajımı Oya Tolga yapmıştı ki, o büyük günü hiç unutamam. Kendisi Ajda Pekkan‘dan, Zeki Müren’e, dönemin top modeli Cindy Crawford‘dan, Barış Manço’ya, siyasetin önde gelen isimlerinden, Kenan İmirzalioğlu gibi genç kızlarımızın bayıldığı jönlere kadar, yıllar içinde kimlere kimlere makyaj yapmış bir yaşayan efsane…

oya-tolga-makyaj-kursu-ozel-ders-usengec-sef-gelin-makyaji

Eğitime büyük önem veren Oya Tolga, Notr Dame de Sion, Nişantaşı Kız Lisesi ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ni (şimdiki adıyla Mimar Sinan Üniversitesi) bitirdikten sonra, Paris’te “Jean Piere Florimont”, “Jean d’Estrees Esthetique Visagisme” ve Londra’da “The Park School of Beauty Therapy” okullarından mezun olmuş.  Kendisi Türkiye’de kozmetik, sinema televizyon, tiyatro makyajı üzerine, dile kolay “yarım asırlık” (sayı ile 50 yıl) bir kariyere sahip, emsalsiz bir “make-up artist” ve bu konuda gerçek bir duayen.

oya tolga, makyaj, makyaj dersi, makyaj kursu, ajda pekkan

Oya Tolga, kendi Makyaj Stüdyosunda birebir verdiği profesyonel makyaj eğitimleri ile yılların getirdiği bu bilgi ve birikimini genç makyaj sanatçılarına aktararak, yeni profesyonellerin yetişmesine olanak sağladığı gibi, ev kadını-iş kadını fark etmez, bu konuya ilgi duyan ve kişisel olarak kendi yüzünü tanıyıp, en doğru şekilde makyaj yapmak isteyen tüm hanımlara, özel atölyesinde kişisel makyaj eğitimleri de veriyor. Burada aynı zamanda gelin makyajı, günlük makyaj ve özel günler için özel makyaj hizmetleri de sunuluyor.

oya-tolga-ozel-makyaj-dersi-cindy-crawford

Yanlış uygulamalar yapıldığında, makyaj yapılan ciltlerin aşınması, erken yaşlanması gibi risklerin  ortaya çıktığını söyleyen Oya Hanım, malzemeleri bilerek kullanmanın ve tekniği doğru öğrenmenin gerekliliğine inanıyor.  Bu kursta size hangi renklerin yakıştığını, doğru malzemeyi, gölgeleme ve aydınlatma tekniklerini ve katılacağınız ortamlara uygun makyaj yapmayı, ayna karşısında Oya Tolga ile birebir çalışarak öğreniyorsunuz. Mesela benim aldığım birebir eğitim, toplamda 3 saat olan ve 1’er saatlik 3 ayrı günden oluşan bir dersti. İlk derste kendisinden hem teorik, hem pratik bilgiler aldım. Sonraki derslerimizde öğrendiklerimi pekiştirmek için, yine onun eşliğinde, kendi üzerimde uygulama yapacağım ve aklıma makyajla ilgili gelen soruların en doğru cevaplarını, yine en doğru kaynaktan alabileceğim için çok heyecanlıyım.

usengec-sef-makyaj-dersi-oya-tolga

İşin en güzel tarafı, benim aldığım bu derslere giderken, kendi makyaj malzemelerinizi de yanınızda götürebiliyorsunuz ve onları nasıl kullanırsanız daha doğru faydalanabileceğinizi de size anlatıyor.

Eğitim öncesi size mini bir form doldurtarak imzalayıp kaşeliyor ve bu formu sakladığınız ve ilerde gösterdiğiniz takdirde, gelecek 10 yıl boyunca kendisine makyaj konusunda ücretsiz olarak danışabileceğinizi belirtiyor. Aynı formun arkasında, teorik olarak yüzünüzün hangi bölgesine nasıl bir uygulama yapılması gerektiğin renkli kalemlerle adeta bir kroki gibi bizzat çizerek anlatıyor zaten.

usengec-sef-deklancheur-dilek-kaan-yeginsu

Bu ders esnasında çektiğimiz videomuzu izlediğinizde siz de fark edeceksiniz ki, minimum derecede fırça kullanıyor. Kısacası o hünerli elleriyle, tek kelimeyle şaheserler ortaya çıkarıyor. Böyle bir sanatçıyı tanıdığım için öyle mutlu ve guruluyum ki…

İşte Oya Tolga’dan aldığım, birebir makyaj eğitiminin, ilk ders videosu:

Keyifli izlemeler! 🙂

Oya Tolga Make-up Studio
Adres: Vişnezade Mahallesi, Süleyman Seba Cd. No:77, 34357 Beşiktaş/İstanbul

Üşengeç Şef’in Geleneksel Fan Club Buluşması

12

Dile kolay 7 sene diyeceğim ama… Yoo! Aslında daha da uzun! Yıllarca kurumsal iletişim yöneticiliğini yaptığım, pek çok büyük şirketten sonra, 2009’da “Yılın Pazarlama Kampanyası” ödülünü kazandığımda, artık kurumsal hayatı zirvede bırakarak, kendi markamı oluşturmaya karar vermiş ve Üşengeç Şef’in temellerini taa o zamanlardan atmıştım aslında. İyi ki de yapmışım! Bugün “sosyal medya” aracılığıyla olduğu için, pek çok kişiye “sanal bir dünya” gibi gelse de, benim bu sayede “gerçek hayat”ta da bir araya gelmekten büyük keyif aldığım bi’ dolu arkadaşım oldu. İşte onlardan en özellerini “Üşengeç Şef Fan Club” adı altında bir araya getirdiğimiz geleneksel buluşmalarımızdan birini daha, geçtiğimiz ay gerçekleştirdik ve Bi Mutfak Kahvaltı’da bir araya geldik.

usengec-sef-fan-club-hayran-bulusmasi-

Öncelikle; Sosyal medya Influencerları arasından Üşengeç Şef’den başka, böyle bir Fan Club’ı olan ve geleneksel buluşmalar düzenleyen başka kimseyi görmedim tanımadım, o yüzden bu konuda kendimi biraz özel hissetmeme izin verin isterim naçizane… Biz, ağız alışkanlığı olarak adına “Fan Kulübü” desek de, iletişimde olduğumuz bir whatsapp grubumuz bile var ve ismine; “Üşengeç Şef Dostları” demeyi tercih ediyorum aslında. Daha da güzeli, biz sadece fotoğraftakilerle sınırlı değiliz, çünkü güzel ülkemizin dört bir köşesinden, üstelik genci-yaşlısı, kadını-erkeği fark etmeksizin, pırlanta yürekli pek çok insanla, gönül köprüleri kurabildiğim için benden mutlusu yok valla! Eskişehir’den Emel Hanım, İzmir’den Deniz Hanım, Denizli’den Ersin Bey, Sivas’dan Hatice Hanım, Instagram’da bana özel Fan Club sayfaları açan ve Instastories yayınlarımdan ekran görüntüleriyle devamlı içini süsleyen Sevgili Nazlı ve Beyzacım… Onlar saymakla bitmez ki… Her birine nazik ilgi ve alakaları için ve beni aileden biri olarak gördükleri için çok minnetttarım.

Gelelim Üşengeç Şef Fan Club Buluşmamıza…

Yazışmalarımız sonucu kendimize, buz gibi geçen Mart ayının son gününü büyük gün olarak belirlemiştik. Çünkü Nisan’la birlikte  Sevgili Damla, eşinin işi dolayısıyla şehir dışına taşınacaktı ve biz de artık bir an önce bir araya gelmek için sabırsızlanıyorduk zaten. Allah’ın şanslı kulu olduğumuz için, pırıl pırıl güneşli, harika bir günde Karaköy’deki “Bi Mutfak Kahvaltı”da, Nursen Hanım, Sevinç Hanım, Edebali, Figen Hanım ve Birol Bey, Eren ve Damla ile her yıl olduğu gibi, yine bir aradaydık işte! Üstüne üstlük sadece bu buluşma için, çalışkan minik aşçı Burçin de üşenmemiş ve günü birlik olarak Bursa’dan gelmişti ve bu sayede ilk kez o da aramızdaydı. Yuppii! “Görmeniz lazım” diyeceğim ama fotoğraflardan da görüyorsunuz zaten, birbirimize kavuştuğumuza öyle sevindik ki, tüm gün mutluluktan hepimizin ağzı kulaklarındaydı. Önce keyifli bir kahvaltı ettik, ardından da çayımıza eşlik eden bol nutellalı pancake’lerle sohbetimiz daha da tatlandı.

on-numara-kahvalti-pancake-nutella

Eğer buluşmamız hafta sonu olabilse, bizi görmek için, geçmişte defalarca yaptığı gibi, yine hiç üşenmeden, taa Zonguldak’tan 6-7 saat yol gelmeyi hiç gözünde büyütmeyen Sevgili Elifciğim’e de görüntülü konuşma ile bağlandık ve onunla da hasret giderdik.

Günün sürprizi genç Şefimiz Rıza Edebali’den geldi. Elcağızıyla hazırladığı damla çikolatalı ve üzümlü enfes, taptaze Biscottiler yetmezmiş gibi, her birini ismimize özel etiketlerle, biricik eşim @Deklancheur dahil, hiç birimizi unutmadan, tek tek paketlediği özenli sunumuyla da, hepimizi mest etti sağolsun. 🙂 Bu ekip bi’ harika diye boşa demiyorum ki ben! 🙂

usengec-sef-fan-club-bulusmasi-istanbul

Davetin sonunda bile henüz birbirimize doyamadığımıza karar verdiğimiz için, tabi şahane havanın da verdiği motivasyonla, Karaköy’den Eminönü’ne yürüdük ve vapur sefası yaparak yine unutulmaz bir güne imza attık.

on-numara-kahvalti-usengec-sef-fan-club

Yepyeni Üşengeç Şef Buluşmalarında görüşmek üzere, Sevgili arkadaşlarım Hale ve Olcay’a Bi Mutfak Kahvaltı’daki nazik ev sahipliği için teşekkürler.

Porter BBQ – Bağdat Caddesi’nin Leziz Amerikan Mutfağı

3

Popüler Mekanlar köşemde bugün size, Bağdat Caddesi’nde sadece bir kaç ay önce açılmasına rağmen, önünden her geçişimde içerisini dopdolu görmem sebebiyle, son dönemde oldukça merakımı cezbeden bir mekan olan Porter Barbq’dan bahsedeyim diyorum. Caddenin en yoğun alanı olan Caddebostan-Suadiye aralığının dışında kalan bir mekanın, bu kadar yoğun ilgi görmesinin sırrı neydi acaba diye açıkcası oldukça merak ettiğim için, yoğun programım arasında, en sonunda bir vakit yaratarak, nihayet gittim ve sıralarını da bir bir keşfettim. Bu sayede en favori mekanlarımdan biri haline geldi. Haydi bu denli başarılı olmasının sırlarını masaya yatıralım mı beraber? 🙂

porter-bar-b-q-burger

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; normalde çok sevdiğim Kadıköy, son dönemde özellikle “rantsal”, ay pardon yani “kentsel dönüşüm” sebebiyle öylesine keyifsiz bir semt olduki anlatamam. Dozerimiz, hafriyat kamyonumuz, inşaat gürültümüz hiç eksik olmuyor. Bunun üzerine bir de döviz kurlarından etkilenen zaten uçuk olan kiralar sebebiyle, son dönemde birbiri ardına kapanan dükkanları ile Bağdat Caddesi, özellikle de yeme içme anlamında çok ciddi kan kaybetti maalesef.

İşte tam de böyle bir dönemde Çiftehavuzlar’da Amerikan Mutfağı ve kokteyller üzerine bir restoran açmak, oldukça cesaret isteyen bir davranıştı. Ama 2 idealist çılgın adam bu işe giriştiler. İyi ki de girişmişler ki, bu girişimin sonucunda Bağdat Caddesi uzun süredir özlediği, hasretle beklediği kendi şanına yakışan kalitede bir mekana kavuşmuş oldu. Cem Boyvadaoğlu ve Şef Sertan Çavuşoğlu’ndan bahsediyorum. Bu ikilinin iyi yemeğe olan ilgisini size şu şekilde anlatmak istiyorum : Menünün bence en güzel ürünlerinden biri olan Briscet Burger’in ekmeği için bile tam 6 ay yanlış okumadınız, yazı ile “Altı ay” uğraşmışlar. Yapıp yapıp beğenmemişler, ta ki tam içlerine sinen o lezzete ulaşana kadar.

Cem Bey’in yeme-içme sektöründe daha önce yurtdışı tecrübesi de olmuş. Oradaki birikimlerini, Porter Bar.B.Q & Craft Cocktails ile Türkiye’deki ilk mekan işletmeciliği deneyimine aktarmış. Sertan Şef ise, uzun yıllar Amerika’da, aralarında St.Regis ve Ritz Carlton gibi exclusive otellerin de yer aldığı mutfaklarda görev aldıktan sonra 2012 yılında Türkiye’ye dönmüş ve Jamie’s Italian ve Raffles Istanbul’da önemli görevlerde bulunmuş.

porter-bar-b-q-coctails-bagdat-caddesi-american-kitchen

Porter Bar.B.Q & Craft Cocktails, iki katlı ve bahçeli bir mekan. Özellikle yaz aylarında üstü açılan bahçesi ve üst katının balkonu da çok keyifli. Mekanda akşam 23:00 itibariyle, Hande ve Koray sahne alıyor, Cuma geceleri canlı blues ve Cumartesi akşamları da Canlı jazz müziği perfomansı yapılıyor. Repertuarları inanılmaz eğlenceli.

Porter Bar.B.Q’nün iddialı menüsüne gelince;

Gerçekten de tam bir Amerikan barındasınız ve hiçbir yerde bulamayacağınız çeşitte bira ve tamamen kendilerine özgü nefis kokteyller ile yemek öncesi kendinizi şımartabilirsiniz. Mesela “Beverly Hills Margarita” efsane…

Masanıza garsonlar tarafından, ilk olarak Sertan Şef’in her güne özel farklı denemelerini yansıttığı bir “amuse-bouche” yani iştah açıcı aperatif sunumu yapılıyor. Başlangıçlardan tercihimiz “Ispanaklı enginar dip ve paprika cips”, “Tempura karides” ve “Chicken Loly Pop” oluyor.

porter-bar-b-q-bagdat-caddesi-menu

Özellikle Dubai’de “The Hide” Restaurant’da bir benzerini yediğimiz enginar dip sosu Üşengeç Şef’inizi dinleyin ve mutalaka deneyin derim. Sertan Şef harikalar yaratmış. Bu arada o gece resmini çekemediğimiz ama sonraki gidişlerimizde masadan eksik etmediğimiz trio soslu Frankfurter sosisi de çok beğendiğimizi ekleyeyim.

porter-bar-b-q-enginar-dip-sos-bagdat-caddesi-mekan

Porter Bar.B.Q & Craft Cocktails ‘in normal menüsünün dışında sushi menüsü de var, hatta normal sushiye mesafeli yaklaşanlara, et-sushi’leri bile var. Uzakdoğu restoranı olmamalarına rağmen, bu konuda İstanbul’daki bir çok Uzakdoğu restoranı olma iddiasındaki mekanlara göre çok daha başarılılar. Sushi menüsündeki seçenekler arasından benim en favorim, uzak ara farkla yılan balıklı enfes lezzet: Dragon Roll oluyor.

porter-bar-b-q-sushi-dragon-roll-bagdat-caddesi-mekan-tavsiye
Farklı lezzetler denemeye açık olanlar için “Strawberry Salad” yani çilek soslu, rezeneli ve bol yeşillikli salata, Porter Bar.B.Q menüsünden ilginizi çekebilir. Artık hepinizin bildiği üzere tam bir Çilek delisi olan Üşengeç Şef’iniz taze çilekli bu salatayı çok sevdi 🙂

porter-bar-b-q-cilek-salata-roll-bagdat-caddesi-mekan-tavsiye

Ana yemeklere geldiğimiz sırada tabii ki bir burger sevdalısı olan eşim, nam-ı diğer Deklancheur Bey, Sertan Şef’imizden aldığı tüyo ile Brisket Burger’i tercih edip, lezzeti karşısında kendinden geçiyor. Ben de bu kadar başarılı bir burgeri İstanbul’da daha önce yemediğimi rahatça söyleyebilirim.

Porter Bar.B.Q & Craft Cocktails’in adeta amiral gemisi ve imza yemeği olan, “Oak Smoked Beef Rib” yani “Meşe odunlu barbeküde dana kaburga”yı tatmaya geliyor sıra. Bizim gibi isli tatları sevenlere hitap edeceğini düşündüğüm bu lezzet, Tennessee’den özel olarak getirilmiş fırında, meşe odunu ateşinde, 10 saat kadar, düşük sıcaklıkta ağır ağır pişiyor ve ortaya da içinde kendi suyunu muhafaza etmiş, ağızda adeta dağılan bir et çıkıyor. Off! Yazarken ben bile etkilendim. Eşim Kaburgayı o kadar çok beğeniyor ki, Amsterdam’a her gidişimizde ziyaret ettiği ve İstanbul’a dönünce devamlı sayıklıdığı kaburgacı Cafe de Klos’un pabucunun dama atıldığını söylüyor. Hadi inşalah! 🙂

porter-bar-b-q-beef-rib-dana-kaburga-bagdat-caddesi-mekan-tavsiye

Sıra tatlılara geldiğinde, “Mexican Churros” ve eşimin favorisi “Citrus Arroz Con Lecche” yani Satsuma sorbesi ve zencefil kurabiye kırıntıları üzerine narenciye aromalı pirinç kreması alıyoruz. Eşimin tercihi sıcak havalar için oldukça ideal fresh bir tatlı. Churros ise yanında gelen vanilya çikolata ve süt reçeli sosları ile geceye sağlam bir kapanış yapmak isteyenlere ideal bir tercih olabilir.

porter-bar-b-q-mexican-churros-bagdat-cad-mekan-tavsiye

porter-bar-b-q-canli-muzik-bagdat-cad-mekan-tavsiye
Biz Porter Bar.B.Q & Craft Cocktails’i, yemeklerini, kokteyllerini ve sahipleri Cem Bey ve Sertan Şef’i o kadar çok sevdik ki, kısa sürede defalarca giderek açıldığından bu zamana kadarki yokluğumuzun acısını çıkardık desem yeridir. Kendilerine Bağdat Caddesi’ne böyle güzel bir mekan ve değerli misafirlerimizi de ağarlayabileceğimiz lezzette yemekler kazandırdıkları için tekrar tebrikler.

Porter Bar.B.Q & Craft Cocktails

Adres: Göztepe, Bağdat Cd. 199/A, 34730 Kadıköy/İstanbul

Tel: (0216) 251 14 87